İlgimi çeken birkaç haber.. Kötü haberler yanında bir de iyi haberim var…

24
Reklam

Sedat Peker bugün yeni bir video yayınlayacak, milyonlar onu konuşacak.

Konuşsunlar; ancak konuşmaya değer başka konular da var. Dün dünya basınına göz gezdirirken rastladığım bir tutam haberden birkaç katreyi kendim için not ettim. 

Yarın Türkiye’nin kurucu üyelerinden olduğu Avrupa Konseyi’nin bakanlar komitesi üyeleri ülkemizi görüşmek üzere bir araya gelecek. Görüşmede üye ülkeler bakanları aynı kanaate varırlarsa Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliği askıya alınacakmış…

Haber Suudi Arabistan sermayeli Arab News gazetesinde karşıma çıktı.

Türkiye böyle bir yaptırım tehdidiyle ilk kez karşı karşıya gelecek; zaten Avrupa Konseyi de üyeleri hakkında yaptırım uygulamasına pek nadir başvuruyor. İlk uygulama 2017 yılında Azerbaycan’a karşı söz konusu olmuştu…

Azerbaycan Konsey’in bir organı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından alınmış bir karara uymadığı için yaptırımla karşı karşıya kalmış. Muhalif politikacı Ilgar Mammadov’un hükümet karşıtı görüşleri yüzünden cezaevinde tutulmasını hukuki bulmayan AİHM onun derhal serbest bırakılmasını karara bağlamış; Azerbaycan bu karara direnmiş… Avrupa Konseyi bunun üzerine konuyu bakanlar komitesinin dikkatine taşımış.

Peki Türkiye ne için Konsey gündeminde?

Benzer bir durum için…

Reklam

AİHM cezaevinde bulunan Osman Kavala ile Selahattin Demirtaş’ın durumlarını ayrı ayrı görüşüp serbest bırakılmaları gerektiği kararı vermişti. Kavala ile ilgili karar Kasım 2017, Demirtaş ile ilgili olan ise Kasım 2016 tarihli. Hem Kavala hem de Demirtaş haklarındaki AİHM’nin serbest bırakılma  kararlarından sonra açılmış yeni davalar yüzünden halen cezaevindeler. Avrupalı bakanlar AİHM kararlarını uygulamadığı gerekçesiyle toplanıp Türkiye hakkında bir karara varacaklar.

Konsey’i bu konuyla ilgili toplanmaya zorlayan da, birbiri peşi sıra Türkiye hakkında raporlar yayınlayan bazı kurumlar… İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) o kurumlardan biri. Diğerleri de, Uluslararası Hukukçular Komisyonu (International Commission of Jurists) ve Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (Turkey Human Rights Litigation Support Project).

Yanlış hatırlamıyorsam, herbirinin açıkladığı raporlar Ankara’dan ‘çöpe atılmaya değer’ muamelesi görmüştü. Avrupa Konseyi ise “Türkiye AİHM kararlarını uygulamıyor” şikayetini içeren o raporlar üzerine komisyonu yarın toplantıya çağırmış bulunuyor. 

Dur bakalım ne olacak?

[AİHM de fazla tutarlı değil. Bazı davaları hemen gündemine aldığı halde benzer başka davaları başvuru üzerinden yıllar geçtiği halde ele almadığı oluyor.]

****

Guantanamo’dan gelen imam

Guantanamo’da imamlık yapan Yee..

Yine dün İngiliz Guardian gazetesinin hafta sonu (Weekend) ekinde okuduğum bir yazı.

Reklam

“Guantanamo Bay’de imamdım” başlığı dikkatimi çekti. Yazarı James Yee.

James Yee ABD’nin New Jersey eyaletinde doğup büyümüş, West Point Askeri Akademisi’nde okuyan bir Hıristiyan genç iken tanıştığı bir şahıs eliyle Müslüman olmuş. Akademi’den mezuniyeti sonrası askerlikten ayrılıp yeni seçtiği manevi yolda gelişmek üzere Suriye’ye yerleşmiş. Oralı biriyle evlenmiş, çocuğu da olmuş. Yeniden ülkesine döndüğünde ordunun görevlendirmek üzere imamlar aradığını öğrenince başvurmuş. Başvurusu hemen kabul edilmiş. 

Böyle biri James Yee

Amerikalı imam anlatıyor:

“Birkaç yıl sonra ordu benden Guantanamo Bay’e gitmemi istedi. [Orası ABD’nin 11 Eylül uğursuz eylemleri sonrası suçlu veya suç işleyebilir diye yakaladığı Müslümanları hapsedip yargıladığı Küba’daki üssü.] Eşim yabancı ve ailesinden uzak, küçük çocuğumuz var, biz yeni yerleşiyoruz diye tereddüt ettim, ama ordu gitmemde ısrarlı oldu. 11 Eylül’ün birinci yıldönümünde imamlık yapmak üzere Guantanamo’ya gönderildim. Oraya vardığım tarih Kasım 2002.”

Camp Delta’da karşılaştığı manzara James Yee’yi müthiş rahatsız etmiş. Mahpuslar ağır çelik yapımı kafes türü küçücük hücrelerde tıkılı tutulmaktaymışlar. Mahpuslara insanlık dışı muameleler yapılmaktaymış. Dayak sonucu dişleri kırılanlara tanıklık etmiş. 

“Fiziki saldırılardan daha vahim şikayetler dini yönden akıl almaz muameleler hakkındaydı. Görevliler Kur’an’a hakaret etmekte, mahpusları şeytani çember içerisinde başı eğik oturtmaktaydılar. Resmen işkencenin olmadığı ilan edilmiş yerde bunun yalan olduğunu gözlemekteydim.”

12-14 yaşlarında üç mahpus ayrı bir yerde tutulmaktaymış.

Yee’nin cuma hutbelerini FBI izlemeye başlamış. Kamp görevlileri onu orada istememişler. Oradaki görevinin bitimine az kala iki haftalık izin alıp ailesinin yanına gitmek istemiş. Uçaktan iner inmez kendisini FBI karşılamış. Casusluk, düşmana yardım ve yataklık gibi ithamlarla altı gün Florida’da, 70 gün de Güney Karolina’da en kötü şartlarda tutulmuş. “Bir yerden diğerine götürülürken Guantanamo’daki mahpuslar gibi ellerim ve ayaklarıma kalın kelepçeler takıyorlardı” diye yazıyor Yee

Neden sonra salıvermişler…

Bush’tan sonra gelen ve Guantanamo’yu dağıtma sözü veren Obama’ya umut başlamış, ama umudu boşa çıkmış. Şimdi “Obama’nın vaadini Joe Biden yerine getirmeli” beklentisinde Yee

Kötü muamelenin yıllar sonra da olsa tanıkları çıkıyor ve konu mutlaka gündeme geliyor.

****

AVM’ler kapanıyor, Getir büyüyüp yayılıyor

Getir, Londra’da..

Son alıntı İngiltere ekonomisiyle ilgili.

Ülkenin dört bir tarafında 700 kadar alış-veriş merkezi (AVM) bulunuyormuş. Kocaman dev binalar. Bunların çoğu 1970’ler ve 1980’lerde açılmış. Şimdi 70 AVM yıkılıyor veya başka amaçlı kullanıma dönüştürülüyormuş. 30 kadarının mağazalarının yarısı kapanmış, bunlardan beşinin mağazalarının yüzde 80’i kapalı duruyormuş. 70 AVM’ye ek olarak 34 AVM’de de mağazaların yüzde 40-50’si kapalıymış. 

Korona yüzünden.

“Bizde durum ne acaba?” diye düşünmeden edemedim.    

Göz gezdirdiğim gazetede hemen bu bilginin yanına bizden de bir haber konulmuş. ‘Getir’ firmasıyla ilgili. O haber olumlu.

İhtiyacı olanlara en geç 20 dakika içerisinde isteneni ulaştıran ‘Getir’ Türkiye’den sonra Londra’da da hizmet vermeye başlamıştı. 2015 yılında kurulan firma bayağı büyümüş. Gazete “Kısa sürede İngiltere’de benzer hizmet sunan Deliveroo ve perakende firmaları Marks & Spencer ile Morrisons’tan daha büyük hale geldi” diyor. 

Türkiye, İngiltere ve Hollanda’dan sonra ABD, Fransa ve Almanya’ya da genişleme hazırlığı içerisindeymiş Getir. İngiltere’de Londra’ya Manchester ve Birmingham kentleri de yakında katılacakmış. Birkaç hafta sonra Paris ve Berlin’de, yıl sonuna kadar da ABD’nin bazı kentlerinde ‘Getir’ araçları dolaşmaya başlayacakmış.

Türk şirketinin bugünkü değeri için “7.5 milyar doların üstünde” diyor gazete.

Pazar günü için başka bir yerde okuyamayacağınız bu haberleri not etmek istedim.

ΩΩΩΩ

Reklam

24 YORUMLAR

  1. [AİHM de fazla tutarlı değil. Bazı davaları hemen gündemine aldığı halde benzer başka davaları başvuru üzerinden yıllar geçtiği halde ele almadığı oluyor.]
    Doğru cevabı bence Ahmet Altan’ın avukatı Figen Çalıkuşu vermiş “AİHM’deki Türk yargıç, Ahmet Altan’ın dosyasını uzatmak için elinden geleni yaptı. Dosya 12 defa hazırlandı.”

  2. ….
    Bir taraftan batacasına katı mı katı,
    Diğer taraftan biz sana mahkumuz, Ey Batı!

    Sana aşık olmak için sanki tasarlandık,
    Platonik bir aşktı bu, doğuştan uyarlandık!
    ….

    • ….
      Aldatılmak gibi bir şeydir karşılıksız aşk,
      Garip Anadolu’yu n’apsındı sırmalı köşk!

      Madem öyle istemiş “Paşa”mız, baş tacımız,
      Vasiyet bu! onu mutlu etmek amacımız!

      • ….
        Sanki başka yolu yoktu; “kara sevda”landık!
        Beşik kertmesiydi bu, doğuştan nişanlandık!

        Ne de hoş gelmişti, o Avrupai ninniler,
        Kavuşacaktık birgün! öyleydi temenniler!
        ….

  3. Kim Jung-un Amerkali bir genci casus diye yakaladı ve bir yílí aşkín işgence etti ABD o vatan daşı için seferber oldu geri getirti faka çocuk öldu geldiğinde zaten komada idi.

    Ya bizim Múslúmanlar?
    Guantánamo Diary (Hatiralarí) kitapin yazari, Mohamedou Ould Slahi
    Bu çocuğu úlkesindeki yetkililer tuzağa düşurerek ABD lilere
    resmen satmışlar.
    Bunun suçsuzluğunu CİA ispatlamak için şu an unutum senelerce uğraşmış ABD mahkemeleri red etikçe bunlar devam etmiş en son bu kitabí yayınlaníca sebestbırakíldí.
    Kítabínda yapílan işgenceleri anlatíyor insan okurken dayanamiyor.
    Kitabi yayinlanlí kaç yíl oldu, hangi müslúman devlet yetkilileri tek adím atti? Veya tek laf etti?
    Neden Múslúman gençleri o cehenemden kurtarmak için kimseler batílílar haricinde tek laf etmiyor
    Bir kaç ay önce,
    Cumhuriyetçi bir millet vekili bayan 11 Eylúl yaln dedi diye nerdeyse kadíní linç edecektíler.
    Dúnyadaki İslam úlkeleri’nın halkı değil yöneticileri her zaman Amerikada Cumhurriyet’çileri destekliyor. Sizcede nedeni ne olabilir?

  4. Fehmi bey’ın bugünkü yazı’sı. Türkiye’nın dünyadakı konumunu ve uçurumdan aşağı yuvarlan’makla kalmayıp orda’da rahat durmayark batakliğın üzerinde debelenerk can çekişmesi’ni suya sabuna dokunmadan kaleme almış.

    Bataklığa bizim doğuda çoraklık derler! Çoraklığında kalitelisi ve kalitesizi olur. Kalitelisi yeşil alanların bazi kısımları zamanla çukurda kalarak tehlikeli duruma düşer insanlar ve diyer canlıların yaz aylarında oray’ı karaparçası zannederek adım atarlar ve çoraklık adeta canlıları yutar, bir nevi doğal tuzak gibi. Diğer coraklıklarda,
    tamemen insan yapımı. Pislikleri ve atıkları buldukları çukurlara veya dere yatağına dökerler sular çekilince çukurlar ve dere yatağının derin olan kısımlarında birikmiş pisliklerin fark edilmeyerek üzerinden geçenler’i yutarlar ve onlari boğarak ölüdürüler.
    Moderin zamanda çağın gerisinde kalmış bizim gibi mafya ve diktatör’lükle idare edilen devletler haricinde’ki
    Demokırası ile idare edilen devletlerde değıl lağam bataklığı doğal bataklıklarde kalmamış çünkü onlar Cep ve makam için değil canlıları yaşatmak için çalışırlar.
    Onlar için can ve mal ônemlidir, yalníz yukarda belirttiğim batakliklar sayesinede saltanatlarını sürdürenler normal insan haklarına saygılı devletleride şeytanlaştırarak oralara fakir fukara gençleri saldırtıp kendileri’nin benzerleri BUSH gibiler ile işbirliğı yaparak suçsuz gūnahsız Guantanamo’daki kurbanlar’dan oluşan zavalılıların hayatlarının karartartip dünyayı dizayın ederler.

    Obama tam 3 kez Guantanamo’yi kaptma karari imzaladı üçündede çoğunluğu Cumhuriyetçı senetorlerin oylar ile red edildi.

    Son korona salgınında, herkesin gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıktı.
    Batılı úlkeler zarar etti fakat o zararı fakir halklarına ödetmedi. diğer taraftanda ülkelerindeki bazı iş yerleri Amazon Microsoft gibileri’de kazançlarını 4 5 kat artırdılar.

    “Türk şirketinin bugünkü değeri için “7.5 milyar doların üstünde”

    Eh Türk Bilim adamí MaşAllah Almanya’da hem kendine hemde Alman devletine triliyonlar kazandırdı.
    Bizde: en azından 7,5 miliyara seviniyoruz.
    Bunada şükür.

  5. Y.K.
    5 Haziran 2021 At 19:25
    Sayın yk madem bu kadar denizlerimizin temizliği ve çevreyle ilgilisiniz, yıllardır izmir körfezi ne kokuyor haberiniz var mı?
    Ya da kadıköyün moda sahili ne kokar bilir misiniz?
    Haliç kıyısında yapılacak olan “bio atık arıtma tesisi” inşaatını iptal etmek için ibb başkanı imamoğlu “temel atmama töreni” düzenlerken hiç sesiniz çıkmıyordu, şimdi nooldu?
    Merkezi hükümet mi düşünsün?
    Tamam, arıtma tesisi yapalım!
    İsraf mı?
    O zaman ibb ye kayyum atansın, işimize bakalım!
    Her şey güzel mi olacaktı?
    Yav gene olur, onu bizim nusret ve didem hanım gibiler düşünsün…

    • Şu an İBB aritmalari çalıştıramiyor ve yeni arıtma tesisleri yapılmıyor.
      Yönetime gelmeden hazırlık yapılır ekip ve proje planlanır.Yoksa ben secileyim sonra hallederiz demekle olmuyor.
      Goya İBB 600 adet otobüs alacak onay gelmiyor Muş
      Mansur Yavaş nasıl alıyor.
      Başkanlık makamı mazeret üretme değil çözüm üretme yeridir.
      Yoksa bende başkanlık yaparım.

    • 20 yıldır iktidarda olanın elini tutan mı vardı?
      Muhalefet belediyesi arıtma tesisini çalıştırmazsa bas cezayı.
      İktidar belediyesine göz yum.
      Ortalığı ne götürüyordu?

    • Sayın H Gayret!
      Soruların anasına bir cevap vermediniz.
      Hayatınızın sorusu:
      Cumhuriyet Tarihinin en şaibeli siyasi operasyonunun ortağı durumundasınız.
      Bunu en temizinden nasıl kapatırsınız.
      Başka bir olaydan bir ipucu vereyim: Zarrab ABD’ye neden kaçtı?

      • kimi kastettiğinize göre değişir, mesela Baran Korkmaz Amerikaya sığınmış olabilir ama Sedat Peker oralara gidemez gitse de almazlar. doğu perinçek çok ülkeye gidiyor ama amerikaya gitmiyor. (tac atışında topu en uzağa atma kuralı bir sebep olabilir.)

  6. Mert beyin bugün sayın koruya şaşkınlıkla sormasını gerektirecek kadar bir “konu sıkıntısı” çekildiğini sanmıyorum ama eğer öyleyse nurdan ablanın dün orta yerde açtığı bir mevzuyu da pekala derinleştirebiliriz:
    “Ben şahsen ne dışarda nede evde kendi pişirdiğim yemek haricinde çok zorunlu olmadıkça pek yemek yemem.
    Lokanta yemeklerinide hiç sevmem.
    Biz arkadaşlar ile toplandığımız zaman ben yemek yer giderım.
    Hakikaten, evden daha rahat oluyor.”
    Nurdan abla şimdi her ne kadar böyle dese de daha geçenlerde; “ramazanda hepten obur birisi olup çıktım, kilo filan da alamıyorum, ye babam ye…” diyordu…
    Ama bu çelişkisine rağmen nurdan ablanın yeme içme tercihleri ve restoran yemekleriyle ilgili görüşlerine de katılmamak mümkün değil.
    Şöyle ki; kendiniz yemek yapabiliyorsanız en güzeli odur, her restoranda yemek yenilemeyeceği de bir gerçektir, nadiren de olsa belki birkaç spesiyal için yabancı mutfaklar denenebilir…
    Ne idüğünü bildiğimiz birkaç mekandan başka yerlerde, sağda solda yiyip içmek gerçekten de çok riskli, iyisi mi herkes kendi mutfağının tadını çıkarsın; tabii burdan kastım dersimli kemalin patatesli böreği değildir.
    Ayda onbin dolar ödesen ne olur yüzbin dolar versen ne olur!

  7. 100 milyon ?
    yazar oldukca rahat bir edayla vermisti o rakami onceki yazisinda ve kimbilir daha kimler..
    pkerin video izlenme rakami imis.. digerleri neyse de yillarin yazarindan biraz temkinli ve kuskulu olmasini beklerdim sahsen.

    o kadar reklami yapilmasina ragmen bi cogunun ismi disinda bilmedigi bir adamin uzunca ve cogu cercop dolu videosu bu kadar izlenmis olmasi mumkun mu ? -hem de turkce-
    ilk duydugumda sacma gelmisti.
    ufak bi incelemeden sonra sahte izleme tiklamalarinin en cok oldugu platformun youtube oldugunu ve bunun bi piyasasinin da oldugunu gorebilirsiniz.

    youtube yakalayabildigi sahte izlenme rakamlarini sonradan duzeltiyor, yazarin ve digerlerinin gerinerek verdigi o 100 milyona bakin bakalim hala oylemi.

  8. Sayın yazar “[AİHM de fazla tutarlı değil. Bazı davaları hemen gündemine aldığı halde benzer başka davaları başvuru üzerinden yıllar geçtiği halde ele almadığı oluyor.] buyurmuş da;
    hangimiz tutarlıyız ki?
    İyisi mi herkes kendi işine baksın!
    İllaki bi tutarlılık aranıyorsa türkiyenin yerine mısırı avrupa konseyine üye yapsınlar tamamdır:)

    • Mısır’dan önce güneydeki şirin komşunuz İsrail’i bir dene. Neden AB üyeliğine müracaat etmiyor dersin?

      a) “AB”yi yönetenlerden biri zaten o. Girmesine gerek yok!
      b) Üstün ırk felsefelerine göre daha düşük kalite insan topluluklarına göbeğinden bağlı olmak istemezler
      c) Kendi çapında şeriat esaslarına sadakatindan ötürü istese de “AB”ye almazlar
      d) Onun da TR gibi gocunduğu yaraları-bereleri var…
      e) “AB”ye girmekle Filistinlilere her fırsatta eziyet etme gibi bir keyiften mahrum olmak istemezler.
      f) Hiçbiri

      • Sayın hk galiba “hiçbiri”, çünkü konu ab üyeliği değil avrupa konseyi, yani güneydeki sevdiğimiz ülke coğrafi olarak avrupada olmadığı için avrupa konseyine üyeliği teklif dahi edilemez ama isterse ab üyeliğine başvurabilir ve güneykıbrısı bile aldıklarına göre yumurcağı haydi haydi havada kaparlar; sonuçta deutschland uber alles değil mi?

          • Mısır hidivi Kavalalı mehmetali paşanın(soyu kuruyası) da avrupada tımarı dirliği yoktu ama o günün avrupası, bugünün kavalalısı gibi onu da kucağına oturtmuştu, severler kucaklamayı…

          • Desene bizimkiler taa o zamandan beri Avrupali ama bugün takan yok. Demek ki o zamandan bu zamana epey şey değişti. Avrupa standardlarını Bilim-Teknik işine odaklanarak arttırdı. Avrupa marka eski düşmanlar kucaklaştı Birlik oluşturdu. Bizimkiler ise en sonunda işin çaresini buldular. Onlara (şeklen-yüzeysel olarak) benzemek için devrim vs inkilap yapmakla bu iş olacak sandılar! Bugün yapılabilen SiHA’lar ve oluşturduğu altyapı bu iş için yeter mi dersin? İşin temelindeki eksikliklerin farkında olan var mı?

  9. Temel’in , Dursun’dan yüklüce bir alacağı varmış .Ancak bir kaç kere istediği halde bir türlü alacağını tahsil edememiş.Elinde senet sepet de olmadığı için elikolu bağlanan Temel’in artık bu durum canına tak etmiş ve bir gün büyük bir öfkeyle Dursun’un üzerine yürümüş ,
    – Ula Tursun , parami ferdun ferdun , yoksam ne yapacağumi pen pilurum !
    Defalarca istenmesine rağmen borcunu ödeyememenin ezikliğini ve çaresizliğini yaşayan Dursun son bir manevra olarak yarı şaka yarı ciddi ,
    – Uyyy… uşağum ! Ha pen seni tanimayurum daaa.. ! Ne parasi , diyerek yeni bir kurtuluş hamlesi yapar !
    Bunca yıllık arkadaşı olan Dursun’un ‘ seni tanımıyorum ‘ demesi Temel’in çok ağrına gider , çileden çıkar , adeta borcunu unutur ve o da Dursun’a öfkeyle bağırarak ,
    – Ula şerefsuz adam! Ha ben da seni tanimayurum !
    Bir zamanlar bir devlet büyüğümüz dolar için ne demişti ! Yani AB, bizim konsey üyeliğimizi askıya alsa ne olur almasa ne olur ! Hem biz onlardan ve dolarla mı maaş alıyoruz ki ! Biz de onları tanimayuruz , olur biter daaa… !
    Selamlar , saygılar

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız