Emekli amiraller açıklama yaptı; bu, ‘darbe çığırtkanlığı’ mıdır?

70
Reklam

Pek çoğu niyet halinde kalsa bile başından bunca askeri müdahale, darbe geçmiş bir ülke olmamıza rağmen hala öğrenemediğimiz anlaşılan bir gerçek var: Hiçbir darbe, ilan edilerek, davul zurna çalınarak gelmiyor. Tersine, sisteme müdahale etmeyi kafaya koyanlar bu niyetlerini son ana kadar gizliyorlar…

Son hain darbe girişimi olan 15 Temmuz 2016’da da öyle olmadı mı?

O girişimden aynı gün öğle saatlerinde bir subayın tehlikeyi göze alarak bilgi vermesine kadar haberdar olunmadığını, öğrenildiğinde de ‘gerçek mi, değil mi?’ kafa karışıklığı yaşandığını sonradan yapılan açıklamalardan öğrenmiştik.

Gerçek şu: Darbe heveslileri ne yapacaklarını en yakınlarından bile saklıyorlar. 

Dün 103 emekli amiralin -bazılarının yazarı da olduğu bir internet sitesinde- yayımladıkları bildiriyi ‘milli iradenin meşru temsilcilerine parmak sallamak’ ve ‘darbe çağrışımlı metin’ olarak görmek, bu gerçek göz önünde tutulduğunda pek doğru görünmüyor.

Hatta emekli askerlerin herhangi bir konuda bildiri yayımlaması, tam tersine bir gelişme ve artık darbeler döneminin sona erdiğinin bir başka yolla açıklanması olarak bile değerlendirilebilir… 

Başlarından askeri müdahale geçmemiş ülkelerde de bazı zamanlar emekli askerlerin birkaçı bir araya gelerek veya topluca görüşlerini kamuoyuna duyurdukları biliniyor.

[Donald Trump’ın dört yılı boyunca birkaç kez bu olay yaşandı. Bunun son bir yıl için yapılmış bir listesi bile var. En önemlisi, ABD’de seçimlere birkaç hafta kala (24 Eylül 2020’de) 200’den fazla general ve amiralin ‘devlet başkanlığı ve başkomutanlığa Joe Biden’in Donald Trump’tan daha layık olduğu’ yolundaki açık mektuplarıydı. İmza verenler arasında muvazzaf generaller ve amiraller de bulunuyordu. 103 amiral görüşlerini bildiriyle açıklamada oradan esinlenmiş olabilir.]

Reklam

Güncel konularda görüşlerini açıklama ihtiyacı duyan emekli amirallerin -hiç değilse bazısının- dile getirdikleri rahatsızlık konularından çok daha hassas temel konularda hükümetin politikalarını destekledikleri de biliniyor. 

Kamuoyumuz o isimleri, AK Parti’nin itibar ettiği televizyon kanalları ve gazetelerde politikalara destek çıkan görüşlerini serdederken görüp tanıdılar.

Mavi Akdeniz, Kıbrıs, Libya desteklenen konu başlıkları.

İmzacı emekli amiraller arasında ismini görmedim ama kendisi de bir emekli amiral olan Cihat Yaycı’nın, Kanal İstanbul projesini Montrö’yü delme ihtimali yönünden eleştirenlere, canla başla “İlgisi yok” cevabı vermek üzere kanal kanal dolaştığını hatırlıyorum. 

Lafı uzatmaya gerek yok: Darbe yapacaklar bu niyetlerini bildiriyle önceden açıklamazlar.

Dahası, darbelerin emekli olmuş subaylar tarafından yapıldığı da hiç görülmemiştir.

15 Temmuz girişimi daha önceleri “Artık bizde de darbe olmaz” kanaatine ulaşmış olanlarımızı konu üzerinde yeniden düşünmeye sevk etti; her an tetikte olmak gerekiyor. Ancak her görüş açıklamayı ‘darbe niyeti’ olarak görmek ne derece sağlıklı bir yaklaşımdır, tartışmaya değer.

Türkiye geçmişte neredeyse rutine dönüşmüş belli aralıklarla demokratik sisteme müdahalelerden çok çekti. 27 Mayıs’la (1960) başlayan darbeler silsilesi, öyle olaylar yaşanmasaydı bugünki durumundan çok daha iyi bir yerde olabilecek ülkemizi her alanda geride tutmaktan başka bir işe yaramadı.

Reklam

Üniformalı ve silahlı bir gücün siyasiler üzerinde gölgelerini hissettirmesini de hesaba katmak gerekiyor.

[En bilinen örnek, 1995 seçiminden birinci parti olarak çıkmış Refah Partisi’nin kendisine hükümet ortağı seçtiği ANAP’la kuracağı koalisyonu Mesut Yılmaz’a bayram ziyaretine giden üniformalıların engellemesiydi. Başbakan olduğu dönemde de, Mesut Yılmaz’ın, karşılaştığı asker baskılarını, kendisini izleyen birkaç gazeteciye, uçakta bile konuşarak değil işaretlerle anlatması  garabeti de unutulacak bir olay değildir.]

‘Vesayet’ sözcüğüyle ifade edilen işte sistem üzerindeki o gölgedir.

Hükümet adına 103 amiralin bildirisine iktidar cephesi adına şiddetle karşı çıkanların sergiledikleri hassasiyetin altında da geçmişin kötü örnekleri yatıyor.

AK Parti’nin 20 yıla yaklaşan iktidarının en gözle görünür başarısı ‘vesayet’ zincirini kırmasıdır.

Zinciri kırmak kolay olmadı. 

Meclis’te çoğunluğa sahip olduğu halde kendi içerisinden birini Cumhurbaşkanı seçtirebilecek AK Parti’ye aday dayatması yapanlar çıkınca alınan birkaç basamaklı bir karşı-tavır, Abdullah Gül’ün kendisinden vazgeçmiş görünen partisine rağmen adaylıkta direnişi ve cumhurbaşkanı olduğunda izlediği politikalar vesayetin geride bırakılmasında etkili oldu.

Muhalefetin bütün renklerinin demokrasi ayıbı davranışları, Anayasa Mahkemesi’nin utanılacak kararı, AK Parti’yi kapatma davası… 

Az sorun yaşanmadı o dönemde.

Yaşandı ve vesayet gölgesi direnilerek aşıldı.

Şimdi bir internet sitesinde emekli askerler bildiri yayımladı diye bunu ‘vesayet’ ile eş-değerde görmek ve ‘darbe çığırtkanlığı’ olarak sunmak yanlış bir tepkidir.

Neredeyse aynı konuda (Montrö antlaşması) iki ay önce 126 emekli büyükelçi de bir açık mektup yayımlamışlardı.

Emekli askerlere gösterilen tepkinin asgarisi onların bildirisine yöneltilmemişti.  

İki açıklama arasında temelde fazla bir fark yok oysa.

Bu arada, Montrö antlaşması gibi ülkenin egemenlik haklarıyla ilgili temel bir konuda, iktidar içerisinde önemli konumlarda bulunan kişilerin, başka anlamlara da çekilebilecek açıklamalar yapmasının yanlışlığı da ortada.

Her konu tartışılabilir elbette, ancak bazı konular tartışmaya açıldığında onu ilgili bütün çevrelerin katkısına da açık tutmak gerekir.

Emekli büyükelçiler ile emekli amiralleri, neden açılmış bir tartışmaya katkıda bulunan konuya taraf kişiler olarak görmüyoruz?

Öyle görmeliyiz.

ΩΩΩΩ

Reklam

70 YORUMLAR

  1. 104 amiral toplanmış bildiri yayımlamış. 104 general bir parti kursaydı daha güzel olurdu. Bunlar bildiri yayımlamayı bilir ama parti kurmayı bilmez mi? Bunlara destek veren ve hoş gören herkese soruyorum bu ülkenin nasıl yönetilmesini istiyorsunuz ? buna artık bir karar verin. Usandık artık. hER 10 yılda bir ayar verilmekten? yoksa bu beş yıla mı indirilmek isteniyor bizim haberimiz mi yok? beğenmediğimiz ve devlet geleneği olmayan ermenistan da bile milyonlarca halk sokağa döküldü ama bir darbe olmadı. Bu hükümeti sevmeyebilirsiniz beğenmeyebilirsiniz. Ben de beğenmiyorum ama sabırlı olmayı öğrenelim. Seçimler geldiğinde bu millet bu iktidara hak ettiği cevabı verecek. Artık bir bırakında bizde şu dünyada ki gelişmiş ülkeler seviyesine çıkalım. Şu darbe söylentileri de bizim gündemimizden kalksın. seçilmişlere saygı duyan herkese saygılı olalım.

    • Fikir beyan etmek için parti kurmak mı gerekiyor? Bırakın şu sakızı. Adamların söylediği şeyi düşünüp tartışmaya kafa yorun. Şu konuda doğru şunda yanılıyor deyin bir kere de, fikre odaklanın. İnsanlar fikrini söylemeye çekinir oldu sizin yüzünüzden.

  2. HERŞEY ŞİFRELİ ,HERŞEY GİZEMLİ BİR BİLDİRİ .. NEDEN 15 TEMMUZA 103 GÜN KALA , 104 YADA 102 GÜN DEĞİL. neden 103 amiral [amiral demeye dilim varmıyor ,sözde amiral diyelim ].. neden 102 yada 104 değil .. arkadaş bundan da şüphelenmezsek .. daha çooook bildiri yeriz .BU TAMAMEN FETÖ KOKAN BİR DGİZEMLİ BİLDİRİ .. ANLAYAN ANLIYOR ZATEN DE ..HÜKÜMET, 27 NİSANDA YAPTIĞI GİBİ GEREĞİNİ YAPSIN

  3. Fehmi bey her ne kadar “olay”ı değişik açılardan ele alıp, değişik düşüncelerin burad dillendirilmesini hedef aldıysa da 103 emekli Amiralin beyanatı üzerine kötümserliğini görseldeki “kara bulutlar”la göstermeğe çalışmış. En azından bu “yine mi” şeklinde bir sorgulama ve kaygıyı sembolize ediyor (böyle yorumladım, itirazı olan?).

    Bu aralar, görüş ve karşı görüş bildiren her kaynaktan ayrıntıları okuyacak pek zamanım yok. Misal, “Tekkedeki amiral” olayı nedir, ne değildir? Yazıya şöylece bir göz atmak, kutuplaşmanın tarihçesinin M. Kemal Atatürk Paşamıza kadar gittiğini hemencecik göstermiş oluyor. Emekli olsun olmasın askerler hep aynı dili konuşuyor. Özetle, kuruluşta çağdaş çizgi olarak belirlenen yoldan ayrılıyoruz, gidiş iyi gidiş değil. Montrö falan filan… “Montrö, Türkiye’nin II. Dünya Savaşında tarafsızlığını korumasına imkân yaratmıştır….. Mavi Vatandaki hak ve menfaatlerimizin korunması için Atatürk’ün gösterdiği yolda…..”

    “Bu tür klasik ifadeler 100 yıl sonra hala miyadını doldurmadı demek!” şeklinde bir görüş de geçerli bir görüştür. Yapılan bütün darbe ve müdaheleler hep aynı kafada yapılmadı mı? Bazı yönleriyle farklı olmuş olsa da sonuncusu 15 Temmuz’daki de temelde pek farklı değil(di). Bu son beyanat da bazı açıdan farklı olsa da temel benzerlklere haiz. Darbe/mudahelelerde darbeyi yiyen kesim tarafından bunun “çağrıştırma” olarak algılanması doğaldır. TSK camiasında bile eskiye göre böylesine bir algılama artışı olduğu da bir gerçektir (Amerika bölünmüşlüğü daha yeni Trump döneminde yaşadı. Biz bu konuda onlara basarız. Bu bir futbol tabiridir. Milli takım çok yaşa!!)

    • Velev ki bu beyanat bir darbeye “çağrıştırma” olmasın. Bu beyanat güç merkezi temsiliyetinin hatırası olarak o günlere duyulan bir özlemin bir göstergesidir. Bu iş tarihçesi itibariyle devam eden bir kutup kamplaşmasına karşı bugün bunlara “geçti o günler” diyebilen “Yeni Türkiye” kamplaşması gerginliğinin bir başka tezahürü. Bunlar birbirini iyi tanıyan iki kamplaşma (Dustin Hoffman’ın “yılan gözü bakışı”yla- snake-eyed look!). Bu temel farklılıkları kabul edip ülke adına daha iyisini yapabilme doğrultusunda darbesiz/müdahelesiz sağlıklı bir rekabet zeminine oturtabilmek lazım (bu ancak ve ancak tezim “Akıl*İman Sentezi” ile mümkün). Bu mümkün, olur da nasırlaşmış önyargıların bertaraf edilmesi bir hayli zaman alacağa benzer (veya benim işi gücü bırakıp sadece buna engaje olmam gerek).

      Neysem, ilk kutupbaşı idioloji dünyadaki emsallerine paralel olarak Türkiye’nin topyekün kalkınmasına vesile olabilseydi mesele yoktu. Vesile olamadı; niyetler iyi olmasına rağmen başarılı olunamadı. Kutupbaşı kamplaşma ülkeyi kontrol edip kaymağını yiyebileceği, herkese değil, kendilerine yeten bir düzen kurdular (dikkat edilirse etnik nefs vs, “nefs”ten bahseder dururum. Vaktiyle kurulmuş olan bu düzen “idiolojik nefs”/”siyasi nefs”in birer göstergesiydi). Oysaki, “Kurtuluş Savaşı”nda olduğu gibi, askeri gücü öncelikle mehmetçik/peygamber ocağı – şehitlik vesilesi görmek isteyenler, dindar bir bakıştan vazgeçemeyenler ülkede hep vardı. Buna karşı bu inanca serin bakan, ancak kendi açılarından her fırsatta güç dengesi olarak tepe tepe kullanan “çağdaş çizgi” mensupları CeHaPe ile siyasi tekelleşme oluşturdular. Kendilerine sorsan hiç bi hata yapmadılar, M. Kemal Atatürk Paşamızın çizdiği doğrultudan hiç ayrılmadılar, taviz vermediler. İyi de neticede bu ülkeyi geri kalmaktan kurtatabildi mi? Kurtaramazdı! çünkü hataların maliyeti büyüktü. Perşembenin gerişi Çarşambadan belliydi. Bir “Perşembe” günü er veya geç “serin bakan”lara değil tabandan gelen diğerlerine şans verecekti (bu kesim diğerlerini gözünde çokçası gerici kesimdi!). Sembolik te olsa bunun işaret fişeği M. Kemal Atatürk Paşamız döneminde onun katkılarıyla atılmıştı zaten… (Bitmedi, geç-güç te olsa bu konularda yazacak çok şeyler olabilir).

  4. Bu emekli askerlerin derdi Montrö değil. Siz de biliyorsunuz ki kimse Montrö’den çekilmez.Bu millet vergileriyle sizi en yüksek makamlara getirdi. Oturun; torun sevin, apartman yöneticisi olun, organik sebze yetiştirin.
        Ne zaman darbe heveslisi birileri imada bulunsa aklıma şerefli Türk askerinin üniformasını gasp edip 15 Temmuz sabahı don katına kalan FETÖ’nün darbeci itleri geliyor.

    • İşte size yukarda değindiğim yılan-gözlü bir bakış (snake-eyed look) örneği. Karşı cenahtan bunun simetrisinde benzer ifadelerin örneklerine rastlamak da mümkündür. Ancak, “işte bu” diyebilmem için yorumları tek tek okumam gerek. Ancak, bazılarına şöylece kestirme usulü bakabildim. “Kayıkçı kavgası” niteliğinde olanları çoğunlukta…

      Platforma girmeyeli yorum sayısı epey artmış. Acaba neden? Acaba bu, Nisan ayına girişle baharın getirdiği taze kan canlanmışlığının mı bir tezhürü? Emekli amirallerinki de hayatlarının “son baharına” giriş “hopdedik! biz ölmedik” kabilinden bir canlılık ifadesi olabilir mi?

      Yukarda değindiğim “Karşı Cenah”ın yanısıra bir de vaktiyle gerici kategoride olup ta sonradan saf değiştirmiş gericilikten ilericiliğe terfi edeyim derken dışarıya Pensilvanya’ya uçmuş kategori var. Temelin arkadaşı Dursun da onların arasında. Ne tecelli! İşte bunlar da ülkede “the cemaat nefsi”nden taviz vermeyen, demokrasi çığırtkanlığına dönüşmüş/dönüştürülmüş, emekli amiraller bildirisini günün şartlarının olgunlaştırdığı bir kademe niteliğinde görmek isteyen bir başka kategöri. Artık, “Türkiye’de darbe olamaz”dan “neden olmasın, keşke olabillse çünkü demokrasi yok” fırsatçılığı peşinde olanlar (neden olmadığı ayrı bir konu!).

  5. Enderman yine “Ülkemiz maalesef demokrasiden uzaklaştıkça bu tehditler azalmayacak artacak.”buyurmuş da;
    eski yorumculardan sn.bernar arkadaş da hacı yolu bekler gibi sürekli “çok büyük kanlı altüst oluşların yolunu” gözlüyordu ama en sonunda bekle allah bekle sabredemedi ve gitti askeri rejime sahip taylanda yerleştiydi.
    En iyisi bazı postal yalayıcısı arkadaşlar ufaktan bohçalarını toplasalar iyi olur; çünkü milletin şakası yok, kuyruğunu oynatanı oyarlar, benden söylemesi…
    Halkımızın demokratik kazanımlarını koruyup koruyamayacağını da herkesle birlikte siz de görmüşsünüzdür heralde ender bey?
    Test etmek isteyene yol açık, buyursunlar:))))

  6. Didem hanım “demokratik ülkelerde emekli generallerin bildiri tadında fikir beyan etmesi normal olabilir, ama bizim gibi tarihimizde ucube akademisyenler bildirisi gibi bildiriler varsa bir de askerden geliyorsa hele de muz cumhuriyeti olmaya çeyrek kaldıysa bildiri işi fena halde yanlıştır.” derken ender bey de;
    “Bu tür ülkelerde darbeler bitmez. Demokrasi yoksa darbeden medet umulur.” diyor.
    Al birini vur ötekine!!!
    Nurdan abla da nafile “Matrakçi arkadaş! pişeyler yazta gülelim.” deyip duruyor;
    yahu bu allamelerin, tatlısu demokratlarının şu yaveleri orta yerde serili dururken matrakçıbaşının zorlama ve bir o kadar da kıytırık, kaba bir köylü farsından hallice anlatılarına ne hacet?
    Siz beni güldürdünüz allah da size güldürsün emi!

  7. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde YSK onayıyla aday olan ve seçilen HDP’li 65 belediye reisinin 6’sına mazbata verilmedi ve 48’nin yerine ise kayyum atandı. Bu gerçeğin sorumluları Amiralleri darbe çığırtkanlığı ile suçluyor. Benim merak ettiğim konu bildiriyi imzalayan amirallerin kayyum konusunda düşündükleri.

    • Almancı arkadaş, kayyum atanan belediyelerde yapılan hizmeti diyarbakıra git de bi gör, batıdaki şehirlerimizden daha iyi hizmet alıyorlar, nankörlük etmeyin!
      Sicili bozuk adamları aday gösterirsen mazbatayı da alamazsın tabii; aynı partinin diğer adaylarına verildi nitekim…
      Darbe çığırtkanı emekli askerlerin kayyuma ilişkin düşüncelerine gelecek olursak:
      Diyarbakır cezaevi orada duruyor, 12eylülün canlı tanıkları da hala hayattadır…
      Tercih senin:))))

  8. Artık darbe olmaz kanaati bir ara bende de oluşmuştu. Ama bundan çabuk dönüş yaptım ve her zaman olabilir dedim. Son darbeden önce de olabilir diyordum. Hala da diyorum. Çünkü darbe şartlar oluştuğunda olabilen bir şey. Amerika gibi son derece güçlü bir demokraside bile darbe ihtimalleri konuşulurken, Türkiye’nin de sicili ortadayken olmaması istisnai bir durumdur. Kaldı ki bu Osmanlı’dan süregelen bir gelenek Türk ordusunda. Değişen de bir şey yok bence. Yapısal sorunlar hala devam ediyor. Ordunun yetişmesi, eğitimi, düzeni ve denetiminde demokratik bir dönüşüm olmadı.

    Ordu içinde farklı eğilimler olduğu biliniyor. Cemaatçi kanat tasfiye edildi, yada hala ediliyor diyelim, Kemalist ulusalcı kanat orada duruyor, ve her zaman darbeyi meşru bir seçenek olarak görüyorlar. Halkın Kemalist ulusalcı kesimleri de geniş anlamda Kemalist bir darbeyi destekledi her zaman ve bunun değiştiğini zannetmiyorum. Çünkü Kemalist ulusalcı kesimler sonuçta azınlık bu ülkede, hayat tarzlarına ciddi müdehale ve tehdit olduğunu düşünüyorlar ve son kertede Kemalist bir darbeyi desteklerler. İktidar yaptığı kamusal değişiklikler ve düzenlemelerle bu kesimleri daha da endişeye sevk etmekte ve bu duyguları güçlendirmektedir.

    Ülkemiz maalesef demokrasiden uzaklaştıkça bu tehditler azalmayacak artacak. Demokratik bir dönüşüm yapmayı beceremedik. 100 yıldır devam eden bir gelgitteyiz. Üstelik yapılan yönetim değişiklikleri ile demokrasiden tamamen uzaklaştık. Bu şartlarda ülkenin huzur bulması, birarada yaşama inancının oturtulması ve darbelerden uzak kalmamız çok ama çok zor.

  9. Bu sabah, yorumlara göz atmadan yorum yazdım şu an şöyle bir göz attım! AAA birde ne göreyım erdoğanın trol ordularından ger kalmış bir kaçi burada adate bayram ediyorlar..!!! Mahsunlari oynayarak birtürlü doymayan milletin hakkını “deveyi hamudu ile yutmak için aralanan kapıdan geçmek içın zil çalip oynuyorlar.
    Onu bunu bilmemde ABD yi TC dolaride lira zannederek Americalıları enayi yerine koyarcasına illgal yollarla ABD’ye yaptıklari yatırımlar, adam kaçırmak için verdikleri rüşvetlere ve MILLI DAMAD’IN hediyesi halkbank’ gelecek tüyü bitmeiş yetimlerin rızkınından ödenenlere eklenecek cezalar için endişeleniyorum.

    15 miliyon doları midesine indiren Fynn’i Trump aff ettiği için, yapacak birşey kalmadı.

    • Diyanetin Yaptırdığı ve yapılmış camiler ile öğündüğü kardeşlikten bahs ettiği bu siteyi okunuras bizim milletin ne kadar zekali ve Dinbaz(gerçek dindarları tenzih ederim) olduğu daha iyi anlaşılıyor.

      Troller! boşuna zil çalip oynamayın ve sevinmeyin battınız battı balık yan gider.

  10. Emekli tıp profesörün virüs konusunda görüş açıklaması ne kadar normal ise, emekli amiralin de Montrö konusunda görüş açıklaması o kadar normaldir.
    Montrö konusunun uzmanları
    1- Hukuk fakültelerinin Devletler Umumi Hukuku hocaları
    2-Üniverditelerin Uluslararası iİişkiler hocaları
    3-Amiralller
    4-Diplomatlardır
    Bir güruh daha var : Kara cahiller.

      • Emekli Amiralller Montrö konusunda yetkin kişiler olmakla birlikte, bildirideki sayı ve ortaya konan tepki bir bütün olarak değerlendirildiğinde danışıklı-döğüşü çağrıştırıyor.

    • NEDEN BİLDİRİ YAYINLADILAR
      1 Soyut olan irtica kavramının yerine daha somut bir tarif getirildi. Yani harp akademilerine girişte güvenlik soruşturması dahil çok daha etkin tedbirlerin alınmasına öngören bir yönetmelik devreye girdi. Ama bu sanki laiklik hedef alınıyormuş gibi kamuoyuna yansıtıldı.
      2 Bununla yetinmediler. Arkasından şu iddia ortaya atıldı. Mustafa Kemal’in adı askeri kurs önergesinden çıkarıldı. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adının askeri kurs önergesinden çıkartıldığı iddiasının bir yalan olduğu üzerinden 24 saat geçmeden ortaya çıkartıldı.
      3 Sonra ne geldi. Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğü müfredatından Atatürk İlke ve İnkılap dersinin kaldırıldığı iddiası. İddia diyelim iddia değil de. Yalan. Bunun da 24 saat içerisinde çürütüldüğünü gördük. Böyle bir durumun söz konusu olmadığını gördük.
      4 Sonra bir tümamiralin kendi evindeki bir fotoğrafı gündeme geldi. Bu fotoğraf üzerinden başka bir algı operasyonları yapılmaya çalışıldı. Arkasından kandil mesajı yayınladı diye bir Tümgeneral Davut Ala hedef gösterildi. Kimdir Davut Ala?
      15 Temmuz akşamında İstanbul Kartaltepe Kışlası’nın komutanı. FETÖ’cü hainlerle bizzat çatışmaya giren, 7 kurşunla yaralanan bir kahraman, bir 15 Temmuz kahramanı. Kandil mesajı yayınladı diye bu bildiride imzası olan emekli amirallerden biri tarafından “yazıklar olsun” ifadesinin geçtiği bir twitle kamuoyuna hedef gösterildi.

  11. 30 yıl bu vatana hizmeti olmuş emeklliklen mükafatlandırılmış tekkavüt olmuş askerin darbe yapacakları kanattı şahsen bende oluşmadı bildiriyi okudum gayet mantıklı gördüm bu ülkede yanlışı görüp söylemek imanın gereği deyilmi korkunun dışa vurulmasından başka bir şey deyil

  12. Darbelerin önündeki en büyük engel halkın ve bireylerin güçlü olması ve her türkü dikta ve vesayete karşı durma imkanlarının geniş olması ile mümkündür. Bugün Türkiye demokraside onlarca basamak geri düşmüş bir ülke. Halkın muhalefet yapma, siyaset yapma, itiraz etme, hakkını savunma ve alma şartları oldukça kısıtlı, bu hakları güvence altına alacak hukuk sistemi ise tamamen bitirilmiş durumda. Bu tür ülkelerde darbeler bitmez. Demokrasi yoksa darbeden medet umulur.

    Türkiye 15 Temmuz darbesi ile demokrasiye son çivisini de çakmıştır. Bu iş kime yaradı diye bakmak lazım. 15 Temmuz öncesine göre daha demokratik bir ülke değil Türkiye. Muhalefetin tüm imkanları elinden alınmış. Partisi kapatılmak isteniyor, medya tamamen kontrol ve baskı altında, gazeteciler sokak ortasında dövülüyor tehdit ediliyor, gösteri ve yürüyüş yapmak yasak, hukuki ve anayasal her türlü güvence rafa kalkmış. 15 Temmuz bu sebeplerle başarılı olmuş bir darbedir. Kaldı ki “Allah’ın lütfu” bir darbe olarak en tepeden nitelenmiş bir darbe bu. Demek ki birilerine iyi gelmiş. Ama halka ve demokrasiye iyi gelmediğini biliyoruz. Bütün göstergeler, insan hakları raporları bunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. Üstüne üstelik bu şartlar ekonomiyi, dış ilişkileri, hemen her alanı olumsuz etkiliyor. Demokrasi olmayınca bir damat hazineyi boşaltıyor, kimsenin ruhu bir duymuyor. Hesap da soramıyorsunuz, ortadan toz oluyor.

    Buradan çıkış emekli generallerin uyarıları ile değil gerçek anlamda demokrasiye dönüş ile olabilir. Buna iktidarın niyeti yok. Muhalefet ise kısıtlı şartlarda varlık gösteremiyor, alternatif olamıyor. Tam bir sıkışmışlık durumu.

    • İyi özetlemiş Ender bey. 15 Temmuz kimin darbesidir sorusuna en doğru yanıtı öncekiler gibi yıllar sonra öğreneceğiz. 12 Eylül’de “Bizim adamlar kazandı” diyen ABD olduğu gibi. Güpegündüz köprüye asker yığarak darbe yapılamayacağını, önceden ayarlanmadan gece yarılarında her camiden selalar okunamayacağını bilmek için stratejist olmaya gerek yok. Kendi askerlerince esir alınmış Gn Kr Başkanı’nın terfi ettirildiği cabası… Tüm bunlar eski amirallerin yazdıkları doğru bile olsa bu şekilde gece yarılarında açıklama yapmalarını haklı gösteremez. Gece açıklama yapmaları bile ne kadar öngörüsüz olduklarının göstergesidir. Kime yaramıştır bu açıklama? Hep olageldiği gibi AKP ve CB’nına. e muhtıra, hiç açıklanmayan Büyükanıt görüşmesi, 360 el şuna kalktı, o yere göre sığdırılamayan 15 Temmuz… Bir ülke bu kadar yalanla ayakta kalamaz. Damat gibi olacak ama “Allah sonumuzu hayır etsin”

  13. O bildiriyi okudum! Bir kerce bildiri tamamen gûndem çaptırma ve hem içerde hem dışarda yaptıklari tahribatları kapatmak için danışıklı dõvüş’ lerinden biri olduğu kabak gibi ortada.. bundan bir süre õnce yazdığım yorumda! 15 Temmuz Allahın LÜTFÜ gibi bir lütfe ihtiyaçları olduğunu ve bunuda ABD’de Mayista başlayacak Halkbank davası öncesi muhalefet’de dahil Türkiyeyi yanına almak! Ayni zamandada bir taşla iki kuş vurarak Gergerlioğlu olayınıde gündemden düşürmek.

    En önemliside, bildiri’nin
    birilerinin oyunu olduğu kabak gibi ortada, olması
    Yapacakları yandaşa yarar ülkeye zararlı işler için milletti galyana getirmek! Bu’da ALLAHIN LÜTFÜ’ne benzer ikinci bir Lütf… çünkü…..dünyada bitmış rağbeti Türkiye’dede bitmek üzere olduğu için Perinçek Paşanın emir erleri yardimlarına koşmuşlar.
    Son 20 senedir ayni filimi defalarca izledik.
    Zaten Abdulatif Şenerin dediklerini fazlasi ile Tųrk halki ve Türkiye yaşayarak gõrdū.

    Matrakçi arkadaş!
    Pu Perinçek paşanın uşakları için’de pişeyler yazta gülelim.

  14. Başkomutanımız, savunmabakanımız, gen.kur.bşk. ve diğer işbaşundaki sıralı komutanlar dururken bir grup emekli askerin çıkıp uluorta bildiriler yayınlaması terbiyesizliktir!
    Banka hesapları incelensin, yakın zamanda yurtdışı için uçak bileti rezervasyonu olanlar tespit edilsin, emekli maaşları haczedilsin ve orduevlerine giriş çıkışları yasaklansın.
    Yargı, rütbe ve kıdemleriyle ilgili bildiğini yapsın yeter.

    • Geçilmeyen köprüler ve otoyollara, uçulmayan havaalanlarına on yıllarca milyon dolarlar ödememize yol açanlara ne yapalım o zaman? Hangisi bize daha çok zarar veriyor? Ahları gitmiş vahları kalmış bunak amiraller mi, daha on yıllarca (torunlarımızca) ödenecek borcun altına bizi sokanlar mı? Ne alaka değil mi? Tüm haklarını ölçüsüzce ellerinden alalım diyen sizsiniz.

  15. demokratik ülkelerde emekli generallerin bildiri tadında fikir beyan etmesi normal olabilir, ama bizim gibi tarihimizde ucube akademisyenler bildirisi gibi bildiriler varsa bir de askerden geliyorsa hele de muz cumhuriyeti olmaya çeyrek kaldıysa bildiri işi fena halde yanlıştır.
    darbe fazla saçma bir abartı olsa da vesayeti hatırlatma eğilimi oldukça yüksektir.
    böyle bir çıkıştan sadece mevcut iktidar nemalanabilir, o da bu bildirinin etinden, sütünden, yağından, iliğinden, kemiğinden, yününden hatta derisinden faydalanacaktır, hele şu ara ilaç gibi gelmiş olmalıdır.

    oysa lozana gelene kadar, kanal istanbulla ilgili aklı başında bir tartışma konusu mu yok. ben bir iki tane sıralayayım…

    kanal projesinin olduğu alanda milyonlarca m2 arazinin son bir kaç yıl içinde neden el değiştirmiş olduğunun sorgulanması gerekir mesela. aykut aydoğan
    2009-2013 yılları arasında 656 bin 774 metrekareye tekabül eden 65 tapuda, 2014 ve 2018 yılları arasında ise 4 milyon 800 bin metrekareye denk gelen 476 tapuda değişiklik olduğu ifade ediliyor.

    Önceki planda teknoloji geliştirme ve kongre alanları olarak belirlenen yerlerin askıya çıkan yeni planda konut alanına dönüştürülmesi meselesi var.
    Kanal İstanbul projesi gündeme geldiği andan itibaren hükümetin projeyi halkın gözünde olumlu göstermek adına projeye koyduğu, lojistik merkez, üniversite, turizm ve ticaret geliştirme bölgesi gibi alanlarının yerine projede konut alanlarının konduğu bir revizyon yapıldığı amaç ta rant ve kar olduğu söyleniyor. talan ve tahribat anlamına gelen bu projenin tartışılması gerekmez mi?

    “proje güzergahında yer alan 440 meradan, 13 milyon 437 bin metrekare büyüklüğündeki 418’inin mera niteliği kaldırılacak, 22’sinde ise tapu kaydında tedbir veya davalar olduğundan henüz çalışmalar sonlandırılamadı. Kaybolacak tarım ve mera alanları toplam 40 milyon 710 bin metrekare olurken, bu rakam projede kullanılacak toplam alanın yüzde 59.5’ine denk geliyor. Proje üzerinde 4.5 milyon metrekare de orman alanı bulunuyor. ” bu tartışılması gereken önemli bir konu değil mi???

    pek çok bilim insanı projeyi çeşitli nedenlerle tehlikeli buluyor, bunun tartışılması yerinde değil mi?

    hazinenin tam takır kuru bakır olduğu bir zamanda yine beşli bir yerde müteahhitlere yeni bir rant kapısı olduğu gerçeği de insanlara anlatılmalı değil mi?

    şimdi kanal istanbulla ilgili bunca yolsuzluk talan konuları dururken, montrö ile ilgili bir kaç gereksiz, saçma sözün arkasına düşüp bak vesayeti hortlatacak bunlar tadında bildiri yazmanın gereği nedir?

    bu arada pudracı odacı akp li genç için verilen mal varlığı soruşturmasını akp ret etmiş, neden?

    • pudracı odacı soruşturmasına neden ret verilmiş olabilir diye düşünürken konu yalnız kalmasın.
      meclis araştırma önergesi verdiğinde bu konular araştırılmalı ve gerçekler halka açıklanmalı değil mi? vesayetten kurtulmanın en doğru yolu gerçeklerin bilinmesi değil mi? bir vesayetten çıkıp başka vesayete düşmenin övülecek bir yanı var mı???

      İYİ Parti’nin Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 24 kişinin yaşamını yitirdiği tren kazasıyla ilgili verdiği araştırma önergesi, 24 Temmuz’da TBMM’nin gündemine girdi.
      Önerge, AKP ve MHP milletvekilleri önerge oylarıyla reddedildi.

      İYİ Parti, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından geçen iki senede ortaya çıkan bilgiler ışığında, Fethullah Gülen yapılanmasının siyasi ayağının ortaya çıkarılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması önergesi verdi.
      24 Temmuz’da değerlendirilen önerge, yine AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

      CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çocuklarının ve yakınlarının Man Adası’ndaki bir şirkete para transferlerine ilişkin açıkladığı belgelerle ilgili Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.
      Önergede, bu konunun “açıklığa kavuşturulması ve halkımızın aydınlatılması bir zorunluluk haline gelmiştir” denildi.
      MHP çekimser kalırken, AKP önergeyi reddetti.

      Başbakanı Binali Yıldırım’ın oğullarının ve akrabalarının vergi kaçırdığı iddialarının ardından CHP de tüm siyasilerin “vergi cennetlerinde” bulunması muhtemel servetlerinin araştırılması için önerge verdi. MHP’nin desteğine rağmen önerge AKP’nin oylarıyla reddedildi. AKP, böylece Yıldırım’ın “Araştırılsın” dediği önergeyi ikinci kez reddetmiş oldu.

      Manisa’da yüzlerce askerin yedikleri yemeklerden sonra hastaneye kaldırılmaları üzerine CHP, zehirlenme vakalarının nedenleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yapılan yemek ihalelerinin ve yemek şirketlerinin teknik ve hijyen şartlarının araştırılması amacıyla bir önerge verdi.
      Önerge, AKP oylarıyla reddedildi.

      Atatürk Havalimanı saldırısı – Haziran 2016
      CHP, MHP ve HDP, art arda yaşanan saldırıların ardından güvenlik zaaflarının olup olmadığının araştırılması ve varsa giderilmesi için önergeler verdi.
      Önergeler, AKP’nin oylarıyla reddedildi.

      4 Aralık 2019 tarihinde “Alevi toplumunu hedef alan tehditlerin, dışlayıcı politikaların detaylı olarak araştırılarak, sorumluların ortaya çıkarılması, olaylara tehlikeli boyutlara ulaşmadan çözüm getirilmesi, kamuoyunda ve yurttaşlar arasında oluşan endişelerin giderilmesi” amacıyla verilen önerge AKP oylarıyla reddedildi.

      8 Ocak 2019 tarihinde, “Kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik gerçek rakamların açığa çıkarılması, cinayetlerin ve erkek şiddetinin sona erdirilmesi için etkin ve caydırıcı önlemlerin alınması” amacıyla verilen önerge, AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

      12 Kasım 2019 tarihinde “İşsizliğe bağlı intiharların araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınması” amacıyla verilen önerge, AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

      12 Ekim 2019 tarihinde “Sayıştay Başkanlığı’nın 2017 yılı Kamu İdari Denetim Raporlarına yansıyan belediyelerdeki yolsuzluk ve usulsüzlüklerin araştırılması” araştırma önergesi, AKP-MHP tarafından reddedildi.

      30 Nisan 2019 tarihinde “Şehit cenaze töreninde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişiminin aydınlatılması” amacıyla verilen önerge AKP oylarıyla reddedildi.

      • Didem hanım, sondan başa doğru yapılan tüm seçimlerde de bu sayıp döktüğünüz iddiaların araştırılıp soruşturulmasını isteyen tüm muhalefet partileri de sandıkta milletin tokatını yedi.

        • Ne sallarsın ya bu 2019 önergeleri sırasında ve sonrasında sadece yerel seçimler oldu. Büyük şehirler başta muhalefet partileri çok önemli başarı kazandı. Sandıkta milletin tokatını sizler yediniz. Durmak yok, tokata devam.

  16. 8 TL dolar kurunda emekli subay kartını ileri sürüp vesayet devam ediyor bindiğimiz takanın kaptanı kavgada yumruk saymaz şimdi bu amirallerin künhüne bir ayar verecek cümle alem gayretine hayret edecek bla bla bla… Danışıklı dövüştür beyler! Cambaza bakmaya alışık değilmiş gibi nedir bu helecan ? Heyecanlanmayın kalbinize zarar, malum ‘trop’ yükselirse apar topar kanal istanbul stent takıp, bypass ederler. Sonra mazallah maması kesik müteAKitler aç kalırsa etrafa şarlamaya başlarlar da bağırsak temizliği gecikmiş Türkiye’nin lavman ile bağırsakları boşalır da ortalık rezilet ve cife dolar. Zamanımız azalıyor her gün aleyhte işliyor ve peşimizde olan peşimizi bırakmaya niyetli değil ! “Hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork.” “İşte o gün insan “Kaçacak yer var mı?” diyecektir.” Kıyamet-10

  17. Genç subaylar değil….emekliler rahatsız….pehhhhhhpehhhhoehhhh🤣🤣🤣🤣
    Zevk düşkünü….azgın lik….zikr düşmanı……bunnnnnnnnna…
    💚cübbeli amiral sen çok yasaaaaa

  18. Bir de şöyle okuyun bu yaygarayı:
    Herşeyi tüketmiş ve hikayesi çoktan hikaye olmuş Erdoğan’ı bu emekli askerlerin çıkışı “demokrasi havarisi” yapar mı? Acaba bu emekli amcaları böyle bir “vatan hizmetine” ikna edenler bu niyetle mi bunu yaptılar? Bence gayet mümkün. Derin Devlet’in şiddetle ihtiyaç duyduğu dindar maske olan Erdoğan yönetiminin biraz daha devam edebilmesi için yeni bir kaosa ihtiyaç var. Yakında bir yeniden çakma “darbe girişimi” olursa şaşırmam.
    Geçiniz bu hikayeleri, yok darbe çağrısıymış vs. Darbenin dik alası olan 27 Nisan Muhtırasını alıp öpüp başına koyan Erdoğan burdan bir demokrasi kahramanlığı çıkarmaya çalışacak anlaşılan.
    Eh taraflara kolay gelsin. Bu oyun bizi çok yordu.

  19. Abdullah Gül tarihi fırsatı kaçırmamalı. Kendisine reva görülen muameliye o zaman cevap veremediydi. Belki çatı adayı seçerler. Kılıçtaroğlu halinden memnun ki bi belediye başkanının evinde veye otel odasındadır kim bilir. Onun tuzu kuru.iktidara gelme hevesi yokki.Yenilmekten memnun. Ama öylemi Abdullah Gül’ün eşi “Şimdi ben de susuyorum, ama fazla susmayacağım; asıl intifadayı ben başlatacağım.” demişti. Fırsat geldi. Türkiyenin karşısındaki her olayda yorum yapan Abdullah Gülden bu defa ilk defa belkide kendisi için bir çıķış bekliyoruz.

  20. Emekli amiral ya da asker sivil vatandaş değil midir? Vatandaşın görüş ve düşüncesini beyan etme hakkı yoksa bu ülke bitmiştir.

  21. Kınayın bu bildiriyi muhalif arkadaşlar, zarar gelmez. Erdoğan dostu da olmazsınız merak etmeyin. Demokrasıyı savunmak, özgürlüğü savunmak, adaleti savunmak bu zamanda önemli. Siz kimsiniz demeli, iktidarı yenmek siyasetle olur diye ayağa kalkmalısınız. Söyledikleriniz o zaman tutarlı olabilir. Sonra bi 15- 20 yıl daha beklersiniz. Adam niye kazanıyor ki diye şaşırmayasınız. Biz niye kaybediyoruz diye dövünmeyesiniz. Hadi. Yapabilirsiniz.

  22. ABD eksiden genç subaylarını sahaya sürerdi şimdiyse emekli subaylarını sahaya sürüyor.

    Joe Biden etkisi.

    Bu Millet 15 Temmuz’da ABD uşağı darbeci paketlemeyi gayet iyi öğrendi sizinkiler tansiyon ilaçlarını unutmasınlar.

  23. Türkiye de Montrö ile ilgili bir tartışma var mı gündemimizde.
    Yok.
    Huylarından niye vazgeçmiyorlar
      Bu bildiriyi orduevlerinde bir araya gelerek canı sıkılan emekli askerlerin gündem oluşturmak için hazırladıkları düşünmek saftiriklik olur herhalde. İyi düşünülerek yazılmış, kafa yorulmuş 103 kişi bir araya gelmiş gibi. 
       Muhalefet partilerinden şu saate kadar hiç ses çıkmıyor. Açıklama yapsınlar, demokrasi falan…
        Fehmi Bey  gece yarısı piyasa sürülen 27 nisan e muhtırası ile ilgili geçmişteki yazısında şöyle demişti; 
    Fenerbahçe Orduevi’nde bir düzineden fazla tuzu kuru eski komutanla komşu yaşıyor Başbuğ ve Büyükanıt; acaba onların yönlendirmesine mi kendilerini açık tutuyorlar? Onlara mı güveniyorlar? 
    Bu tuzu kurular bunlar mı Fehmi bey.

  24. Ne var o bildiride, darbe iması nerede?” diyenler var… Türkiye’de yaşıyorsan ve generallerim imzaladığı bildirinin ne anlama geldiğini, tarihteki sonuçlarını bilmiyorsan; ya yakın geçmişle ilgili hiçbir şey bilmiyorsundur, ya da o bildiriden tarafsındır. #HodriMeydan

  25. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun beyin eşi Fatmanur Altun hanım, kendisine “İslam’la ilgileri yok bu aç köpeklerin” diye hakaret eden bir bîedep hakkında şikâyette bulundu. Yargıya müracaat etti. Yargı bu bîedep sanık hakkında beraat kararı verdi!

    Gerekçeyse evlere şenlik. Diyor ki yargıç(!):

    “İfadenin içeriği değerlendirilirken ilk olarak belirlenmesi gereken husus olarak söz konusu ifadenin somut bir olgu isnadı olmayıp değer yargısı açıklaması olduğu belirlenmiş, bu değer yargısı açıklamasının belli düzeyde olgusal temel içerdiği anlaşılmıştır.”

    Siz yargıda orduda ABD nin “Our boys” ları temzlendi mi sanıyorsunuz.

    Vakti gelince Beyaz efendileri ıslık çalınca bu haşhaşiler yine atlet koklayıp teknk nakavta girişecek

  26. Her bakanlığın, her kurumun hizmetliden, genel müdürüne kadar emekli personeli var. Eminim %99’u bu emekli amiraller kadar vatanını sever, hatta gerekirse bir asker gibi canını vatanı için feda eder.
    Hem demokrasiden bahset, hemde sonuçlarına itiraz et. Askerlerin yaptığı ihtilaller yüzünden çok canımız yandı. Maddi ve manevi çok kayıplarımız oldu. Her ihtilâlin bizi yirmi yıl geri götürdüğü aşikar iken hâlâ aynı özlemle yanıp tutuşmalari akla ziyan özlemlerdir.
    Milyonlarca emekliden bahsettim. Bu güne kadar hangi emekli gurubunun bu yola tevessül etme aklına gelmiştir. Sayın paşalar, siz bu memlekete olan sevdanızdan değil, bu devletin vatan savunması için size emanet ettiği silâhtan almaya alışık olduğundan bu zırva bildiriyi imzaladınız.
    Bu halktan özür dileyin ve bildirinizi lütfen geri çekin.

  27. Yahu son 5 yılda mavi vatan için Libya da savaşa dahilolan ve sıfırdan alıp savaşı kazanan,
    Mavi vatan için Fransa ve Yunanistan ile savaşa nerdeyse giren bu hükümete dstek için tek bir laf temeyen ,
    cihat yaycı dışında TV lerde en ufak laf etmeyenler 15 temmzu a 103 gün kala 103 genaralin tutulanmasına atıf yapar gibi 102 amiral Montro ya atıf yaparak muhtıra gibi gece muhtırası yayınlıyorlar.

    Darbe çığırtkanlığı yapmayın bunların içinde “Our boys” yok.

    siz uyuyun ki Biden in dostları suyu kaynatmaya devam etsin.

    Bakın muhalefete nasıl da sessizliğe büründü.

    Yani siz darbe otamını oluşturun diyorlar.

    ama karşılarında Reis var.Bunlar nafile çırpınışlar.

    Tüm “Our boys” lar ana vatanlarına iltica edecek.

  28. 103 emekli generalin onca hizmet ettikten sonra hala vatan millet sevdasıyla yanıp tutuştuklarını görmek bana gurur, kıvanç ve güven verdi.
    Sn CB’nının da 15 tmmz gecesi telefonla da olsa ne yapıp edip halkı bilgilendirmesini çok önemli bulmuşumdur.
    bizim gibi sıradan vatandaşlar herşeyi bilemeyebiliriz, bilmek zorunda da değiliz.
    yıllar önce de bir bilenle konuşurken şöyle demişti: bu tarkat cematler ülkeyi ele geçirmek istiyorlar! aboovv..
    ula ne diisun sen zaten onlar devletin kılcal damarlarında slalom yapmıyorlar mı diye sormuştum. insan kendi devletini ele geçirmek ister ..(mi)?
    arkasından humeyni iran havalanına inmesin mi! işte ozaman anladım anyayı konyayı.
    bu bildirgeçlerde ne yzar okumam pek ama, yazan kişiler kimdir? necidir? kimden para alırlar, kımden yardım alırlar, herhangi bir yerle vs iltisaklımıdırlar? sadece emekli maaşları olan sıradan emekli insanlar mıdır?
    herhangi bir yerlere ülkemiz ile ilgili raporlar bilgiler verip karşılığındada birşeyler alırlar mı?
    herhangi bir yere girip çıkarken resimleri tvitlei varmıdır, ne yazmış?
    bunları bilmeden ne yorum yapmaya, ne akıl yürütmeye hatta kafamı yormaya bile
    nıyetim yok.

  29. Fehmi bey in 26 nisan 2012 deki yazısı.

    Bir bayramlar ülkesi olan Türkiye’de yeni bir bayrama ihtiyaç yok; ama benim yine de bir bayram önerim olacak: Yılın tam da bu günü (27 Nisan) demokrasi bayramı olarak kutlanabilir…

    Askerler, “Bizim istediğimiz gibi birini cumhurbaşkanı seçmezseniz bir gece ansızın gelebiliriz” anlamına gelen ‘e-muhtıra’yı 27 Nisan 2007 gecesi Genelkurmay internet sitesine koymuşlardı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın bizzat sahiplendiği ‘muhtıra’nın ertesi günü toplanan Bakanlar Kurulu, “Herkes işine baksın, cumhurbaşkanı seçmek Meclis’in işi” açıklamasını yapınca, demokrasiye giden ardına kadar yol açılıverdi.

    Sanki bir sihirli değnek gibiydi ‘27 Nisan muhtırası’…

    Meydan okuyucu Bakanlar Kurulu açıklaması ertesi gün yapıldığı için bayram olarak 28 Şubat günü de benimsenebilir; ama ben yine de, muhtıra verilmemiş olsa ardından meydana gelenler yaşanmayacağı için, 27 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasının daha mânidar olacağı kanaatindeyim.

    Türkiye yalnızca ‘depremler ülkesi’ değil, aynı zamanda bir ‘darbeler ülkesi’ de… Askeri müdahalelerin ülkeye etkisi 8.2’lik depremlerden daha az değil. 1960, 1971, 1980 darbeleri, 1997’nin ‘post-modern’ müdahalesi ülkeyi temelinden sarstı. Kendine özgü çekişmelerine rağmen son on yılın ülkeye yaşattığı görece refaha bakıp, “Darbelerle demokrasi kesintiye uğratılmasaydı kimbilir bugün ne iyi halde olacaktık” diye düşünmemek elde değil.

    Ülkeye kayıp yıllar yaşattı askeri müdahaleler…

    27 Mayıs’ta (1960), 12 Mart’ta (1971) ve 12 Eylül’de (1980) müdahaleye maruz kalan siyasi kadrolar farklı davranabilseler darbeler dönemi daha erken sona erebilirdi. İki kez (1971 ve 1980) darbeyle düşürülmüş bir siyasetçi, cumhurbaşkanı oluşunu, eskiden yaşadıklarının başkaları tarafından yaşanmaması için kalıcı tedbirler almak için bir fırsata dönüştürmedi 28 Şubat 1997’de; tam tersine, darbelerin mağduru olma deneyimini yeniden bir müdahaleyi yönlendirerek değerlendirdi.

    Her seferinde askerler siyasete müdahale ettiler, siyasiler olanı kabullenip askerler yeniden siyasete kapı aralayana kadar beklemeyi yeğlediler…

    Ne zamana kadar? 27 Nisan 2007 ‘e-muhtırası’na kadar… Muhtırayı elinin tersiyle iade eden o hükümetin üyelerini ve Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası açıklanan karşı-muhtıraya katkıda bulunanları siyaset tarihimize altın harflerle kaydetmeliyiz.

    Öncesindeki gelişmelere biraz yakından bakınca, ‘e-muhtıra’ denilen metnin her darbeden önce verilen ‘ön-uyarılar’ türünden olduğunu görebiliriz. 12 Eylül öncesinde Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren’in dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e gönderdiği mektup gibiydi 27 Nisan’da Genelkurmay Başkanlığı internet sitesine konulan muhtıra… Beklemedikleri tepki yerine alıştıkları türden bir davranış biçimiyle karşılaşsaydı askerler, büyük ihtimalle, elleri altındaki güncelleştirilmiş ‘Bayrak Planı’nı uygulamaya koyacaklardı.

    Cumhurbaşkanları bundan böyle millet tarafından seçilecekse bunu da 27 Nisan’a borçluyuz… Yapay yöntemlerle, ayak oyunlarıyla veya milletvekili ayartarak Meclis’i tıkayıp hep aynı tipten kişilerin Çankaya’ya çıkması sağlanıyordu yoksa…

    Şaka sanmayın diye tekrarlıyorum: 27 Nisan gününü bayram ilân etmeyi ciddi ciddi düşünmeliyiz.

    28 Nisan da olabilir.

    • ben o yazının hissesi olarak aldığım cümle bu:

      “İki kez (1971 ve 1980) darbeyle düşürülmüş bir siyasetçi, cumhurbaşkanı oluşunu, eskiden yaşadıklarının başkaları tarafından yaşanmaması için kalıcı tedbirler almak için bir fırsata dönüştürmedi 28 Şubat 1997’de; tam tersine, darbelerin mağduru olma deneyimini yeniden bir müdahaleyi yönlendirerek değerlendirdi.”

      sizin de bu cümleyi hisse almanızı öneririm.

      • Biz aldık hssemizi 15 temmuz da donlarına kadar soyduk.
        şimdi kafaısnı çıkaranı içeri atıyoruz.
        ABD nin our boys larının sözde nerde demokrasi yalanları da bu yüzden.
        HDPP lıları içeri atarsın .Nerede öldürme özgürlüğümüz
        ABD piyyonu FETÖ cüleiri atarsın .Liyakat ,adalet
        Soroscu gezicileri bulduğun yere gönersin.Nerde gösteri ,işgal özgürlüğüm

        yok öyle yağma artık eski türkiye yok.
        ajanlar cirit astın 10 yıla bir darbe şartlarını olgunlştırsın
        Ortfadoğu da yaşayıp isviçre ağzı yok.

        • Danışıklı bayramınız kutlu olsun! Uygurları kaça sattınız?
          Perinçek abinizi sık sık çin büyük elçiliğıne gönderip büyük elçi ile görüşmesine neden ihtiyaç duyuyorsünüz? Yoksa Çinde yarım bıraktığınız göreve burada’mi devam ediyorsunuz?

          Perinç abiniz ile bırlikte koministlerin menfaatları içın güzel lobiler yapiyorsunuz değilmi? Bu işlerden çok zevk aldığınız burdaki cahaletinizden belli oliyor. Size laik akit gibi bir yalan ve iftıra makınesine’de iyi paçayı atmışsınız.

          • ABD deki beslemelere sor sen onları.
            ABD niye besliyor onları
            Danışıklı bayramımıza o zaman sen alet olma en önce sen karşı çık.
            ABD li Biden babanızdan dostları ile aksiyon bekle dur
            zor be işiniz ahretlik.
            Haçlılar namusunuza dokunmaz sizin
            Bol bol haçlılara hizmet edin
            Rüyada görmüş bir büyüğünüz.

  30. Düşünce açıklama başka, darbe çağrışımlı bildiri hazırlamak başka, geçmişteki kötü ve çirkin olayları hatırlatan bir yöntem ve üslupla bildiri.

    Bildirinin bu kısmı tartışılıyor.
    #TSK ve Deniz Kuvvetlerimizi bu değerlerin dışına çıkmış, Atatürk’ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabalarını kınıyor ve tüm varlığımızla karşı çıkıyoruz. Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir. #  Bu nedir fikri bir tartışma mı. İlahi Fehmi bey.
    Niye bu bildiriler gece yarısı yayınlarlar ki

    • Fehmi bey de çıkmış mı çağdaş çizgiden yoksa o çağdaş cizgiye gelmiş RTE mi çizgiden çıkmış.
      Fehmi bey çağdaş çizgiye çekmeye çalııyor galiba

  31. Ali bey muvazzaf ya da emekli askerin görevi emirleri uygulamaktır, emeklisi de yan gelir yatar! Bildikleri bişey varsa sıralı amirine dilekçeyle başvursun, yoksa piyasada soytarılık yapmasınlar, hepsi bu.

  32. Darebecilerin çok gizli saklı işi yaptıkları tamamen yanlış.
    Okumasnı bilenler için sizin şu rafine aydınlarınız (!) 15 temmuz öncesi şu an asker olmak var.Gece basılır sabah asılır türü çok güzel açıklamalr ile ortamı bir güzel ısıtıyorlardı.
    Şimdi ise suçları ne diye aklımızla dalga geçiyorlar.

    Sayın Koru eemekli elçile ile emekli generaller arasındaki fark ne elçilere verilmeyen tepki genarallere veriliyor diye sormuş.

    Ayıca 196* darbesinin başına geçen Cemal gürsel bir emekliolduğunu unutmadık herhalde

    Herhalde bu genraller arasında ABD nin uzun yıllar yatırım yaptığı “Our Boys” dan olmadığını kime iddia edemez.ve Bunların alt devreleri yani komutan olarak addeceği kişiler halen orduda yok değil mi?

    ABD 15 temmuzu yapamayınca (15 temmuzun darbe olmadığı yalanını algı yapmaya çalışanlar için boş laf tabi bu ) geri çekilip ABD beklediğini sanıyorsunuz veya öyle sanmamızı istiyorsunuz.

    Kısaca ABD ninaçıktan destjelediği bir terör örgütü ve uzantısı olduğunu basit bir ayrıntı farz etmemizi onları destekleyenler ise küçük aykırı fikirler olduğunu

    ABD nin 15 temmuz taşeronarının yaptıklarını görmezden gelip onları birer birer salıp tekrar teknik nakavt yapacakları görevlere getirilmesini

    Tavsiye ediece “Our Boys” larında serbestçe Türkiye ye istikamet vermesini bunda art niyet aramamız gerektiğini belirtiyorsunuz

    Oldu oldu ABD ye anahtarları veriyoruz direnmenin alamei yokmuş

    Şaka şaka daha çok beklrsiniz

    • Gölgelikte uyuklayan miskin at,
      Arpa dolu torba görür rüyada,
      İtibarı sarsılmış bir gavat,
      Yatar kalkar darbe görür rüyada.
      – Abdurrahim Karakoç

  33. Darbeler ülkemizin kaçınılmaz gerçeğidir. Bende 15 temmuz dan önce artık böylesi hareketlerin tarihe karıştığını zannediyordum fakat yanıldım. Darbeler toplumun iktidardan değil MUHALEFETTEN ümidi kestiği durumda gündeme geliyor maalesef. Ümit olsa bekleyecekler seçimde iktidar değişip işler normale dönecek ama olmuyor maalesef. Şuan burada yorum yazan veya muhalif olarak kendini addeden insanlar vicdanlarına sorsalar bir darbe olsa % de kaçı ol olsun deyip destekleyecektir. Korkarım % 50 den fazlası .
    15 temmuzda neden ana muhalefet de meydanlara veya ekrana çıkıp darbeyi lanetlemedi .
    PISTI BAKIRKÖYDE SAKLANDI başarılı olurda erdoğan gider mi hesabı yaptı. ACI GERÇEK BU. Göya hepimiz demokratız hukuktan yanayız. NEDEN savcılar hukukcular 28 şubatta askerin önunde esas duruşta bekledirler. Bu soruları vicdanlarımıza sormadan kimse burada nutuk çekip ilkeden, hukuktan , adaletten bahsetmesin.
    Şu an herkes yönetime karşı peki ey muhalefet çözümün nedir. Özgürlükçü bir anayasan mı var gölge bakanlar kurulun mu var da şu yanlışları şu doğrularla yapacağız diye. 20 sene olmuş adam iktidar da bu 20 sene zarfında hiç mi alternatif çözümün olmadı. Enson bakın şu istanbul a muhalefet geldi . Ne değişti olumlu bir gelişme söyleyin. İstanbulda yaşayanlar son bir yıldaki trafığin kitlenmesine hiç mi çözüm üretilemez idi. Yönetici uyumlu olacak gidip projelerini en tepedekine anlatacak . Hiç bir mazeret üretmeyecek. Efendim beni kabul etmiyor . Yok böyle bir mazeret . Bakın SN mansur yavaş’ a gitti çözüm sundu ve destek aldı. Ya bizimki gitti diyarbakırda PKK ya destek oldu .Yalan mı.
    Eleştırmek çok kolay sabah tan akşama ben de sallarım bu yönetime ama gel gör ki çözümün ne . Elinde cennet gibi bir şehir var çöz trafık sorununu sonra yönetici olarak seni alternatif olarak görelim. YOk allanıp pullanmakla alternatif olunamıyor. Hala kendi içinden bir cumhurbaşkanı adayı çıkaramayan muhalefet ESKİ AKP liye sarılıyor. Yazık bu millete .

  34. Bu bildirinin bu yöntemle yayınlayanlar karşı tarafın işine yarayacağını, çok iyi kullanacağını bilmemesi mümkün değil.

    Şimdi ne oldu?

    Tehlike alarmı veren covid ikinci planda kalmasına neden olacak.

    Artık ülkede her alanda hiç bir sorun yok gibi tek gündem olacak

    Hani derler ya ekmeğine yağ sürmek

    Gerçekten gündem yaratmakta dünya rekorunu elimizden alabilecek bir ülke görünmüyor.

    Bu arada hemen jet hızıyla yargı süreci başlamış.

    Bu yargı süreci başka bir sorununda ortaya çıkarıyor.

    Bizim yargının hız sorunu var
    Bir bakıyorsun jet hızıyla hareket ediyor bir de bakıyorsun kaplumbağa gibi hareket ediliyor.

    Bizim yargımıza acil olarak Hız Sabitleyici
    İhtiyaç var.

  35. 3 Nisan 22.54’te 103 emekli amiralin 15 Temmuz’a 103 gün kala bildiri yayınlamasının darbe çığırtkanlığı olarak algılanması gayet doğaldır.

    Söz konusu bildirinin, kamuoyunda Möntro’ye karşı görüşlerin beslenmesine neden olacağı aşikardır. Emekli amirallerin ne yaptığı, neyi amaçladıkları ve neye sebep olacakları muğlaktır. Şahsi kanaatim faydadan çok zarara sebep verecek, başarısız bir bildiri olduğu.

  36. Hocam, Sayın Fehmi Koru!..
    Devlette bu kadar yıllar hizmette bulunmuş kişilerin, emekli olduktan sonra konuyu en iyi bilecekler arasında oldukları tartışma götürmeyecek bir konuda fikirlerini beyan etmeleri neden istenmez?..
    Bunu yasaklayan bir yasa var da biz mi bilmiyoruz?..

  37. Y.K Kardeşim , buralarda mısın !
    Dünkü yorumunu maalesef ben yeni fark ettim .
    Herhalde çok yüksek ateşin var ; o zırvaların neyin nesidir Allah aşkına !
    ”Şecaat arz ederken sirkatin söyler ” diye bir söz var ! Aslında sen kendini ifşa etmiş , ele vermişsin !
    Kimin çöplüğünde eşelenip kime horozlanıyorsun !
    Lütfen daha ciddi ve saygılı olalım !

  38. Bu emekli amirallerin açıklaması üslup itibariyle,bizim emekli başçavuş H.gayret’in buradaki açıklamalarına benziyor.Burada “Evlat! sen yaz,biz bir ara imzalarız” diye ona verilmiş bir vazifenin ürünü olabilir mi acaba diye düşünmeden edemiyorum.

    Bir başka bakış açısıyla açıklama “Ah şu ortam biraz müsait olabilseydi,kazanmanın son şansları da böylece geçip de gidiyor hey!” siteminin üzerine düşünülmüş manipülatif bir seçim hazırlığı olarak da algılanabilir da mi ki acaba?
    Malum,seçimler öncesi bir mağduriyet havasının bulunması mühimdir.Önemli Astrologlardan Öner Döşer’in ‘Kasımdan önce yapılacak seçimleri iktidarın kazanacağı,sonra yapılacak seçimleri ise kaybedeceği’ tahmininde bulunduğunu şuraya yazsam, şimdi ne alaka diyecek birçok insan çıkacağından eminim.
    Yanısıra “Ah şu virüs çıkmasaydı,bir de ekonomi şu halde olmasaydı,çayır çimen biçecektik bol bol.” desem,H.Gayret yine “çayır çimen geze geze/oldum ben bir geveze” türküsünü tuttururmu ki?

    Yine şu “Abdullah Gül’ün kendisinden vazgeçmiş görünen partisine rağmen adaylıkta direnişi ve cumhurbaşkanı olduğunda izlediği politikalar vesayetin geride bırakılmasında etkili oldu.” sözü sonrasında ise “keşke sayın Abdullah Gül helikopterle ikametinin bahçesine inildiğinde kendisinden vazgeçmiş görünen partisine rağmen bir karşı duruş sergileyebilseydi” diye de düşünmeden edemedim.

    Herkes hatalar yapabiliyor.Sayın Gül’ün de Cumhurbaşkanlığının son yılındayken insiyatif koyması gereken bir kaç yerde,o insiyatifi koyamamakla ortamın bu hale gelmesine katkıda bulunan -temelinde iyiniyetli bulunan- hataları olmadı değil maalesef,demeden geçemedim.

    • Yazdıktan sonra farkettiğim birkaç sürç-i lisanımdan ötürü -H.Gayret yine birilerini suratıma oturtmadan önce-özür beyanında bulunduğumu belirtmek istiyorum.

      • Uğur bey a.gül akp üyesi değil diye biliyoruz; heralde “eski partisi” diyecektin!
        Ya da chp yi mi kasdettin?
        Çatı adaylık işi biraz zor görünüyor; ibb imamı ve Mansur başkan alttan alta çalışıyor, madamın istanbul ilbaşkanı ise oldukça iddialı adaylıkta:)

  39. Ben e. amirallerin yayımlamış olduğu bildiriyi – veya daha doğrusu açıklama- dikkatlice okudum .Gayet olumlu , gayet yapıcı , makul ve mantıklı buldum , hatta en ufak bir olumsuz ifadesine rastlamadım .Geçenlerde e.diplomatlar da buna benzer bir açıklamada bulunmuşlardı , böyle bir tepki gelmemiş , genel olarak olumlu ve ılımlı karşılanmıştı .Hatta başka camiaya mensup emekliler de keşke ülke sorunlarıyla ilgili bilgi,görüş ve deneyimlerini toplumla paylaşsalar ve fikren de olsa sorunların çözümüne katkıda bulunsalar çok çok daha iyi olmaz mı ! Bunda alınacak , gocunacak , kızıp parlayacak ne var ki ! Aksine memnuniyet duyup teşekkür edilmesi gerekmez mi ! Bildiğim kadarıyla çeşitli modern ülkelerde emekli olan insanlar bizdeki gibi bir köşeye atılmazlar, değişik şekillerde onların tecrübelerinden ve görüşlerinden istifade edilir.
    Bana göre bu derece sert ve geniş kapsamlı ve fakat anlamsız tepki gösterilmesinin sebebi ,
    emekli de olsa askerlere karşı bilinç altında yatan öfke , antipati ve önyargıdır !
    ” Ülke sorunlarına karşı gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ederiz.Aslında bizim de genel olarak görüş ve düşüncelerimiz o istikamettedir , bunlar da gözönünde bulundurulacaktır , kendilerine geçmiş hizmetlerinden dolayı tekrar teşekkür eder , sağlık ve mutluluklar dileriz ” deseler ne kaybederler ! Aksine daha da büyürler , itibar kazanırlar , büyük ve takdire şayan bir olgunluk göstermiş olurlar ! Ama yok işte , ne desen boş ! Dün de zaten yazarımız aslında bu konuyu işlemişti .Demek ki bizdeki demokrasi bu kadar !
    Ne diyelim yarası olan gocunur !
    Herkese selamlar ,saygılar

  40. “Emekli büyükelçiler ile emekli amiralleri, neden açılmış bir tartışmaya katkıda bulunan konuya taraf kişiler olarak görmüyoruz?”
    Çünkü emeklidirler.

    • EMEKLİ AMİRALLERİN AKTİF ASKERLER İÇİNDE HALA BAĞLANTILI OLDUĞU SUBAYLAR OLABİLECEĞİNİ HİÇ DÜŞÜNEMEZMESİNİZ…EMEKLİ BÜYÜKELÇİLERİN BÖYLE BİR AVNTAJI MALESEF YOK…ALLAH AKIL VERMİŞ…HİÇ DÜŞÜNMEZMİSİNİZ..

  41. Sayın yazar “Dahası, darbelerin emekli olmuş subaylar tarafından yapıldığı da hiç görülmemiştir.” buyurmuş ama örnekler pek öyle değil sanki:
    Libyanın hafteri emekli bir general, 15temmuzun başındaki akın öztürk de emekli bir hava generali!!!
    Ne varsa zaten bu 3.dünyalı havacılarda var, albaylığı geçen uçuyor…

    • Akın Öztürk emekli değildi, aktif YAŞ üyesiydi. Hergün CNN TÜRK’e çıkan AKP yanlısı askerler görüş belirtmekte özgür ama AKP’li olmayan emekli askerler özgür değil. Böyle mantık olmaz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız