Katilini “Merhaba kardeş” diye karşılayan Müslüman.. Ve her Müslümana ‘Olağan şüpheli’ muamelesi yapanlar…

29

Yeni Zelanda’da iki camiyi kana bulayan terörist hiç kuşkusuz bilinçli biri. Arkasında kendi kaleme aldığı 73 sayfalık bir manifesto var. Silah ve teçhizatının üzerine yazdıkları sahip olduğu sapkın ideolojinin reklam unsurları. Katliamını yalnız videoya kaydetmekle kalmayıp her ânını canlı yayınlaması kendisini bir ideolojinin propaganda unsuru olarak gördüğünün işareti.

Seferine çıkarken yalnız olmadığını biliyor.

Yalnız da değil. Dünyanın çeşitli yerlerinde güçlü ideoloji arkadaşları var.

Olan tesadüf değil

ABD’de, birkaç yıl önce, koltuk komşusunun kaş göz işareti üzerine, bir yolcu American Airlines uçağından palas pandıras indirildi. Muhbir, gençten biri olan yolcunun kendisinin bilmediği bir dilde sözcükler yazmasından hareketle böyle davranmıştı.

Sonradan, şikayet edilenin önemli bir Amerikan üniversitesinde ekonomi profesörü (Guido Menzio), ‘bilinmeyen dil’ denilenin de makalesini yazarken kullandığı matematik işaretleri olduğu anlaşıldı.

Profesör İtalyan asıllıydı, bir Katolik…

Aslında onun yaşadığı, ABD’yi yurt edinmiş her Müslümanın her gün karşılaştığı bir durum.

‘Müslüman olmak’ bugün Batılı ülkelerin herbirinde ‘olağan şüpheli’ sayılmak anlamına geliyor. Sebebi, 11 Eylül (2001) uğursuz eylemi. O eylemi yapanların günahı yüz milyonlarca insana her gün ödettiriliyor.

Donald Trump başkanlık yeminini edip Beyaz Saray’a yerleştiği daha ilk gün, Müslümanların yaşadığı yedi ülkenin vatandaşlarına Amerika’ya seyahat kısıtlaması getirme girişimini başlattı.

Bir göçmenler ülkesi olan, üzerinde güneş batmayan bir imparatorluk iken yönettikleri topraklardan gelmiş çok sayıda Müslüman vatandaşa sahip İngiltere’yi ziyareti sırasında, ev sahiplerine, “Kültürünüzü kaybediyorsunuz” diye çıkıştı Trump. Londra halkının bir Müslümanı belediye başkanı seçmesini anlayamadığını, belediye başkanı Sadiq Khan‘ın da bulunduğu bir ortamda söylemekten de geri durmadı Trump.

“Gümrük memuru burada seccade bulduk dedi” yalanı Twitti…

Meksika sınırına duvar çekmek için kendisine yeni taraftarlar bulmayı kafaya koyduğunda, ilk aklına gelen bahane de ‘İslam korkusu’ olmadı mı Trump’ın. Amerika’ya gelmek üzere yola çıkmış Meksikalıların konvoyunda seccadeye rastlandığı yalanını “Bunun ne anlama geldiğini anlarsınız ya” cıvıklığıyla yine Trump kullandı.

Trump. Yani ABD başkanı.

Yeni Zelanda’da 50 cana kıyan katil kendisinin ‘Avustralya vatandaşı’ olduğunu her fırsatta vurguluyor.

Avustralya uzunca bir süredir ‘İslam düşmanı’ havanın etkisi altında. Kocaman kıtada zaten az bir nüfus var ve orayı mesken tutmuşların büyük çoğunluğu beyaz Hıristiyanlar. Buna rağmen, Avustralya’ya kendilerinin davetiyle gitmiş, ülkenin kalkınmasına katkıda bulunan derisi beyaz olmayan bir azınlık şimdilerde sorun haline getiriliyor.

Ülkenin bir senatörü, Yeni Zelanda katliamı üzerine görüş açıklarken, “Bu tür olayların bir sebebi var tabii, İslam Dünyası’ndan gelen göçmenler” diyebildi.

Yine kendisi gibi beyaz ve muhtemelen Hıristiyan bir gencin, yanda gördüğünüz gibi, yumurtasına muhatap olsa bile…

O senatör de katliama mazeret üretirken kendisinin yalnız olmadığını bilenlerden… Tıpkı, katliamı gerçekleştiren Tarrant‘ın da yalnız olmadığını bildiği gibi.

Beyazlar tarafından keşfedilmeden önce, Aborojinlerin mutlu mesut bahtiyar hayatlar yaşadıkları kıtaya, Britanya, cezaevlerinden göçmen göndererek hakimiyetini kurmuştu. Şimdi o kıtada yaşayanlar cezaevi mahsulü insanların torunları.

İçlerinden bazıları hepsi de nitelikli insanlar olan yeni göçmenleri hazmedemiyorlar.

Kurdukları ‘beyaz ırkın üstünlüğü’ iddialı örgütlerin isimlerine bakın: Biri, ‘Reclaim Australia’ (Avustralya’yı Yeniden Sahiplenmek)… Sanki Avustralya kaybedilmiş de onu yeniden ele geçirmenin yollarını arıyorlar… Diğeri, ‘Australian Liberty Alliance’ (Avustralya Özgürlük İttifakı). Özgürlükleri elden gitmiş zavallıların…

Tarrant kendi ülkesinde zaten var olan ‘İslam düşmanlığı’nı Müslümanların görece rahat oldukları Yeni Zelanda’ya da taşımış oldu.

Terörist böyle bir global ortamın ürünü

İslam sözcüğü ile terörist sözcüklerinin rahatlıkla birlikte telaffuz edilebildiği günümüz ortamında yaptığının yanına kar kalacağını, pek çoklarının gözünde ‘kahraman’ mertebesine çıkacağını biliyor Tarrant. Arkasından başkalarının gelmesini de bekliyor.

Yeni Zelanda başbakanının samimi acı hislerini dışa vurduğu konuşması ayarında sert ve kınayıcı açıklamalar dünya liderlerinden pek gelmedi. Trump, eylemin gerçekleştiği ülkenin vatandaşlarına geçmiş olsun mesajında, eylemci için ‘terörist’ sıfatını kullanmadı bile.

Oysa, bir vesileyle “İslam bizden nefret ediyor” cümlesini rahatça ifade edebilmişti aynı Trump.

Avrupa’da yükselen eğilimler de kendilerine ‘düşman’ olarak İslam’ı seçmiş görünüyorlar. Hollanda’da, İtalya’da, Fransa’da, Almanya’da “Müslümanlar ülke dışına” kampanyası yürüten dernekler hatta partiler var. Ülkelerde söz sahibi sayılanlar arasında ‘İslamofobya’yı değil de İslam’ı suçlayan çok.

Terörist böyle bir global ortamın bir ürünü. Onun gibi pek çokları var saldırmak için sıralarını bekleyen…

“Merhaba kardeş”

Dikkat edenleriniz olmuştur. Terörist, elinde silahla, karşısına gelen herkesi öldürmek üzere camiye ilk girdiğinde, onu gören cemaatten biri, kendisine “Hello Brother” diye hitap etti.

“Hello Brother”, yani merhaba kardeş…

Aldığı cevabın ne olduğunu bütün dünya gördü. O Müslümanın son sözleriydi bu.

“Merhaba kardeş…”

ΩΩΩΩ

29 YORUMLAR

  1. Katilin propogandasıni yapmamk ve şehitlerin yakinlarini daha fazla üzmemek için görüntüleri! Facebook internetten kaldirdi…

    Bizde katili yuceltmek ve ülkemizdeki Hiristiyan vatandaşlarımızın can güvenliğini tehlikeye atarak çocuklarimizin ve halkin morelini bozmak için Katilin propogandasıni meydanlara kurulmuş dev ekranlardan kalabaliklarin alkişlari eşliğinde yapmaya devam ediyoruz..
    Buda baka meselesi.olsa gerek.

    President Erdogan Uses New Zealand Mosque Shooting Footage in Turkey Campaign
    ttp://time.com/5553205/erdogan-new-zealand-shooting-footage/

  2. “Müslümanlığı ve İslamı eleştirir hale getirilmek (Türkeş- 17 Mart 2019 at 12:55)” ile “Müslümanları eleştiren hale getirilmek (Bernar- 17 Mart 2019 at 12:29) üzerine….

    Evet, müslümanları yanlış yaptıklarında babamızın oğlu olsa bile eleştirelim. Bunu yapaken de gücümüzü Allah’ın kitabı Kuran’dan alalım. Ülkemizde ve başka ülkelerde Allah’ın DiN’ini direkt eleştiren cahiller, kendini bilmezler de yok değil. Bunlar eksik ve yanlış bilgilerine, algıları ve zanlarına dayalı olarak geliştirdikleri kendi izafi doğrularına göre bunu yapıyor. Kuran ise bütün bu izafi doğruları tanırken bu doğruların üstünde bir doğru olduğunu dikkatlerimize sunuyor; “doğruların doğrusu”. Layıkıyle iman etmişsek ve Allah’ın bahşettiği “akıl nimeti”ni kullanabilmişsek izafi doğrularımızı savunurken “doğruların doğrusu” ile çelişmemesine özen göstermemiz gerekiyor. Doğrular kategorisinde olmasına rağmen, arada o kadar muazzam bir fark var ki. İzafi doğrularımız, Kuran’ın işaret ettiği bu “doğruların doğrusu” yanında nihai analizde bir “hiç”e indirgeniyor (SIFIR!).

    Tabii bir de “Doğruların doğrusu”na işaret eden Kuran’a ezberine inanarak abuk sabuk izafi doğrularla kendini ifade edenler ve buna göre amel edenler var. İşte burada “doğruların doğrusunu” yanlış temsiliyet söz konusu. “Ezberine müslüman” dediğim bunlar. Kaliteli öğretim ve eğitim dendiğinde “Müslümanları eğitmekten bahsediyor. Şuna bak, Müslümanları aşağılıyor, yahu müslümanlar köpek mi ki eğiteceksin” algısı oluşturulmağa çalışılıyor. İşte bu zihniyetin özellikle eğitime ihtiyacı var. Eğitim denince hayvanlar aklına geliyor.

    Halbuki, okula/üniversiteye gitse bile öğrenimi neticede pek yetmez. Ancak, hayatta öğrenim/eğitim süreci devam eder. Okul biter askere gidersin; ona uygun “eğitim” verilir. İşe girersin, ona uygun “eğitim” verilir. Hayat öğrenimin yanında bir “eğitim”dir. Bu süreci başarıyla tamamladıysan “ilahi sertifikanı” alırsın, bir “ehil kul” olarak gideceğin yer bellidir. Allah “ehline verir” o sertifikayı. O sertifikayı hak etmemişlerin gideceği yer de bellidir!

  3. Fehmi bey! Bir yaznızda seçimlerden önce ve hemen akabinde,Trump’i kimler desdeklediğini, kimler ağirladiğini ve MÜSLÜMANLAR hakkında söylediklerine! Kimler tepki gösterdiğin yazabilirseniz, memmnun oluruz.

    Yeni Zellanda katliami, orada değilde dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşanmiş olsaide, dünyada bu kadar tepki gösterilmezdi. Şu an Televiziyonlar siradan insanlar adete seferber olmuş hem olayi kınıyorlar hemde camilere akin ediyorlar. Her ne kadar Trump ve bazı medya (medyanın ırkçi beyazlar demesi terörist demesinden daha ağır)TERÖRIST demesede, halk Trump gibilerini Irkçilari bu olaydan sonra hedef tahtasina yatirdi bile.
    Yeni Zellanda Başbakanı Camiyi ziyaret ettiğinde Siyahlar giyinmesi ve başinda kapatması orada gene katlıamdaki hayatini kayip edenler sanki kendi ailesi gibi üzüldüğü konuşmasına ve yüs hatlarinda, görülüyor.

    Şerrin hayira vesile olduğunu doğrulayan Bir haberde benden olsun
    ABD Washington Eyaleti, Seattle’daki İdris
    Camisinde gelen istek üzere, ıslami oğrenmek (yalnış anlaşılmasın Müsluman olmak icin değil) isteyenler için Toplandilar, en fazla 200 kişiyi ağirlayacaklarini bildirmelerine rağmen 400 kişi muracaat etmiş ve dün akşam ilki gercekleşdi. Televiziyon haberlerinde o toplanti tekrarar tekrar gösteriliyor.
    Bundan sonra her iki ayda bir toplananacaklar.

    Yeni Zellanda Şehitleri dünyadaki insanliğin tükenmediğini bütün herkese gösterdi ve büyük Hayirlarada vesile oldular.
    Değerli Şehitler! Ruhunz Şad mekaniniz CENNET OLSUN Demeki Allahin sevgilli kullari sizlerimişsiniz.

    Not: şu an CBC kanalinin FACE the NATION programInda
    Sayin Korunun YAZDIKLARINI doğrular gibi Senatörlerde ABD ve Trumpi suçluyor. Istiyen izleye bilir.

  4. Sayın Koru yazılarını yazdıktan sonra en son düşünmemiz için hep son cümle bırakıyor dikkat ettiyseniz Kardeşim diyor.Bizler birbirimize diyemiyorsak bu normal kelimeyi siyasiler birbirlerine diyemiyorsa müslümanlar kardeştir diyen dinimiz ortadayken değerleri emirleri ortadayken uygulamamızda sıkıntılar varsa nasıl kardeş olacağız.Bizleri yönetenler mesaj veren liderler illet zillet derse kamplaştırırsa ötekileştirirse türk kürt ayrımı yaparsa sabahtan akşama kadar oy uğruna farklı görüşe sahip diye birbirine düşüren sözde mitinglerde ayet hadis okuyup Hz.Ömer in hayatından menkıbeler okuyan siyasetçiler bu milletin yakasından düşmediği taktirde müslümanlar kucaklaşıp birbirlerine KARDEŞİM diyemiyecekler.Benderimki neden birbirimize Kardeşim diyemiyoruz diye düşünelim ne dersiniz….

  5. Onlar tuzak kurarlarken Allah da karşılığını kuruyordu. Öyle ya Allah tuzakların hayırlısını kurar”

    Bir resim çok sözün anlatamadığını bir karede anlatıverir. Bazan bir tabloyu anlatmak için kitaplar yazıldığı olur;yine de kelimeler kifayetsiz kalır.

    Masumlar toplanmış Allaha yönelmişler.Biri kapı da katili ” merhaba kardeşim “diye karşılıyor ve Onlar savunmasız pozisyonda ibadet halindeyken katliama uğruyorlar.

    Bu tablonun Allahın izniyle tek başına 11 eylül tablosunun algısını nötralize etme gücü var .

    Allah şerlerden hayır çıkarır.Batının da doğunun da tarihi tecrübeleri,büyük bilgi birikimleri var.Bilginin ve paylaşım imkanlarının çoğaldığı zamanları yaşıyoruz.Sermayenin ve dünyanın günümüz idarecilerinin algı yönetimlerinin sona yaklaştığını düşünüyorum.Trump ve benzerlerinin de uzun bir gelecekleri yok bence.

    İletişim ve ulaşım imkanlarının küçük bir köye döndürdüğü dünyamızda azınlık sapkınların arzu ve tuzaklarının rağmına bu tablonun medeniyetlerin yakınlaşmasına vesile olacağı ümidindeyim.İnşallah şehitler de şu an Allahın rızıklandırmasıyla sevinç içindeler.

    • Uğur bey yalnız dikkat edelim; şimdi de burdan diğer arkadaşları yenizellanda elçiliğini taşlamaya falan davet etmek gibi bi durumlar olmasın ama..!

      • Geçiş dönemi önemlidir.Böylesi zamanların sırtlanları çok olur.Hükumet Anzak törenleri için tedbirleri yüze katlamalıdır.Fevkalade hassas olunması,dikkat edilmesi gereken bir dönem…

  6. İnsanın düşünmeden edemiyor.Allah korusun birileri tarafından 18 mart Çanakkale zaferi proğramlarında Yeni Zelanda dan gelecek olan Anzaklara provokatif eylemler veya başka şeyler yaptırılırsa, tüm dünyanın gözleri buraya çevrilir…Yeni Zellanda da bu terörü yaptıranlar olayları Türkiye ye sıçratması zor olmasa gerek…Kaşıkçı olayını Türkiye ye yıkamadılar yeni şeyler deneyebilirler…Haçlı zihniyetini değişmez oyunları değişir ancak…

  7. 50 şehit! rakam daha da artabilir. Bu rakamın o gün çok daha fazla artmasını önleyen bir kaç kahraman var. Biri Abdül Aziz ve aslen afganlı (https://www.cnn.com/2019/03/16/asia/new-zealand-father-confronted-mosque-shooter/index.html) içeriye ölüm kusmaya giden teroristin silahsız olarak peşine düşüyor. Üzerine ateş edilmesine rağmen kendini arabaları maske ederek koruyor ancak korkmadan yılmadan teröristin üstüne üstüne giderek ürkütüp kaçırmayı başarıyor…. Soruyorlar adama hiç mi kormadın diye. Korku bir an aklımın ucundan geçmedi diyor.

    Avustralyalı islamofobik senatörün kafasında yumurta kıran delikanlı da çok hoştu (https://www.nzherald.co.nz/world/news/article.cfm?c_id=2&objectid=12213403 ). Sonradan biraz hırpaladılar, ama kafada patlayan yumurta muazzam bir manzaraydı.

    Yeni Zelandalıların dayanışması, döktükleri gözyaşları duygulandırıcı bir manzaraydı. İnsanlığın geldiği ileri düzeyi de gösteren bir işaret, bence. Bunlar, vicdan sahibi insanlar; dinleri ne olursa olsun insan! “Vicdan” denen şey ilginç ve çok önemli bir nitelik. Tarifini ilk düşündüğümde bunu Allah’ın insanlara bahşettiği bir “emniyet subapı” sonucuna varmışımdır (paylaşayım istedim). DiN’i-İmanı seçmekte, kıymetini bilmekte zorlanan insanlara kim olursa olsun; bahaneyi sekülerizmde bulan bazılarında, çereyi sözde ateizm – deizm’de bulanlarda, dinsiz, rengi-ırkı ne olursa olsun her insana bahşettiği bir “emniyet subapı”. Şuurlu bir dindarsa “vicdan”ın bir insanda olmaması zaten mümkün değil. Peki vicdansız diye tanımlananlar yok mu? bunlar da manzaranın içersinde ortalığı karıştıranlar. İblisin güdümünde olanlar, bir örneğine dün şahit olduğumuz Breton Tarrant. “Şer” olanlardan. Hayır da Şer de Allah’tan. Buna imanımız tam. “Şer”ri niye yarattı sorusu akla gelse de (ve buna çeşitli cevaplar olsa da), çok abes bir soru. Bundan çok daha önemli olan “emniyet subapı” dediğim “ortak payda vicdan”da birleşerek “Şer” olanlarla ortak mücadele, neticede bunları adam etmekle mükellefiz. Bunun bir yolu; diyalog, öğretim, eğitim ki bu hapiste de olabilir.

  8. Avustralya, Kanada, İskandinav v.b. ülkeler insan hak ve hürriyetinin göreceli olarak en üst seviyede yaşandığı yerler. Avustralya ve Yeni Zelanda göçmen ve karma nüfusunun yanında doğa harikası coğrafyası ve zenginliğiyle de en yaşanılası ülkelerden önde geleni galiba.

    Ulaştığım bir sosyal medya paylaşımında, menfur katliamdan üç gün önceki bir söyleşide, Avustralya’da yaşayan Pakistanlı bir Müslüman din alimi, orada, her yıl 500 kadar Hristiyan’ın din değiştirip Müslüman olduğunu açıklamış sohbetinin bir yerinde. Önemli bir rakam ve gelişme değil mi?

    Biz (Müslümanlar) bizden birinin, din değiştirmesine ne kadar üzülür, iç geçirirsek; başkasının İslam ile hidayet bulmasına ne kadar çok sevinip, neş’elenirsek, Hristiyan ve ya başka bir din mensubu da kendi dini için aynı duyguları yaşar ve bu normal olan bir şey.

    Anormal olan, dini inanışa, insanları ikna etme yerine zorlamak ve şiddet kullanmak ki, bunu İslam yasaklamıştır.

    İşte, kendi ülkesinden çıkıp/çıkartılıp, yaşamını başka dinden olan insanların arasında sürdüren tebliğ erlerinin, aidiyet gütmeden, ikna yollu ve insanlara bu yolu açan ve bunun sonunda on binlerce farklı din mensubunun İslam ile müşerref olmasına sebep olan çalışmalarının önü alınmaya/kesilmeye çalışılıyor, bu tür terör, korkutma/sindirme eylemleriyle… Bunu yapanlar tek başlarına da değiller…

    Onların korktukları; gelecekte, Müslümanların toplanıp ülkelerini işgal edeceği değildir. Korktukları; insanlarının gönüllerini fethedip onları İslam’a ısındıracakları ve bir davet ile din değiştirmelerinin kendi din ve kapitalist sistemlerinin sorgulanacağı yolunun açılmasıdır.

    Bu, aynı zamanda Müslüman ülke halklarının kendi ülkelerinde de aynı yola gireceği ve kültürel İslam’dan sıyrılıp gerçek İslami/insani yaşam ile buluşacağının; Müslüman ülkelerdeki Batı/Sermaye hegemonyasının sorgulanacağı korkusudur.

    Böyle olmasa, Tramp gibi bir en üst düzey yetkili, Zelanda katliamcısına, en çok kullandıkları ”terörist” terimini reva görürdü değil mi? Ama demedi, diyemedi!

    Bununla o (Trump), elindeki silahı kendisine doğrulttuğu Müslüman şahsın katili için dediğini, “Hello Brother”ı (Merhaba kardeş)i katil için kullanmış oldu.

    • çok güzel, çok rikkatli bir yorum.
      Onların korktukları; gelecekte, Müslümanların toplanıp ülkelerini işgal edeceği değildir. Korktukları; insanlarının gönüllerini fethedip onları İslam’a ısındıracakları ve bir davet ile din değiştirmelerinin kendi din ve kapitalist sistemlerinin sorgulanacağı yolunun açılmasıdır diyor sayın günay, katılıyorum.
      gönülleri ısındıracak, sorgu yolunu açacak olanlar da halimiz şimdi pek öyle göstermiyor olmasına rağmen biz türklerdir. bu bizde bikuvve durmakta olan potansiyeldir. hikmeti gereği uyumaktadır. zamanı gelince bifiil haline gelecek uyanacaktır. bunu bütün Müslüman toplumlar yöneticiler nezdinde ve halklar nezdinde biliyorlar. o nedenle bir anlamda islamafobiyi türkofobiye çevirmeye çalışıyorlar diye düşünüyorum.

      • Merhaba Didem hanım.

        Sn. Koru gibi bir entellektüeli okumak ve sitesinde de okurları olarak farklı zaviyelerden görüş serdedip, farklı bakış açıları yakalayıp, fikren ikmal olmayı bizler için bir avantaj olarak görüyorum. Uzun zamandır kendisini takip ettiğim bi tarafa, çeşitli mecralar ile yolu ayrılıp kendi sitesinde buluşmamız daha keyifli oldu. En azından onu hergün okumanın yanında okur kitlesiyle de bu mecradan tanışıp sohbet etme imkanını bize sunuyor.

        Naçizane: yorumunuzun “gönülleri ısındıracak, sorgu yolunu açacak olanlar da halimiz şimdi pek öyle göstermiyor” kısmına ben de katılıyorum lakin bunu yapacak olan “biz türklerdir.” ifadeniz, diğer dünya Müslümanlar’ını öteleyen bir anlam çağrıştırıyor ki, bu biraz asabiyet içeriyor. Malesef ifadenizin bu kısmına katılamıyorum.

        Saygılar.

        • farklı fikirlerin buluştuğu bu platform hepimiz için keyifli bir yer, farklılıklarımız çok dolayısıyla ifademe katılabilirsiniz, katılmayabilirsiniz, keyfinize sağlık. sizin yorumunuz bu konudaki düşüncelerimi paylaşmaya vesile oldu, kaleminize sağlık.
          saygılar.

        • “Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.” Ali İmran (3)-114

          Tarihte Türkler kendilerini bu kategoride insanlar olarak görmüşlerdir. Bu potansiyel hep vardı. Öğrenimi-eğitimi yerinde olan bir Türk’ün herkesle rekabet edebileceğine ve bunda başarılı olacağına inanırım, şahsen. Yeter ki fırsat eşitiği verilsin. Geçmiş dönemlerde Allah’ın bu fırsatları bizlere vermiş olduğuna inanırım. Ancak, epeydir uyku halinde seyrediyoruz. Didem hanımın dediği gibi uyanabiliriz ve de uyandırabiliriz. Uyanma-uyandırma konusunda Müslüman alemindeki yerimiz izafi (göreceli) olarak fena değil. Ancak, dünya arenasında bu potansiyelimizi gösterecek durumda değiliz. En büyük eksikliğimiz dil engeli. Kuran’ı Kerimde buyrulduğu gibi Allah yolunda rekabet edeceksek dil öğrenmeliyiz. İngilizce en fazla kullanılan bir dil haline gelmişse bunu öğrenmeliyiz. Bu, dilimizden “feragat edeceğiz, onların arasında eriyip gideceğiz” anlamına gelmemeli.

          En önemlisi Allah’ın insana mesajının duyurulması konusunda rekabet edeceklerin aralarında dayanışma, işbirliği oluşturabilmesidir. Bu yurt çapında oluyorken bir taraftan da dünya çapında olmalıdır (bunun için de yabancı dil önemlidir). Yunus Emre’miz Türkçesiyle ne güzel söylemiş:

          ****
          Şol cennetin ırmakları
          Akar Allah deyü deyü
          Çıkmış İslam bülbülleri
          Öter Allah deyü deyü
          ****

          İslam bülbülleri anadoluda o kadar çoktu. Ancak, son dönemlerde adeta kargalaştılar ancak gak-guk edebiliyorlar, can sıkıntısından birbirlerini yiyecek duruma gelmişler sanki! Halbuki internasyonal bahçeye açılabilecek hale gelmeliler. Kanat kaslarını akıl*iman senteziyle (DiN-Bilim/Teknik ve yabancı dille) kuvvetlendirebilseler dünyaya açılmış olacaklar ve Allah yolunda o oranda etkili olabilecekler. İşte o zaman mesaj “Breton Tarrant” gibi cahillere çok daha kolay ulaşacak ve onları da kazanma noktasına geleceğiz/getireceğiz.

  9. Sayın koru yaklaşımınız çok yerinde ve doğru. Dünya çapında bir ötekileştirme yapılıyor. Bu anlayış tarihten beri kendine hep taraftar bulmuştur. Haçlı seferleri gibi. Yine de insanlık olumlu ve güzel bir yöne doğru evrilmesine devam etti. Bu gün Müslüman olmayan ülkelerdeki bazı uygulamalar insanlık açısından örnek alınacak nitelikte. Fakat İslam dünyası bizim için de Türkiye henüz bu seviyeden çok uzak. Bu fanatik damarın gelişmesinde ve devamında bizim de katkımız var gibi. Ülkemizde 15 Temmuz üzerinden yapılanlar ile katliamlar arasında görece bir fark yoktur. Onlar terörist bizim kiler daha mı masum aceba.. Bu kadar insanın hayatını mahveden, şeytanlaştıran, vatan haini konumuna getiren, çoluk çocuk açlığa mahkum edenler terörist değilmi dir. Sorsan Müslümanlar, insanlar, adalet ve insanlık dağıtıyorlar. Yazık Çok yazık.

  10. İŞİD,DEAŞ,BOKO Haram,PKK, PYD, FETÖ hepsi aynı amaç…islama müslümanlığa kendi ırkına hizmet ettirildiklerini düşündürülen beyinler dönüp dolaşıp kendi ülkelerini vurdular…islamla terörü bir araya getiren beyinler amaçlarına hep ulaştılar… ulaştılarki bizdeki beyinsizler bile bu gibi olaylarda müslümanlığı ve islamı eleştirir hale getirildiler..

  11. Bu Katliamı siyasi görüş ve dini inanç gözetmeksizin tüm Müslüman ve Hristiyan ülkelerde büyük mitingler yapılarak kınanmalıdır. Bu olayı siyasete alet etmemek gerekir. Nitekim dün Cumhurbaşkanı, Kemal Kılıçdaroğlu’yu hedef aldı. Aslında demek istediği şuydu: İslam Dünyası yeterince Dinine sahip çıkmadığını ve İslam Dünyası ülkelerinin kendi aralarındaki siyasi menfaatlerini ön planda tuttuklarını eleştirmiştir.
    Günümüzde İslam dünyasına baktığımızda Başta Suudi Arabistan olmak üzere İran, Ürdün, Mısır,yemen ve Birleşik Arap emirlikleri gibi ülkeler arasında siyasi menfaatler yüzünden bir kopukluk olduğunu görmekteyiz.
    Türkiye İslam dünyasına öncülük edebilir ve gerçekten İslam dinine verilen değerin tüm dünyaya göstermelidir. Biz Müslüman Ülkeler dünya menfaatleri ile boğuşurken; elin haçlılar Yüzyıllardır olan Büyük Haçlı planın hesaplarını yapmaktadır. gözümüzden kaçırdığımız nokta da budur aslında…
    SAYGILAR SEVGİLER

    • “Başta Suudi Arabistan olmak üzere İran, Ürdün, Mısır,yemen ve Birleşik Arap emirlikleri gibi ülkeler arasında siyasi menfaatler yüzünden bir kopukluk olduğunu görmekteyiz.”

      Ortada “kopukluk” falan yok. Birbirleriyle kanlı bıçaklı Müslüman devletler var. Bir kısmı İsrail ve ABD’yi yanlarına alarak, diğer ikisi sırtını Rusya’ya yaslayarak birbirlerine hayatı dar etmeye çalışıyorlar. Bu kadar mı zor bilmem kaç onyıldır gözünüzün önünde duranı görmek? Kopuklukmuş!

      “Türkiye İslam dünyasına öncülük edebilir. . .”

      Aman eksik kalsın! Türkiye önce kendileri de Müslüman olan Kürtlerle olan meselesini halletsin.
      Bir karanlık adam çıkıyor, onun sümüklü mendilini, kokuşmuş fanilasını kapışmaya hazır, aralarında profesör dekan da olan yüzbinlerce Müslümanı peşinden sürükleyip neredeyse devlet içinde devlet olmayı beceriyor, Müslüman milletin yarısı Müslüman milletin diğer yarısına düşmanlaşmış, dış güçlerin piyonu sayıyor milyonlarca insanı. Siz gelimş burda Türkiye İslam dünyasına öncülük etsin diyorsunuz.

      “elin haçlılar Yüzyıllardır olan Büyük Haçlı planın hesaplarını yapmaktadır” cümlesindeki dil yanlışlarına mı üzüleyim, bu gerçeklerden kopuk saplantılara mı yazıklanayım, bilemedim doğrusu.

      • Hayrola Bernar Bey, müslümanlardan, mütedeyyin insanlardan pek umutluydunuz, ne oldu umutlarınıza. Laf olsun diye mi yazıyorsunuz?
        Dün Batı birbiriyle kanlı bıçaklı idi, son savaştıklarında 100 milyondan fazla insan ölmüştü, her yer yakılıp yıkılmıştı, toparlandılar. Müslümanlarda bugün biraz dağınık olabilir, kanlı bıçaklı olanlar olabilir, toparlanırlar. Bize bunu yakıştırmayanlar aman eksik olsunlar. Gerçekleriyle kalsınlar. Uzakta ve yalnız başına.

        • Müslümanları bir umut olarak gösterdiğim tek bir yorumuma rastlayamazsınız. Benim umudum dindarlar. Dindarların referansı, insanlığı barış ve höşgörüye, aklını kullanmaya, kavimcilik gibi bir illete karşı çıkmaya, adalet ve hakkaniyete karşı durmaya çağıran Kuran’dır. Dindarlarla, çakma dindar, seküler kavimci şaşkınları, hamset tellallarını karıştırmayalım. Olur mu?

          • Kur’an’ı referans alana Müslüman denir zaten. Bir müslümanlar bir de dindarlar var dersen şaşı bakıyorsun demektir.

  12. İYİ YORUMCU İLE KÖTÜ YORUMCU FARKI.
    İYİ YORUMCU; YAZILANI EN ACIMASIZCA ELEŞTİRİR.
    KÖTÜ YORUMCU; YORUMCUNUN YAZISINI DEĞİL ,ONA BİR YAFTA TAKARAK YORUMU VE YORUMCUYU ŞEYTANLAŞTIRAN DIR.
    HER yorumcuya iyi yorumcular dileğiyle.

  13. YENİ DÜNYA DÜZENİ VE KORKULARIMIZ.
    Günümüzde hemen herkes BBG misali, istendiğinde dinleniyor ve izlenebilir durumda.
    Bu en çok gizli servislerin ellerinin çok güçlendiği bir döneme girdiğimizi gösteriyor.
    Yeni dönem gizli servislerin hakimiyet savaşına dönecektir.
    Bunu doğuran yeni teknolojilerin sunduğu akıl almaz imkanlar.
    Artık egemenlik ıstıhbarat kurumlarının eline geçti veya geçmek üzere.
    Gizli servisler ülkeler arası savaş çıkarmak için devletleri bu kıvama getirmenin ortamlarını hazırlar.
    Biliyorsunuz İRAK ta kimyasal silah yokmuş pardon.(kimyasal silahları iddia eden gizli servis hesap verdi mi?)
    Sonuç milyonların ölüm ve göz yaşı.
    11 eylül ve sonuçları kime yaradı veya yarıyor.
    15 Temmuz içinde bir gün pardon,devletin bekası için gerekli idi; dendiğinde uzun zaman sonra belki ;çoğumuz öbür alemde hesap verir durumda olacağız.(öbür dünyada hesap verileceğine inananlar için tabii)
    Şuna inancım tamdır.
    Günümüzde her şey kontrol altında.
    Gizli servislerin savaşlarında devletlerin klasik yöneticilerinin dahi eli kolu bağlı hale getirilmiştir.
    Yöneticiler gizli servislerin demoklesın kılıcı altında görev yapıyorlar artık.
    İstenildiği gibi davranmadığında bir skandal patlatmak an meselesi .
    Her önemde kişinin siyasi veya bürokratik ömrünü sonlandıracak dosyalar uygun zamanlarda kullanılmak için bekletilir.
    Yöneticileri yönetmek için her türlü tehdit yapılır ancak istenen sonuç kesin alınmayacağına inanıldığında gizlilik kaldırılır.
    HERKES İNANMAK İSTEMEDİĞİNE KOMPLO TEORİSİ DER.
    Türkiye de 6-7 eylül olayları için uzun yıllar sonra niçin yapıldığı açıklandı.
    İtalyada koministler koalisyon ortağı olmasın diye metroda bombayla yüzlerce kişinin öldürülme nedeni çok
    sonradan açıklandı.
    Dünya gizli servislerin kontrolune giriyor.
    Halklar büyük ses getirecek ve büyük kitlelerin sinir uclarına şiddetle dokunacak eylemlerde yöntem ve kullanılacak araçlar ve elemanlar gizli servislerin uzmanlık alanıdır.
    Devlet yöneticileri de her eylemi kamuoyu oluşturma için devşirme peşinde koştukça gizli servislerin yörüngelerinden kurtulamazlar.
    DÜNYADA GİZLİ SERVİSLERİN BİLGİSİ DIŞINDA KUŞ UÇAMAZ.
    Dünya tek devlet gibi yönetilecektir.
    Nitelikli kişiler için epeydir dünya devleti vatandaşlığı geçerli.
    Bizim gibi avam lar henüz bunun dışında.
    Esasında ülkelerin işe yaramayan ları nitelikli insanların çoğalmasıyla yaşam alanları daralıyor.
    Ülke gelişmişse niteliksiz olanların tek sığınağı ülkesinin pasaportu olur.
    Nitelikli insanları ileri ülkenin nitelikli insanları ister ama niteliksizler için durum tersidir.
    Bu dengelenme birleşik kaplar usulu devam edecektir.
    Bu yeni dönemde bazılarını saf dışı edecek ve süreç çok sancılı geçecektir.
    Her yeni şartların değişiminde alt üst oluşlarda günün en etkili aktör ve araçları devreye girer.
    GÜNÜMÜZDE VE GELECEKTE ÜLKE SINIRLARI ÇOK ZORLANACAKTIR.
    EN ETKİLİ ARAÇ İLERİ DİNLEME VE GÖZETLEME İMKANLARI OLACAKTIR.
    EN ETKİLİ AKTÖRLER DE GİZLİ SERVİSLER OLACAKTIR.
    GÜNÜN YÖNETİCİLERİ OLAYLAR KARŞISINDA EDİLGEN KALMAYA MAHKUM OLACAKLARDIR.
    Bize istenen her şey gösteriliyor ,istenmeyen gizleniyor.
    Biz sadece aklımız kadar olayları yorumlamaya sahibiz.
    Figüranlara takılıp kalmamız isteniyor galiba.
    GÜNÜMÜZDE MEDYAYA HAKİM OLAN DÜNYAYA HAKİM OLABİLİR.
    (MEDENİYETLER ÇATIŞMASI TEZİ Mİ GERÇEKLEŞİYOR VEYA GERÇEKLEŞTİRİLMEK Mİ İSTENİYOR)

    • Akıllı insan,Ricky Martin’in Yeni Zelanda İnstagram mesajının neredeyse bütün medyada ( bilhassa muhafazakâr ‘!’ medyada ) niçin yer aldığını farkeden,necasetle taharet yapılmayacağını bilen insandır.
      Akıllı insan,kullananları ve kullanılanları farkeden, kullanılmayan insandır.
      Akıllı insan,ötekilerin aklını;gücünü,kabiliyetini,maksadını,niyetini,hedefini,hâdisâtın hikmetini farkeden insandır.

      • Dosdoğru, katılıyorum. Aynı kanaatimi bir vesile ile daha önce aktarmıştım. Daha güzel anlaşılması için, bu konu tekrar tekrar tartışılması lazım,

  14. Sayın Koru son cümleniz, şehid edilen müslümanın söylediği: “Merhaba kardeş” sözleri içimi bir cızz ettirdi…Bi de ülkemdeki bizleri düşündüm..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız