Medya bu seçimle ilgili yayınlarıyla kendi mahvını da hazırlıyor…

22

Yeryüzünde piknik alışkanlığında bizim kadar ileri başka bir millet olduğunu sanmıyorum. Havalar biraz ısınsın, birden bire denize yakın yerlerde sahiller insanlarla dolar, kırlık yerler bile kalabalıklarla şenlenir.

Güzel bir adetimizdir piknikler…

Geçenlerde bir tatil günü böyle bir piknik alanından geçtim; geçerken de ertesi gün oranın manzarasının nasıl olacağını aklımdan geçirmeden edemedim.

Piknik yapmayı sevdiğimiz kadar gün boyu yaptığımız çöplerimizi toplayıp uygun yerlere koymayı ve çevre temizliğine dikkat etmeyi de sevsek aslında iyi olacak.

Kalabalıkların bulunduğu yerler piknikçiler tarafından terk edilip ıssızlaştığında geride büyük bir çöp yığıntısı kalması mukadder…

Medyamız bu günlerde piknik sonrası görüntüsünde

Bu hafta sonu yapılacak seçime günler kala okuduğum gazetelerde karşıma çıkan haber ve yazılar ile gözüme çarpan televizyon programlarından görüntüler, bana, pikniklere tanık olduğumda aklımdan geçenleri düşündürüyor.

Ertesi günü…

Reklam

Yığılan çöpleri…

Herhalde bugüne kadar sayısız seçime gözlemci olarak tanıklık etmişimdir, 23 Haziran öncesinde olduğu kadar, hiçbir seçimde böyle bir hisse kapıldığımı hatırlamıyorum.

Partilerin kampanyalarında kullandıkları flamalar, afişler ve çeşitli basılı malzemelerin çöpleri olur elbet, adayların birbirleri hakkında söyledikleri de insanlar üzerinde mide bulandırıcı etki bırakabilir; ancak medyadan etrafa kirlilik taşmasına şu günlerde olduğu kadar pek tanıklık edilmezdi.

Kirliliğin etkileme ve yayılma gücü de fazla. Pikniğe gidip de arkasında çöp bırakmama titizliği gösterenler, nasıl başkalarını görerek bir süre sonra temizlik hassasiyetlerini terk ederlerse, şimdi olan da bu. Giderek her yere yayılıyor kirlenme.

Örnek isteyen bir zahmet en yakın bayiye gidip bugün çıkan gazeteleri alsın ve eğilim ayırt etmeksizin hepsini manşetlerinden köşelerine kadar gözden geçiriversin.

Zahmete katlanmak veya parasını çarçur etmek istemeyenler de, internet üzerinden erişilebilen gazetelerde benzer bir gezintiye çıkabilirler.

Görecekleri manzara yazdıklarıma hak verdirecektir.

İlgi alanıma girmediği için Twitter ve FaceBook gibi sosyal medya platformlarının aynı amaçla kullanımlarını ele almıyorum; fakat orada da durumun bildiğimiz klasik medyadan daha geride olacağını sanmam.

Reklam

Piknik kirliliğini temizleyecek birileri sonuçta bulunuyor. Temizlik işçileri söylene söylene o görevi yerine getiriyorlar.

Siyasetin medyaya yansıyan kirliliğini arkadan kim toparlayacak?

Medya kendi mahvını hazırlıyor

Yıllar önce bir davetle güzel bir havada Berlin’e gittiğimde, etkinliğin yapılacağı salonun içerisinde yer aldığı her tarafı yemyeşil geniş park alanından geçerken, mihmandarımız, “Bizimkiler, bu parkı piknik amacıyla çok kullandılar, yalnız arkalarında sürekli çöp bıraktıkları için Almanlar önce bu konuda uyarılarda bulundular, dinlenmediğini görünce de burada piknik yapmayı yasakladılar” demişti.

O olayı da hatırladım.

İstanbul’un önemli bir kent olduğunu biliyorum, ama Türkiye’den de önemli olduğunu bilmiyordum. Önemi, seçimin tekrarlatılmasından da belli oluyor zaten. Medyanın kendini kirletmeyi de göze alarak yaptığı yayınlar da kentin önemiyle ilgili; kendi taraftarı oldukları parti ve aday kaybetsin istemiyorlar. Ancak sonuçta, adaylardan yalnızca biri ipi göğüsleyecek ve belediye başkanı olacak.

Seçilen ve belediye başkanlığı koltuğuna oturan, bir gün öncesine kadar hakkında medyada yapılan tezviratları unutacak mı? Yoksa, tezviratlar ve çevre kirliliği seçimden sonra da mı devam edecek?

AK Parti’nin medyaya yaklaşımının olumsuz olmasını etkileyen, iktidar olana kadar gazeteler ve televizyon kanallarından insafsız saldırılara maruz kalmalarıydı; hiç değilse ben öyle olduğunu sanıyorum. Bugünlerle mukayese edildiğinde çocukça kalıyor o saldırılar, ama yine de etkisini siyasiler üzerinde bıraktı.

Bugünlerde yaşananlar da etki bırakacaktır.

Medya kamikaze saldırılarıyla kendi mahvını da hazırlıyor.

[Kamikaze Japon askeri uçaklarını kullanan pilotların kendilerine verilen ‘Gerekirse öleceksiniz’ talimatını yerine getirmek için hedeflere kendilerini ve uçaklarını da feda edecek şekilde saldırmaları anlamına geliyor. Bizim medyanın yaptığı da bu. Hem kendilerine hem de yararlandıkları meslek alanına zarar vermek göze alınarak yapılıyor saldırılar.]

Keşke bu günler hiç yaşanmamış olsaydı.

ΩΩΩΩ

22 YORUMLAR

  1. Ben 10 yıldır gazete okumuyorum. Bunun nedeni bir haberi hangi gazetenin nasıl vereceğini ve hangi köşe yazarının nasıl yorumlayacağını önceden bilebilir hale geldiğim içindi. Gaza getirilmekten hoşlanmıyordum. Önceleri senede bir farklı görüşlerden 4-5 gazete alıp bir değişiklik var mı diye kontrol ediyordum. Sonra daha da kötüye gittiğini görüp bundan da vazgeçtim. TV haberlerini ise kısaca seyredip özetlerini alt yazılardan izliyorum. Önemli bir şey görürsem internetten dürüstlüğüne güvendiğim az sayıdaki yazarın yorumlarını okuyorum ve değerlendiriyorum. Sosyal medyayı ise neredeyse hiç kullanmıyorum.

    Önceki dönemde AKP karşıtı olan medya sahipleri oldukça iyi paralarla medya kuruluşlarını devrettiler. Son olarak Doğan Medya da bunu yaptı. Fakat şimdiki ‘havuz medyası’ çok yakın bir gelecekte iş yapamaz hale gelecek ancak ellerindeki medya kuruluşlarına devir için para veren olmayacak veya çok ucuza el değiştirecekler.

    Medya sahibi olanlar hayırsever değil büyük patronlardır. Bu nedenle onlardan mükemmel bir habercilik ve dürüstlük beklemiyorum. Fakat bu işin bir raconu var ve racona uymamanın da bir bedeli var. Bunu hep birlikte göreceğiz.

  2. Teknolojinin modern hayata katkısıyla her yerde bağımsız, objektif kameralar var. Piknik yerleri bu şekilde denetlenebilir. Ancak, piknik yerlerine yeterince çöp bidonu konulmadan kimseye ceza kesilmemeli, hesap sorulmamalı!

  3. Piknik alanlarına bırakilan çöpler ile medyanin biraktiği çöpleri arasinda bir fark var.
    Piknik çöpleri temizlenır….
    Medya çöpleri temislenmez ve kanser hücreleri gibi kök salıp etrafi ile birlikte yavaş yavaş yok olup tarihin lanetli çöp bidonunda yerini alarak ila nihayet ibretlik abidesi gibi pis kokusunu gelecek nesilere birakirki kendilerine bol bol lanet okusunlar.

    • Nurdan abla çöp demişken aklıma geldi, bernar hoca ortalarda görünmedi bu gün? Dün sılaanım bizim h.k.nın yorumlarına sılaym gibi bulaşınca o da “git derdini bernara anlat!” filan dediydi; ondan mı çekindi yoksa yeni sihamız aksungurdan mı tırstı bilemiyorum? Hatırlarsanız geçen gün bir parça bahsetmiştim hani; güdümlü füzesinin üzerine elyazısıyla değişik dillerde isimler ve tarihler yazmak için güzelyazı dersleri alıyorum falan diye..:) tayland dilinde; günaydın tatlım/iyi uykular ve gülegüle yazmayı öğrendim ama sonra onu sildim; felemenkçe memlekete hoşgeldin mario/iyi uykular gibi şeyler yazdım… 23haziran ne ki; hedef2071 gibi tarihleri türkçe yazdım. İnlerinize gireceez inlerinizee diye 8 ayrı dilde ve alfabede yazabiliyorum; hayırlısı inşallah… Bernar hocamın imlası belki sizden iyidir ama niyeyse sıkıyı görünce ortadan toz oluveriyor:( halbuki sizi tüm cehaletinize rağmen, ortalıktan sıvışıp gitmediğiniz için seviyorum:) daha geçenlerde sayın fkt nin nerelerden bulup getirdiği bir don lastiğinin uçların tutmuşlar; bi yandan ip atlayıp bi yandan da neşeyle siyasi tekerlemeler paylaşıyorlardı. Neyse, şu seçim tantanası falan bi geçsin de; ondan sonra kendisinin seçeceği herhangi bi radio veya tv kanalında kapışmaya bile varım! İsterse yanına genç exwife nı da alıp gelsin; program sonunda aile fotoğrafı bile çektiririz:) Ona uyarak terbiyelerini bozmayıp yorum yazmayı bırakan kimi eski dostlarımıza da bi çağrıda bulunayım: buyursunlar, mösyö piyasada yok..:)

  4. 31 Mart seçimlerini Ekrem İmamoğlu az farkla da olsa kazanınca AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz tarihe geçen bir laf etmişti. “Hiç bir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu”. Daha sonra bu söylem “oyları çaldılar” şekline dönüşmüştü.

    Şimdi de aynı performansı bir daha gösteriyorlar. Münazara moderatörü İsmail Küçükkaya soruları E.İmamoğlu’na önceden vermiş. Bunun için de her tarafın kayıtlı kameralar ile donatıldığı bir oteli tercih etmiş ! Daha sonra bu iddia da “soruları çaldılar” söylemine dönüştü.

    Eeee, yeter artık. Bu yaptığınız geçmişte AKP’ye oy veren vatandaşlarımızı hafife alıp ‘biz ne söylesek bunlar inanır’ demektir. Bunun böyle olmadığını 23 Haziran akşamı göreceğimize inanıyorum.

    • Otelin sahipleri, IBB den ve AKP den bayaği ihaleler almişlar! Açikcasi AKP nin adamiları.

      Geçenlerde bir yorumcunun yorumuna yorum yazarken.
      Piyasaya çıkacak çakma videolardan ve otellerin doluluğundan bahs etmiştim.
      Insanin her partiden arkadaşlari olmasi iyi oliyor, bir haber gazetelere ve piyasaya çıkmadan haberdar oluyorsun…..heleki o haber bir tuzak plani ise, piyasaya çıkmadan arkadaşlar aralarinda paylaşılmasi bab başka oluyor.

  5. Sayın yazar medyanın içler acısı haline bakarak “Keşke bu günler hiç yaşanmamış olsaydı.” diye hayıflansa da ülkemizin diğer alanlardaki durumuna bakarak aynı ifadeyi kullananlar da az değil hani..:) ama bana göre ülkemiz birçok alanda çok daha iyi bir duruma gelmişken besleme medya da ters orantıyla dibi boylamıştır ve iyi de olmuştur(hatta daha da güzel olacak:)
    medyanın ne mal olduğunu eskiden de iyi biliyorduk, bu gün çok daha iyi biliyoruz..! İnternet medyasının durumu da farklı değil; hepsi aynı pislik… Ne zaman ve hangi medya memleketimizin hayrına bir çabanın içinde olmuştur ki şimdi biz ondan da mahrum kalacakmışız? Resmisi de özeli de aynı maldır; kendi başlarını yesinler inşallah..! Kamikazenin türkçesine “serdengeçti” diyebilirsiniz; yani vatanı için kendi hayatını feda edenler. (Tabii burada f16larla kendi ülkesini/milletini bombalayan mankurtlardan söz etmiyorum!) şimdi sürekli olarak milletimizin maddi/manevi tüm değerlerine karşı her daim savaş durumunda olan; yediği içtiği yalan dolan, fitne fesat ve derdi günü ballı kamu ihalelerine çökmek olan bir medya nasıl kamikaze olsun ki? Evet belki istanbulun rantı için ellerindeki tüm imkanlarla sağa sola, otel odalarına dalışlar yapıyorlardır ama bunun bizim serdengeçtilikle bir ilgisi yok? Bunların yaptığı daha çok yaz akşamlarında son anda can havliyle camdan içeri dalıp sabaha kadar vızz vızz diye ordan oraya şuursuzca dalışlar yapan ve insanı uykusuz bırakan ölüme susamış karasineklerin haline benziyor:) “mütareke basını” işte noolacak; savaşta neyse hazarada da o…

  6. Tunceli(dersim) katliamından sonra “Tuncelilerin Neden Chp nin yanında oluyor sorusu” nu hep duymuşumdur….
    Burdaki yorumcu arkadaşların çoğu Chp li olmamasına karşın Akpartinin yenilgiye uğrama ihtimali ve erken seçim oluşturabilme çabaları… istemeselerde Chp etrafında kenetlenme duygusunu geliştirdi…Bunu yapmayan iki parti var Mhp ve Bbp..doğal olarak cumhur ittifakı da birarada durup olayları kendi bakış açısından değerlendiriyor…iki kutuplu zemin arasında seçime gidiyoruz…başkanlık sisteminin doğal bi sonucu… Herkes zemin arayışı içinde…. Eski sistemde yüzde 30-40 larda alınan belediye seçimleri şimdi yüzde 50 artı bir oy….
    Hatırlayalım Başkanlık sisteminin gelmesine ençok kim karşı çıkmıştı tabiki Chp… şu anda başkanlık sisteminden en çok faydalanan kim tabiki Chp… Peki Chp bundan sonra eski sisteme geçmek ister mi… tabiki istemez… yüzde 25 olan kemik oylarına yüzde 25 daha geldi….
    Soru şu kurulacak olan yeni parti ( bir an önce kurulmasını bekliyoruz- şahsen ben karşı çıkmıyorum) Ak partinin oylarına mı talip… yoksa Chp nin tabanına mı…. Tabiki Akpartinin tabanına… Chp den zırnık oy çıkmaz….Anlamak için soruyorum..
    Motivasyonları şu mu ilk önce İstanbul seçimleriyle bir yenilgiye uğrasınlar, daha sonra moral bozukluğuyla erken seçim olur… 2020 -2021 gibi… önce başkanlığı Chp alır…Ak parti dağılır…kurulacak olan yeni parti çalışmalarıyla oylar kanalize edilir.. sonraki 2025-2026 yıllarında yeni partı başa geçer.( tabi o zamana hızlı bir şekilde boş durmayacak olan ve kadrolaşan Chp olacak) ihtimal 2025-2026 de alınmazsa 2030-2031….Bu mudur olay…
    Ya da şu mu olacak…erken seçim oldu…Chp ye denecek başkanlık seçiminde bize oy vereceksiniz.. Cumhur ittafakına karşı Abdullah Gül ve Babacan ekibi desteklenecek… beraber yöneteceğiz… ve buna da Chp liler o günkü konjonktüre bakmayacak hay hay eyvallah mı diyecek….
    Ya da şu mu İstanbul seçimlerinden sonra Ak parti dağılacak yeni kurulacak parti ak partinin oylarını birleştirecek…Chp nin karşısına geçip başkanlığı alacak….
    Ya da olay şu mu… Kardeşim bi bunlar yenilgiye uğrasınlar… içimiz bi soğusun sonrası kendiliğinden gerçekleşir.. bi gitsinler de sonrasına bakarız….kervan yolda düzülür…. ülke bi rahatlasın yetti gayri bunlar….
    Ya da olay… Belki ömrü hayatında Chp ye oy vermemiş burdaki kitle…Artık Chp değişti… gönül rahatlığıyla demokrasi özgürlük adalet gelecek mi diyor… Yıllarca bizi Chp yle korkuttular aslında Chp öyle bir parti değil..biz Chp liyiz artık

    2005 ten beri Türkiye film seti gibi neler yaşanmadı ki….Akparti ve cumhur ittifakı Fetö gibi Ergenekon gibi Pkk gibi örgütlerin varlığını kabul etmeli… Darbe ilişkisi olanlara en ağırını vermeli(bugün baya müebbet çıktı)… Bunlar boş durmaz yeniden palazlanmasının önüne geçilmeli( illerde yeniden alttan alta kıpırdanıyorlamış) ama bir an önce bunların yaratmış olduğu piskozdan kurtulmalı ve bizler de kurtulmalıyız….. Ak parti Chp gibi siyaseten esnek olmalıdır…..siyaseten.

    Ak partinin,mhp nin ,iyi partinin, saadet parisinin, büyük birlik partisinin kökeni aynıdır…. Ayrı ayrı parti olsalar bile Birlikte hareket edebilecek hale gelmelidir… Yav arkadaş chp ve iyi parti chp ve saadet bir araya gelebiliyorsa…. hayli hayli muhafakazar olan bu partilerde bir araya getirilmeli kendi içinde barışmalıdır…. Birazda demirelvari hareket etmelidirler.. Yönetimi paylaşmalıdırlar…Bundan sonraki seçimlerde hiç bir parti tek başına iktidara gelemez….Ülkenin etrafı sarılmış mayınlarla dolu etraf ortam karışık ekonomi durgun…En büyük büyük görev bence cumhurbaşkanındadır…Ben ülkemin umudunu bu partilerin birleşmesinde görüyorum….Ben ülkemin geleceğini ne Chp de ne de hdp de görmüyorum…..
    Samimi bir şekilde Ben ülkemin geleceğini milli ve manevi değerleri olan bu partilerin birleşmesinde görüyorum…Seçimden sonra ortamın yumuşatılması bu partilerin arasında….küskünler arasında…bağ kurulmalıdır…. Bahçeli gibi Temel bey gibi Abdullah Gül gibi Meral Akşener gibi ülkesini düşünen ve seven biri olarak gördüğüm Erdoğan artık bu olaya girişmelidir… Bir araya gelmeliler buna mecburdur….çıkar ve menfeaat grupları engellemeye çalışsada ….başka hesapları olan olsada bu olaya girmelidirler…. Bundan kaçan kaybeder….. Nüans farkları olsada beraber yönetmesini öğrenmeliler…..yoksa Basit bir adamı Müdafa etmek zorunda kalıyorlar…

    Hemen itiraz gelebilir… Yenilgiyi anladı şimdi böyle konuşuyor denecektir…( yoo ben bunları binali beyin alacağı ihtimali ile söylüyorum… Chp ve hdp karşıtlığımla söylüyorum)yok bu böyle yok şu şöyle…Ama onlar kibirli ..Kibirse herkeste var var… demiri soğutma meselesi ise herkeste demir sopa var…..Ama onlar yandaş… Burda yandaş olmayan mı var…

    • Erdoğan 2009’da ‘one minute’ ile uçmaya başladı. Türkiye’nin gücüne denk olmayan bir dış politika ile İslam dünyasının halifesi olmaya soyundu. 1000 küsur odalı sarayı da bunun için yapmıştı. Suriye iç savaşını destekleyerek Türkiye’nin başına YPG/PYD belasını sardı. Batıdan aldığı borçlarla ekonomiyi yönetirken Batı’ya meydan okumak gibi hala açıklayamadığım bir hataya düştü (acaba Saddam Hüseyin gibi kandırılarak yönlendiriliyor mu?). Türk Devleti 15 Temmuz operasyonu ile Batı’dan kopmak isteyen Avrasyacı kliğin eline teslim edildi. Batı, Erdoğan+Avrasyacı ittifakına diz çöktürmek istese sermaye girişini büyük ölçüde keser ve dolar 9-10 TL olur, fakat yıllardır bunu yapmıyorlar. Gerçeğin ne olduğunu S-400’ler geldiğinde göreceğiz. Cumhur İttifakı bir ‘Siyasal İslam+İttihat Terakki’ ittifakıdır. Geçmişte bunun benzeri Osmanlıyı iyice çökertmek için kullanılmıştı. Cumhuriyeti kuran CHP iç siyasette çok başarılı olamasa da dış politikada tecrübeli ve sağduyulu bir partidir (CHP’deki kimi marjinallere kafayı takmayın). A.Gül/A.Babacan ve arkadaşlarının kuracağı yeni parti, CHP ve IYI Parti ülkücülerinin koalisyonu M.K.Atatürk’ün gerçekçi, mücadeleci ve çözümcü dış politikasını sağlayacaktır. Sizin gibi vatanseverler de burada yerini almalıdır. Zira dış politikada blöf ve maceracılık felaket getirir ve iç politikada olduğu gibi telafisi olmaz.

  7. Evdeki çöpleri düzenli bir şekilde kapıcıya vermek, kapıcı yoksa belediyenin çöp kovanına atmak.
    Geri dönüşüm atıklarını apartmanda ayrıca toplamak.
    Kızartma yağlarını kavanozda toplayıp apartmandaki yağ toplanma yerine bırakmak.
    Bitmiş pilleri büyük marketlerdeki toplama yerine götürmek.
    Sokağa, denize, göllere, akarsulara dönüşümü uzun olan materyalleri atmamak.
    Şehirlerimizi olabildiğince temiz tutmak.
    Piknik yaptığımızda atıklarımızı taşıyıp ilk çöp kovasına atmak.
    Plajlardan ayrılırken meşrubat ve gıda atıklarımızı çöp kovasına atmak.
    İçme suyu barajlarına giden akarsu yanlarında piknik yaparken, dereleri kirletmemek.
    Sanayi ve kanalizasyon atıkları için arıtma tesisleri kurmak.
    . . . . .
    Toprağı, havayı ve suyu olabildiğince temiz tutmak.

    Eğer bir kişi, yukarıda özetlenen kent yaşamı kurallarına yeterince uymuyorsa sağcı-solcu, dindar-laik veya CHP’li-AKP’li olmasının bir önemi var mı ? Sn. Fehmi Koru’ya bu hayati konuya yer verdiği için teşekkür ediyorum.

  8. Adamın biri, HORANTA (ev halkı) için çalışır- çabalar bütçe açık vermesin diye, kavanozla bal alır, ellerine ekmek vererek, kendi çocüklarına ekmeği kavanoza sürerek bal yemelerini öğütlermiş. Hakiki balı ise El’ler (yabancılar) yermiş.
    Koş-koştur, canhıraş bir şekilde çalış; amma, hududları bekliyen, imalatı gerçekleştiren, köprüler, saraylar (ADALET Sarayları da olabilir) yaptırdığın çocuklar bundan nasiblenmesin. Ne anladım bu işten ?
    Ben, gene, paramı ZİMMETİNE GEÇİREN AVÜKATIN, HACZEDİLEN MALIMI alıp kaybolan YED-EMİN’İN peşinden koşturmaya ve dinimi, namusumu, ailemi tarumar eden eden TV programlarına (istisnası yok ki) mahkum olduktan sonra, İngiliz’in kendi ülkesinde, bir müslümana tanıdığı adalete hasret kaldıktan
    sonra neye sevineyim, neye güleyim ? Kendi VATANIMDA garip, kendi VATANIMDA – azınlıklar altında- PARYA kaldıktan sonra……..

    Ben ise, ferasetten uzak, gafletle, hamakatla bu dolabları seyre dalıp, baka kaldıktan sonra…..
    BATIL’ı tasvir (ettirip), SAF zihinleri dalalete (yanlışa-şaşkınlığa) götürdükten sonra…. Olayları takipten
    aciz kaldıktan sonra….. Ne anladım bu işten ?….

  9. Gril sezonu başladığında en gelişmiş, en çağdaş denilen toplumların piknik alanları bile çöp dağlarıyla kaplanır. Normal zamanlarda yalnızca çimleri biçmek ve konser düzenlemekten başka hiçbir iş yapmayan (ha bir de çok güzel trafik ve park cezası keserler/tahsil de ederler:) belediyelerin temizlik işçileri de bu çöp dağlarını ortadan kaldırmak için fazla acele etmezler. Çünkü çöpçülerin iş koşulları ve çalışma saatleri bir doktorunkinden çok daha insani ve konforludur. Neredeyse türkiyeli bir genelmüdürle aynı mesai şartlarına sahip temizlik personelleri… Gündüz vakti şehirde dolaşan bi çöp kamyonu görürseniz o şehri ve mümkünse ülkeyi hemen terkedin:) Oraların piknik alanlarını da türkler kirletiyordur diye atarlanacak mankurtlara peşinen söyliim; yerlisi kirletiyor..! Zaten pek yabancısı olmayan bir ab ülkesi ve şehri; hatta bi yabancının öyle ortalık yere çöp atmaya pek cesaret edemiicee kadar da muhafazakar yerler yani… İstanbulda binlerce başıboş köpek dolaşır, yıllardır istanbulda yaşarım, bir kez bile köpek pisliğine rastlamadım veya üstüne basmadım:) dünya cenneti batı şehirlerinde ise bir ayyaşın veya köpek kakasının üzerine basmadan yürümek mümkün değil..! Ya oralardaki köpek sahipleri de çok pis ve dikkatsiz/eğitimsiz ya da bizim sokak köpeklerimiz bile daha hijyenik ve medenileşmiş..? Bağdat caddesinde insanlarla birlikte kırmızı ışıkta bekleyen bi köpek dahi görmüştük..:) ama istanbulun en işlek en gezilesi yerlerinde bir tek çöp kovası bulunmadığı için bütün tarihi yarımadayı elimde fatihten alınmış bir sıcak taş kadayıfı külahıyla dolaştığımı da bilirim:( türk insanı dünyanın en temiz halkıdır; sorun işini düzgün yapmamış belediye personeli ve yöneticilerindedir..! Sakın şimdi de terör var da, bomba koyarlar falan diye çöp kovası koyamıyoruz diyenler olmasın; vallahi ağzını burnunu…

  10. Bu düzen elbet bir gün değişecektir. 3. Bin yıl Kur’an düzeni gelecektir. Dünya genel itibariyle gaflet içindedir. İnsanlık bir çıkış yolu aramaktadır. Elbetteki bu çıkış büyük devletlerin nükleer silahlarıyla meydana gelecektir. İnternet ve teknoloji ürünleri devre dışı bırakılacak ve insanoğlu Hz. Adem’in dünyaya iştirak ettiği zamana dönecektir. Halk ortaklık sisteminde tarim ve hayvancılık yapacaklar; bucakları meydana getirecekler.
    Akevler. org sitemizden değerli Süleyman karagulle hocamınizin ve Değerli Reşat Nuri Erol yazarimizin makalelerini ve Kur’an seminerleri inceleyebilirsiniz.
    Selam ve dua ile…

  11. Çöpler piknik yapanların evlerine gitmiyor
    Yazarlar Sermaye’den emir almış, AK Parti’yi böyle yıkmak istiyorlar. Yazarlara olağanüstü imkanlar sağlanıyor. Ayrıcalıklı hayat yaşıyorlar. Koru inancı, çevresi, ailesi nedeniyle sıradan bir hayat yaşamaktadır. Gelirinin sıfırlanması ona etki etmiyor. Onun için Ocak Medya’da yazabilmektedir. Arkadaşları ise sıkıntılı hayat yaşıyorlar.
    Yazarlara bir şey olmaz, rüzgâra göre yelken açarlar, sıkılmadan o tarafa kürek çekerler. Çöpe atılan Türk basınıdır. Bunun çözümünde sorumlu onlar değildir. Yaşayan ölüler haline getirilen yazarların kendi imkânları ile halklarına dayanarak bir medya oluşturmaları gerekir.

  12. “””Örnek isteyen bir zahmet en yakın bayiye gidip bugün çıkan gazeteleri alsın ve eğilim ayırt etmeksizin hepsini manşetlerinden köşelerine kadar gözden geçiriversin.”””” Yardımcı olalım.. buyrun manşetler:

    Sabah… Chp de suç bastırma paniği
    Sözcü….iftiralar daha da artacak(otel)
    HürriyetTürkiyeden özür dile( kaşıkçı)
    Milliyet..En Arsız hırsızlık( ressam)
    Posta….. Google nikahı
    Türkiye…. Kıbrısta Meydan Okuduk
    Cumhuriyet…… Gözdağı Timi(otel)
    Y. Çağ . S.iptali tamamen duygusal
    Yeni şafak….Şimdi siz düşünün(kbrs)
    Akşam.B.düzü raporunu okudunuzmu
    Karar….vahşetin kayıtları(kaşıkçı)
    Milli gazete.. ist.sorunlarını biz çözeriz
    Star…23 Haziran da ist. Sahip çıkın
    Milat…. Katil suudi
    Güneş….. Ajans el koydu
    Evrensel…..Yine yağmur suçlu çıktı
    Yeni Asya.Tarih bu zulmü unutmyck
    Birgün…. her dönem şaibe
    Korkusuz.Adale tartısı yanlış tartıyor
    Akit… imamoğlu israf şampiyonu
    Diriliş post… iller bankası bile kredi vermiyor

    Fehmi beyin dünkü yazısının manşeti…

    “”Seçime 5 kala tablo iktidar cephesi için flu.. Tek umut yoğun medya desteğinde görünüyor……””

    Fehmi beyin bugünkü yazısının manşeti…

    “””Medya bu seçimle ilgili yayınlarıyla kendi mahvını da hazırlıyor…”””

    Bir de eskiden Doğan grubu vardı… Zaman grubu vardı…. ne güzel atarlardı manşetleri… Demekki kendilerini mahvetmişler… çuval çuval gelirdi Emre uslulara,can dündarlara, Ekrem dumanlılara….Ekrem dumanlı deyince hep aklıma meşhur sözü gelir… “Ya adam gibi gider. Ya da gitmek zorunda kalır.”

  13. Birileri bugün Mursi’nin vefatına gönderme yaparak Erdoğan’ı tehdit etmeye çalışıyor.. Erdoğan da, biz hepimiz de aynı şekilde, Mursi’nin başına gelenlerden ders almamız gerek. Mursi kendi atadıkları tarafından infaz edildi! Yakınlarımızı doğru seçmez, onlara yetki verirsek, hem onlar yarın ihanet ederler, hem de Allah’ın yardımının bize ulaşmasını engelleyen bir perde olurlar. Dostumuzu iyi seçmemiz, düşmanımızı iyi tanımamız gerek.

    • katılıyor ve ekliyorum ünlü bir atasozünde denirki (hatırladıgım kadarıyla. eksigi bilenler tamamlasin lutfen): düşmanlarını kazanmak için dostlarını kusturenler ne dusmanlarının dostluğunu kazanabilir ne de ihtiyacı oldugunda dostlarını yanında bulurlar.

  14. Medya hala çok etkili.
    Büyük ekonomik kriz bu kadar illizyonla saklanabilir.
    Fed faiz indirecek dolar düşüyor ,FED den yardım mı almış olduk.
    FED faiz artırma ihtimaline karşı doların artması dış güçler kuşatıyorlar argümanı.
    Bu kadar issizlik,enflasyon,küçülme döviz fiyatları hangi hükumet olsa çoktan meclis dışında kalırdı.
    Halen belediyelerin sayıca çoğunluğu alınmış.
    Rakipler bir şekilde medya ile şeytanlaştırılıyor demek.
    Medya desteği olmasaydı başkanlık sistemi bizi uçuracak diye halkı uyutmak hiç bu kadar kolay olmazdı.
    Uçurumdan uçmuş uz demek.
    Medya her zaman kitleleri yönlendirecek bir neden bulur.
    Medyaya sahip olan, şeytanı melek,meleği şeytan gösterebilir.
    Medya; herkesin oyu eşit olduğundan magazin seven ve analitik düşünemeyen yığınları istediği gibi yönlendirmekte zorlanmaz.
    Medyanın da bir kredisi var ve bu sonsuz değildir.
    Artık uyuşturucunun etki etmediği safhaya gelinmiş gibi.
    Başarılı yönetmenler halkın istediği film mi yoksa halkı eğiten film mi çekmek isterler.
    Başarı gişe hasılatı ise (ivedik,erotik, hatta porno filmler) gişe rekoru kırarlar.
    Halka faydalı olayım eğlendirirken bir şeyler öğreteyim diyen yönetmenlerin sonunun ne olduğunu bilirsiniz.
    Medya halkın belli bir çoğunluğu üzerinde etkisi halen devam ediyor.
    Eğer artık etkili olmadıkları görüldüğü an beslenmezler.
    Belki son a yakın bir evredeyiz.

  15. Bunlari hala okuyan izleyen, dinleyen kaldı mı ben de onu merak ediyorum. Yıllar yıllar önce hepsini iptal ettirdim tv’den, insanin bir fikri olur, yorumcu değil kurşun asken bunlar, fikirleri vs. yok ellerine ne verilmişse onları okuyorlar daha doğrusu öyle yapıyorlardı eskiden muıhtemelen hala öyledir.

  16. Sadece medya değil siyaset,bilim, sanat, felsefe, ticaret, toplum.. aklınıza gelebilecek her şey bozuldu ve düzelme ihtimali yok Fehmi bey. Allah sonumuzu hayırlı etsin.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız