Sülün Osman ile Raki’yi kıskandıracak çapta dolandırıcılık öykülerinden geçilmiyor ülkemizde…

32
Dolandırılan kadın ve villası.. Türkiye gazetesinden..

İlginç günlerde yaşıyoruz, bu kesin. 

Başlatan galiba ünlü sosyologumuz merhum Prof. Şerif Mardin’di; o söyledi diye günler ve haftalar boyu “Yoksa Malezyalaşıyor muyuz?” sorusu eşliğinde ‘eksen kayması’ konusunu tartışmıştık. 

Hatırladınız herhalde.

Malezyalaşma bizim için söz konusu olmadı, ancak Malezya, son zamanlarda, o tartışmayı sürdürdüğümüz AK Parti’nin güçlü ve başarılı göründüğü dönemindeki Türkiye gibi olmaya başladı. 

Resmen ve alenen Rusya ile yakınlaştığımız, buna karşılık 1950’lerden beri kendimizi içinde bulduğumuz NATO ile aramıza mesafe giren ve bir zamanlar ‘stratejik ortağı’ olmakla övünülen ABD’yle sürtüştüğümüz bir durumun içindeyiz; ancak bakıyorum, “Yoksa eksenimiz mi kayıyor?” sorusunu soran tek bir Allah’ın kulu çıkmıyor.

Kendimize güvenimiz arttığı için olmalı.

Televizyon yorumcularına, gazetelerde köşeleri olanlara göre şimdi olanın sebebi bu: Kendimize güveniyoruz

Öte yandan kendisine güveni artan milletimizin fertleri aldanıyor ve aldatılıyor. Her gün gazetelerde, birileri tarafından aldatılan insanların iç yakan öykülerine dair haberler okuyorum. Geçmişte Sülün Osman, Raki gibi isimler taşıyan ünlü dolandırıcılarımız vardı; Milliyet’in polisiye romanlar da yazan adliye muhabiri Ümit Deniz onlarla ilgili hoş aldatma haberleri yapardı. Şimdi o tür haberler de, dolandırma öyküleri de sıradanlaştı.

Reklam

Bu sabah bir gazetede (Türkiye), biri bir köşe yazısı (Yücel Koç imzalı) içerisine gömülmüş, diğeri haber sütunlarında yer alan ve sizinle paylaşmak istediğim iki dolandırıcılık haberiyle karşılaştım. 

FETÖ’cü dolandırıcılar

İsterseniz köşe yazısından alıntıyla başlayayım.

Okuyalım:

“FETÖ’nün teşvik vurgunu

Aslında herkesin bildiği ve konuştuğu bir meseleyi yüksek sesle toplumun önüne koyduk. / Perşembe günü gazetemizin manşetiydi. / FETÖ’cülerde şeytanlık, ihanet bitmez malum / Kapıdan kovarsınız, bacadan girerler. / SGK’dan atılanlar da öyle yapmış… / Zaten işi ve kurumu biliyorlar… / Sistemin açıklarından faydalanmışlar. / Hele de geçen sene iş yeri sahiplerine ‘geçmiş 10 yılda kullanmadıkları teşvikten yararlanma hakkı’ tanınması bu hainlere büyük fırsat kapısı olmuş. / Devletimizin iyi niyetle piyasaları canlandırmak, iş yeri sahiplerine destek olmak için açtıkları teşvik, FETÖ’cülerin de zenginleşmesinin yolunu açmış. / Esnafı, KOBİ’leri tek tek dolaşıp, ‘Bakın siz şundan, şundan yararlanmamışsınız. Size bu teşvikleri çıkaralım, yarı yarıya paylaşalım’ demişler. / Vatandaş ne bilsin karşısındaki bukalemunun kim olduğunu… / ‘Tamam’ diyenlere, hak ettikleri teşviki çıkarmışlar. / SGK nakit ödeme yapmayıp, bunu işletmelerin sigorta prim borçlarından düşüyor malum… / İşletme sahipleri, borcun düştüğünü görünce, kalan meblağı FETÖ’cülere elden veriyormuş, böylece takibi ve tespiti neredeyse imkânsız hâle geliyormuş.

Şu şeytanlığa bakın…”

Gerçekten de büyük şeytanlık. Bu şeytanlığı yapanların SGK’dan atılan FETÖ’cüler olduğu kanaatinde yazar. FETÖ’ye karşı topyekün mücadele verilen bir ülkede, FETÖ kisveli birilerinin böyle bir dolandırıcılığa kalkışmaları?

Reklam

Neyse…

FETÖ kullanılarak dolandırma

İkinci öyküde de yine FETÖ ayrıntısı var.

Onu da aynı gazetenin haber sütunlarından aktarayım:

“İzmir’de, kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcılar, telefonla ulaştıkları Ö. D.’nin (70), önce evinde bulunduğunu öğrendikleri 40 bin TL, 1800 dolar ve 20 gram altınını, üzerinde FETÖ/PDY üyelerinin parmak izlerini araştıracakları yalanıyla kandırıp elinden aldı. Ardından ise Tapu Müdürlüğü’ndeki FETÖ üyelerini bulmak için yardım etmesi gerektiği, aksi halde ceza alacağı yalanıyla korkutup piyasa değeri yaklaşık 5 milyon TL olan tripleks villasını 1 milyon 600 bin TL’ye sattırdı ve o parayı da elinden aldı.”

Yaşı kemale ermiş, yalnız yaşıyan bir kadının 40 bin TL, 1800 dolar ve 20 gram altını var ve kadın bunları bir finans kurumunda, bankada değil de evinde saklıyor…

Ağızlarda hep dolaşan ‘yastık altı’ denilen şey bu herhalde. Bu kadar çok parayı altına saklamada kullanılan yastık hayli büyük olmalı.

Kadın bankacılık sistemine güvenmiyor, ancak kendisine akıl almaz iddialarla -paraların üstünde parmak izi tespiti yapacakları iddiasıyla- yaklaşan kişilere güveniyor. Kadın üstelik uzun yıllar avukat yanında çalışmış biri imiş, ama yastık altından bir 10 TL çıkarıp “Bunu alın, parmak izini belirleyin” demek yerine elinde avucunda ne varsa dolandırıcılara verebilmiş.

Nasıl dolandırıcılarsa bu kişiler…

Dolandırıcılar orada dursa iyi. Hayır, kadının iki villası varmış, onlardan 5 milyon TL değerinde olan birini üçte birden az fiyata satıp o parayı da iç etmişler…

İnsan sormadan edemiyor: Neden villaların yalnızca birini? Neden ikisini birden değil?

Tapu Müdürlüğündeki FETÖ elemanları yakalandı mı bari?

En başta “İlginç günlerde yaşıyoruz” demiştim ya, bunlar ülkemizin ilginçliklerinden bu güne denk düşen iki olay.

Bu olayların ‘eksen kayması’ ile ne ilişkisi mi var?

Düşünün bakalım, ilişkiyi bulabilecek misiniz?

ΩΩΩΩ

32 YORUMLAR

  1. Fehmi bey yazacak bir şey bulamayınca ağaca bir taş atayım da belki yaprak düşer diye yazmış yazıyı, kıymetli yorumcular başlamışlar bu eksende tartışmaya. hergün yazmak da zor, anlıyorum sizi.

  2. Eksen kayması lafına cuk diye atlanılmış ama yazıda asıl FETÖ nün masumiyetine vurgu yapılmış. fehmi bey çok güzel algı operasyonu yapıyorsunuz. bunu sıklıkla yapıyorsunuz sanırım sizde gerekli emirleri alıp algıya başladınız. örnek yazılar bu yorumlarıma delildir: https://fehmikoru.com/darbenin-beyni-gulen-olabilir-mi/ , https://fehmikoru.com/magduriyet-varsa-onu-gidermek-kimin-gorevi-suclu-bilinenlerin-mi-yoksa-devletin-mi-benim-cevabim/ ,https://fehmikoru.com/15-temmuz-bana-ulkemizin-darbeci-gelenegi-ile-din-kisvesi-altinda-yapilan-yanlislari-hatirlatti/ (bunlar sadece son bir ayda yazdıklarınız)
    malesef yazılarınızda bu oluşuma terör örgütü deme cesaretini bile gösterememiş olmanız, fetöyü töhmet altında burakan bu tür ifadeleri ise hep başkasının ifadesiyle şeklinde yazmanız dikkatimizden kaçmıyor değil. sizden dürüstçe, fetönün ülkede etkin olduğu son 30 yılda, adı sanı duyulmamış, kıyıda kenarda kalmış hatta halen cezaevlerinde üzerine atılı iftiralardan dolayı ömür boyu hapse mahkum olmuş ve mağduriyeti devam eden insanların hayatlarını ele alan bir yazı ve araştırma yapmanızı bekliyorum.

  3. İstisnalar kaideyi bozmuyor! malesef Baran bey.

    Henüz gerçek manada bir eksen kayması yaşadığımızı da kimse ne kestirebiliyor ne de söyleyebiliyor. Sadece öngörü, tahmin ve zan’a dayalı yorumlar ve söylemler var değil mi?
    Bu, devletlerin gizli olan iletişimleri ile sırlarından kaynaklı olsa gerek. Ne de olsa açık ve şeffaf yönetim sistemleri henüz oluşmuş değil; olmayacak da. Devletlerin ”kozmik odaları, sır küpleri” her zaman var ola gelecektir. İnsanın kendine ait sırrı olduğu gibi devletinde sırları hep olacaktır. Biz/ler, insan veya devletin davranış şekline bakarak belirli bir kanaate sahip olabiliyoruz ancak.
    Güvensizlik ve aldatma günümüzde hangi düzeyde sorusuna kendimizce vereceğimiz cevap bize bou konuda bir fikir sunacaktır.
    Esen kalınız.

  4. Fehmi Bey’e bir dolandırıcılık olayı ben de anlatayım…Kendisinden dinledim arkadaşın…Fetö dersanesinde çalışan öğretmen arkadaşın anlattığı olaya o zaman inanamamıştım ama bunların bu yaptığı devede kulak kalır…Olay şöyle işliyormuş….Dersanede 5-6 sene çalıştıktan sonra işten ayrıldı veya istifa ettiği gösterilip bir sene devletten işsizlik maaşı alıyormuş.Bu arada öğretmen olarak çalışmadığı gösteriliyormuş… Dersanede çalışmaya devam ediyormuş…. Dersane yönetimi işsizlik maaşı kadar az maaşını veriyormuş…Yani öğretmenin maaşının bir kısmını devlete ödettiriyorlarmış…Zaten o aldığınıda burs,sızıntı,kurban,iki üç tane zaman aboneliğine kesiyorlarmış… Hem öğretmene az ver hem devletten aldıklarını kasalarına koy…. iyi yöntemmiş… Şeytanın bile aklına gelmez bu şerefsizlik…Milletin vergilerini bu şekilde cukka etmelerinin hesabını bir şekilde bir yerde verecekler….

  5. DAHA BU GÜNLERİ ÇÖK arıyacağız. İngilizin ayak oyunları ile İslamı HAYATINDAN SİLERSEN
    ÇOK daha kötü günlere hazır oiacaksın. Sahte İslam ve aldatmaca GÜÇLÜLERİN, Emperyalistlerin telkin ettiği HUKUK cambazliği SENİ BU KAPIYA ÇIKARACAKTIR. DAHA nice sahtekarlarla karşılaşacaksın. Hukuk suçluları, sahtekarları koruyoo. Bir gün HAKİKATA uyanacaksın ama Vakit çok geç olacak

  6. Türkiye’nin ekseninin Batı’dan Doğu’ya (Rusya’ya) kayması gerektiğini düşünenlerin gerekçeleri neler ?

    1) ABD, Suriye Kürdistanı kurmak istiyor. Fakat bunun için yardım ettiği YPG/PYD örgütü aslında PKK’nın bir uzantısı. Bu ise Türkiye için bir beka sorunudur.
    2) 15 Temmuz’u CIA (ABD) planladı, AB ülkeleri bu olayda yanımızda olmadı. Fethullah Gülen’i ABD iade etmiyor.
    3) Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin petrol ve doğalgaz aramasına AB karşı çıkıp müeyyide uygulamaya başladı.
    4) Türkiye hava savunma ihtiyacı için Rusya’dan S-400 aldı. ABD geçmişte Patriot’lar için güçlük çıkardığı halde şimdi yaptırım uygulamakla tehdit ediyor.

    Bu dört önemli gerekçe, a) Doğruluk derecesi , b) İzlememiz gereken dış politika … bakımlarından incelenmesi gerekir. Bunları yaparken dış politikaya akılcı ve gerçekçi bakmak gerekir. Bizim menfaatimize uymayan bir şey başka bir ülkenin menfaatine uygun olabilir. Bu durumda çatışma ve uzlaşma politikaları optimal bir şekilde belirlenmelidir. Bir de şu var ki bazı dış politika sorunları iç politikada kullanmak amacıyla çarpıtılmaktadır. Bununla yetinilmeyip farklı görüşte olanlar ‘hain’ ilan edilmektedir.

    Dış politika iç politikaya benzemez. İç politikada yapılan hatalar her zaman telafi edilebilir. Fakat dış politikada yapılan hatalar bazen telafisi imkansız sonuçlara yol açabilir. Batı’ya kızıp ekseni Doğu’ya (Rusya) kaydırmak sorunlarımızı çözecek midir ? 2023’e az kaldı, artık her vatansever araştırma yapmalı ve düşüncelerini ifade etmelidir. Görüş farklılıklarını zaaftan ziyade avantaja dönüştürme becerisini göstermeliyiz.

    • Doğu Akdeniz’de fosil yakıt sondajı sorunu :
      Dünyada Türkiye’den başka KKTC’yi devlet olarak tanıyan tek bir ülke yok. BM örgütünde resmi olarak Kıbrıs Cumhuriyeti var. Bu nedenle Türkiye’nin KKTC ile yaptığı ‘Münhasır Ekonomik Bölge’ anlaşması yasadışı kabul ediliyor ve AB sonunda yaptırım uygulama kararı aldı. Yoksa Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kendi MEB’de yaptığı sondaj çalışmalarına bir itiraz yok. (Rusya’nın da Türkiye’nin KKTC bağlantılı sondaj faaliyetlerine karşı çıktığını hatırlayalım)
      Fakat iktidar bu ayrımı dikkate almadan konuşuyor ve muhalefet de ‘vatan haini’ damgası yememek için bu gerçeği gündeme getiremiyor. Daha fazla ayrıntılı bilgiyi konunun uzmanları vermelidir.

    • Suriye Kürdistanı sorunu :
      ABD tarafı : Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ABD’nin yeni dünya düzeni planında İsrail’in güvenliğini sağlamak da vardı. Bunun için Irak, Suriye ve Libya’nın beli kırıldı. Şimdi bu ülkeleri birbirleri ile düşman parçalara bölme süreci devam ediyor. Suriye Kürdistanı da bu projenin parçalarından birisidir.
      Türkiye tarafı : 1. Körfez savaşında Türkiye (ABD’nin istediği şekilde) kuzeyden cephe açmadı. 2.Körfez savaşında ABD Mersin’de deniz üssü istedi, 1 Mart 2003 oylaması ile ret edildi. Erdoğan BOP eşbaşkanı olarak göreve başladı, daha sonra verdiği sözü tutmayıp İslam Dünyasının Halife’si olmaya kalkıştı. 2009’da ‘one minute’ çıkışı ile İsrail düşmanı bir politika izlemeye başladı. (Bu arada ihtiyacı olan borçların çoğunu da Batı’dan aldı)

      * Türkiye İsrail yanlısı olmayan fakat “İsrail’in varlığının güvencesini sağlayan politikalar” izleseydi çok daha avantajlı bir konumda olurdu. Üstelik Filistin sorunu da, Filistin halkı bakımından, mevcut durumdan daha iyi olurdu.

    • Muamma-i Temmuz-u Onbeş :
      15 Temmuz operasyonundan sonra Devlet’den Batı yanlısı güçler tasfiye edildi. Türk Devleti Batı’dan kopmak isteyen Avrasyacı güçlere teslim edildi. Onlar bunu kendilerinin başardığını sanıyorlar veya halka böyle anlatıyorlar … Bu operasyon Batı üst aklındaki ‘Türkiye Batı’dan çıksın’ diyen fraksiyonun işiydi. Diğer fraksiyon ise buna karşıydı, bu nedenle ABD ve AB’deki kimi çevreler o zaman sessiz kaldı ve ne olduğunu anlamaya çalıştılar.
      Siyasal İslam (İhvan) + Avrasyacılar İttifakı, Batı’daki üst aklın Türkiye’yi Batı’dan koparmak isteyen kanadı tarafından desteklenmektedir. Bu operasyon Rusya üzerinden yürütülmektedir kanaatindeyim. Erdoğan ve AKP bu gidişattan endişeli iken Avrasyacı’ların ise 50 yıllık hayali zaten budur. Fakat Türkiye, devleti ele geçirip bir yerlere sürüklemek isteyen her türlü oluşumdan kurtulacaktır. M.K. Atatürk’ün değeri ve önemi giderek daha iyi anlaşılmaktadır.

    • S-400 meselesi diğerleri yanında Türkiye’nin en haklı olduğu konudur. Fakat en gereksizidir, zira NATO’ da kaldığı sürece bu acil bir ihtiyaç değildir. Bununla birlikte Türkiye gibi bir ülke, Rusya ile yaptığı anlaşmaya bağlı kalıp gereğini yapmalıdır.

      “Siyasal İslam (İhvan) + Avrasyacılar (İttihat Terakki)” iktidarı değiştirilmeden Türkiye dış politikada bir çıkış yolu bulamaz. Yeni gelecek hükümetler de silah bırakıncaya kadar PKK ile amansız mücadeleye devam etmelidir. Dış politikada ise Mustafa Kemal Atatürk gibi hareket edilmelidir. Yani her türlü ideolojik ve maceracı tutumdan uzak durup yalnız ve yalnız milli (ulusal) çıkarlar dikkate alınmalıdır.

  7. Konu açıldığında etrafımdaki insanlardan “batı bloğundan bir kopalım da gerekirse Rusya, Çin ile iç içe yaşamaya razıyız” diyen insanlar sadece benim etrafımda yokmuş yorum yazanlara bakılırsa. Bati’dan kopup Doğu bloğu ile bütünleşince Çin çayı ile Rus müziği eşliğinde romantik bir hayat yaşayacaklarını mı zannediyor bu insanlar? Çin’in Uygur Türklerine yaptıklarının bir benzerini henüz Doğu’nun tam etkisine girmediğimiz halde Türkiye Müslümanlarına yaptıklarını görmüyorlar mı? Ya da ne zaman görecekler? Kendi başlarına gelince mi?

  8. Böyle haberler çok çıkıyor. En çok garipsediğim şey, dolandırılanların çoğu, entellektüel, modern, çağdaş görünümlü insanlar veya birçoğu hukuk insanı veya hukukla dolaylı yoldan bağlantısı var. Yani bizim dolandırıcılar dahi o kadar özgüvenli be rahat ki, tereciye tere satıyorlar resmen.

  9. Roma’da dünyaca ünlü San Pietro Kilisesi’nde büyük bir pazar ayini. Görkemli bir dinsel tören. Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi. Kilisenin içi de dışı da tıklım tıklım … Bu arada kilise kapısında iki adam özellikle dikkati çekiyor. İkisinin de boynunda kocaman birer levha asılı. Birinde “Ben koyu bir Hristiyanım, lütfen bana yardım ediniz” yazılı. Ötekinde ise sadece “Ben koyu bir Yahudiyim” yazıyor. Tabii ki kiliseden çıkanlar Hristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve ellerini ceplerine atıp cömertçe bir şeyler veriyorlar. Yahudi olduğunu ifade eden adamda ise siftah yok. Bu arada kiliseden çıkan iyi niyetli biri “Yahudiyim” yazısı taşıyana sokuluyor. “Bana bak kardeş diyor, ..dürüstlük iyi bir şey, ama binlerce Hristiyan kiliseden çıkarken, senin Yahudi olduğunu böyle aleni olarak ifade etmen kanımca hiç de akıllıca bir hareket değil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence çıkar o yazıyı boynundan, sen de şu Hristiyan gibi…” deyince; boynunda “Yahudiyim” yazılı adam “Hristiyanım” yazılı olana dönüp sesleniyor: – Heey! Salamon! Herife bak be! Gelmiş bize ticaret öğretiyor..

    Kıssadan hisse. İlk bakışta görünene aldanmamak lazım, gerçek görünenden çok farklı olabilir.

  10. Batıda hukuk
    Peygamberler sisteminde hukuk haklıyı kuvvetli kılmak için vardır. Batı sisteminde ise hukuk kuvvetliyi halka karşı kuvvetli tutmak için vardır. Avukatlık bunun kesin delilidir. Paran varsa güçlü avukatın var demektir. Önce seni savunur. Baş edemezse rüşvet verir, vermezse mafya ile tehdit eder. Etmezse yenilir, devreden çıkar. Kuvvetlinin avukatı galip gelmiş olur.
    Bu, avukatların kötü olmasından doğan bir durum değil sistemin gereği böyledir. Polis süsü ile eve girebilen birinin, gerçekten polis olmadığını bilmemiz mümkün değildir. FETÖ’cüler gerçek polis değil miydi? Bu sebepledir ki haklılık sistemi yerine dayanışma sistemi vardır. Kur’an düzeninde polis de olsa, yargı kararı da olsa birinin evine izin olmadan girilemez. Girene karşı evde olanların savunma hakları vardır. Öldürebilir. Kısas yapılmaz, diyetini öder.
    Kâinatı Allah yarattı. Kur’an’ı o indirdi. O’nun düzenini kabul etmeyen çağımız, sosyal tufanı beklemektedir.

  11. batılılar senin diksiyonunu bızar, şerazeni kaydırı ama hiçbir zaman eksenini kaydırmaz. bal alacağı kvanı ayıya kaptırmaz. bu memlekte günü bürlik yaşamaya alıştırılmışız.
    adamın biri çıkttı 2023 dedi o bile çok geldi. 70 yıl öncesine soba borusuyla 150 yıl öncesine eyfel kulesine çıkmadan yerden bakıp görüyorlar. ama fakat lakin 50 sene sonrası hiçkimsenin umrunda değil.
    akil çok değerli insanları bir araya getiriyorlar adamlar daha kltuğa oturmadan koltuğun üstüne para koynuşlar bas bas bğırıyorlar paraya bastı diye. 82 milyonluk ülkede 5-10 ceo kapasiyesinde kişi asgari ücretin 10 katı para almasıyla lkede batmaz o kişilerde zengin olmaz belki.
    lakin fakat ama
    Ankara BBBŞK. nın 10 binin üzerinde ücret-maaş alan YÖNETİCİSİNE asgari ücreti gözeterek 7 bin tl (döviz değil!) vermesi beni çok ilgilendirdi.
    bir iktisatçı olarak bilinçaltım şuna gark oldu:ankarada 6 ay içinde enflasyon oranı, ücretler genel seviyesi, belediyenin gider kalem toplamı, en önemlisi halkın bu yapılanları GÖRÜYOR MU? İNANIYOR MU? UYGULUYOR MU? kısmı oldu. inşallah enflasyonun düşmesine, dövizin artmasının durmasına, halkın alımgücünün artmasına katkı sağlayacak bir çalışmadır.
    yöneticileri tümden karalayan yada pohpohlayan yalancı yazrların çok olduğu günümzde fehmi bey gibi tarafsız objektif yzarların olması umudumun devam etmesine bir vesiledir.
    medya politika hukuk inanç psikoloji sağlık ve birçok alanda ”okur yazarlık” eğitimi olsa snıldığından da çok sorunu olmadan çözecektir inancındayım.
    işsizim, ekmek alacak param yok, okula çocougu gönderirken harçlık bile veremiyorum haberi yerine tosun yine k.*y d. , yalılar yabancıya gidiyor penir ekmek gibi alıyorlar, xykentte 10 villası varmış, içialtın dolu poşeti parkta unuttu, yalnız yaşayan teyzze paraları kaptırdı tamda okul yaptıracaktı vb haberler pazar pazar bir hoş oldu için ne desem bilmemki?

  12. İlginç günlerde yaşıyoruz ve en ilginç olanı da veya “ilginç günler”yaşıyor olmamızın en “ilginç” nedeni de güvensizlik ve aldatma olsa gerek.

    Kamu kurumlarından idarecisine, kanaat önderleri ile din adamlarına, öğretmeninden öğrencisine, liderinden siyasilere, bankasından (tefecisi dahil) müşterisine, millet vekillerinden sıradan kişisine kadar, kimsenin kimseye güveninin kalmadığı, üstüne aldattığı bir zaman diliminde yaşıyoruz ya; ülke meselelerinde de neyin doğru neyin yanlış olduğunu, kimin doğru kimin yalan söylediğini kestiremediğimizden ülkenin nereye savrulduğunu -eksen kayması mı yaşadığını da- bilmiyoruz, kestiremiyoruz.

    “Bu olayların ‘eksen kayması’ ile ne ilişkisi mi var?” sorusuna Sn. Koru ‘nun ancak yukarıda yazdığım gibi bir ilişki kurabildim…güvensizlik ve aldatma.

    • Beni hayal kırıklığına uğrattınız Kıymetli Hasan abim.
      Halbuki gerek yurt içi gerekse yurt dışında yaşayan çok değerli gazeteciler var ve bu güzel insanlar üç senedir bas bas bağırıyorlar: Türkiye batı bloğundan kopartılıp doğu bloğuna monte edilmeye çalışılıyor diye. Bunu nasıl yaptıklarına, hangi taktikleri yürüttüklerine dair yurt dışından sansüre takılmadan konuşabilenler olduğu gibi yurt içinde de üstü kapalı da olsa işleyenler yok değil. çok değerli çalışmalara imza atan saygı değer Yıldıray Oğur Bey’in de tam anlamıyla konuya vakıf olduğundan emin olamasam da önemli tespitleri var. Bu taktiklerden en yaygın kullanılanı da üstad bugünkü yazısına konu edinmiş, kendisine yürekten teşekkürlerimi sunarım.

      • İstisnalar kaideyi bozmuyor! malesef Baran bey.

        Henüz gerçek manada bir eksen kayması yaşadığımızı da kimse ne kestirebiliyor ne de söyleyebiliyor. Sadece öngörü, tahmin ve zan’a dayalı yorumlar ve söylemler var değil mi?
        Bu, devletlerin gizli olan iletişimleri ile sırlarından kaynaklı olsa gerek. Ne de olsa açık ve şeffaf yönetim sistemleri henüz oluşmuş değil; olmayacak da. Devletlerin ”kozmik odaları, sır küpleri” her zaman var ola gelecektir. İnsanın kendine ait sırrı olduğu gibi devletinde sırları hep olacaktır. Biz/ler, insan veya devletin davranış şekline bakarak belirli bir kanaate sahip olabiliyoruz ancak.
        Güvensizlik ve aldatma günümüzde hangi düzeyde sorusuna kendimizce vereceğimiz cevap bize bou konuda bir fikir sunacaktır.
        Esen kalınız.

  13. Eksenini kayıyor bu doğru bir tespit ancak olması gereken bir husus.Düşünün bir kere muttefikimiz olarak gördüğümüz ABD PKK denen illeti sürekli beslemesi mi yıllarca silah yardimı yapmadı mı ? İhtihbarat bilgilerini saklaması mi? Bu müttefikilik mi ? Almanya en ihtiyacımız olduğu dönemde kendi malı silahlarının kullanımıni yasaklamadi ?
    Böyle muttefikir olur mu .O zaman ne yapmamız gerekiyor tabiki diğer ülkerle farklı birliktelikler yol ve yöntemlerini geliştirmemiz gerekiyor.Bunda gövünülecek hiç bir durum yok.Tabiki bu ilişkileri yürütürken devlet ciddiyeti ve kurumsalligindan ayrılmamız gerekir ve ölçüyü de kacarmamaliyiz.
    Rusya dikkat edilmesi gereken ulkelerden biridir.uyanık olur ve akıllı davranırsak zarar görmeyiz ve batı grubunun da kolay lokma olmadigimizin anlamasını sağlarız.
    Milletler arası munasebetlerde yalnızca menfaat vardır gerisi boştur.
    Bizi yönetenler bu bilinçle hareket etmeliler.

  14. Türkiye’nin ekseni değil, şaftı kaydı.
    Dolandırıcılar eskiden insanların açgözlülüğünü tamahını kullanırdı.Şimdi ise korkularını kullanıyorlar.İnsanlar bir suçlama ile karşılaştıklarında masumiyetlerini kanıtlayamayacaklarını, dertlerini anlatamayacaklarını ve başlarına gelmedik kalmayacağını düşünüyor olmalılar ki dolandırıcıların tuzağına düşüyor.Dolandırıcılar da insanların böyle düşündüğünü düşünerek tuzağını kuruyor.

  15. Tamam FETÖcüler pek çok herzeyi yediler ama günümüzde yandaşların ve yeni yeşeren FETÖcülrin FETÖ yöntemleri ile sürdürdükleri yolsuzlukları da eski FETÖcülere yüklemek kolaycılık olur. Siyasi ayağı ile mücadele edilmeden yapılan FETÖ ile mücadele bir işe yaramaz ve göstermeliktir.

  16. Her doğru söylenmemeli ama her söylenen doğru olmalı. Bir milletin dinlediği yalan olursa o millet yalanı dolandırıcılığı kendine meslek edinir. Söylenenler bir hakikate dayanması için yutkunur ve dura dura konuşurlardı, becerikli siyasiler. Şimdi destan okur gibi konuşuyorlar. Aynı nutuk içinde başı ile sonu birbirini tekzip ediyor.
    PKK nın adını kullanarak millete haraca bağlayanın haddi var hesabı yok. Faziletli bir toplum yetişmezse fazla bir şey beklenmez

  17. Vatandaş elbette uyanık ve tedbirli olmalı ama topu vatandaşa atıp sorumluluktan kaçabilir miyiz? Devletin bu konuda hiç mi sorumluluğu yok? Birileri her gün vatandaşı telefonla dolandırıyor, telefonuma gelen 0850’li, 216’lı, 212’li saçma sapan çağrıların haddi hesabı yok; engellemekten bıktım.Sosyal medya yoluyla üç kuruşluk şeyleri insanlara kazık fiyattan satıp bir de dalga geçiyorlar.Uydu kanallarını rezil ürünler için pazarlama aracı olarak kullanıyorlar. Devletin bunları bertaraf etme gücü yok mu? Elbette var ama devlet nedense pek de ilgili görünmüyor.Dolandırıcılar bu kadar rahat hareket alanı bulmasa bunlar olur mu?

  18. Türkiye gazetesi yazarları,aslinda diğruları yaziyorlar fakat “RUMUZLAR” yer değiştirmiş….Esas rumuz focu değilde “İHLAS HOLDING” olmasi gerekırdi.
    Çünkü onlar villa sahiplerinin ve zenginlerin paralarini dolandirdilar….

    Geri ödemeleri gerekirken AKP tarafindanda korundular ve halen dahada korunuyorlar….

    Insanın! DÜNYA MALINA TAPMIŞ, YALANCI ve IFTIRACLARDAN PATRONU olunca kendiside patronu gibi olmasi gayet notmal.

    Bu arada Ihtidar partisi,S 400 füzeleri ile gene milleti ve muhalefeti tuzağina düşurmesini iyi becerdı.

    Geçen gün ABD mahkemelerinde
    AKP’li 4 bakan resimleri asıldiği ve iş adamini marfetleri sergilendi
    “Gülen’i kaçırma” davasında

    emekli FBI ajanı McCauley, “Alptekin bize ‘Ben çamur istiyorum. Bulamıyorsanız üretemez misiniz?’ diye sordu.” O dava aslinda , İran asıllı Amerikalı iş adamı Bijan Kian’ın yargılandığı davaidi ve üçüncü günundeki duruşmaya Türk hükümeti ile Kian arasında köprü görevi gören Ekim Alptekin ve Washington’da yaptığı yasa dışı faaliyetlerinin anlatilması damga vurdu.

    Bu tip olaylarin ortaya çikacağini iyi bildikleri için gitti kullanmayacaklari fuzeleri aldıki milleti ABD düşmanlıği ile uyutsunlar.
    Neler yapmak için 500 miliyar dolar boçlandiklarina kilif uydurarmalarinami yanarsin? Türk pilotlarina güvenmediklerini ABD lilere söylediklerinemi yanarsın?
    Turkiyeyi ve Türk halkıni dünyaya rezil ettirmelerinemi yanarsin?
    İki yazar müsvetesi adate mahkemedeki anlatilanlari doğrular karekterdeler

  19. Hamza bey, ve Uğur bey, merhabalar.
    İkinizede çok teşekür ederim.
    Allah’tan dileğim Ülkemize ve sizlere huzurlu, sağlikli ve mutlu uzun omurler versin.

    Yorum yazmamamın sebebi! Yorumlarım gitmemsi, ayrıcada Türkiyeden birileri e-mailime girmek için uğraşmiş hem telefonuma hemde diğer e-mail adresime Türkçe uyari mesaji geldi
    Bende Ocak Medya ve Fehmi Korunun günlüğünü telefon dan sildim ve 4/ 5 günde okumadım.
    Tekrar okumaya başlaylı bugün üçüncü gün oluyor, bakalım bu yorumum, gidecekmi.

    Sağlcakla kalın.

    • ABD , Türkiye’nin Güney’inde bir PKK devleti oluşturma peşinde . Türkiye de ABD ye rağmen bu tehlikeyi bertaraf etmek için elinden geleni yapıyor . Bu eksen kayması değil , müttefiklik ruhuna aykırı davranan ABD nin Türk Devletinin altını oyma çabalarını boşa çıkarma gereğinin ifasıdır . Batı bloğundaki arkadaşlar , kör müsünüz ? Türkiye’nin hakları bir ada devleti olan GKRY haklarını koruma ayağına gaspedilmeye çalışılıyor . Görmüyor musunuz ? Hükümeti eleştirin , hataları çok , ancak şu anda dış politik arenada yapılan hata yok . Doğu Akdeniz’i Rumlar’ın perdesi arkasındakilere yedirmemekte kararlı Türk Devleti . Bunun adı eksen kayması olamaz , kusura bakmayın .

  20. Eksen kayıyor. ABD yerine Rusya tarafına gecmekteyiz. Ama Rusya, ABD’den daha tehlikelidir. Rusya çok sinsi bir devlettir.
    Ben de geçenlerde bir dolandırıcılık haberi okumuştum: Hacca gidiyoruz; altınlarınızı verin ufletelim bahanesiyle milletin altınlarını almışlardı. Bu kadar da ilginç bir dolandırıcılıga ilk defa şahit oldum.. Selam ve dua ile..

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız