Her gün bir önceki güne yeniden uyanmaya ne dersiniz? Bir şey deyin işte…

23
Dün, o sansar..

Dün, 2 Şubat günü, ABD ile Kanada’nın bazı yerlerinde ‘Groundhog Day’ olarak kutlandı. ‘Groundhog’ sansar türü bir hayvan. Dağsıçanı diyen de var. Hayvanın bir kasabada (Punxsutawney kasabasında) yaşayan bir türünün, kışı yuvasında geçirdiği, şubat ayı gelince başını çıkartarak etrafa baktığı fark edilmiş. Bir şey daha: Hayvan başını yuvasından çıkardığında kendi gölgesini görürse kışın en az altı hafta daha sürdüğü, görmezse bunun baharın kapıda olduğu anlamına geldiği…

Olur mu? İnanç bu ya, insanlar uykucu hayvana bakıp hava tahmininde bulunabiliyor işte.

Dün, 2 Şubat, hayvan Punxsutawney’de sabah yine yuvasından dışarı çıktı ve gölgesini görmedi.

Bahar yakın demek.

CNN kanalının muhabiri, olayı haberleştirirken, bir uyarıda bulunmaktan da kendisini alamamış: “Hayvana bağlı gelecek okumaları her zaman doğru çıkmayabiliyor ama…” Hatta kanalın hava durumu sunucusu, “Yazı-tura atarak yapacağınız tahminin doğru çıkma ihtimali hayvanın gölgesine bakarak yapacağınızdan daha doğru çıkabilir” bile demekte.

Hayvanın yaşadığı yerin, ABD’nin en fazla kar alan, kışı bayağı ağır geçiren bir bölgesinde olduğunu da belirtmeliyim.

Ve bir film

Olayın varlığından haberdar olmayanlar, biraz yedinci sanat meraklısı iseler, Bill Murray ile Andie MacDowell‘in başrol oynadığı 1993 yapımı ‘Groundhod Day’ filmini görmüş olabilirler.

Reklam

Filmin basit bir senaryosu var: Bir TV kanalında hava durumunu sunan adam, o gün yaşanacakları izlesin diye, program yapımcısı ve bir kameramanla birlikte Punxsutawney kasabasına gönderilir. Sunucu sabah güzel bir müzik parçası alarmı eşliğinde uyanır, hayvanın hareketini izleyip haberleştirir ve günün diğer bölümünü de kar fırtınası yüzünden ayrılamadığı kasabada bir an önce geldiği kente dönme arzusuyla can sıkıntısı içerisinde geçirir.

Ertesi sabah yine aynı müzik eşliğinde uyanır ve bir gün önce yaşadığı her şeyi aynen yeniden yaşar.

Bir gün sonra yeniden aynı durumla karşılaşır.

Hayatı sansar gününe saplanmıştır, hep aynı günü yaşamaya başlar.

Kalkar, aynı yere gider, aynı kişilerle karşılaşır, aynı olayları yaşar ve ertesi günün hiç değişmeyeceğini bilerek otele dönüp yatağa girer.

Birkaç gün sonra, hep aynı güne uyandığı ve hep aynı olayları yaşadığı ve bunun kaderi halde dönüştüğü kafasına dank edince, her gün mutlaka yaşadıklarından bazı küçük şeyleri değiştirmeye çalışır. O bilgiyi lehine kullanmanın da peşine düşer.

Kendi hayatından küçük ayrıntıları değiştirebilse de büyük çaptakiler için gücü yetmez; hem de ne kadar uğraşırsa uğraşsın ve çılgınca şeyler yapmaya çalışırsa çalışsın onları değiştiremez.

Senaryosu sayesinde sinema sanatının izlenmeye değer filmlerinden biri sayılır ‘Groundhog Day’ filmi.

Reklam

Ve ruh halimiz

Evet dün öyle bir gündü, ama benim filmi hatırlamamın sebebi olay ile ülkemizde yaşadıklarımız arasında müthiş bir paralellik görmem.

Nedense, özellikle son zamanlarda, sanki her gün bir önceki gün yaşadıklarımızı yeniden yaşamak üzere olduğumuz olumsuz beklentisiyle uyandığım hissine kapılmaktan kendimi alamıyorum.

Günün içerisinde ya seçim oluyor, ya da seçim beklentisi… O beklenti içerisine giren herkes kendilerinden ne bekleniyorsa hep aynısını yapıyor… Konuşmalar, hareketler, söylenenler, yapılanlar hemen hiç değişmiyor…

Politikacıların söylemi de değişmeyenler arasında: İktidar partisine mensupsa uzun yıllar boyu her seçim öncesinde ne söylemişse onu yeni bir biçime sokarak tekrarlıyor… Muhalefet partisi sözcüleri de geçmişte ne söylemişler, iktidara nasıl karşı tavır koymuşlarsa yine aynı üslupla karşımıza çıkıyorlar…

Seçim günü geliyor ve o gün de pek bir şey değişmiyor; sandıktan yine aynı sonuç çıkıyor…

Tam bir kısır döngü.

Kendimi o filmdeki Bill Murray gibi hissetmeye başladım.

Ve tam gününe denk geldi, o hissimi sizlerle de paylaşmak istedim.

ΩΩΩΩ

23 YORUMLAR

  1. Bu yazı Fehmi Koru’nun 03.02.2019 tarihli yazısına yorum olarak kaleme alınmıştır. Yazının linki aşağıda yer almaktadır.
    http://fehmikoru.com/her-gun-bir-onceki-gune-yeniden-uyanmaya-ne-dersiniz-bir-sey-deyin-iste/
    İktidar yok, muhalefet yok, senaryo var. Sermaye yazıyor, bunlar da oynuyor. Artist transferi olan kişi farklı şeyler söyler. Sistemin içinde farklı şey bulunmaz. Haber alma araçları, doğru haber alma ile değil de haberleri değiştirme ile görevlidirler. Dolar böyle istiyor. Dolar’ın saltanatı ortadan kalkmadıkça bu böyle devam edecektir.

  2. ********
    Derdin kökeni kim, aklınızı vermedikçe….
    “Siz kendinizi değiştirmedikçe…”
    Biter mi bu ülkenin dertleri, bitmez beyim,
    “Kader mahkumu”sunuz, tabiri caizse deyim!
    Gün “groundhog day” günü, veya dağsıçanı,
    Siz hep başkasını görürseniz; dert açanı….
    Bu ülkenin dertleri asla bitmez beyim!
    Özeleştiri gerek, yani tabiri caizse deyim ….
    Siz kendinizi değiştirmedikçe O niye değiştirsin?
    “Kader”imiz bu n’apalım, diyen bunu geçiştirsin…
    Bir de hazırcılık “Mevlam neylerse, güzel eyler”
    “Akıl-iman sentezi” gerek; ezber değil beyler!
    ……
    Ne “sözde” müslümanlarımız var, nankör gibi,
    Kendini maskara edenler de var, şengör gibi!
    Elin profesör oğlu ateistken, müslüman olmuş,
    Bizim profesör bey ateist, müslüman doğmuş!
    İnternette daha dün rastladım, hayrete düştüm!
    “Akıl-iman sentezi” sıfır yahu, dehşete düştüm!
    ……bir ara devam yine edebilir…..
    *******

  3. Burası nasıl bir site olmuş sürekli saldırı sürekli hakaret yok mu iki çift çözüm önerıniz .Yokmu doğru yapılan iki şey. Saldırmak kin kusmak bu mu yücelik , bu mu doğruluk .
    Yazık harcanan zamana sonra da kalkın adamlıktan bahsedin doğruluktan bahsedin .
    Bir iki saygıdeğer dışında kin kusma zemini olmuş burası.

    • Saygıyadeğer olanı anlayabilecek olana yeterince yorum yazısı var burda ahmet bey:) önemli olan sapla samanı birbirine karıştırmamak…

  4. Bir Millet Düşünün’ ki! Fikir değil,iftira üretir, en başarili işlerinden biri! Kavga etmek ve ıçerde DÜNYAYI MEYDAN dayağı ile tahdit edeler…. fakat onlar’a kölelik ettiklerinide gizleyebilmek için DINİ devreye sokar, ve anında AK KAŞIKTAN ÇIKMIŞ SÜT olurlar, nasıl olsa imdadına yetişecek DIŞ GÜÇLER var.
    Bunları,yutmayan aydın kesimininde zaten yeri önceden hazirlanmış HAVUZA havale ederek kısa zamanda Silivri vatandaşlığına geçirip SILIVRI CUMHURIYETI pasaportu verilir.
    Yalnız bu ülkede nedense bir kişi hariç o kişinin ilk yol arkadaşlarınin hepsi hata yapmiş hatta TERÖRIST VE VATAN HAINI olmalarina rağmen… O kişi en ufak bir hata yapmaması”HATASIZ KUL OLMAZ”deyimini tam tersine çevirdi ve buda bizden çikti”HATASIZ KULL OLUR” isteyen T Cumhuriyetinin son 17 yılına şöyle bir baksın…!!!! Hatasız kul oldüğunu görecektır….Hayta O hatasiz KUL vasitasi ile hem vatandaşların ömrü uzadi hemde kelime hanemize epeyce KÜFUR VE HAKARET ÇEŞITLERI EKLENDİ, ayricada bu ceşitligi uretmek için dunya kadarindana is sahasi açildi hiç değilse sevenlerine yatarak para kazanma kolaylıği sağladı.
    Helal olsun.
    Durmak yok yola devam.

    • Hata olur hatta hata yaoan kandırıldık bile açıkça der defalarca
      Yanlış olmaz gidip ABD ajanlığı yapıp birde milletin aklıyla dalga geçenleri bu millet affetmez
      Hata olur ama yanlış kabul edilmez

  5. 31 mart sonrası derin,uzun ve sürekli bir sessizlik dönemi mi olacak?
    Dört yıl seçim olmaması teorik olarak gerçeklerle yüzleşmemizi sağlayacak.
    Her şeyi herkes daha berrak ve net olarak görme fırsatı bulacaktır.
    Gerçekleri daha net görmemiz kaçınılmaz sonu değiştirmeyecektir.
    Beklentimiz rüyadan uyanmak ve gerçeklerle yüzleşmek.
    Bize kendimizden daha zararlı veya faydalı kimse olamaz.
    DÜNYA YI DEĞİŞTERME YE KALKARIZ BU İSE İMKANSIZ,OYSA KENDİMİZİ DEĞİŞTİRMEK İMKANIMIZ VAR VE BU BİZE DAHA ZOR GELİYOR.

  6. “Kurtlar istedi diye atlar ölmez”
    Herşey zamanı gelince ihyiyaç doğunca olur.
    Nasıl ki 2002 seçimlerinde tüm partileri halk tasviye etti ise ihtiyaç olduğunda yine tasviye eder.
    Görünen, ilk kez ABD darbesini dürüp eline veren bir lideri tasviye etmek istemiyor.
    “Wishfull Thinking” ile baharı bekle,kirazı bekle,kışa ,sonhabara diyerek daha çok beklersiniz.
    Eee ne yapacaksın çözülme olmasın diye buda bir CIA taktiği,
    aman çözülmeyin bekleyin.Bu bahar kesin
    Sakın ha Papazın ABD nin kucağında ne işi var diye sorgulamayın.
    Bu halk bu papaz ABD kucağında talimat verdikçe Tayyip i yalnız bırakacağını mı zannediyorsunuz.
    Çok bekleyeceksiniz daha çok.

  7. “Seçim günü geliyor ve o gün de pek bir şey değişmiyor; sandıktan yine aynı sonuç çıkıyor”…..demiş Fehmi bey. Doğru söze ne hacet….Kötümü.azından çoğunluğun seçtikleri başta olacak…demokrasi böyle bir şey.,en azından bunun için mutlu olabiliriz….Korkunun ecele faydası yok, Cumhur İttifakı 31 Mart’ta zilleti yere serecek, tarihi yenilgisini tattıracaktır. CHP-HDP-İP’ten oluşan derme çatma nifak çatısı milli iradenin rüzgarıyla kurumuş yaprak misali savrulup gidecektir. Demem odur ki: Beka İçin Milli Karar, Cumhur İçin İstikrar.”…..Beka meselesi, “bizler” ve “onlar” (fetö)için bir turnusol kâğıdı gibi oldu…….

  8. Pensilvanya sansarı da biyerlerden başını çıkarmış mıdır bilmem ama 2019da işallah diyen bi mutemetler sürüsü halen bekleşmede:) seçim öncesi ortalıkta görünmesen iyi olur falan denmiştir büyük ihtimal:) İstedikleri kadar saklansınlar: inlerine gireceeez, inlerineee!!!

  9. Bu günlere nasıl geldik ? Derya Prof. Başbakan N.Erbakanı kimler İdareden uzaklaştırdı.
    Kimler böldü ? Kimler hapse attırdı ? Yatırımlarını kimler durdurdu ?
    FETO’nun kuruluşunda kimler var ? AKP’nin kuruluşuna kimler ön ayak oldu ? Kimler hizmet etti ? Yeşermesine, serpilmesine kamler köprü oldu ? Erol mütercimler ne diyor ? Nazlı Ilıcak ne yapmış ?
    Niçin içerde ? (Bazı, hep damada olan kişilerin talanlarını kısmen de ifşa ettiği için) . GASP ile kanaunalara aykırı olarak yapılan yaptırılan VİLLAları yıktırmıya kalkan BAKAN Pepe limon gibi nasıl çöpe atıldı ? Turistik Kemer Country adıyla teşvik alınan ve Orman alanları tahsis edilen Villalara da dokunanlar hep unutuldu gitti veya unutulmadı ?
    İttihad-ı Terakki fırkasının kurulmasına, Osmanlı’nın yıktırılmasına kimler hizmet etmedi ? İttihad-ı Terakkiye kimler destek olmadı ? İslam Devletinin laik ve dinsiz Devlet olmasına kimler hizmet etmedi ? Müstevli Batılıların Masa’da kazanmasına, Ülkemizdeki uzantıları AZINLIKLARın DEMOKRASİ, Cumhuriyet çığırtkanlıkları arasında kimlerın dahli olmuştur ? (LOZAN’ın azınlık olmıyan TEK MİLLETİ Müslüman Kürttür, bunu da bilelim) Asgari 100 yıllık sinsi hesablara yenik düşenler, DİNİNİ Dostunu tanıyamıyanlar, öğrenemiyenler nasıl Maduro veya Madara olur ?
    MASONLAR’ın SÖMÜRÜ ve dünya devletindeki ağırlığı ne ? Türkiyede hala bile, hangi yolsuzluklarda hakimiyet ve payları var ?
    Bu ve benzeri soruların cevabını, hep, Fehmi Koru’ya, kayınpederi Karagülle’ye sormayın. Uzaklara gitmenize de gerek yok. GEOGLE amcaya ve onun bünyesinde toplanan TARİHe bari soruverin.
    Tatlı sularda balık avlıyanlar, suret-i Haktan görünenler kim, kimdir ?
    Adı hıkuk devleti de olsa SUÇLULAR daima GÜÇLÜlerdir.
    Buralarda boşa kalem çıtlatılıyor, boşa vakit harcanıyor mu, acaba ?

    • Bizim en büyük yanılgımız da Google kolaycılığı değil mi? Kimler sorunuzun doğru cevabı Google da mı acaba!
      Benim öğrendiğim İslam dini başkaları hakkında konuşurken insan iki şekilde konuşur. Bir, Bizzat şahit olduğu bir olayı dosdoğru anlatır yahut Hüsn-ü zan ile anlatır. İki, su-i zan ile anlatır, iftira ederek anlatır. Din ikinci yolu şiddetle yasaklar. İlk hususa dikkat etmediğimiz için Allah da bize bir musibet verdi, kendimizi düzeltelim diye. Millet kendini duzeltmediği sürece bu musibetli hal kalkmaz aksine dahada şiddetlenmesinden korkuyorum. İki gün önceki yazıya gelen yorumlar buralarda din dersi verenlerin, ehli takva görünenlerin ilahiyat profesörlerinin on binlerce insanın kalplerine, düşüncelerine nüfuz etmişler gibi nasıl da kesin hükümlü konuştuklarını hep beraber gördük işte…eskiler gaflet diyorlar, yani doğru tavrı bildikleri halde dalgınlık la yanlışa meyletme. Fakat nasıl bir dalmaysa bu bir daha su yüzüne cikamamacasına… Allah muhafaza. Mahkeme-i kubrada yüzümüze çarpılacak hakikatlerin bu gün fırsat varken farkına varmayı Allah hepimize nasip etsin. Amin.

    • 6 yıldır Süleyman karagulle hocamızla beraber çalışıyoruz. Kendisi 90 yaşında ve ömrünün çoğunu Adil Düzen’e adamış biridir. Sorularınızın cevaplari hepsi Süleyman hocada mevcuttur. Turkiyenin ileride ne zorluklar çekeceğini, saadet partisi öncesi ve sonrasını, AKP’nin öncesi ve sonrasını elbette bilen biridir.
      SAYGILAR SEVGİLER

  10. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir, derler ya.
    Kışın ıssızlığında her gün bir öncekine benzese de, Dünya’nın açısı yavaşça değişiyor.
    Biz kışı sevsek de sevmesek de değişim kaçınılmaz..

  11. Bütün partilerde birkaç tane belirli adamları vardır ve sadece birbirlerine laf yetiştirmeye çalışıyorlar. İktidar marketleri suçluyor bazı marketlerde patlıcan biber satilmamasini istiyor. Bunları yapacaklarına sorunlarının merkezine inilmeli. Çok acı ama gerçek: Bu ülkede tarım ve hayvancılık yoğun bakimdadir. Gün geçtikçe çiftçiler daha az miktarda tarla ekiyor. 2 sene sonra tamamen dış ülkelere bağımlı hale geleceğiz.
    Medyada hergün aynı şeyleri papağan gibi tekrarlanıyor. Seçim havası Suriye olayları Venezuela ve siyasetçilerin birbirleriyle olan diyalogları yayınlıyorlar. Geçen balikesirde bir genç aç ve işsizlikten dolayı kendi yaktı ama hiçbir medya yayımlamadi.

  12. Fehmi bey! Allah yardımcınız olsun.
    Şu an Türkiyede yaşayan elleri, dilleri, bağli sizinde dahil olduğunuz Kula değil Allaha hesap vermeyi hayatlarinin her aninda unutmayan bir kesim gecenın en karanlik zamanında yaşiyorsunuz.
    Şafak sökmek üzere.Ne mutlu sizlereki! Karanlikta kalemleriniz ve bilgilerinizle insanliğa işik tutup, yollarini aydinlatiyorsunuz.

    • Türk yargısına hesap vermeden allaha hesap verip yırtarız gibi bir garantiyi nerden aldınız? Bölge istinaf mahkemesinden mi yoksa pensilvanya münzevihanesinden mi? Otoriteye saygılı olunsun…

  13. Umutsuzluk bu ülkenin bütün ince damarlarına kadar sirayet etmiş.
    Haberlerde muhabir semt pazarındaki fiyatların yüksekliği hakkında vatandaşa soru yöneltiyor o da mütebessim olarak pahalı diyor.
    Ülke olarak tam bir stocholm sendromu vakası yaşıyoruz.
    Bir demet maydanozun 3 tl dereotunun 4 tl olduğu bir zaman da yaşıyoruz.
    Diğer sebze ve meyve fiyatlarına gelemiyorum bile.
    O dağ sıçanı bu ülkede olsa yattığı ağaç kavuğundan asla dısarı çıkmazdı.

    • Turkiyede Gazeteci olmak kadar zor meslek yok.Gazeticilik yapamak isteyen üç şıktan birini seçmek zorunda. Ya havuz, ya hapis, yada açkalmak.
      Eğer 11.C Başkaninina sukast iddasi haberi, bati ülkelerinin her hangi birisinde yazilsaidi yer yerinden oynardi ve yapanlar yakalanir adalete teslim edilirdi.
      Yalan haber ise bilhasa muhatbi yalanlardı.
      Bizde olayi kapatmak için gazetecinin işine son veriyorlar.
      O haber!
      “Eski Cumhurbaşkanı ‘Abdullah Gül’e suikast’ iddiasına kaleme alan Talat Atilla’nın Milliyet’teki yazılarına son verildi.
      Odatv‘nin haberine göre karar, Demirören Medya Grup Başkanı Mehmet Soysal tarafından verildi. Ancak gazetede konuşulanlara göre, kararın alınmasında Soysal’a gelen “çok üst düzey bir ismin telefonu” etkili oldu.
      Atilla, 28 Ocak tarihli yazısında, çok ciddi bir iddiayı gündeme getirmişti. Atilla, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e kısa süre önce gerçekleştiği söylenen bir “suikast” iddiasını kaleme alarak, Hayrunnisa Gül’ün, eşinin hareketlerinden şüphelenerek son anda gösterdiği refleks ile Abdullah Gül’ün “ölümden ucuz kurtulduğu”nu belirtmişti.
      Atilla’nın yazısı ertesi gün Milliyet’in internet sitesinden kaldirildi.”

  14. 1983 de üniversite öğrencilerinin kaldığı mütevazi bir yurttayız ,yurt imkanları kısıtlı Bir gün Makarna ,bir gün patates pişiyor Egeli bir arkadaşımız dayanamadı Aşçıya çıkıştı:”Bu ne abi yaa her gün nisaşta ,her gün nisaşta”(Nisaştayı söylediği gibi yazdım!) .Hakikaten yahu Güne gözümüzü açıyoruz Ya Erdoğan, ya Kılıçdaroğlu ya Bahçeli hergün konuşma her yıl seçim Mutfakta birileri bir şeyler pişiriyor bizde afiyetle yiyoruz ama gerçekten bıktık “HER GÜN NİSAŞTA ,HER GÜN NİSAŞTA”

  15. Ben “Deniz bitti” diyeyim.
    Evet, artık gına geldi; her gün her gün aynı şeyleri yaşamak, aynı yüzleri, aynı söylemleri dinlemekten…
    Anlaşıldı ki Fehmi Bey’de bu durumdan muzdarip. Bu ilerleyen günlerde yazılarına da sirayet edecek belki ama bu uzun sürmeyecek sanırım.
    Siyasi alan yeni gelişmelere gebe. En çok yazı yazdığı bu alanda Koru’ya çok malzeme çıkacak sanırım.
    “Medeni ölü” diye tabir ettiğimiz bir kaç gazeteci-yazar kişiyi Karar Gazetesinde yazmaya başladığını gördüğümde, Medya cenahında da, siyasi alanda olduğu gibi “aynı güne” uyanma sendromunun etkisinin azalmaya başlayacağını sezinledim. Hele A.Taşgetiren’in beka söylemi üzerine yazdıklarını T 24’ten okuduğumda buna tam kani oldum.
    Evet, deniz bitti…Yeni şeyler söylemek lazım cancağızım.
    Yeni, yepyeni günlere uyanmak ve geçmiş günlerden de ders almak ümidiyle, hepin(m)ize günaydın.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız