ABD’de 200 bini aştı koronadan ölen sayısı.. 100 milyon nüfuslu Vietnam’da ise ölen sadece 35 kişi… Neden?

28

Yakınlarım ve dostlarım beni benden fazla düşünüyor, seviniyorum. Korona salgınını ilk günden ciddiye aldım. O gün bugündür karı-koca mümkün olduğunca evden çıkmıyoruz. Başka insanlarla temaslarımızı maskeye ve sosyal mesafeye riayet ederek sürdürüyoruz. Topluca bulunulan yerlerden uzak durmaya çalışıyoruz. Evde dede-baba mesleğini sürdüren amcaoğlunun gönderdiği kolonya en çok kullanılan madde.

Koronayı ciddiye almayan, tavsiyelere uymayan ve türlü çeşitli rivayetlere kulak vererek tedbirleri küçümseyenlere acıyorum.

Her şey yalan, hepimize bir çip takıp üzerimize tahakküm kurmak için uydurdular bunu, salgına tutulan tanıdığınız var mı?” türü gevezelikler edenlere “Var, çok yakınlarımızdan halen tedavi görenler var hem de” cevabını veriyorum.

Uzak tanıdıklardan salgın yüzünden hayatını kaybedenler de bulunuyor.

Bu girişi salgın konusuna yaklaşımımı izah etmek için yaptım.

Dünyada korona tablosu

Sabah gazetelerde dünyadaki durumu özetleyen şu haberle karşılaştım.

Okuyalım:

Reklam

“Dünyada Koronavirüse yakalananların sayısı 40 milyon 1 bin 648’e ulaştı. Vakaların en fazla görüldüğü ABD’de, 8 milyon 343 bin 140 kişi Kovid-19’a yakalandı. ABD’nin ardından en fazla vaka görülen ilk 10 ülke sırasıyla Hindistan (7 milyon 494 bin 551), Brezilya (5 milyon 224 bin 362), Rusya (1 milyon 399 bin 334), İspanya (982 bin 723), Arjantin (979 bin 119), Kolombiya (952 bin 371), Fransa (867 bin 197) Peru (865 bin 549), Meksika (847 bin 108), İngiltere (705 bin 428) ve Güney Afrika (702 bin 131) oldu.”

Vaka sayısı böyle de ölümler az mı? Pek çok ülkede insanlar sapır sapır hayatlarını kaybediyorlar. Dünya genelinde koronadan ölenlerin sayısı an itibariyle 1 milyon 118 bin 299. 

ABD’de devletin salgın hastalıklarla ilgili biriminin başındaki Dr. Anthony Fauci “Tedbirlere uyulmazsa ölü sayısı 100 bini aşabilir” açıklamasını yaptığında hemen yanı başında duran Donald Trump’ın suratı ekşimişti, “Bu da neler söylüyor böyle” dercesine… Trump işi ciddiye almadı, uzun süre maske takmadı, ülkesinde koronadan ölüm sayısı 225 bini buldu, kendisi de sonunda hastalığı kaptı.

En sert tedbirler uygulanan bizim ülkemizde bile 10 bine yakın insan bu yüzden hayatını kaybetti.

Son tablo aşağıda:

Peru’da öyle, Vietnam’da böyle

Dün bir İngiliz gazetesinde kendisinin köken olarak oralı olduğunu söyleyen bir yazarın Peru ile ilgili değerlendirmesini okuduğumda zihnimi kurcalamaya başlayan soru çengelleri beni bayağı rahatsız etti.

Peru 32 milyon nüfuslu bir Güney Amerika ülkesi. Resmi rakamlara göre şimdiye kadar koronadan ölen sayısı rekor sayılabilecek düzeyde: 33 bin 600 kişi. Yazar Peru’ya uzanmış, bir doktor ve bir hükümet yetkilisiyle görüşmüş; kanaati, gerçek ölüm sayısının resmi rakamın hayli üzerinde olduğu. “En az 80 bin ölü” diyor.

Reklam

Neden? Acaba hastalık geç mi fark edildi? Fark edildiğinde ciddiye mi alınmadı? Tedbirler aksatıldı mı?

“Hayır” diyor yazar. Henüz vaka sayısının 28 olduğu 16 Mart tarihinde Peru’da hükümet ülke sınırlarını dış dünyaya bütünüyle kapatmış. Sıkı bir sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlamış. Halen devam eden sokağa çıkma yasağında bir gün erkekler diğer gün de kadınlar, o da ancak zaruri ihtiyaçlar için, evden dışarıya çıkabiliyormuş. Tedbirler askeri gözetim altındaymış ve sokaklarda kimse görünmüyor, halk tedbirlere uyuyormuş…

Aynı yazıda çarpıklığı sergilemek için Vietnam’dan da söz ediliyor.

Vietnam nüfusu 100 milyona yaklaşan bir Uzak Doğu ülkesi. Yazıda verilen ölü sayısı azlığı sebebiyle garibime gittiği için salgını dünya çapında yakından izleyen kurumun rakamlarına da bakma ihtiyacı duydum. Yazarın verdiği rakam doğru: Koronadan yalnızca 35 ölüm olmuş Vietnam’da.

Afrika’nın pek çok ülkesinde de lafı edilmeyecek kadar az sayıda ölüm vakası kaydedilmiş koronadan.

Hadi Afrika sıcak, dört mevsim kışı yaşayan ülkelerde de benzer durum var. İzlanda’da ölü sayısı sadece 11…

Bunun bir sebebi olmalı değil mi?

Merak ettiğim konu şu: Acaba ülkeler, mesela Türkiye, bir yandan elden geldiğince koronayla en sert tedbirleri de ihmal etmeyerek mücadele ederken, bir yandan da vaka sayısı ve ölüm olayı minimum düzeyde kalmış ülkelerde vukuatın az oluşunun sebepleri üzerinde de duruyorlar mı?

Vietnam’da neden yok denecek kadar az koronadan ölümler, İzlanda’da neden? Komşu ülkeler Bulgaristan (986) ile Yunanistan’da (509) bile nüfusa oranla vaka ve ölüm sayısı düşük. Nüfusu 32,5 milyon olan Malezya’da koronadan ölen sayısı sadece 187.   

Peru’da vukuat ve ölüm sayısı neden çok yüksek?

Neden, neden, neden?

Onlar ne yapıyorlar -veya ne yapmıyorlar- da koronadan daha az -veya daha çok- etkileniyorlar?

Ekonomiler çöküyor da merakım bu yüzden

Soru bu.

Bu soruyu entelektüel bir merak yüzünden sormuyorum. Türkiye ve Türkiye gibi konuyu olağanüstü ciddiye alan pek çok ülke, uygulanan tedbirler yüzünden, olağanüstü ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da insanlar sokağa çıkma yasağı yüzünden isyan haline geldiler. İş yerleri bir daha açılmamak üzere kapanmak zorunda kalıyor. İnsanlar işsiz, evine ekmek götüremeyen var. 

İsveç’te de ölü sayısı 6 bine yaklaştı, ama orada hayat korona-öncesi gibi devam ediyor; ‘sürü bağışıklığı’ denilen yöntem tercihiyle en baştan itibaren hiçbir sınırlayıcı tedbir uygulanmıyor İsveç’te. Hayat normal akışında.

Avrupa ülkeleri şu sıralarda ‘ikinci dalga’ ile boğuşmaya başladı. Tedbirler daha da sıkılaştırılıyor.

Sıkılaştırsınlar, biz de gevşemeyelim, ancak yine de konu üzerinde benim burada sizlerle paylaştığıma benzer değişik zihin jimnastikleri yapmanın hiçbir mahzuru yok.

ΩΩΩΩ

28 YORUMLAR

  1. Covid-19 istatistiklerinde ülkeleri aralarında kıyaslamanın güçlüğüne dair bir yorumumu gerekçeleri ile birlikte yazmıştım. Sonra konuyu tekrar düşündüm ve Türkiye için gerçeğe en yakın tahminin şu şekilde yapılabileceği sonucuna vardım.

    Önce yayınladıkları Covid-19 kaynaklı ölüm sayılarına güvenilebilecek 4 ülke seçtim: ABD, İngiltere, Fransa ve İspanya. Bu ülkelerin Covid-19 ölüm sayılarını nüfuslarına bölünce sırasıyla şu oranlar elde ediliyor, onbinde X olarak: ABD (%%6.8), İngiltere (%%6.4), Fransa(%%5.2) ve İspanya (%%7.1).

    Bu 4 ülkenin ortalaması ise %%6.4 oluyor. Türkiye’nin ve bu ülkelerin nüfus yoğunlukları aynı değilse de yakın sayılır ve zaten vakalar büyük şehirlerde yoğunlaştığı için kıyaslama yapılabilir. Buna göre ortalama oranı Türkiye nüfusu 83 milyon ile çarpınca Covid-19 ölüm sayısı 53.048 bulunur.

    Türkiye’de kurallara uyulmasının örnek alınan 4 ülkeden biraz daha iyi olduğunu ve ayrıca filyasyon uygulamasının ülkemizde daha sıkı uygulandığı kanaatindeyim. Bu nedenle hesapla bulunan sayının yarısı yani 26 bin alınabilir. Buna göre eğer Türkiye’de Covid-19 kaynaklı ölümler, örnek alınan 4 ülkenin kriterlerine göre belirlenseydi, açıklananın yaklaşık 3 katı olurdu kanaatindeyim. (Sağlık Bakanı sorulan bir soru üzerine vaka sayısının hasta sayısının kabaca 10 katı olduğunu söylemişti).

    Hükümet korona istatistikleri konusunda yanlış yapıyor. Bunu da Sağlık Bakanı’nın ifade ettiği gibi milli çıkarlar nedeniyle yaptığını söylüyor. Oysa bu yaptıkları ters tepiyor zira halkın tavsiye edilen önlemleri gevşek tutmasına yol açıyor. Bu yapılanın turizme de bir katkısı olmuyor, zira gelişmiş ülkeler herhalde bu hesapları ve analizleri yapabilecek kabiliyettedir.

    Hükümete tavsiyem şunlardır. i) Korona istatistiklerini ABD ve İngiltere gibi açıkça yayınlayın. ii) Camilerde toplu ibadeti yasaklayın ve kendiniz/partiniz kurallara uyun ki diğer yasaklamalara örnek olsun. iii) Bazı konularda yarı-sosyalist bir uygulamaya geçin. (Sosyalist lafı yerine kendi kültürümüzden bir kelime bulun, mesela istikşafi kelimesini bulduğunuz gibi!).

  2. Uyduruk Anketlerden bir sürü analiz çıjaran üfürükçülere duyurulur bu kadar sorunlu bşr Zana’ndan geçen Türkiye nin bu halinde bile optimal anketi aşağıdaki gibi
    İşin ilginç yanı bu sorunlara kim çare bulur sorusu açık ara RtE
    Hele 15 yıl reisin dizinin dibinden ayrılmayan “aleyhine konuşursam yüzüme tükürün “ diyen piyasacı ama sosyalistlerin gözdesi (nasıl oluyorsa) babacanığlu nun asamesi bile yok
    Az cilalıyorsunuz az daha cilalayın please

    AK PARTİ -41,4

    CHP – 23,8

    HDP -10,5

    MHP -9,5

    İYİ PARTİ – 9,3

    DEVA PARTİSİ – 1,5

    GELECEK PARTİSİ – 1,0

    BBP – 0,7

  3. Arkadaşlar 6 aydır üstattan beklediğim yazıyı bugün yazmış ama yazamamış ,kavanoz dipli dünyada bu bile yeter. Bundan gerisini tarihçiler mi yazar kim yazar? bilemiyorum. nedenlerle dolu bir yazı. Ölümle hastalığın şakası olmaz yine de tedbiri elden bırakmayalım. Herkesin görüşüne saygılar.

  4. Gel de bu bilgilerin doğruluğuna inan !

    Çin’de 19 Ekim itibarıyla Worldometers verilerine göre toplam koronavirüs vaka sayısı 85 bin 685. Son 24 saatte 13 yeni vaka tespit edildi. Virüs nedeniyle 4,766 kişi hayatını kaybetti. 80 bin 802 kişi ise iyileşti. Ülkede Coronavirüs tedavisi görmekte olanların sayısı 249. Bu kişilerin yaklaşık yüzde 4’ünün durumu ciddi. Çin ana karasında son 24 saatte Covid-19 kaynaklı can kaybı olmadı.

    Çin nüfusu 1 milyar 400 milyon. ABD nüfusu 330 milyon kadar. Toprak büyüklükleri eşit gibi. Covid-19 can kayıpları Çin 5 bin, ABD 220 bin, yani 44’de biri. Fakat Çin nüfusu ABD’nin 4 katı. Buna göre eşit nüfusa kıyasla her 176 ABD’liye karşı 1 Çinli ölmüş. Bütün gerekçeleri alt alta yazsan bu farkı açıklayamaz.

    Çin güvenilmez bir ülke olduğunu bir kere daha gösterdi.

  5. Meksika Sağlık Bakan Yardımcısı Hugo Lopez-Gatell, düzenlediği basın toplantısında, ülkede yalnızca Kovid-19 testi pozitif çıktıktan sonra yaşamını yitirenlerin can kaybı olarak kaydedildiğini belirterek, “Kovid-19’a ilişkin nihai istatistikler ne zaman hazır olabilir? Muhtemelen salgının ilk yılı atlatıldıktan birkaç yıl sonra…” ifadelerini kullandı.

  6. Ak.partinin koronayla mücadelesi tıp kı ak.partinin dönüşümü gibi oldu. 2010 a kadar doğru işler yapılırken sonra sapmalar ve şu an-ki durum. Koronada da ilkin veriler doğru ve samimi çaba varken şimdi hep veriler doğru değil hemde boş vermişlik kendi doğal sürecine bırakmıştık gözle görülecek durumda.

  7. Benim bu konuyla ilgili bilgi düzeyim genel kültürün ötesine geçmez ; ayrıca kendi çapımda da olsa herhangi bir inceleme ve araştırma yapmış değilim .Ancak bu salgın hastalık bütün dünyayı sarmaya başladığı dönemde konuya metafizik açısından bakmak ve irdelemek istedim .Uzunca bir süre uğraşmama rağmen doğrusu tatmin edici bir sonuç da alamadım ; yine de düşüncelerimi , bu yaklaşımımdan hoşlanmayan arkadaşların affına sığınarak burada açıklamak istiyorum .Evet, aylardan beri bütün dünyayı ve insanları kasıp kavuran bu salgın hastalık ,Allahü Tealanın biz insanoğluna verdiği bir musibet olamaz mı ! Bence olabilir , niye olmasın ; Kurandaki bilgilere göre insanlık tarihi boyunca çeşitli sapkınlıklar ve azgınlıklar dolayısıyla bir çok toplum çeşitli şekillerde helak edilmiştir. Maalesef insanlığın bu günkü durumunun da çok farklı şekillerde de olsa hiç de iyi olduğu söylenemez belki çok daha kötüdür , özellikle belli bölgelerde bu vahamet daha bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu gün dünyada ülkelerin dörtte biri yani 50 ülke ve toplam olarak bir milyondan fazla insan açtır veya açlık sınırındadır. Her gün 16 bini çocuk olmak üzre 25 bin insan açlıktan hayatını kaybetmektedir. Buna mukabil çöplere atılan yiyeceklerle ,ölen insanların 15 katını doyurmak mümkündür ; sadece Türkiyede her yıl 250 milyarlık 2 milyar ekmek ve sair yiyecekler çöpe atılıyor ! Obezitenin küresel ekonomiye yıllık maiyeti 2 trilyon dolardır ; dünyada 700 milyon obez ve 3 milyara yakın obez adayı insan vardır.Bütün bunlardan başka dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan başta mevzii savaşlar , çatışmalar olmak üzere yerinden yurdundan edilen milyonlarca göçmenler , asimilasyon ve buna benzer diğer zulümler, işkenceler, zengin ve güçlü ülkelerin sömürüleri vs. bu günkü insanoğlunun bence bir yüzkarasıdır! Bütün bunlara acaba Allahü Tealanın elini kolunu ! bağlayıp seyirci kaldığı düşünülebilir mi ; nerede , ne zaman ve nasıl olduğunu bilemeyeceğimiz şekillerde ve fakat kendi düzeni olan doğa kanunlarına da uygun bir şekilde müdahale etmez mi ! Benim kanaatime göre eder veya edebilir ! Ben naçizane işte bu salgın hastalık musibetini , Allahü Tealanın insanoğluna ,bizlere bir mücazat olarak verdiğini düşünüyorum ! Herkese selam ve saygılar

  8. Dünya Sağlık Örgütü, her ülkenin resmi sağlık kurumundan gelen verileri yayınlıyor. Yani bir nevi o ülkelerin yalancısı konumunda, fakat başka türlüsü de mümkün değil. En fazla görebildiği açık kusurlar konusunda uyarabiliyor, örneğin Türkiye’yi ‘hasta sayısı’ ile ‘vaka sayısı’ nı karıştırmaması için uyardı.

    – Ülkelerin nüfusları farklı olduğu için pandemi istatistikleri örneğin milyon kişide bir olarak ülkeler arasında kıyaslanmalı. Aksi takdirde kıyaslamanın bir anlamı olmaz.
    – İstatistiksel sayılar, verilerin hangi ölçütlere göre elde edildiğine göre farklı anlamlar kazanıyor. Örneğin Türkiye’de uzunca bir süredir “yalan söylemeden doğruyu söylememe” yöntemi uygulandığı için ‘vaka sayısı’ yerine ‘hasta sayısı’ verilmeye başlandı. Birçok az gelişmiş ülkede ise açıkça yalan söylenip vaka sayısı diyerek hasta sayıları yayınlanıyor.
    – Az gelişmiş ülkelerin bazıları ise zaten duruma hakim değiller ve sağlıklı istatistik oluşturacak imkanları yok. Kimilerinde ise istatistik verilerini doğrudan siyasi otorite belirliyor.
    – Bir başka husus ise test sayısı ile vaka sayısının doğru orantılı olduğu gerçeğidir. Çok test yaparsanız vaka sayısı da artar veya tersi.
    – Korona pandemisi için en güvenilir gösterge ölüm sayıları olabilir. Fakat bu konu da yoruma tabi ve ülkeler arasında büyük yorum farkları var. Örneğin ABD ve İngiltere gibi ülkelerde hastalık nedeniyle ölen bir kişide en küçük bir korona belirtisi görülse dahi ölüm nedeni olarak Covid-19 virüsü kayda geçiriliyor. Örneğin Türkiye ve benzeri ülkelerde ise hastalıktan ölen bir kişinin başka rahatsızlıkları da vardıysa o diğer neden yazılıyor. Bu nedenle ölüm istatistiklerinin de ülkeler arasında kıyaslanma imkanı ortadan kalkıyor.

  9. Herkese çip takma projesi,insanları elektronik takibe alma projesidir bence.Sağlık bahane edilerek çip takılacak,her yerde takip altında olacağız.Elektronik esaret yani.Pandemi önlemi olarak herkesi evlere kapamak ne zamana kadar olacak?İnsanlar nasıl para kazanacak?Geçimlerini ve ihityaçlarını nasıl karşılacayak?Herkese yeterli maaş verseler,gıda- sağlık- ihtiyaç sorunalrını bir şekilde temin etsler bile;uzun süreli ev esareti nasıl tahammül edilir?Eğitim sorunu nasıl halledilir?Hijyen,sosyal mesafe,maske tetbirleri de bir yere kadar.Yani sonuç, iç açıcı değil.Galiba etkili yöntemde; alınacak sağlık tetbirlerinin yanında kendimizi düzeltmek de önemli.
    “Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder.”(Şura suresi, 30.ayet).
    Saygılar.

    • Bu sıkıntılı dönemde kimse birşey yapmasın diyemeyiz lakin, devlet dolayısıyla hükümet edenlere düşüyor iş.
      Askıda ekmek yerine budayı unu maliyetleri, en önemlisi ve acil- pratik vergileri ayarlamak la, birtakım muafiyetler le başlamaktır iyi olan.
      Burada en önemli faktör enerji. Vergileri kaç acaba? Belli bir dönem için her zaman bir takım çalışmalar mümkündür. Enerjiyi ucuzlatmak mümkünmüdür ona bakmak gerek.
      Halkımız fakir insanlarla ekmeğini paylaşmayı bilir bu güzel ülkemde.
      Son söz: vergiyi kimden hangi kesimden alıyorsun? Almalısın? Bunu iyi incelemek lazım öncelikle. Herkese heray 10 bin versen de nafile.

  10. vietnamda niye düşük olduğunu bilmeyecek ne var. bizim sağlık bakanı vietnama danışmanlık yapıyordur.
    – onlar da sağlık bakanımızın tavsiyesi üzerine hasta ile vaka sayısını ayırmış, hastalıktan ölenleri normal ölüm, vakadan ölümleri ise koronadan ölüm olarak açıklamışlardır.

    • Bazı ülkelerde virüsün kendisi risk altındadır hamza bey, bunlardan biri de wietnamdır; 24saat boyunca tavuk çiftliğinde çalışan bi insanı hangi virüs yenebilir ki? Hiç elini yıkamayan bi toplum çok temiz bir topluma göre daha az risk altındadır her zaman ama virüs yakaladı mı pis temiz farketmez bırakmıyor tabii…

  11. Vaka sayılarının da,ölüm oranlarının da bütün dünyada resmi olarak açıklananın çok üzerinde olduğu kanaatindeyim.Bir kere sefaletin kol gezdiği birçok Afrika ülkesinde ve Hindistan gibi memleketlerde kimin neden öldüğünün gerçek anlamlarıyla tespitinin dahi mümkün olmaması problemi var.Yine otoriter eğilimli ülkelerde gerçeklerin gizlenmesi problemleri de var.Gelişmiş ülkelerin refah seviyesi yüksek kesimlerinde beslenme alışkanlıkları,sağlık imkanlarına kolay erişim,yaş faktörü nedeniyle bağışıklık sistemlerinin oransal olarak güçlü olması gibi sebepler de bu ülke vatandaşlarına avantaj sağlıyor.Yine de yazıda bahsedilen İzlanda gibi yaşam kalitesi yüksek bir ülkede bile nüfusa kıyaslanırsa aslında oransal olarak tablonun diğer Avrupa ülkelerinden farklı olmadığı görülüyor.İzlanda nüfusu kabaca 364.000 yani Türkiye İzlanda’nın 228 kat fazla nüfusa sahip.Türkiye nüfusunda olsaydı (nüfus yoğunluğunun her türlü imkanı kısıtladığını ve hastalık yayılma hızını da artırdığını hesaba katmasak bile) ölüm sayısının yaklaşık 19,000 kişiye çıkacağını değerlendirebiliriz.Başta söylediğimi tekrarlayayım bütün dünyada ölüm ve vaka sayılarının açıklananın çok çok üzerinde olduğunu düşünüyorum.

    • Yazımda İzlanda için hesap hatası var:19.000 değil,2500 olacak.Ancak bu yazımın anafikrini değiştirecek bir hata değil.Ayrıca belirteyim,Vietnam gibi ülkelerin verilerinin de doğru olduğu kanaatinde değilim.

  12. Niye yalan söyleyeyim; Koru’nun bu “Evde dede-baba mesleğini sürdüren amcaoğlunun gönderdiği kolonya en çok kullanılan madde.” cümlesini okuduktan sonra yazısını okumaya ara verdim ve arama motorundan “Koru Kolonya” yazarak, bu, evde imal edilen -ihtimal ki, orijinal ve baba dede usulü imal edildiği için de nostaljik duygular sunabilecek- kolonyadan bulabilir miyim diye, buldum; sipariş vermeyi düşünüyorum ama yazıyı okumayı bitirdikten sonra…

    Dünya korona virüs verilerini tutan Worldometer’a göre, virüsün çıkış noktası olan ve oradan bütün dünyaya yayılan Çin’de, bugüne kadarki toplam vaka sayısı 85 bin 685, toplam ölen sayısı 4634, yapılan toplam test sayısı 160 milyon.. Çin’in nüfusu ise 1 Milyar 439 Milyon…

    Bu yazıda Çin’e dair veriler yok. Çin’in nüfus miktarına ve virüsün buradan kaynaklı olmasına karşın, Çin’de vaka ve vakaya bağlı ölüm oranlarının son derece düşük olması manidar değil mi?

    Korona virüsten önceki geniş zamanlı dünya gündemi, ABD ile Çin ticaret savaşlarıydı değil mi? Korona virüsten en fazla olumsuz etkilenen, dünya ekonomisini sırtlayan ABD ile Avrupa ülkeleri ve bağlı olarak gelişmiş ekonomiler olduğuna göre, bu ticaret savaşları Çin’in lehine bir sonuç vermiş gibi gözüküyor.

    Daha önce bir sosyal medya platformunda paylaştığım ve Sn. Koru’nun başka bir yazısına da yorum diye alıntıladığım aşağıdaki paragraflar; “Her şey yalan, hepimize bir çip takıp üzerimize tahakküm kurmak için uydurdular bunu,…” türü gevezeliğe girer mi bilmiyorum:

    ‘İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bu küresel afette gösterilen irade, savaş ve terör kaynaklı insan ölümlerinde, insanların yerlerinden-yurtlarından edilmesinde, varlıklarının ellerinden alınmasında, ailelerin dağılmasında/yıkılmasında da gösterilir mi acaba?

    Gösterilmeyecekse eğer; bu, korona virüs felaketinin! insanlığı “teknolojik çağa” hazırlamakla ilgili olduğu varsayımlarını güçlendirecektir.

    Nedir “Teknolojik çağ”?.. Kısaca: İnsanların gelişen bilgi teknolojileri ortamında yaşamlarını küçük hücrelerde (evlerde), sosyal hayattan arındırılmış olarak eğitim, alışveriş, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarını sistem üzerinden karşılayarak yaşamlarını “dünya ağababalarının” istediği doğrultuda devam ettirme çağı…’

    “Dünya ağababaları”(!) üzerinde düşünülmeyi gerektiren bir terim..

    He ne kadar dünya devletleri, kendi yönetimleri eliyle ülkelerini ve ülkeler arası kuruluşlardaki kararları ile devletini yönetiyor olsa da, ülkelerin kendi bünyesinde saklı “derin devlet” misali bütün dünya için “dünya derin yönetimi” de mevcuttur herhal…

    Bu kurul, özellikle dünya ekonomisine ve bağlı olarak ülkelerin ekonomilerine yön veren icraatlar yaparak dünya siyasetine de yön vermiş olurlar.

    Koru’nun “Merak ettiğim konu şu: Acaba ülkeler, mesela Türkiye, bir yandan elden geldiğince koronayla en sert tedbirleri de ihmal etmeyerek mücadele ederken, bir yandan da vaka sayısı ve ölüm olayı minimum düzeyde kalmış ülkelerde vukuatın az oluşunun sebepleri üzerinde de duruyorlar mı? sorusuna cevap; elbette ki bu sebepler üzerinde duruluyordur; lakin koronanın yaygınlaşmasını isteyen ve bizimde ekonomimize darbe/ler indirmek isteyen iradenin tazyiki karşısında alınacak tedbirle herhalde sonuçsuz kalır.

    Korona virüsün en olumsuz etkilenen ülkeleri ABD, Avrupa ülkeleri ile bir takım Asya ülkelerinin yanında bizde de (ülkemizde), korona virüsle beraber eşlik eden döviz kurlarında ki aşırı sık (olumsuz) dalgalanmalar ile bağlı olarak cari açık sorunu; Çin’in, ülkemizle ilişki geliştirmesi ve (az da olsa) sıcak para girişi sağlaması, yeni dünya siyasi atlasının şekillenmesine dair bir ip ucu verir nitelikte…

    “Eksen kayması” tartışmalarına, geniş vadede bir virüs de (Covid-19) katkı sağlayacak denilseydi, hiç de inandırıcı bulunmazdı galiba.

    Nasıl çıktığı ve hangi yollarla yayıldığı çok da belli olmayan; yayılmasının önüne bütün dünya ülkelerinin bir türlü geçemediği korona virüs vakası için, ülkeler bazında alınan tedbirler, yapılan harcamalar, oluşturulan bütçeler, toplumların hayatını karartan; milyonlarca insanın ölümüne, sakat kalmasına, ailelerin dağılıp yıkılmasına, insanların yurtlarından edilmesine sebep olan uluslararası terörizm ve savaşları engellemek için neden yapılmıyor?

    • Kışkırtıcı sorularınıza, bunların benim kendi zihnimde uyandırdıkları soruları eklemiş olayım Hasan Bey:

      (1) Bilişim ve iletişim teknolojileri şirketlerinin kısa sürede muazzam derecede büyüdüğü, kar oranlarını bir yıldan diğerine bilmem kaç kez katladıkları herhalde doğrudur. Bu tür yazı ya da haberlere sık rastlıyoruz. Ne var ki, şu gerçeği de akılda tutmakta yarar var: Bu sektörler, bir bütün olarak, dünyanın en güçlü ve kar oranları en yüksek on sektörü arasında dahi giremiyorlar. Hadi listenin en başında yer alan dört sektöre hiç girmeyelim. Bu açıdan 5. ve 6. sektörler üzerinde durmak tek başına yeterli. Sırasıyla, “Global Motorlu Taşıtlar ve Otomobil Üretim Sektörü” ve “”Global Motorlu Taşıtlar ve Otomobil Satış Sektörü.”

      Soru: Bunların ‘dünyanın ağabalığı’ konusunda hiç mi söz hakları yok? ‘Dünya derin devleti konseyi’ne adam sokamıyorlar mı? “İnsanların gelişen bilgi teknolojileri ortamında yaşamlarını küçük hücrelerde (evlerde), sosyal hayattan arındırılmış olarak eğitim, alışveriş, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarını sistem üzerinden karşılayarak yaşamlarını sürdürmeleri”, bütün bu sektörlerin yıkımı anlamına gelmez mi? Geçenlerde bir gazetede gözüme ilişti, rakamı hatırlamıyorum. Havayolu şirketlerinin her üç dakikada bir toplamda bilmem kaç milyar dolar zarar ettiklerine ilişkindi. Ne yapacağız o onbinlerce uçağı? Sayın H. Gayret’in arka bahçesi yetecek mi bunları oraya yığmak için? 🙂

      (2) “İnsanların gelişen bilgi teknolojileri ortamında yaşamlarını küçük hücrelerde (evlerde), sosyal hayattan arındırılmış olarak eğitim, alışveriş, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarını sistem üzerinden karşılayarak yaşamlarını sürdürmeleri”, turizm sektörü, taşımacılık sektörü kimi kamusal yaşam gerektiren bir ton sektörün ortadan kalkması anlamına geleceğine, bu da yüz milyonlarca insanın işsiz kalması anlamına geleceğine göre, insanlar nereden gelir elde edecekler de ‘hücre’lerinden (evlerinden) online sipraşi verip marul, sağlık hizmeti, eğitim satın alabilecekler?

      (3) HANGİ aklayakın nedenle, ‘dünyanın ağababaları’ ve ‘derin dünya devleti kurulu’ sosyal hayatın bittiği, insanların ev merkezli yaşamaya başladıkları bir ‘teknoloji çağı hayat tarzı’nı insanlara dayatacak ya da onları buna ikna edecekler? Mevcut, alışılageldik hayat tarzı NİÇİN bunlar açısından yeterince tercih edilir değil? Bizleri ev merkezli yaşar kıldıklarında sınıfsal açıdan, ülkesel açıdan ne tür bir artı kazanç veya çıkar elde etmiş olacaklar?

      (4) Sanırım, 2000’li yılların ilk yarısıydı. ABD’de, üyeleri sosyalist, demokrat ve bu tür şeylerin türevleri olan, üye sayısı onbinleri bulan bir psikologlar, ruhbilim sağaltıcıarı derneği (ya da sendikası, hatırlamıyorum ne olduğunu), bir seri panellerle, basın toplantıları ile, Amerikan halkını ilaç şirketlerinin herkesi tehidt eden kurnazlık ve yolsuzluklara karşı uyarıyorlardı. Çok kısaca, ilaç şirketleri, meslek ahlaki düşük psikologlara hediye adı altında madde destek temin ediyor, psikologların önüne gelen hastaya ilaç yazıp geçmelerini teşvik ediyordu vb. Hiç kuşkusuz, milyonlarca bilim adamı, hekim vb. uzman arasından, covid19’un yapay olarak üretilebileceği, ya da, virüs doğal olarak üremiş olsa bile bunun bir silah gibi kontrol edilip avntaj elde etmek üzere başka ülkelere taşınabileceği konusunda bizlere bir şeyler söyleyenler de çıkardı. Bunu söyleyen bir Alman meczup (adam hekim, ama bütün bir meslek hayatında tek bir kitap yazmadığı gibi, sadece iki makalede adı geçiyor) dışında, ahlaklı bilim adamları ve uzmanlar, covid19 etrafında dolaşıma sokulan bu tür söylencelerin kapitalist üretim ve yaşam tarzının çevre (doğal yaşam alanları) üzerindeki yıkımlarının sonuçlarının gözden saklı kalmasına yol açtığını söylüyorlar. Hayatlarımızı bu şekilde sürdürdüğümüz müddetçe, bu tür pandemilerle karşılaşma riskimizin giderek artacağı uyarısında bulunuyorlar.

      Yoksulluk, sefalet, zenginler sınıfının ve Batılı zengin ülkelerin üç kuruş kaygı edinecekleri meseleler değil. Pandemiyi ciddiye alıyor ve sonlandırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Çünkü, yoksulluk ve diğer belaların aksine, pandemi bunların ekonomisi ve kapitalist yaşam tarzını tehdit eden bir deneyim. İkinci ve tali bir neden de, her ne kadar yoksullardan çok daha avantajlı olasalar da (her gün test olmak, en iyi hastahanelerde bakıma alınmak vs.) kimsenin garantisi yok. Trump’a da bulaşıyor, milyon dolarlık futbolcuya da, Avrupa Birliği Konseyi üyelerine de, milletvekiline de.

      • Sn.bernar bakıyorum hasan beyin kışkırtıcı sorularından etkileniyorsun ama kendi sorularını bana yöneltiyorsun! Havacılık zor durumdaysa kargoculuk yaparlar artık, sonuçta ticaret devam ediyor…

  13. Ben her bir konuya bir başlık açıp bırakacağım, gerisi insanlarımıza kalmış.
    -bulgaristanda şehirler az nüfuslu, bir şehirden bir sehire insanlar keyfi koşturmuyor, dünyanın dört bir yanından gelen yok. Şehirler birbirine yakın nüfuslu.
    Şehrin kenarlarında koyun çiftlikleri yok! Köylerde 500- 600 koyun sahipleri var, ağaları değil!
    -bizde tüm ülke bir şehre hücum ettirilmiş, sanki yarın bir ülke kuracaklar bu şehirde..
    -her şehre bir şehir hastanesi ni savundum, yapıldı. Her blok ayrı, herhangi bir salgına göre ayarlı!
    -sağlık ocaklarının varlığı nın önemini ve vazifelerini ayarlamak bana düşmesin artık.
    -acil araçlarının nasıl yararlı olacağı anlaşılmıştır. Anında müdahale..
    -aynı şeyleri deprem için de ayrı yazmaya gerek var mı?
    Birileri bizi test ediyor belli. Bu testin arkasından ne geleceğini umarım bilecek uzman hafiyelerimiz vardır, yurtdışına kaçmamıştır hepsi.
    Hic olmazsa vebadan ne olmuş? Neden olmuş? Nerede ne hata yapılmış? Pislik temizlik hijyen bunları bilsin insanlar.
    Avrupalı tedbirini alır anında, çünkü insanları bilinçli, anane gelenek görenek töre bitmiş onlarda!
    Bizde bir apartmanda 30 birey yaşıyor aynı aileden,
    Bir köyde herkes akraba.
    Demem o ki, şehirler kuralım: yüz bin üçyüzbinlik olsun.
    İçinde şehir hastanesi olsun, arastası pastacısı halk ekmekcisi olsun.
    Eğitim kurumları, kültürel faaliyetler bastan hesaplanmış olsun. Kaliteli ve ekonomik olsun herşey.
    Sitenin kenarında koyun çiftliği, semt pazarı değil, eğlence alışveriş yerleri olsun.
    Bir ucundan diğer ucuna gidilecek zamanda, bir kentten diğer kente uçakla gidip geri dönülüyor! Olmasın!!
    İyi ve bilgili kültürlü idarecileri olsun.

    • Yani sen de bula bula bulgar köylerini mi buldun örnek olsun diye bilmem neyin kısaltması? Şehir hastaneleri bir sovyet klasiğidir ve türkiyedeki uygulaması da konforun zirvesidir! Dünyada bizim şehir hastanelerimiz gibisi var diyenin alnını karışlarım!

      • Sende görme özrünün yanında okuma özrü de nüksetmiş, anlama kelimesini sana anlatmaya gerek yok zaten. İyi niyetli olsan herşey daha az maliyetli olabilirdiyi, fayda zarar hesabını sorgulayabilirdin sende mesela. Çevre sorunları, diğer sağlık kısmından ise bahsetmiyorum zaten umurunda olduğunu sanmıyorum.
        (Parantez içinde bir emoj belirle ki kendine hiç olmazsa senin ne olduğunu anlayalım).

  14. Çip takma projesi gerçek bile olsa “bize çip takacaklar hastalık diye bir şey yok” diyen insanlara takılacağını zannetmiyorum. Küçükte olsa çipin de bir maliyeti var.

    • 1-ABD de vaka ve özellikle ölüm oranının yüksek olmasının nedeni obezite ve GDO lu gıdalar olarak görüyorum.
      2-Peru’da obezite ve GDO problemi yok diye biliyoruz. Yani bu faktörlerle durum açıklanamaz.
      3-Avrupa’da etkili olaması yaşlı nüfus ile açıklanıyor.Ancak İsveç te yaşlı. Bildiğim Avrupa’nın en yaşlı nüfusu.
      4-Biyolojik savaş senaryolarında bazı ırkları, bazı milletleri etkileyip bazılarını etkilemeyecek mikroplardan bahsediliyordu. Yani laboratuvar ortamında üretilmiş bir virüs olalabilirmi sorurusu akla gelmeli.
      5- Doğal besin zincirleri uzun zaman önce kırıldı. Bunun mutlaka bir sonucu olacaktır.

      • benim dinlediğim uzmanlara göre “Korona virüsü yıllardır bilinen ve bilimsel araştırmaları yapılan bir virüs ama laboratuvar ortamında üretilmiş olması ihtimali yok”.

        ayrıca bu virüs “muhbir-i sadık”in çok çok önceden haber verdiği bir salgın.

        korona salgınıyla ilgili komplo teoriler dillendirenler zannedersem bunu siyasi ve ekonomik nedenlerle yapıyorlar. özellikle trump çine karşı yürüttüğü ekonomik savaşta bu komployu kullanıyor. ancak Trump eğer Çin’e karşı bir ekonomik savaş yürütüyorsa bu savaşa müttefiklerini de dahil etmesi gerekmez mi? görünürde Trump tek başına savaşıyor çünkü.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız