Mazbata bana günümüzün üç politik şöhretini düşündürdü. Yalnız ben değil, siz de onları düşünmüşsünüzdür…

83

Son günlerde eski politikacılardan en çok kimi hatırlıyorum dersiniz? Sizi fazla zorlamak niyetinde değilim, o sebeple soruma hemen cevap vereceğim: Süleyman Demirel’i…

Siyasi tarihimize silinmez izler bırakarak geçmiş pek çok başka tarihi sözleri var da, onun en fazla “Dün dündür, bugün de bugün” sözünü hatırladım.

Nedeni, günümüz politikacılarının birbiri ardına karşımıza çıkarak, gözümüzün içine bakmayı da ihmal etmeden, herhalde hoşumuza gideceği düşüncesiyle, doğrulukla alakası bulunmayan sözlerini bizlerle paylaşmaları…

Rahmetli Demirel, her seçim öncesinde, rakip partileri zor duruma düşürecek ne kadar iddia varsa hepsini birden kamuoyuna taşırdı. Turgut Özal’ın aleyhinde ‘Koskotas dosyaları’ diye bir söylem tutturduğu unutulur gibi değildir. Seçim olup bittiğinde iddialarının hemen hepsinin gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıkardı; Koskotas’ı seçimin ertesi günü unutuvermişti Demirel

Hiç aldırmazdı rahmetli.

Benim gibi iddialarının boş olduğunu bıkıp usanmadan yazıp söyleyenlerin üzerini çizmeyi ise unutmazdı.

Ya şimdi?

Üç tipik politikacı

Reklam

Kendisini hatırlamama sebep olan günümüz politikacıları onun rahatlığını, hayrettir ama, seçim sonrasında sergiliyorlar.

İlk politikacı partisinin 2 numarasıymış, iddialarını üzerimize boca etmek üzere ekranlara çıkmaya başlamadan önce ismini bile duymamıştık hazretin. Son 17 günümüzün tümünde çevremizde en çok anılan isim onunki oldu.

Önce Büyükçekmece ile başladı, ardından Maltepe’yi günlerce işledi. Bir seçimde ne kadar çok hile yöntemine başvurulabilecekse hepsini onun ağzından işittik. İlk ekrana çıkıp iddialarını dile getirdiğinde, yüzünü de daha önce görmediğim için, söylediklerine bakıp onu muhalefet sözcüsü sandığımı itiraf ederim.

Genellikle o tür hileleri iktidarlara karşı muhalefet partileri sözcüleri dile getirir çünkü.

‘Koskotas dosyaları’nı diline doladığında Demirel muhalefet lideriydi.

En son, içinde belgeler olduğunu söylediği üç bavulu itirazlarına ek olarak hazırlayıp Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kapısına dayandı aynı politikacı. İtiraz dilekçesinde Büyükçekmece ve Maltepe’nin isimleri de, daha önce dile getirdiği hile yöntemleri de yer almıyor.

Gelin de politika yaptığı dönemde çok daha masum çıkışlarını ayıpladığımız Demirel’i hatırlamayın bakalım.

İkinci politikacı, hükümetin önemli bir koltuğunda oturuyor. “Kriz içinde miyiz, yoksa krize doğru mu yol alıyoruz?” sorusu eşliğinde adı akla gelen hükümet üyesi. Seçim sonrasında bıçakla kesilir gibi varlığına son verilen ‘tanzim satış’ çadırlarının mucidi oydu.

Reklam

İşsizlik oranının tarihi rekorlara ulaştığı haberinin ilgili kurum tarafından kamuoyuyla paylaştığı gün, hem de yabancı dinleyiciler önünde, “Her şey kontrolümüz altında, dengelerimiz yerli yerinde, ileriye güvenle bakıyoruz” anlamına gelen cümleler sarf edebildi o politikacı.

Her gün iş ve işçi bulma kurumu önünde bekleşen gençlerin yerine koydum kendimi, biraz da tanzim satış çadırlarının kalktığı gün market alışverişine çıkmış emeklilerin…

Aklıma ilk gelen yine rahmetli Demirel oldu.

Üçüncü politikacı ise, vaktiyle gazetelerde yazılar da yazdığı ve o dönemlerde bana garip gelen tezlerini son birkaç yıldır partisine kabul ettirip politik çizgi haline dönüştürdüğü için dikkatle izlediğim biri.

İttihat ve Terakki için Ziya Gökalp ne idiyse bugün aynı konum ona ait.

Bir yandan dışarıdan ülkemizdeki bazı uygulamalara yönelik yapılan eleştirilere cevap yetiştirmeye çalışırken, bir yandan da Ankara ve İstanbul belediye başkanlığı seçimlerine yönelik itirazları aslanlar gibi savunmasıyla sıkça karşımıza çıktı o da…

Diğer iki partili arkadaşı gibi günlük sohbetlerde adı en fazla anılan politikacı o oldu.

Süleyman Demirel’le mukayese edilmekten hoşlanır mı, bilemem; ancak diğer iki politikacı gibi o da akla hemen rahmetli cumhurbaşkanını getirenlerden…

Toplum karşısına daha çok çıkmalılar

Dün Ekrem İmamoğlu’na ‘mazbatası’ verildiği, alel usul de olsa İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasında başkanlık devir-teslim töreni yapıldığı sırada, benim gözümün önünden, bu üç politikacının kendilerini parçalarcasına yaptıkları geçti.

Herhalde ‘mazbata’ verildi diye duracak değiller. Üçüne de muhalefetin kendi partilerinden fazla ihtiyacı var. Onlar ekranlardan evlere misafir girdikçe, her söyledikleri, dinleyenlerin politikaya bakışlarını doğrudan etkiliyor.

Muhalefetin hanesine artı olarak yazılıyor tavırları…

AK Partililer de daha önce keşfetmedikleri gerçekleri onların konuşmalarından öğreniyorlar.

Dün Turgut Özal’ın da vefat yıldönümüydü. Kendisine rahmet dualarımı gönderirken, Süleyman Demirel’in ona çektirdiklerini de düşünmeden edemedim.

ΩΩΩΩ

83 YORUMLAR

  1. Fehmi abi bugün beni gerilere götürdün. Şöyle geriye dönüp baktım nereden nereye yıllarını iltica geliyor diye diye geçiren CHP’ye baktım da biraz sevindim sayın İmamoğlu mazbatayı aldı hayırlı olsun çok da güzel odu .Kuran-ı kerim okuyan belediye başkanı oldu . Burada sözüm CHP’ye 1995 ‘ten beri irtica geliyor diyerek olmayan şeyleri söyleyerek Türkiye de politika yapıyoruz sandılar . Türkiye’nin onlarca yılı kuru gürültüyle geçti . Bak düşününce bazı şeyler oluyormuş. AK partiye’de bir sözüm var . O AK partinin ilk dönemindeki anlayış ortaya çıkarsa liderlik seviyesindeki insanların kenarına örülen o yüksek duvarlar bir yıkılabilirse duvardan kastetdiğim AK partiliyim diyib de kraldan çok kralcı kesilenler varya onları bir aşıp da dışarıyı görebilirlerse Türkiye daha güzel olacak

  2. Sayın Bekir bey Türkeş bey ve H gayret bey; evet, ben saadetciyim. Beni siz chpli yaptınız siz hdpli yaptınız siz iyi parti yaptınız. Çete dediniz zillet dediniz illet dediniz. Saadetcilerin vebalini İstanbul ve Ankara ile ödediniz. Evet, Ekrem imamoglu kazanmasına sevindim. Ak partideki yöneticilerden tutun sizin gibi trollerin gözünde hep de CHPli olarak gözüktük. Keşke bu kadar günahlarımızı almasaydiniz da biz de imamogluya sevinmezdik. Saygılar

  3. Az önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beni hem şaşırtıp hem de bende memnuniyet uyandıran bir ifadesini okudum bugün Memur-Sen’de yaptığı konuşmasında geçen -mealen: “Kızgın demiri soğutacağız, birlik ve beraberliği inşa edeceğiz” demekle kalmamış, İstanbul seçimine ilişkin sağduyulu ve ortalığı sakinleştirici bir tavır takınmış.

    Bugünden itibaren, H. Gayret, Serdar Turhan, Faysal İnci rumuzlarıyla yazan şahısların hiçbir yorum metinine, doğrudan beni muhattap alsalar dahi, herhangi bir karşılık vermeyeceğim.

    “İyi ama daha düne kadar. . .” türü ifadelerle başlayan itirazlar yersiz.

    Sağduyulu mesaj ve çağrılara kulak vermek hepimizin yararına. Şimdi, birbirimizi konuşmaktan uzaklaşarak Türkiye’yi konuşmanın vakti.

    • Bernar Bey sergilediğiniz sağ duyulu tavır için kutlarım.Bu ülke hepimizin ve hepimiz aynı gemideyiz.Bu konuda hemfikirsek ayrıntılarda farklı düşünmemizin fazla ehemmiyeti yok.

      Vakıa Ak Pari’ye oy vermişliğim var ise de, AKP’ye üye değilim.

  4. Demirel deyince benim aklıma hep hızlı tren vaatleri gelir; her seçimden önce mutlaka istanbul ankara arasına hızlı tren yapacaaz derdi ve öylece kalırdı… Sonraki seçimde aynı vaadi bi daha verir gene unutulur giderdi; ama devamlı seçmenden aynı oyu da alırdı:) artık hızlı trenden başka daha neler yapıldı neler; 3.havaalanı ve köprüler, metro ve tüneller… Ama demek ki seçmenlerin hepsi her dönem ekonomik şartlara veya yapılan hizmete göre oy kullanmıyormuş..:) nihayet hizmete ve mega projelere doymuş bir toplumda daha da nitelikli icraatlara ihtiyaç duyuluyor ve bunu da bize chpli belediyeler sağlayacak..! Yalnız iski genel müdürü olarak eşine sadık bi eleman bulsalar iyi ederler, benden söylemesi..:)

  5. Sn Koru ve Bernar’ın derin coşkuları hissediliyor.Aynı coşkuyu kimlerle paylaştıklarının muhasebesini de yaparlar herhalde.

    Unutmasınlar hem Ak Parti hem de CHP bu atbaşı sonucu yaslandıkları payanda ve koltuk değneklerine borçlular.

    Şimdi gerçekle yüzleşme ve halka hizmet sınavı zamanı.

    Sn Bernar’ın uçuk kaçık beklentiletine kulak asılmasın.4.5-5 yıl sonra halk yine konuşup hakemliğini yapacak.Gerisi laf-ı güzaf.

    • Ben ender olarak “beklentilerim”i esas alarak öngörülerde bulunuyorum, Faysal Bey. Ciddiye alınabilmeniz için, hangi öngörümün gerçekleşmemiş olduğunu söylemek durumundasınız. Buyurun, klavye önünüzde, “Şunu ileri sürmüştün, gerçekleşmedi” diyebileceğiniz tek konu başlığı var mı? Bakın buraya koca koca harflerle yazıyorum: BIRAKIN 2023 SEÇİMLERİNİ, 2021 YILINI GÖREMEYECEK REİSÇİ PARTİNİZ. Erken seçimlere gidilcek,ve iktidarınızı yitireceksiniz. Toplumsal-siyasal süreçleri izleyen, biraz çözümleme becerisi olan herkes görür bunu.

      Sizin farklı olarak, Sn. Koru’nun duygu dünyasına erişimim yok. Kendim için konuşabilirim: Halk yığınlarıyla hiçbir olumlu teması kalmamış, hamaset dışında insanlarımıza hçbir sözü ve vaadi kalmamış, adalet ve liyakati ayaklar altına almış, bütün başarısızlıklarını ve olsuzluklarını hamaset şalı ile örtmeye çalışan partinizin aldığı ağır seçim yenilgisi beni hem mutlu, hem coşkulu kılıyor. Bu sizde hazımsızlık yaratıyor diye sevincimi saklamaya hiç niyetim yok doğrusu 🙂

  6. Benim kanaatım, Karagülle zaman zaman yanlış değerlemede bulunuyor : ” Neymiş ; Ordusu
    ile arası iyi olmıyan Devlet Başkanı İSTİFA etmeli imiş” . Bunu da nereden çıkardın ; İslamda da. mevcut mevzuatta da, donyada da böyle bir şey yok. Demokrasilerde de Devlet Başkanını HALK seçer. İslamda genelde, Devlet Başkanı Şura ile seçilir. Krallık bile olsa, Gen.Kur. Başkanı, durum kafasına yatmıyorsa İSTİFA eder.

    TÜM Dünya’da MÜSTEVLİLER (Sömürgeci devletler) sözlerini dinletemedikleri DEVLET Başkanlarını ORDUSU eli ile İktidardan indiriyor. Mısır’da, Libya’da, Sudan’da, Irak’ta …. yapılan budur. Eğer, HALKI bizim gibi, DEVLET REİSİNİN arkasında durmasa, SOKAĞA İNMESE, Venezzüella’da, İran’da, Somalide…. yapılmak istenen de hep budur.
    Adam, Milletin Silahı ile milleti vurdurmıya kalkıyor. Sen kimsin ya. Allahın toprağından gelmiş birisin, sen de bir fanisin. Milletin eğitimi ile beslemesi ile bir makam verilmiş sana. HALKA RAĞMEN Halk için HALT edilmez. UMARIM bu küstahlığa MİLLETİMİZ uyanarak, cür’etle SON VERDİ.
    Çok sevilen, becerikli bir adamsan Haelkın huzuruna çıkarsın. Esasen, FIKIHTA, halkının sevmediği (nefret ettiği) kişinin Başkan olması caiz değildir. Makul olan da bu değil midir ? “Sevildiğin yere, erinme ; sevilmediğin yere görünme – yeceksin “. adam olan için asl’olan budur. ZORla güzellik olmaz. Adamlar seni seviyorsa, arkanda durur.

  7. Fehmi bey merhaba!
    – birşey dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Şu an, seçimlerden öncesine göre daha bir özgürlük var gibi. İnsanlar düşüncelerini daha rahat yazıyor gibi.
    – bu durumun 2 nedeni var:
    – 1- insanlar artık daha fazla ve daha net, daha korkusuzca konuşuyor, yazıyor. aynı zamanda daha fazla insan konuşuyor, yazıyor.
    – Bu da, demokrasi için, herşeyden önce, özgürce düşünmek, konuşmak, yazmak gerektiğini gösteriyor.
    -2- chpnin istanbul seçimlerini almasının da bunda etkili olduğunu düşünüyorum. hem chpnin, hem de imamoğlunun seçim süreci boyunca olan duruşunun, haklarını sonuna kadar savunmasının, geri adım atmamasının, insanlara, “bunlar herşeye kadir değil, bunlar da bizim gibi insanlar. bunlardan herşeye kadirlermiş gibi korkmanıza gerek yok” mesajını vermesi olduğunu düşünüyorum.
    – Zaten, insanlar, yaşanan süreç için de (siz de dahil), haksızlıklara, hukuksuzluklara, yanlışlara sesinizi çıkarsaydınız (“bizim adamlar” diye yandaşlık yapmasaydınız), bu ülkede bu zulüm olmazdı, bu ülke batmazdı. dindar kesimlerin, yapılan yanlışlara, “bizimkiler” mantığı ile sessiz kalması ve hatta desteklemesi bu ülkede bu zülmün ve ülkenin batışının nedenidir. bu gerçek: son zamanlardaki net duruş ve düşüncelerinizin ülke açısından ne kadar önemli olduğunu birkez daha gösteriyor.
    – Tekrar ediyorum: yazmak, düşünmek, konuşmak ülkedeki demokrasinin tesisi için, en temel, en önemli unsurdur. Bunlar olmadan demokrasi olmaz.
    – Yine tekrar ediyorum (atatürkçü olduğum için değil, atatürkün bu gerçeği yıllar önce görmesi nedeniyle tekrar ediyorum), “cumhuriyet, ilmi hür, irfanı hür, vicdanı hür bireyler ister”. Yani tebaa ile demokrasi olmaz. vatandaş kültürünün olması lazım. Yandaşlar ile demokrasi olmaz. bireyler gerekir.
    – Tebadan vatandaşlığa geçebilmek için de, sürü üyeliğinden birey olmaya geçebilmek için de, düşünmek, tartışmak, yazmak, konuşmak, okumak gerekir. Bu nedenle, daha önce de belirtmiştim. fehmikoru.com sitesi önemli bir işlevi yerine getiriyor. karar gazetesi, okur yorumları bölümü ile önemli bir işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle de t24’den ve sözcü gazetesinden daha fazla karar gazetesi ve fehmikoru.com sitelerini ziyaret ediyorum.
    – Belirtmek istediğim bir diğer durum ise ekonomi: 5.82’leri bulan dolar, ekrem imamoğluna mazbatasının verilmesi ile 5,72’lere kadar düştü. Seçimlerin tekrarlanabileceği ile ilgili haberler ile, tekrar 5.80’ni aştı.
    – bu durum, en kaba haliyle; demokrasi ile ekmek, aş arasındaki ilişkinin göstergesidir.
    – bu durum: akpnin ülkeye verdiği zararın bir başka göstergesidir.

    • Gerçekten de hamza bey üzerinizde böyle görünmeyen bi özgürlük, bi hafiflik var gibi..:) hayır her zamanki hafifliklerinizden farklı; sanki bi tür densizlik hali ya da uçarı bir avaralık diyeyim..! Hayırlısı işallah…

  8. Fehmi Koru’nun bugünkü yazısı için tercih ettiği resimle, Cumhuriyet Gazetesi’nden Barış Terkoğlu’nun Bakan Albayrak’ın performansına ilişkin yazısını bir arada düşünmemek elde değil.

    “Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na 10 Temmuz 2018 günü geldi. 9 ay bir hafta geçti. O gün dolar 4 lira 53 kuruştu. Bugün 5 lira 79 kuruş. Yani Türk Lirası dolar karşısında neredeyse yüzde 22 değer kaybetti.

    O gün borsa 99.252 puanda idi. Bugün 95.191 puana düştü.
    Gecelik faiz o gün yüzde 16.28’di. Bugün yüzde 23.06 oldu.
    O ay işsizlik devletin resmi rakamlarına göre yüzde 10.8’di. Birkaç gün önce açıklanan ocak ayı işsizliği yüzde 14.7. Bu, resmen bir milyon civarında insanın daha bu sürede işsiz kalması anlamına geliyor. Gerçek rakamın bunun çok daha üzerinde olduğunu biliyoruz.

    2017 yılında ekonomi yüzde 7.4 büyüdü. Berat Albayrak’ın bakan olduğu yılın sonunda büyüme yüzde 2.6’ya düştü. (. . .) Yani Albayrak, büyüyen bir ekonomiyi yere çaktı. Tahminlere göre bu yıl ekonomi yüzde 2 buçuk daha küçülecek.

    2017 yılında kişi başına düşen milli gelir (GSYİH) 10 bin 537 dolardı. Berat Albayrak’ın yönetiminde 2018 yılını 9346 dolar ile kapattık. Bu yılın sonunda iyimser tahminle 8 bin 500 dolar civarına düşürecek. Yani yoksullaştık, yoksullaşmaya devam ediyoruz. (. . .) Berat Albayrak göreve geldiği gün asgari ücretli bir aylık maaşıyla halden 534 kilo kuru soğan alıyordu. Bugün aynı halden 337 kilo kuru soğan alıyor.”

    Erdoğan iktidarının beceriksizliğinin ve kene gibi halka yapışıp emeğiyle geçinenlerin, esnafın, emeklinin, memurun kanını emdiğinin basit ve anlaşılır cümlelerle resmi böyle.

    Hani başkanlık sistemine geçtiğimizde her şey tıkır tıkır yürüyecek ve uçacaktık?

    Kılıçdaroğlu E. İmamoğlu’nun mazbata almasına sevinmiş mi sevinmemiş mi, sevinmişse ne kadar sevinmiş. Böyle akla ziyan ifadeleri gelmişler burada yorum diye yazıyorlar: Millet millet diye üzerinde tepindikleri halkın gerçeklerinden bihaber durumdalar -şaşırtıcı değil, çünkü halk hiçbir zaman derdi olmadı tuzu-kuru-sırtı-pek’lerin Reisçi Parti’sinin.

  9. Dün sosyal medyada Turgut Özal’ın 26. ölüm yıl dönümü sebebiyle paylaşımlar vardı..Onun Cumhurbaşkanı olduğu fotoğrafları… Sevecen ve gülümseyen bir yüz ifadesi, öylesine canlı duruyordu ki; alıp beni o günlere götürdü adeta.

    Dört eğilimi bir arada toplayan ve bunu başı üzerinde birleştirdiği elleriyle simgeleyen ”atom karıncanın” o hoşgörü, mütevazı ve gülümseyen -birleştirici- yüz ifadesine ne kadar ihtiyacımız var oysa şimdi.
    Rahmetle anıyorum.

    Süleyman Demirel’in şahsında tesciliyet bulan ”dün dündür, bugün de bugün” söylemi, politikacıların, siyaset yapabilmelerinin asgari şartı olmuştur galiba. Artık siyasilerin bugün dediğinin aksinin gerçekleştiğine yarını beklememiz gerekmeyecek. Günümüzün hızlı işleyen zamanı ve baş döndürücü gelişmeleri, siyasilerin politika yapmalarına da sirayet etmiş olsa gerek ki, kendilerini tekzip eden o söylem ve davranışları, bir kaç saat geçmemişken gerçekleşmiş olmasın.

    Yazısında Koru’nun; bahsini ettiği o üç politikacıdan bir-ikisini anca anımsadım; düşündüm taşındım ama üçüncüsünü bulamadım. Hatırladığım o iki isim, ‘AK Partinin kuruluş ilkeleri ile ne kadar bağdaşık’ diye düşündüğümde, galiba : ‘AK Partiye seçimi kaybettiren ve halk nezdinde itibarını düşüren bu tür politikacılardır’ dedim.

    Ne diyeyim: Merhum Demirel’in dediği gibi ”dün dündür…” . Bunlar da dünde kalacaklar ve biz (halk) yeni ”bugünlere” uyanacağız.

    Hayrolsun.

  10. Sevinmeli
    Başta Binali Yıldırım olmak üzere herkes sevinmeli. Türkiye tarihinin büyük seçimini sonunda geri bıraktı. Başbakanlık yapmış, Meclis Başkanlığı yapmış muhterem bir zatın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na talip olması, kendisinden çok partililerin her türlü meşru, gayrı meşru çırpınışları sebebiyledir.
    Sermaye öyle istiyordu. İstikrasız bir seçim ve hileli bir başkan. Olmadı, başarılamadı. Seçim yenilense bile eğer seçim doğru yapılacaksa fark etmez. Artık Erdoğan, Allah’ın halkın oyları ile verdiği mesajı iyi anlamalıdır. Ordu onu desteklemelidir. Sermaye’nin sözcülüğünü yapan basına kulak vermeden, Devlet Başkanı olarak gereğini yapmalıdır.
    1- Parti başkanlığından vazgeçmelidir. Berat Albayrak’ı Parti Başkanı yapabilir. AK Parti onun partisidir. Buna hakkı vardır ama kendisi hem parti başkanı hem devlet başkanı olamaz. Parti ona yük olmuştur.
    2- Olağanüstü Hal uygulamalarına son verilmelidir. Fethullah Gülen ve Abdullah Öcalan’ı affetmelidir. Böylece barış yoluna gitmelidir. Karşı tarafta yenilenlerin barışa talip olması iktidarın mağlubiyetidir. Karşı taraf mağlup iken affedip barış istemek yönetimin şiarıdır. Her ikisi de yenilmiş durumda iken onlarla barışmak gerekir. İlk adımı devlet başkanı atmalıdır.
    3- Devlet Başkanı’nın kendisini güvenceye alması için ordusuna dayanması gerekir. Ordusu ile arası iyi olmayan bir başkan istifa etmelidir. Anayasa yoluyla ordu ile arasını açmak istediler ama Hulusi Akar Milli Savunma Bakanı yapılınca bu oyun bozuldu. Şimdi ikinci adımı atmalıdır. Hulusi Akar Milli Savunma Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olmalıdır. Devlet başkanına o vekil olmalı veya halef olmalı. Ordumuz ve halkımız kendisini güven içinde hissetmelidir.
    4- Enflasyon, faiz, Dolar, altın aldı başını yükseliyor. Bunun yeryüzünde tek ilacı vardır. O da Akevlerle’de bulunmuştur. Bu konuda İzmir’de Hira Karagülle ve Hilmi Altın, Medhal’de Bünyamin Demir ve Veysel İpekçi, Yenibosna’da Lütfi Hocaoğlu ve Tayibet Erzen, Üsküdar’da İsmail Erbacak, Yalova’da Süleyman Karagülle, Ankara’da Ali Erişen ve Mehmet Koru çalışmaktadırlar. Altın, demir, buğday ve toprak bonoları üzerinde teorik çalışmalar ve pratik uygulamalar vardır. Çok kolaylıkla ekonomik saldırı def edilebilir. Erdoğan bunlarla temasa geçmelidir. Gürsoy Erol bu yapılanları desteklemektedir. Bu çalışmada Gürsoy Erol ve arkadaşları aracı olabilirler.
    Bu önerilerimi, CHP ve MHP de desteklemelidir, Ordu desteklemelidir. Beka Sorunu böyle aşılır. Binali Yıldırım Meclis’e dönmelidir. Yerli sermaye ile de uzlaşmak gerekir. Bunu sağlayacak Binali Yıldırım’dır.

    • 2. Maddeyi yazacak kadar şaşırdığınıza inanamıyorum. Birisi de çıkıp “Allah aşkına ne diyorsunuz” diye yazmamış ya pes doğrusu!! Bu sitedeki ilk yorumum; belki de son olacak. Dayanamadım bu saçmalığa ve bunu yazmayı görev bildim. “Fethullah GÜLEN ve Abdullah ÖCALAN’ı affetmek” öyle mi!! ERDOĞAN’ın böyle bir yetkisi var mıymış peki!!!

    • Süleyman Bey,
      Önerilerinizin bazılarını tatbik safhasına koysalar, “cârî ve mer’i düzen” gâyet ‘âdilane’ bir şekilde tarihteki yerini alır.Tadilat diye hafriyata girmişsiniz.Siyâseten ‘mâili inhidam’ eserlerin tâdili,tamiri olmaz.

    • İman ve akıl ile sentezlemiş ve “Apo ve Fetö ye af ” çıkmış.
      Yani bildiğin ABD ajanına af.
      İman ,Sentez deyince herşey mübah değil mi?
      Biliyorlar herkes halkı kandıracak yolu
      ABD ajanı bile iman,hizmet diyerek bu halkı dolandırdı.
      Artık İman,sentez… zart zurt duydun mu tansiyonum fırlıyor.

    • Bence yanlış saymışsın: Bursa ve Balıkesir seçimlerini de sayarsan -ülke değil ama- partin ve liderinin kalesinde direkten dönen top sayısı en az 5. Maçı bitirecek gol de, bir yıl kadar sonra kapıya dayanacağını düşündüğüm erken seçimlerde gelecek -gidip toplu filelerden almaya İzmir marşıyla mı yoksa mehter marşıyla mı gidersin, orasını sen bilirsin artık.

    • Neden Arnavutluk? paşa gönlünüz öyle buyurduğu için mi? Yoksa serhat beldemiz Osmanlı yadigarı Kosova’ya, Prizren’e, Priştina’ya dönük bir köken iması mı? yapıyorsunuz. Tecahülü arifane ifadeler cahillerden mülhem bir beyan ve belağat sanatıdır ancak ilmiye sınıfına yakışır. Ben Prizren’e kalpten bağlıyım çok severim insanı güzeldir ve Osmanlıdır. Meydanda açık havada abdestimi alıp tarihi camisinde namazımı kıldıktan sonra şanlı bir tarihten bakiye asarı seyretmek ayrı bir hüzünlü keyiftir. Her daim aklıma bir sebeple birilerine bir yere git demeden önce size önerim gidin biraz Osmanlı yadigarı Prizren,Üsküp, Saraybosna, Berat gibi Tito rejiminde inim inim inlemiş toplumlarda ecdadtan tevarüs eden İslam, İstanbul beyefendiliğini ders alın.

      • Arnavutluk halen fetönün kalesi durumunda olduğu içindir sayın sebilüzzerzevat..:) inşallah yeni havaalanımıza daha ne paketler gelecek oralardan…

  11. SÜRPRİZ İTTİFAK…OSMANLI OCAKLARI İLE VATAN PARTİSİ NEDEN YAN YANA GELİYOR ?
    18.04.2019
    İlker Yücel, Öncü Gençlik’in, Osmanlı Ocakları ile vatan savunmasında yan yana geleceğini ve Türk gençliğini birleştireceğini ifade etti…

    Vatan Partisi’nin aldığı son karar tartışmalara neden oldu.
    Vatan Partisi, AKP’ye ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Osmanlı Ocakları ile ittifak kararı aldı.
    Atatürk’e hakaretleriyle bilinenen Osmanlı Ocakları, aynı zamanda sık sık Abdülhamit yanlısı olduğunu da vurguluyor.
    “BİR FEDAİ MÜFREZESİ GİBİ…”
    Aydınlık Genel Yayın Yönetmeni ve Vatan Partisi’nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan İlker Yücel ise, dün akşam Öncü Gençlik’in 25. yıl kutlama etkinliğinde dikkat çeken bir konuşma yaptı. İlker Yücel, Öncü Gençlik’in, Osmanlı Ocakları ile vatan savunmasında yan yana geleceğini ve Türk gençliğini birleştireceğini ifade etti.
    İlker Yücel, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
    “Kriz anlarında savaşan Amerika’yla ve Amerika’nın piyonlarıyla savaş sırasında, kriz anlarında orduların, milletlerin fedai müfrezeleri sonucu belirler. En kritik anda orduların fedai müfrezeleri ortaya çıkar. Şu anda Öncü Gençlik’in bir süngü savaşına gireceği, bir fedai müfrezesi gibi; disiplinli, bir arada, omuz omuza, Osmanlı Ocakları’yla ve diğer bütün vatansever kuvvetlerle omuz omuza Türk gençliğini birleştireceğini, ABD başta olmak üzere, bütün emperyalist kuvvetleri yine Ege denizine düşmanı dökerek en sert cevabı vereceğini biliyorum”
    https://odatv.com/osmanli-ocaklari-ile-vatan-partisi-neden-yan-yana-geliyor-18041909.html
    ****************
    iNTERNETTE ‘OSMANLI OCAKLARI’ YAZIN,’GÖRSEL’ TUŞUNA BASIN.KİMLERİ GÖRDÜNÜZ ? SONRA DA,
    ‘ ÖNCÜ GENÇLİK,VATAN PARTİSİ’ YAZIN GÖRSEL TUŞUNA BASIN.KİMLERİ GÖRDÜNÜZ ?
    ‘ BENZEMEZLER (!) YAN YANA GETİRİLİP,BİRBİRİNE NASIL BENZETİLİYOR… ? ”
    SİZ BUNLARIN HANGİSİNE BENZİYORSUNUZ ?
    HİÇBİRİNE Mİ .. ?
    ” OLMAZ OLMAZ DEME ! OLMAZ OLMAZ ! ”
    ( Cübbeli..Ahmet,Sedat Peker,Fatih Tezcan,’meydan falan-filan’ diye yakın tarihte bir şeyler söylemişti.Hangisi ne kasdetmişti siz bulun. )
    Ünlü tiyatro yazarlarından Anton Çehov Amca’nın :
    “Hikâye ile alakalı olmayan her şeyi kaldırın. Eğer ilk bölümde ‘duvarda bir tüfek asılı’ diyorsanız, ikinci veya üςüncü bölümde o silah patlamalıdır. Eğer ateşlenmeyecekse, o silah orada asılı olmamalıdır.” sözünü hatırladım.
    SAHNENİN BİR YERİNDE GÖZÜNÜZE İLİŞEN BİR SİLAH YOKSA TELÂŞEYE MAHAL YOK…

  12. Kösem Sultan ROlündeki Emine Hatun’a Baş Müşavir Maria Kavakçı tam destek verse, Ülkenin
    hiç olmazsa – İslamdan uzak – Femisit kadın meseleleri çözülür. Hem Ev Kadınlarını piyasaya sürmekle, kadın
    çalışan sayısını bunlar sayesinde % 60’lardan yukarı iteklemekle İŞSİZ sayısına da KESTİRME çözüm buluruz.
    Evlenmeleri zaten durdurma kararı alındı, Halka GEÇİM yolu sağlandı : ” Kimsesiz aşım, Ağrımaz başım. Baş örtüsünü serbest ettik ya. Daha ne istiyorsunuz. Başka bir şey kaldı mı ? İslam da neymiş. Yeter ki İNSAN
    (olmıyanların Hakları yaşasın. Fuhşun yolunu da sonuna kadar açtık, turizm ne için demeyin, geri kafa ile
    deyyuslar ve döviz beri gelsin, yeter ki…. Fabrikayı ne yapacaksın, sanayii ne yapacaksın. Gaziantep’te
    ne biçim YEMEK FABRİKALARI var. Nusret’in ünü Dünyayı aştı zaten, Kadını da MUTFAK’tan çıkardı, G.Antep
    Belediyemiz. Daha ne istiyorsunuz. Patates ve soğan bulamıyanlar da PASTA yesin….

    • Abdurrahman Serdar Bey’de vites atmış.
      Kurucusu olduğunuz, ‘mebzul miktarda azâmi müşterekleriniz olan ,’vakıf-dâvâ’ arkadaşlarınızın devr-i dilârasında bu ne şiddet ? Burada umuma serdettiğiniz efkârdan,Vakıf’taki ‘efkâr-ı hususiye’ de vâkıf mı Abdurrahman Bey !
      ‘PİK’ noktasına henüz gelmedik,az kaldı.Bir kaç adım sonra ‘DİP’ nokta daha net görünecek.

  13. Ak paeti İl Başkanı arkadaş bence seçimde hile yapılmadığı halde bundan sonra yapılırsa böyle yapılır diyerek bayağı kafa yormuş bence bu kadar komplo teorilerini düşünerek Fehmi beyin bir tık önüne geçmiştir tebrik ediyorum fakat bunlara kafa yorucağına eğer yerinde kalırsaki hiç zannetmiyorum biz nerde hata yaptık diye kafasını orada yormasını tavsiye ediyorum.Allahtan Ekrem beyin İstanbulumuz için hayırlı hizmetker yapmasını temenni ediyorum.Selam ile

  14. Sn. Koru’nun bugünkü yazısında kullandığı görseli gördüğünde gülümseyenler arasında ben de varım.

    Birileri, “Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun başarısına pek sevinmemiş görünüyor” yollu ‘kesin gözlemler’le İstanbul, Ankara, İzmir başta gelmek üzere kaybedilen onca büyük şehirin acısını dindirmeye çabalarken, ben de, yakın geleceğe ilişkin, “Neden olmasın?” türü spekülatif öngörülerimi paylaşayım -orada burada rast geldiğim “kulis” türü haberlerden ilham almışlığım yok. Sadece, siyaset dünyasında kimden ne adımların geleceğini önceden tahmin etmek hoşuma gidiyor, kendimce akıl yürütüyorum:

    15 Temmuz gecesi eşini ve oğlunu yitirmiş olan Nihal Olçok, pek çok insan gibi, o geceye ilişkin resmi anlatılara mesafeli duruyor gibi. Seçim sürecinde, dozu giderek artan ve AK Parti’yi hayli zorda bırakan mesajlar paylaştı Sayın Olçok. Bu meselenin gerektiğince aydınlatılıp anlaşılması amacıyla siyasette yer almayı düşünebilir -buna aracılık edecek partinin AK Parti olmayacağı herkesçe görülüyordur herhalde.

    Ahlaki üstünlük, ilk defa ve açık olarak, CHP’ye geçti. Yerel yönetimler seçimlerindeki stratejisi ile, Kılıçdaroğlu CHP’lilere hem hasretini hem ihtiyacını duydukları bir başarı duygusunu yaşattı. Bunu derinleştirmeyi, Erdoğan’ın hayli derin bir çizik yediği karizmasına bir yenisini eklemeyi düşünebilir Kılıçdaroğlu. “Biz güç ve koltuk müptelası değiliz. Kendi kişisel siyasal öykümüzde zirveye erişmiş göründüğümüz bir anda bile kenara çekilip genç siyasetçilere yol açmasını biliriz” hamlesiyle sona erdirerbilir siyasal yaşantısını.

    Erdoğan ve AK Parti’nin, zamanını şimdiden kesitrmekte zorlandığım bir evrede, kendisini çok zor durumda bırakacak yolsuzluk iddiaları ve delilleriyle karşı karşıya kalacağını düşünüyorum.

    Devlet dediğimiz aygıt içinde, irili ufaklı her tür aktör var, bence kimsenin eli armut topluyor değil (Perinçek, bir süre önce, “Elimizde Erdoğan’ın 38 adet yosuzluk kaseti var, kılını kıpırdatamaz” demişti zaten). Çok söylenir, iktidar değişimlerinin kokusunu -çok uzaktan da olsa- ilk alanlar bürokratlardır. Kimin inişe geçtiğini, kimin çıkışta olduğunu bilip sezerler. İktidara karşı mesafe almaya başlarlar.

    İstanbul seçimlerinin nihayet açıklık kazanmasıyla birlikte ortalık durulur bir süre, halk gündelik geçim ve iş arama derdinde siyasetten uzaklaşır. Sn. Koru’nun günlük yazılarının altına girilen yorum sayıları 40’larda dolaşır. AK Partili yorumcular, bir sonraki seçimlerin gerekten de 2023’de yapılacağına ilişkin bir inanca sahip olmaya başlarlar.

    Ama ben böyle bir sakinlik döneminin uzun sürmeyeceğini düşünüyorum.

    Üç vakte kadar yine gelip kapımızı çalacak olan eren seçimlerde, bence ekonomi kadar yolsuzluklar rol oyanaycak -öyle ya, partisi ve lideri için yokluk yoksulluğa katlanmayı bile kabullenebilen sıkı seçmenler, mesele yolsuzluk olduğunda kimsenin gözünün yaşına bakmaz, yeter ki dosyalar sağlam ve inandırıcı olsun, doğru zamanda gelsin. . .

  15. İstanbulda müteahhitlerin, müteahhitciklerin nafakaları kesilmez zira Trabzonlu ve Rizeli dayanışmaları parti üstüdür. CHP, AKP farketmez. En iyi siyasetci, gönülleri fethedendir, gönülleri fetheden de gönüllere en iyi hitap eden yalanları en ustaca üretip sahneleyendir. Bir makam varsa ortamda da CHP li bile olsa bir Trabzonlu varsa, Konyalı AKP li oturamaz o makama. Bir hakim der ki; adalet talebi acziyettir..

  16. Sn H.K bahsettiğiniz yaratıcılık Ekrem İ nun truva atı gibi kullanılıp CHP ye cemaatin sızma girişimi herhalde..Acaba düşündüğünü bulabilecek mi sıradan bir vatandaş olarak meraktayım..

  17. Dikkatimi çeken bir husus var:
    Kılıçdaroğlu İmamoğlu’nun
    mazbata almasına pek sevinmiş görünmüyor.

    Bunun 2 sebebi olabilir:

    1.İstanbul’u almakla başımıza
    iş açtık diye düşünüp alınan
    görevin ağırlığı altında eziliyordur.

    2.Kendinin aday olup kazanamadığı İstanbul’u sıradan birinin kazanmasına hayıflanıyordur.

    • Ben de Erdoğan’ın bugünlerdeki duygu dünyasını merak ediyorum. Sözünü ettiğiniz o “sıradan biri”ne karşı -üstelik bu şekilde- kaybetmiş olmasının onda ne tür duygulara yol açtığına ilişkin de bir fikriniz var mı?

  18. Medeniyet inşa edecek kadro diye hayal ettiğimiz Ak Partimizin geldiği yer maalesef Hayal Kırıklığı.Halbuki Beslenmelerini umduğumuz sağlam bir inanç ve ahlak örnekliği var . Yani S. Demirel’i örnek almak tam bir iflas durumu Tanzim Satış konusu gündeme gelince Fanatik Ak Partili Hal esnafı arkadaşım çok şaşırdı üzüldü eleştirmeye dili varmıyor ama tek şunu söyledi:Allah Allah ,eğer reis bütün konuları böyle ele alıyorsa biz yandık , Antalya’da,Mersin’de kaç üretici var, İstanbul’da kaç tane pazarcı var bunu bilmiyorlarmı bundan Ak Parti çok oy kaybeder diye kahretti. Anlı şanlı danışmanlar burunlarını yere indirse sadece birbirlerini gönüllemese vatandaşı dinleselerdi şu Türkiye’ye yaşatılan üçüncü dünya manzaraları hiç yaşanmazdı ,Yani insanları aldatmak belki kısa vadede kazandırsada ki kazandırmadı uzun vadede çok kaybettirir ki kaybettiriyor

  19. ( M.Ö ve M.S ) Mazbata Öncesi ve Mazbata Sonrası…
    ——-
    17/04/2019
    Binali Yıldırım’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle:
    “İstanbul seçiminde süreç işlemiş, İl Seçim Kurulu mazbatayı Sayın İmamoğlu’na vermiştir. Kararın hayır getirmesini temenni ediyorum. Demokrasi ve hukuk işlemiş; körüklenen gerilimin gereksizliği görülmüştür. Partimiz hukuki haklarını kullanmaya devam ediyor. Son söz YSK’nındır.”
    ———
    17/04/2019
    MHP’den de resmi başvuru geldi: İstanbul ve Maltepe seçimleri iptal edilsin
    ———
    17/04/2019
    Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül:
    “Mazbatayı sana verseler de, o koltukta asla meşru bir başkan olamayacaksın. Bir şebekenin hırsızlığı ile koltuğa oturan adam olacaksın. İstanbul asla, seni oraya taşıyan vesayetçilere, teslim edilmeyecek. 1453’te başlayan yürüyüş devam edecek”
    ——–
    17/04/2019
    Gazeteci Emre ÜNSALLI’nın (ARTI GERÇEK) haberinde başlık şu :
    ‘SEÇİMLERİN İPTALİ İÇİN İMAMOĞLU’NUN MAZBATA ALMASI GEREKİYOR’
    Ekrem İmamoğlu’nun mazbatayı almasıyla eş zamanlı ortaya atılan bu iddia, hukuken imkansız gibi görünse de olası bir politik hamle olarak geçerli gibi duruyor.
    AK Partili hukukçulara göre
    ‘AKP’nin İstanbul seçimlerini iptal ettirebilmesi için Ekrem İmamoğlu’nun mazbata alması gerekiyor. İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına itiraz edebilmeleri için İmamoğlu’nun başkan olması gerekiyor.’
    ‘HUKUKİ DAYANAĞI YOK ANCAK POLİTİK OYUNLARI BİLEMEYİZ’
    İlk duyulduğunda imkansız bir gerekçe olarak görünen bu iddiayı Anayasa hukukçusu, CHP İstanbul Milletvekili Prof.İbrahim Kaboğlu’na sorduk.
    Böyle bir iddianın hukuken imkansız olduğunu ifade eden İbrahim Kaboğlu, iddianın hukuki bir dayanağı olmadığını da söylesede olası politik bir hamleye dikkat çekti:
    “Olağanüstü başvuru yolunun kullanılması, mazbatanın verilmesine engel değil. Seçimin iptali gerekiyorsa mazbata verilmeden de iptal edilir. İddianın bir hukuki dayanağı yok ancak politik oyunları bilemeyiz.”
    *****
    Mazbatayı görmeden paçayı sıvayanlar,görünce kollarını sıvayanlar oldu.
    Yerinde kullanılırsa anlaşılabilen ,” Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz ! ” diye eski bir söz var.
    Bu söz için Uludağ Sözlükte birisi şöyle yazmış :
    “senelerdir düşünürüm bu lafı anlamını bir türlü çözemedim arkadaş. “olmaz olmaz deme” tamam demiyorum. olmaz demiyoruz tamam. olmaz olmaz geliyor arkadan… evet hangi anlama geliyor bu olmaz olmaz ?
    ——
    Ne olur ne olmaz ! Aynı günde dört mevsimin yaşanabildiği bir iklimdeyiz.Mevsim normallerinin dışında
    ‘ Hava muhalefeti’ gerekçesiyle sefer iptallerini hesaba katın derim.

  20. Seçim bitti , bu işin bu kadar uzatılması anlamsızdı. İstanbul halkı yıllar sonra muhalefete bir fırsat daha verdi.İktidara da takkeyi önüne koy , hatalarını irdele 5 sene sonra tekrar durumuna bakacağız dedi.
    Bu olayı bu kadar büyütmenin alemi yok , bir yerel seçimdi bitti.
    Şimdi herkes işine bakmalı.Memleket için çalışmalı.
    Gereksiz zaman kaybına tahammülümüz yok.
    Sonuçta iktidar hala Ak Parti ve önünde çözülmesi gereken devasa sorunlar var . Başta işsizlik ve ekonomi.
    Gerisi lafı güzaf , çöp toplama , su ve kanal işleri , park – bahçe işleri.
    Asıl iş ülkeyi idare etme işi ve bu işi şu an elinde tutan iktidar , elindeki bu nimetin farkına varması için belki kendileri açısından böyle bir musibetle karşılaştı İstanbul’da . Bu iktidar için kayıp değil kazançtır. Bu ikaz ile toparlamazlarsa 4,5 yıl sonraki seçimlerde de yenilgi yaşanabilir. Kendileri açısından 4,5 yıl toplumu dinleme , problemleri çözme dönemidir. Şikayet etme dönemi değildir. İktidarsın , şikayet etmeyeceksin. CEK , CAK lı cümleler kullanmayacaksın . Adam gibi çalışıp toplumun gönlüne girip bu ülke için çalışacaksın.
    Aynı şey muhaleft için de geçerli. İstanbul’u emanet oylarla alan muhalefet , emanetçi olduğunun farkında olmalı , bu başarının CHP nin başarısı olmadığını idrak etmelidir. Ha etmezse ne olur , bundan sonraki ilk seçimde yine kaybedip , 25 yıl daha beklerler.
    Selamlar ,

  21. Bakalım Fehmi bey bu yazisindan dolayı bugün kaç tane daha 30 veya 40 yıllik okuyucusunu kayip edecek? ☺

    Bende bugün bir vidyo izledim, o vidiyidaki konuşan! Şu an AKP yi en iyi taniyan ve sonunun başlangicini getiren MHP li ortaklarindan birisinin AKP nin seçimler hakkindaki iddialarına verdiği cevabina burdaki trollerinde herhalda bir çift lafı ardir diye neler söylediğini paylaşmak istedim.

    MHP’li genç bir sokak röportajında “Ak Parti varken hile yapmak CHP’ye düşmez. CHP oy çaldığı için kazanmadı, bu seçimde oy çaldırmadığı için kazandı”
    Doğru söze ne denirki? Herhalde o gence Helal olsun, Ağzina sağlik denir.

    Ha gencin bu sözleri sosyal medyada en çok izlenen videolar arasına girmiş.

    Benim merak ettiğim birşey var! Ümmet ve Dünya liderinin bu Rusya AŞKİ acaba neden kaynaklaniyor?
    Yalniş anlaşılmasın Putine Kardeşim demediği için Aşki diyiyorum! Malum kardeşim dediklerinin başlarına neler geldiğini herkes biliyor onun için aşk kelimesini yazdim çünkü UMMETIN LIDERININ DOSTLUKLARI en fazla bir yil sürer fakat bunlarinki uzun sürdüğunden dolayı bu kaaniya vardim.

    • Nurdan abla o bir genç bazen burda da yorumlar yazıyor; hani şu ağrılı olan..! Bu seçimde savcı sayana oy verdiler hepsi; araratı akparti kazandı..:)

  22. Birkaç 10 bin iyi adam.

    Bu seçimde başarı ya da başarısızlık kime ait? Her iki sorunun cevabı aynı adresi gösteriyor.

    Hayatlarında sandık başında önce ANAP sonra RP ve AKP dışında hiçbir partiye eli gitmemiş sağ seçmenlerin ülkenin geldiği noktadan rahatsızlık duyup son iki seçimdir açtıkları kredinin, beklentilerinin gerçekleşmemesi, her gün ekmeklerinin küçülmesi ve bekledikleri adaletin gelmemesi sonucu belirlemiştir.

    Belki de ilk defa sol bir partiye oy vermiş ya da buna maruz kalmamak için seçime gitmemiş 10 bin iyi adam yeni bir dönemin kapısını araladı. Bu kararda en büyük pay muhalefetin rahatsız etmeyen söylemiyle birlikte iktidarın kibrinden duyulan rahatsızlıktır. Büyükşehirlerde yaşayan, üreten ve iktidarın almış olduğu rasyonel ve adil olmayan her karardan direkt etkilenen muhafazakar kesim bir tavır göstermiştir. Bu tavır içi kibir dolan, kötülükte birleşmiş, kendi sınırlarını aşıp Yaradanın sınırlarında gezen topluluklara ikazdır.

    • Hocam yüreğine sağlık , İstanbul’daki seçimin sonucunu 1 milyon HDP oyu değil , 10 bin iyi adam oyu belirlemiştir. Bu iyi adamlar 1994 deki Tayyip Erdoğanın örneklediği örneği kim aldıysa onu seçmiştir. Ama Tayyip Erdoğan ın ekibinden birileri , sayın cumhurbaşkanının eleştirdiği şeyleri şimdi kendileri yapıyorlar. Yeni saat reklamı bunun güzel bir örneği.
      Saadet , çöay simt yazın izleyin Ak partili kepaze vekili.

      • Ben de izledim ama montajsız ve hepsini..Montajlı olanı değil de tamamını izlemeni tavsiye ederim sana. Montaja hazır beyinleri etkiler seni etkilediği gibi alimallah…sonra da bunu yayanlar vebal altına girer… bilmeden iyi niyetle yayarsın sonra aaa öyle değilmiş dersin… ama iş işten geçer…Algı çalışmaları ve montaj kasetler gerimi dönüyor ne…. şu anda yurt dışındaki pkk ve fetö sosyal medyayı bayram yerine çevirmiş…kazandık diye… yurtdışında ençok sevinen ülkeler batı ve Amerika niye ki…Bundan sonra daha da karıştıracaklar söylemedi deme…1 milyon hdp li 10 bin iyi adam aynı yerde nasıl oluyor onu anlamadım

        • Sn.Başbuğ , Ak Parti’nin seçimi kaybetme sebebi işte tam da senin bu yazdığın satır aralarında izli olan zehirli üslup . Her şeyi biz biliriz havasında olan ama dünyadan bihaber olanlar . Gençler sizi tanımıyor bile . MHP li genç , nerde bizim adayımız yok mu ? Diyip Ak partinin zehirli dilinden nefret ettiği için ya öbür tarafa geçti ya da geçersiz oy kullandı . Bu kafayı bırakın . Böyle giderseniz 4,5 yol sonra zaten tarih olacaksınız . Bitecek Ak parti .

          • Tanımadığın adama kepaze diyen zehirli dil benim değil kardaşım… yazdıklarını bi oku bakim…sonra yaydığın iftira ve zehir gün gelir seni bulur….şimdi bi daha oku senin yazdığınla benim yazdığımı… piyasaya sürülen zehirleri kim yayıyor veya yayılmasına sebep oluyor… şimdi sen vebal altına girdin dedim diye mi benim dil zehir olır…veya chp ye giden 1 milyon hdp li gerçeğini sen söyledin onu tekrar ettim deyü mü…

    • Gayretullaha uzanan eller şimdi de yerçekimine mi uğramış oluyor ishak efendi? Halkın dediği hakkın dediğidir! İranda ayetullah türkiyede gayretullah; ..!

  23. Üç politik şöhreti hiç düşünmedim!

    İmamoğlu’na mazbatası verildi. Düne kadar şöyleydi de böyleydi ne ahkamlar kesildi. Bir sürü spekülasyona girildi. Mazbata hayırlı olsun. Durum itirazlar süreci sonucunda değişmezse AKP’ye de ders olsun. Belediyecilik ve yönetim “Akıl*İman Sentezi” titizliği ile yapılabilse(ydi) başarı devam eder(di) ve milletin takdiri ve oy tercihleri ile daha nice yıllara gidilebilir(di).. Sağlık olsun. Bundan sonrası için AKP adına yakışır benliğine özelliğine dönebilirse (misal, işleri ehiline, iş yapıp katkıda bulunacak kapasitedeki kişilere vermekle başlanabilir), ne âlâ; yoksa, daha çok kaybeder çook!! ve silinip gider.

    Allah’ın düzeni çetin! Tabiatta doğal seleksiyon kuralı işliyor. Siyaset hayatında da bu böyle. Yamuk yumuk iş yapan, işin ehli olmayan, yolsuzluk rüşvet işlerine giren siyaset sisteminden ayıklanıp gidecek. Süprüntü olarak kenara itilecek. Dolayısıyla, siyaset eskisinden çok daha fazla titizlik ve temizlik gerektiriyor. Çağ internet çağı elektronik çağ. Ufacık toplu iğne başı gibi deliklere kameralar mikrofonlar yerleştirmek mümkün. Allah’ın her şeyi bildiğine gördüğüne ezbere iman edenler, bunun gereği ameli gösteremediğinde ne halt ettiğini kameralar gösterecek… Herkes ayağını denk alsın. En güzeli Allah’ın rızası dışına çıkmadan adaletle yönetmek. Ve ülkenin mutlu azınlığına mutlu azınlık katmak için değil, kitle olarak en öncelikli ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde hızla kalkınmak…. Bu yapan parti AKP olsun veya MHP veya da CHP, yeter ki ülkenin ihtiyaçlarına hakkıyla cevap versin…

    *******
    ….
    Kul haklarıyla örülmüştür şu sosyal hayat,
    Bireysel haklar, milletin ve devletin hakkı..
    Rüşvet gayrimeşru ilişki, büyük kabahat,
    Buna erebilmeli her müslümanın aklı!..

    “Akıl*İman Senteziyle” emin bir rehberken,
    İnmemiştir bakın Kur’an, şunu hakkıyla bilin,
    Doğruların doğrusuna işaret ederken,
    Ne anlamadan okumak, ne istismar için!…

    Allah’tan mesajdır, iyi okunmalı Kur’an,
    Ne harika müjde ve ne dehşetli bir ikaz!
    Doğru yaşa, hak et diyor Yüce Yaradan,
    Onun rızasına göre yaşam, en büyük haz!

    Bu haz kalbin huzuru, Cennetin bir nimeti,
    Harika bir dünya! ve ebedi bir mükafat,
    Bu olmalıyken her müslümanın selameti,
    Şu yönetenlere iyi bakın, nasıl mahlukat!
    …..
    *******

    • Akılla imanı sentezleyip CHP’nin kazanmasına destek verdiniz ve sevindiniz.Bunun
      akıl-iman sentezi olduğundan
      emin misiniz?CHP’ye destek
      vermenize,kazanmasına sevinmenize bir şey diyemem;
      hakkınızdır.Ama bunu akıl-iman sentezine bağlamanız bir garip görünüyor.

      • Bekir bey sayın h.k.nın akıllı tahta × iman telefonu kokteylinden bi yudum almadan o mucizeyi göremezsiniz:) bi çirkinlik yaparsa şiirlerine yüklenin o zaman biraz daha normale dönüyor gibi; kolay gelsin…

          • Adam zaten, “Ne o Doğu Perinçek’in kınından çıkmış kılıcı? Biz ‘Doğu Perinçek elinde Erdoğan’ın 38 adet yolsuzluk kaseti olduğunu söylüyor, sen ne diyorsun buna?’ dedikçe afallayıp kaçacak delik arıyor. Siz de Esra Elönü diyerek üstüne yürüyorsunuz garibimin. Memlekette, “Düşene vurulmaz” diye bir atasözü vardırhiç mi duymadınız Trolistan Kardeşim 😉

            Bir kolunda İranlı uyuşturucu baronu Zindaşti ile iş kotaran Burhan Kuzu, diğerinde FETÖcü olmakla suçladığı tesettür şirketinin ürünlerine karşı boykot çağrısında bulunup o şirket tarafından cukkalandıktan sonra şirketin moda haftasının profesyonel danışmanlığını üstlendiği açığa çıkan Hilal Kaplan! Ne yapsın alt kategorilere takılıp kalmış E. Elönü’yü H. Gayret?

        • *******
          …..
          Haddi yine aşmışsın,
          Bak yine sataşmışsın,
          İkaz etmeme rağmen,
          Bana da bulaşmışsın!

          Yapma dersin anlamaz,
          Müslümansa beynamaz!
          Namaz kılan müslüman,
          Pek böyle davranamaz!

          Bekir beye danışman,
          Bu ne biçim müslüman?!
          Yalandan vaz geçmezse,
          Pişman ederim, pişman!
          ….
          ********

      • *******
        ….
        Yanlışın var Bekir bey
        İzah ettim peyderpey
        “Akıl*İman sentezi”
        Sandığından farklı şey!

        İnan, partisi yoktur,
        Onun gibisi yoktur!
        Bir doğruluk rehberi,
        Mutlak değeri çoktur!
        ….
        *******

        Yahu ben ne zaman CHP nin kazanmasına destek verdim? Kazanırsa
        İmamoğlu’nun ne yapması gerektiği konusunda bazı ipucları verdim. Ben bunu kazanan her parti için yaparım, eleştirir fikir veririm. Çünkü ülkenin iyi yönetilmesini yönetenlerden daa fazla isteyenlerdenim. Ancak bu görülmüyor, belki de görülmek istenilmiyor. Devamlı yapılan kronik bir hata var. AKP’nin hatalarını gösteren otomatikman muhalif oluyor. Muhalif olunca da ya CHP’li oluyor ya da Pensilvanya’lı. İşte bu da gözünüze takılan AKP marka at gözlüğünden dolayı. Gördüğünüz manzara o gözlük camıyla ilgili. Bu göz sağlığına de zararlı bir şey…

  24. Burda CHp liler olup da sevinseler tebrik edip geçeceğim de .
    Allah din deyip sonra ABD namına çalışanlar her kılıkta yazıyor ya kanıma dokunuyıor arkadaş.
    Allah büyük görelim neyler.
    Ha bu arada il başkanı Canan hanım domuz zifayetine bekliyorumuş herkesi.
    Bir diğeri de İmam kemek için bıçak arıyormuş.İtiifaklaık şkına bir yardım edin.
    Dostluğunuz daim olsun.

  25. Miras değil, Alın teri…. Biz zor da olsa mazbatamızı aldık. (İBB) YSK’nın en başta yapacağı işi 16 gün sonra yaptı. Bugün meydanı: H. Gayret ve Türkeş Nick name kullanan arkadaşlara bırakıyorum.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Hani Saadetli idiniz?Saadet
      CHP için mi alınteri döktü?Bence insan kendini gizlemeden de CHP’li olabilir.
      CHP’li olmak yasak da değil,
      ayıp da değil.

      • Bekir bey bu sitede bi tane trol olduğunu biliyorduk da(kendini gizlemek için millete trol diyen) ikinciside ortaya çıktı… ne diyelim daha neler göreceğiz…ne diyelim chp ve hdp ye hayırlı olsun…

      • Küfür tek millettir bekir bey..! Onun partisi, ırkı, dini, milliyeti olmaz; mankurt mankurttur! Etraftakilere tepesi atınca kürt bir abimizin hep dediği gibi: kürt aklı..:) (ırkçılık filan diye ağzı açan olursa sıkarım ona göre!)

    • Istanbulda geçen Kasim ayinda 500,000 TL ye inşaat şirketi kuranların İmamoğlu kazaninca hevesleride kursaklarinda kaldi.
      Zavallilar şirketi kurar kurmaz, bu siteye dadandilar hani menfaat gereği iftirada atarlar, yalanda söylerler, milliyetci de olurlar….onlar için herşey mubah çünkü istanbul AKP yandaşlarına adate peşgeş cekilmiş, 5 katizini olan yere 7 kat yapı yapip torpille islerini hallederek mali götürüyorlardılar, riziklari kesilince iyce saldirganlaştilar.

      Allahu teala Imamoğlunun yar ve yardimcsi olsun, Başkanliği da hayirli uğurlu olsun.

      • Nurdan hanım kimmiş bu siteye dadanıp şirket kuranlar vallahi çok garip bir durum çamur at; tutmazsa izi kalır ..Birilerine olan düşmanlığınız her şeyi mübah kılmış yalan dolan iftira ..Allah feraset basiret versin…İmamoğlu na dua edin bakalım
        bugünlerinizi inşallah mumla aramazsınız….

        • Aynur hanim! Merakmi ettiniz?
          Bulmasi çok kolay….
          Bulmak için fazlada uzağa gitmenize gerek yok sadece bu sitenin 2018 Kasim ayinin bir ilk 10 günkü yorumcu isimlerine birde son günkü isimlere bakın. Daha sonra! Aradiğiniz kişiyi öğrenmek içinde Aralik ayinin tamamina bakin
          Çünku şirketi kuruduktan sonra aniden ortaya çikti ve Aralik ayindan bu tarafa araliksiz AKP yi savuniyor.
          Iftira konusuna gelince! O işi dünyada en iyi becerenler halkin 50%sini terorist ilan edenlerden başkasi değil.

          • Nurdan hanım merhaba.

            Ocak ayının öncesinde Fehmi beyin sitesini günlük takip etmiyordum.3-5 günde bir yazılara toplu göz atıyor,yorumlara da bakmıyordum.Şu yazdıklarınız üzerine bahsettiğiniz ayların 10-15 gününün yorum yazılarına baktım;istisnaları saymazsak yorum metinlerinde fikir içermeyen boş kalıp cümleleriyle bol bol sataşma,aşağılama,üslup düşüklüğü gözlemledim.Şu dönemde ise hem çok kaliteli çokça yorum metni okuyorum ,hem de ortamda(klasik hale gelmiş ve o döneme göre de sertliğini azalmış olarak gözlemlediğim trol sataşmalarını hesaba katmıyorum)o aylardaki ölçüde gerginlik yok.Bunun da etkisiyle olsa gerek düşünce üreten yorumcu sayısı artmış,seviye de oldukça yükselmiş.Ben şahsen (her fikrim uyuşmasa da)fikir gayreti taşıyan her yorumdan istifade ediyorum.Aynı zamanda küçük çaplı bu gösterge bize havasını soluduğumuz ortamın gitgide yumuşadığını da gösteriyor ki bunu ,ülkemiz ve insanımız için iyiye giden bir gelişme olarak ta değerlendirebiliriz.Neticede medeni ölçülerde ifade edilen fikir çatışmaları dahi insanımızın arasındaki uzaklıkların azalmasına vesile olacaktır.Zira insanlar konuşa konuşa anlaşır;yeter ki iyiniyet olsun.

            Aynı zamanda okumaların dijital dünyaya ayak uydurduğu,teknolojik kolaylıkların okuru edilgenlikten çıkartıp,fikir üretimine katılmaya yönlendirerek öğreticiliğin yeni bir boyut kazandığı şu yaşadığımız zaman diliminde Fehmi beyin bu sitesi bir ekol hüviyetine büründüğü gibi,yeni fikirlerin üretilmesine ve çoğaltılmasına da katkıda bulunuyor.İnşallah iyiniyetli okur-yazar gayretleriyle toplumsal barışın ve huzurun tesisinin sağlanmasında da önemli bir misyonu olacak,benzerlerine de iyi örnek teşkil edecek…Yazınız sonrası bende bu çağrışımlar uyandı,ifade etmek istedim.Selam ve saygılarımı sunarım.

    • Hakkaniyeti, ilkeyi değil gücü esas alır ve güç ile güç için insanlara muamelede bulunursan, gücün kadar saygı görürsün. Gücü kullanan, gücün etkilerine açık hale gelir. Güç hatırı için ilkeli kalmazsan, güç ilkesinin kriterlerine muhatap kalırsın. İktidar kavgasına rızasıyla girene ağlamak yakışmaz. Kazanmakta da kaybetmekte de muhafaza etmeye çalışman gereken şey izzetin olmalı. Çünkü zulüm de zalimler de gelip geçicidir…

    • Saadetin hacizli genel merkezinin kirasını artık şehremini imamzadenin iskiden akıtacağı paralarla ödersiniz ama şehzade fatih duruma elkoymuş bi kere, artık binayı geri almanız zor görünüyor..:) Sayın başbuğum şimdi siz buyrun…

        • Ölüm hak miras helal..! Fatih bey daha cenaze namzında protokoldekilere hitabederken ne demişti: “parti muhterem pederimindir!” yani istediğini yapar; itirazı olan?

          • Benim itirazım var sayın H. Gayret,
            Demokrasilerde partilerin sahipleri olmaz, ancak kurucuları ve üyeleri olur. Partiler kimsenin “pederinin malı” değildir.
            Ama el-hak; ölüm hak hesap mutlak.
            Bu arada neden size itiraz ediyorsam…

          • Babasının malı yani . Oldu afiyet olsun. O da babayı alır siyasetten. Babadan kalan babayı .

    • Evet bu işte bir “yaratıcılık” var denebilir… Nedeninin izahı bir başka vesileyle- tabi “akıl*iman sentezi” bakış açısından ve büyük çoğunluğa “ya bu adam, işin hakkını veriyor” dedirtecek şekilde….

    • Evet, bu işte bir “yaratıcılık” var denebilir… Nedeninin izahı bir başka vesileyle- tabi “akıl*iman sentezi” bakış açısından ve büyük çoğunluğa “ya bu adam, işin hakkını veriyor” dedirtecek şekilde….

      • Evet bence de kaynak gösterilmeli. Batırda “Plagiarism” derler, bu işe çok önem verirler (iş ahlakı!!). Çünkü bu iş bilgi hırsızlığına girer. Çinliler, bu konuya hiç aldırmazlar. Hırsızlıkları meşhurdur. Ruslar da biraz öyle idi… Endustriyel konularda bir çok ajanları Batıda suç üstü yakalandı. Sonunda Gorbaçov ile pes ettiler.

        Ancak internette bir de şöyle bir şey var: Böylesi ilginç resimlerle dolu internet. Teşhir ediliyor. Ticari amaçla kullanırsan mutlaka cezası olabilir. Böyle kullanımlara pek ses eden olmayabilir. Bir tanesinde güzel bir foto gördüm. ABD kaynaklı adresi bulup yazdım, emaille müsade istedim. Dedim ben bunu kullanmak istiyorum. İki hafta sonra cevap geldi “Bu tür isteklerin durumunu inceliyoruz. Karara vardığımızda sonucu bildireceğiz. Ben de cevap yazdım: “Kaynak göstererek kullanıyorum. Müsade etmediğinizi bildirdiğinizde kullanmaya son vereceğim”. İki aydır ceavp yok. “akıl*iman sentezi”ne göre ben vazifemi yaptım. İçim rahat.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız