Parti değiştiren 'hain' mi sayılmalı? 'Evet' diyen çok da, ben farklı düşünüyorum…

36

Mesleğimin etkisiyle midir bilmem, en takdir ettiğim insanlar siyasi hayat içerisinde yer alanlardır. Herkes onlarda eksiler ararken ben hep artılarını vurgulamışımdır. Siyaseti fedakarlık mesleği olarak görmüş, milletvekili maaşlarına zam yapıldığında ülke ayağa kalkarken, benim tavrım her seferinde “Az bile” olmuştur.

Siyaset başka bazı ülkelerden farklı olarak bizde ‘yarı-zamanlı’ yapılan bir iş değildir; siyasetçinin gecesi-gündüzü yoktur. Meclis haftada üç gün toplanır, ama milletvekillerinden diğer günler de seçmenleri ve parti teşkilatlarıyla hemhal olmaları beklenir. Teşkilatta yer alanlar ise partilerinin seçimlerde başarılı veya başarısız olmalarının kendi çalışmalarına bağlı olduğu hissine kapılır, zor duruma düşmemek için canlarını dişlerine takarak çalışırlar.

Hepsinin gözü bir yukarı basamağa dikilmiştir. İlçe başkanı il yönetimine gelmeyi, il başkanı belediye başkanı olmayı, belediye başkanı kapağı Meclis’e atmayı, milletvekili ise bakan, başbakan olmayı hedefler.

‘Cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ ile birlikte bu denklemin son iki basamağı ortadan kalktı; artık başbakan yok ve bakanlar da genellikle dışarıdan atanıyor. Bu durum henüz etkisini belli etmedi, ama azalan konumlar bir tıkanıklığa mutlaka yol açacaktır.

Partilerden biri veya ittifaklar dönemine girdiğimizden beri de birden fazlası (şimdi AK Parti-MHP) ‘iktidar’ veya ‘iktidar ortağı’ haline geliyor. İktidar olmak da, yakınında durmak da önemli. Dışarıdan farklı görünse bile içeride bulunanlar açısından, bu, ekstra sorumluluk anlamına geliyor.

Yanlış giden, iyi, güzel ve yararlı olmayan gelişmelerden kim/ler sorumlu tutuluyor dersiniz? Hesaba çekilenler her basamakta yer alan iktidar veya iktidara yakın bilinen siyasiler oluyor.

Nankör bir uğraş alanıdır da siyaset; yola birlikte çıkanlardan bazıları kendilerini dışarıda bulabiliyor ve genellikle neden olduğu da bilinmeden gelen bu süprizi sineye çekmeleri gerekiyor.

Hiç de kolay bir iş değildir siyasette kendilerinin ‘istenmez adam/kadın’ haline düştüğünü görenlerin durumu. Hazmı zordur. Suçu kimse kendinde aramaz, dışarıda kalmak kabul edilmez. Şişen egolar o anda siyasileri daha önce başkalarında ayıpladıkları davranışlara bile sürükleyebilir.

Tıpkı uzun yola birlikte çıktıkları arkadaşlarını çok basit sebeplerle dışlamakta sakınca görmeyen, onları en yakınları gözünde bile değersiz hale getiren sorumlu mevkilerde yer alanların yaptıkları yanlışlığı fark etmemesi gibi…

İnsan çabuk kırılır oysa ve o kırılgan anında telkinlere de açık hale gelir.

Yollar elbette ayrılabilir, bunun hayrı da görülebilir

Bu noktada daha önce de belli ettiğim farklı görüşümü yeniden paylaşsam iyi olacak: Yol arkadaşlığı siyasette de bitebilir hiç kuşkusuz. Ayağa takoz hale gelenlerle en tepe sorumluluğu elde tutanlar ilelebet birlikte olacak değildir; siyasete ilgi duyan bir partiyle ilişki kurup içerisinde yer alan, o sayede belli konumlara erişenler de, başlangıçta kendilerine cazip gelen partinin o cazibeyi kaybetmesi, ilkelerinden vazgeçmesi veya sürekli yanlışlar yapılması durumunda olanı sineye çekmek ve her şeye rağmen içeride kalmak zorunda değillerdir.

Zamanı gelince yollar ayrılabilir. Ayrılması her durumda kötü olmaz, bazen hayırlara da vesile olabilir.

Demokrat Parti öyle kuruldu, Adnan Menderes o sayede başbakan olabildi. Tıpkı AK Parti‘nin kurulmasının ve Tayyip Erdoğan‘ın önce başbakan sonra cumhurbaşkanı olmasının da aynı yolla gerçekleşmesi gibi…

Konu, ilgimi, bir partiyle özdeşleşmiş bazı siyasilerin, yerel seçimlerde bekledikleri yerlerde adaylıklarının esirgenmesi üzerine, kendilerini aday gösterecek başka partilere yanaşmaları ile çekmekte.

İYİ Parti’den ayrılıp AK Parti’ye geçen, vaktiyle AK Parti’de bulunduğu halde CHP’den adaylık peşinde koşan, CHP’nin dönemlerce belediye başkanlığını yaptığı halde seçmenin karşısına bir başka partinin adayı olarak çıkmaya hazırlanan isimler var.

Bazılarını ya şahsen tanıyorum bu isimlerin, ya da önceki konumlarında yaptıkları olumlu hizmetlerine vakıfım. Onları böyle bir yola başvurmaya iten sebebi anlamakta zorlanmıyorum: Takdir edilmeme ve ortalıkta bırakılma duygusu siyasetçilerin en zor kabul edebilecekleri bir davranış biçimidir.

‘Metal yorgunu’ gerekçesini yakışıklı bulmadıklarını da biliyorum.

Kimileri kızıyor bu insanlara; ‘hain’ sıfatını yapıştırmada hiç tereddüt etmeyenler de var. Daha önce yüz vermedikleri partiden şimdi adaylık düşünmeleri, hatta aday olmaları kendilerini bir ‘matah’ olarak görmeleriyle ilgili sanılıyor. Şişkin egoları da var ya, onları böyle bir yola sürükleyenin egoist olmalarıyla ilgisi kuruluyor.

Çok şüpheliyim.

Ön-seçimden vazgeçildi, böyle oldu

Nezaketten uzak davranış, hizmetlerinin takdir edilmediği duygusu, etraflarına durumu açıklayamama güdüsü onları böyle bir yola tevessüle sevk ediyor.

İstanbul’u, Ankara’yı, Balıkesir’i… Bodrum’u, Marmaris’i, Bandırma’yı, Edremit’i, İstanbul’da Avcılar’ı, Silivri’yi belediye başkanı olarak yönetmiş insanların yerlerine kendinizi koyun; partinizin sizden bu kadar kolay vazgeçmesi durumunda ne düşünürdünüz? Sadece siz değil, ailenizin fertleri, yakın çevrenizde yer alanlar, dostlarınız, hatta seçmenleriniz ne düşünürdü?

Eskiden siyasetten tasfiye işini partilerin en tepe yöneticileri yapmaz, bütün adaylar ön-seçim yöntemi ile partililer tarafından seçilmiş delegelerin beğenisine sunulur, elenen kaderine razı olurdu.

Siyasi hayatı tercih etmiş insanlara hayranlığım hala devam ediyor, ancak siyasetin bu hoyrat tavrı da olabildiğince rahatsız edici.

ΩΩΩΩ

36 YORUMLAR

  1. İnsan Değerli Bir varlıktır.Değerini Allah’ın;Yeryüzündeki Halifeliğinden alır.Asıl ihanet,insana yapılan,hakaret, İftira,Küfür,Aşağılama,Alay,gibi çirkin, davraniışlardır.İnsan olmak çokmu zor Herkes birbirine insanca davransa daha iyi olmazmı ,Bir gün sarmaşdolaş öbürgün kanlı bıçaklı düşman,sizin hiçmi kutsalınız yok. Utanmak erdemdir.Güzel söz erdemdir,çıkarın bittiği yerde ,herşey. Bitiyor,Peygamber Efendimiz ne güzel buyurmuş:”UTANMIYORSAN DİLEDİĞİNİ YAP.” ….” UTANMA DUYGUSU (HAYA) ,İMANDANDIR.”Bu Sözlerin Müslüman olduğunu söyleyen için hiçmi değeri yok, Eğer varsa bunun pratik hayattaki karşılığı nedir?

  2. Kayseri’de 14 yaşında bir çocuk sokak itleri tarafından parçalandı. 2019’da yaşandı bu rezalet. Bu konuda susan, hayvan yasası çıkarmayan, köpekleri sokaklardan toplayıp barınağa tıkmayan siyasetçiler haindir. Yeni Türkiye’ye çok yakıştı bu görüntü. Siyasetçiler yaptıkları ve yapmadıkları her şeyin yanlarına kâr kalmasını isterler… Utanmaları yoktur, hazımları geniştir. 14 yaşında bir çocuk sokak itleri tarafından parçalanır, siyasetçinin ne iştahı ne uykusu kaçar.

    • Vaktiyle almanyada bir pitbul köpeği bir türk çocuğunu kafasından ısırıp öldürdü; bütün almanyada bu çirkin hayvanın beslenmesi yasaklandı! Ankarada 15 temmuzda f16larla 50den fazla polisimiz bombalanarak öldürüldü; aslan 1-2-3 kod adlı fetöcü pilotlar diğer bir haşhaşi tarafından eline sağlık hocam diye kutlandı!!! Şimdi hepsi içerde, kaçabilenler almanyadaki barınaklarda kalıyor…

      • Doğrusu da odur. Sahipsiz, başıboş köpek olmaz. Hayvan yasası çıksın, bir görelim bakalım ne olacak… Fetö’ye gelince: 16’ıncı yüzyılda bazı din adamlarının asıldığını okuyoruz tarih kitaplarında. Bu din adamları kan dökmedikleri hâlde asılmışlar. Neden? Çünkü burunlarını birazcık devlet işlerine sokmuşlar. Tarihi tecrübe budur. Tarih bilen birisi bir din adamına istediği her şeyi vermez. Hele hele devlette yuvalanmalarına asla göz yummaz. Devlet yönetmek ciddi iştir. Tarihimizde Kadızadeliler adında Devleti biraz uğraştırmış bir grup ta var… Din işleri ayrı devlet işleri ayrıdır. Bir dini cemaat, Devlet’ten herhangi bir talepte bulunuyorsa alacağı cevap bu olmalıdır. Bu gerçeği kavramak için 251 insanımız ölmemeliydi. Cehaletin faturası acı oldu.

  3. Ülkeyi kim yönetirse yönetsin yeter ki Akıl-İman Senteziyle yönetsin….
    Bu sentezle siyasete giren, toplum bütününe, yani Allah’ın bütun kullarına hizmet etmeğe talip olmuş, bu sorumluluğu yüklenmiş demektir. SİYASETe bu şuurla değil de Nüfuz temin etmek, Şöhret olmak, Hakim olmak, Başkan olmak türü NEFSİ ARZU-İHTİRAS ve gayelerle giriliyorsa nihai analizde sonu HÜSRANdır. Akıl-İman sentezi yerinde Müslüman Allah rızasi için ve kul hakkına girmeden yönetir. Kul hakkına girip girmediği icraatlerinden belli olur. Saklı kıpıklı ORGANİZE İŞLER ülke bütününe değil de akraba ve yakınlarına, veya etnik bir zümreye veya bütünun hakkını kaale olmayan herhangi bir menfaat grubuna hizmet ediyorsa kul hakkına giriliyor demektir. AKIL-İMAN SENTEZİ, müslümanı ALLAH RIZASIndan ayırmaz. Bu yöndeki amelin ENERJİsi, SİNERJİK-MOTORudur. Akıl-İman Sentezindeki iman, Allah’a Imandır (Allah birdir yeganedir; bir başkası yoktur). Dolayısıyla, aklı toplum yararına en iyi şekilde kullanmaya rehber olur. Akıl-Iman Sentezini prensip edinmiş kişinin Allah indinde HATA yapma LÜKSü yoktur. Kul hakkına girmekten, Allah’tan korkar gibi korkar. Akıl-İman Sentezini prensip edinmis kişi çok konuşmaz, muhalefet de olsa incitici, tahrik edici nutuklar çekmez, diline hakim olur topluma yararlı işlere odaklanır.
    Akıl-İman Sentezi adı üstünde iki bileşeninden oluşan sinerjidir. Bu sinerjiyle, tek başına akıldan üstündür. Tek başına aklı dikkate almayan imandan da üstündür. Akıl-İman Sentezinin Bilim ile hiçbir sorunu yoktur. Bilim bilakis en asli görevlerinden biridir. Ancak, Bilimi bütünün ihtiyacına göre, yani insanlığın yararına olacak şekilde seçimli ve öncelik sırasına göre yapar ortaya çıkan teknolojiyi bu gayeyle kullanır. Akıl-İman Senteziyle donanmış Bilim İnsani diğerleri arasında öndedir-önü açılır, ilgisiz değil daima söz sahibidir.
    Akıl-Iman Senteziyle donanmış siyasetçi de farklıdır, önde gider. Diğerleri arasında Allahın “oy”unu ve onayını almıştır. İşte bunun için KİM YÖNETİRSE YÖNETSİN, YETER Kİ AKIL-İMAN SENTEZİYLE YÖNETSİN…..
    Hakan K.

  4. 1) Çocuk, köpeklerden kaçarken arabanın altında kalıp ölüyor. Hayvanseverlerin gıkı çıkmıyor. Kayseri’de 14 yaşında bir çocuk köpekler tarafından parçalanıyor. Hayvanseverlerin yine sesi çıkmıyor. Sonra Kırşehir’de bir kadın köpekler tarafından parçalanıyor. Hayvanseverlerde yine tık yok! Bir köpeğe işkence yapıldığı zaman sosyal medya patlıyor; hayvanseverler acıklı hayvan fotoları paylaşıyorlar. Ölen insan, öldüren köpek olduğu zaman paylaşım olmuyor. Pes! Hayvansever olduğunu iddia eden bu şahıslar insan değildir ve zaten insan sevmezler.
    2) Medeni ülkeler, köpeklerini öldüren ülkelerdir. Hiçbir medeni ülkede sokakta köpek yoktur. Hepsi barınaktadır. O da bir süreliğine. Sonra öldürülür. Medeni olmanın ölçüsü budur! Ve tabii insan olmanın. O köpekleri sokaklardan toplayıp itlaf etmeyenlerin Allah onbin türlü belasını versin mi? Versin!
    3) 14 yaşında bir çocuk 2019 Türkiye’sinde sokak köpekleri tarafından parçalandı mı? Evet parçalandı. Bu konuda tweet atan, demeç veren, çözüm önerenler varsa onlar insandır. Susanlar insan değildir.
    4) Hayvansever diye ortalıkta dolanan, orda burda bağırıp çağıran o kadınların hepsi ruh hastasıdır. Köpeğin yeri barınaktır. Meraklısı gider alır.
    5) Geçenlerde Hürriyet’te “O köpekleri öldürenleri bulun” başlıklı bir haber okuduk. Habere göre Gülizar Biçer Karaca adında bir kadın (ki habere göre CHP Genel Başkan Yardımcısı imiş!) Denizli’de öldürülen 6 köpek için suç duyurusunda bulunmuş! O iğneler özel izinle alınıyormuş. Vah vah!
    6) Şöyle yapalım: ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Almanya, Avustralya… Bu medeni ülkelerde köpeklerin öldürülmediğini ortaya koyarsanız ben rezil kepaze bir adamım demektir. Eğer bu medeni ülkelerde köpeklerin öldürülmediğini ortaya koyamazsanız hayvansever olduğunu iddia eden bu mahlukların ne olduğuna hep beraber karar veririz.
    7) Köpek öldürüyorsanız uygarsınız demektir. Köpekler insan öldürdüğü zaman susuyorsanız insan değilsiniz demektir. O medeni ülkelerde sokak itleri bir insanı parçalayacak ta siyasetçi susacak! O ülkelerde insanın değeri vardır. Hayvansever olduğunu iddia eden bu şahısların tedavi ve eğitim görmeleri gerekiyor.
    8) İşin tarihçesine de şöyle bir değinelim: Fransa 19’uncu yüzyılda köpek soykırımı yaptı. O tarihten beri Fransa’nın köpek sorunu yoktur. Bizimkiler beceriksiz oldukları için soykırım yapamadılar, toplayabildikleri köpekleri adaya attılar köpekler açlıktan öldü.
    9) Tekrar ediyorum: Köpeğin yeri bir süreliğine barınaktır. Sahiplenen olmazsa uyutulur. Yani öldürülür. Ölü köpek fabrikaya yollanır ve köpek maması olur. Köpeğin hakkı da, hukuku da, konumu da budur. Her uygar ülkede! Bizim gibi barbar ve ilkel ülkelerde köpekler her tarafa dışkılarını bırakırlar. Kedi ve tavukları parçalarlar. İnsanlara da saldırır, yaralar ve öldürürler. Konu bu kadar basit ve nettir.
    10) Fransa’da köpek işleri ile Belediyelerin ilgilenmediğini belirteyim. Hayvanseverler yani gönüllüler yapıyor bu köpek işlerini. Önce soykırım yapılıyor, sonra sistem kuruluyor. Yani sağ kalan köpekler barınaklara alınıyor. Hayvanseverlere “buyrun” deniyor. Yaşama süresi ülkeye göre değişiyor. Diyelim 6 ay. Sahiplenen yoksa uyutuluyor. Aşı, tedavi, beslenme, kısırlaştırma, sahiplendirme vs. işleri Belediye yapabilir ama en doğrusu hayvansever olduğunu iddia edenlerin yapması.
    11) Köpeğin barınakta olması köpek için de iyidir. Barınakta emniyettedir köpek. İşkence görmez.
    12) Bedri Baykam mı Ege Cansen mi? Elbette Ege Cansen… Her zaman aklı başında ve uygar insanlara ihtiyacımız var. Uygar ülkelerde sokakta köpek yoktur. O ülkelerde askeri darbe de olmaz. A’dan Z’ye her şeyimiz uygar olup olmamakla ilgili.
    13) Bedri Baykam uygar bir insan değildir. 2019 Türkiye’sinde 14 yaşında bir çocuk köpekler tarafından parçalanır Baykam’ın gıkı çıkmaz. Ege Cansen’e lâkırdı eder! Baykam “şanslı hayvanlar, kalpsiz insanlar” diyor. Kalpsiz lafını aynen kendisine iade ediyorum. Barbar, ilkel ve ruh hastası sıfatlarını da ekliyorum. Köpekler tarafından parçalanan çocuk için “şanssız, kadersiz” gibi laflar edebiliriz. İlkel bir ülke olduğumuz için çocuğun kaderi böyle oldu. Ama Baykam ve bu çocuk için gıkını çıkarmayanlar her türlü olumsuz lafı ve sıfatı hakediyorlar. Eğitime ve tedaviye ihtiyaçları var bunların. Hayvan sever insan sevmez bunlar. Hepsi ruh hastası bunların.
    14) Sokakta köpek olmaz. Köpek sahipli olmak zorundadır. Sahipli olması da yetmez. Ciddi kanunlar olmalı. Bir gün bir köpek sahibini uyardım: Serbest bırakma dedim. İpini çözmüş hayvanın. “Git şikayet et” dedi. Sahipli bir köpek bir insana zarar verirse o sahib çok ağır bir şekilde cezalandırılmalı.
    15) Hayvan yasası çıkacakmış. Yaman meraktayım. Bodrum’da yaşıyorum. Her yer itlerle dolu. Çünkü barınak yok. Köpekler insanlara havlıyor, hırlıyor ve hamle yapıyorlar. Birbirlerine de giriyorlar. Marketlerin önünü mesken tuttukları için alışveriş te sorunlu. Çay bahçesinde otururken de rahatsızlık verebiliyorlar. Yürüyüş yolları her zaman tehlikeli.
    16) Kayseri’de 14 yaşında bir çocuk, sokak itleri tarafından parçalandı. Yeni Türkiye’ye çok yakıştı bu görüntü… Ben yaşadığım yerde yürüyüş yapamıyorum. Belediye asla ilgilenmiyor. Barınak diye dilimizde tüy bitti. CHP’nin yeni belediye başkan adayına “bir çözümünüz olacak mı yoksa eski tas eski hamam mı?” diye sordum. Her siyasetçi gibi “Elbette çözeceğiz” dedi. Ben de elbette inanmadım. İyi Parti’nin adayına sordum cevap bile vermedi.
    17) Bu yazıyı önce Kemal Kılıçdaroğlu’na sonra Bedri Baykam’a yolladım. Hayvan yasası hazırlandığı için Taha Akyol’un da dikkatine sundum. Ufak tefek ilave ve değişikliklerle burada da paylaşıyorum.
    18) Memleket dingonun ahırı gibi. Sokak itlerinden geçilmiyor. Bu konu köşe yazarlarını pek ilgilendirmiyor herhâlde. Belediye seçimine gidiyoruz siyasetçilerden de bir şey duymuyoruz. Her zamanki boş ve yalan laflarını dahi etmiyorlar.
    Ergon Uluses

    • Bu işlerden birinci derecede Belediyeler sorumlu. Ehil insanlardan belli ekipler kurulur, insana zarar veren itler için bir çözüm de bulunur…
      İnsanlar çeşit çeşit; sorunsuzu var, sorumsuzu var. Kedi köpek seveni var, sevmeyeni var. Dört ayaklı da olsa her canlının canı var. Toplumda dolaşan iki ayaklılardan cani var. Dört ayaklılar uyutulacaksa topluma zararlı iki ayaklılar da uyutulmalı o zaman!
      Ayrıca, bir ülkede insanlar da köpek sürüsü gibi çoğalarak, bir kısmı alçaktan sürünürken başkalarına zarar vererek, hatta süründürerek yaşamak zorunda değil. Kalite kontrol için nüfus kontrolü önemli. Köpekler için tabi çok daha önemli. 150 den fazla üniversite var deniyor. Birçoğunda veterinerlik bölümleri olmalı. Bilimsel araştırmaya meraklılar nerede? Köpek doğum kontrol mamaları geliştirmeleri gerekir. İcabında kısırlaştırmak için ekonomik ve etkin ameliyat teknikleri geliştirmek mümkün. Başı boş köpekleri yakalayıp uyutmaktan ziyade sayılarını azaltmak gerekir. Yakalanıp kısırlaştırılan köpekleri beslemek için de bütçe gerek. Kendi bütçelerini karşılamak için boş tutmayıp bunları çalıştırmak gerekir. Köpekleri kullanarak enerji üretebilecek mekanizmalar geliştirebilirsiniz. Bu tür işler için teknik liselerde proje yarışmaları düzenlense yararlı ve ilginç sonuçlar çıkar ortaya. Böylelikle, lise öğrencilerinin becerileri-yaratıcı düşünce kapasiteleri de artmış olur. Devlete yük olmasın diye bu tür projelerin finansmanı köpeksever zenginlerce/derneklerce de sağlanabilir.

  5. Siyasette gelecekte başa güreşecek^”başa bela olabilecek^^ lerin veya her söylenene eyvallah demeyenlerin tasfiyesine metal yorgunluğu denilip- tü kaka- yapılmasını asla unutmayacağız.

  6. Turkiye’ de siyaset : Sn Topbaş ‘ kim belirledi eSn Erdoğan kim seçti. halk sonra ne oldu : Sizin yani halkın hiçbir hükmu. yoktur. deyip gorevden alindi.Benim. seçimim. ne. oldu ? Bu mu. siyaset. Bu siyaset. ise ? Bu demokrasi ise yazik bizlere.

  7. Adı var kendi yok bir mucize olan önseçim yöntemi ne zaman hangi seçimlerde kuş kondurmuştur ben bilmiyorum ama bi dönem daha çok chp kurultaylarında ağızlara sakız olmuş yersen yoğurt içersen ayran bir kocakarı ilacıdır. Genellikle adaylık şansı bulamamış uyanıklar tarafından şöyle bir dile getirildikten sonra bi dahaki seçime ya da kurultaya kadar kimseler tarafından gündeme getirilmez. Her adaylık için bir de önseçim koymak; yerel kodamanların feodal bağlantılarla kolayca aşabilecekleri bir bariyerdir. Ondan sonra da gelsin halihazırdaki oda ve baro başkanları gibi sandık ağaları, ömür boyu koltuklar! Kanımca parti yönetimlerinin göstereceği adaylar daha makuldür. Eğer daha sağlıklı seçim sonuçları ve adaylıklar isteniyorsa devletbaşkanı seçimlerinde olduğu gibi genelde ve yerelde çift turlu seçim sistemine geçilmelidir. İlk turda geçerli oyların %50+1adetini alan başkan veya mebus olur; geri kalanlar için 15 gün sonra tekrar sandık başına gidilir. Böylece seçmenlere de yeniden düşünüp taşınma fırsatı doğmuş olur:) her dara düşenin aklına bir önseçim safsatası mutlaka düşer de; bir türlü 2 turlu seçim sistemine geçmeyi düşünemezler, öneremezler, yazamazlar! Çünkü halkın elinin güçlenmesi de pek istenmez:) başkanlık sistemiyle halkımızın eline geçen asıl güç de onun 2 turlu oluşudur…

  8. Bizler neden bu hale geldik benim gibi düşünmeyen benim partime oy vermeyen benim siyasetćimi eleştiren benim kökenimden olmayan benim meshebimden olmayan vb.farklıllıklarda olanlar illettir zillettir vatan hainidir noktasına nasıl geldik arkadaşlar inanın siyasilerin kaprisleri hırsları uğruna çok önemli hasletlerimizi değerlerimizi en önemlisi kardeşliğimizi kaybediyoruz.Allah aşkına hu siyaset böylemi yapılmalı medeni toplumlarda böylemi yapïlıyor .Kardeşane tavsiyem siyasi populizmin ülkeleri nerelere sürükleyebileceğini ne gibi zararlar verebileceğini sayın Abdullah Gül ün marmara gurubunda yaptığı konuşmayı youtubdan izlerseniz sevinirim.Saygıylakalın

    • Erdem bey, madem öyle hemen kendinizi gözden geçirmekle işe başlayabilirsiniz! Medeni(!) ülkelerde siyasetin nasıl yapıldığını görseniz bizdekini balkaymakla besleyin derim:)))

  9. çoğu zaman ne yapıldığı önemli değildir, nasıl yapıldığı önemlidir.
    bir iş, doğru da yapılır, yanlış ta yapılır.
    parti değiştirmek yanlış değildir.
    siyasetçi de yer aldığı partiyi değiştirebilir, seçmen de oy verdiği partiyi değiştirebilir.
    vatana millete fayda amacı taşırsanız doğru, makam, mevki, para, pul amacıyla olursa yanlış olur. milletin evladı olmak doğru, herkesin adamı olmak yanlıştır…
    fehmi bey bu yazısında akp küskünlerinin yeni bir parti kuracağı mesajını veriyor olabilir mi???
    benim yorumum hayırlı olsun olur.
    Yüce Allah kul hakkından korkan kimselere başımıza gelmeyi nasip etsin.
    velilerden bir veli hamallık yaparak geçiniyormuş. günlerden bir gün ölmüş. öldükten uzun bir süre sonra bir dostu onu rüyasında görmüş, halini ahvalini sormuş.
    bir gün demiş, bir kimsenin odununu taşırken odundan bir kıymık koparmış, onunla dişimi temizlemiştim. öldüğümden beri o kıymığın hesabını veriyorum.
    bir yerde kul hakkı geçti mi aklıma hep bu kıssa gelir. paylaşayım istedim…

  10. En haysiyetli meşguliyet siyasettir! Öyle ki haysiyetsizlere bile bir itibar sağlayabilir:) gerçekten de türkiye siyaseti gibi riskli ve oynak(kaprisli) bir sahada siyaseten dikiş tutturabilmek her babayiğidin harcı değildir. Bu bağlamda başarısız olmuş bi yığın siyasi örnek sayabiliriz ama başarılı olabilenler de yok değildir. Bugün için en önemli ve değerli örnek akparti ve erdoğan liderliğidir. Mhp ve devlet bahçeli liderliği de çok başarılı bir deneyimdir. Yoksa türkiyenin yakın siyasi tarihi nerdeyse bir soytarılar geçidinden ibarettir. O yüzden hele böylesi bir muhalefet de orta yerde dururken cumhur ittifakının kıymetini bilelim. Başkanlık sistemi ve beraberinde gelen milli dayanışma ruhu; türk siyasi tarihinde nadir görülebilecek bir kazanımdır. Tabii, anlayana…

    • Baskanlik sisteminin getirilmesinde temel ihtiyaçlardan biri koalisyonları ortadan kaldirmaktı.Oysa. ki sistem herdaim koalisloya muhtaç bıraktı.Bakalim gun gectikte diğer mahsurlari nasıl ortaya çikacak.
      Turkiye de siyaset çikar ve yalakaliķ uzerine kurulmuştur.Bana bir tane adam gosterin hem partisinin yanlişlarini. dile getirecek hemde partide kalabilecek.Tarih. yazmadi yazmaz da.
      Bunun. için. yurek lazim.

  11. Hz. Peygamber; kendini ispat etmiş, çok başarılı bir ordu komutanın görevden almış ve onun yerine eskiden köle olan birini komutan olarak görevlendirmişti. Müminler bunu kabullenmiş ve onun komutasında savaşa çıkmışlardı. BAşka olarak böyle takdir etmişti. Ne o zaman, ne de şimdi başkanı eleştirmemişti…
    Herkesin parti değiştirme veya yeni bir parti kurma hakkı vardır. Bu teşebbüs özgürlüğüdür. Ama bir şey yanlış ve yasaktır. “Necva/gizli oluşum” ise yasaktır. Sürekli imalı bir şekilde savunmasını ve reklamını yaptığınız kişi necva yapmaya devam ediyor. Bu yöntemle başarmak şansı yoktur. Açıkça ortaya çıkmalı, programını açıklamalı ve insanları davet etmelidir.
    Saygılarımla.

    • Bahsi. geçen şahis Gul olduğuna gore kesinlikle başarılı olma sansı yoktur.çunku toplumun güveni kalmamistir.Gerçek. lider. bu. sıkintıli. günlerde çıkar doğru bildiğini söyler ve yanlıslari. elestirir.Maalesef sn Gul de biz bunları göremiyoruz.Geçmişte başkalik seçimi öncesi yaptı bu yanlisi bundan sonra hicbir şansı. maalesef. yoktur.

  12. Herkes artık “fikri birlikteliğin” görmülmediği bir partiden ayrılabilir.Bu çok güzel de olur.
    Ancak bu çıkar birlikteliği için olmamalı.
    Bana bunu vermediniz o zaman… şeklinde olmamalı
    Bu sinsice olmamalı.
    Bu içerdeyim ama dışardayım şeklinde olmamalı.
    Bu algı operasyonları eşliğinde olmamalı.
    Bu eşe dosta Piar yaptırarak olmamalı
    Bu kapalı kapaılar ardında çıkar hesapları ile olmamalı.
    Bu açık seçik ve içinde özeleştiriyi de barındıırarak nelerin yanlış olduğunu açıkça mertçe anlatarak olmalı.
    Böyle bir yol ayırma milletde de karşılığı olacaktır.
    Aksi ise Brütüs yakıştırması ile ortalıkta kala kalınır mazallah.
    Her seçim öncesi bir bakarsınız “Çatı” bir bakarsanız “stepne” olarak vazgeçilmezler listesine eklenirsiniz.

  13. Eğer parti değiştiren hain olsaydı; Erdoğan ve Numan Kurtulmuş da haindir. İkisi de milli görüşlüydü. İkisi de milli görüşü terk ettiler. Parti değiştirmek siyasiler de olduğu gibi halk arasında da parti değiştirmek ayıplanmamalı ve hain ilan edilmemelidir. Bir Partide görev aldın diye ömürlük sözleşme imzalanmıyor ki, tek parti ile devam etsin. CHP’de olduğu gibi Ak Partiden de parti değiştirenler olabilir. Herkesin görüşüne saygı duyulmalıdır. En başta da Saygıdeğer Abdullah Gül’e saygı duyulmalıdır.
    SAYGILAR SEVGİLER

  14. Yapmak için
    İstanbul’un dört ana sorunu vardır.
    1) Su sorunu
    2) Çöp sorunu
    3) Trafik sorunu
    4) Kaçak yapılaşma sorunu
    Recep Tayyip Erdoğan belediye başkanı olunca su sorunu ile çöp sorununu çözdü. Mükâfat olarak başkanlığını elinden aldılar ve hapse gönderdiler.
    Erdoğan sayesinde Kadir Topbaş üç dönem belediye başkanlığı yaptı. Kendisi ile görüşmek istediğimizde “Ben Adil Düzen’e karşıyım” diyerek görüşmedi. 15 senelik başkanlığında kalan iki sorun olan trafik ve çarpık yapılaşma sorununu çözdü mü?
    O halde Erdoğan’ın hatası 15 sene Topbaş’ı orada tutmaktır. Başkan olmak için başkan olunmaz, sorunları çözmek için başkan olunur.
    Menderes, Demirel, Özal, Erbakan ve Erdoğan böyle başbakan oldular. Çözdüler veya çözemediler ama başbakan olmak için başbakan olmadılar.
    Bugün Erdoğan’dan başka sorunları çözmeyi düşünen Davutoğlu olabilir. AK Parti’nin dış siyasetini o bugünkü yere getirdi. O da suskun.
    Erdoğan’a şükretmeliyiz. Ya o da olmazsa.

    • istanbul. un en buyuk. sorunu çozme kapasitesindeki insanlarin maalesef başkan olamayisları.AKP. bir. taraftan sorunlari çozduğunu zannederken diğer taraftan DEVASA yan etkiler. oluşturdu.Ornek. mi 3 . kopruyu yaptilar çevre yolunu bitirmedikleri için otobani bitirdiler.Imar. affi. ile tum kaçak binalari legal hale getirip ileride oluşacak can kayıplarinin vebalini üzerlerine. aldılar.Turkiye de başka. şehir yokmuş gibi butun yuku istanbul. a taşittiriyorlar. Beklediğimiz Istanbul depremi gerçekleştiğinde nice olacak halimiz.Kentsel donusum dediler. rant donusumu yaptilar.Simdi. muhasebe. vakti.

  15. Sadece siyasiler mi ”hainlik”le yaftalanıyor; seçmen de yakın çevresinde bu tür tarizlere muhatap maalesef..hem de en yakınlarınca…
    Yakın çevredeki akraba, eş, komşu ve dostlarında buna tevessül etmesinin nedeni, aidiyet duyduğu siyasi partinin/liderinin her eylem ve sözünü sorgusuzca doğru kabul etmesindendir. Bunlardan en önde olanı bir yerel seçime damgasını vuracak olan ”beka meselsi” şimdi en popüler olanıdır.
    İlginçtir ki, şimdi, CHP’den ayrılıp DSP’den belediye başkan adayı olan siyasilerde CHP’lilerce ”hainlikle” suçlanmaya başlanmış. Sanırım bu, başka partilerde deoluşmaya başladı. Kim/leri örnek alıyorlar ki?
    Siyasilerimiz ve siyasi partilerimizde bu kafa yerinde durdukça, biz, ne daha demokratik bir düzene ne de insanların siyasi tercihlerine saygı duyan bir toplum olmada bir mesafe kate edebiliriz.

  16. PARTİ DEĞİŞTİRENLERİ HAİN VE TUZLUK GÖRENLERİ DOĞRU KABUL ETSEYDİK BUGÜN HANGİ İSİMLERİ SAYABİLİRSİNİZ.
    Bir partide başlamış ve uzun yıllar siyaset yapıp ayrılmış başka parti kurmuş veya başka partiye geçmiş isimler
    kimleri sayabilir misiniz?
    Yoksa kuralları ben yazarım ,istediğim zaman duruma göre değiştiririm gücü nereden geliyor.
    Yoksa benim tuzluk ve hainim benim olduğu sürece iyidir ,kuralı mı hemen devreye sokuluyor.
    Siyasiler için kazanmak şartıyla her şey mubahtır ilkesi her zaman geçerli olmuştur.
    BİR ÜLKENİN HALKI NASILSA ONUN SEÇİLMİŞ SİYASİLERİ ANCAK HALKIN ÖZETİDİR.
    BELKİDE BÖYLE BİR HALKI İKNA EDEBİLMEK İÇİN HALKIN EĞİLİMLERİNİN EN KESİF (YOĞUN)OLANLARI ONLARIN YÖNETİCİLERİ SEÇİLEBİLİR.
    Halk doğruysa(çoğunluğu9 en doğruları,halk yalancı(çoğunluğu) ise en yalancıları ancak o halkı yönetebilir.
    İŞTE halkın EN leri her zaman yönetmeyi hak ediyor.

  17. Sözcü ve cumhuriyet yazarları CHP’den DSP’ye geçenlere ateş püskürüyorlar. Aday olanları hainlikle suçluyor….Bunlar yüzünden Cumhur ittifakı yine kazanacak….diye yakınıyorlar.. Hiç öyle şey olurmu Fehmi bey in dediği gibi. ”Zamanı gelince yollar ayrılabilir. Ayrılması her durumda kötü olmaz, bazen hayırlara da vesile olabilir.”…. Sen onca uğraş “Valla Hdp ile ittifak yapmıyoruz o nerden çıktı. Bunlar amerikanın işi” diye milleti kandır, onca emek harca sonra gerçekleri görenlere hain de….

  18. Chp olarak aday gösterilmedikleri için başka partiden belediye başkan adayı olanlar da geçmişte parti başkan oluru ile belediye başkani olmuşlardı.
    O zaman niye tepki göstermediler.
    Koltuğa sevdanız bu kadar fazla ise başka partilerin koltuk sevdalılarını niye tenkid ediyorsunuz.
    Ön seçim çok önemli ve adaletli bir sistem ancak en iyisini ben bilirim enaniyeti bu sistemin uygulanmasına fırsat vermiyor.

  19. BEKA SORUNU MU ZEKA SORUNU MU?
    Yerel seçimlerin beka sorunu olarak Cumhur ittifakınca ele alınması muhaliflerde alaya kaçan eleştirilere neden oldu. HDP nin “kürdistanda biz kazanacağız, batıda akp ye kaybettireceğiz” sloganı ile hafiften uyanan seçmen yukarıdaki başlığın ilham vericisi chp li politikacının ” yerel seçimlerde çöpü toplayacak, imar planlarını yapacak yetkilileri seçeceğiz, ne ilgisi var beka ile” yollu çıkışını ciddiye almamış görünüyor. Acaba Ankara, İstanbul, İzmir’i kazanan muhalefet; “evet bir kazandık hadi artık çöpü toplayalım, parklar yapalım” mı diyecek yoksa “hükumet seçmen desteğini kaybetti hemen istifa etmelidir” mi? İstifa gelmezse uslu uslu oturup seçimi mi bekleyecek yoksa pkk, fötö, thkpc vs vs gibi örgütlerin el altında destekleyeceği daha geniş çaplı “gezi” ler mi örgütleyecek. Allah korusun 12 eylül gibi “şartların olgunlaşmasını” bekleyemeyenler olgunlaştırma işine de tevessül edebilir. Sonra gelsin Brezilya, Venezüela ve daha kötüsü topraklarını kaybeden Ukrayna hikayesi. Unutmayın bu ülkeler içinde bulunduğu duruma Nusrette bonfile, sarayda altın tuvalet masalları ile geldi.

    • evet kardes sende de zeka sorunu var galiba. hic kimse yazmadi, söylemedi ama ben deyim. diyelim ki muhalefet ankara, istanbul ve izmiri aldi. anasinin ak sütü kadar helaldir. cünkü millet öyle dedi, milletin iradesine saygi duyacaksin. sonra, muhalefet erken secim istedi diyelim. bu ülkede erken secime kim karar verebilir? cumhurbaskani. cb 5 yilligina secilmis mi, koltugu birakma istegi varmi, secim yaptirir mi? hayir. efendim söyle böyle.. 7 haziran secimlerinden sonra akp iktdari kaybetti, kimse hükümet kuramadi. kilicdaroglu bana ver sira bende, ben kurmak istiyorum dedi. tayyip haydi ordan, bestepenin yolunu bilmeyene ben görev mi veririm dedi. tayyip bugünde aynisini yapar.
      peki erken secimi baska kim isteyebilir? meclis. bugünkü meclisin bunu cikaracak vekil sayisi var mi? yok.
      ama türkiyede erken secimi bir tek kisi isteyip de cikarabilir. oda DEVLET BAHCELI. büyük harfle yazdim ki anlasilsin diye. bir sabah kalktigimizda, haydi getirin su anayasa paketini ben destek veriyorum, bir sabah kalktigimizda bu böyle gitmez, anayasa gecti , erken secime gidiyoruz diyen bahceli, bir sabah kalktigimizda muhalefet secim istiyor, bu böyle olmaz, erken secime gidiyoruz diyebilir. chp, 17 yildir hic bir seyi yaptiramadi ama bahceli erken secimi gayet tabiiki yaptirabilir. bir beka sorunu var evet, bahcelinin erken secim istemesi sorunu…

      • hd nin zeka sorunu yok. Sizin okuduğunuzu anlama sorununuz var birader, kusur kalma. Yorumda zaten büyük şehirler kaybedilirse muhalefetin erken seçim isteyeceği, legal yoldan gidilemezse milleti diğerleriyle beraber sokağa çağıracakları söyleniyor. CHP bunu yapar mı? Yapar. Zaten yapıyor mu? Yapıyor. Neyse ki Sayın Bahçeli gibi öngörülü kimseler var, doğrusu neyse yönlendirir. Kendisine çok şeyler borçluyuz. Herkesin anlaması beklenmez.

        • yok yaa. cocuk kandirdiginizi mi zannediyorsun. bu ülkede iktidar ve onun kuyruklari disinda kimse kimseyi sokaga cagiramaz. chp referandumu kaybedince iktidari denize dökecekti, ne yapabildi? bu ülkede gezi de hendek de fiyatlarin fahis oranda artmasi da iktidarin bilgisinde dir. sonra onlari düsmanlastirip saflari saglamlastirmis ve nihayetinde düsmani bastirip kendini kahraman ilan etmistir. bunlarin hepsi secim kazanmak icin uydurulmus oyun. bunlari sizin gibi yutacagimizi mi zannediyorsunuz. erken secimi bahcelidan baska kimse ilan edemez. haaa bu arada tayyipi kurtarmak icin hdp yardima kosarsa hic sasirmamali. ne de olsa her dönem bir tayyipin kurtaricisi sahneye cikar. bir dönem baykal, bir dönem hdp-pkk, simdi bahceli, ufukta yine hdp-pkk görüyor gibi..

  20. Sag veya sol seçmenlerle ozdeseçmiş siyasetcilerimizin kalkip sağ veya sol dan aday olmaları sağ veya sol secmeni çok uzuyor hatta gözunden düşüyor o siyasetçi Merhum Süleyman Demirel bunun en musehhas örneğidir yıllardır sağ secmenin rey leri ile iktidar olan Merhum Demirel 28 Şubat sürecinde izlediği yolla sağ secmenin gözünde kredibilitesi ni sifirladi

    • Sağ sol kaldı mı? Nasıl bir fark var arada? Hepsi aynı, ideolojik bir fark kalmadı artık. Bütün dünyada aşağı yukarı böyle. Kaldı ki yönetimde olacakların sağ veya sol düşüncelerini işlerine karıştırmamaları gerekiyor, onlar bir süreliğine kurallara uygun şekilde yönetmekle sorumlular.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız