CIA başkanının ABD başkanına tavsiye ettiği Netflix filmi.. İnsanlık dışı uygulamalar.. Ve çıkış yolu…

62

New York Times’ta çıktığında kaçırmışım, İsrail gazetesi Jerusalem Post’un sayfalarını karıştırırken karşıma çıkınca dönüp okudum makaleyi. Yazarı, Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü CIA’nin dört yıl (2013-2017) başkanlığını yapmış olan John Brennan. Barack Obama’nın ikinci kez seçildiğinde o göreve atadığı, Donald Trump’ın da başkan olur olmaz görevden aldığı kişi.

Vaktiyle başında bulunduğu örgüt (CIA) düşünüldüğünde yazısının başlığı şaşırtıcı: “Biden bu Filistin filmini neden izlemeli.”  

Filistinli bir kadın yönetmenin filmini Brennan izlemiş, çarpılmış.

Yazısını okuduktan sonra ben de izledim ‘The Present’ (Hediye) filmini ve dün geceyi her zamankinden daha rahatsız geçirdim.

Netflix’te var ve Farah Nabulsi imzalı, bol ödüllü, kısa filmler kategorisinde Oscar’a da aday gösterilmiş bu filmi izlemeyi herkese tavsiye ederim.

Kısa fakat bu haliyle müthiş etkileyici film, Batı Şeria’da yaşayan ve fazla uzak olmayan kente kalıcı ihtiyaçları için inmeye kalktığında İsrail askerlerinin nöbet tuttuğu kontrol noktalarından geçmesi gereken bir Filistinli’nin birkaç saatini sergiliyor.

Yusuf evlilik yıldönümünde eşine hediye olarak evdeki bozuk buzdolabının yerine yenisini almak istiyor. Küçük kızı Yasmin’le yola çıkıyorlar. Hem giderken hem de dönüşte, kontrol noktasındaki İsrailli askerler, yanındaki çocuğunun gözleri önünde Yusuf’a insanlık dışı muameleler uyguluyor.

Brennan’ın, filmi onun izlemesini istemesinin sebebi, aradaki Trump döneminde İsrail-Filistin denklemindeki üstünlüğün bütünüyle İsrail’e kaymasının getirdiği dengesizliğin yol açtığı nobran devlet anlayışının Biden’ın farkına varması arzusu. 

Reklam

İsrail’e milyarlarca dolar destek çıkılırken Filistin Yönetimi’ne çerez kabilinden yapılan yardımları kesmişti Trump. Ülkelerine dönüşlerine izin verilmeyen göçmenlere iletmesi için ABD tarafından Birleşmiş Milletler’e taahhüt edilen ödeneği de durdurmuştu.

ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararıyla, işgal ettiği topraklarda yaşayan Filistinlilere reva gördüğü aşağılayıcı uygulamaları daha da yoğunlaştırması için İsrail’deki Benjamin Netanyahu yönetimine açık çek vermiş oldu Trump.

Raporlar, raporlar

İnsan Hakları Örgütü’nün (Human Rights Watch, HRW) bu hafta açıklanan son raporunda, İsrail için, uluslararası hukukta ‘insanlığa karşı işlenmiş suç’ sayılan ‘sistemli ayrımcılık’ (apartheid) suçlaması yapılıyor. İsrail dışişleri bakanlığı o raporu ‘çöpe atılacak değerde’ görse de HRW itibarlı bir örgüt ve raporu dikkate alınacaktır.

[‘Apartheid’ sözcüğü uzun yıllar (1948-1994 arasında) Güney Afrika’daki siyah ve sarı ırktan olanlara karşı en şiddetli ayrımcılığı uygulayan beyaz ırkın üstünlüğüne dayalı rejim için kullanılmıştı.]

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (International Criminal Court, ICC)  ‘insanlığa karşı işlenen suç’ saydığı sistemli ayrımcılık için belirlediği kriterler açık: Bir ırkın diğerine belirgin bir üstünlük kurması, ötekileştirilmiş grubun baskı altında tutulması ve gayr-ı insani uygulamalar…

Rapor bu üç kriterin İsrail’de söz konusu olduğunu sergiliyor.

ICC (Uluslararası Ceza Mahkemesi) de İsrail’in işgal ettiği topraklarda insan hakları ihlalleri yaptığına dair şikayetleri soruşturmak, İsrail devletini ve uygulamalarda görev alanları yargılamak kararı aldı.

Reklam

Birleşmiş Milletler de son yıllarda yeniden devrede. 2017’de İsrail’i sistemli ayrımcılıkla suçlayan bir rapora destek verdi BM. Ayrıca, 47 BM uzmanı, geçen yıl, Batı Şeria’da işgal altında tuttuğu Filistinlilere ait topraklarda genişlemesine yol açan İsrail politikalarının sistemli ayrımcılık (apartheid) sayılacağı uyarısında bulunmuştu. 

İsrail’in kendi içinden de insanlık dışı uygulamalara itirazlar yükseliyor. Bir sivil toplum örgütü olan B’Tselem şu yakınlarda İsrail’i apartheid uygulamakla suçlayan bir rapor yayımladı. 

Dünkü Haaretz gazetesinde Gideon Levy ile Jerusalem Post’ta Tovah Lazaroff’un İsrail’de hüküm süren siyasi iklimin raporlara yansıyan ‘apartheid’ suçlamalarına hak verir hal aldığına dair etkili eleştirileri yayımlandı.

CIA’ya dört yıl başkanlık etmiş Brennan, kendisinin Kahire’deki Amerikan Üniversitesi’nde geçirdiği öğrencilik günlerinde (1970’lerde) gittiği İsrail’de gördüğü manzaralar ile ‘Hediye’ filminde sergilenen tablo arasında hiç fark olmadığı tespitinde bulunuyor. O sıralar, İsrail’in, etrafını düşman devletlerle çevrili saydığı için kendisini güvensiz hissettiğini söyleyebildiğini, şimdi ise durumun çok farklı olduğunu özellikle vurgulayarak… 

Mısır ve Ürdün’le sonradan barıştı İsrail; şimdilerde de Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Bahreyn, Sudan, Fas ile ‘İbrahim İttifakı’nda dost oldu.. 

Brennan’a göre, bu gelişmelerin Filistinlilerin durumunu iyileştirmesi gerekirken İsrail’in onlara karşı uygulamaları daha da sertleşmiş bulunuyor.

Gideon Levy, yazısının sonlarına doğru önemli uluslararası örgütlerin raporlaştırdıkları aşırı uygulamaların gerçekten de ‘apartheid’ sayılması gerektiğinin, sonunda Washington, Berlin, Paris ve Londra’da da yankı bulacağını hatırlatıyor. 

Yazısının devamını da aktarayım: “Orada birileri şu soruyu da soracaklardır: Birincisi (Güney Afrika) için geçerli olan mekanizmaların ikinci ‘apartheid devlet’ (İsrail) için de söz konusu olması gerekmez mi? Neden olmasın ki? İkincideki beyazlar Yahudi oldukları için mi? Holokost yaşandığı için mi? Ne münasebet.”

İsrail’de Benjamin Netanyahu’nun şahsında en etkili temsilcisini bulmuş ayrımcı anlayış ve uygulamalar sonunda her yerde rejime tepkilere dönüşüyor.

Yalnız dışarıda veya Filistinliler tarafından da değil; İsrail’de de pek çok insan “Yeter artık” noktasına gelmiş durumda.

Ülkesi dışındaki bir ülkede (İngiltere) doğmuş, orada eğitim almış ve seçtiği alanda başarılı da olmuş Bn Farah Nabulsi’yi, 40 yaşından sonra işlerini bırakıp sinema sanatını kullanarak Filistinlilerin çilesini anlatma yoluna sevk eden de, onun filminin izleyenlerde bıraktığı izlenim de aynı his: “Yetsin artık” hissi… 

Filmde Yusuf’un çaresizliği küçük Yasmin’in pratik zekasıyla babanın kızına duyduğu gurura dönüşüyor. Filistin gençlerine bir mesaj bu.

Brennan umudunu Trump’ın bozduğu dengeleri tersine döndürmeye ahd etmiş görünen Joe Biden’e bağlamış olsa da, esas anlamlı başarının, bu bölgedeki bozulmuş bütün dengelerin yerlerini daha anlamlı değişimlere bırakmasından geçtiğine inanıyorum.

Değişim buradan başlamalı.

ΩΩΩΩ

62 YORUMLAR

  1. Yani ilahi Fehmi Bey ,
    Şimdi Trump gitti diye Filistinlilerin rahat edeceğini mi sanıyorsunuz ? Bu lanetli kavim içinde maalesef iyi yahudiler hiç bir zaman sayıca üstün olamadı bir türlü. İyilerin sesi duyulmuyor. Demokrat ya da Cumhuriyetçi ABD hükümeti olması geçmişte İsrail zulmünü değiştirmedi 1948 den beri durum aynı . Hayal görüyorsunuz . Maalesef Yahudiler kendilerini kurtarması için aşırılıkçı siyonist yahudilere galip gelmeli ki Ortadoğuda Filistinliler rahat etsin. Gerisi bir palavra . Trump Trumptır. Bidenın da ondan bir farkı yoktur. Bu pislik aşırılıkçıların Allah bin türlü belasını versin. Dünyayı fesada salanlara Allah acıların en büyüğünü daha kuvvetli kavimlerce yaşatacak zaten .

  2. Fehmi Bey yazısında değindiği Brennan’ın Jaruselam Post’a yazabildiği yazı İsrail’de yahudiden yahudiye büyük fark olduğunu gösteriyor. “Jew”, yahudi dendiğinde hem dini boyutu var ve hem de dine inanıyormuş gibi yapıp aslında önem vermeyen “Jew”, yahudi dendiğinde dinden çok ırkî üstünlük iddiasında olan etnik ulusçuları var. Adalete hakka önem verenleri, şüphesiz, Allah’ın kulu ve peygamberi Musa’ya inananların torunları, yani bunlar Kuran’da geçen ben-i İsrail olmalı. Diğerleri hak ve adaletten sapıtmış “etnik nefs”e tapan kesim. Trump ABD’si veya Biden ABD’si neticede farklı yaklaşımları olsa da yönetimde kim varsa onları destekleyecektir.

    Yahudi diyasporası onlar için güvenilir dünyada çok etkin role sahip. Biz kendimize bakalım. Türkiye’nin güvenilecek bir diyasporası yok. Kurulalı beri tam bir kaos, kaçan kaçana. Ayrılanlar da gittikleri ülkelerde eriyip kaybolacaklar, çünkü ülkelerine, kültürlerine, DİNlerine, kökenlerine aidiyet geliştiren şartlarda yetiş(tirile)mediler. Bu durum, Mustafa Kemal Atatürk Paşa’mızın temel hatalarından olan “Batı, Batı özencik!” yaklaşımıyla sözde ulusçuluktan öte gidemediği gibi uluslararası arenada eriyip kaybolmağa adam yetiştirdi. Hata hata üstüne, bu akım giderek artmaktadır…

  3. Filistinlilere İsrail’in yaptığı ayrımcılık ve haksızlıklardan bahsetmek kolay. Bunun bir maliyeti yok. Ancak ülke içinde olan bitenden de bahsedebilmeliyiz.

    “Biz bu ülkeyi kanla kurduk, kinle yönetemeyiz” demiş İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü. Bu sözü 30 Nisan 2021 tarihli Tele 1 programında Can Ataklı’dan duydum. Bir olay vesilesi ile bunu aktardı. Konuyu biraz daha araştırdım. Açayım.

    Bugünkü İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın da büyük dedesi olan Ali Kemal, Osmanlının son döneminde kısa bir süreliğine önce Milli Eğitim daha sonra İçişleri Bakanı olur. Bakanken 600 yıllık devletin devam edeceğini düşünerek Osmanlı Devleti’ne isyan ettiğini düşünerek Mustafa Kemal ve Milli Mücadeleye katılanlar hakkında yakalama kararları çıkartır. Sonra işler beklediği gibi gitmez ve Milli Mücadele başarılı olur. Ali Kemal İstanbul’da yakalanır ve Ankara’ya getirilirken 1922 yılında İzmit’te linç edilerek öldürülür.

    Ali Kemal’in öldürülmesinden sonra ailesi sınır dışı edilir. Ali Kemal’in İngiliz eşi vefat ettikten sonra evlendiği Türk eşinden olan Zeki Kuneralp İsviçre’de hukuk eğitimi görür. Birçok dili iyi derecede bilen ve çok iyi bir eğitimi olan Zeki Kuneralp daha sonra Türkiye’ye dönerek ülkesine hizmet etmek ister. Dışişleri Bakanlığı sınavına girer. Sınavı kazanır ama son aşamada memuriyetin onaylanması için o zamanki prosedür gereği Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün imzasına ihtiyaç vardır. Sınav listesinde Zeki Kuneralp için vatan haini Ali Kemal’in oğlu diye not düşülür. Bu notu görünce İsmet İnönü yukarıdaki “Biz bu ülkeyi kanla kurduk ama kinle yönetemeyiz” der ve onun işe alınması yönünde imza atar. Zeki Kuneralp daha sonra Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığına kadar yükselir. Oğlu da Büyükelçi olur.

    Son zamanda çıkartılan fişleme kanuna bu açıdan da bakmak lazım. Ayrıca bugün hemen her gün 15 Temmuz’da kaybettiğimiz insandan çok daha fazlasını zamanında aşı yapılamaması nedeniyle kaybediyoruz. Ortada hiç kimse sorumluluğu üstlenmiyor. Dün resmi rakama göre 394; ondan önceki gün 339 insanımızı kaybettik. Toplam resmi ölüm 40.000’e dayandı. Yani şimdiye kadar Covid-19 nedeniyle 15 Temmuz’un 160 katı insanımızı kaybettik.

    Madem bu konuda sorumluluk üstlenmiyorsunuz. Beğenmediğiniz İnönü kadar en azından insaflı olun. Darbeyle uzaktan ve yakından ilgisi olmayan yüzbinlerce insana yaptıklarınıza artık son verin. Bir kez de yabancıların baskısı olmadan içinizden gelerek kendi evlatlarınıza insaf edin.

    • ””’her gün 15 Temmuz’da kaybettiğimiz insandan çok daha fazlasını zamanında aşı yapılamaması nedeniyle kaybediyoruz””
      Dünya aşılama sayılRI
      ÇİN 253 MİLYON
      ABD 240 MİLYON
      HİNDİSTAN 154 MİLYON
      İNGİLTERE 48 MİLYON
      BREZİLYA 47 MİLYON
      ALMANYA 28 MİLYON
      TÜRKİYE 22 MİLYON
      FRANSA 22 MİLYON
      ENDONEZYA 20 MİLYON
      RUSYA 19.8 MİLYON
      ÖZET DÜNYA DA ENÇOK AŞI YAPAN 7. ÜLKE Soruyorum neden bu algı DEVLET AŞI YAPAMIYOR ????İnsanların moralini neden bozuyoruz ? Neden 80 milyon insanın zihnini bulandırıyoruz. Acaba Türkiyede sağlık sistemi sıkıntıya girip acaba hangi hastayı ölüme terkedelim diye bir soru soruldu mu ? Ama Avrupada bunlar yaşandı.Bırakın yaşlıları
      gençleri kurtaralım vahşiliği yaşanmadı mı ? LÜTFEN MORAL BOZMAYIN ALGI YAPMAYIN .

      • Peki Ahmet bey, madem 7. sıradayız, niye bu salgın konusunda iyiye değil de daha da kötüye giden ülkeler arasında en başlardayız? AKP Kongresi vesilesiyle yazdığım yorumda öngördüklerim malesef gerçekleşti. Eski yorum ve yazılara girişleri göremedim yoksa adres verebilirdim (verebileceğim son referans H.K. 12 Nisan 2021 At 00:02). Başkan’ın zaman zaman o konuda bu konuda “yanlış yaptık” hataları kabulüyle hatalar kendiliğinden tamir olmuyor, o hataların bedelleri her geçen gün artıyor.

    • SALGIN YÖNETİMİ :

      ****Rusya İstatistik Kurumu Rosstat’ın geçen cuma açıkladığı veriler ile bir önceki (Mart 2019-Nisan 2020) yılın aynı dönemini karşılaştıran İngiliz haber ajansı Reuters, pandemi sürecinde fazladan ölüm sayısının yarım milyona yaklaştığını belirtti.

      ****Türkiye nüfusunun % 36,5’ini temsil eden ve aralarında İstanbul’un da bulunduğu (Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Kahramanmaraş, Kocaeli, Konya, Malatya, Sakarya ve Tekirdağ) 11 ilin 01.01.2020 ile 31.08.2020 tarihleri arasındaki belediye e-devlet ölüm verileri, TÜİK’in aynı döneme ait 2015-2019 verileri ile karşılaştırılmıştır. Son 5 yılın ortalamasına oranla 2020’nin ilk 8 ayında ölümlerin % 12 arttığı; toplam 10950 fazladan ölüm olduğu görülmüştür.
      PANDEMİNİN NASIL YÖNETİLDİĞİNE ÖRNEK.

      • batılı devlet yetkilileri Türkiye’nin korona
        ile mücadele de dünyanın en başarılı ülke olduğunu da anlatıyorlarmıymış Ahmet bey:))

        a haber kafa yapabilir!

  4. Bir tarafta 40, miliyon Müsevi diğer tarafta 1,5 miliyar Müslüman.
    Yaşam ve Hayat tarzlari vede dünyadaki konumları arasinda dağlar kadar fark var.

    Aklı başında bir insan Fehmi beyın bu yazisinı okuyup anlamamak’mı istemiyor yoksa anlamiyormu? Eğer anliyorda anlamak isememek için elinden gelen herşeyi’mi yapiyor? Belliki anlamiyor. Eğer ​anlamaya çalışsa belki anlaya bilir ama oda işine gelmez özeliklede DÎKTATÖRLERE tapanlar konulara hakim olanları haksız çıkarmak için ve konu ile alakası olmayan cevaplar ile işlerine gelmeyen her yorumcuya saldırmaya ayarlanmiş robotlar gibiler.

    Yahudiler’in Dünya ekonomisini ellerinde tutma başarılari’nın sirri Dürüst çalışmaları! Íşlerine hille katmamaları vede aralarında çıkmış Trump’ın damadi gibi hillecilerede her zaman gerktiğ dersleri verme özeliklere sahip olmaları’na bağlı.

    Yazarımız yukarda Trump’ın Israil
    devletinin yaptıklarını az bir kısmını bizler ile paylaştı.
    Peki Trump başkan seçimlerinde ABD’deki Müsevilerden oy alabildimi? tabiiki HAYIR alamadı.. eğer yahudiler şavaş ve işgaldan yana olsaidiler Bideni değil Trumpi tutardılar..!!!
    Peki yukardaki yazdıklarımı Trump Türkler ve Türkiye için yapsaydi! Örnek: Suriy’nın Kürt bôlgesini Türkiyeye veya Kıbrisin Rum kesimini Türk kesimine verseydi, bizim Müslümanlar ne yapardi?.
    Trumpi Kahram ederdiler.

    Zenginin parasi fakirin çenesini yorar.
    Israil hukumeti kurulduğu zaman en başta Filistin tanimiş olsaydı. Şu an ortadoğu ve Türkiyede dahıl Müslümanların tepesine valiyoz gibi inen DÎKTATÕRLER yaşaya bilirmiydiler.
    Filistinli idareciler, Netenyahu gibilerini severler ve onların gitmesini istemezler, onların sayesinde hamaslar, hizbullahlar o bölgelerde cırit atıyorlar onlar olmasaydılar bunları yapabilir’miydilar? Îran, Mollaları, Arap diktatörleri ve Netenyau gibi bölegeyi kan gölune çevirerek kanla imar edlmiş saltanatlarını sürsdüre bilirmıydıler?

    ​Buranin saati ile Ísrailde dün meydana gelen izdıhamda Netenyahu ve Îsrail devletine karşı olan Ortadoks Müseviler’ın izdiham dolaysı ile ölmeler’ide 1988′ de hacıların öldüğü Mekkede’ki Tünel izdihamina benziyor.
    Ölenlerın Allah ailelerine sabir versin.
    Ortadoks Yahudiler 2010 Marmara gemisinde yaralanan yaraliları Türkiyede hastahanede ziyaret ettiklirini’de her yoruma bir kulp takan H Gayrete hatirlatmakta fayda var. Başkalarının acısı ile mutlu olunmaz! Birde düşman dediğiniz bu insanlar kendi hükümetleri’nın yaptıklarıni her ortamda kınıyanlar’dan oluşan barış yanlısı museviler

  5. Filistin meselesi çözüme ulaştırılmak istenmeyen İslam toplumunun afyonudur. Filistinli mağdurların mağduriyetlerinin devamı ile saltanatını, zulmünü ve dünya ikbalini devam ettiren onlarca ahlaksız mevcuttur. Batı medeniyeti bunlar kendi insanı ile bu kadar sathi ve riyakarca ilgileniyor gibi yapıyorken, biz nasıl rapor çıkarmak ve öneri yapmak dışında bunların sorunlarına samimi eğilebiliriz konusunda zihinleri ve niyetleri müşevveş kalıyor. Herşeyi yahudi diasporası ve Amerika’ya bağlama eğiliminde olan siyasal İslamcı müptezeller, kaderin bu devam eden zulüm ve eziyete neden fetva verdiğini ve imtihanın kimin imtihanı olduğunu iyi düşünmelidir. Eski bir İsrail siyasetcisine siz yahudiler hakkınızda “Eğer iyilik ederseniz kendiniz için iyilik etmiş olursunuz; kötülük ederseniz yine kendinize edersiniz. Nihayet ikinci cezalandırma vakti gelince, düşmanlarınız onurunuzu çiğnesinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yakıp yıksınlar istedik.”(İsra-7) Kur’an’ın böyle bir tehdidi var ne düşünüyorsunuz? dendiğinde. “Kuran elhak doğru söylemektedir ancak o yenilip helak olacak Yahudiler biz değiliz, bizi yenip bertaraf edecek müslümanlar da bunlar değil.” demiştir. Teemmel

    • Sebil bey “Batı medeniyeti bunlar kendi insanı ile bu kadar sathi ve riyakarca ilgileniyor gibi yapıyorken, biz nasıl rapor çıkarmak ve öneri yapmak dışında bunların sorunlarına samimi eğilebiliriz konusunda zihinleri ve niyetleri müşevveş kalıyor.” diyorsunuz ama ender bey sanki tam aksini söylüyor:
      “Dünyada müslümanların ve tüm diğer insanların çektiklerimi batılı insan hakları örgütleri raporluyor, hesap soruyor.”
      Hanginize inansak bilemedim???

  6. Mızrak çuvala sığmıyor artık. Heryerden patlak vermiş bir çuval bu.

    Fakat enterasan bir durum da var. Bu kadar rezalet her gün önümüze harıl harıl dökülüyorken, bunlar ne kısa film, ne belgesel, ne de doğru dürüst kapsamlı haber raporu yapılıyor. Ülkenin entellektüel kapasitesi bu kadar işte. Yok. Yokluklar ülkesinde yaşıyoruz resmen.

    Halbuki her bir rezalet, tam bir bomba haber. Adamlar belediyelere tezgah kurmuşlar, birer ikişer değil, her seferinde 50-100 kişiyi batıya kaçırıyorlar. Valiler gri pasaportları düzenliyor, herhalde davul zurnayla kafile kafile adam götürüyorlar batıya. Bir iki belediye değil, kaç tane olduğu belli değil. Olayın üstü kapatıldı. Resmî ağızlardan ne bir açıklama ne bir soruşturma.

    128 milyar puf olmuş. Yine resmî ağızlardan nereye gittiğine dair doğru dürüst açıklama yok. Kimi yastık altındadır, kimi buradadır gibi saçma açıklamalar yapıyorlar. İşin sorumlusu damat buhar olmuş, gören bilen yok nerede.

    Aşı tam bir rezalet. İnsanlara bir doz yapmışlar. İkinci doz yok diyorlar. Her gün 400 kişi ölüyor. Yönetim ülkeyi kapatarak bu rezaleti kapatacağını zannediyor.

    Bakan arka kapıdan kendi bakanlığına dezenfektan satıyor. Sonra görevden affediliyor. Hırsızlık da örtülüyor böylece.

    Her biri film olurdu. Ama burada değil. Milletin yaratıcılığını da bitirdiler. Tam fakirlik, tam yoksulluk, tam yoksunluk.

    • Ender Bey! Sizin yazdağınız tezgah olayını ben bu site kuruldu kurulalí, yaziyorum.
      Sizin! Duyduklarınız bu yazılanlar benim 2004 başları hatta 2003 ün sonlar’ında devlet bursu ile öğrencilikle alakası olmayanlar’da dahıl iş adamı kisvesi altında Kanada özeliklede ABD’ye 2. Bir Karadeniz eyaleti kurdular.
      Her ülke dişariya ürettiği ürünleri parası ile ihraç eder bizde para harciyarak militanlardan oluşan AKP li ve õzeliklede reisin çevresi ve eşi dostları ihraç ediliyor.Daha neler ortaya çíkacak bu gördükleriniz ve duyduklarınıza rahmet okutacak olanları duyup göreceksıníz.

      “Adamlar belediyelere tezgah kurmuşlar, birer ikişer değil, her seferinde 50-100 kişiyi batıya kaçırıyorlar. Valiler gri pasaportları düzenliyor, herhalde davul zurnayla kafile kafile adam götürüyorlar batıya. Bir iki belediye değil, kaç tane olduğu belli değil. Olayın üstü kapatıldı. Resmî ağızlardan ne bir açıklama ne bir soruşturma.”

      Bahsini ettiğiniz o ağízdan 17/25 Aralikta Parelel terör örgutu diye itiraf etmiştiler fakat birden kulaklarına kendinizden bahs ediyorsunuz diye fısıldiyanlar olmuş olsa gerek bu sefer devleti ele geçirme örgútú unvani ile 15 Temmuza kadara devam edildi.15 Temmuzdan sonra retocu örgutü oldu.

  7. Lebaleb kongrelerden geldik tam kapanmaya. 100 milyon aşı yok ortada. Putin ve Jinping ile yapılan sözlü bağlantılar da unutulmuş görünüyor. Her gün 400 kişi ölüyor. Tek adam rejimi hala yerinde oturuyor. Birileri de otoriteye saygı diye sayıklıyor.

    100 milyon aşı nerede?
    128 milyar dolar nerede?
    Damat nerede?

    Eyyyy ….

    Değişim başlamalı, hemen şimdi, hemen buradan.

    • Müslümanlıkla alakası yok. İnsanlıkla alakalı yapılanlar. Din savaşlarına ihtiyacımız yok. Dünyada müslümanların ve tüm diğer insanların çektiklerimi batılı insan hakları örgütleri raporluyor, hesap soruyor. Senin müslüman ülkelerinde var mı bir tane? Kendi müslümanların diğer müslümanlara işkence yapıyor yada yapılanlara göz yumuyor. Çin’de uygurlara yapılanları protesto için imza toplandı. Müslüman ülkeler, Türkiye dahil, imza vermedi. Ne müslümanlığı ne alaka? Geç artık oraları.

    • Müslüman Lanet okumaz.
      Herkes laik olduğu gibi idare edilir.
      Dünyada’da .Ōzde değil Sözde Müslümanlar rahat yüzū görmezler.

      Kula bela gelmez Allah vermeyince.
      Allah bela vermez kul azmayın’ca.

      Zalim Kıral’ın Karşısında Mazlumun yaninda olan Müslümandır. Zalim kıralı alkişlayan lânetlemiş şeytandır.

  8. Ne Filixstin gençlerinin gücü yeter bu terminatörler gözü dönmişlerin aç nefislerini doyurmaya, ”dur, yetsin gari” demeye, ne de, Kudüs’teki,
    gerçekten inancını tam ve doğru bir şekilde öğrenmek isteyip,
    aklı ve vicdanıyla barışık, insanlarla barışık,
    fıtrat ve tabiatla doğal olarak barışık olmayı öğrenebilecek,
    o bölgenin ilk yeni nesil gençleri.
    ABD’nin çembere alma tatiğini gençleri bırak çocuklar bile görürken, yılların rusu çinlisi iranı görmez bilmez olur mu hiç.
    Akdeniz çoktan olmuş göl. Sen Akdenizde oyalanırken, elin oğlu arkadan dolanmış çoktan almış limanları adaları barajları havalanlarını yapıyorum ayağına.
    Son söz:birlikte yaşamayı öğrenecekler eninde sonunda.
    Bir sana bir bana.
    Yok öyle artık; hep bana hep bana.

  9. Jerusalem Post’un sayfalarını karıştırırken karşısına çıkmamıştır belki diye bu haberi de ben paylaşayım sevabına, sonuçta karamizah günü değil mi?

    “İsrail’de Lag BaOmar kutlamasında izdiham: 44 kişi öldü”
    “İsrail’in kuzeyindeki Meron Dağı’ndaki dini Lag BaOmar Bayramı için on binlerce kişinin toplandığı alanda çıkan izdihamda en az 44 kişi hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi de yaralandı.”
    DW(30.04.2021)

    Hayırlı şabatlar, herkese selamlar, saygılar:))))

    • Bunda gülünecek ve sevinilecek bir durum yok. Yazık olmuş. Gülme komşuna gelir başına. Aşısızlıktan her gün 400 kişi ölüyor bu ülkede. Beceriksiz tek adam rejiminin ülkeyi sürüklediği acıklı hale üzülelim bence, başkalarının acısına sevinmek yerine.

  10. Mizah güzeldir, severim:
    Bence bu filmi arabistan prensine de izletmek gerekiyor; kendi ülkesinde israilin açtığı okulları da hemen kapatırdı heralde:)

  11. Ya onyıllar geçtikten sonra bak yapacam ha, yargılıyorum, yargılayacaağım (yerse), sonrada,
    tüh tam yakalayacaktım elimden kaçtı ayakları..
    ya da olaylar olumsuzluklar olmadan önlemini almak.
    Tam da bu coğrafyada bazı ülkeleri hatırlattı! 🙂
    Bir Taraf tan bir gazeteci, stk üyesi ve benzeri insanlarımızın adalet, özgürlük insan hak ve hürriyetleri için çırpınan siyaset dünyasını görüyorum.
    diğer taraftan kendi yurdu insanını aşmış, taa fiistindeki mazlumların eziyetini cefasını kendine dert edinmiş bir yazar.
    tamda işçinin emekçinin dayanışma bayramı gününde.
    ben de bir başka pencereden bakıp yinebenzer manzaraya bakarken geçen gün;
    ”herkesin inandığı gibi yaşadığı, düşündüğünü özgürce ifade ettiği, katılımcı, çoğulcu, şeffaf yönetimlerin olduğu..”
    ”haksızlık kimden gelirse gelsin kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı..”
    ve daha birçok anlamlı satırları kaleme alan kıymetli (ama kıymeti bilinmeyen) değerlerimiz de olduğunu gördüm.
    dili temiz pak yazarlarımız çizerlerimizde varmış ne mutlu bize.. dedim kendi kendime.
    birkaç gün sonra birde baktm ne göreyim: adama akıl vermeye başlamışlar bile, tıpkı bizim yazara bazan yaptıkları gibi.
    yusuf filimlerinin niçin çevirip çevirip tekrar verildiğini bir gün mutlaka öğrenip anlayacağım da ne zaman?

    • Hayrullah bey “kabalık” değil de “kahpelik” demek daha doğru olurdu; allah düşürmesin tabii; sonuçta suud prenslerinin bi eli yağda öbürü elektrikli testerede; olan her zaman garibana olur…

  12. Bir gün Nasrettin Hocaya bir komşusu gelir ve bir durum hakkındaki hükmünü sorar,
    – Hocam, sizin boğanız benim ineğimi boynuzlasa bana bedel ödemeniz gerekmez mi ?
    Hoca , bir an düşündükten sonra çok rahat bir şekilde hemen cevabı yapıştırır,
    – Boğam ineğini boynuzladıysa ben niye suçlu oluyorum ki bedel ödeyeyim ! Hayvanlar itişip kakışmışlar , ben ne yapayım !
    Bunun üzerine komşusu rahat bir nefes alır ve şöyle der,
    – Allah senden razı olsun Hocam, beni rahatlattın ; demek ki ben de boğam senin ineğini boynuzladığı için bir bedel ödemeyeceğim !
    Oynanan oyunu ve düştüğü tuzağı fark eden Hoca bir an şaşırır ancak hazırcevaplığı sayesinde hemen çıkmazdan kurtulmayı da başarır ,
    – Yoook , o zaman iş değişir ! Hemen bizim kara kaplı kitaba bakmamız lazım ; geçmişte bunun örnekleri var mı , nasıl hüküm verilmiş , emsal bulmamız şart , öyle şey olmaz !
    İsrail , hem tarih boyunca ve hem de özellikle 2nci Dünya savaşındaki soykırımda 7 milyona yakın vatandaşını kaybetmesine rağmen bu gün kendisi adeta tarihi intikamını alıyormuşcasına zavallı Filistin’e her türlü eza ve cefayı , zulmü reva görmekte hatta örtülü bir soykırım uygulamaktadır .Ve ne yazık ki başta bütün Arap ülkeleri olmak üzere özellikle ABD ve bütün dünya da bu durumu seyretmektedir , BM ise bir kukla olmaktan öteye gitmemektedir .
    Tabii ki bu ve buna benzer durumlar sadece Ortadoğuda değil hemen hemen dünyanın dört bir tarafında bütün şiddetiyle ve sürekli olarak yaşanmaktadır.Vahşi kapitalizmin de etkisiyle zıvanadan çıkan , merhamet ve şefkatini yani insanlığını kaybeden bir grup ; her türlü yokluk , sefalet ve zulüm içindeki masum ve mağdurları görmemekte , duymamaktadır . Bu yetmiyormuş gibi dünyanın toprağını, suyunu , havasını ve nihayet atmosferini de çöplüğe çeviren bu bu zihniyet işte en sonunda korona denilen , dünya çapında bir musibetle , bir felaketle başı belaya girmiş , çaresiz kalmıştır !
    Kim ne derse desin ben bu belanın işte bu nedenlerden dolayı Allahü Tealanın , insanoğluna bir mücazatı olduğunu düşünüyorum !Gayet tabii ki bu bela ,Allahın koymuş olduğu doğa yani bilimsel kanunlar çerçevesinde cereyan etmektedir , başımıza gökten mucizevi bir şekilde taş yağacak değildir!
    Umarım dünyayı yönetenler olanbitenden ibret alırlar !
    Selamlar ,iyi günler

  13. „Brennan umudunu Trump’ın bozduğu dengeleri tersine döndürmeye ahd etmiş görünen Joe Biden’e bağlamış olsa da, esas anlamlı başarının, bu bölgedeki bozulmuş bütün dengelerin yerlerini daha anlamlı değişimlere bırakmasından geçtiğine inanıyorum.

    Değişim buradan başlamalı.“

    Bu son iki cümlenizde ima ettiğiniz değişimi engelleyen koşulları açık olarak yazıp tartışamazsak ne Uygur Türklerinin, ne de Filistinlilerin durumlarında önemli bir değişim olacaktır.

      • Sayın Almanyalı! 2010 Marmara Gemisi olayını bir Türkiye özelikle erdoğan taraftarları’nın yazdıp çizdiklerini birde o dönemin Îsrail’in ABD büyük elçisinin emekli olduktan sonra yazdığı anılarındaki marmara gemisi ile ilgili hatırasını okursanız bizimkiler’ın ne kadar yalanci ve iki yüzlü oldukkarını daha iyi anlarsınız.
        O anılarında Türk hükümet yetkilileri diploması kuralları ‘erçevesinde israilden gemideki yardımı Filistinlilere ulaştırılmasi için yardım talep etmışler ve o büyül elçi aracılık yapmış.
        Israil devleti Gemiye liman vermiş ve yardımın filistinlilere güvenli ulaştırılması garantisi onun çabaları ile onaylanmış. Elçi sevincine haber ibizim dişişleri bakanı aracılığı ile baş bakana iletmişler bizimki bu sefer kabul etmemiş.
        O gemi olayı olmasaydı 2011 Diktatör’lüğün temelini atan o seçim 49.9% ile kazanılır mıydı?
        Bizimkilerin derdi seçim kazanmak olduğu için 1970’lerde solcuların 1980 den sonra Dincilerin seçim malzemesi olarak hep Filistinliler kullanıldı ve halende. kullanılıyor.Araplarda zaten ortada.
        Uygurların halı Filistinlilerden daha beter.
        Milletin derdi ekmek bunların derdide saltanatlarının devami için kan dökmek.

    • Almancı arkadaşın dediği gibi “Kendi ülkelerinde insan haklarına gerekli saygıyı göstermeyen yönetimlerde” allahın her günü polis kurşunuyla can veren şopar çocukları dururken, sivil protestocular(hem de bayan) yakın mesafeden ve alnının ortasından vurulurken bir de bunlardan medet ummak nedir?

  14. ABD Başkanları, kurumları, iç ve dış istihbarat örgütleri İsrail ile Filistin’e neyi ne için yaptıklarını aslında çok iyi biliyor, beceriyorlar da…

    Alt kurum temsilcilerinin, insaniyet, “sistemli ayrımcılık” adına olan tavsiye ve telkinleri timsah gözyaşı retoriğinin ötesine geçmiyor malesef. Geriye dönüp bakıldığında, ABD’nin himayesi ve destekleriyle İsrail’in değil sadece Filistin’i, neredeyse çevre ülkelerini de ilhak yoluna gideceği, değilse bile etkisi altına alacağını görebiliyoruz. Nitekim ‘İbrahim İttifakı’ marifetiyle Arap/Körfez ülkeleri bunun en bariz örneğini teşkil ediyor zaten. Ezeli düşmanlar İsrail lehine dost! oldular.

    Bölgede dengelerin İsrail lehine bu denli değişmiş olması bölge için hayra alamet olarak görülmemeli, görülemez. Bu, ABD için de böyledir, dünyamız için de…

    ABD’nin de aleyhine olacak olan İsrail’in bölgedeki menfi yükselişi, yönetilemez ve diğer bölge devletlerinin aleyhine gelişen İsrail hegemonyasının içine sıkışmış Ortadoğu havzasına, Doğu Asya ülkelerinin, Çin’in, Kuzey’den Rusya’nın ve belki de bunlara katılacak iril ufaklı bölge ülkelerinin oluşturacağı karşı ittifakla dünyamız, ilkinde olduğunun aksine daha hırçın bir “iki kutuplu dünya”ya evirilecektir.

    Bunun emareleri de on yıllardır görülmüyor değil…

    Çin’in, Suriye iç savaşından bu tarafa bölgeye olan ilgisi bariz bir şekilde artmış durumda. En son İran’la imzaladığı ve Körfezde edindiği bir deniz üssüne karşılık 25 yıllık ticari anlaşma oldu. Rusya da, Suriye iç savaşından bu tarafa Akdeniz’de daha bariz görünmeye başladı ve bölgedeki üs sayısını artırmış oldu.

    BATI’nın/ABD’nin etkisi bölgede giderek azalıyor ya da Çin ile Rusya’nın etkisi artış trendinde ve bu, sanki ABD etkisinin onların gölgesinde kaldığını gösteriyor.

    Trump dönemini bir kayıp telakki eden ABD, Biden’la yeniden ve Körfez ülkeleri Suudi Arabistan, BAE, Katar ve diğer Ortadoğu ülkeleri ile Çin’i çevrelemek istiyor.

    Bu bağlamda, 2000’li yılların başında veya biraz daha öncesinden başlayan, Türkiye’nin “eksen kayması” ile tarif edilen Doğu Bloku ile yakınlaşması ABD’nin, devlet olarak değil belki hükümet nezdinde ülkemizle olan ilişkilerini limonileştirdi. Bunun yeniden düzen alması için, Bide’in seçilmeden önce verdiği bir mülakatta “Türkiye’de muhalefetin desteklenmesi ile hükümet değişikliğine gidilmesi” beyanı ile 15 Temmuz hain darbesinin arkasında ABD’nin elinin izi görülmesi; Biden’nin yönetime geldiği, haliyle ABD’nin ülkemizle ilgili atraksiyonlarının devam edeceğini gösteriyor. ABD, bunu yeni oluşan dünya dengeleri açısından müttefiklerini yeniden tesis etme adına yapıyor.

    Bakalım, yeniden güçlendirilmeye çalışılan bu Batı ittifakı içerisinde Türkiye yeniden müttefik olarak yer alacak mı?

    Bunun için Türkiye ile İsrail ilişkilerinin seyrini gözlemlemek gerekir. Mısır, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleriyle Türkiye’nin yeniden ilişki kurma beyanları zaman zaman basına yansıyor. Sanırız ki Türkiye ağırdan alıyor, lakin iş tam tersi; Arap ülkelerinin ABD ve İsrail ile ilişkide epey yol kat etmiş olmaları ve bundan duymuş oldukları özgüvenle değişen roller, Türkiye’yi biraz kenarda bekletmeleri zevkini onlara tattırıyor.

    Bu bir lüks olamaz, ne ABD, ne İsrail ve ne de Türkiye ve bölgenin diğer ülkeleri için…
    “İbrahim ittifakı” anlamsız, manasız bir oluşum ya da söylem değildir. Bunu söyleten Çin etkisidir. Rusya’dan boşalan ve onun bir daha dolduramayacağı blokun diğer kutbunu Çin doldurmak üzere.

    İki kutuplu dünyada Türkiye yine merkezi rolde; hem jeopolitik, hem coğrafi hem siyasi ve hem de devlet geçmişi/müktesebatı cihetiyle…

    İsrail’i dengeye koyacak olası Biden politikaları, aslında ABD’nin devlet politikası olmak üzere, bölgede İsrail’in şımarıklığı ile Türkiye’deki yönetimin, dünyanın alacağı “yeni iki kutuplu dünya düzeni” için ikircikli ve kararsız tavrını tava getirmekle alakalı.

    Brennan’ın izlemiş olduğu filmi Biden’ne de tavsiye ediyor olması, İsrail’in takındığı bencil tavrının ve uyguladığı politikaların, ABD’nin müttefiklerini sıkılaştırma ve artırma projesine zarar verdiğinin farkındalığını oluşturmak için olsa gerek…

    Ya da, Çin blokunun dünyada hegemon güç olmasıyla, İsrail’in “insanlık dışı uygulamalarına” dünyanın her yerinde rahmet okutacağını sezdiği içindir. Uygur Türklerine yapılanlar bir örnek teşkil ediyordur herhalde.

    • Hasan bey rahmet okumak ne kelime; “otoriteye saygılı olunsun” der geçeriz icabında ama konu çin olunca neden saygısızlaştığınıza bir anlam veremedim doğrusu?

      • Çin dünyanın en otoriter ve insan hakları ihlali yapan ülkesi. Bir milyon Uygur Türkünü kamplarda esir tutuyor, zorla çalıştırıyor, işkence yapıyor ve milyonlarcasını asimile ediyor. Ayrıca dünyaya virüs salıyor. Gerekçe çok.

    • Türkiye aşıda bile tercihini doğuya, Çin ve Rusya’ya bağladı. Ortada kaldı şimdi aşısız. Tek adam rejimi kurumları yok etti ve her alanda yalpalıyor. Yazar doğru söylüyor. Değişim burada başlamalı.

  15. !!!!Türkiye’daki temel insan hakları ihlallerine karşı yeni bir yasa tasarısı hazırlayan ABD’li senatörler arasında yer alan Edward J.Markey, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’ın Beyaz Saray’ından aldığı serbest hak ihlalleri kartının geçerlilik tarihi resmen sona erdi” dedi.!!!
    Sizce hangisi insan hakları ihlali ???
    Batının bakış açısı bu işte yapılan algı operasyonlarıyla durumu daha gerçekçi görebiliriz. Yazık ki ne yazık bu operasyonlara kanan içimizdekilere

        • Otorite mahkemelere karışmasa ve kararlarına saygılı olsaydı, ona otorite denebilirdi. Ama durum öyle değil. O yüzden otokrat diyoruz. Daha ötesini diyenler de var.

          • Ender bey iyi güzel de; güneydeki sevdiğimiz ülkenin babakanı kaç yıldır yargıya posta koyuyor ama otoritesine saygıda da kimse bi kusur etmiyor sanki?
            Onlarınki otorite de bizimkisi bostan korkuluğu mu?

        • Kavala uzun süre mahkemesiz hatta suçlamasız içerde tutuldu. Mahkeme yapıldı ortada delil yok, deli saçması iddialar var. Üstelik Gezi’den suçsuz bulundu, bu sefer darbe iddiası uydurdular iki yıl sonra. Tam bir tiyatro. Ne darbesi ne planı? Darbe planı yapanlar, Allah’ın lütfu deyip yalayan yutanlar. Aynı zamanda tiyatroyu hem yazıp hem oynayanlar. Göbek atmadıkları kaldı. Hala da meyvesini yiyorlar.

  16. Sayın Koru ,
    ” Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ” eğer tarihi bilirseniz bunun kuru bir ifadeden uzak olduğunu da bilirsiniz. Hristiyan dünyası yahudi milletine her daim zulm etmiştir. Bugün İsrail e olan müsamaha petrol bölgesine bir üs görevi görmesi ile ilgilidir. Yakın gelecekte petrol kullanılan araçlar yerini elektriklilere bıraktıkça petrolün önemi zayıflayacak ve bu durum Israil i de etkileyecektir. Batı dünyasının olaylara yaklaşımı her daim menfaat temelli olmuştur.
    Her şeyin başlaması aslında sona doğru bir harekettir.

    • olabilir ama daha çok dünyanın güvenliği ile ilgili sanırım. dünyanın bu gün karşı karşıya kaldığı en büyük felaket bir dünya savaşı çıkması ihtimali. lider ülkeler bir dünya savaşının yer yüzünde hayatin sonunu getireceği riskinden kaçmak için bir takım fadakarlıklar yapıp risk unsuru olan ülkeleri barışçı bir tutuma zorluyorlar.

      Hindistan sınırını ihlal edip toprak gaspı yapan Çin bunu yaparken askerine silah kullanma yasağı getiriyor neden? neden olacak, savaş başlatan ülke olmamak için.

      aynı şekilde ABD karadenize geçmek için bekleyen gemilerini geri çekiyor neden? ruslardan korktuğu için değil her halde, aynı şekilde sıcak savaşa dönüşebilecek bir çatışmadan kaçındığı için. artık güvenlik sorunu nerede olursa olsun benim sorunum nazariyla bakılıyor.

      uçarım kaçarım 5 milyonluk ordu kurarım, yerli silah sanayini gelişiştiririm iha yapar siha satarım derken bir de bakmışsın f-35 ler için milyonlarca dolar harcadığın TC. ANADOLU hafif uçak gemin elinde kalmış… balıkçı teknesi yaparsın artık. peki neden böyle oldu? dünyayı iyi okuduklarını sananlar dünyayı anlayamadıkları için.

  17. diplomat kimliği olan kimseler: “Avrupa Parlamentosu 2018’den beri Türkiye hakkında rapor sunmamıştı, henüz AP internet sitesine konmamış ama parlamenterlere dağıtılmış, irtibat kurabildiğimiz parlamenterlerden temin edip okuduk” diyenler raporda Türkiye için de benzer suçlamaların olduğunu söylüyorlar. İsrail’i merceğine alanlar Türkiye’yi ihmal etmezlerdi herhalde.

  18. Sayın yazarın, bugünkü yazısı her ne kadar israil hakkında gözuksede aslında Trump ve onun gibilerinin dünyayi nasıl karıştırdıkları’nı anlatiyor.

    Hangi ırktan olurs olsun! Yalancı ve menfaatç’ılar yöneticı koltgnğuna oturdularmi oradan kalkmamak için hem ülkelerını hemde dünyayı cehenneme çeviriyorlar.
    Onlardan biride Netenyahu. İsrail halki
    Netanyahu’yu koltuğundan indirmek için nerdeyse her 6 ayda bir seçim yapiyolar, fakat onu bir türlü indiremiyorlar.
    Diktatör ve hırsız Trump’ın kendisi gibi olan dostları onun döneminde altın çağlarını yaşadılar, ve dünyayi cehenneme çevirdiler. Trump tam bir geri zekalı ırkçı.
    Biden gelir gelmez ABD’den başlayarak ilkin onun pisliklerini temizlemek için uğraşiyor.
    ABDyi biraz temizledi
    Şimdi sıra dişardaki diktatörlerde.
    Bizdeki İsrailli gazeticiler gibi olanlar susturulmuş fakar onların meslektaşları, onların yerine gereken makamlara olup bitenler hakkında gerekli bilgileri veriyorlar.
    Aşağıdaki link tam trollere göre bir link! Troller! Hadi bakalım birde bunlara hadlerini bildirin.
    Joe Biden gibi sesiz sakın birisi dahi Bizim kurdu kuzu yaptı ise bu senetörler’ın ne yapacaklarını siz düşûnün bakalım!

    https://www.markey.senate.gov/news/press-releases/senators-markey-wyden-and-merkley-reintroduce-legislation-to-defend-fundamental-human-rights-in-turkey

    • Nurdan abla Amerikan senatosu bizi potansiyel güvenlik risk unsuru olarak gördüğü için verdiğin linke ulaşamıyoruz. sen bize copy past yap istersen.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız