Gezi olayına en başta yanlış yaklaşılmıştı, yanlış yaklaşım halen devam ediyor

35
Reklam

İstanbul’daki bir ağır ceza mahkemesi, dün, muhtemel etkileri sebebiyle ‘tarihi önemde’ sayılabilecek bir karar açıkladı. Tam 1683 gündür cezaevinde tutulan iş insanı Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet, değişik mesleklerden yedi kişiye, –Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Yiğit Ali Ekmekçi’ye- 18 yıl hapis cezası verildi.

Duruşmada bulunan tutuksuz sanıklardan ceza alanlar, yurtdışına kaçabilecekleri öngörüsüyle, hemen orada tutuklanıp cezaevine gönderildiler.

Böylece ülke gündemini -ve bu arada dünyadaki Türkiye gündemini- neredeyse dokuz yıldır meşgul eden meşhur ‘Gezi davası’ bu mahkeme kararıyla yeni bir evreye ulaştı.

Cezalar, tutuklamalar kimseyi aldatmasın, henüz hukuki süreç bitmiş değil; verilen kararın temyizi ve oradan da benzer bir sonuç çıkması halinde, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yolları açık.

Nitekim, AİHM’nin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesine rağmen uygulanmayan Osman Kavala ile ilgili lehte kararı var.

Daha da önemlisi, davayı başından itibaren yakından izleyen kurumlardan Avrupa Konseyi’nin de, AİHM kararına atıfla, Kavala’nın serbest bırakılmasına ve bu karara da uyulmaması durumunda Türkiye’ye yaptırım uygulanmasına dair bir kararı bulunuyor.

Yargılama sürecinin bayağı uzun sürerken birdenbire hızlanmasının da, farklı karar beklenirken bu sekiz ismin mahkumiyetiyle sonuçlanmasının da, davanın yurtdışı kurumlardan gördüğü hukuki ilgiye bir cevap olarak gerçekleştiği yolunda yorumlar var.

Kararın açıklandığı andan itibaren ve açıklandığı mahkeme salonundan başlayarak gelen tepkiler, verilen cezaların geniş kitlelerce benimsenmediğini açığa vuruyor.

Reklam

Şahsen ben de devlet birimlerinin yargıya da yansıyan Gezi olayı konusundaki tutumlarını en başından itibaren sorunlu buluyorum.

Ülkemizin göz bebeği İstanbul kentinin simge mekanlarından Taksim’de bulunan Gezi Parkı’nın özelliğini ve işlevini koruması için başlatılan, parkın bugünkü durumuna bakılırsa başarılı da olmuş bir toplumsal hareketten ibaretti dava konusu olay.

Kendiliğinden oluşmuş, sağ-sol, inançlı-inançsız ayrımı yapılmasına müsait olmayan bir geniş katılımın ürünüydü.

Gençler parktaki ağaçlara sahip çıkmaktaydılar.

Konuya böyle yaklaşılsa -nitekim devlette önemli görevlerde bulunan isimlerden bazısı öyle yaklaşmıştı- kolayca sona erdirilecek hareketlenme, adeta bir ‘terör’ eylemi olarak değerlendirilip şiddet diline başvurularak farklı bir noktaya çekilince, önce direnişe sonra da tasvibi zor can yakıcı olaylara dönüşüverdi.

Yargının ceza vermeyi uygun bulduğu isimler kararda yer alan iddiaların failleri miydi?

Hakimlerden birinin muhalefet şerhine de yansıdığı üzere bu soruya “Evet, öyleydiler” cevabını vermek zor. 

Ceza vermek için ‘hiçbir kuşkuya yer vermeyecek kesinlikte kanıt’ gerekir. Ceza hukukunda kuşkudan sanık yararlanır.

Reklam

Osman Kavala’nın suçlandığı ve cezalandırıldığı konulara dahlinin kanıtları, anlaşıldığı kadarıyla, kararda yer almıyor.

Diğer sanıkların durumu da farklı değil.

Nitekim, dünden itibaren, çok sayıda kişi, kendilerinin de olay sırasında Gezi Parkı’nda bulunduklarını açıklayarak -bir tür kendilerini ihbar ederek- karara karşı görüş açıklamaktalar.

Eskiler adalete/yargıya güvenlerini “Şeriatın kestiği parmak acımaz” özdeyişiyle açıklardı.

[Deyişteki ‘şeriat’ sözcüğünü biz bugün ‘adalet’ olarak kullanıyoruz.]

Önemli bir güven belirtisidir o söz. Herhangi bir davayı ele alan mahkeme heyetinin -yargıçların- tarafları dinleyip, kanıtları yasalar açısından değerlendirdikten sonra başka hiçbir dış etkenden etkilenmeden tamamen vicdani kanaatlerine göre hüküm vereceklerine inancı dışa vurur. Uluslararası planda “Berlin’de hakimler var” deyişinin bizde çok daha güçlü biçimde ifadesidir.

İfadenin içini doldurmak için, inanç sistemimizin bilinen şahsiyetlerinden ve tarihimizden hiç de az olmayan ve azımsanmayacak örnekler de kullanılır.

Bu güvene muhatap oldukları için de hakimler toplum içerisinde her zaman diğer meslekler erbabından farklı bir saygı ve itibara sahip olmuşlardır.

Gezi davasının dün açıklanan kararla sonuçlanması, tarihi temelleri bulunan ancak son zamanlarda kamuoyu yoklamalarında azaldığı fark edilen yargıya dönük toplumsal güveni artıracak veya hiç değilse sağlamlaştıracak bir gelişme midir?

Kuşkuluyum.

Her şeye rağmen anlaşılması zor bir yönü daha var bu olayın: Osman Kavala neden konu karara bağlanmadığı uzun yıllar boyu cezaevinde tutuklu olarak kaldı ve yargı süreci henüz tamamlanmamış olduğu halde kararla cezaya çarptırılanlar neden derhal oracıkta tutuklandılar?

Neden yargı sürecinin kesinleşmesi beklenmeden böyle bir yola başvuruldu?

Bizim siyasi tarihimizde “Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” diye verilen mahkeme -Yassıada- kararları olduğu için yukarıdaki sorular ayrı bir önem taşıyor.

Türkiye o sözün sarf edildiği yıllardan bu güne pek çok alanda bayağı mesafe kat etti.

Yargıda o sözü hatırlatacak yanlış yorumlanmaya müsait her adım o alanda yerinde sayıldığı izlenimi vereceği için de mahzurlu.

Geçmişin yanlışları günümüze gölge düşürüyor, bugünün yanlışları da geleceği gölgeleyecektir.

ΩΩΩΩ 

Reklam

35 YORUMLAR

  1. Almancı arkadaş, iyi güzel de hem pek bi demokratik hem de otokrat olmayan alman hükümetini hatalarından dolayı hiç yerden yere vurduğunu göremedik burda?
    Senden alman devlet büyüklerine, ukraynaya silah amborgosu uygulayarak rusya karşısında elini kolunu bağlıyorsunuz diyerek sövüp saymanı ya da onlara hakaret etmeni beklemiyoruz ama konu türkiye olunca yöneticilerimize atmadık iftira etmedik hakaret bırakmıyorsunuz, ne iş???

    • H.Gayret arkadaṣ,
      Yazdıklarımı sık sık tekrarladığınız ve bana da tekrarlama fırsatı verdiğiniz iҫin teṣekkürler.

      Erdoğan’ın Avrupa’dan verdiği enflasyonla ilgili örnekler genellikle yarı gerҫekler olunca, Almanya’daki gerҫek durumu anlatmak iҫin örnekler veriyorum.

      Örneğin:
      Almanya’da bir yıl önce 1,5 € olan motorin bugün 1,95 € civarında.

      Almanya’da gaz fiyatı Türkiye’nin iki katından fazla. 2020 yılında gazı kesilen abone sayısı 23.991.
      ogy.de/86rb

      Almanya’da elektrik fiyatları Türkiye’dekinin 4 katından daha fazla. 2020 yılında elektriği kesilen abone sayısı 230 bin.
      ogy.de/86rb

      Almanya’da bir mahkeme Kavala kararına benzer bir karar verse, emin ol Bundestag (meclis) önünde protesto yürüyüṣüne katılırım.

  2. Açık ve net söylüyorum,Fehmi Bey’in Kavala kararını eleştirmesi değil beni hayal kırıklığına uğratan dört dörtlük bir adalet manifestosunu bizden esirgemesidir.50 yıllık yazarlık geçmişi olan Fehmi koru kendisini özeleştiriye tabi tutarsa Türkiye kazanır.

  3. Gezi kalkışması, küresel güçlerin Türkiye’ye açtığı savaşın dönüm noktasını temsil ediyor. 15 Temmuz dahil her türlü saldırı bu dönüm noktasından sonra geldi.
    Yargının ve devletin bütün baskılara rağmen Kavala konusunda gösterdiği bu kararlılık, saldıran güçlere bir meydan okuma olarak da görülebilir.
    Türkiye artık kolay kolay beşinci kol faaliyeti yapılacak bir ülke değil.

  4. Gezi olayları Turgut Özal zamanında olsaydı Özal bir pazar sabahı bermuda şort ve üstünde havayi gömlek olduğu halde simitçiden simit alıp gider oradaki gençlerle kahvaltı yapıp, ayrılırken hadi gençler dağılıp, evinize gidin ben bu meseleyi çözerim derdi. Gezi olaylarını önce köpürtüp buradan bir büyük mağduriyet resmi çıkartmak için lohusa kadınların üzerlerine bevl fetişleri yazıp, camide bira partileri kurgulayanlar Z neslinin safi zihinlerini idlal ederek ateist, deist, din tanımaz bir gençlik inadı ve sert çekirdek ürettiler. Türkiye’nin her türlü enerjisini ve kaynaklarını tüketen iktidarı ve iktidarın başındakileri artık tarihe havale etme zamanı gelmiş ve geçiyordur. Siyaset rakibini bertaraf etmek için yapılır elbette sizleri son ferdinize kadar siyaset sahnesinden silmek reislerinizle, kliklerinizle, laf anlamaz trollerinizle tarihin ve sonrasında vicdanların muhasebesine sevk etmek bizlere borç yazılmış. Elhamdülillah
    ✋ ” Yeter! Söz Milletindir”

    • Allah hayatın başlaması için bile “farklılık” öngörmüş.
      Kadın-erkek farklılığı.
      Hayatın başlaması için gerekli olan farklılık devamı için de gereklidir.
      Herkes aynı olsa hayat ta durur, devam edemez.
      + – kutuptan elektrik üretiyoruz.
      Farklılıktan enerji, sinerji yerine, farklı olanı hain ilan ederek anarşi üretenler k a y b e c e k.

      • Sayın yk, farklılık deyince bir tek “Kadın-erkek farklılığı.” mı aklınıza geliyor, 3.cinsin varlığını inkar etmek sizin gibi bir istanbul sözleşmesi fanına hiç yakışmıyor benden söylemesi!
        Haksız myım sn.ender arkadaş?

  5. Hırsızlıkla Abad olanların sonları berbat olacaktır.
    Herşey VATAN İÇİN TSK
    ” ” ” ” ” MAKAM ” ” ” TBM
    ” ” ” ” ” PARA ” ” ” AKP
    ” ” ” ” ” MUBAH ” ” ” DİB
    Türkiyede para ile satın alınmiyacak insanlar Kolay kolay Üst makamlara aday gösterilmezler ve göstertılmezler.
    Son C Başkanlığı seçimi nde Erdoğanın hemşerisi M İnceyi aday yaptıranlar her kolda aktifler. Seçim gecesi ADAM kayıplara karıştı.
    Bir önceki Belediye Başkanlık seçimlerin’de Mansur Yavaş kazanmasına rağmen CHP nin içindeki İnceler tarafından kayip ettirıldı.

    600 tane Millet vekili var. Peki bunlar’ın kaç tanesi TÜRKIYEYİ bu hale getirenler hakkında Meclisr önerge verdi. 17/25 Aralık Rüşvet ve yolsuzluk olayı bilhassa BAKARA MAKARALAR’da dahil elindeki belgeler ve ses kayıtları ile birlikte mahkemede canlı yayında R Zaraf tarafından Dünyaya
    duyruldu. Türkiyedede bu olay bir kaç aile ile birlikte bir anda DÜNYANIN enzinginleri arasına girerek tescillenmesine rağmen 600 ağızdan çıt çıkmadı ve çıkmiyorda! Üstelikte HAZINEYI dahi bitirdiler. Maalesef bu konudada ne yargıdan nede muhalefetten çıt yok.
    Ya sosyal medyadaki utanmaz arlanmazlara ne demeli üstelikte ke dilerini Dındar olarak tanitip insanlaride İSLAM’DAN uzaklaştırıyorlar.

    TBM ve AKP hükümeti
    84 miliyonu uyutabilmelerinin nedeni cahil halkın ahil halkı sindirmesi.

    Sıradan vatandaşlar bu HIRSIZLIK ve YOLSUZLUKLARI alkışlayıp sahip çıkıyorsa bunuların sorumlularide muhalip meday ve basın..
    Muhalif basın en azından bu trollerin saçmalıklarını engellemeleri lazımken, onlari eleştirenleri engelliyorlar.
    Bakın miliyonlarca takipcisi olan Trumpı ve yandaşlarını Twitter, Facebook gibi medya gurupları engelledi..
    Ya bizimkiler? Harıl harıl trollerin havuzun yalan, iftiralari ile birlikte kendi hakaretlerini ellerine tutuştürulan yazılarını sitelerinde yayınlıyorlar.
    SUÇLU KIM?

  6. Ben yargıya güvenin olmadığını, güvensizliğin dip yaptığını yıllardır dile getiriyorum. Fakat bazıları hala tam tersini savunuyorlar. Acaba bundan sonra düşünceleri değişir mi? Hiç sanmam ama. Sebebine gelince yargıya güvenin olmadığı en sonunda en yetkili ağızdan duyduk. Sayın Cb 25.04.2022 tarihinde ki konuşmasında yargıya güven yükselmeye başladığını söylemesi, yargıya güven olmadığı itiraf niteliğinde adeta. Bütün konularda olduğu gibi yargıya güven konusunda da çarklar iyi çalışıyor maşallah. Yargıyı caydırıcı bir güç olarak kullanılması, gözdağı verilmesi hoş gibi gelebilir ama unutmayalım ki ayarıyla oynadığın kantar gün gelir seni tartar…

  7. Gezi parkı olayları masum bir taleple başlayıp , PKK , DHKPC , FETÖ terör örgütlerinin hatta yabancı istihbaratın cirit attığı bir olaydır. Meşhur batılı gazeteciler Taksimdeki otellere çöreklip iştahla gelişmeleri takip ettiler. Başlaması ne kadar masum olsa da sonu vatana millete hainlik içeren olaylarla sona erdi.Bu konu üzerinde çok şey konuşulup tartışılabilir,ancak bu kadar yeter şimdilik.

  8. YANLIŞ DEĞİL, EN YANLIŞ
    Sayın KORU!
    Sizin, “iktidarın epeydir yanlış yaptığı”na dair iddianıza şu itirazda bulunmuştum:
    “–İddianız doğru ancak eksik. İktidar yanlış değil, en yanlışı yapıyor ve yapacak. En yanlışı yapmaya da mecbur ve mahkûm”
    Şu anda yasal, anayasal ve evrensel haklarını kullananlar mahkûm edilmiyor. İktidarın en yanlış yapmaya olan mecburiyet ve mahkûmiyeti infaz ediliyor.
    En yanlışı yapmaya mecbur ve mahkûmlar. Zira;
    – Gerçeklerden ve doğruları söyleyenlerden nefret ediyorlar.
    – Yalan ve yalancılar kutsanıyor.
    – Harama bağımlı hale geldiler. Bir yudum helâl yeseler, doğrudan acil servis.
    Bu tartışma yolun başında yapılır.
    Hukuk ile hukuksuzluk yolunun başında.
    Hukuksuzluk yoluna bir girdiğinde gideceğin yeri tayin yetkisini de başkalarına, daha doğrusu kriminal tiplere teslim etmiş olursun.
    Bu yola girip de sahil-i selâmete çıkanı bilen var mı?
    Ben bunları yazıyor ve öngörüyorum.
    Ancak çoğunlukla;
    ” –Olur da, bu kadarı da olmaz, olamaz”
    demekten kendimi alamıyorum.

  9. Kavala kararını Alman medyası detaylı olarak verdi. Isteyen Google’ye bakabilir.
    Sanıyorum tüm batı ülkelerinde durum aynı.

    Kararın hukuki yönünün yanı sıra, Türkiye’nin itibarı özgür dünya insanları nezdinde büyük bir darbe aldı.

    Türkiye’de milyonlarca insanın, yüksek kur farkınında neticesi olan aşırı yüksek fiyatlarla mücadele ettiği yetmezmiş gibi…

    Bütün bunlar Tek Adam uygulamalarının neticesi…

    • ALMANCI ARKADAŞ, MEDYANIZ BU KONUYU DA DETAYLI OLARAK VERDİ Mİ ACABA?
      “H. Gayret
      25 Nisan 2022 At 22:20
      “Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in Polonya ve Baltık ülkeleri liderleriyle Kiev’e dayanışma ziyaretinde bulunma isteğinin Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy tarafından geri çevrilmesi, Berlin’in Rusya-Ukrayna politikasının Almanya için doğurduğu olumsuz sonuçları gösterdi. Mevcut koalisyon hükümetinin olduğu kadar önceki federal hükümetlerin de Rusya politikası konusundaki yanılgıları Berlin’in bu duruma düşmesine neden oldu.” (aa)
      EVET, RUSYAYA SALDIRIR FİLAN DİYEREK UKRAYNAYA SİLAH AMBARGOSU UYGULAYAN YÜCE ALMANYA DUVARA TOSLAMIŞ GÖRÜNÜYOR!
      EH, NE DE OLSA DEMOKRATİK ÜLKE,
      YANİ OTOKRAT OLMAYAN BİR YÖNETİMİ VAR, KİME SİLAH SATIP SATMAYACAĞINI YA DA GAZINI KİMDEN ALACAĞINI KENDİSİ BİLİR TABİİ…
      İTİRAZI OLANLAR???”

      • H. Gayret dün yazdıklarınızı bugün tekrarlıyorsunuz.

        Baṣ ülkeler de hata yapıyor demekten baṣka söyleyecek bir ṣeyiniz kalmadı galiba.

        Ҫok yazık…

  10. yargı birilerinin kuyruğuna bastı,bağırtılar abd den avrupadan bir de chp den geliyor.neden acaba.geziyi tertip eden onlarda ihale taşaron osman kavala ve ekibinde mi kaldı.ne adaleti ne hukuku sayın yazar.dünya her türlü sahtekarlığın içinde.adalet hukuk bu sahtekarlikların ambalaj kağıdı.

    • EKREM BEY NE SAHTEKARLIĞI?
      ADALET YERİNİ BULMUŞ İŞTE,
      BUNDAN NİYE RAHATSIZ OLUYORSUNUZ Kİ?
      OTORİTEYE SAYGILI OLUNSUN!

    • İnsan olmayanlar herkesi kendileri gibi zannederler!

      Kuyruğuna basılmayanlar başkalarının çöplüğunde ötmezler.
      Demekkı basıla kuyruk size ait.

      Eyy İsrail! Mavi Marmara. Ben gönderdim. Banami sordunuz!
      Eyy Saudi Arapistan! Kaşkçının katilleri cezalarını çekecekler.
      Dosyayi Katillerin eline verdiler!

      Eyy Batı! Bizim size ihtiyacımız yok.
      Batı bizim Mütefikimiz!

      Eyh Baydın! 3 ay telefon bekledi.
      G20 zirvesinde resmi tercüman yerine Kavakcıların kızını tercih etti.

      Batılı devlet başkanları değıl bunları yapmak yapacam dahe dese an*
      bunlardan tek bırtanesini yapacam dese batılılar anında onu al aşağı edeeler.
      Bakın siz onu savunacam dığe platform’unu kullandığınız yazara dahi hakaret ediyorsunuz.
      Hemde batılıların icat ettiği teknoloji ile.
      Sizin tuşa her tıkladığınızda batılılar para kazaniyor…!!!!????

  11. Ender sen daha çok beklersin, bekleyen derviş beklemekten sıkılmış.. Gezicileri ve fetöyü tarihin çöplüğüne gömen Erdoğan, onun için son kez reis diyoruz hep beraber. saygılar.

    • Neden son kez olsun ki? Sonraki dönemde tbmm erken seçim kararı filan alırsa bir dönem daha aday olabiliyor devletbaşkanımız…

    • Atalarımız ne güzel söylemiş! Erken öten horozun kafasını keserler.
      Aslında Tarihin çöplüğüne gömülen onlar değil sizler oldunuz.
      Haberiniz yok.

  12. Kurtuluş Savaşının en sıkıntılı ve zorlu günlerinde ; Mustafa Necati’nin reisi olduğu Kastamonu İstiklal Mahkemesinde yaşlı bir sanık içeriye alınır.
    Mahkeme reisi, yaşlı adama , askerlikten firar eden oğlunu sorar, ne zaman firar ettiğini , nerde olduğunu, evinde saklayıp saklamadığını veya en son ne zaman nerede gördüğünü öğrenmek ister.
    Yaşlı adam, oldukça üzgün ve bir o kadar da gergindir,koynundan katlanmış iki kağıt çıkarır ve reise doğru sallayarak konuşmaya başlar,
    – Reis efendi, tövbe de ! Ben askerden kaçan oğlunu saklayacak adam değilim ; aha bu kağıtlar biri Galiçya’da diğeri de Çanakkale’de şehit düşen evlatlarımın şehadet evraklarıdır !
    Daha sonra yamalı mintanını yırtarcasına açarak göğsünü gösterir ve devam eder,
    – Ben de Balkanlarda Bulgar çeteleriyle savaşırken göğsüm bu hale geldi , bak her taraf yara bere içindedir !
    Mahkeme reisi konuyu toparlamak için sözü yine firari askere getirdi ,
    -Baba, oğlundan sana mektup gelmiş , o mektup ne zaman geldi ve ne istiyordu?
    Yaşlı adam , bir süre durdu, etrafına bakındı ,sonra başını yere eğerek konuşmaya başladı,
    – Evet , bir ay kadar önce muhtar getirdi verdi ! Benim okumam yazmam yok, firar ettiğini ve para istediğin düşünerek rezil olmamak için kimseye de okutamadım !
    Sonra eğilerek el örgüsü kalın yün çorabının içinden bir kaç kere katlanmış bir kağıt çıkardı, götürdü reise uzattı ,
    – Aha , o mektup bu işte sen oku , ne diyor !
    Mustafa Necati , kağıdı iyice açtı , okumaya başladı , ancak bir yandan da rengi sararıp solmaya , yüzü iyice gerilmeye başlamıştı, büyük bir sarsıntı geçirdiği belli oluyordu !
    Daha sonra kağıdı masaya bıraktı, başını avuçlarının arasına aldı ve hüngür hüngür ağlamaya başladı , herkes olup bitenler karşısında adeta donup kalmıştı !
    Biraz kendine geldikten sonra yaşlı gözlerini elleriyle silerek ayağa kalktı, yaşlı adama doğru yürüdü , önce ellerini öptü , sonra da boynuna sarıldı ,
    – Babacığım , affet bizi ! Senin bu oğlundan da İnönü muharebesinde şehit olmuş , bu evrak askerlik şubesinden gelen şehadet ilmühaberi !
    NOT: Mustafa Necati , hukuk tahsili yapmış ,milli mücadelenin içinde yer almış, 1924 -1929 arasında milli eğitim bakanlığı yapmış , 1929 da apandisit patlamasından 36 yaşında iken hayatını kaybetmiş çok değerli bir develet adamıydı , mezarı Cebeci asri mezarlığındadır ;Allahü Teala gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşallah

  13. Kurun ya da faizin fırlamasından başka yol kalmamıştır.

    Ülke ekonomisi döndükçe ithalat artmakta ve ihracat tutarından çok daha fazla cari açık vermekteyiz. Üç ayda verilen açık 26,2 milyar dolardır. Bu durumu enerji maliyetleri daha kötü duruma sokmaktadır.

    Ülke 70 Cent’e muhtaç durumdadır. 26,3 milyar dolarlık açık yıl sonunda en iyi ihtimalle 65-70 milyar dolara vuracaktır. Bu açık nasıl kapatılacak? Kurun ya da faizin fırlamasından başka yol kalmamıştır.

    Rakamlar kurulandan çok daha fazla batan şirket olduğunu gösteriyor. Hele Mart ayını Şubat ile karşılaştırırsanız kapanan şirket sayısında %75,9’luk artış var.

    Enflasyon, tarım ve sanayideki üretimden vazgeçme ile artarken, Lira otomatik olarak değer kaybediyor. Buna cari açık ekleniyor, salgın ve savaş gibi nedenler de durumu daha kötü hale getiriyor.

    Sözün özü; artık 70 Cent bile kıymetli, çünkü hazine tam takır kuru bakır.

    • Aliexpress sitesinden gelen 10 Dolarlık ürünlerden vergi alan bir hükümetten ne beklersin.
      Daha önceleri Aliexpress gibi sitelerden 70 Dolara kadar getirilen ürünlerden vergi alınmazdı ama şimdi alınıyor. Diğer Ülkelerde vergi alınma 200-300 Euro civarında.

      Aliexpress gibi siteler, özellikle Elektronikte araştırma yapan kişiler için buralardan Elektronik parça getiriyorlardı.

      Şuan Araştırma geliştirme sekteye uğramıştır.

      sonuç olarak Ekrem imamoğluna engelemeler ve bu gelişmelerden anlıyoruz ki bu Hükümet Türkiyenin faydasına çalışmıyor.

  14. “Şahsen ben de devlet birimlerinin yargıya da yansıyan Gezi olayı konusundaki tutumlarını en başından itibaren sorunlu buluyorum.”

    evet oyledir
    yazarin sorunlu bulmadigi bir tutumu var mi iktidarin acaba?
    sanmiyorum
    meseleyi agac zanneden saftirikler hic te az degil idi
    bahsettigi o kimi devlet gorevlileri nami diger eski akp li yeni chp li kadro
    ornek a.gul
    ornek a.sener
    ornek davutoglu
    ornek erdogana kumpas kuran ekonomi bakani simdi bir parti baskani o da
    ornek cok
    hepsi tirenden atlayanlar ve baltayi tasa vuranlar
    bugun icin tutunabildikleri tek ciddi dal ekonomi..o da kirilirsa ortada kalicaklar baltalariyla
    yazar da o gurubun icinden 😉

    • Yazar bizimle eğlenir heralde yoksa o da biliyor gezinin derdinin ağaç filan olmadığını,amacın iktidarı devirmek ya da istifa ettirmek olduğunu

    • Mesele tabiki iki ağaç değildi. Osman Kavala için gezi alın teri göz nuru el emeği karşılığı olan hak arayışıydı. Haklı olan hakkını her yerde arar. Önce alacaklı olduğu insanların iki yakasında arar, buna gücü yetmezse başka çareler arar, en son ağaç diplerinde arar ama gene de umudunu kaybetmez. borçlu olan da borcunu ödememek için alacaklısını ya zindana atar ya da öldürür. Böylece alacak verecek hesaplaşması büyük mahkemeye kalır. Borçlu olanın borcunu ödeyecek birikimi yoksa borç işbirlikçileri olan destekçilerinden tahsil edilir. tahsilat işlemi bitene kadar da kimse salıverilmez.

  15. Hep aynı Entrikalar. Gündemi Ekonomiden uzaklaştırmak için yapılıyor. Tamam uzaklaştırdın Ama Milletin karnı doydumu? Boş işler.

    Bak söyleyim sizin bu tarvınız,

    “Artık Kabak tadı” verdi.

  16. Fehmi bey, Gezi olayına en başta yanlış yaklaşılmıştı, yanlış yaklaşım halen devam ediyor.

    Fehmi bey aynı yerde.

  17. Sayın yazar çok güzel yazmış, olayı süzmüş değerlendirmiş. Bunca zamandır hep birileri havanda su dövülürcesine savunuluyor gibi yapıldı;
    Niye hapse atılmış bavul dolusu evrak taşımak suçmu, bir parti diğer bir partinin başını ortasını yanını ismen savunuyordu!😯
    Tv’de iki çift laf etmişse no’lmuş, onlar filanın oğluymuş, hükümet şöyle yapmış böyle yapmamalıymış, iki ağaç değil azizim konu demiş, şu demiş bu tutmuş öbürü yemiş😠
    Sonuçta karar çıktı ohhh, şimdi üst mahkemelere gitmenin yolu açıldı. Belki şöyle olacak belki böyle.
    Tek bir çıkan sonuç: sandığa giderken!!!
    Makrona bidene trampa Putin’e bakarak bizde de olsun böyle!!!
    Demeye devam ettiğimiz sürece!!!🤗

    • “..hayati bir görevdir zira bireysel, toplumsal ve siyasal hayatın dengesini sağlayan bizatihi adalettir” dedi hukuk denince ilk akla gelen makamlarda ki değerli bilgili insanlar.
      “.. temel hak ve özgürlükleri koruma..
      Kamu güvenliği… hassas bir denge…”
      *Ben bunları söyleyen kimse ona bakarım,
      *Devletimin ne söylediğine bakarım,
      *Siyasetçi ne demiş? Ne yapmış? ona bakarım.
      (Yani sadece ne demiş! O yetmez!).
      Sonuçta yurdumuzun dışındakiler şöyle demiş böyle olmalıymış olmasaymış iyiymiş…
      ***Bunun nasıl olması gerektiğine ben inanarak kendim karar vermek istiyorum.
      Bunu da sandıkta göstererek yapıyorum!!!!
      (Kararsız kaldım, siyasetçinin bir kararına kızdım, onun yüzünden oy kullanmayacağım!!!
      De get lengg😠).

  18. Gezi Parkı davası ; nihayet dün , O.Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet ve diğer bazı sanıkların da 18 er yıl hapis cezasıyla karara bağlandı !
    Oysa O.Kavala bu davadan iki sene önce beraat etmişti !
    Ayrıca mahkeme üyelerinden birisi 2018 de AKP den milletvekili aday adayı olan kişidir ; üyelerden birisi de ortada somut , inandırıcı ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde kanıtlar olmadığını beyan ederek muhalefet şerhi düşmüş !
    Vallahi O.Kavala yine haline şükretsin; iyi ki idam cezası yok yoksa şimdi darağacında da olabilirdi !
    Kararın ana gerekçesinin ise ‘ Hükümeti cebren düşürmeye teşebbüs ‘ suçu olması nedeniyle buradaki bütün muhalif yorumcuları uyarmak istiyorum ; eleştirilerinizde fazla ileri gitmeyin , ne de olsa evinizde et satırı, çeşitli irili ufaklı bıçaklarınız vardır , bunlar da delil kabul edilerek sizin de bir gün ‘Hükümeti cebren düşürmeye teşebbüsten’ yakanıza yapışabilirler, benden söylemesi !
    Acaba şu meşhur adalet heykelindeki kadının gözleri açık mıydı yoksa kapalı mı , elindeki terazi dengede miydi değil miydi; vallahi kafam karıştı !

  19. Gezi direnişi parktaki ağaçları da kurtardı, iktidara da iyi bir ders verdi. Gözleri korktu ve şimdi en ufak bir gezintiye bile izin vermiyorlar. Tüm demokratik boyaları döküldü, çırıl çıplak ortaya düştüler ve ne acayip bir mahlukat oldukları ortaya çıktı. Sonrası malum, otokratlaştılar ve diktaya doğru gidiyorlar. Ama elbet her otokratın da dikta heveslisinin de sonu belli, ve nereye girecekleri de. O yüzden bize gam yok. Oturup bekleyeceğiz ülkenin bu en düşük iktidarını da tarihin çöplüğüne göreceğimiz güne kadar. Sonra zil takıp oynayacağız, gitcek gitcek hiç merak etmeyin. Son düzlüğe girdik.

  20. Gençler parktaki ağaçlara sahip çıkmaktaydılar.
    Fehmi Bey böyle yazmış, mesela ağaç değil sen hala anlamadın mı? cümlesini nereye koydunuz acaba? Nitekim devlette önemli görevlerde bulunan isimlerden bazısı öyle yaklaşmıştı!! sanırım bu isimlerin daha sonra kendi kendilerini ahmak ilan ettiğini de unutmuşsunuz.

Comments are closed.