Her seçmen oy kullanacak ama ülkenin geleceğini toplumun dörtte birinin oyu belirleyecek… 

22
Reklam

Seçime kadar geçecek süre, muhalefeti oluşturan partiler açısından, kendilerini belli bir seçmen kitlesine beğendirme amaçlı çalışmalarla geçecek.

İktidar cephesi açısından da, aynı süre, yeni küskünler yaratmama ve kendilerini aynı seçmen kitlesini yine partilerine oy vermeye ikna etme çabasıyla geçecek.

Türkiye’nin bundan sonraki yıllarını insanlarının yaklaşık dörtte birinin siyasi tavrı belirleyecek. 

İddialı görünebilecek bu üç cümle üzerinde düşünülmesini bekliyorum.

Birlikte düşünelim

Ülkemiz insanı yarım yüzyıldan fazladır oyunu hep bilinçli kullandı. O bilincin ürünü olan iktidarları beğenmeyen demokrasiyle arası iyi olmayan bir anlayış, zaman zaman gidişi müdahaleleriyle durdursa da, her müdahale sonrasında sandık yeniden hakem olduğunda, aynı bilinç bildiği sonucu sandıktan çıkarmayı başardı.

İktidar toplumun yarısının iradesi istikametinde belirlendi hep.

Ülkede iktidar olma başarısını gösterenler bu gerçek ışığında hareket ettiler ve ülkenin kaderine ağırlıklarını bu gerçek ışığında koyabildiler.

Reklam

Buna ‘merkezin iktidara doğrudan veya dolaylı hakimiyeti’ diyebiliriz.

‘Merkeze ait’ sayılan değerleri, siyasi hayatta, demokrasi, cumhuriyet, adalet, özgürlükçü anlayış, laiklik ve dine saygı gibi temel ilkeler  oluşturuyor.

O ilkelerin bazısına bazı insanlarımız daha az sempati gösterse de, genel toplamda, bu ilkelerin bütününe aynı derecede sahip çıkan partiler etrafında iktidarı oluşturdu toplum.   

AK Parti kuruluşu öncesinde bu gerçeğin farkındaydı. Daha kurulmadan ANAR’a yaptırdığı araştırmalar ve Ankara’da kurulu Politika Araştırmaları Merkezi’nde (PAM) yapılan tartışmalarda kendini belli eden bu gerçeklik, AK Parti’nin bu gerçekliğe uygun bir kadro ve programla yola çıkmasını sağlamıştı.

Unutulduğu fark edildiği için hatırlatmak gerekiyor: AK Parti’yi iktidara sadece yüzde 35 oy taşıdı; her üç kişiden birinin oyu. İktidarının ilk on yılında izlediği politikaların ‘kapsayıcılığı’ sayesinde partinin oy tabanı genişledi ve her iki kişiden birinin oyunu alacak duruma öyle gelindi.

Bugün ise AK Parti ancak destekle iktidarda durabiliyor.

Kuruluşunda desteğini alabildiği orana, hatta bir az daha altına geriledi seçmen desteği.

Her dört seçmenden birini ‘kararsız’ saflara kaybetti AK Parti.

Reklam

‘Merkez değerler’den -hiç değilse önemli bazılarından- uzaklaştığı görüntüsü sebebiyle…    

Uzaklaştığı değerler, kuruluşu veya sonrasında onunla birlikte olmuş, başarılarına katkıda bulunmuş isimleri yeniden düşünmeye, içlerinden bazılarını AK Parti ile yollarını ayırmaya sevk etti. Onlardan iki isim, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu, vaktiyle AK Parti’nin temsil ettiği değerleri yeniden sahiplenen partilerle kamuoyu önüne çıktılar.

Onların siyasette partilerle varlık göstermeleri iki sonuç doğurdu:

Daha önce AK Parti’ye oy vermiş bir kitle, DEVA ve Gelecek partilerinin AK Parti’nin başarı döneminden tanıdığı iki ismin önderliğinde kurulmaları sonrasında, kendi siyasi tavırlarını sorgulamaya başladı.

‘Merkez’ denilebilecek değerlerle -hiç değilse bazılarıyla- sorunu olan veya o değerleri toplumun kabullerinden farklı anlayan partileri de değişmeye zorladı.

Bugün genel seçmen kitlesi içerisinden önemli sayıda bir kesim eskisi kadar rahatlıkla ‘‘AK Partiliyim’’ diyemiyorsa, bu, yalnızca AK Parti’nin farklılaşması yüzünden değil, DEVA ve Gelecek partilerinin siyasi hayattaki varlıklarından da kaynaklanıyor.

MHP’den kopanların çekirdeğinde yer aldığı İYİ Parti’nin kendisini konuşlandırdığı yer ile CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu versiyonu da, DEVA ve Gelecek partilerinin ‘merkeze ait’ sayılan değerlerle siyasi hayattaki varlıklarının sağladığı kolaylığın sonucudur.

Bir noktaya kadar da Temel Karamollaoğlu liderliğindeki Saadet Partisi’nin…

Zaman içerisinde eski AK Parti seçmenlerinden bazısı İYİ Parti’yle buluşabildi, İstanbul belediye başkanlığı seçiminde CHP’nin adayına oy verebildi.

Deva ve Gelecek partilerine de giden oldu.

Ancak yine de halen ‘kararsız’ görüntüde hiç de azımsanmayacak sayıda eski AK Parti seçmeni var ve bunların oylarının sandığa nasıl yansıyacağı ülkenin bundan sonra nasıl yönetileceğini de belirleyecek.

Yeniden AK Parti’ye oy vermeye ikna edilebilirlerse başka, AK Parti dışındaki muhalefet yanında oylarıyla yer alırlarsa daha başka bir ülke olacak Türkiye.

Onun içindir ki, bu yazının girişine, ‘‘Türkiye’nin bundan sonraki yıllarını insanlarının yaklaşık dörtte birinin siyasi tavrı belirleyecek’’ hüküm cümlesini yerleştirdim.

Ali Babacan’ın lideri olduğu Deva Partisi’nin, cumhurbaşkanlığı seçiminde, diğer beş muhalefet partisiyle birlikte hareket etmekle birlikte, milletvekili seçimine kendi başına gireceğini açıklaması bu gerçeğin bir dereceye kadar farkında olduğunu gösteriyor. 

Milletvekili seçiminde ittifak içerisinde bulunmanın bir anlamı yeni seçim yasası sonrası kalmadı zaten.

CHP veya İYİ Parti listelerinden gösterilecek adaylarla seçime gidilmesi, yalnız iki yeni partinin varlık sebebini ortadan kaldırmayla sonuçlanmaz, Millet İttifakı’nın iktidar beklentisini de boşa çıkartabilir.

[Bu iki parti içerisinden -özellikle İYİ Parti’den- bazıları, İttifak’ta Deva ve Gelecek yer almasa kararsızların kendi partileri arasında oylarını bölüştüreceklerini düşünüyor; hiç değilse öyle düşündüklerini belli ediyorlar. Oysa hala ‘kararsız’ olan seçmen çeşitli sebeplerle CHP ve İYİ Parti’ye oy vermektense AK Parti tarafından yeniden ikna edilmeyi daha kolay kabullenebilecek bir kitle. Öyle olmasaydı, anketlere ‘kararsız’ olduklarını söyleyecek yerde CHP veya İYİ Parti’ye oy vereceklerini şimdiden söyleyebilirlerdi. Onlar Deva ve Gelecek partilerinin kendilerini daha cazip hale getirmesini bekledikleri için bulundukları yerdeler. Kararsızlıkları ondan.]

Seçime fazla vakit kalmadı. Tarafların ellerini çabuk tutmaları gerekiyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

22 YORUMLAR

  1. Sayın Koru.
    Zannımca Ak parti kaybederse etekleriniz zil çalacak.
    25_30 yıldır okuduğum,bildiğim, tanıdığımı sandığım Fehmi Koru’yu anlamakta çok güçlük çekiyorum.
    Yekta Güngör Özdenle didişen, emin çölaşanla kavgalar eden Koru ‘ya ne oldu?

  2. Sayın Koru ,
    iyi bir analiz , üzerine söylenecek çok bir şey yok.
    De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, mülkü dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil edersin. Hayır, senin elindedir. Kuşkusuz Sen Her Şeye Güç Yetiren’sin.” Ali imran 26 da böyle buyruluyor.
    Tabi bu moda mod çeviri de bir şey gözden kaçırıliyor , ” dilediğini” yerine “dilediğini , o öyle istediği için ” şeklinde çevirmek lazım.
    Allah teala durup durduk yerde bu tip uygulamalar yapmıyor. Mülkün sahibi olması hasebiyle kurallara uymayıp kaşınanlara hak ettiğini verirken son sòzü söyleyen olması sebebiyle , nihai hükmün uygulayıcısı olması şeklinde anlamak lazım.

  3. Sayın yazar “Türkiye’nin bundan sonraki yıllarını insanlarının yaklaşık dörtte birinin siyasi tavrı belirleyecek.” buyurmuş;
    60milyon seçmenimiz var,
    4te 1i 15milyon seçmen eder,
    %50+1 oyu sağlamak için bu sayı yeterli mi?
    Ya da artık başkanlık için %25 lik oy yeterli oluyor mu?
    %50+1 barajı birinci tur içindir,
    2.turda 1 oy almış aday bile seçimi kazanabilir, öyle değil mi?

  4. Seçmen yaşının 16-17 lere indirilmesi taraftarıyım. Demokrasi yok mu bu ülkede?
    Bir hanım kardeşimiz kaçak giren yabancı bir erkeğin olmaması gereken bir taciz girişimine maruz kalmış😠
    Çok korkmuş anlaşılan (oysaki ülkede tam güvenlik olduğunu, korkmaması gerektiğini, böyle bir şey bir aklı olmayan tarafından olabileceği vesaire algısı yerleşmiş olsa vatandaşta!☹️) Ve şöyle dedi:
    – bu kişinin asılmasını istiyorum!😯
    Bende bu saçmalıkların son bulmasını istiyorum artık. Başarısız olan toplum baskısıyla kalksın işgal ettiği!!!! Koltuktan!!!
    Ekonomiden anlamayan kendini siyaset kurnazı sanan hesap vermeyi reddeden (babanın parasını mı kullanıyorsun, babanın parasını mı partine veriyor devlet) hem bu vatanın milletin vergisini nimetlerini yiyip faydalanıp hemde vatan hainliği peşinde koşanların derhal ifşa edilmesi hatta asılmasını istiyorum bende!🙂
    (Pardon idam kalkmıştı sanırım).
    Ossun ben istiyorum işte demokrasi var bu ülkede🤗.

    • seçmen yaşını düşürmek yerine yaş sınırını toptan kaldıralım gitsin, canı isteyen sabi sübyan vatandaş kim olursa gitsin oyunu kullansın, var mı ötesi? İllaki bir yaş engeline gerek yok yani…
      Haa çok lazımsa aktif siyaset için adaylıkta üstsınır belirlensin, örneğin; 80 yaş üzeri olanlar aday olama gibi, ya da 100 yaşından gün almamış olmak gibi, ne dersin?
      Uyar mı sana?

  5. bence kararsizlarin tek bir karari var o da eski partilerine donmemek. karasizlarin ne kadar kararli olduklari sandiklar acilinca gorecegiz. her pari baraj altinda kalabilir…

  6. NE İKTİDARI, MUHALEFET DE YOLCU.
    Malum bir Temel fıkrası: Otobanda ters yöne giren Temel radyodan ” sayın sürücüler bir araç otoyolda ters istikamete girmiş, lütfen dikkatli
    olalım ” ikazını duyunca ” ne birisi hepisi, hepisi” tepkisini verir.
    Bir tezim var:
    Yaşadığımız ekonomik, siyasal, sosyal ve anayasal krizin gerçek boyutları daha doğrusu hasar kaydı ortaya çıktığında, seçmen sadece iktidar ve iktidara açıktan destek veren yandaş muhalefete değil, benim yancı olarak tabir ettiğim nihai bağlamda iktidarın kontrolünde olan irtibatlı ve iltisaklı muhalefete de fatura kesecek.
    Yandaş muhalefeti herkes biliyor
    Yancı, kontrollü, irtibatlı-iltisaklı muhalefet kim?
    Beka gibi hamasi sloganlarla herşeyi yaptırabildiğin muhalefet.
    Bu iktidar bir “karadelik”
    Karadelikler herşeyi yutan uzay cismi.
    Devasa boyutta gezegen ve yıldızları yutuyor ve bir yumurta ebadına getiriyor.
    Yanlarından geçen ışığı bile yutuyor.
    Bizim iktidar da maddi ve manevi herşeyi yuttu.
    Cumhuriyetin devasa kurumları bir günlük faizimize
    bile karşılık olamaz hale geldi.
    Ne gördülerse yuttular.
    Böyle bir tabloda icraî yada ihmalî katkısı olan herkese fatura çıkmalı.
    Tuzu biberi olan herkes bedel ödemeli.
    Tabii ki siyasi bir fatura ve bedel.
    Evet hepsi gidecek.
    Bana göre gitmeli de.
    Eyyamcılık yapacak halim de, niyetim de yok.

    • Sayın yk, ne iktidar ne muhalefet kimsenin bi yere gittiği yok, gideceği de yok, hatta aralarına yeni yeni siyasi figürler de katılarak siyasi hayatımız gittikçe çeşitlenip zenginleşiyor, öyle ki daha önceleri yolculayıp gönderdiğimiz kimi fosiller bile şimdilerde siyaset arenasında arzı endam ediyorlar…
      Yani hangi olağanüstü yenilikler vaadeden alternatif bir siyasi aktör ortaya atıldı da bugünkülerin alayını yolculuyorsunuz, biraz açar mısınız?
      Yoksa hepsini postalayıp yönetimi manda ya da kayyuma filan mı devredeceksiniz?
      Onu bi geç…

  7. A partisi b partisi fark etmez şu andakı bütün partiler ve siyasetçilerin derdi Cepleri, kıyak emekliler ve yan gelip yatarak para kazanmak.
    Türkiye Onların umurunda değıl.
    Hepsi birden millete yalan söyliyor.
    Gezi davasını ve Kavala olayını halen daha Gülencilerin üzerine atan Muhalefet ne demeli!
    Onlar bizim aklımız ile oyunmu oyniyor.
    Zamanın başbakanı gezicilere çapulcu diyince Gülen “onlar bizim gençlerımız onlara Çapulcu demeyin dertlerini dinleyin ve barışci yaklaşın.” Dediğini millet unutuğunumu zannediyorlar.

    Kavala olayında,11.Cumhur başkanı iyi bir tepki verdi.Yalnız bana göre hiç bir değeri yok.
    O yaziyi okurken seneler önce kayseride galiba kendi ismini taşiyan bir üniversiteye Bağışmi yoksa o üniversiteyimi yapmıştı orasını pek hatırlamiyorum.Boylaklara Teşekür ediyordu ve onların nasıl hayır sever olduklarından bahs ediyordu.
    15 Temmuzdan sonra adamların köklerini kibrit suyu dökenlerde ayni Kavalayı hapise atanlardı. O zaman bunlara tek kelime laf etmedi.

    Bu muhalefet
    seçim falan kazanamaz.

    Hem niye kazansınlarkı nasıl olsa yatarak para kazaniyorlar.
    Türk halkı laik olduğu gibi yönetiliyor..!!

    Yakında (InşAllah olmaz Rabbim planlarını başlarına geçirir.) Gene bombalar patlamaya Allah korusun şehit cenazeleri gelmeye başlayabilir.
    Analar evlatlarınıza sahip çıkın. Lütfen.
    Bunlar seçimi kanla , iftira, ve mahsunları oynayarak kazaniyorlar.

    • Suudi Arabistan ziyareti nedeniyle, iktidarın bir zamanlar sıkça kullandığı “katil” söylemini CHP satın almış.
      Hatta CHPdeki en makul ve mutedil kişiler bile.
      İnsan “Sorunlarımızı bunlar mı çözecek?” demekten kendini alamıyor.
      İktidarın kullandığı jargonu sahiplenmek için binler hatta milyonlarca kez düşünmek gerektiğini öğrerenebilmeleri için, 20 değil 40 yıl iktidarda kalmaları mı gerekiyor?

  8. Melkeler Günah,
    Şeytanlar sevap, işlemezler.
    Hayvanlar’da ise bunların hiç birisi yok.
    İnsanlar hem günah hemde sevap işlerler.
    Allahu Taâla İnsanlari yer yüzüe’ün halifesi olarak yarattı. Halifeler olan biz insanların arsında ‘danda kanunlarını ve emirlarini uygulatacak Peygaberler ile kitaplar gönderdi.

    Bizim inandığmız Din bize okumayi, düşünmeyi, Allaha itaat etmeyi, emrediyor. Yalan söylemeyi, iftira atmayi, savunma haricinde saldırı savaşlarını yasakliyor.+ çalışmayide emrediyor.

    Şeytanlar her kılığa girebiliyor.
    Melekler zerre kadar dahi çizgileriniden sarpmazlar.

    Peki! Din,ırk meshep, ve cinsiyet fark etmez.
    biz özeliklede Türkiyeli insanlar olarak bunların hangisini uyguluyoruz? Yasak olanların hepsini 4 dörtlük yerine getirirken yapmamız gerekenlerin hiç birisini yapmiyoruz.

    Bizim en tepedekinden tutunda normal vatandaşlara sorun son 20 senede acaba kaç kitap yazdılar veya okudular.
    Trump 4 yıl kaldı onun yanında çalışmış olanlar Trumpın bütün yalanlari ve sahtekarlıklarını kitaplarla gelecek nesillere miras olarak bıraktılar.

    Bize gelince! Fazla geriye gitmeye gerek yok.
    Son 1 yılda Erdoğanın Yurt dışi ve iç gezileri ile israfları ABD nin 1 senelik bütcesini geçer!. İçeriden vaz geçdik.Diş diplomasideki 180° dõnmesini yazsanız kitaplara siğmaz.

    Ya içerde 1 hafta önce Süriyeli mültecileri vatandaş yapiyor ertesi hafta geri göndereceğini söyliyor.
    Maalesef bizde gazeteci olmadığı için nedenlerinide gene ARAP, ASYA, ABD,ve AB basınılarından öğreniyoruz.
    Süriyeli mülteciler hakkında söyledikleri doğru.
    Türkiyede 2 miliyon tahsilli suriyeli varmış ve bunlar süriyedeki soygunları sorguliyan Suriyeli mülteciler. Bizimkiler bunları oraya köle gibi çalıştırmak için gönderecekmışlet. Diğer 4 miliyonuda oy almak için seçimlerden önce hemen vatandaş yapacaklar.
    İngilizce bilenler hatta bilmiyenler interneten (google) çevrisi ile okuya bilirler.

  9. Fransa baṣkanlık seçimlerinde Le Pen’e karṣı olan seçmenler, ilk turda oylarını vermedikleri Macron’u ikinci turda seçerek Le Pen’in seçilmesini önlediler. Tipik bir ittifak ṣekli.

    Iṣ yüksek seçim barajlarına veya otokrat liderlere karṣı seçimi kazanmak olunca durum değiṣiyor galiba. Ittifaklar seçimden önce kuruluyor. Aslında demokratik sistemin tabiatına aykırı ama ṣartların zorladığı bir durum.

    Iṣleyen demokrasilerde seçim kampanyalarında ittifaklar değil partiler ön planda oluyorlar. Özellike yeni partiler ancak bu ṣekilde kendi seҫmenlerine ulaṣabiliyorlar. Bu nedenle, milletvekili seҫiminde Ali Babacan’ın tutumunu anlamak lazım. Riske girse de kendine güveniyor.

    Bizde farklı olan ikinci durum, ittifak seçimden sonra da olabiliyor.

    Geliṣmiṣ demokrasilerde seçimden sonraki iṣbirliği genellikle koalisyon olurken bizde neden ittifak oluyor?

    Koalisyona girmeden dısardan destek vermek mümkün ama, bu oldukҫa nadir olan ve uzun sürmeyen özel durumlarda…

    Koalisyon kurulurken konular kapı arkasında değil seçmen önünde tartıṣılıyor.

    Bizde seçimden sonra koalisyon yerine ittifak kurmanın önemli bir nedeni bu olabiir mi?

  10. Böyle bir şey yok. Her koyun kendi bacağından asılır. Şimdiye kadar olan neydi derseniz,
    A.Tezel isimli bir bilen TV de şöyle dedi bilmiyorum nasıl bir yöntemdir: meclis CB maaşını belirliyor ona göredir bir oranla kendilerinin maaşını belirlemiş oluyorlar!😯
    Ben şahsen bir vekil söylerse inanmayı tercih ederim. Herkese inanmam.
    Niçin teröre bulaşmış insanları başınıza musallat ediyorlar? İktidardakilere inanırım🤗
    Babacan ayrı girer çünkü kaçanın kopanın isteyenin gideceği bir adres var mıdır sizce?
    Artık var!! Görünüyor 🤗
    Cehape zihnini istemezük diyenler!!??¿¿
    Artık bir bahane bulbilir mi!? (Gerçi bulur da😂)
    CHP tek girse mesela.. (yanına kimi alırsa alsın)
    İyi saadet gelecek bir olsa..
    Sadece CB seçimi için tek aday çıkarsalar..
    Vekil ise (bu defalık) iyi yada saadet listesinden!
    Ama, eşit vekil adayıyla belirlenen illerden…
    Yapabilirler mi?
    Kendileri bilir🤗
    Geçen seçimde 10 alan 50, elli alan 150 alabilir.
    Aksini kim iddia edebilir!?????????

  11. Abdüllatif Şener “Erdoğan’ın ilk millet vekilliğine aday olduğu seçimlerde oy pusulasında adayların isimleri de yer alıyordu, seçmen seçilmesini istediği millet vekili adayının ismine mührü basıyordu, isteyen partiye isteyen de adayın kendisine oy verebiliyordu. O seçimde Erdoğan seçilemedi. İstanbul il başkanlığı yapmıştı yeteri kadar tanınıyor ve biliniyordu ama seçmen. onun notunu verdi ve İstemediğini en az oy alan isim olarak tarihe yazdı. O seçim Erdoğan’ın en büyük seçim hüsranıdır. Sonra nasıl millet vekili olduğunu da hepimiz biliyoruz bir hile ile vekil seçildi, hiç gereği yokken Siirt seçimleri iptal edildi ve seçilen vekil haksız bir şekilde vekilliği düşürülerek yerine Erdoğan seçtirildi” dedi.

    Milletin basiretine işgüzar siyasetçiler Saygısızlık yapmışlar yani.

  12. Bizde garip bir seçim süreci işliyor
    Yaklaşık 4 yıldır yani mevcut parti ve başkanı seçtiğimizin
    hemen ertesinde yeni seçim konuşulmaya başlandı halen devam ediyor.
    Peki kimi veya kimleri seçeceğiz belli değil.Seçim isteyen bir türlü adayını açıklamıyor
    Neden seçim yapacağız ? İşler düzgün gitmediği ve dağ gibi sorunlar biriktiği için.
    Bu sorunları kim çözecek herhalde seçim isteyen ? Ama ortada ne isim var ne program var
    hiçbir şey yok seçim de seçim .İnsanlarla dalga geçiliyor sanki. Niye oy vereceğim ,
    seçeceğim adam proje üretecek , sorunları belirtip , çözüm yolları sunacak .Ama yok ortada
    adam yok program yok yok yok yok.
    Ozaman oy da yok .İnsanlarla bukadar alay edilen bir sistem de bence protosto oyları
    seçimin galibi olmalı .Varmısınız????

    • Ahmet bey bahsettiğiniz son seçimden önce “hele şu seçimi bi yapalım hükümetin önünde yokuşsuz virajsız 4 yıl icraatına bakar…” diye burada didem hanımla birlikte zil takmış göbek atıyordunuz, şimdi nooldu?
      Siz de önceki seçimin sonuçlarından pek memnun değilsiniz galiba…

  13. Deva adıyla, şanıyla, damla logosu ile seçime girme kararı ile risk aldı. Haliyle yüksek risk, yüksek kazanç ancak Saadet çatısı altında demokrat muhafazakar prensipler ile ittifak görüntüsü verebilmeleri halinde hem düşük risk, hem de yüksek kazanç alabilecekleri halde bu zorlama anlı, şanlı yola girdiler. Halbuki akıl verenleri de mebzul miktar var. Mütevazi hedefler yerine akape dağılınca siyasi terekesine birinci varis yazılabilmek için şimdiki hallerinden biraz daha fazlası gerekmez mi? Deva, bir tek adam hareketi görüntüsü verirken devlet makinası ile üzerlerine gelecek rakiplerine karşı naif Babacan kendini ne kadar ifade edebilecek. Halbuki Temel reyis hepsinin neseben değilse bile içlerinden geldikleri milli görüş için bir saffı evvel ağabeyi olduğu için çok kolay ittifak ve imtizac edebilir ve mehapenin tek geçemeyeceği barajı pek rahat geçebilirlerdi.

  14. Millet Babacana yaptıttırılan bu hamleyi de görmedi, heyecanlanmadı.
    Aslında Akşener’in yapması gereken hamleyi daha erken davranarak Babacan yaptı. Akşener fırsatı kaçırdı. Akşener en son Abdulhamit ilgili açıklamaları ile yelkenlerini Chp nin seçmenlerine açtı.
    Gezi Davası’nın karar duruşmasından yalnızca bir gün sonra Kılıçdaroğlu kavga çağrısı yapmışken Babacan ın böyle bir karara varmış olması veya Babacan a böyle karar aldırtanlar başka hesap peşindeler.

    Yeni partiler ve oluşturulan masalar millette heyecan yaratmadı. Önümüzdeki günler kendi seçmenlerini sağlamlaştırmak için Biden destekli provakatif durumlar oluştulmaya başlanabilir.
    Kavala’nın müebbet hapis cezası alması, Batı’dan gelen tepkiler ve Duran Kalkan’ın şehirlere yönelik terör saldırısı tehdidi, önümüzdeki dönemde Türkiye gündeminin marjinal eğilimler tarafından daha fazla belirlenebileceği ihtimalini akla yakın kılıyor. Böyle bir durumda faturayı bölüşmek istemeyen bir siyasal akıl elbette kendisini faturanın direkt muhatabı olacak olan millet ittifakından ayrıştırıyor. Yani Büyük oranda HDP’ye kesilmesi muhtemel bir faturadan, hattan uzaklaşarak emin olmak ve böylesi bir durumda Millet İttifakı’na yönelik oluşacak tepki oylarını da kendisine çekmek bu stratejinin en önemli parçası gibi duruyor.
    Babacan Akpartiden kopartacağını koparttı zaten. Şimdi de Millet ittifakından ne kadar kopartabilirse.

  15. “…CHP ve İYİ Parti’ye oy vermektense AK Parti tarafından yeniden ikna edilmeyi daha kolay kabullenebilecek bir kitle. Öyle olmasaydı, anketlere ‘kararsız’ olduklarını söyleyecek yerde CHP veya İYİ Parti’ye oy vereceklerini şimdiden söyleyebilirlerdi. …” Yine çözmüş işi yazar🤗
    Birde şunları çözse:…
    _ size kim akıl veriyor 80-90 il içinde şuraya gidin diye? Sizin aklınız yok mu?
    _ kaçbin tane mahpus damında yatan varken! Kim size bir isim koyuyor da cebinize çevirip çevirip okutturuyor bilinçsizce?
    _ hadi adam gibi adam bulamadınız itiraf et hadi söyle; A.Davutoğlu Babacan Abdullah Gül ve bilemediğim daha kaç tecrübeli siyasetçi için “bunlardan bir cacık olmaz” de!!!
    Mahallenin muhtarını da getirsem uçakları yönetir, terörü bitirir, isterse kocca meclisi bile yönetir😯 de!!!
    Bak işin kolayı var:trampa bidune Putin’e bir selam söyle,
    Göndersinler size birsürü kukla .t..,
    Matruşka içinde, çıkart çıkart kullan at istediğin gibi sende☺️

  16. Doğu toplumlarının klasik özelliklerinden birisi de her konuda lideri esas almasıdır ; bu bizde de bir çok konuda aynen öyledir .
    Bu nedenle bizim siyasi partilerimiz hep lider esasına dayanmış, bir türlü kurumsal hale gelememiştir , CHP yi kısmen de olsa bunun dışında sayabiliriz.
    Bu şekilde liderle özdeşleşen partiler de liderin gitmesiyle birlikte zaten yok olup bitmiştir .
    Bundan dolayı da bizim seçmen , çeşitli başka nedenler olsa da seçimde ,bir partiye oy verirken öncelikli olarak onun liderini dikkate alır, yani biraz takım tutar gibi hareket eder.
    Ankara’da tam beş dönem belediye başkanlığını kazanan M.Gökçek bunun en tipik bir örneğidir ; böylesine birisini , daha entellektüel ve bilinçli , aydın olduğunu düşünebileceğimiz Ankara seçmeni , nerdeyse ebedi BB. nı seçecekti , eğer bu adam aday gösterilseydi yemin ederim ki en son seçimi de alırdı !
    Tabii ki bu seçimlerde bu kişinin , ayyuka çıkan çeşitli ayak oyunları olduğunu da belirtmek gerekir !
    Çok enteresan bir başka örnek de şudur: Erzincan’da kendi halkı tarafından istenmeyen ve boykot edilen rahmetli Yıldırım Akbulut ; partisi tarafından Ankara’da listebaşı gösterildi ve seçimi de kazandı !
    Bunun yanında , 2002 seçiminde , seçmen çok doğru , çok isabetli ve gerçekçi davranabilmiştir; keza en son İstanbul BBB nı seçiminde de seçmen çok iyi bir ders vermiştir!
    Uzun lafın kısası bizim seçmenin sağı solu hiç belli olmaz , ne zaman ne yapacağını ancak Allah bilir !
    Selamlar, saygılar

  17. Baktılar, 6+1 grubu heyecan yaratmıyor. Bir de böyle deneyelim demişler. Babacanın açıklamalarına göre bu karar grubun kararı. Millet ittifakanın çatısı altına alınmış Deva ve Gelecek heyecanı daha ilk kurulduğunda yaratmadılar ki şimdi yaratsınlar.
    Fehmi beyin erken seçim öngörüsünün ne kadar boş olduğunu 3 senedir görüyoruz. Yukarda yazdıkları öngörüden öte temennileri olsa gerek.

  18. Akpartinin oy kaybetmesi ekonomik durumla ilgili.akparti Erkan Mumcu, Günay,Çamuroğlu,Başeskioğlu,Tüzmen,Gönül,Yalçınbayır,Coşkun geniş kesimlere hitap eden isimleri kaybetti.Bu kayıplardan sonra oyu düşmedi arttı.Davutoğlu ve Babacan’ın merkezle ne ilgisi var?Bunlarda Gül de buz gibi milli görüşçü.Zaten o nedenle ekonomi bu kadar kötüyken biri% 2 diğ eri % yarım bandında geziyor.İyiparti o nedenle oy topluyor.

Comments are closed.