Telefon oyunu oynar gibi: Cumhurbaşkanı adaylığı tezimle ilgili son durum…

28
Reklam

Televizyon öncesi çocuklarının oynadığı bir telefon oyunu vardı. En baştaki çocuk yanındakine anlamlı bir cümle fısıldar, o çocuk diğerine, diğer çocuk ötekine derken en başta fısıldanan cümle yedi veya sekizinci çocuğa ulaştığında bambaşka bir biçime bürünürdü.

İlk cümleyle hiç ilgisi bulunmayan bir biçime… Kahkahalarla gülerdik…

Anlaşılması çok basit bir tahlilimin başına gelenler çocukken mahallede arkadaşlarla oynadığımız o oyunu bana hatırlattı.

Ben ne diyorum?

Şunu: İster ilan edildiği gibi 2023’te ister o tarihten önceye alınsın, önümüzde hızla yaklaşan bir cumhurbaşkanlığı seçimi var. 2017’de gerçekleşen anayasa değişikliğiyle uygulanmaya başlanan ‘cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ yüzünden, seçilebilmesi için adayın ‘yüzde 50+1’ oy alması gerekiyor. Son iki seçimde AK Parti adayı Tayyip Erdoğan bu oranın üstünde oy alarak ilk turda kolayca seçilebildi; ancak şartlar hızla değişiyor. Kamuoyu yoklamalarına göre, iktidar blokunu oluşturan AK Parti+MHP oylarında azalma var ve ortak adayları seçilemeyebilir. Ortak aday olacağı ilan edilmiş Tayyip Erdoğan ise seçilemeyeceği bir yarışa girmek istemeyebilir. 

Yazdığım ve söylediğim tezimin özeti bu.

Haftalar hatta aylardır iktidar çevreleri “Muhalefeti oluşturan partilerin cumhurbaşkanı adayı kim olacak?” sorusu eşliğinde fal açıp akıllarına gelen isimleri sayıyor ve ‘Millet İttifakı’na kendilerince aday belirliyorlar ya, ben de bu akıl yürütmeyi aktarıp “Esas merak edilmesi gereken ‘Cumhur İttifakı’ adayının kim olacağı sorusudur” deyiverdim.

Sahi, Tayyip Erdoğan aday olamaz veya aday olmak istemezse, Cumhur İttifakı onun yerine kimi cumhurbaşkanı adayı gösterebilir?

Reklam

Evet, MHP lideri ve sözcüleri “Bizim adayımız Tayyip Erdoğan’dır” deyip duruyor, AK Parti çevreleri de bunu bir ‘veri’ olarak kabul ediyor, ancak Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olmasının önünde anayasal bir engel var.

Anayasa, cumhurbaşkanlarının ancak iki defa seçilebileceklerini söylüyor. Tayyip Erdoğan 2014 ve 2018 yıllarında yapılan seçimlere katıldı ve seçildi. Yeniden aday olabilmesi için, anayasaya göre, yalnızca tek bir yol var: Seçim tarihinin TBMM tarafından erkene alınması…

Zaten ‘erken seçim’ beklentisi de bu hukuki bilgiye dayanıyor.

“Formül bulunur ve bu engel aşılır” diyenler olduğunu ben de biliyorum. 

Zor. 

Diyelim, formül bulundu ve anayasal engel aşıldı, ancak neredeyse her hafta yaptırdığı ve güvendiği kamuoyu yoklamaları seçilmesinin imkansız olduğunu açıkça gösterirse… Böyle bir durumda, Tayyip Erdoğan adaylıkta ısrar mı eder, yoksa seçilebilecek bir aday arayışına mı girer?

Görüyorsunuz, benim tahlilim tamamiyle cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili. AK Parti’ye genel başkan veya kurtarıcı arıyor değilim. 

Çocukken oynadığımız telefon oyununda olduğu gibi, yukarıda aktardığım tahlile dayanan tezim, ağızdan ağıza dolaşırken, o noktaya kadar çekildi.

Reklam

Tezimin bir başka unsurunu daha hatırlatayım: Millet İttifakı’nın seçimde belirleyeceği adayın gücü de önemli. Millet İttifakı’nın geniş bir uzlaşmaya dayalı, belirli niteliklere sahip güçlü bir aday çıkartması durumunda geçerli olabilir tezim.

Güçsüz, sıradan biri karşısına çıkarsa, partisinin ve iktidar ortağının oyları azalmasına rağmen, Tayyip Erdoğan, tabii anayasal engeli aşıp aday olabilirse, bir kez daha seçimi kazanabilir.

Nitelikler?

Onları da iki yazımda sıraladım; isterseniz o bölümü aynen bir kez daha aktarayım:

‘‘Millet İttifakı içerisinde yer alan partilerin tabanlarının yadırgamayacağı, arayış içerisinde olduğu görülen AK Partili seçmene de çok sıcak gelecek, ülkeyi tek adam zihniyetiyle yönetmeyeceğine kesin inanılan, parlamenter sisteme dönüş için kararlı olduğu bilinen denenmiş bir isim…’’

Ardından “Nitelikler günü geldiğinde bir isme kavuşacaktır” cümlesini eklediğim gibi, aynı niteliklerin ‘Cumhur İttifakı adayı’ için de söz konusu olacağını da yazdım. İki İttifak da adaylarını seçtirebilmek için onun karşı ittifaktan da oy alabilecek biri olmasına önem vermek zorundadır.

Yazılarımda muhtemel bir adayın veya adayların ismi geçmiyor.

Katıldığım bir TV programında, TV5’te, isim konusunda sıkıştırılınca, “Abdullah Gül gibi biri” dedim.

“Abdullah Gül gibi” derken, illa onun olması gerekmediğini, onun niteliklerine sahip biri arayışına girileceğini söyledim.

Millet İttifakı çoğu Abdullah Gül’de mevcut niteliklere sahip bir aday aramalı; bulursa seçimi kazanabilir.

Cumhur İttifakı da şu veya bu sebeple Tayyip Erdoğan dışında bir isimle seçime gidecekse, yine Abdullah Gül’de çoğu mevcut niteliklere sahip birini bulmak zorunda.

Adayı güçlü olan ittifakın adayı ilk yapılacak seçimde cumhurbaşkanı seçilecektir.

Hepsi bu kadar.

Tezimin ben bu açıklıkta yazdıktan sonra iki tarafta da dikkate alındığını biliyorum. İki ittifakın aday belirlemede etkili olacak isimleri ile doğal aday görünenler durum muhakemesi yapmaya başladı. İlk isimler muhtemel adayları, muhtemel adaylar da kendilerini tezimin ışığında yeniden gözden geçiriyor.

Kulağıma gelen bilgi bu yönde.

Tabii, kulağıma ulaşan bilginin ilk ağızda söylenenden faklı olabilme ihtimali de var.

Çocukken oynadığımız telefon oyununda olduğu gibi…

“Abdullah Gül aday olmak istiyor”, “Abdullah Gül aday mı gösterilecek, hah hah hah” veya “AK Parti kayan oylarını yeniden toplayıp seçime ağırlık koymak ve adayını cumhurbaşkanı seçtirmek istiyorsa Abdullah Gül ile istifa edip ayrı partiler kuran eski kadrosunu iş başına getirmeli” gibi havada uçan görüşleri -biraz da şaşkınlıkla- izliyorum.

Her görüşe saygım var, ancak onlarla benim bir ilgim yok.

Bilmem bu defa anlatabildim mi?

[Google’da ‘telefon oyunu’ başlığı altında şu oyunlar yer alıyor: Flappy Bird. Angry Bird. Temple Run. Subway Surfers. Candy Crush… Böyle devam ediyor… Çocuklar telefonlarıyla eskiden bu oyunları oynuyorlarmış, hepsi unutulup gitmiş. Hey gidi günler, hey…]

ΩΩΩΩ

Reklam

28 YORUMLAR

  1. Sayin Ha Gayret. Benim mizah yetenegim Fehmi Bey’inkinden daha iyidir. Bu konuda da iddialiyim. Mizah yetenegim bu kez bana diyor ki: “Millet ittifakinin adayi Recep Tayyip Erdogan, cumhur ittifakinin adayi da Devlet Bahceli’nin marifetiyle Abdullah Gul olacak.” Bu durumda, dolayisiyla siz de “Devlet Bahceli kimi isaret ederse, benim oyum onadir.” dediginize gore siz de reyinizi tipis tipis gidip Abdullah Gul’e vereceksiniz. Dogru mu anladim Sayin Ha Gayret?

  2. “Musa
    22 Ağustos 2021 At 21:58
    H.Gayret burada gördüğüm en gayretli yorumcu. Siteyi terk ediyorum . 3 sene sonra bir göz atıyorum , H.Gayret yine burda. Valla tebrikler. Bravo .

    Yorumu Cevapla
    H. Gayret
    23 Ağustos 2021 At 18:15
    Sağolun musa bey, siz istirahatinize bakın; yalnız musa diye bi yorumcumuz daha var sanki?”

    Eğer bizim eski “Musa” adlı yorumcumuz kişilik yarılmasına(çiftkişilik) filan uğramadıysa, diğer “Musa” rumuzlu arkadaş kendisini bi zahmet yeniden tanıtsın?
    Çünkü bizim bildiğimiz eski “Musa” suya sabuna dokunmaz, sade suya tirit yorumlar paylaşırdı(en son didem hanımı u dönüşünden dolayı haşlaması hariç:) ama son günlerde peyda olan “Musa” arkadaş oldukça keskin bir muhalif gibiydi, yoksa yanılıyor muyum?

  3. Sayın hk, eğer yahya bey sizin için nasıl (olumsuz herhangi bir sıfat) yakıştıracak diye çekinmiyorsanız mucib beyin can alıcı ya da içler acısı sualine düzgün ya da baran gibi baştan savma bir cevap vermek zorundasınız?

  4. Sayın yazar “İki İttifak da adaylarını seçtirebilmek için onun karşı ittifaktan da oy alabilecek biri olmasına önem vermek zorundadır.” buyurmuş;
    kendisinin mizah yeteneğine saygım vardır ama böyle bir adayı kim çıkartırsa çıkartsın, benden asla oy alamaz!!!
    Sayın devlet bahçeli kimi işaret ediyorsa benim oyum onadır, kim olursa olsun!!!

  5. “yahya özal
    20 Ağustos 2021 At 21:50
    O kadar (olumsuz herhangi bir sıfat) milletiz ki durmadan gereksiz konular üzerine konuşuyoruz. Haa yalnızca konuşuyoruz, icraat yok. Bu her yerde böyle; TBMM’de de, parti meclislerinde de, haber kanallarındaki tartışmalarda da… Seçime daha yıllar varmış ne gam; aylardır seçim tartışması.”

    Yahya bey seçimlerden değil de “yumurta tokuşturmaktan” sözetsek heralde siz de bize katılırsınız, öyle değil mi?
    Ama seçimlerden değil de darbelerden sözediyor olsaydık eminim çok daha memnun olurdunuz, çünkü; darbe konulu(vaktinde ya da erken:) yazılardan hiç böyle sıkıldığınızı belirtmemiştiniz!

  6. “H. Gayret
    21 Ağustos 2021 At 21:37
    Yahya bey ilk kez haklı görünüyor:

    “yahya özal
    20 Ağustos 2021 At 21:50
    O kadar (olumsuz herhangi bir sıfat) milletiz ki durmadan gereksiz konular üzerine konuşuyoruz. Haa yalnızca konuşuyoruz, icraat yok. Bu her yerde böyle; TBMM’de de, parti meclislerinde de, haber kanallarındaki tartışmalarda da… Seçime daha yıllar varmış ne gam; aylardır seçim tartışması.”

    Yahya bey ne dersiniz;
    Tevfik ahmet, baran, ahmed, yk ve mucib beyler de
    “O kadar (olumsuz herhangi bir sıfat)”
    hakediyor mu, yoksa es mi geçelim???

    “Tevfik ahmed
    21 Ağustos 2021 At 14:13
    Acaba son günlerde dillendirilen gülen-AKP pazarlığı bunun üzerinden mi ilerliyor???”

    “Baran
    21 Ağustos 2021 At 13:37
    türkiyenin ana sorunu siyasi değil ki siyasi bir lider çıksın da çözsün, türkiyenin temel sorunu kültürel sorun. kültür kültür…”

    “Ahmed
    22 Ağustos 2021 At 13:28
    Yıllardır değişmeyen kural
    Batı ABD bin huzuru ve Rafahı müslüman ülkelerin karışıklığına endeksli.
    Artık haçlı seferleri post modern değil modern, teknolojik ve biyolojik.

    En son modern, teknolojik ve biyolojik saldırı salgın olarak karşımıza çıkmaktadır.”

    “Y.K.
    22 Ağustos 2021 At 20:24
    ABD başkanlarının yeni özelligi “avrasyacı” olmaları mı?”

    “HAYRETİ MÛCİP
    23 Ağustos 2021 At 09:14
    Dedikleriniz tamam da Hocam , çare ne yani İslam alemi ne halt etmeli, bir çözüm var mı !
    Selamlar, hayırlı günler”

    Yahya bey, baran arkadaş her sıkıştığında olduğu gibi yine “işim var, ben çalışıyorum!” diyerek “kültür kültür” konusunu kararın şaşkın proflarından i.öküze havale etmiş ama sizi tatmin eder mi bilemem?
    Benden bu kadar…

  7. Konumuz şunlar olsa, aday her kim olacak ise şimdiden belli olsa.
    Tek kişiyle değil, ortak akılla yöneteceğiz ülkeyi hep beraber,
    Ekonomide faizi enflasyonu şu kadar zamanda 10’un altına düşüreceğiz,
    10 fabrika yapıp 5’ini özelleştireceğiz,
    Hastaneler yollar şöyle olacak, böyle idare edilecek, sayısı metresi bu olacak,
    İşsişlik şu kadar, vergiler bu kadar, çalışanlara “Herkese eşit işe eşit ücret”
    İşte o kadar! diyecek birileri çıkarmı acaba?
    Banane senin partinden, banane senin tecrübenden, banane ondan bundan şundan.

  8. HATIRLAMA
    Erdoğan 2-3 gün önce yanında bulunan iki bakanı takdim etmek istedi, ikisinin de ismini hatırlayamadı.
    Biden ile görüşme tutanağa bağlanmadı.
    Sadece Kavakçı soyadlı bir tercüman vardı.
    ABD yönetimi “mutabakat dışında” başka şeyleri de “söz verdin” diye dayatırlar ise ne olacak.
    Söz vermiş olabilirim diyerek bu tür talepler de yerine getirilecek mi?

    • Sayın yk, kendi başına sandığa gidip oyunu bile kullanamayan chp lideri, millete;
      “tıpış tıpış sandığa gidip oyunuzu bize vereceksiniz!” diyor,
      sen de burda hala devletbaşkanı mı beğenemiyorsun?

      • Uluslararası akredite laboratuar tarafından gerçek olduğu tesbit edilen ses kayıtlarında İstanbul’daki bir kupon araziyi “benden habersiz nasıl verirsiniz?” sorusuna karşıdaki memur “efendim …tarihinde sizin talimatınızla vermiştik” cevabına binaen hatırlatma bir ihtiyaç.
        İhtiyaçlar;
        1 -Hatırlatma,
        2- Soru hazırlama,
        3- Cevap hazırlama,
        4- Promter,
        5- Sufle.

  9. artık “erdoğan sonrası” konuşuluyor
    anketlere baktığımızda özellikle CB seçimleri için erdoğanın bir düşüş ivmesi kazandığını ve oylarının sistematik olarak düşmekte olduğunu okuyabiliriz. tabii ki akp nin de…düşüş hızlanarak devam edecektir. tabi bu tablo bazı çareler aramak gerektiğini de gösteriyor iktidar için. 20 yıldır düşürmedikleri barajı düşürmek gibi, dar bölge sistemi gibi, yok ittifak ortaklarına % 10 barajı getirme gibi…yeni ittifak arkadaşları aramak gibi…hatta belki de bazı eski dostlara göz kırpmak gibi…keşke halkın refahına da bu kadar kafa yorsalardı değil mi? şimdi bunca dertleri olmazdı.
    lakin ne yapılırsa yapılsın muhalefete yarayacaktır.
    erdoğanın adaylığının önündeki tek engel sağlığıdır.
    sağlığı dışında cumhur ittifakının adayının değişeceğini düşünmüyorum.
    hukuki olan engeller bir şekilde aşılır, hukuk mu var ülkede?
    muhalefetin de sorun çıkaracağını sanmıyorum, kazanamayacak bir adaya kimse sıkıntı çıkarmayacaktır.

    abdullah gülün de abdullah gül gibi birinin de adaylığına sıcak bakmıyorum.
    geçmişte bu fırsatı ne kendi iyi değerlendirebildi ne de konjonktür buna uygun oldu, hocanın dediği gibi eski ayları yıldız yapmak sevdasından bir yerde vazgeçmeli, yeni isimlere, yeni fikirlere yönlenmeliyiz diye düşünüyorum. bir zihniyet değişimine ihtiyacımız var. ve çoğulcu akla. muhalefet kimi aday gösterirse görünen o ki yeni cumhurbaşkanımız o olacaktır.
    hayırlara vesile olmasını diliyorum.
    olacağına da inanıyorum.

    • Didem hanım “muhalefet kimi aday gösterirse görünen o ki yeni cumhurbaşkanımız o olacaktır.” demişsiniz de;
      yani zillet ittifakı m.inceyi aday gösterse de kazanabilir mi?
      Ama daha önce bu denenmişti bu:)

      • binali yıldırım izmir belediye başkanlığı seçimlerini kaybetti,
        “ama daha önce bu denenmişti bu” diye uyarsaydın değil mi?
        istanbul seçimlerinde yine aday gösterdiler,
        yine kaybetti.¯\_(ツ)_/¯

        daha önce kazanan (erdoğan) şimdi kaybediyor diye,
        daha önce kaybeden (m.ince) şimdi kazanabilir
        diye düşünmemek lazım (◠‿◠)

  10. TC’de yönetim şekli değişmiştir. Adı Şahsım Cumhuriyeti, meclisi Şahsım Meclisi, hükümeti Şahsım Hükümeti olmuştur. Tüm bu konuşmalar, değerlendirmeler anlamsızdır. Hal bu olunca; seçimi, seçim kanununu, siyasal partiler kanununu konuşmak yersizdir. Mevcut siyasilerden herhangi birileri yumurta tokuştursunlar, elinde sağlam yumurtası kalan CB olsun. CB hükümetini kurar ve yönetir. Seçime, partilere, milletvekillerine gerek yoktur. Çünkü hiç birinin ne ağırlığı ne yaptıkları ne de diğerlerinden farkı vardır… Gerçekten böyle basit sistemle bütçe açığımızı bile kapatabiliriz.

    • Yahya bey bizlere yumurta tokuşturmayı tavsiye ediyorsunuz ama kendiniz her seçimde sandığa tıpış tıpış gidip oyunuzu kullanıyorsunuz ama; ne iş???

    • YAHYA ÖZAL’a DESTEK
      Ben bu fıkrayı daha önce burda anlatmıştım ama mademki tam yeri geldi, kısaca hatırlatayım .
      Küçücük bir ada krallığındaki meydanda , avare avare dolaşan iki turist berduş , alandaki büyük kalabalığa merakla yaklaşırlarken bir güvercin gelir , bunlardan birinin kafasına konar ve sıçar !
      Kalabalık hemen bunlara yönelir , büyük bir tezahüratla etrafını sararlar ,
      – Kral seçmek için uçurduğumuz güvercin senin başına kondu, yaşasın , kralımız artık sensin ! diye bağrışırlar .
      Bu emrivaki karşısında çaresizce kral olan berduş, arkadaşını da yardımcı olarak atar .
      Biraz sağını solunu görüp öğrendikten sonra astığı astık, kestiği kestik tavırlarla halka eza cefa etmeye , çeşit çeşit zulümlere başlar .
      Arkadaşı bu davranışlarına mani olmaya gayret etse de muvaffak olamaz . Bir gün kral ona şöyle cevap verir,
      – Kral seçimek için güvercin uçuran ve onun da kafasına konup sıçtığı adamı kral yapanlara bunlar müstahaktır !
      Selamlar ,iyi geceler

  11. 367 sabih ler ne çokmuş
    Ancak 2 kez seçilebilirmiş
    Olmadı sabih Kanadoğlu nu akıl hocası
    Şarabım tadı dışında her türlü brtüslüğü bilen latif abiyi danışman
    Armu düş ağzıma düş hiçbir risk almayan rose amca nitelikli
    Görünür olmayan ama tam göbeğinde olabilen Babacan ı seçersiniz
    Bu tür üç kağıtları çok gördü bu halk yemez

  12. Cumhurbaşkanı adaylığı konusu neden bu kadar zamandır gündemden düşmüyor diye hiç kimse düşünmüyor. Ortada seçim olmadığı halde özellikle iktidar tarafı medyası gündemden düşürmüyor. Bu ülkenin başka hiç mi sorunu yok? Dönüp dolaşıp Cumhurbaşkanı adayı tartışılıyor. Ekonomiyi dış politikayı hiç gündeme getirmiyorlar, asıl sorun ekonomi. Ama tuik e göre her şey yolunda, yersen. Sahi Cumhurbaşkanlığı adaylığı neden gündemden düşmüyor….

    Bazıları diyor yönetim değişse ne değişecek her şey düzelecek mi diyorlar. Düzelmese de yeni gelen yönetim bir yerlerden başlayıp ilk yıllarında bir şeyler yapmak için gayret edecektir. Mevcut yönetimin İlk yıllarında olduğu gibi, tribüne oynamadan maça odaklanır. Ben geçen yılın sonbaharında ve bu yılın başlarında yorumlarımda yazmıştım 2021 sonbaharında iktidar seçime gider diye gitmediği takdirde ekonomini kötüye gideceğini bu bağlamda iktidarın oylarının düşeceğini, zamanında yapılacak seçime kadar oylarının eriyeceğini bu nedenle erken seçime gideceğini söylemiştim. Belki erken seçim görülmüyor ama iktidarın oylarında belirgin bir erime olduğu görülüyor. Bu durum gelecek yıl içinde geçerli, durumu toparlaması zor görünüyor.

  13. Uzun yıllardır takip ettiğim Sayın Fehmi Koru’nun “gül gibi aday” teorisini mantıklı buluyorum. Lakin olası bir seçimde başarılı olup sonra tek adamlığa özenir diye çekincelerim de yok değil.

    • Ahmet bey gereksiz bir korku sizinki, Abdullah Gül kesinlikle tek adam olmaz istese de olamaz, ama şundan korkabilirsiniz, iş başına gelince ya Erdoğan abisine akıl danışırsa ya da eski dosta vefa gereği Ulusi paşaya akıl danışırsa asıl bundan korkman lazım, Üstad Fehmi Koru’ya da danışabilir diyecem ama onun fikirlerini ezberlemiştir zaten “post-modern haçlı seferleri, NATO’nun islam dünyasıyla mücadele misyonu” vb. e bunları Erdoğan da ezberlemiş olduğunu defalarca kendisinden dinledik öteden beri, hala da dinliyoruz. tamam anladık da Gül bunlara karşı ne yapacak? bu konularda bir fikri var mı ben olduğunu sanmıyorum, olsaydı söylerdi herhalde. geçenlerde gittiği üniversitede öğrencilere sakın ha aklınızı kiraya vermeyin diyordu şimdi o gençler ne yapacaklar, kendisi gibi siyaset politika da bulmuyorlar, nasıl düşünsünler de bir çıkış yolu bulsunlar? ben sn. Abdullah Gül’den cevap bekliyorum. gene geçenlerde sn. Sinan hocamız bu siteyi okuduğunu söylüyordu ya ona istinaden yazdım nasıl olsa benim bir cin ali olduğumu da bilmiyor cevap verir herhalde.

      • Cinali, “geçenlerde gittiği üniversitede öğrencilere sakın ha aklınızı kiraya vermeyin diyordu şimdi o gençler ne yapacaklar, kendisi gibi siyaset politika da bulmuyorlar, nasıl düşünsünler de bir çıkış yolu bulsunlar?” diye sormuş;
        bence o gençler de “aklını kiraya versin!”
        Varsa tabii…

  14. Yazarımıza göre önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi içerisinde bir takım açmazları/çıkmazları barındırıyor;

    – Erdoğan aday olabilecek mi, (Olması halinde millet ittifakı onun sıkletinde bir aday bulabilmeli ki, mevcut siyasi partilerin genel başkanları bunu karşılamıyor; nedenlerine bağlı olarak Erdoğan’ın aday olamaması halinde, yine Erdoğan’ın ağırlığında bir adayı bulmak zorunda Cumhur ittifakı ve doğal olarak yazarımız bu soruyu soruyor: Gelişmelere bağlı olarak “Cumhur ittifakın adayı kim olacak?” diye.

    – Erdoğan’ın aday olduğu takdirde, Cumhur ittifakın şimdilerde erimeye yüz tutmuş oy oranı onu seçtirmeye yetecek mi: Bu Millet ittifakının göstereceği adaya bağlı olarak değişecektir,

    – Millet ittifakı, AK Partinin yol kenarına park etmiş seçmeninden ve diğer partilerin seçmenleri ile neredeyse büyük bir kitle oluşturan kararsızları da ikna ederek oy alabilecek bir “yüksek nitelikleri haiz” bir isim bulabilecek mi, (Kılıçtaroğlu’nun, M. Yavaş ile E. İmamoğlu’nu, bir dönem daha belediye başkanlığı yapsınlar ve ikisinden birinin aday olması halinde, belediye meclislerindeki çoğunlukları sebebiyle İstanbul ya da Ankara B. Belediyesini AK Partiye hediye etmiş, milletin emanetine ihanet edilmiş olur gibi gerekçelerle “veto” ettiği hengamda geriye cevap bulması gereken “yüksek nitelikleri haiz” politik isimler kimler? sorusu kalıyor.)

    Şimdi, Sn. Koru’nun ‘‘Millet İttifakı içerisinde yer alan partilerin tabanlarının yadırgamayacağı, arayış içerisinde olduğu görülen AK Partili seçmene de çok sıcak gelecek, ülkeyi tek adam zihniyetiyle yönetmeyeceğine kesin inanılan, parlamenter sisteme dönüş için kararlı olduğu bilinen denenmiş bir isim…’’ ile “Abdullah Gül gibi” derken, illa onun olması gerekmediğini, onun niteliklerine sahip biri arayışına girileceğini söyledim.” dediğini değerlendirelim.

    İlk soru ile başlayalım: Yukarıda, Sn. Koru’nun sıraladığı Abdullah Gül’ün şahsında mündemiç nitelikleri;
    – Millet İttifakı içerisinde yer alan partilerin tabanlarının yadırgamayacağı,
    – arayış içerisinde olduğu görülen AK Partili seçmene de çok sıcak gelecek,
    – ülkeyi tek adam zihniyetiyle yönetmeyeceğine kesin inanılan,
    – parlamenter sisteme dönüş için kararlı olduğu bilinen denenmiş bir isim olarak Gül’den başka bir kaç isim sıralamanızı istiyorum.

    Siz düşüne durun, yazarımızın önceki yazısına atfen bugünkü yazısını yazmış olduğu, meselenin anlaşılmadığını belirttiği ve atıfta bulunduğu yazısına yaptığım yorumda Sn. Gül’ün neden harekete geçmesi gerektiği üzerinde durmuş ve onun inisiyatif alması gerektiğini şu ibareyi de kullanarak; ‘Hiç kimse kara kaşına kara gözüne hasretten birilerini baş tacı yapmıyor.’ diye belirtmiştim.

    Nedeni Sn. Koru’nun da belirttiği nitelikler. Ben bu nitelikleri, hele “deneyimli bir isim” kriteri açısından Gül’ü hep işaret ediyorum. Neden: Ülkemizin sistemsel olarak bir yol ayırdında olduğunu ve herkesin elini çabuk tutması gerektiğini düşündüğümden.

    Adı ne olursa olsun, ister başkanlık ister yarı başkanlık, isterse parlamenter, güçlendirilmiş parlamenter sistem olsun, bir sistemde denge-denetleme mekanizmaları var olduğu halde işlemiyor, işlevsiz kalmışsa, hesap sorulmuyor, hesap veril(e)miyorsa o sistemden hayır gelmez.

    Evet; sistemler kişilerle kaim değildir, kişiler gelip geçicidir; ama sistemlerin verimli ve ömrünün uzun olması orada güvenin, adaletin, hukukun işler ve kalıcı olmasıyla alakalıdır.
    Böyle bir atmosferi de sistem içerisinde yaşayan halk elbirliği ile husule getirecektir.

    Bu konjonktürde böyle bir girişime/oluşuma girerse, ben Sn. Gül’e, şahsında mündemiç kriterler gereği “el veriyorum”.

    Sizler ne yaptınız; mezkur nitelikleri haiz isimleri bulabildiniz mi?

    (Sayın Yazarımızın, konuyla alakalı vurguladığı nitelikleri haiz başka da isim olmadığını veya bulunmadığını bildiğinden, kimimiz, onun sürekli Sn. Gül’ü ön plana çıkarmasını fırsattan istifade şark kurnazlığı yaptığı ile değerlendirebiliriz, ama eminim ki, o da ülkemizin rahata kavuşması için bu tablodan başkaca çıkar yol göremiyordur da ondan.)

    • “(Kılıçtaroğlu’nun, M. Yavaş ile E. İmamoğlu’nu, bir dönem daha belediye başkanlığı yapsınlar ve ikisinden birinin aday olması halinde, belediye meclislerindeki çoğunlukları sebebiyle İstanbul ya da Ankara B. Belediyesini AK Partiye hediye etmiş, milletin emanetine ihanet edilmiş olur gibi gerekçelerle “veto” ettiği hengamda geriye cevap bulması gereken “yüksek nitelikleri haiz” politik isimler kimler? sorusu kalıyor.)”

      Ben öyle düşünmüyorum.
      Kemal kılıçdaroğlu cevap vermesi gerekiyordu. Günü geçiştirmek için verdiği cevap.

      Cumhurbaşkalığı her şeydir. 1 senelik belediye AKP partisine geçsede Sürekli hesapları sayıştay tarafından denetlenir.

      AKP oyları %50 değil yani DYP ve Anap seçmenleri Çoktan ayrılıdı.

      Fanatik AKP’liler Abdullah gülü sevmiyorlar onlardan oy alamaz.

      CHP ve İyi Partini Çoğu Abdullah gül olursa vermeyiz diyor protesto oylar bu iki partide artıyor.

      Önemli olan Halk için icraatlarda kendisini göstermiş bir başkan.

      Misal B3eylik düzü belediye başkanlığı yapmış Ekrem imamoğlunun icraatlarını görüp İstanbul belediye başkanı seçilmesi.

    • Sayın Fehmi Koru, Sayın Erdoğan’ın Anayasaya göre, üçüncü defa seçilemeyeğini (101.md) ifade etmiştir.
      Son Anayasa değişikliği ile, 101.maddedeki değişikliğin yürürlük tarihi, 18.maddenin b) fıkrası ile belirlenmiştir.Dikkat edilirse, Sayın Erdoğan’ın 2023 yılında yapılacak seçime katılmasında bir sakınca yoktur.Saygılar..

  15. Yıl 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmış ve halkın yarıdan fazlası birini Cumhurbaşkanı seçmiş.
    O gunden sonra hemen hemen her gün yeni seçim konuşulmaya başlandı.El insaf peki batı da durum nasıl yani hemen ertesinde yeni seçim mi konuşulur yoksa icraatlar takip edilir ve hatalara karşı alternatif projeler üretilip zamanın dolması beklenerek yeni seçimde iktidara a gelmek mi hedeflenir.
    Sahi hangisi yapılır?
    Sn Koru Sn muhalefet Sn saygıdeğer milletimiz bırakın seçimi Tayyip bey gitse falanca bey gelse ne değişecek mesela ülke çok demokratik mi olacak yolsuzluklar bitip tüm kazanımlar halk icin mi harcanacak .Söyleyin ne değişecek? İktidar muhalefetin tabelalarini kaldırıyor hata peki muhalefet (izmirBBB) ne yapıyor?Neden ince nin pankartları kaldırılıyor.Ne farkı kaldı iktidardan.Bu zihniyet mi kurtaracak memleketi.
    Oturun bir kere daha düşünün isim önemli değil nasıl düzelecek bu ülke buna kafa yorun.Cozum üretin havanda su dovmeyin.Bu seçim biter tekrar yenisini konuşuruz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız