Sorunlar devleşirken halkın sandık beklentisi de büyümeye başladı

62
Reklam

Yoksa Ak Parti de giderek sistem değişikliğini gündeme getirmeye mi hazırlanıyor?

Halk desteklediği ve referandumla kabul edildiği takdirde, ülkenin önünü açacak, sorunlarının çabucak çözülmesini mümkün kılacak, ekonomiyi uçuşa geçirecek bir büyük devrim olarak takdim edilmiş olan ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’nin (CHS) yürürlükte olduğu üç yılı aşan süre içerisinde, vaat edilenlerin hiçbiri gerçekleşmedi.

Tam tersine, bu üç yıl içerisinde, işler sürüncemede kaldı, çözülebilecek sorunlar bile ertelendi, ekonomi ise berbat halde.   

Sebebi de herkes görüyor: CHS…

Aksoy Araştırma tarafından yapılan son ankette bu konu vatandaşlara soru olarak yöneltilmiş. “Aynı referandum bugün tekrar yapılsa, parlamenter sistemi mi yoksa başkanlık sistemini mi seçersiniz?” sorusuna verilen cevaplar göz açıcı.

“Başkanlık sistemini tercih ederim” diyenlerin oranı sadece yüzde 24.6… Her dört kişiden yalnızca biri bu görüşte. AK Partililerin bile yarıdan azı (yüzde 46.3’ü) CHS’nden yana. İktidarın küçük ortağı ve desteğiyle sistem değişikliğini mümkün hale getirmiş MHP’de bu oran yüzde 37.3…

Zaten bu yüzden olmalı, muhalefet partileri liderlerinin çıktıkları Anadolu turlarında konuya ilişkin yaptıkları eleştirel açıklamalar etkisini Ankara üzerinde de hissettirmeye başladı.

“Acaba ben mi yanlış duydum” merakıyla AK Parti genel başkan yardımcılarından birinin yaptığı “Cumhurbaşkanı yetkileri fazlaysa tartışalım, bazılarını geri alabiliriz” açıklamayı, haberi televizyonda geriye sararak, bir kez daha dinledim.

Reklam

Evet, öyle dedi.

Sistem değişikliği anayasayla ilgili. Uzun iş. Muhalefet anayasa değişikliği konusunu seçim öncesinde iktidar cephesiyle görüşmek istemiyor. Haklılar da. AK Parti’nin ‘yeni anayasa’ dediğinin de sonunda yetkilerin daha fazla tek elde toplanmasına yol açacağından endişeli muhalefet. Nitekim önceki gece, Meclis’e iktidar tarafından sunulan bir yasa teklifiyle cumhurbaşkanına özel tüketim vergileri (ÖTV) konusunda yeni yetkiler tanındı.

Nerede kaldı yetkilerin azaltılmasının görüşülebileceği vaadi?

En az yüzde 60 oy

Görev tanımlarını “AK Parti’nin her istediğini desteklemek, muhalefete cevap yetiştirmek” olarak belirlemiş kalemler ile yorumcular, şu sıralarda, mesailerini büyük çapta ‘muhalefet seçimden muzaffer çıksa bile sistem değişikliğine gidilmesinin zor olacağını’ ispatlamaya ayırıyorlar.

Bunun için muhalefetin genel seçimde en az yüzde 62 oy alması gerekiyormuş…

CHS için gerekmedi de parlamenter sisteme dönüş için mi gerekiyor o kadar oy?

Gerçekten başkanlık sisteminden vazgeçilmesi için illa yüzde 62 oy gerekiyorsa, muhalefet bu zorunluluğu özellikle vurgulayıp kararsızları ikna ederek o sınırın üzerini zorlayabilir.

Reklam

Eğer sistem değişikliğini de yapacak güçte bir iktidar isteniyorsa, sandığa yansıyacak iki ittifak arasındaki farkın bayağı açık olması gerekecektir.

Hiç itiraza mahal bırakmayacak açık ara fark…

Yenilenen İstanbul seçiminde olduğu gibi…

Başbakan adayı belli, cumhurbaşkanı adayı kim olacak?

Meral Akşener cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığını koyup koymayacağı yolundaki tartışmaları anında kesen bir tavır sergiledi ve “Ben başbakan olacağım” deyiverdi.

İYİ Parti’nin Millet İttifakı’ndaki varlığını bu çıkışıyla sistem değişikliğine bağlamış oldu. Birinin başbakan olabilmesi için yeniden başbakanlı sistemi getirmek gerekiyor çünkü. 

Akıllıca bir hamleydi bu.

Bir dostum, “Meral Hanım’ın bu çıkışı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığının önünü açma amaçlı” görüşünde. Onun gibi düşünenlerin hiç de az olmadığını biliyorum, ama ben aynı görüşte değilim. Aday belirleme zamanı geldiğinde, her iki ittifakın bileşenleri, seçilebilecek biri arayışına gireceklerdir.

Tek bir partiyi değil daha geniş bir kitleyi kendine çekecek bir aday. Çatı adayı.

CHP’nin veya Millet İttifakı içerisinde yer alacak partilerden herhangi birinin lideri aday gösterildiğinde, beklenen açık ara farklı sonuç bir tarafa, kazanma bile tehlikeye girebilir.

Millet İttifakı’nın en büyük partisi CHP’nin içerisinden gelebilecek itirazların farkındayım, ama ne çare, gerçek bu ve itirazcılar da bu gerçeği sonunda kabul etmek zorunda kalacaklardır.

“Ekmeleddin İhsanoğlu örneğinden sonra imkansız” diyenler yanılıyor; İhsanoğlu fazla bilinmeyen bir isim olarak MHP tarafından önerildiği halde CHP tabanı 2014’te ona oy verebilmişti [2014 seçiminde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun oyu yüzde 38.44’di.] 2018’de CHP kendi içinden bir ismi, Muharrem İnce’yi, cumhurbaşkanı adayı gösterdi, İnce o seçimde yüzde 30.64 oranında oy alabildi.

Zamanı geldiğinde ittifak partileri liderleri şapkalarını önlerine koyup bu hesabı yapacaklardır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Nasıl bir cumhurbaşkanı adayı?” sorusuna cevap teşkil etmek üzere getirdiği şu profil tanımı hala önemini koruyor: 

“Millet İttifakı’nın adayı, nefsini terbiye etmiş biri olmak zorunda. Başkanlığın verdiği muazzam yetkilerle yozlaşmayacak, gücünü hızlıca Meclis’e ve Başbakan’a teslim edecek bilgelikte biri olmalı. Ülkeyi cumhurbaşkanı değil, başbakan yönetecek. Bu tarihi adıma ancak nefsine hâkim olabilen ve kendinden önce ülkesini düşünen bir cumhurbaşkanı vesile olabilir.”

‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’nin ülkeye çıkardığı fatura çok ağır. Seçim gerçekten 2023 yılı haziran ayında yapılacaksa şu anda gündeme tırmanmış sorunlarla 18 ay daha devam etmek nasıl olacak, bilemiyorum.

Seçimi, cumhurbaşkanı adaylarının kimler olacağını şimdiden tartışmanın -tartıştırmanın- sebebi bana göre hala bir erken seçim ihtimali.

Halk da sandığı beklediğini belli etmeye başladı.

ΩΩΩΩ

Reklam

62 YORUMLAR

  1. “ddm
    15 Ekim 2021 At 15:12
    ehli siyasetin bel inceliği ve kıvraklığını sergileyen bahçeliydi sanki” diyen adama bak. Hacı yürü git. Ayrıca Cuma Mesajlarını sizi dine çağırmak için değil kardeşlerim için yazıyorum. Bütün Türkiyede vatsap bu mesajlarla dolu bu mübarek gün. Sen üstüne alınma.

  2. Ne seçimi? Seçim gerektirecek bir durum var mı? Ülkede önlenemeyen enflasyon mu var? Döviz aldı başını gidiyor mu? 3600 ek gösterge, emeklilikte yaşa takılanlar, KHKlı mağdurlar mı var? Emekliler ve alt gelir grubundakiler geçinemiyor mu? Bir milletvekili simit hesabı yapmıştı, asgari ücretli para bile biriktirebiliyormuş. Yurt sorunu mu var? Dünya şeffaflık endeksinde, hukukun üstünlüğü endeksi, adil yargılama endeksi gibi listeletde sonlarda mıyız ki? Hatta birkaç gün önce organize suç sıralamasında birinci olmuşuz, bizi Rusya takip eden bir haber okudum. Bazı vakıf-dernekler devlete adam mı aldırıyormuş? Soruları çoğaltmak mümkün lakin gerek yok görüldüğü üzere yandaşa herşey çok güzel. Ne seçimi?

  3. Sayın Koru ,
    Ben de o halkın içindeyim , işyerime gelen esnaflar , çalışanları , benim çalışanlarım , öyle sizin gördüğünüz gibi seçim beklentisi içinde olanlar ile pek karşılaşmıyorum. Siz emekliler kahvesine mi gidiyorsunuz ?
    Akıllı telefonlar insanları dünya vatandaşı yaptı ve herkes heryerde olan biteni görüyor , biliyor. Öyle mükemmel bir dünya hayatı yok .
    Geleceğe dair öngörülerinizi paylaşabilirsiniz . Ben de yazayım. Seçim konusu iki zümrenin ilği alanında . Birincisi iktidara yakın olup , iktidara güvenip borçlanıp yatırım yapan , devletten alacağı olan yap işlet devrettiçiler ve iktidara yamanıp geçinenler , ikincisi ise iktidarı ele geçirip nimetlerinden istifade etme niyetinde olanlar.
    Sayın Erdoğan bir ay seçimi öne alarak tekrar aday olur. Seçime 6-8 ay kala Merkez faiz yükseltir , Karadeniz gazı gelir , TL değer kazanır. Edirne Halkalı hızlı tren çalışmaya başlar. Sofia Kapıkule zaten hazır. Vizesiz serbest dolaşım için son 4 kriter de yerine getirilir. Bu durumda 5 milyon gencin oyu Akpartiye akar.
    İzmir Ankara hızlı tren devreye girer. Ankara nın emeklileri batıdaki yazlıklarına hafta sonu gidip gelmeye başlar . Onlar dan da bayağı bir oy gelir. Ankara Sivas devamı Erzincan Erzurum hızlı tren Anadolu nun oyları tekrar Ak partide.
    Bu arada çocuklar benim arabayı istiyor. TOGG alacağım diyorum 2023 ü bekliyorlar
    Nükleer santral devreye girer . Elektrik fiyatları ucuzlar. 3600 ek gösterge konusu iyi bir seçim yatırımıdır.
    Bunları gören HALK , bu yönetim iyi der gider oylarını Sayın Erdoğan ın şahsında Ak partiye verir. iş yapan ile laf yapanı ayırmasını bilir.
    Bir çalışanım, annesinin özürlü raporu ile ÖTV siz araç aldı. Geçen gün geldi , annesinin engelli maaşı olan 1800 TL yi kesmişler. Gerekçesi gelir testinde aldığı araç pahalı bir araç olarak değerlendirilmiştir. Diğer çalışanım oturduğu sitede 3 kişinin bu şekilde araç aldığından bahsetti. Bahsettiğiniz halk içinde yer alıyor bu insanlar.

    • Nasrettin Hoca’nın borcunu nasıl ödeyeceği fıkrasına dönmüş.Alacaklıya demiş ya: “evin önüne çalı ektim! Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak. Bizim hatun bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek, dokuyacak, ben de götürüp satacağım.senin borcunu ödeyeceğim.”
      Fıkradaki gibi bitirelim: “Kazandınız şimdiden seçimi,pek keyfe gelmişsiniz…”

    • Belli ki siz tuzu kuru tarafdasınız. Eskiden de cehape zihniyetinin neden emekçi ve az gelirlinin olmadığı çankaya ve şişli gibi ilçelerde sürekli kapalı gişe kazandığını merak edenlerdenim. Heyhat şimdi de zühd ve takva timsalleri harunların, karuna dönüştüğü bir siyasal islam heyulası ile imtihan oluyoruz. Zamanında yaptıkları hizmetlerin nitelik ve niceliği ile ilgili the cemaat ekibine saydırdığım zaman da bana tecdidi iman yapmamı salık verenlere gülüp geçerdim. Şimdi de anlattıklarınıza Hodja Nasredin misal, peşin parayı duyan alacaklının güldüğü tarzda political fairy tales nazarı ile bakıp gülmekten başka elimden bir şey gelmiyor. Bu sezon finalidir, öngörülemez bir son olmayacak sadece finale gidilirken aksak doğu ile marazlı devletin senaryoya ekleyeceği birkaç aksiyon ve gerilim dışında sanıyorum bitiş sıkıcı bile gelebilir izleyenlere….

    • Milletimiz işini bilir diyorsunuz. Kılıfına uydurur, kaçağı göçeği tespit eder. Nerden ne götürüleceğini bilir yani. Valla böyle milletten de devletten de bir numara olmayacağını bütün rakamlar gösteriyor. Gelir adaletsizliği, vergi adaletsizliği her seviyede. Sen oradan milletin üç kuruşunu tırtıkladığını zannederken daha büyük başlar milyarları milletin cebinden (senin benim) yürütüyorlar, uzak adalara istifliyorlar. Böyle pespaye geri sistemi destekleyen milletin de beli hiç doğrulmuyor. İyisiniz iyisiniz böyle devam edin. Belki TOGG’lanırsınız bir gün. Rüyanızda …

    • arabaları için yakıtı da damacanalarla depoluyorlar mı Ahmet bey.

      az önce gördüm benzin istasyonunda damacanalara mazot dolduruyorlardı.

  4. “H. Gayret
    14 Ekim 2021 At 22:14
    Hasan demokrasimizin nesi eksik, biraz açar mısın?
    Yani açık oy gizli sayım mı var, en çok oy alanı değil de ikinci geleni mi başkan yapıyoruz, seçimlere katılım oranımızı mı beğenemiyorsunuz, meclisteki temsilde adaletsizlik/yetersizlik mi var, seçim sonuçlarının açıklanması ya da hükümetin kurulması aylar yıllar mı sürüyor, yoksa halkımız canı pahasına demokrasiyi savunmaktan mı acizdir, milletvekili maaşlarımız mı düşük, nedir oturtamadığımız şey????
    Yoksa siz “Demokrasimizi bir türlü oturtamadık ya!” derken;
    şöyle eskisi gibi demokrasimizi “kodu mu oturtacak!” kahramanlar(heron) mı bekliyordunuz???

  5. halkın seçim beklentisi büyümeye başlamış,
    iktidara yakın anket şirketleri de akp seçmeninin de erken seçim istediğini söylüyor.
    belli ki bir kısmı fikir değiştirmiş,
    neden acaba?
    dolar 9,23 olmuş.
    nerde her geçen gün, her geçen saat fakirleşiyoruz demek oluyor.
    enflasyon artacak,
    işsizlik artacak, borç yükü artacak,
    her şey artacak anlamına geliyor.
    çünkü her şey birbirine bağlı.
    tabi herkes için kötü haber değil.
    mesela dolar üzerinden maaş alıyorsanız,
    ya da ödemeleriniz dolara bağlı ise,
    ya da yurt dışında milyon dolarlarınız varsa.
    ya da doların yükselmesi ne anlama geliyor fazla kafa yormuyorsanız,
    yorsanız da anlamıyorsanız,
    o zaman fazla sorun etmeyiverirsiniz.
    er geç sandık zamanı gelecek tabi, ne yapalım?
    mitinglere gidersiniz, tezahürat yaparsınız
    o zaman kaç olur bilmem, diyelim dolar 15 tl oldu;
    yaşaaaa
    3 kişiden biri işsiz;
    bravooo
    enflasyon 3 haneli rakamlara dayandı,
    alllkıışşş.
    kanal istanbulu yapıyoruz;
    haydi şimdi bütün eller havaya
    artık girdik hepimiz de havaya…🎵🎶🎵

  6. 2023’te nasıl seçimlerin yapılabileceğine aklım varmıyor. Hakikaten ekonomi mahvolmuş durumda. Erdoğan’ın AYM aracılığıyla seçimin 2023’te yapılması durumunda 3. dönem aday olamayacağına dair karar çıkartması ve bunu öne sürerek siyasetten elini ayağını çekmesi beklenebilir. Ama 2023’te zamanından önce TBMM kararıyla yapılacak bir erken seçimde hakkı olmasına rağmen aday olmayacağını açıklaması mağlubiyeti kabul ettiği anlamına gelecektir.

    Her ne olursa olsun muhalefetin ortakça seçilmeleri durumunda ne yapacaklarını çok net bir program takvimi ile ortaya koyması ve vatandaşın yaşam standartını yükselecek hangi adımları atacaklarını belirtmesi çok önemli. Yoksa mevcut vaatleri çok ilgi çekmiyor. 2017 öncesinden çok farklı bir sisteme geçilmeli ki bir daha yaşanabilecek tek parti iktidarlarında otoriterleşme döngüsüne tekrar girilmesin. Bu 40 ve 50’lerde CHP ve DP ile başlayan bir şey, AKP bunun modern örneği.

    Dilerim ki iki kanatlı bir TBMM sistemi kurulur, Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında krizlerin yaşanmadığı, anayasa kitapçıklarının fırlatılmadığı bir yeni sistemin oluşabilmesi için daha önce 19 yıl faaliyet gösteren Cumhuriyet Senatosu benzeri bir yapı oluşturularak TBMM’deki iktidar dengelenebilir. Cumhurbaşkanı’nın bir kaç bürokratik atama ve devleti temsil etme dışında veto yetkisi dahil hiç bir yetkisi bulunmamalı. Çoğu yetkisi tavsiye kararında olmalı. TBMM ve yerel yönetimler (il veya bölge meclisleri) aracılığıyla sandalyeleri 2 yılda bir yenilenecek senato yetkileri TBMM’nin üzerinde olmayacak şekilde bu sistemde yer almalıdır.

    • Aslanım biz vesayetten usandık sen de güçlendirilmişine mi hasret kaldın?
      İsterseniz mesir macununa yatırın, geçti o günler, vesayet sopasını düştüğü yerden kimse kaldıramaz artık:)
      Efendim?
      Bi deneyin isterseniz!
      Tankların önüne yalın yürek çıkıp pazularını gösteren halkı neyle dengeleyeceksiniz?
      Efendim?
      Tamam, deneyin o zaman:))))

    • Tankları durdurmak için emekli subaylar hazır halde bekletilmiş, çünkü onlar paletleri takoz yöntemiyle durdurmayı, tankın üstündeki şoförün çevreyi görmesini sağlayan gözü nasıl kapatacaklarını iyi biliyorlarmış.
      Nevzat Tarhan ballandıra ballandıra anlattı akit tivide bunları. 15 yemmuz’da rol alan bütün figürasyon teker teker itiraflarını sıralıyorlar. O tankların egsozları atlet ve donlarla tıkanıp motorları durdurulmamış yani profesyonel eğitimli emekli subaylar o gece sahadalarmış.

      • Evet bu kesin gibi. Yani darbeden herkesin haberi vardı ve hazırlıklar yapılmıştı. Herkesin haberi olduğundan haberi olmayan bir yer vardı, o da Pensilvanya galiba. Ahmet Dönmez’in yazı dizisi ipuçlarını yakalamış görünüyor.

        • Ahmet’i Mehmet’i tanımam kendi aklıma da çok güvenmem uzmanlarca teyit edilmiş net bilgi 15 temmuz millete yapılan bir devlet operasyonudur. Bunu da Ahmet dönmez yazılarını okuyarak söylüyorum. Bu operasyon da hükümetin gerçek amacı kendi hedeflerine ayak bağı olduğunu düşündüğü Hizmet hareketini tasfiye etmek ve onlarla beraber NATO subaylarını da tasfiye edip o görevlere kendi güvendiği adamları yerleştirerek dış kaynaklı özellikle de NATO kaynaklı siyasi müdahaleleri doğrudan kendisine bağlamaktı. Yani ne işiniz varsa benimle halleşeceksiniz arzusundaydı işleri de hep bu anlayışla yürütmüyor mu.Çünkü İngiltere ve Amerika’nın NATO eliyle kendisine siyasi operasyonlar yaptığına inanıyordu. Erdoğanın eskiden gelen kronikleşmiş Amerikan karşıtlığı da bu operasyona karar vermesinde etkili oldu. Devlet bütün birimleriyle böylesine bir operasyon yaparsa kimi nasıl kullanacağını çok iyi bilir. Devletin kullandığı kimselerin rızası olsun olmasın farketmez, insanlar kullanıldığının farkına bile varamaz. Dikkat edin de sizi başka bir operasyonda kullanıyor olmasınlar.

          NATO’ya gelince bu operasyonu yapanlar da gene NATO eğitimlerinden öğrendikleriyle yaptılar.

          NATO kısmı konuşulmaya değer ama bu beni aşan bir mevzu. Çünkü NATO’nun patronu Amerika’da NATO’nun dağılması için uğraşanların olduğunu Üstad Fehmi Koru da yazdı. Bir daha bu konuda size cevap yazmayacağım.

  7. Fehmi bey şunları da gündeme getirse keşke. Avrupa ülkelerinde enerji fiyatları tavan yaptı. Pandeminin baş göstermesinin ardından havacılık ve turizmden başlayan kriz enerji ve bazı ürünlerde fiyat artışına sıçradı. 
    Fiyat artışlarının Avrupa da kimse sistemden dolayı olduğunu söylemiyor. Pandeminin daha uzun süre ülkelerin ekonomisini sarsacağını belirtiyorlar.
    İngilterenin hali malum. Abd de Biden yönetimine bile güvenoyu azaldı. Kendi partisinde bile. Trump ın tekrar gelebileceğini konuşuyorlar.
      Almanyada Fiyat artışını gündeme taşıyan Bild gazetesi “Şimdi de fiyat şoku dalgası kahvaltı sofralarımıza ulaşıyor.” ifadesine yer verilerek, ülkede hayatın pahalandığı belirtildi.
       Almanya da seçimler yeni oldu. Kimse tek başına hükümet kuramıyor. Koalisyonun nasıl olacağı şüpheli. Almanya daki fiyat artışları kurulamayan koalisyon hükümeti mi. Bakın koalisyon gelirse fiyat artişı oldu diyelim o zaman.
    Fehmi bey Millet ittifakı gözlüğü ile baktığı için, sürekli millet ittifakına yakın anketçilerin ankeyini taşıyor. Tercihidir. Daha önce yanıldığı gibi yine aynı sonuç bekliyor kendilerini.
    Bild gazetesi, daha önce akaryakıt, elektrik ve doğalgaz fiyatlarının arttığını yazmış, Başbakan Angela Merkel’e işaret edilerek, “Bizi en soğuk kışta yükselen fiyatlarla bizi yalnız mı bırakacaksınız?”  16 sene iktidarda olan Merkelin bırakmaması gerektiğini belirtmişlerdi.

    • Ben avrupada yasayan birisi olarak pek fiyatlard bir artis yok sadece akar yakit biraz pahalandi ama olsun milletin gelir duzeyi yuksek fark etmiyor bile siz ingiltereyi gøsteriyorsunuz rafineride benzin mazot var tasiyacak tanker seføru yok øyle oluncada raflara mal gelmiyor pandemiden dolayi gemilerin konteynir sikintisi var herkes mal istiyor onlar cøzerler siz kendinize bakin her søylenede pek inanmayin

  8. İpi kendi elinde tutan kazanacağından emin değilse seçime gitmez.
    Kazanacağım diyen ancak bir vekil gösterir kendine (Özal zamanı örnek).
    Halkın büyük çoğunluğu sayın RTE’nin şahsını seviyor. Birden (Ecevit zamanındaki gibi) oyunlara prim verip 20 den 3’lere düşmek gibi) vazgeçmez kimse!
    Düşünün! Ona rakip olabilecek onun kadar sevilebilecek varmı bir kimse?
    (Olsaydı Millet ittifakı kapmıştı😊)
    Sonuç: o’nun kadar sevilen birini mi bulmak zorundayız???
    Süper insan yok mu hiç bu ülkede?😆
    Vatanını korumak, Milletini sevmek, ülkesinin bütünlüğünü önemsemek,
    Birazda ekonomiyi faiz i enflasyonu kur borsayı bilmek!!!
    Ne kadar zor olabilir ki?
    Not:Bulamazsanız Hint kumaşından!….

  9. Görünen o ki, iktidar blokunun onca öfkeli tepki ve reddiyelerine rağmen Türkiye seçim sürecine girmiş durumda.

    Böyle bir atmosferde artık herşey seçime endeksli olarak şekillenecek. Konuşmalar, söylemler, mesajlar, tartışmalar, uygulamalar, politikalar…

    İktidar medyasının “Milletin gündemi seçim değil, geçim” söylemi dahi, netice itibarıyla “Geçim için de seçim şart” kanaatinin güçlenmesine ve pekişmesine hizmet etti.

    Çünkü tek adam rejiminin her alanda olduğu gibi ekonomide de uyguladığı ayrımcı, kayırmacı, keyfî, sorumsuz ve halktan kopuk politikalar, geniş kesimleri mağdur etti.

    Habire tırmanan enflasyon, hayat pahalılığı ve işsizlik, milyonları canından bezdirdi.

    Tek taraflı propaganda ve beyin yıkamalar ile estirilen baskı ve terör havasının da etkisiyle duyarsız kalınan hukuksuzluklar ve yol açtıkları mağduriyetler, KHK’lıların durumu, hukuksuz yargılama ve mahkûmiyetlerin doğurduğu hak ihlâlleri, vicdanları isyan ettiren uygulamalar artık konuşulur hale geldi.

    Onun için, önümüzdeki seçime böyle bir gündem birikmesi ve yığılmasıyla gidiyoruz.

    İşaretler, tek adam rejimiyle çok daha ağırlaştırdığı bu tablonun sorumlusu olan iktidarın, sandıkta seçmenden esaslı bir şamar yiyeceğini haber veriyor. 31 Mart ve 23 Haziran’da Ankara ve İstanbul’dan vuran dip dalga, ülkenin tümünde hissedilecek yeni bir siyasî deprem ve tusunami için seçimi bekliyor.

    Kuvvetle muhtemel ki, iktidar gitmemek için elindeki bütün kozları sonuna kadar kullanacak. Devlet gücü ve imkânları, seçim rüşvetleri, göstermelik tavizler, yeni baskı, tehdit ve korkutma politikaları, algı operasyonları, sınırötesi harekâtlar, sandık oyunları.

    Bunlara karşı, hiçbirine itibar etmeyip papuç bırakmayan, demokrasi ve adaletten taviz vermeyen çok sağlam bir güçbirliği şart.

    • Musa bey valla sizin gibilere kalsa “seçim sürecine” girmediğimiz gün yok zaten!
      Ama şimdi zilletittifakının adayı kim desek, bu sefer de;
      seçime daha çok var bakarız diyorsunuz:))))

  10. Ak partinin eski sisteme geçme gibi bir isteği yok diye biliyorum. Fehmi bey Millet ittifakına yakın Aksoy anket şirketine bakarak Cumhur ittifakını hükmen mağlup etmiş bile. Ne hikmetse Fehmi bey Chp ye yakın anket şirketletini baz alıyor. Aklın sıra Aksoy anket şirketininin verilerine bakarak **Yoksa Ak Parti de giderek sistem değişikliğini gündeme getirmeye mi hazırlanıyor?** diye algı oluşturmaya çalışıyor.
    Fehmi bey size göre sizin ittifak seçimi alacak zaten. Niye endişeleniyorsunuz. Gelebilirseler eski sisteme döneceklerini vaat ediyorlar zaten. Hadi geldi diyelim eski sisteme dönmeleri de öyle kolay değil. Diyelim eski sisteme döndüler hemen seçime gidilmesi gerekiyor. Eski sisteme dönüldüğünde yine birinci parti Ak parti çıkacak. Yani millet ittifakı eski sisteme dönmesi halinde Ak partiye yarayacak. Ak parti şimdiden niye uğraşsın sistemi değiştirmeye zaten iktidarda, 2023 de kaybetse bile sistem değişikliğinde yine gelecek.

    Asıl soru şu. Millet ittifakı iktidara gelirse ve eski sisteme dönmezse Fehmi bey ve parlementer sistemi isteyenlerin bu yazıları bol bol gündemi işgal eder. O zaman U dönüşleri biraz zor olur.

    • Fatih bey “O zaman U dönüşleri biraz zor olur.” demişsiniz ama öyle bir dönerler ki, geçen gün didem hanım da “noolmuş, herkes kıvırıyor!” diyerekten savunduğu ehli siyasetin bel inceliği ve kıvraklığını hiç de onlardan geri kalmadan sergileyebilmişti burada:)
      Daha neler göreceğiz bakalım…

      • H.Gayret bey. Buradaki yorumcuların büyük kısmı CHP li değil orası kesin. Belki yorumlarında İyi partinin adını hiç anmasa da CHP nin arkasına saklananlardan ya da dostlarından kişiler. Saygı duyarım.
        Yorumcuların çoğu kendisinin hangi partiyi desteklediğini saklıyor zaten. Çıkıp birisi adam gibi ben Chp liyim diyemiyor. Veya iyi partiliyim veya saadet partiliyim diyemiyor niye. Cesaret edemiyorlar. Tek başlarına fıs. Zannediyorlarki Chp gelince destekledieri parti iktidara gelecek. Chp bunları kullanır kullanır ata. U dönüşü mu dönüşleri kalmaz.
        Genellikle akpartili ve mhp li yorumculara dadanıyorlar. Çoğu kriptocu troller gibi davranıyorlar. Sonra kalkıp bize Fetöcü diyemezsin diye ciyaklıyorlar. Açık değiller. Yürekleri yetmez partilerinin fikirlerini savunmaya.
        Ekonominin kötü olduğunu söyleyip duruyorlar, tamam kötü olduğunu cümle alem biliyor. Kendi destekledikleri partinin veya kendilerinin çözümü ne. Erdoğan gitsin sonrasına bakarız. Başka bir mantık pırıltılarını göremiyoruz. Çık yürekli bir şekilde ben iyi partiliyim, babacanı destekliyorum, davutoğlu bizi kurtaracak, saadey gelecek herşey düzelecek diyemiyorlar neden. Neden saklanıyorlar.
        Partilerinin fikirleri ne, çözümleri ne. Yok…

  11. O GİTSİN BU GELSİN BİDEN BİZE SELAM VERSİN

    Ülkemizin ekonomik sıkıntılarla yüzyüze olduğu bir gerçek. Bunda büyük ölçüde bütün dünyanın içinde olduğu ekonomik kriz ve pandeminin payı var.

    Anlamadığım, muhalefetin bu krizi nasıl çözeceği. Hiç bir önerileri yok, hiç bir zeka pırıltıları yok, ufukları yok çalışma azimleri yok. Sadece biz daha çok vereceğiz edebiyatı. Buna kim inanır. Halka ne kadar çok vereceğini söyleyen değil artı değeri nerelerden kazanacağını söyleyen liderleri bulmalıyız. Petrol mu bulacak, doğalgaz mı bulacak, hiç kimsenin şimdiye kadar bulamadığı bir şey mi icat edecek. Kansere çare buldularda bize mi söylemiyorlar. Avrupada olsa evlere temizliği giderek geçimini sağlayabilecek bir kadın ve emekliler kahvesinden ” ne boş bir adamsın” diye bastonla kovulacak bir adam iktidara yürüyor. İşte Buna biden etkisi diyebiliriz. Üzülüyorum ülkemin geleceğine. Bu yaştan sonra bize avrupa yolu da zor. Yoksa beyin göçü falan yapardık geride kalanlar da kahrolurdu ülkemiz bir değer kaybetti diye:))))))))))))))))))))

    CUMA MESAJI
    Cuma bayram-kıyamet
    Semada ezan kamet
    Toplanır onda ümmet
    Cümleten Cumamız mübarek olsun

    • bir insan diğerine bir yakıştırma yaptığında hakaret olsun, övgü olsun söz daima sahibine geri döner, sahibini bağlar, karşı tarafı değil. onun edebini, kültürünü, zekasını gösterir çünkü.

      “Avrupada olsa evlere temizliği giderek geçimini sağlayabilecek bir kadın ve emekliler kahvesinden ” ne boş bir adamsın” diye bastonla kovulacak bir adam iktidara yürüyor.” muş.

      kendini bu sitede sürekli “muhafazakar” olarak tanımlayan birinin ortaya getirdiği tanımlamalara bakar mısınız? insan gerçekten düzeyinden utanıyor.
      sıfat takmanın da bir edebi, adabı, düzeyi ve bir zekası olmalı değil mi?
      türkiye de akademisyen olarak görev yapmış, iç işleri bakanı olmuş birini
      “evlere temizliğe giderek geçimini sağlayabilecek biri” olarak tanımlamak bir yana,
      bunu bir de avrupalılara yakıştırıyor, iyi mi?
      avrupa da olsa diyor.
      zekaya bak!
      ahlaka bak!
      bir de muhafazakarlığa bak!
      en çok muhafazakarı olduğunu iddia ettiği din utanıyor olmalı bunların temsiliyetinden, düzeyinden.
      insanlar dinden soğuyor.
      boşuna değil.

      • incinmişsiniz anlaşılan, sosyal medyada dolaşan biriyim sizin kadar olmasa da. Ak partililer hakkında, Recep Tayyip Erdoğan hakkında yazılanlardan daha önce bahsetmiştim. Tekrarlamaya gerek yok. Dini temsil etme iddiam falan yok, uydurmayın dileyen dilediğine inansın. Dinden soğumanız benim sorunum değil, bu din benim dinim değil Allahın dini. Mesela Aziz Nesin i çok takdir ederdim. Adam ay beni dinden soğuttular falan demeden yiğitce Allahın olduğuna inanmıyorum diyordu. Ayrıca birilerinin hasbelkader bir yerlerde bulunması kültür düzeyini göstermez. Demirel ve Eceviti de sevmez ve boş bulurdum. Napıyım yalan mı söyleyeyim.
        Bu yazdıklarımı burada ak parti aleyhine yazanların yorumlarındaki hakaretlerle karşılaştır, bin kere yıkanmış değilse özür dileyeceğim.

        • incinmedim,
          özdeşleştiğim biri ya da bir parti yok burada.
          beni bir akademisyenin ve iç işleri bakanlığı yapmış birinin temizliğe giden kadın benzetmesi yanı sıra bunu avrupalılara yakıştırmak rahatsız etti,
          bu bir hakaret değil,
          basitlik, düzeysizlik.
          hakaretin bile bir düzeyi olur.
          insanların dinden soğuması tam sizin sorununuz bana kalırsa, her yere dini bir motif yerleştirdiğiniz için, bu denli düzeysiz bir yorumun ardından cuma mesajı paylaşmak gibi.
          her yorumda amma da muhafazakarım demek gibi.
          bu temsil değilse nedir?

          • Didem “özdeşleştiğim biri ya da bir parti yok burada.” buyurmuşsunuz, elhak öyledir!
            Lakin daha geçen ben gittim bir partiye katıldım ve uğruna canla başla da seçimlerde çalışacağım diyen siz değil miydiniz? Ne diim, allah affetsin, pesss yani!!!

        • Ak Parti aleyhinde yapılan çirkin yorumları doğru bulmuyorsunuz ama aynı şekilde çirkin yorum yapıp onlar gibi olmakta bir sakınca görmüyorsunuz hd. Yaman celiski.

      • “insanlar dinden soğuyor. boşuna değil.” Ben de insanların bu bakış açısını anlayamıyorum. İnsanlar dine mi inanıyorlar,din diye dini söylem kullananların hallerine ve söylemlerine mi? Eğer ikincisiyse zaten boşa inanıyorlar demektir. Pireye kızıp yorgan yakanların acınacak bir tarafları olabilir mi?

        • soyut kavramlar, somut olarak temsil edilirler ve bu temsiliyet üzerinden anlaşılırlar, dinsel itibar rol kavramlarından bağımsız ele alınamaz. o nedenle çok dikkat edilmelidir.
          “Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi.”
          sevdirmek ve ya nefret ettirmek davranışlarımızla yakından ilgili ve bağlantılıdır.
          din bundan elbette etkilenmez ama herkes din alimi değil. avam temsiliyete bakar.

          cumhurbaşkanı makamındaki kişi görevini kötüye kullanırsa sadece kendi değil, makamı da zarar görür ve makama olan güven sarsılır.
          bunun gibi düşünmek gerekir.
          hocayım, muhafazakarım, dindarım diyen kişilerin avam indinde bir makamı temsil ettiğini göz ardı edemeyiz.
          acınacak bir şey arıyorsanız, din diye dini söylem kullananların yanlış olanların hallerine ve söylemlerine seyirci kalınmasına acıyın.
          herkes sizin gibi alim değil sonuçta.

          • Dinin temsili elbette önemlidir,kabul.Temsildeki yanlışlar da temsil eden açısından bir sorumluluktur,hesabı da gerektirir,buna da kabul. Fakat avam olmak,avam dediğimiz kişiyi,birilerinin temsildeki yanlışlarına bakarak dinden kaçma şeklinde gerçekleşen iradi davranışının sorumluluğundan kurtarabiliyor mu? İşte benim meselem tam olarak da bu;
            hani”insanlar dinden soğuyor. boşuna değil.” demiştiniz ya! Bu sebepten konuya müdahil oldum,başka bir sebepten değil.

        • Valla hocam, didem hanıma sorarsanız e.çakır da başörtüsünü çıkarıp soyunmakta haklıymış, çünkü tesettür akpartinin siyasi simgesi gibiymiş cart curt diyordu geçenlerde, o yüzden boşuna kendinizi yormayın derim, allah akıl fikir versin deyip geçmek en iyisi…

          • kabul edelim, senin tarzın daha çok paparazzi
            ne işin var siyasi platformlarda diyorum.

          • Elif Çakır benim bir şakamı ciddiye alıp başını açtıysa çok üzülürüm.

            Bir yazısında karar tv’deki programından bahsederken kullandığı”izlemişsinizdir” ifadesine gönderme yapıp VALLAHi ben sizin badi bluzunuzu tamamlayan bone başlığınızı görmeye dayanamadığım için izlemiyorum gibisinden bir şey yazmıştım. Bir süre sonra baktım eşarbını çıkarmış. ALLAH Affetsin.

    • hd efendi , burada bayağı zırvalamış ve seviyeni ortaya koymuşsun ; ddm yerden göğe kadar haklı !Sözümona bir de güya kendini savunuyorsun !
      Özür dilemek de bir erdemliliktir !

  12. Erdoğan kendi fişini kendi çekti.

    Erdoğan, “faiz sebep, enflasyon sonuç” lafı ekonomistleri güldürmekte.

    Yani demek istediği faizler artarsa enflasyon artar. faizler düşerse enflasyon düşer.

    Erdoğan piyasaların kan ağladığının farkında. Erdoğan,
    Amerikayı yeniden keşfetme amacında. Damadı zamanında denedi olmadı yeniden deneyecek.

    Şimdi şöyle anlatayım siz bankaya 100 tl yatıracaksınız faizler, enflasyonun altında olduğu için gelecek sene 99 tl alacaksınız. Paranızı ne yaparsınız; ya döviz yada altın alırsınız. Ayni şekilde yabancıda para kazanamayacağı için parasını devlet tahviline yatırmayacak.(Ülkeye döviz girişi olmayacak)

    Ülkede halk dövize yöneldiği için döviz ihtiyacı doğacak ve yabancılarla ticaretimiz açık verdiği için Dövize daha çok ihtiyaç doğacak, 128 milyar dolarda satsan piyasayı doyuramazsın.

    Önceki günlerde Merkez bankası ziyaretinde Herhalde bu durumu söyleyen merkez bankası çalışanları görevden alındı.

  13. Dün ,Çankaya köşkünde Cumhurbaşkanı ile MB.Bşk. nın görüşmeleri vardı ; bu arada MB.Bşk.Yrd. larından ikisi görevden alındı , belki yakında Bşk. da alınabilir !
    Benim gerçekten çok orijinal , çok yerinde bir önerim var ; biz milli takıma da Türkiye’de uygun bir antrenör bulamadık , Alamanya’dan ithal ettik !
    Bence bu ithal antrenör işi çok da yerinde oldu , bizimkilerin bir halt etmeyeceği iyice belli olduktan sonra başkaca çare de yoktu !
    E aynı şeyi MB. için de yapabiliriz , neden olmasın yani ; en iyisi onu da ithal edelim , olsun bitsin ! Vallahi artık Türkiye’de bu iş için uygun adam bulmak pek mümkün değil zira hepsi denendi .
    Herkese selamlar, saygılar

    • Ali bey isterseniz direkt imf ye devredelim tcmerkezbankasını, ama onları da ülkemizden yeni dehlemiştik!?
      Ne yapsak ki, derwişi mi yine çağırsak, ona da çok sövdük, o da gelmez, vah vah, vah ki vaaahhh!!!

  14. “Cumhurbaşkanı yetkileri fazlaysa tartışalım, bazılarını geri alabiliriz”
    Bunu her kim dediyse, eğer rahatlayacaksa yetkilerin bazılarını deği tümünü alalım olsun bitsin!
    Ender beyin dediği gibi adam yoksa da aday bol:))))

    • Yazarımızın gayretlerinin sebebi iyi niyetli olması;

      baskın seçim öngörüsü aday belirlemede öne sürülecek isimlerin hem ittifak partileri arasında tartişılması zaman kaybına neden olacağı, hem de ‘ideal’ ismin belirlenmesine fırsat olmadan seçime gidileceği kaygısı.

      Ama Yazarımızın kaygılanmasına gerek yok bence, çünkü ideal isimden daha ideal olanı partilerin ana konularda fikir birliğine varmaları, ve lider odaklı değil de ilkeler ve prensipler odaklı hareket metodu geliştirme kabiliyetlerinin gelişmesi. Aday belirlemenin geciktirilmesi bu dediğime hizmet ediyor bence. Hemen her partide ortak aday olabilecek evsafta isimler var çünkü. Hem ismin ne önemi var, mühim olan insanlık.

      Yoksa Yazarımız aklındaki isimden başka insan olmadığını mı düşünüyor:))

      Bunu tamamen şaka amaçlı yazdım. Yoksa Yazarımız bu yazılarıyla ilgililere uyarı mesajı göndermiş oluyor ki iyi yapıyor. İsim belirtmediği sürece sorun yok:))

    • Hasan bey sayın yazarın örnek alınacak birçok yönü vardır elbette ama bence de en önemlisi bu adanmışlık halidir…
      Hakkı üstün tutan insanların da çok daha taarruzi olması gereklidir vesselam!

  15. Sayın yazarın “Halk desteklediği ve referandumla kabul edildiği takdirde,” diye bahsettiği şey başkanlık sistemiyse eğer sevabına ben haber vermiş olayım kendisine:
    Evet, halkımızın desteğiyle ve yıllar önce o referandum yapıldı, sonuç evet çıktığı gibi
    yıllar var ki başkanlıkla idare olunuyoruz;
    kabul etmesi güç belki ama gerçek olan bu:))))

  16. Her zaman suçlanacak birşeyler bulabiliyoruz. İşler iyi gitmiyor herkes sıkıntıda .
    Çözüm 1 Erdoğan gitsin
    Çözüm 2 Parlementer sistem geri gelsin
    Peki parlementer sistem geri geldi ne olacak ?
    80 darbesi bu sistemde olmadı mı ?
    94 krizi bu sistemde olmadı mı
    2001 krizi bu sistemde olmadı mı
    28 şubat post modern darbe bu sistemde olmadı mı ?
    15 temmuz bu sistemde olmadı mı ? vs.vs
    Neden balık hafızalıyız Neden sorunların temeline inmeden
    palyatif günü kurtaran beyhude çözümlerle uğraşıyoruz.
    Temel meselemiz İNSAN İNSAN İNSAN
    Biz bunu düzeltmeyip sorunları başka yerlerde ararsak
    avara kasnak gibi bir ileri 2 geri gideriz.
    Sorunların temeline inelim .

    • Ahmet bey “Temel meselemiz İNSAN İNSAN İNSAN” buyurmuşsunuz da;
      geçenlerde baran bey de “Temel meselemiz siyasi değil kultur kultur…” diye şarlıyordu ama ne dediğiniz tam anlaşılmıyor, biraz açar mısınız?
      Yoksa siz de yahya bey gibi siyasi sorunlarımızı siyasetle, demokratik yarışla değil de şintoizme ya da maniheizme kayaraktan mı çözebiliriz diyorsunuz nedir yani???

      • Yahu ; adam ,açık açık her şeyin insanoğlunun niyetine bağlı olduğunu , hangi sistem gelirse gelsin niyet bozuk olduktan sonra sonucun değişmeyeceğini
        anlatıyor , sen neyini anlamadın da hala aç aç diyorsun !

        • Mucib bey, valla didem hanımın dediği gibi siz de herkesi okutup prof yaparsak bütün sorunlar kendiliğinden çözülür diyorsanız o iş yaş!
          Ahmet bey sanki insan neslini toptan ortadan kaldıralım diyor gibi gelmişti bana ama neyse…

    • Dur bey!
      Bu hükümetin pandemi sürecini çok iyi yönettiğini ve bu sebeple de ekonomimizin pek bir zarar görmediğini mi söylüyorsunuz yoksa ben mi yanlış anlıyorum???

  17. *2014 CB seçimlerinde ne aday olan Ekmeleddin İhsanoğlu,ne de onu çatı aday olarak gösteren MHP o seçimi kazanmak için özel bir gayret gösterdi. MHP sanki daha o günlerde ilerde AKP ile yapacağı birlikteliğe hazırlanıyor gibiydi. Ekmeleddin İhsanoğlu o kadar isteksizdi ki Cüneyt Özdemir’in canlı yayınında gelinlik kız gibi konuşmaktan hicap eden tutumu sonrasında sunucu bile hayretini gizleyememiş,hatta bunu vurgulamıştı da. O seçimde sonradan AKP ile ortak olacak MHP’nin çatı aday olarak teklif ettiği isteksiz CB adayı herşeye rağmen %38 küsur oy almıştı. İstanbul belediyesi seçimlerindeki gibi bir gayret gösterilseydi o seçim sonuçları da öyle çıkmazdı.
    CB seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun aday olacağını düşünmüyorum,olursa bence de kaybetme ihtimali var. Parçalı tüm seçmen kitlesine hitap edecek nitelikte bir aday lazım;Kılıçdaroğlu da bunu görüyordur diye düşünüyorum.

    *Bence geçen sene Kasım ayına kadar iktidar erken seçim kollayıp,onun şartlarını oluşturmak için çok zorladı. Ayasofya’nın ibadete açılması da o zorlamalardan biriydi. Ancak pandemi koşulları ve onun getirdiği ekonomik külfet,diğer ekonomi politikaları,dış politikanın yanlış hamleleri,özellikle Suriye politikaları ve orada şehit düşen asker sayıları,Berat Albayrak’ın istifa etmek zorunda kalışı,ortaya saçılan fakat görmezden gelinen skandallar vs…gibi sebepler iktidarı gün gün eritti. İktidarın artık gündem belirleme özelliği de kalmadı. İktidar artık bir erken seçim kazanma şansını kaybetti. Bundan sonra ekstradan zorlamaları dahi onlara bir fayda getirmez. En küçük ortak Perinçek bile “birileri artık kaybettiğini Erdoğan’a söylemeli” diyebildi.

    Ben artık bu şartlar altında iktidarın elindeki gücü bırakmak anlamına gelecek bir erken seçime gideceğini düşünmüyorum. Belki Mart/Nisan 2023 olabilir. Ekonominin kötüleşmesi falan gibi sebepler normal zamanların iktidarları için bir istifa sebebi olabilir. Ancak normal zamanlarda yaşamadığımız da bir gerçek. Bence iktidar artık seçime kadar o seçimi kazanmak için uygun şartları oluşturmanın yollarına bakacaktır ve o tarihe kadar da kulağının üstüne yatacaktır. Fakat muhalefet yanlış bir aday çıkarma gibi yanlış bir hamle yapmazsa artık şu anki iktidar için kazanılacak bir seçim de bence muhal…İktidar,ülke şartları ne kadar kötüleşirse kötüleşsin elindeki bu gücü bırakmak istemeyecektir. Bence o seçime kadar da gün gün kötüleşen hayat şartlarına karşın herkes dişini sıkıp sabretsin…Önümüzdeki bir buçuk,iki sene oldukça zor geçecek…sonrasındaki değişimle birlikte herşey yoluna girmeye başlar.

    • Akbalık “Fakat muhalefet yanlış bir aday çıkarma gibi yanlış bir hamle yapmazsa…” buyurmuşsunuz ama daha önce de böyle birkaç hata yaptılar ama değil mi?
      Ekmek amca, gel bakalım buraya maarremince vs…
      “Önümüzdeki bir buçuk,iki sene oldukça zor geçecek…sonrasındaki değişimle birlikte herşey yoluna girmeye başlar.” ifadenize katılmamak mümkün değil, hatta istanbulda herşey yoluna girdi bile:))))

  18. Erdoğan ve ekibi gitsin de nasıl giderse gitsin. Sonra ne olacak? Onu kimse konuşmuyor. Muhalefet bu tartışmaya hiç girmiyor. Geriye dönelim diyorlar. Biraz güçlendirelim sistemi işte. Çok naif bir yaklaşım. İktidarın bu kadar hasar ve yıkımına rağmen ciddi bir düşüş göstermemesinin sebebi bu. Sonrası ne bilinmiyor. O zaman kim risk alır da sizi destekler. Muhalefet, armut pişti ağzımıza düşecek diye ağızlarını açmış bekliyorlar sadece.

    Ama derin devlet bu işi şansa bırakmaz. Akp kim ki, işte görüyorsunuz ortaya çat diye belgeleri koyarlar, onu da terörist yapar geçerler. Nitekim öyle olacak görünüyor. Derin devletimiz bir sonraki aktörünü çaktırmadan getirir başımıza koyar. Eğer hala dersimizi almadıysak, almadığımız çok açık, biz bu oyunu çok oynar dururuz. Muhalefet içinde bu oyunun eski yeni baş oyuncuları var ve hazırlar. Onlar Akp’nin yerini almaya çoktan gönüllüler. Gerçekten sistemi konuşmak istiyorsak, parlementer-başkanlık sistemi ikileminden çıkıp anayasal düzeyde vatandaşlıktan başlamak gerekiyor. Temeller bozuk. Üzerine hangi sistemi koyarsanız koyun sonuç değişmez. Önce dokunulmaz kutsal inek konuşulmalı.

  19. O gün referandum sırasında gün gelecek ellerim kırılsaydı evet vermeseydim diyeceksiniz dediklerimiz, şimdilerde kara kara kendim ettim, kendim buldum, gül gibi sarardım soldum, Eyvah! diyorlar. Onlara yetmez ama evet iflah olmaz efsunlulara bu bela yetmez demek dilimin ucuna gelse bile, bu kış önünde fakir fukarayı, garip gurebayı aklıma getirip “size ne dolarla mı maaş alıyorsunuz ” diyen oğuz aral tiplemesi karikatür bakandan daha kötüsünün bile bu sistem içinde mündemic olduğunu derk edip, Hz. Musa(AS) lisanı ile “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin?” Araf-155 acil yakarışı ile Cuma günü bereketi ve feyzi için Allah CC. sığınıyorum.

    • Sebil bey, dikkat buyurursanız musa aleyhisselamınki de bir temenni değil zaten, yani enseyi karartmayın bence:)
      Fakat kime sığınırsanız sığının, yardım ve yataklıktan başı belaya girer, benden söylemesi!
      Yeri göğü ve ortasındakileri yaratan göktanrımıza hamdüsenalar olsun ki;
      İnlerinize gireceeez inlerinizeeee!!!

      • Fetöcülerin sığındığı Allaha yardım ve yataklıktan dava mı açacaksın. Kamyon kasasına inen peygamberden sonra sıra Allah’a ters kelepçe takmaya mı geldi. H. Gayret’in fetönün zihniyet ikizi olduğunu iddia ediyorum ama ispatlayamam. Onu görklü tanrısına emanet edip kaçayım buradan zira göktanrısı birazdan bana kızar mızar. Üzerime kurtlarını salar. Tepegözü gönderir. Bamsı Beyrek’i yollar. Deli Dumrul’un köprübaşındaki mesaisini değiştirir Alimallah

      • Bazen gök tengri, bazen kozmos deyip bu badireden kurtulamazsınız sonuçta bu yılda trol maaşlarına zam yok! Aksak doğu bakalım size nasıl bir son hazırlıyor.

  20. Erdoğan bitti elbette. Bitmediyse de bitecek mutlaka. Fakat biterken ülkeyi de bitirerek gidiyor. Bu acı. Nereden nereye. Güya vesayeti bitirmek üzere gelmişlerdi falan felan. Sonunda vesayete tam teslim oldular ve demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçerek bitiyorlar.

    Vesayet derken derin “Devlet”i kasdediyoruz elbette. Sınırları çizen, ayar veren, düzeni gerekirse alt üst eden ve kendi bürokratik oportünist vesayetini milletin tepesine bindiren Devleti.

    Kurdukları oligarşik ittihatçı milliyetçi yiyici koalisyon milleti sömürmekten, koyun gibi gütmekten başka bir şey bilmiyor. Milliyetçi, korumacı, kapamacı, yoz, din soslu bir siyasetle ülkenin geleceğini karartıyorlar. Maalesef bu yoz siyasete dur diyecek pek kimse de yok. Varsa da sesleri cılız. Milletimiz uyanık değil ve bu hikayeyi yemeye devam ediyor. Muhalefetin de ciddi bir çıkışı yok. Demokrasi konusunda kimsenin ciddi bir girişimi de yok. Kimse vatandaşın hakkı hukuku konusunda gerçek bir dönüşümü hedeflemiyor. Yarın iktidar değişse, ne yöne gideceğimiz belli değil, bir yol haritası da yok. Günü birlik itirazlar dışında muhalefetin ses getiren bir değişim itirazını duymuş değiliz.

    Muhalefet parlementer sistem diyor ama nasılı belli değil. Biz buraya parlementer sistemden geldik. O da tatmin edici değildi. Kötünün iyisine geri dönme gibi bir durum var. Bu mudur? Muhalefet ciddi bir program ortaya koyamayacaksa boşuna nefes tüketmesin. Benden paso.

    Demokratik dönüşüm istiyorum. Batı demokrasileri seviyesinde bir demokrasi istiyorum. Kutsal devletin korumasının kaldırılmasını istiyorum. Vatandaşın hakkını hukukunu amasız fakatsız sonuna kadar koruyacak bir anayasa istiyorum. Batı demokrasileri seviyesinde hukuk ve adalet istiyorum. Sonsuz konuşma ve ifade özgürlüğü istiyorum. Bunların olmadığı sistem parlementer olmuş veya başkanlık hiç önemi yok. Gördüğüm kadarıyla kimsenin de umurunda değil. Bunlar konuşulmuyor, sadece iktidarın değişimi konuşuluyor. Kutsal devlet için kimin geldiğinin veya hangi sistem olduğunun hiç bir önemi yok. O hepsiyle çalışır, çalıştırır. Gönüllüsü de çok görünüyor. Her iki tarafta da. Dolayısıyla yanlış konuyu tartışıyoruz hala. Bu toylukla gideceğimiz bir yer yok.

    • Ender bey, kanunların yasaklamadığı şeylere özgürlük diyoruz; bence sizin bu “Sonsuz konuşma ve ifade özgürlüğü istiyorum.” talebinizde bir sakınca yok ama umarım hepsini dinlemek zorunda değilizdir???

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız