Fırat’ın doğusuna gitmiyoruz, tamam. “Neden?” sorusu için bugün verilen “Trump yeniden kazansın diye” cevabı ilgimi çekti…

7

Fırat’ın doğusunda bir ‘güvenli bölge’ kuruluyor. Bunun için oluşturulan ‘ortak harekat merkezi’nde görev yapacak Amerikalı 90 asker Şanlıurfa’ya geldi bile. Türkiye ile ABD arasında bu konuda varılan mutabakatın ayrıntıları resmen açıklanmadı, ancak bölgenin nasıl tasarlandığıyla ilgili bilgileri medyadan öğreniyoruz.

Muharrem Sarıkaya’nın yalanlanmayan haberine göre, güvenli bölge üç bantlı bir yapıya sahip olacak. İlk beş kilometrelik bantta Türk ve ABD askerleri ortak devriye görevini üstlenecek. Onun altındaki dokuz kilometrelik ikinci bantta Türk askeri yer almayacak; ABD bu alanda YPG/PYD’nin bulunmasını kabul ettirmiş durumda. Yalnız PYD/YPG güçleri ellerindeki ağır silahları 5+9 km’lik iki bantın altındaki bölgeye gönderecek; o bant da dört kilometrelik bir alanı kaplayacak.

İyi bir mutabakat mı bu?

‘Zaferler Ayı’ mutabakatı

Soruya cevap verebilmek için günlerden beri hükümetten kapsamlı bir açıklamayı boşuna bekliyorum. Bu arada AK Parti’nin ve hükümetin itibar ettiği kalemlerin yazdıklarını okuyorum, yapılanı takdirle karşılayan pek yok gibi; o kesimde kafalar bayağı karışık. Yüksek sesle karşı çıkılmıyor mutabakata, ama alıştığımız tarzda övgüler de yağdırılmıyor. Verilmek istenen izlenim, bunun geçici bir anlaşma olduğu, Türkiye’nin Fırat’ın doğusu ile ilgili genel yaklaşımından vazgeçmediği…

En son Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu ay içerisinde ülkeye yeni bir ‘zafer’ kazandırılacağını müjdelemişti de, ‘Zaferler Ayı’ bilinen Ağustos’ta gerçekleşecek bu yeni zaferin Fırat’ın doğusuna müdahaleyle yaşanacağı beklentisi doğmuştu.

‘Güvenli bölge mutabakatı’ o açıklamadan sonra gündeme geldi.

Mutabakatın AK Parti’nin yetkili ağızlarının şimdiye kadar konuya ilişkin açıklamalarına bütünüyle uygun olmadığı aynı ağızların şimdiki suskunluğundan da anlaşılıyor. 

Reklam

Türkiye’nin ABD ile birden fazla sorun yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Hem Washington’dan hem de Ankara’dan karşı tarafı rahatsız edebilecek açıklamalar yapıldı, yapılıyor. Bunun en belirgin örneği S-400 füze sistemi konusunda yaşandı. Türkiye’nin üretici ortağı da olduğu F-35 jetlerinin teslimini durdurdu ABD.

Acaba masa üzerindeki bütün ihtilaflı konularla ilgili perde gerisi görüşmeler sonucu varılmış daha geniş bir mutabakatın bir parçası olabilir mi ‘güvenli bölge’?

“Al gülüm, ver gülüm” hesabı

Bu soruyu bana sorduran AK Parti’nin itibar ettiği bir köşeye bugün yansıyan bir değerlendirme. Türkiye gazetesinden Fuat Uğur’un yazdığına göre, iktidara yakın kalemlerin bile ‘teslimiyetçi bir yaklaşım’ olarak gördüğü ‘güvenli bölge mutabakatı’na, gelecek yıl yapılacak Amerikan seçimlerinde Donald Trump’ın yeniden seçilebilmesi için razı olunmuş…

Okuyalım:

Küreselci Amerikan medyası ve demokratlar bile, Hong Kong’daki ayaklanma ve Çin ile ticaret savaşları konusunda Trump’ın arkasında hizalandılar ABD’nin ulusal çıkarlarını koruyup kolladıklarını kanıtlamak için. / Trump bu yüzden de Türkiye’nin bir askerî harekâtıyla rakiplerinin eline koz verilmesini istemiyor. S-400’ler için yaptığı jestin karşılığı Türkiye’nin bu anlaşmayı imzalamasıydı. Çünkü kazasız belasız yeniden başkan seçilmek niyetinde. Oysa Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde başlatacağı erken bir askerî harekât sonrası ABD ile karşı karşıya gelmesi Trump karşıtlarının elini güçlendirir ve bu durumda S-400 konusu da gündeme gelir diğer ekonomik mevzular da, biliyorsunuz. FETÖ zaten aportta beklemekte bekçi köpeği olarak.”

Bu yaklaşımı ilginç buldum.

Türkiye’nin 1 Mart 2003 tarihinde reddettiği Amerikan askerlerinin topraklarında konuşlanması projesini, şimdilik az sayıda olmakla birlikte yeniden diriltmiş oluyor bu mutabakatı kabul ettirmekle Donald Trump. ABD’nin Suriye politikasının en önemli unsuru olan PYD/YPG yapılanması hayata geçirilen mutabakatla bulunduğu yerde kalmaya devam ediyor. 

Reklam

Bunlar gerçekten Trump’a uzatılabilecek en sağlam yardım eli anlamına geliyor.

Mutabakatı kabul ederken “Kabul edelim, Trump’a ikinci kez seçilmesi için yardım etmiş oluruz, o da hem şimdi daha ciddi yaptırımların önüne geçer hem de ikinci döneminde bizim bölgeyle ilgili niyetlerimizin gerçekleşmesine yardımcı olur” diye düşünülmüş müdür gerçekten?

Kuşkumu hissettiyseniz bu sorumdan, doğrudasınız. Hem ABD’nin sözünde durma konusundaki geçmişi pek parlak olmadığı, hem de Trump’ın kendisi bu alanda sabıkalı bilindiği için, böylesine bir yaklaşımı fazla naif bulurum.

Daha bu hafta, vaktiyle “Çok yakınımdır” diye övündüğü bir kişi yakışıksız eylemleri yüzünden yargının radarına yakalanarak hapse düştüğü, orada bulunurken de intihar ettiği veya ettirildiğinde, “Pek tanımazdım, uzun zamandır görmüyordum da” deyip o dosyayı kapatmaya çalıştı Trump.

Önüne derhal adamla yargının ilgilenmesine yol açan konuda tam bir eylem birliği içerisinde bulunduğunun görüntülü kanıtı sayılabilecek bir videosu çıkarıldı. 

Yanlış hesap Washington’dan da döner

İkinci kez seçilememesi ihtimali de var Trump’ın. O durumda mutabakata “Evet” denmesiyle açılan yolun Türkiye açısından telafisi nasıl olacak? Yerine gelecek başkan ülkemize nasıl bakacak?

Şimdiye kadar susuldu, ama artık bu ‘al gülüm ver gülüm’ senaryosu ciddi ciddi gündeme taşındıktan sonra galiba konuşmanın zamanı geldi.

Açıklama yapılırken, Murat Yetkin’in kendi sitesinde sorduğu konuya ilişkin düzinelerce soruya da cevaplar verilse iyi olacak.

ΩΩΩΩ

7 YORUMLAR

  1. Yavuz Sultan Selim Araplara nutuk atıp ikna ederek Halife olmadı. Ordusunu topladı ve o zaman hilafetin bulunduğu Mısır’a kadar tüm toprakları fethederek halife oldu.

    Ekonomisini dış borçla yürüten, ordusunun kritik silahlarını dışarıdan temin eden Türkiye’nin (Erdoğan) Müslüman dünyasına halife olmaya kalkışması akıl ve mantık ile açıklanamaz. Bu kadar dehşetli bir yanılgı ancak dincilik ile mümkündür.

    Halifelik hayalinden düştüğümüz rezilliğe bakın. Neredeyse dost olduğumuz bir Arap ülkesi yok. PKK kontrolünde olacağına inandığımız Suriye Kürdistanı ile aramızdaki tampon bölge 5 km mi yoksa 15 km mi olsun tartışmasına geldik.

    M.K. Atatürk’ün neden dincilere karşı bu kadar sert davrandığı giderek daha iyi anlaşılmaktadır. Zira dinci ideoloji sahipleri kadar kendi doğrularına iman eden ve bu konuda halkı da kandırma kapasitesi olan başka bir sosyal hizip yoktur.

  2. Doğru siyaset
    Türkiye bir taraftan S-400 alıyor, diğer taraftan ABD ile uzlaşıyor. Bu iyi siyasettir. ABD ve Rusya bu hususta anlaşmış durumdalar. Üçüncü cihan savaşı çıkmayacaktır. Üçüncü bin yıla savaşsız girilecektir görüntüsü vardır. Türkiye’nin bugün dış sorunu, iç sorunu vardır. Dolar’ın yükselmesi sorunu, enflasyon sorunu, hapishaneler sorunu, ittifaklar sorunu.
    Türkiye bu sorunları çözdüğü zaman Türkiye’nin dış itibarı o nispette artar ve dünyanın sorunlarının çözülmesinde de anahtar rol oynar.

  3. Fuat Uğur yazısını “katalog sürtükleri umutlanmasinlar sakın ha sakın!..” cümlesiyle bitirmiş. Bu cümle ile “Daha bu hafta, vaktiyle “Çok yakınımdır” diye övündüğü bir kişi yakışıksız eylemleri yüzünden yargının radarına yakalanarak hapse düştüğü, orada bulunurken de intihar ettiği veya ettirildiğinde, “Pek tanımazdım, uzun zamandır görmüyordum da” deyip o dosyayı kapatmaya çalıştı Trump.” Cümlesinde ki intihar ettirilen kişinin “yakışıksız eylemleri”ne bir göndermemi yapıyor acaba?

    • İntihar’mi? onu! Şöyle düzelte biliriz! Öldürüldü.

      Bilindiği gibi, ABD de! İtiraf sistemi bizim hayır sever iş adamı rıza Zaraf gıbı öterek kendını temize çıkarma kanunu (yasası) var, ve Netanyahu elamanlarından birisi milyarder can dostu olan arkadaşı beraber kadın tuzağa düşürüp satan iş adamı can dostu olan ve Dünyanın üzerine karakura (kaabus) gıbı çökmüş birisini koruyup diğerleri gibi ötmemek İçin’mi, kendi kendisini öldürdüecek?

      Buna hiç kimse inanmaz…. İnanacak olanlar sadece bizdeki havuzcular ve. ABD’deki beyinleri uyuşturulmuş beyaz lrkçılar.

  4. Trump, Erdoğan ve Putin.
    Bunların üçü dünyayı dizayin etmek için ayarlanmiş birer füguranlar ve bunun için kollaride sivamişlar….. Başkanlaride Netenyahu!

    Dünyayı! Dizayin etmeye Türkiyeden başladılar….. bu iş 2012nin sonlarinda Putin ve başkanları Netenyahuyu bilerken 3.sü olan Bizimkinin gerçek niyetini öğrenen Obama kimin ne olduğunu anladiktan sonrao kötü niyetlilerin önünü kesmeye calişti isde onu ancak geciktirebildi. Zaten zamanıda yetmedı.

    Bu işi anlamak için, fazla değil, 2011 lere doğru bir gezinti yaparsak (Mavi Marmara benzerleri gibi) ve 2016 da Trump’i kimlerin destekleyip kazanmasi için siber saldirilar düzenlendiğini herkes biliyor.

    Zaten, Rahip Baranson’da, bunlarin kurbanlari ide ve ben o zaman burada yaptığım yorumlarda bir kaç kez yazmıştım!

    Zaten 15 Temmuzide Allah bunlara bir Lütüf olarak vermdimi?
    Neyise fazla yazarsam, sanüre takılir…
    En iyisimi burada keseyim.

  5. ABD neden Suriye Kürdistanı kurmak istiyor ?

    Bu sorunun doğru cevabını vermeden güvenli bölgenin derinliği v.s. hakkında tartışmak, bir trafik kazasında kusur oranlarını belirlemek yerine araçların plakasının yönetmeliğe uygun olup olmadığını tartışmaya benziyor.

  6. Trump yeniden seçilmek için her şeyi yapacak. Yapacağı işlerin başında Amerikan kamuoyu ve uluslararası arenada tepki çeken kişileri harcamak olacaktır.Yani can mı? Canan mı? noktasında Trump kimi tercih eder?
    Fuat UĞUR 15 Temmuzu da önceden öngören yazar olduğu için(diğeri de M.Y.) yazdıklarına önem verilmeli

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız