Resmen darbe isteniyor.. Hem de CB Erdoğan’ın başkanıyla görüşeceği ülkede: ABD’de…

19
Michael Flynn: "Bizde de darbe olmalı" derken..
Reklam

Ömrümün iki yılını (1980-1982) ABD’de geçirdim. Boston’da. Dünyanın öndegelen iki üniversitesiyle irtibatlıydım. Harvard Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi alırken Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) konuk araştırmacı statüsündeydim.

O süre içerisinde bu iki eğitim kurumunda düzenlenen sayısız toplantıyı izleme imkanım oldu.

Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında sivrilmiş dünyaca tanınan pek çok isim ya hocam oldu, derslerinden yararlandım, ya da en az onlar kadar konulara hakim başka katılımcılarla birlikte tartışılırken görüşlerini onların ağzından dinledim.

Daha sonraki yıllarda ABD başkentinde yerleşik Brookings Institute, Center for Strategic and International Studies (CSIS), Washington Institute (WINEP), Middle East Institute gibi düşünce üreten kuruluşlarda düzenlenmiş tartışmalı toplantılarda konuşmacı olarak yer aldım.  

ABD’yi ardından gelen 40 yıl boyunca orada çıkan gazeteleri, dergileri devamlı takip ederek, televizyonlarını izleyerek tanımaya çalıştığımı da bu tabloya eklemek isterim.

Bu girizgahı “Amerika’yı tanıyorum” diyebilmek için değil, bunca yıldan sonra bugünkü Amerika’yı tanıyamadığımı itiraf etmek için yazdım.

Eski Amerika ve yeni Amerika

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kısa süre sonra katılacağı NATO Zirvesi sırasında ABD’nin yeni başkanı Joe Biden ile görüşecek ve şu sıralarda iki ülkenin bu görüşmeye önem verdiğini belli edecek gelişmeler yaşanıyor.

Reklam

Türkiye görüşme öncesi dış politikasında ince ayarlara gidiyor. Mısır’la, Yunanistan’la ihtilaflı konuların giderilmesi için çok yönlü temaslar sürdürülüyor.

Nicedir cezaevinde bulunan bazı isimlerle ilgili olumlu gelişmeler yaşanacağını bekleyenler de var. 

Ülkemiz bu arada görüşmenin çerçevesini belirleme amaçlı Amerikalı ziyaretçileri ağırlamaya da başladı. Önce Amerikan dışişleri bakanlığından müsteşar yardımcısı Wendy Sherman Ankara’daydı, ABD’nin BM’deki daimi temsilcisi Linda Thomas da bugün ülkemize geliyor.     

Tarih (14 Haziran) yaklaştıkça iki ülkenin yönetimlerinde yer alan şahsiyetlerin birbirlerine dönük ifadelerinin de nazikleştiği fark edilmekte.

Merak bu ya, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Biden ile görüşme dosyasını hazırlayan kadroda yer alıyor olsaydım nelere dikkat edilmesini önerirdim?” diye düşünürken bugünkü ABD’yi tanıyamadığım için söyleyeceklerimin yanlışa sürükleyebileceği kafama dank ediverdi.

Benim Boston’da görüşlerinden yararlandığım insanlar içerisinde MIT’den Prof. Noam Chomsky gibi aşırı muhalif isimler de vardı. ABD’nin ancak ‘emperyalist’ sıfatıyla karşılanabilecek yüzünü Chomsky ve sempatizanları tarafından düzenlenmiş bir haftalık bir program boyunca Prof. Howard Zinn gibi konukları dinleyerek -sonra da kitaplarını okuyarak- iyice öğrenmiş biriyim.   

Yine de yıllar içinde okuyup dinleyip tartışarak öğrendiklerim beni bugünkü ABD’yi anlamaya hazırlamadı.

Donald Trump’ın siyasi hayat içerisinde varlığıyla zorladığı Amerikan toplumundaki çarpıklıkları dışa vurmasına hiç hazır değildim.

Reklam

Trump seçimi kaybetti ve bugün ABD’nin yeni bir başkanı var; ancak daha dün sonuçları açıklanan güvenilir bir kamuoyu yoklamasına göre, Cumhuriyetçi Parti’ye oy vermiş Amerikalıların önemli bir bölümü (%64’ü) seçime hile karıştırıldığına, aslında kazananın Trump olduğu halde hakkının yendiğine inanıyor. 

Yüzde 64.

Darbe yanlısı Flynn: “Bizde de darbe olmalı”

Bu yılın başlarında -6 Ocak günü- seçimde yenildiği halde koltuğunu bırakmamak için taraftarlarını başkente çağıran Trump’ın kışkırttığı kalabalıklar tarafından Amerikan Kongresi işgal edilmiş, çıkan çatışmalarda beş kişi hayatını kaybetmişti. 

İşgal edilen Kongre’nin Cumhuriyetçi Partili üyeleri, geçen hafta, açıkça bir darbe girişimi olan işgali soruşturmak için bir komisyon oluşturulması teklifini reddettiler.

Türkiye’de uğursuz darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz (2016) gecesi konuşmacı olduğu toplantıda “Türkiye’de şu anda bize yakın askerler İslamcı hükümetin işini bitiriyor, beni de aradılar” haberini bir müjdeymiş gibi sunan Michael Flynn dün bir yerde konuşurken, kendi ülkesini kast ederek, “Burada da darbe olmalı” diyebildi.

Flynn emekli bir general. Trump başkan seçilince onu kendisine ulusal güvenlik danışmanı yapmıştı. Ulusal güvenlik danışmanlığı ABD sisteminde bakan düzeyinde bir konum. FBI’ya yalan söylediği ortaya çıkınca görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı Flynn. Başı yargıyla derde girdiği için, Trump, gider ayak, bir çok başkalarıyla birlikte onu da, yargının pençesinden kurtarmıştı.

Şimdilerde Trump onuruna düzenlenen toplantıların baş konuşmacısı o.

Dün, Teksas/Dallas’ta konuşurken kendisine yöneltilen “Myanmar’da olan neden burada olamıyor?” sorusuna “Sebep yok, burada da olmalı” cevabını vermiş Flynn

“Myanmar’da olan” bir askeri darbeydi. [Myanmar Burma’nın resmi adı.]

Seçimi kaybeden Trump “Ne yapayım da yerimde kalabileyim?” sorusunu yönelttiğinde, Flynn’in ona, “İhtilaflı seçim sonuçlarını öne sürüp sıkıyönetim ilan et ve orduyu göreve çağır, bu arada da seçim sonuçlarını beğenmediğin eyaletlerde seçimlerin yeniden yapılmasını sağla”  tavsiyesinde bulunduğu biliniyor.

“Myanmar’da olan burada da olmalı” demiş olan Flynn sonradan söylediğini tekzip etmeye çalışmış, ama ne dediğini kameralar kaydetmiş durumda.

On yıl önce yapılmış bir kamuoyu araştırmasında, “George W. Bush’un 11 Eylül eylemlerini önceden bildiği, ancak Ortadoğu’da savaş çıkartmak için eylemleri önlemek istemediği görüşüne ne dersiniz?” sorusuna, bu defa Demokrat Partili kitlelerin %22.6’sının “Çok mümkün”, %28.2’sinin de “Mümkün olabilir” cevabını verdiği görülmüştü.

Demokratların %50.8’i “11 Eylül Bush’un eseri olabilir” diyor…

Kafaları karışık insanlar ülkesi ABD

Benim çeşitli ortamlarda dinlediğim, konuları tartıştığım ortamlarda tanıdığım kişiler değişik görüşlere sahiptiler, ancak kafaları hiç böyle karışık değildi.

Seçim sonuçlarını tanımama, yerinde kalmak için ülkesini ateşe verme, sıkıyönetim ilanı, bir adım ötesi askeri müdahale, darbe gibi konular, benim bildiğim ABD’de hep başka ülkelere -genellikle az gelişmiş, demokratik olmayan ülkelere- atfedilen özelliklerdi.

Joe Biden’in başkanı olduğu bugünkü ABD çok farklı bir ülke.

Yine de tartışabiliyorlar. Savcılar Trump’ın peşine düşebiliyor. Cumhuriyetçi Parti’de Trump’ı üzmemeye çalışanlar çoğunlukta olsa bile aynı partide “6 Ocak darbe girişimi soruşturulmalı” diye oy kullanan, Trump’ın yargılanmasını isteyenler de var.

Biden’la görüşecek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dosya hazırlamakla görevlilerin işi zor.

ΩΩΩΩ 

Reklam

19 YORUMLAR

  1. ABD’li beyaz ırk, Kanunlardan dolayı sesleri az çıkıyor. Trump sayesinde biraz palazlandılar.
    4 senede ABD 1700 lerin irklicığına geri döndü, yalnız ABD ye kim gelirse gelsin Adelet sistemine dokunamiyor. Dokundukları an millet sokağa dökülüyor.
    Cumhurriyet’ciler, azınlık seçım sistemıni’nden dolayı kazanıyorlar.

    Peki ABD’de ihtilal olur’mu? Hayır, kesinlikle olmaz. Çünkü hem halkı korkak değil hemde politikacılar koltuklarını korumak için çok çalışmaları gerek oda mümkün değil.
    Onlarda bizdeki gibi siyasetciler devletin parası ile oy satın alamiyorlar, bilakis seçmenlerin’den oy’dan ziyade para istiyorlar.
    Aday adayları arasında halktan en fazla para toplayan, adaylar yarışıyor ve onlar aday olabiliyor.
    Bu seferde seçimi kazana bilmek içınde gene seçmenler para ödüyorlar.

    Bizde darbe olurmu veya ABD darbe yaparmı.

    Îkiside olmaz çünkü şu an zaten Bush tarafından başlatıp 15 Temmuz darbesi ile Tayyip Cumhurriyeti darbe ve mafyA hükümetı mevcut iken ne ABD ne Çin nede Rusya darbe yapmaz. bu seçilmiş darbeciler. sadece
    Türk halkını uyutmak için makamlarını sağlamlaştırıma tiyaturosunu hemşeriler arasında birbirlerinin kalesine çakma düşman golleri atiyorlar.
    Ben, bizdeki Mafyababasını
    yağver’nin karadeniz bölgesinde dömadığı için Karadenizli olmadığını
    zannediyordumm meyer,se Rizeli bir ailenın oğluymuş.

    Hele bir dişarda ve içerdekı yolsuzluklar’ın üstü kapatılsın.
    O zaman hepsi birden kardeş olur ve küçük. ortakları harcarlar.

    Peker, Abisi içın 14 Haziran de!
    Video yayınlayaçak’mış

  2. EŞİTLİK ADELETMİ DİR ?
    Dünyada tarih boyunca hakkaniyet bir şekilde işlemiştir.
    İmtiyazlı doğanlar bunun farkındaysa hep şanslı olmuşlardır.
    -Akıllı insanlar toplum pramitinde yukarlarda bir yerde tutunmanın yollarını aramıştır.
    -Pramitin tepesindekiler eşsiz konumlarını korumak ve kaybetmemek için çaba sarfederler.
    Tepenin bir altında kalanların işleri çok zordur,pozisyon gereği .
    Büyük kırılmalarda en üstekiler bir alttakilerle nöbet değişimi yapmak zorunda kalırlar.
    Herzaman ve heryerde kural ve yöntem aynıdır.
    İnsan tabiati herzaman ve heryerde aynıdır.
    Her fani pozisyonu ve aklı ölçüsünde bir imkan sahibi olur.
    Orta kesim için en üst tabakanın değişmesinde değişen birşey olmayacağı inanci vardır genelde.
    En alt tabaka tepedekiler değişince çok şey değişeceğini sanır.
    En altta kalanlar hep en altta kalmaya mahkumdur.
    Kendilerini değiştirmeyip,herşeyin değişeceğini sananlar hep aldanmıştır.
    Bazan yönetenlerin ikbal kavgasından gerçekler ortaya saçılsada,akıllı olan yöneticiler bir yolunu bulup hemen orta yolu bulur ve asla birbirine hasar veren veya ölümcül eylemlerde bulunmazlar.
    Herkesi kaybedeceği bir pirus zaferini hiçbiri tercih etmez,etmemiştir.
    Devlet düzeni adaleti sağlamak için değil,düzeni sağlamak içindir.
    Düzeni sağlamak için ne kadar adelet gerekıyorsa ancak enfazla o kadar.
    Daha çok pay isteyen güçlülerin çıkaracağı kaos halka ve idareye daha çok zarar verdiğine inanılır.
    Her yerde ve zamanda yöntemler halkların kültürel durumuna göre çeşitlilik gösterir.
    Dünyada yeni teknolojilerle yeni yöntemler gelişiyor.
    Artık toprak fethedip yönetime rakip adayı bırakıp yönetme devri eskidi.
    Şimdi gizli sevislerin eylemleri(bizzat,göz yumma,yardım etme,taşeron tutma veya taşeronun taşeronu ile iş bitirme)ile yapılmak istenen yapılıyor.
    Kamuoyu yönlendirme sanatı kolaylaştı.
    Dünyada artık hiçbir terör eylemi devletlerin izni olmadan yapılamaz.
    Bugün dinleme imkanları ve dinleyeni dinleme imkani olanlarla dinleyeni dinleyenlerinde dinleme imkanı varsa.
    Artık bu koyunlar benim demekte zorlanan devlet adamları var.
    Artık herkes hukuk düzeninin en iyi ugulandığı ülkenin vatandaşı olmanın hayallerini kuruyor gençler.
    Tabii ki dünyada aranan evsafta nitelikli gençler hayallerine kavuşacak.
    İnsanlar hertürlü rıskı alıp ölümüne iyi yönetilen ülkelere ailesini birakıp ulaşmaya çalışıyorlar.Duvarlar ne kadar buna engel olabilir.
    Artik dünyanın en yeteneklı olanları refah üklelerinde kümeleniyor.
    Kimse ülkemi ülkemde değil,anacak gelişmiş ülkelere gidersem düzeltebilirim düşüncesinde.
    Velhasıl dünya yeni bir şekil alıyor teknoloji sayesınde.
    Yeni şekil akıllı insanların çoğunlukta olduğu yerler ile çaresizlerin kalmak zorunda olduğu yerler haline geliyor.
    Büyükşehirlerdeki siteler ekonomik ve kültürel polarizasyonun olduğu daha homojen insan toplulukların gruplaştığı yerler. Bunun bize küçük ölçekte gerçekleştiğini ispatlıyor.
    Herkes, komşusunun kendinden nitelikli olmasını bekliyor ve istiyor.
    Bizde hergün yeteneklerimizi geliştirmek zorundayız.
    Tepelerdeki savaşlar asla bizim için değildir ve hiç olmamıştır.
    Herkese sağlık,sıhat,huzur ve uzun ömürler dilerim.

  3. İki ay önce pen tadilatı için 17 bin TL fiyat verilmişti.
    Bugün 3 bin 500 TL artışla. 20 bin 500 TL dendi.
    Bir de ENA Grup hakkında suç duyurusunda bulunuluyor.
    Buyurun rejim.
    Zayıflama rejimi.
    İskelet haline gelinceye kadar.

  4. Michael Flynn, gibi her ülkede paronayak, psikopat adamlar vardır. Sözlerine itibar edilmez.

    Türkiye Muz Cumhuriyeti değildir.

    Mit ve Askeriye adam alınırken incelenir. Her Rütbe aldıklarında tekrar incelenir.

    Darbeler dış kuvvetler sayesinde oldu safsatalarına inanmayın.

    Darbe denince neden Türkiye geliyor. Osmanlı imparatorluğun da da olurdu.

    O zaman ABD devletimi vardı.

    Siz hiç tarihte “Yeniçeriler Kazan Kaldırdı” duymadınız mı?

    Basit bir olaydan başkaldırı.

    Hoşafın Yağı Kesilmek:

    Hoşafın yağı kesilmek deyiminin hikâyesi oldukça ilginçtir.

    Osmanlı Devleti döneminde Yeniçeriler yine bir isyan çıkartıp, kazan kaldırırlar.
    Padişaha haber gider. Padişah: “Gidip bakın bakalım neymiş bu kez dertleri.” der.
    Görevlendirdiği kişiler, Yeniçeri Ocağına gidip, Başçeri ile konuşurlar.
    Başçeri der ki: ”Yemeklerimiz kötüleşti. Artık eskisi gibi bize değer verilmiyor, yemeklerimizin malzemesi eksik, devlet bu kadar fakir mi ki, hoşafımızın yağını kesti?” der.

    Haber aynen padişaha iletilir. Yeniçerilere yemek yapan aşçıbaşı, padişahın huzuruna çağrılır. Padişah: ”Siz ülke için savaşan, topraklarımızı genişletip koruyan Yeniçerileri nasıl beslemezsiniz, hoşaflarının yağını nasıl kesersiniz, bre kâfirler!” diye azarlar.

    Aşçıbaşı der ki; ” Aman padişahım, ne dersiniz? Hoşafta yağ olmaz.
    Çeriler kazan kaldırmak istemiş, bahane üretirler.”
    Cevabını verir. Padişah ikna olmaz.

    Durumu derinlemesine incelettirir. Önce Yeniçerilere yemek yapan aşçının emekli olduğu anlaşılır.

    Yaşlı aşçı evden apar topar getirilip mutfağa sokulur. “Yap şunlara bir hoşaf!” emri verilir.

    Yeni aşçılar da öğrenmek için etrafına dizilir.

    Yaşlı aşçı, herkesin şaşkın bakışları arasında yemekleri yapar ve durum ortaya çıkar.

    Yaşlı aşçı önce pilavı tabaklara koyar. Sonra da pilav koyduğu kepçe ile de hoşafı koyar.

    Pilavın kaşığındaki yağ hoşafa geçer ve hoşafın üzerinde yağ tabakası oluşur.

    Yeniçeriler hoşaf üzerinde gezinen yağa alıştıkları için yeni aşçının saraydan emir aldığı ve mutfağın masraflarını kısmak için hoşafın yağının kesildiğini düşünürler.

    Bu kararı kendilerine hakaret olarak kabul edip isyan ederler. Bu olaydan sonra “Hoşafın yağı eksilmek” ve “Kazan kaldırmak” deyimi Türkçe literatüre yerleşir.

  5. Dünya değişti bizde 15 temmuz tarihine kadar darbe olmaz diyorduk oysa artık her zaman diliminde darbe olabilirmiş .Bunu gördük.
    Dünyada ise her ülkede artık darbe olabilir bunu ABD Almanya Ve Fransa bize gösterdi.
    Birgün uyanmışız Almanyada NAZİLER yönetime el koymuş . İhtimal dışı değil artık.
    O yüzden hayıflanmaya gerek yok her ülke bu sıkıntıları yaşayabilir.
    Çünkü Dünya eski dünya değil.

    • Ahmet bey bunu nasıl beceriyorsun çok enteresan. sırf ağzının tadı bozulmasın diye hiç olmadık yerden örnek veriyorsun. aylardır natocu amerikayla avrasyacı amerika birbirlerine darbe yapmaya çalışıyorlar hiç oralı olmuyor, örneği ta nerden veriyorsun:))

  6. Sun Tzu Savaş Sanatı isimli kitabında
    “Dişe diş savaş akıllı savaşçı için son çaredir” der.

    İstihbarat anlaşıldığı şekilde sadece hedef ülkenin gizli ajandasının, amaçlarının veya ekonomik, stratejik, askeri hedeflerinin önceden kestirilmesi için değil;
    aksine hedef ülkenin zaman içerisinde yıpratılmasını, ırk, din ve dil ekseninde varsa kapanmaya yüz tutmuş yaralarının açılmasını, kültürel soykırım ve asimilasyon projelerinin hayata geçirilmesini mümkün kılar. 
      
        Dini ve ahlaki değerleri yüksek olan toplumların içe kapanık yapılarının farkında olan bu unsurlar özgürlük, adalet, hoşgörü kavramlarını birer silaha dönüştürerek hedef ülkenin dokusunda kapanmayacak yaralar açabilir.

        Yeterince eğitilmemiş, ön yargılı ve bastırılmış insan toplulukları her zaman suistimale açık olduğundan rahatlıkla manipüle edilebilirler.

    5nci kol faaliyetlerinden bazılarını maddeler halinde sıralayacak olursak;

    • Sosyal medya üzerinden yalan ve yanlış bilgiler kullanarak manipülasyonlar ile halkı kışkırtmaya çalışmak,

    • Dini hassasiyetleri ön plana çıkararak farklı mezhep ve inançtaki toplulukları düşman haline getirmeye çalışmak,

    • Devlet yöneticilerinin özel ve genel yaşamlarını tartışmaya açarak kamuoyu gözünde itibarsızlaştırıp meşruiyetlerinin sorgulanmasını sağlamaya çalışmak,

    • Farklı etnik kimliğe sahip toplumlar arasında ki geçici sorunları suni gündemler yaratarak çözülemez hale getirmeye çalışmak,

    • Ülke içerisinden devşirilen Dernek ya da Sivil Toplum kuruluşlarını hedefledikleri amaçlar doğrultusunda yönlendirmek,

    • Yine medya üzerinden toplumun ahlaki kurallarına aykırı konuları gündemde tutarak dezenformasyon yapmak,

    • Ekonomi üzerinde manipülasyonlar yaparak devletin yaptırım gücünü ve toplum nezdinde ki güven duygusunu yok etmeye çalışmak,

    • Devlet otoritesini sarsmak ve kaos ortamı oluşturmak için haklı görünen bahaneler üreterek sokakları eylem alanı haline çevirmeye çalışmak,

    • Uyum içerisinde çalışan devlet kurumları arasında çatışma çıkarmaya çalışmak,

    • Toplumun dinamik unsuru olan genç nüfusun ahlaki ve kültürel seviyesini düşürmek için medya ve diğer iletişim araçları ile menfi yönde yayınlar yaptırmak,

    • Gençleri uyuşturucu, alkol ve eğlence kültürüne alıştırmaya çalışmak

    Bu faaliyetlerin hayata geçirilmesinde birçok sosyal unsur kullanılmaktadır. Bu yapıyı bir araya getiren unsurları sıralayacak olursak eğer;

    • Sosyal mühendislik konusunda ileri derecede eğitim görmüş kişiler,

    • Hedef ülkenin sanat ve bilim topluluklarına ya da siyasi kurumlarına sızmış kişiler,

    • Para veya şantaj yolu ile angaje edilmiş kişiler,

  7. Bırakın başkasının rejimlerini.
    Ülkemizi yöneten,
    ” Merkez Bankasının parası sorulur mu? Merkez Bankası başkanı faizleri düşürmesi için aradım”
    diyor.
    Bizim rejimin hal-i pür melali.

  8. İnsanlık tarihi boyunca dünyada meydana gelen savaşlarda , yapılan değerlendirmelere göre yaklaşık olarak 6 milyar kadar insanın hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir ; bu sayının yine yaklaşık olarak 100 milyona yakın miktarı 1. ve 2. Cihan Savaşlarına aittir.Bilindiği gibi bu iki büyük savaş ağırlıklı olarak Avrupa kıt’asında cereyan etmiştir .Avrupa’lılar gerek bu iki büyük savaştan ve gerekse bunlardan önce aralarında meydana gelen diğer savaşlardan büyük bir ders çıkarmış ve bütün husumetlere son vererek birlik beraberlik sağlamış,böylece barış ve huzura kavuşmuşlardır .Dünya ise BM. çatısı altında bir birlik beraberlik ve barış , huzur sağlamaya çalışmışsa da ne yazık ki bunda bu güne kadar başarı sağlanamamıştır.
    Bunun en büyük sorumlusu ; bu gün , akıllarısıra dünyaya sadece kendi menfaatleri doğrultusunda cekidüzen vermeye çalışan başta ABD, Rusya ve Çin’dir .Özellikle ABD nin bu konuda tam bir elebaşı olduğu ,adeta dünyada eşkıyalık yapmaya çalıştığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Gerçi Demokratlar iktidara geldikleri zaman biraz daha barışçıl hareket ediyorlar ama dünyaya , insanlığa sahip çıkma , dünyayı kucaklama konusunda onların da hiç bir gayretleri olmuyor .
    Sonuç olarak ABD nin , hala bir büyük devlet olma idrak ve sorumluluğunda olmaması çok acı bir hakikattir , dünya için de gerçekten büyük bir trajedidir ; Allah ıslah etsin inşallah !
    Herkese selamlar ,saygılar

  9. Amerikalı ne yapar, kendii denize mi atar yoksa okyanustamı boğulur ilgilenmiyorum.
    Suriye devletiyle düşman olursan öte taraftan filistinde at oynatıyor o birileri ve sen birşey yapamıyon,seyretmekten başka!
    çnkü arada senin koyduğun bir engel! var hemde suni.
    üniversitende en az yüzde kırk yabancı özellikle Avrasya ülkelerinden, hatta ortadoğu dan öğrenciler alsan okutsan, Libyadaki bizde okuyan subaylar şimdi ne alem de acaba?
    Ömür boynca Boğaziçi, Oddü, vb birçok üniversite ve hocalarını takip eden bir nesil!…
    örnek mi:F.Korunun bu günkü yazısı. sen de uğraş hala şu üniversiteye benim bacanak, bu köşeye kayınço..
    Ha ABD’mi, kendi b.k.ndA uzun bir süre cebelleşecek merak etmeyin ettiğini bulacak. genelde dekendi yarattığı canavarlar yer böylelerini.
    biz b uarada kendimizi bir sigaya çekelim, kendimize gelelim yeter.
    Sayın yazar Bidan ne tcek telaşına düşmüş. netçek, küçük düşürme numarası ne varsa onu etçek. papazı verdin beleşe, sen alamıyon on katı versende.
    bence hiç giitt, giiitt..

  10. Fehmi bey daha nasıl açık yazabilir.

    *****Türkiye’de uğursuz darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz (2016) gecesi konuşmacı olduğu toplantıda “Türkiye’de şu anda bize yakın askerler İslamcı hükümetin işini bitiriyor, beni de aradılar” haberini bir müjdeymiş gibi sunan Michael Flynn dün bir yerde konuşurken, kendi ülkesini kast ederek, “Burada da darbe olmalı” diyebildi.

    *****Myanmar’da olan burada da olmalı” demiş olan Flynn sonradan söylediğini tekzip etmeye çalışmış, ama ne dediğini kameralar kaydetmiş durumda.

    Daha adamlar ne desinler bizdekileri ikna etmek için.
    Onlardan daha çok Amerikalı olmak böyle birşey olsa gerek.
       
    Son darbe olmadı bay Flyyn. Sizin çocuklar başaramadı.
    Yenileri de birşeyler pişirmeye başladı ama kokusu çıkar yakında.

  11. Darbe istemek normal yani diyorsunuz
    Abartmayın darbe yanlılarını
    Darbe de demokratik bir hak

    ABD de kaç darbe oldu hemde dış ülkelerin desteklediği
    Pardon duyamadım

  12. Dünya değilse bile Türkiye’de rüşvetin ve darbenin belgesinin olmayabileceği böylelikle cürmü meşhud dışında isbatının olmadığı kabule karindir. Haliyle suç üstü tek ispat şeklidir. Buna en güzel örnek sayın sabık başbakan Binali Bey’in 15 temmuz sonrası Amerika’da söylediği sözden zahirdir. Yıldırım orada sorulan bir soru üzerine, “15 Temmuz’da bir darbe girişimi oldu. Benzeri 11 Eylül’de ABD’ye oldu. Bush, ‘ABD saldırı altında’ dediğinde Türkiye, ordusunu Afganistan’a göndererek ilk yardım öneren ülke oldu. ABD, ‘Bu saldırının arkasında El Kaide var. El Kaide sorumlu’ dedi. Kimse ABD’ye ‘El Kaide’nin yaptığına dair kanıt var mı’ diye sormadı” cevabını verdi.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız