Muhalefet treni bir kez daha kaçırmak istemiyorsa…

45
Reklam

Karşılarına çıkan dikenli sorunlara AK Parti yetkililerinin nasıl yaklaştığını artık biliyoruz. İktidarın 20 yılı boyunca yaşananlar bunu herkese öğretti.

“Biz sorunları kendi içimizde çözeriz, dışarının eleştirilerine kulaklarımız tıkalı” yöntemi bu.

AK Parti’nin defalarca ifade edilmiş medyadan beklentisi sorunları kendi içinde çözme yöntemiyle ilişkili. Medyaya, “Yazmayın, bir sorun mu var, onu bize bildirin, çözelim” tavsiyesinde bulunduklarını biliyoruz.

Bülent Turan, AK Parti’nin grup başkanvekili, Sedat Peker’in iddiaları üzerine şu açıklamayı yaptı:

“AK Parti’yi demokratik ülkelerdeki örneklerin dışında 20 yıldan beri iktidar yapan en büyük özellik halkına rağmen iş yapmamasıdır, milletine rağmen iş yapmamasıdır. Hatasını görmesi, yanlışı varsa revize etmesi, gerekli görüşmeleri yapmasıdır. Dediğiniz konuda da (Sedat Peker’in iddiaları) AK Parti’nin hatası varsa bireysel olarak bunun gereğini AK Parti yapmak durumundadır.”

Sedat Peker ilk videosunu 2 Mayıs günü yayınladı. Videolarda dile getirilen iddialarla ilgili AK Parti adına yapılan Bülent Turan’ın “Biz gereğini yaparız” açıklamasının tarihi 7 Haziran. Dokuz video sonra yapıldı bu açıklama.

AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün, partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada konuyla ilgili kesin tavırlarını şöyle açıkladı:

“Şimdi de suç örgütlerine bel bağladılar. FETÖ’den PKK’ya organize suç örgütlerine kadar tüm yeminli millet düşmanlarının iftiralarını Meclis kürsüsüne taşımakta ısrar edenleri gördükçe üzülüyoruz. Onlarla kaybedecek vaktimiz yok, yapacak işimiz çok. AK Parti’nin kirli senaryolara çekilmesini asla kabul edemeyiz.” 

Reklam

Tipik AK Parti tavrı.

Daha önce de son örneği “128 milyar dolar nerede?” sorusunda düğümlenen kendilerine yönelik eleştirilere karşı da benzer bir yaklaşım sergilemişti AK Parti.

Bakanlığına kendi şirketinden alım yapmış bakan olayında da aynı yaklaşımı görmedik mi?

Uygulanan yaklaşıma bir ad takmak gerekirse ‘unutulmaya terk etmek’ diyebiliriz.

Kendileri üzerinde durmazlarsa konunun unutulacağına inançtan kaynaklanıyor bu tavır; bu yüzden de şimdikine benzer ortamlarda susmayı tercih ediyorlar.

Son 20 yılın tablosuna baktığımızda bu yaklaşımın başarılı olduğunu görebiliyoruz. Eleştiriler ne kadar ciddi olursa olsun, iddiaların ömrü fazla uzun olmuyor. AK Parti yoluna devam ediyor.

Galiba bu kez de beklenti bu.

Sonuçta iddia sahibi devlet adına konuşanların ‘suç örgütü lideri’ olduğunu özellikle belirttikleri biri. Dile getirdiği konuların bir bölümü –Kutlu Adalı suikastı gibi- AK Parti öncesiyle ilgili. Son 20 yılla ilgili konular ise kişilere yönelik iddia ve ithamlar…

Reklam

Bir süre sonra bir bakanın daha sosyal medya hesabından ‘affını’ istediğini ve bunun kabul edildiğini duyabiliriz.

İçişleri bakanlığına yeni bir isim gelebilir.

Demirören grubunun Doğan Medya’yı Ziraat Bankası kredisiyle alması…

Sezgin Baran Korkmaz’ın bir otele çökmesi ve diğer icraatları…

Uyuşturucu…

Politikacılara ödenen paralar…

Seçim sırasında evlere dağıtılan kahve…

Unutulur, unutulur…

Günlerdir ülkeyi etkisi altına alan eleştiri malzemesi tükenebilecek veya böyle durumlarda çoğu kez görüldüğü gibi iddia sahibi boş çıkacak yeni ithamlarla kendi kendisinin elini zayıflatabilecek ve ‘ana akım’ diye bilinen medya zaten iddiaları görmezden geldiği için söylenenler hedef kitleye ulaşmayacak ve bu beş-on hafta boyu konuşulanlar konuşulduğuyla kalacak mı?

Sözün kısası, AK Parti’nin kendisine yönelik eleştirileri unutulmaya terk etme tavrı acaba bu defa da işe yarayacak mı?

Beklenen bu, daha önce işe yaramıştı bu tavır, bu defa da yaramaması için sebep ne olabilir?

Sorunun cevabını iktidarın değil muhalefetin tavrı belirleyecek.

Sedat Peker’in tek başına yürüttüğü ne bizde ne de bir başka ülkede görülmüş bir olay değil. Ancak eleştirilerinin iktidarı zorladığı hatta sarstığı da belli. Peker’in ithamları sözünü ettiği olayların çoğunda kendisi de ‘özne’ olduğu için ‘itiraf’ anlamına da geliyor ve bu sebeple dinleyenleri etkiliyor.

Muhalefet onun dillendirdiklerini tekrarlamaktan öte bir şey yapmıyor.

Oysa insanlar Peker’e kulak vererek iktidarın yanlışlık yaptığını anlasalar bile çıkış yolunu ondan öğrenecek değiller…

İnsanlar yanlışın yerini hangi doğrunun dolduracağını bilmek ister. 

Hangi doğru? Bunu insanlara bugün kim anlatıyor? 

Anlatıyor mu?

Yalnızca eleştirinin seçmeni etkilemede yeterli olmadığını biliyor iktidar ve muhalefeti hep eleştiren taraf halinde tutarak her seçimde sandıktan ilk sırada çıkmayı başarıyor.

Vaatleri hep iktidar sözcülerinden duyuyor insanlar, eleştirileri ise muhalefetten…

Garip değil mi?

Başka her şeyi bir tarafa bırakalım bugün ve iktidarın karşısında olan, ‘alternatif medya’ denilebilecek gazetelere göz atalım, televizyon kanalları ve YouTube üzerinden yapılan yorumlara kulak verelim.

Eleştiriden başka bir şey okuyup işitecek miyiz?

“Halk aç” diyor muhalefet, halkın açlığını nasıl gidereceğini ise söylemiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan muhalefetten gelen “Halk aç” eleştirisine “Açsa, siz doyurun” derken bu boşluğa işaret ediyor, ama anlayan yok.

Anlaşılana kadar tren bir kez daha istasyonu terk edebilir.

ΩΩΩΩ 

Reklam

45 YORUMLAR

  1. Avam arkadaş “Toplum iklimi herkesi büyüklüğü ölçüsünde kirletıyordu.
    Halk kendisini temizlemeden yöneticilerinden nasıl temiz olmasını bekleyebilir.” buyurmuşsunuz da;
    Türk toplumuna ve seçtiklerine sövüp saymak yerine bence siz kendinizi bu tip ifadelerden arındırmaya bakın…

  2. Mustafa Kemal Paşanın ( Atatürk ) , yasa gereğince Tekâlif-i Milliye emirleriyle halktan bedeli ödenmek üzere borç olarak aldığı yardımların , Kurtuluş Savaşından sonra bedelleri şu şekilde ödenmiştir :
    1923——4.340.508
    1924——1.145.053
    1925——–236.949
    1926——————
    1927——–189.988
    1928———-86.564
    1929———- 4.601
    TOPLAM—-6.003.663 TL
    Merak edenlere ve ilgilenenlere duyurulur !
    Selamlar ,iyi geceler

    • Ali bey yine bize eski türkiyeden kimi eski verilerle gelmişsiniz; yahu varlık vergisiydi, çalışma kamplarıydı, açlık karneleriydi, milletin görmediği zulüm kalmamış, siz hala estek köstek diyorsunuz…
      Ben de diyorum ki; yeni türkiyede devletimiz, köprüden kaçak geçen sürücüye kestiği cezayı bile, eğer vatandaş bir ihtimal ödemişse, seçimden önce onları bile iade etti, geri ödedi diyorum; siz bana almanyada bebek yardımı var, köoek maması var ne güzel diyorsunuz…

  3. Osman bey “Kemal Kılıçdaroğlunun Geçmişine bakın okulları birincilikle bitirmiş, insana saygılı, Hesap uzmanı.” demişsiniz de yahu kendi başına gidip oy sandığını bile bulup oy kullanamadı bu hesap uzmanı, gözü yemediği için cb seçiminde aday diye m.inceyi çıkarabildi; sen bizimle kafa mı buluyorsun?
    Hesap uzmanıymış, hangi öğretim kurumunu birincilikle bitirmiş?
    Çiller de ekonomi profuydu, nooldu???

  4. Pislikler her tarafı akın akın basınca tek adam ne yapsın, hangi birisine yetişsin. Bir ay olmuş bütün Marmara’yı pislik götürüyor, Çevre bakanı uyuyor, yani emir bekliyor. Sonunda Başkan buna bakın diye emir verdi, bakan harekete geçti, ve hemen ertesi gün 17 maddelik eylem planı açıkladı. Bir günde hızlı karar almak buna denir işte. Ne de olsa başkanlık sistemi. Ne yaptılar peki? Bugün açıklamış bakan, 1000 kişilik bir ekiple 400 metreküp pislik topladık ve bertaraf ettik. Nerede bertaraf ettiniz? Herhalde Ege’ye yada Karadeniz’e dökmüşlerdir. Daha önce Haliç’te yaptıkları gibi. Bakanın görüşü de bu kadar, yüzey temizliği. Nüfusuna nüfus kattıkları ve betona boğdukları İstanbul ve Körfez o pisliği akıtmaya devam edecek Marmara’ya, bunlar da köpüğünü alarak yola devam edecekler. Pislik içinde yüzmeye devam edecek ülke.

    Ne diyordu Peker, “Pisliksiniz oğlum …”. Bağlamına tam oturdu şimdi.

  5. Dünyada bizim Türk halkı gibi bir halk mumla arasanız bulamazsınız.

    Okumayı araştırmayı, sorgulamayı, düşünmeyi, sevmezler. Kendi gözlerine değil yalancıların sözüne inanırlar.

    Yönetmeyi değil yönetilmey’e
    Dine değil hurafe’ye inanan ve seven bir milletti
    Erdoğan gibi matamatık uzmanı ve mevsimlere göre renk değiştirenler’den başkaları yönetemez.
    Matamatık uzmanlığı muazzama bir bölme, çarpma, toplama ve topladığını sıfırlama yeteneğine sahip olmasından kaynaklaniyor.

    Her zaman dediğim gibi bu ülkeyi erkekler değıl hanımlar batırıyor.

    Erdoğan, mevsimlere göre renk değiştir’me uzmani olduğu için kadınlar onu evlatların kanları ve canları ile besliyorlar.

    Birzamanlar, Benim baş örtülü bacılar’ım’idi şimdi terörist vatan haini ve ocu bucu oldular. Zaten Baş örtüsü’de hakkın rahmetine kavuştu.
    Sadece süs ve oy toplama simgesi olarak Aldatan ve Kandıranlar Partisinde Dinaletin fetvaları eşliğinde cennet anahtarlarını dağıtma görevini icra ediyorlar.

    “Benim gece konduda oturan fakir vatandaşım, Ramazanda kuru ekmekle iftar ederken ben ⭐⭐⭐⭐⭐ otelerin lüks lokantalarında iftar etmem,” derdi.şimdi. 🌟🌟🌟🌟🌟 mühdeşem ak sarayda 3 övün + ikindi ziyafeti ejderler mejderlar ile beslenıyor.
    Biz acayip bir milletiz fakat kılıfına uydurma konusunda hiç bir millet elimize su dökemez.
    Aksaray ve ejderler yabancılara karşı gurur ve rağbetimiz içinmış.
    Elhemdulillah Müslümanız ya gösteriş haram’a fetva çıkarır ve halal yaparız.nasıl olsa bizim millet bunu yutar. Aslında yutmazda cepleri için ses çıkarmazlar.

    Dünya lideri ABD başkanlığına ait 2 uçak var, bizim dünya ve ümmet liderinin uçan sarayları ile birlikte 13 uçağı var.
    Halen daha bunlar bırakın sorgulayip eleştirmeyi sırf kendi menfaatları için savunup kol kanat gerenler var.
    600 millet vekili ve onların danışmanları yan gelip hak yemekten başka dertleri yok.
    Baksanız ya bunlar aralarında Gergerlioğlu gibiler dahi barındırmiyorlar! Adamın suçu Aldığı maaşı helal’ından kazanmak.
    Onun içn adami meclisten atıp hürriyetinden ettiler.
    Hangi muhalefet partısı biz ihtidara gelirsek Millet vekillerinin sayısını 500 veya 450 düşüreceğiz derse ona oy vereceğm.
    Yoksada varsı erdoğanı akp’si ve karadeniz eyaleti ülkeyi sıfırlasınlar.
    Bu kadar rezilliğe rağmen halen daha suçu birilerine yamalyacak kadar vijdan’ dan yoksunlar’a! Sorumdur.
    Bu milletten Gulen ve cemaatı’mi oy isteyıp yönetime talip oldu yoksa yanar döner Erdoğan’mi?
    Millet ülkeyi yönetmek ve korumak için Gülen’i değıl erdoğani seçti.
    Yap et suçu ülkenin ak ciğyerlerine at ve kendini temize çıkar.
    Hiç merak etmeyin.
    Millete tuzak kuranlar o tuzaklarda yok olacaklar.

    • Nurdan abla, ben burda mebus sayısının 600e çıkarılmasına gerek yok, bunların bakımı zor derken sen tek kelime etmiş miydin acaba? Ağzını açıp tek kelime ettiğini duymadık o zaman, referandum muydu neydi artık…
      Şimdi de çıkmış mebus sayısını düşürene oy veririm diyorsun.

      • Hiimm ben idim diktatörlüğe atılan adımları destekleyen oy veren ve halen dahada onları savunan.
        Gardaşım H Gayret ve
        Burada benimle bahse girenlerden tutunda erdoğan için saldırıp hakaret edenlerin
        bir çoğundan şu an eser kalmadı bazılaride 180° dönüş yaptı. Demek ben hariç hepiniz Karadeniz Eyaleti Tayyip Cumhurriyet’ine karşıymışsınız.
        Bende savunucusiymişim.

        Bizde suçlar yer değiştirdi.
        Gergerlioğluda bunun örneği.
        Parasını helal kazanan hapiste. Millete hakaret edenlerde ve çalanlar başta.

  6. Tren yine kaćar. Çünkü ülkede iktidar sorunu yok muhalefet sorunu var.Çikip min min etmekten başka bir şey yaptıkları yok , aynı şeyleri tekrarlayip duruyorlar.Bunlar hazirci , haZir lokma olsun başka çabaya gerek yok üç beş milletvekili olsun makamda tutunayimda istersen ülke Batsın rahatindalar.Baksanıza peker bile bunlardan daha iyi muhalefet yapıyor.

  7. Ender bey “Yani tam bağımsızlıktan feragat etmek ve AB’ye tam entegrasyonu kabul etmek gerekiyor.” buyurmuşsunuz da; “tam bağımsızlık sizin şeyiniz miki feragat edelim” önümüze gelene birazını verelim?

  8. Deniz salyası salgını kimin eseridir?
    Hataydan istanbula kadar tüm akdeniz ege sahilleri, trakyanın her yanı, karadenizin nerdeyse tamamı chp li belediyelerden oluştuğuna göre, hem de yıllardır, bu pisliğin kaynağı herhalde anlaşılmıştır!
    Efendim?

  9. Bizim milletin Yanılgısı:

    Lider, dediğin boylu, poslu, vurunca yumruğu soğanının cücüğünü çıkaran, Hitabı kuvvetli insan arıyorlar (Devrin donanımını alamayan Liselide olabilir.)

    Kemal Kılıçdaroğlunun Geçmişine bakın okulları birincilikle bitirmiş, insana saygılı, Hesap uzmanı.

    Millet diyor ki Alternativ varmı?

    Kemal kılıçdaroğlu, Meral akşener, sadet lideri denedin mi hemşerim sen denemediğini neye göre kıyaslıyon.

    Hadi bunları Geçtik AKP’den ayrılan Babacana veya Davutoğluna verebilirsin.

    Allah bu millete fırsat verdi:

    Büyükşehir belediyelerini çoğunu CHP aldı ve bütün engellemelere rağmen AKP’den gelen bütçeden tasaruflarla çok iyi yönetiyorlar.

    Hani CHP yönetemezdi Demek ki fırsat verilse güzel yönetiyorlar.
    Halk tv ve tele1’de CHP ekonomi kurmayları önerileri var, dinleyen yok.

    Hadi bunları dinlemiyon. CHP görüşlü Murat muratoğlu , Selçuk geçer, iyi pati görüşlü Devrim ZELYUT youtube’da uyarıp duruyorlar, öneride veriyorlar dinleyen kim?

    İnsanın fıtratında var:

    Alimler der ki Yönetici, Evliya da olsa uzun sürede bozulur.
    Bunun için Avrupa, Amarika üst üste bir insanı seçmiyorlar.

    Kanunlarında var bir insan 10 yıldan fazla yönetici olamaz.

  10. Sayın yazar muhalefete iş öğretirken bari faydalı olabilecek tavsiyelerde bulunsa ne güzel olurdu ama alıntıladığı şu bozuk türkçeli demeç bile pek de iyi niyetli olmadığının “görünür bir göstergesi”(bu tabir bana değil yorumculardan uğur beye aittir)
    Bu “Biz gereğini yaparız” açıklaması biraz da gezi kalkışması/vandalizmi sırasında önceki cb nin “biz mesajı aldık” mesajını anıştırıyor ama neyse…

    Buyrun beraber okuyalım:

    “AK Parti’yi demokratik ülkelerdeki örneklerin dışında(dikkat buyrun: akpartiyi doğrudan demokratik ülkelerdeki örneklerin dışına çıkarıyor) 20 yıldan beri iktidar yapan en büyük özellik halkına rağmen iş yapmamasıdır,(halkın birçok beklentisi olduğu halde iş/icraat yapmadıklarını vurguluyor ve bu sayede de 20 yıldır iktidarda tutunabildiklerini söylüyor) milletine rağmen iş yapmamasıdır.(ki yapılmış olan işler milletin en az %50sinin karşı çıkmasına rağmen yapılmışken söylüyor bunları) Hatasını görmesi, yanlışı varsa revize etmesi, gerekli görüşmeleri yapmasıdır.(yanlışlarını iyice revize etsin diye böyle bir eleman her partiye lazım:) Dediğiniz konuda da (Sedat Peker’in iddiaları) AK Parti’nin hatası varsa bireysel olarak bunun gereğini AK Parti yapmak durumundadır.”(partiler bireysel midir tüzel midir mevzu beni biraz aşıyor ama neyse) dediğine göre ‘akpartinin hatası varsa gereğini yapmak durumunda’ymış, bence de öyle, ilk iş de; verdiği bu demecini parti yöneticisinin kendisine yedirirdim!!!

    • Yorumlarının kaale alınır bir tarafı olmasa da ve dahi bazen haklı olarak eleştirdiğin yazım hatalarını kendi uygulaman yönünden hiç takmasan da,şu tarz eleştirilerine yersizdir dersem sana haksızlık yapmış olurum. Yani bazen eleştirilerine hak verdiğim ve onlardan yararlandığım da oluyor.
      “görünür bir gösterge” tabirini ise yazarken düşünerek yazdım,aynen senin tiye aldığın mananın anlaşılabileceğini de düşünerek hemde. O tabiri bile isteye yazarken “her göstergeyi herkes görebiliyor mu? ” mantığı üzerinden yürüdüm. Bir meseleye dair bir gösterge vardır fakat onu herkes göremeyebilir,farkında olamayabilir,onu görecek kadar herkesin basireti gelişmemiş olabilir. Ancak herkesin görebileceği kadar açık göstergeler de olabilir ki,bu kadar açık bir göstergeyi belirtmek için hususen o tabiri düşünerek seçtim. Yine de dikkatini takdir ediyorum.

      Şu dikkatini bir de hakikat yoluna ayarlayabilsen diyeceğim ama…neyse belki bir gün o da olur. Niyet hayır,akıbet hayır…Şu fani dünyadaki niyet ayarı,sonsuz hayatın sonsuz mutluluğunun anahtarıdır.

      Neyse yine de bu tarz eleştirilerine her zaman eyvallah derim.
      Yine düşünüyorum da postumu malikanenin girişine paspas olarak yapacağın,kellemi de şöminenin üstüne asaletinin nişanesi olarak asacağını söylediğin günlerden bu tarafa geldiğin şu aşamadaki şu tarz eleştirilerin çerçevelenip,duvara asılacak kadar da takdire şayan duruyor.

      • Sayende yıllar öncesine lise çağlarına gittim. Oldukça yetkin bir edebiyat öğretmenimiz vardı. Anlatım bozukluğuna örnek verirken Yahya Kemal’in meşhur “Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol” mısrasını vermişti. Hoca “veda ederken kol sallanmaz,sallanan eldir” diyordu. Ben o zamanda şimdi de “niye sallanmasın” diye düşünüyorum. İnternete baktım. Aynen bizim edebiyat öğretmeni gibi bu konuyu eleştirenler çıkmış. Hatta birisi İstiklal Marşı’ndaki “çatma …çehreni” tabirini de yanlış buluyor. Dilimizde çehre çatılmazmış,kaş çatılırmış,çehre asılırmış…Dilimizde kaş çatma tabiri yerleşmişse de,benzetme çehre için niye kullanılmasın diyorum ben de.Yani gördüğün gibi zorlayacak olduktan sonra nelere anlatım bozukluğu deniliyor…

        • Dersane mafyasına göre doğru bi anlatım yoktur zaten uğur bey;
          lakin şair sözü elbet yalandır:)
          Dert etmeyin;
          el kol sallamayı bırak kimilerinin daha nereleri oynayıp sallanmıyor ki konuşurken, yazıp çizerken…
          Çifte standardı nerde görsem tanırım, herkeste de biraz bulunuyordur belki:)
          Hürmetle

        • Uğur hocam ben de Gayrettin bey’in nadir okunası metinlerinden biri olduğuna inanıyorum. Gayrettin bey alt metni iyi okuduğunu düşünüyor ama onunda altında olan temel metne inemiyor. bu ya hakikate gözlerini kapatıp kulaklarına da sahte tınılar aksettiren kulaklık taktığı için Yazar’a karşı ukalalık yapmaktan geri durmuyor ya da göya aklı sıra Yazar’ı CHP’nin siyaset teorisyeni/planlamacısı konumuna zorluyor.

          madem ukalalıkta sınır tanımıyor ozaman iktidarın politik hareket tarzının temel metnini yazsın da görelim.
          böyle bir metin yazmaya cüret edebilirse işi kolay zira, iktidarın bütün gelecek planlarının ve uygulama metodunun herkesçe anlaşıldığı günler yaşıyoruz.

  11. Ortaya saçılan pislikler, yani musilaj, eroin bağlantıları, mafya-derin devlet-siyaset birlikteliği, bunlara kol kanat olan yargı, güvenlik güçleri, emniyet, her türlü yolsuzluk, hırsızlık bize bir şeyler söylüyor olması lazım. Türkiye’yi idare etme iddiasındakilerin tek bir hedefi var ülkenin kaymağını, rantını yemek. Bunu da yerli-milli salatası eşliğinde sunuyorlar. Ve şunu da anlıyoruz ki, değişen hiç bir şey yok. Her şey eskisi gibi. Hatta isimler bile değişmiyor. Bu pisliğe tahammül mü ediyoruz, kanıksadık mı, değiştirecek hiç bir güç yok mu? Nasıl bir çözüm arıyoruz? Hep aynı şeyler söyleniyor, bağımsız yargı, güçler ayrılığı, güçlendirilmiş parlementer sistem, vs. Fakat bu zamana kadar yapılan AB uyum yasaları vs hiç bir kuruş faydası olmamış görünüyor. Pislikler katlanarak büyümüş. Bu ülkenin hiç düzelme ihtimali yok mu? Ülkemiz neden böyle? Demokratik batı ülkeleri nasıl beceriyorlar düzgün bir yönetimi? Muhalefetin birlikteliğinden ziyade daha temel bir çok sorun var. Muhalefet iktidara gelse de değişen bir şey olmaz algısı var maalesef. Buradan düzgün bir yönetim çıkmaz görünüyor, tecrübe bunu gösteriyor. Çözüm ne peki? AB projesi istenildiği gibi bir siyasi birlikteliğe evrilebilse ve Türkiye de üye olabilirse ancak bu bir çözüm olur. Yani tam bağımsızlıktan feragat etmek ve AB’ye tam entegrasyonu kabul etmek gerekiyor. Türkiye modern devlet ve modern toplumdan çok uzak, bunu başaracak kapasitesi maalesef yok. Her şey gözümüzün önünde oldu. Ülke iyi kötü parlementer bir sistemden otokratik bir yönetime hem de halk oyuyla geçti. Ve başkanın dediği gibi bu daha güzel günlerimiz, torbada neler var neler. Öykündüleri ülkeler Çin ve Rusya’ya baktığınızda daha kötü günlerin geleceğini görmemek de mümkün değil.

    • Ender, “Demokratik batı ülkeleri nasıl beceriyorlar düzgün bir yönetimi?” diye sormuşsun ya;
      getir öyle düzgün bir yönetim, bakalım beceriyor muyuz beceremiyor muyuz o zaman konuşuruz?

  12. Bütün bu iddiaları mafya çeteler söyledi diye dikkate alınmamasını ve böyle geçiştirmeye çalışmak başını kuma gömmekten başka bir şey değil.
    Büyük yangınlar bir kıvılcımla başlar.
    İtalya da mafya ile mücadelenin başlangıç noktasına bakılırsa her şey daha iyi anlaşılır.

    • Ahmed bey, italya gladiodan ne derece arındırılabilmiştir tartışılır ama onun paydaşları/marabaları olan mafyatik gruplar hala orda burda işine bakıyordur heralde…
      Yalnız ordaki temiz eller operasyonu kıçıkırık bir külhanbeyinin atıp tuttuğu videolarla değil, organizmasında bulunması gereken yeterli ağırlıktaki yumurtalara sahip bir savcının gayretiyle başlatılabilmişti; başarılı oldular mı?
      Ehh, italyanın bugünkü hali ortada, eskisinden biraz daha iyice…

  13. BU KUMAŞTAN ÇIKAN ELBİSE BU.
    Toplum çaresizlik içinde..
    Aslında yok birbirlerinden farkı.
    Hepsi bu toprağın ürünü.
    Özellikler pek farklı değil.
    İktidar ve muhalefet bu milleti yansıtıyor.
    Millet hepsine bir sanş tanıdı.
    Önüne konulandan en az çürüğünü seçmeye çalıştı.
    En son dindarları sahneye çıkardı.
    Başta vesayet korkusuyla(Allah korkusu olmadığı anlaşıldı)elden geldiğince dürüst bürokratlara iş verdiler ve korkudan dürüst çalıştılar nispeten.
    Vesayetı bir şekilde etkisiz hale getirdiklerine inandılar.
    Özgüven tavan yaptı.
    Dürüst yöneticiler engel görülüp by pass edildi.
    Eski fabrika ayarları işlemeye başladı.
    Her devrin adamları yerini almada gecikmedi.
    Her etkili çevre nemalandırıldı.
    Özgüven patlaması ile herşey fütürsuzca yapılmaya başlandı.
    İktidar,muhalefet mensuplarıda bu nemadan pay almanın yollarını buldu.
    Herkes bu atmesferı soludu.
    Herkes gücü ölçüsünde daha çok güç elde etmek için iktidar paydaşları ile iş tuttu.
    Herkes kirliydi ve daha da kirlendi.
    Belli güç sahiplerinin yolunun mafyayla keşismemesi mümkün değildi.
    Yanı iktidarda,muhalefette imkanları ölçüsünde kirlendiler.
    Toplum iklimi herkesi büyüklüğü ölçüsünde kirletıyordu.
    Halk kendisini temizlemeden yöneticilerinden nasıl temiz olmasını bekleyebilir.
    Herkes yolsuzluktan değil,yolsuzluk hortumunun çapından şikayetçi.
    Hal böyle olunca herkes pozisyonu gereği anı en büyük kazançla geçirmenin çabasında oluyor.
    Kendini inançlı tanıtıp,malı götürürseniz olan dinin ülvi değerlerine olur.Dini değerler sahipleri tarafindan imha edildiğini görmenin hayal kırıklığı var.Artık toplum hem kendi hemde yöneticileri farklı olmayacak diyerek çaresizlik sendromuna düşmüş durumda.
    Şuan bir çaresizlik halı var.
    Halk ne yapacağını şaşırmış.
    Herkes bu süreci enaz zararla veya karla geçiştiririm düşüncesinde.
    ŞUNU KESİNLİKLE ANLAMADIKÇA HİÇ BİRŞEY DEĞİŞMEYECEK.
    Biz değişmedikçe yönetenlerimiz değişmeyecektir.
    Biz nekadar hangi yönde değişirsek ancak o kadar yönetenlerimiz değişecektir.
    Yaklaşık 40 yıl önce bir gazete yazarı şöyle yazmışti.
    Herkes soruyor bu ülke nasıl düzelecek diye.
    Bende dedim ki ;Pazarda tezgahin önü ile arkası ne zaman aynı olursa o zaman bu ülke düzelecektir.
    Ben bu sözü hiç unutmam.her pazara giderken tezgahlara bakarım.
    Bu güne kadar bir değişiklik görmedim.
    Demek değişimi henüz haketmedik.
    Halk kimgelirse gelsin birşey değişmeyeceğini biliyor.
    Bu sebeple ben derdimi tanıyorum ve alıştım,yeni dertlere alışamam.
    Pazara gidenler gibi hep tezgahın önüne bakıp ,arkasındakı kendine verilmeye devam ediliyor.
    İki tarafta kendini kurnaz sanıyor,öndeki ne göre fiyatı ucuz olana kanıp alan biz ,arkadakine göre fiyatı pahalı ürünü alan vatandaşlarız biz.
    Kendimizi akıllı sanarken,hep ava giderken avlanan konumundayız.
    Artık bütün değerler istismar edilmiş,güven dip yapmıştır.
    Karanlık ne kadar koyu ise sabaha en yakın olduğu zamandır derler.
    Her konuda dip yaptık inşaallah.
    Artık yükselmeye başlama zamanı gelmiştir. diyelim.

    • Avam arkadaş “Toplum çaresizlik içinde.. Şuan bir çaresizlik halı var.
      Halk ne yapacağını şaşırmış.” diye sayıklamış durmuşsunuz;
      Bana kalırsa çaresiz ve ne yapacağını şaşırmış olan siz ve sizin gibilerdir;
      yoksa millet kör değil, hele çaresiz hiç değildir, herkesin dersini vermeyi de çok güzel bilir!
      İtirazı olan?

  14. Yorum yaptık amma bu iş fıkrasız da olmaz , buyrun !
    Öğretmen öğrencisi Temel’e sorar ,
    – Temel, dünya yuvarlak mıdır ? Temel,
    – Teyildur ortmenim !
    Öğretmen bu sefer tersini sorar ,
    – E peki düz müdür ? Temel,
    – Teyildur ortmenim !
    İyice kızan öğretmen,
    – Yuvarlak değil, düz değil ya nedir Temel !
    – Karmakarişuktur ortmenim , bubam oyle deyir !
    İyi günler

  15. Muhalefet partilerinin ; önce kendi içinde bir dirlik düzenlik sağlayamadığı ,ayrıca birbirleriyle sağlam ve güçlü bir uyum ve işbirliği yapamadıkları , bu meyanda doğru dürüst bir proje de üretemedikleri doğrudur.Amma ve lakin , hasbelkader ürettikleri bir projenin de siyasi iktidar tarafından , önce haliyle itibar edilmediği ve fakat belli bir süre sonra da kendi projeleri imiş gibi sahtekarca uygulamaya koydukları da bir gerçektir !
    Bu nedenle bendeniz ; naçizane olarak muhalefet partilerinin, ürettikleri projeler için mutlaka patentini almalarını tavsiye ederim ! Tabii burda bir de onu verecek olan bağımsız ve ciddi, güvenilir bir kurumun olması gerekiyor !
    Velhasıl , muhalefet için durum biraz zor görünüyor !
    Selamlar ,iyi günler

    • Onlar proje uretsinler yeterli bu halk takdir eder ve görür.İktidar uygulayinca da millet kazanmış olur.Aslolan milletin kazanması değil mi?Yoksa yıllarca sakladılar mi ürettikleri projeleri.Yani millet mi kaybetti ?

      • Çözüm partisi tüm sorunlara köklü çözümler üretmiş her yerde anlatıyor. mecliste beğenmedikleri vekiller her sorunu konuşuyor ne yapılması gerektiğini anlatıyor, Bülbül gibi Ömer gibi konuşuyorlar. ama iktidar partileri akıllı konuşanların sesini bastırsın diye karşılarına ham cahil adamlar koymuş etkisiz hale getirmek için bağırttırıyorlar.

        meclis tv’yi izlemiyonuz mu yoksa Ahmet bey

  16. Öyle de, muhalefetin ağız birliği yaparcasına bir alternatif politika üretmesi mümkün gözükmüyor. Nedeni, muhalefet cenahında bir çok ve çok parçalı siyasi parti var, hepsi farklı ideoloji ve siyasi bir görüşü temsil ediyor; lakin, yeni sistem siyasi partilere yüzde 50+1’i dayatıyor. Bu, çok parçalı/sayılı muhalefet partilerini kağıt üzerinde bir araya getirmesini gerektiriyorsa da gerçekte zaten farklı siyasi ve ideolojik görüşe sahip halkın veya ilgili partilerin tabanının aynı çatı altında buluşmasını sağlamıyor…

    Cumhur ittifakın lokomotif gücü, uzun yıllar iktidar deneyimini de elinde tutarak küçük ama etkili bir ortağı yanına almayı başarabilmiş olsa da, Millet ittifakının bugüne kadarki sürükleyici gücü Kılıçtaroğlu, bunu başaramıyor. Bunun da nedeni, ittifak içinde yer almaya çalışan irili ufaklı partilerin, ne parti ideolojisi ve görüşü ve ne de partilerin tabanının ideolojik olarak uyuşmuyor oluşudur. Yani, ülkemizdeki seçmen yapısı muhafazakar/sağ 70’e 30 sol gibi bir oranla temsil edildiği için olacak ki, sağ/muhafazakar seçmen olası sol bir iktidarın altında kümelenmeyi zinhar istemiyor. Son zamanlarda Akşener’in millet ittifakının lokomotif gücü olamaya dair atraksiyonlarının bu eksikliği giderme adına olduğunu varsayabiliriz.

    Bütün bunlar gerçekleşmediğine/gerçekleşmeyeceğine göre, 2018 seçiminde olduğu gibi, Millet ittifakının sağ-muhafazakar bloktan oy kapabilmesi için yüzde 70 sağ-muhafazakar gerçeğini göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerekiyor. Bunda, 2018 seçiminde Gül’ü aday gösterme çalışmalarında sonuca varacaktı ki, ittifakın başat aktöründen birinin aklını çelmeyi başarmıştı birileri; yetmemiş olacaktı ki, haki renk içerikli misafirler Gül’ün kapısına dayanmıştı.

    Önümüzdeki seçimde de aynı tablo aynı şartı dayatıyor malesef: Gül olmasa da onu okşayacak ya da Erdoğan’ın sağ-muhafazakar kitle nezdindeki yerine alternatif olabilecek bir ismi bulmak zorunda millet ittifakı.

    Değerleri olanca haliyle aşınmış olsa da, sağ-muhafazakar seçmen kitlesi siyasetteki öz ağırlığını koruyor ve sol veya sol’a yamanmış sağ-muhafazakar destekli sol bir iktidarı zinhar içine sindiremiyor. HDP’de, işin tuzu (acı) biberi. Bu hal sağ muhafazakar seçmenin kenetlenmesine yarıyor.

    Muhalefet, eleştiri bombardımanından sıyrılıp çareler üretmeye başlasa da, derde deva olabilmesi için iktidarı elde edebileceğine halkı ikna edeceği, muhafazakar-sağ seçmenin oyunun akacağı bir uygun adayı da bulmak zorunda.

    Belki de CHP (yapabilirse HDP), ülkeye iyilik etmek, girdiği anafordan çıkmasına katkıda bulunmak ve sağ-muhafazakar seçmenin inadını kırmak adına şunu yapmalıdır: Seçime girmeyerek Cumhurittifaka karşı oluşacak yeni demokratik bir blokun iktidar olmasına hiçbir hesaba girmeden katkı sunmak. Bu, CHP’nin bagajını hafifletecek (yapabilirse) HDP’nin de Türkiye Partisi olma uğraşına katkı sağlayacaktır.

    Ne dersiniz?

  17. Sayın KORU kırın artık şu zincirleri dön özüne sizde çok iyi biliyorsunuz ki bunlarla yol yürünmez bunlar bırakın sürü gütmeyi 2 koyunu bile güdemezler kolay mı insanların gönlüne girmek biz neden inanalım teröristlere mafyaya… kendinizi daha fazla zorlamayın, hayırlıgünler

  18. ‘ Koş Sevim koş ! Marmara Denizini Kurtarma seferberliği ilan edilmiş , çabuk ol, eline kazmayı, küreği , çapayı almayı da unutma ! Haydi bakalım , dört koldan harekete geçelim !Bunca sene öküzün trene baktığı gibi baktık , artık aklımız başımıza geldi. Koş Sevim koş !Aman geç kalmayalım ha ! ‘
    Selamlar ,iyi günler

    • Koş sevim koş. Silahtaroğlu ileri biyolojik arıtma tesisinin
      temel atmama töreni var. Görmezden gelme, trene bak.Metroların yapımının iptali var koş. Koş yoksa Cumhurbaşkanlığı seçimi için adaylığı Kılıçtaroglu’ na kaptıracağız koş. -Sevim; “Aman be Cemil yaz geliyor Bodruma tatile gideceğiz. Yoksa karlar erimeden Uludağ’a kayak yapmaya mı gitsek”
      Sevim onu boşverde şu bakkaldan iki tane bira kap gel de yasaklar kalkmışken iki yuvarlayalım koş.

    • Seni de unutmuyoruz zaman zaman hatırlıyoruz
      Hani güllük gülistanlık zamanlar vardı ya gülen insanlar öz lü sözler akyüreklli koruyucular falan

    • Vegan arkadaşa katılıyorum ama keşke tek sorun seçim kaybetme şampiyonu(bir de kurultay kazanma…) dersimli kemal olsaydı, yerine bulup bulacakları daha da beter bişey olacaktır; muhalefeti düzeltmeye çalışmaktansa mevcut iktidarla yola devam etmek en iyisi galiba…

    • Felsefe dersinde öğretmen masanın üzerine bir sandalye koyarak tek soruluk bir sınav yapar.
      Soru şudur : Bana bu sandalyenin olmadığını kanıtlayın
      100 puan alan cevap:”Hangi sandalye hocam?”
      Hangi muhalefet?
      Bu ortamda bile, HSK konusunda iktidarla muutabakat adı altında kaza süsü vererek işbirliği yapan en azından koltuk değneği olan muhalefet mi?
      Peker iktidar kadar muhalefeti de nakavt etti.
      İktidarları, destekçilerinin cehaletinden daha fazla muhalefet ayakta tutar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız