Politikacılar samimiyet sınavında pek başarılı değiller; tabii başka ülkelerde… 

21
Reklam

‘Cumhur İttifakı’nın iki ana partisinden başka iktidarı destekleyen üçüncü bir parti daha var. İşte o partinin lideri –Mustafa Destici- katıldığı bir bayram etkinliğinde taraftarları önünde şu sözleri sarf etti:

‘‘Şu anda dış politikada Türkiye son yıllarda görebileceğimiz en güçlü şekilde bağımsız bir politika izliyor. (..) Maazallah Türkiye’de bir yönetim değişikliğinde, bir iktidar, bir anlayış, bir ittifak değişikliğinde, bunların hepsi durur.’’ 

AK Parti’nin en önemli görevlere layık gördüğü ve Tayyip Erdoğan herhangi bir sebeple aday olmazsa Cumhur İttifakı adına cumhurbaşkanlığı adaylığı görevini de üstlenmesi muhtemel bir isim –Binali Yıldırım– yine bu bayram bir etkinlikte konuşmuş. 

Onun sözlerine de kulak verelim:

‘‘Önümüzdeki sene üç tane bayramımız var. Birinci bayramımız Ramazan bayramı. Üçüncü bayramımız Kurban bayramı. İkisinin arasında bir bayram daha var. Cumhurbaşkanımızı Allah’ın izniyle rekor oyla tekrar başımıza getireceğiz, cumhurbaşkanı olarak seçeceğiz.’’

Aynı gün, AK Parti’nin bir milletvekili –Mustafa Esgin– ilinde düzenlenen bayramlaşma programında mikrofonu eline alıp katılımcılara hitap ettiğinde hatırlarda kalacak güçte bir mesaj paylaşmış. 

Mesajı şu:

‘‘Bizi öyle makam, mansıp peşinde koşanlar ile karıştırmasınlar. Bizim milletle olan münasebetimiz sandıklarda oy mesafesinde değildir. Biz Tayyip Erdoğan’ın adamlarıyız.’’

Reklam

Yarınlarda da hatırlanacak mesajlar bunlar…

Politikacılar her ülkede yukarıda tesadüfi örneklerini sıraladığım iktidar cephesi üyeleri kadar samimi insanlar değiller. Başka ülkelerin politik kadrolarında, bizde altı defa gidip yedinci kez başbakan olmuş, siyasi ömrünü cumhurbaşkanı olarak tamamlamış Süleyman Demirel’in bir döneme damga vurmuş ‘‘Dün dündür, bugün ise bugün’’ vecizesi daha fazla geçerli olabiliyor.

Misal isteyenler şu sıralarda İngiltere’de yaşanan iktidar savaşlarına bu gözle bakabilirler.

İngiltere’de, çok karmaşık Brexit sürecini aşma becerisi gösterdiği için son zamanların en başarılı başbakanı gözüyle bakılan Boris Johnson birkaç siyasi skandal sonrası görevinden istifa etmek zorunda bırakıldı.

Kendisine kalsaydı Boris Johnson istifa etmezdi; son ana kadar hakkında ağızlarından en abartılı övgüleri işitmeye ülke insanlarının alıştığı yakın mesai arkadaşlarının ihaneti olmasaydı… 

Hepsini ülkelerinin en önemli görevlerine bizzat Boris Johnson getirmişti. Johnson Ailesi, özellikle biriyle, İngiliz devletinin başbakanlar ve hazine bakanları için tahsis ettiği konutlarda komşuluk ilişkileri içerisindeydi de. Zaten ilk ihanet eden de, Boris Johnson’un konut komşusu hazine bakanı Rishi Sunak oldu.

Hazine bakanı Sunak istifa mektubunda, düne kadar yere göğe sığdıramadığı başbakanı için, ‘ciddiyetsiz’, ‘yakışık almayan tavırlar içerisinde’ ve ‘yetersiz’ anlamına gelen sıfatlar kullanırken, istifa mektuplarını birlikte hazırladıkları sağlık bakanı Sajid Javid de, ‘‘Olanları gördükçe göreve devam etmeme artık vicdanım elvermiyor’’ cümlesini de içeren istifa mektubuyla Boris Johnson’u kaderine terk ediverdi.

İngiltere’de olup bitenleri başından itibaren ülkenin gazetelerinden her gün takip etmesem, bu iki ismin vicdanlı ve standartları yüksek politikacılar olduklarına inanabilirdim. Ancak, onları istifayı düşünmeye sevk etmek için, Boris Johnson’un, ülkesine, standartları zorlayıcı tam dört skandal yaşatması gerektiğini ben bile biliyorum.

Reklam

Daha da ilginci, hükümetinde eğitim bakanlığı koltuğunda otururken, Sunak’ın kendisini istifaya zorlama amaçlı istifası üzerine Boris Johnson tarafından yerine hazine bakanlığına getirdiği, onun da daha itibarlı bu yeni görevi onurla kabul ettiği Nadhim Zahawi’nin yaptığı…

Johnson’la komşu olacağı ‘Downing Street 9’ adresine taşındığı gün toplanan bakanlar kurulu toplantısında, başbakanın istifa etmesini isteyen ilk isim Nadhim Zahawi oldu.

İsimlerinin İngiliz diline uzak olması kimseyi şaşırtmasın; Sunak da, Javid de, Zahawi de birer Muhafazakar Parti üyesi. Hepsi İngiliz politikacı…

Aynı hükümette onlarla birlikte görev yapan ve şimdilerde her biri Boris Johnson’un koltuğuna talip Liz Truss, Penny Mordaunt, Suella Braverman, Kemi Badenoch, Grant Shapps ve Ben Wallace da, yine bizzat Johnson tarafından bakanlık koltuklarında oturmaları sağlanmış politikacılar…

Şimdi hepsi -fakat birlikte değil ayrı ayrı- hükümetin Kovid sürecinde yaşattığı gevşeklikten başlayarak ülkenin yakın tarihlerinin en yakıcı ekonomik sıkıntısına sürüklenmesine kadar tartışma gündeminin ilk sıralarına tırmanan sorunlardan sorumlu kişinin kim olduğunu anlatmakla meşguller.

Fazla uzak olmayan geçmişte hakkında övgüler yağdırdıkları Boris Johnson o kişi…

Geçmişte bizde de -tabii bu kadar üst düzey olmasa da- şimdi İngiltere’de yaşanana benzer ihanetlerle karşılaşıldığı olmuştu. 

En bilineni, lideri olduğu partiye her seçimde tek başına azımsanmayacak sayıda milletvekili çıkartma gücüne sahip Osman Bölükbaşı’nın uğradığı, seçilmesini sağladığı her milletvekili adayından ‘‘Partimden ayrılırsam karım boş düşsün’’ türü yazılı taahhütler de almasına rağmen, seçim sonrasında Meclis’te yalnızları oynamasına yol açan ihanetlerdir.

Rahmetli Bölükbaşı, ‘‘Benim sinem o tür politikacılar yüzünden Karacaahmet mezarlığı gibi’ demesiyle ünlüydü.

Artık Türkiye’de değil İngiltere’de yaşanıyor o tür politik ihanetler…

Bizde politikacılar, bu yazının en başında görüşlerine yer verdiğim seçkin isimler gibi, ellerine geçen her fırsatta lidere bağlılıklarını ifade etmekten geri durmuyorlar.

İşler bekledikleri gibi gitmese bile, sonrasında da herhalde sözlerinde duracaklardır.

Durmalarını şahsen kendilerinden beklerim. 

ΩΩΩΩ

Reklam

21 YORUMLAR

  1. Geçen gün, Fehmi bey tere yağına yapılan ZAMLARDAN bahs etmişti.
    Fakat nedenini yazmamıştı.

    Türkiyede yağlara yapılan yüksek özeliklede (tere yağına) zamlara sebep olanların kimler olduğunu bu yaziyi okuyunca öğrenmiş oldum. Bizdeki siyasetçilik oynayan vijdan ve fikirlerini sandığa kilitleyip anahtarlarınide korktuklari ve taptıklarının eline veren yıldıdımlar firtinalar imiş.

    Dünya genelinde (BİZIM HARICIMIZDE) sözüne ve işlerine en fazla güvenilen millet ingilizler oluyor. Geçmişdeki kölelik düzenlerine rağmen.
    Adamlar gerekitiğinde kendi devletlerine karşı savaşiyorlar. ABD nin kurucu babalarının başıda gelen Lady Diana ninda dedelerinin kuzeni George Washington gibleri
    Sömürgelerine dahi adaleti yerleştirmişler.

    17/25 Arlık Ingilizlerde olmuş olsaydı ne olurdu?
    Ben yazayım CIA nin bizdeki MIT verdiği dosyayi sümen altı edilmesi için devlet yetkileri yerine on larda CIA gibi götürür bu işi yapacak ola bizdeki enniyete tesilm ederdiler.

    Onların vazifesini ABD emniyeti yerine getiriyor ve dosyanı bir nushasınide TC emniyetine veriyor.

    AMAAA vazifelerini yapan emniyet teşkilati ile birlimte ülkenin dibine kibrit suyu dökülerek 15 temmuz birileri için Allahın lütfü darbesi arkasından İNGILIZ usulü değil Türk usulü kırallığın ve onu koruyacak Trolluğun temelleri atıliyor.

  2. Anladığım kadarıyla yazıda, siyasetteki sadakatsizlik ve haliyle hem de vefasızlık ve samimiyetsizlik dile getirilmeye çalışılıyor.
    Bunlar her ne kadar kişinin doğrudan şahsiyeti ile ilgili gibi görünüyorsa da aslında siyasetin yapısıyla da çok yakın bir ilişkisi vardır.
    Seçim sistemleri , siyasi partiler ve bunlarla ilgili kanuni düzenlemeler , seçilen _seçmen ilişkileri vs. bunların başında gelir.
    Yani konuya bence daha genel bir açıdan bakmak daha gerçekçi ve isabetli olur.

    • Berat Albayrak’ın kitabını (Burası Çok Önemli!) okuyanlar için gelecek zaten çok berrak.
      Albayrak’ın bakanlıkları döneminde yaptığı yatırımlar Türkiye’nin geleceğindeki enerji yapısını şekillendirmiş.

      Şu an Azerbaycan ile İran, Türkiye’nin ihtiyacını gidermekteler.
      Ukrayna savaşından ötürü Rusya hafif problemli ama Türkiye’nin enerji geleceğine dönük en önemli yatırımlarından biri de Akkuyu Nükleer Enerji Santrali.
      Bu santralin tamamlanması halinde Türkiye’nin elektrik ihtiyacının % 10’u buradan sağlanacak.

      Çeşitli açılardan baktığınız zaman bugünkü Türkiye’nin, eski Türkiye’den çok farklı olduğunu görebiliyorsunuz.
      Filolarımıza katılan arama ve sondaj gemileriyle belli ki enerji üretimi yeni Türkiye’nin en güçlü yanlarından biri olacak.
      Berat Albayrak’ın çok somut verilerle geleceğe ışık tutan kitabı, Türkiye’nin enerji konusunda çok önemli bir merkez haline geleceğini gösteriyor.

      Türkiye’de yaşamak artık eskisinden daha güvenli. Çünkü gelecek şimdiden şekillenmiş durumda.
      Komşularımızla ilişkilerimiz sağlam bir altyapıya sahip olma açısından ilgi çekici bağlantılara konu oluyor.
      Rusya ile Ukrayna arasındaki konumumuz buna en iyi örnek.
      Bu arada düşünün ki Amerika’nın baskısından ötürü Almanya’nın Rus gazından yararlanması ciddi bir sorun halini aldı ve bu Alman sanayisi için ciddi riskler içeriyor.
      Bu tür olağanüstü durumları Türkiye aşmıştır ve hem enerjide hem de diplomaside dünyanın en önemli merkezlerinden biri olmuştur.
      Özetle, artık Türkiye bildiğimiz o eski Türkiye değil.

    • Sayın namlu, anladığım kadarıyla yazıyı yeterince kapsamlı “gerçekçi ve isabetli” bulmuyorsunuz ki doğrudur veya sayın korunun konuyu ele alış biçimini biraz da yüzeysel/sığ buluyor olabilirsiniz ki saygı duyarım…
      Keşke çok daha derinlikli bir analiz/yorum paylaşarak bizleri de aydınlatmış olsaydınız!
      Yani siyasetin yapısıyla ilgili, her nasılsa artık daha ince eleyip sık dokuyan, kapsamlı bir metin paylaşsanız da mercimek kadar beyinlerimiz abad olsa, aydınlanıverse, çok şey mi istiyoruz acep?

  3. CNN televizyonunun, 6 Ocak Kongre baskınına ilişkin özel yayınına konuk olan Bolton, ilginç bir itirafta bulunmuş.
    Sunucu:
    “6 Ocak olaylarının “dikkatlice planlanmış bir darbedir”
    Bolton:
    “Trump’ın böyle çalışmadığını, bir fikirden başka bir fikre kolay atlar”
    Sunucu:
     “Darbe yapmak için son derece zeki olmaya gerek yok.”
    Bolton:
    “Burada değil de başka ülkelerde darbe planlamalarına yardımcı olmuş biri olarak buna katılmıyorum. Bu çok çalışma gerektirir. Onun yaptığı bu değildi. Bir fikirden başka bir fikre atlıyordu. Sonuç itibariyle o, bu isyancıların Kongreye girmesinin önünü açtı ama anayasayı ortadan kaldırmak için değil.”
    Kavalacılar, geziciler, fetöcüler, selöcüler daha ölü numarası yapa dursun.
    Dış güçler, dış güçler diye dalgacı taklacı grubu bunu beenmeez şimdi.

  4. Yada skotır biskiletin yerini tutarmı? Hemen istemezük demeyin!
    İki biskevit arası lokumla paklavanın yarışı gibi😊. Kim yenerse!!! (Bu öyle değil işte!).
    Skotır süreni ehliyetlileştirsektemi!..
    Heryere piskilet+skotır yolumu yapsak!😠
    *4yol ağzında yaya geçidinden bile geçemeyip çapraz köşeden köşeye geçen insanlara skotır ehliyeti versen nolcek?
    Çözüm mü ne? İşte çözüm:
    Belediyeler kendi bölgelerinde çalışma yapacak!
    Bisiklet yolu yapılabilecek yerler belirlenecek,
    Kıyıdan köşeden ana arterlere veya meydan merkez konumundaki noktalara ulaşım güzergahlarını tespit ile ayarlayacak!!!
    “Bu yol harici yerlerde kullanımı engellenecek” (oralar harici noktalara skotır konulmaz!).
    Bizdeki politikacılar bunun gibi işleri becermekle! Başlayabilirler işe mesela…
    Sonra BB, sonra BBB, belki en büyük başgan bizim BAŞKAN!🤗

  5. E vallaha bayramda çok yorulduk.
    Bari bir kaç gün tatil yapıp dinlenelim de, çalışmaya öyle başlayalım.
    Siyaset de tatildeydi.
    – Kaç gündür kafamızı dinledik.
    Öyle demeyin.
    Siyasetten mahrum kaldığımız yasak yılları bir hatırlayın ve çevremizdeki ülkelere bakıp şükredin.
    Allah bizi hür siyasetten mahrum bırakmasın.
    Sizi hiç yormadan söyleyeyim:
    – Yetkisiz, sembolik bir Cumhurbaşkanı.
    – Sorumsuz bir Cumhurbaşkanı.
    – En belirgin tarafını da belirteyim: “Tatilin yakıştığı” bir Cumhurbaşkanı… Hem de sürekli tatilin…
    İşte… Yukarıda size eşkal verdim.
    Hâlâ ne arıyorsunuz, ne düşünüyorsunuz?
    Bundan âlâ aday olur mu?
    Şimdi biraz hafızalarımızı tazeleyelim.
    Avrupa’nın göbeğinde onbinlerce Müslüman’ın katledilişinin 27’nci yıldönümündeyiz.
    Aynı zamanda da:
    Almanya’daki Yahudi Katliamı’nın 86’ncı yıldönümü.
    Ayrıca… 6 Ağustos’ta, Japonya’ya atılan atom bombası’nın 77’nci yıldönümü geliyor.
    Üstelik: Irak, Suriye, Afganistan ve hele Afrikada’da öldürülen milyonlarca insan, kayıt dışıdır.
    Bunların hepsi unutuldu.
    Sadece Ermeni Soykırımı diye uydurulan bir masal yaşıyor.
    O yaşadıkça, biz de batı dünyasının alçaklığını ve şerefsizliğini her gün haykıracağız.
    Ve son bir not:
    Ne olmuş?
    Dolar = Euro olmuş.
    Hah şöyle.
    20 yıldır parmak hesabı yapmaktan yorulmuştuk.
    Şimdi hesap kolaylaştı.

  6. Gönlünüzde hep Erdoğan’ın aday olmasının engellenmesi, ikide bir bu konuyu açarak bayrak kaldırıyorsunuz, ancak boşuna gayret, Anayasa değişikliğinin 18 B maddesinde 101 nci maddenin kanunun yürürlüğe girmesi ile uygulanır hükmü olduğunu izah etmiyorsunuz, Erdoğan aday olduğunda ne yazacağınızı tahmin ediyorum, Yüksek Seçim Kurulu baskı altında karar verdi diyerek hep yaptığınız gibi algıya devam edeceksiniz, bir de seçildiği zaman yüzünüzün ne hale geleceğini merak ediyorum, Boris’in ihanete uğradığını yazıyorsunuz, bu yazınız dostlarınızı üzmüştür. bir daha ki yazınızda bunu biraz yumuşatınız yoksa çok dost kaybedeceksiniz. Erdoğan düşmanları size çok kızacak.

  7. Millet vekilini niye seçer?
    Erdoğan’ın adamları olsun diye mi?

    Milliyetçi kimdir?
    Parti baṣkanına hizmet eden mi? Yoksa milletine hizmet eden mi?

    Ihanet nedir?
    Parti baṣkanına karṣı çıkmak mı yoksa millet çıkarına karṣı çıkmak mı?

    Bazı önemli kavramlara doğru anlam vermek iṣleyen bir demokrasinin olmazsa olmazlarından galiba.

    • İlk öğrenmeleri gereken:
      “Ben herhangi birinin adamıyım!”
      dememeyi öğrenmek!!!
      Olsa mesela…

  8. Bir bayram daha bitti ve hayat devam ediyor.Ulke yavaş yavaş seçim atmosferine doğru ilerliyor.
    6 benzemezin adayını halen ogrenemedik ama aday olma niyetinde olanlar teker teker defterden siliniyor.
    İmam efendimiz yine kendi keyfinde bir köşede tatilde.Buyuk umutlar beslenen beyefendi artık sıradan tarafsız vatandaşların bile umudunu kırdı.3.5 yılda baskansiz bir İstanbul da yaşadık.Sel olmuş , kar tufan olmuş ne yazar beyefendi çok yorulduğu için tatilde.
    Allah bizlere yardım etti de foyasi erken çıktı , mazallah birde yanlışlıkla Cumhurbaşkanı secilseydi neler olurdu acaba.

    • “beyefendi çok yorulduğu için tatilde.”

      İmamoğluda insan robot değil farkında ol. Nasıl senin resmi tatil hakknı varsa onada var. İmamoğlu senin lider Erdoğan gibi her işi ben bilirim Ben yaparım demiyor. Tatile gittiğinde geride bir sürü liyakat adamları bırakıyor. Resmi çalışmaya göre kim nöbetçi ise liyakat sahibi bakmakta diğerleride tatillerini yapmakta.

      Boş şeylerle Gürültü yapma imamoğlu işini biliyor youtube’da çalışmalarının videoları var. Fakat senin Trol medyanda imamoğlunu göremen.

      • Çok haklısın onun da tatil yapmaya hakkı var ama siyasete girdiğin zaman tatili ,ev hayatını ,dinlenmeyi unutursun ha bunu yapamayacaksan da o işe girmezsin.Geçen selde ne dedi haramidereyi iyiliştireceğiz bir daha su baskını olmayacak oysa çivi çakmadı. Ne demişler buyuk lokma yut buyuk laf etme diye dahası İstanbul çöküyor ,herşey yalan Hani aynı anda 10 METRO çalışması car diyor ya bütün metro çalışmaları teker teker duruyor. Bu mu çalışma bu mu proje üreti mi bumu liyakat.El insaf elim kırısaydı da buna oy vermeseydim gelen gideni arattı sözlerini duymuyorsun galiba.

        • Size göre sadece belediye başkan larımi siyasetçi. Baş bakan Erdoğan hemde devletin parasını uçağını ve bütün imkankarını kullanarak ihale vermesi için bakanlar ve eşlerin dubaiye ve londuraya götürmesi normal oluyor İmaoğlunun kend hakkı olan kendi parası ile tatil yapması normal değil. Miliyonlarca milletin dolarıni harciyanlar siyaset çi olmiyor cebinden harcayip hakkı olan tatili yapanlar siyastçi oluyor.
          Utanin biraz. Taptiariniz ülkeyi batırdıi.

      • Barboros efendi, yutubda video çevirmek ne zamandan beri icraat olmuş, artis mi seçtik imam mı seçtik, yoksa belediye başkanı mı seçtik?
        Ekrem çelebi tatil yapmasın diyen yok, istanbulu b.k götürüyor, asıl o noolcak?

  9. Boris Johnson – soyadını babaannesi zamanında torunlarını korumak için değiştirmese idi Boris Kemal olacaktı – sıra dışı bir politikacı. Başbakanken çocuğu olan nadir politikacılardan. Bir diğeri Tony Blair idi. Boris Johnson’un 3 eşinden 7 çocuğu var. İlk eşi daha sonra kendisinden çok genç bir Müslüman ile evlenmiş. Onun çocuk sahibi olabilmesi için ikinci eş almasına da müsaade etmiş birisi. Bunlar işin magazinel tarafı tabii.

    İtaat sağlamanın çeşitli yöntemleri var.

    Boris Johnson 8 yıl Londra Belediye Başkanlığı yapmış tecrübeli bir politikacı. Rusya’da siyaset yapsa idi sorun yaşamazdı. Çünkü Rusya’da Konsomat geleneği var. Yani arşivcilik. Arşivcilik itaat sağlamanın yöntemlerinden bir tanesi. Beraber çalışılanların veya rakiplerin zaafları zamanında kayıt altına alınıyor. İtaatte zorlandıklarında karşılarına çıkarılarak onlar ya bertaraf ediliyorlar ya da itaatlerinin devamı sağlanıyor. İngiltere’de arşivcilik yapmak hem suç, hem de onu yapacak ve başkaları için kendini yakabilecek insan bulmak zor olduğu için Boris buna başvuramamış.

    İtaat sağlamanın diğer yöntemi birlikte suç işlemek. Daha doğrusu iktidarın nimetlerinden birlikte nasiplenmek! Yani herkes nükleer silah sahibi olursa kimse kimseye karşı bu silahı kullanamaz anlayışı. Ya toptan yok olacaklar ya da hep birlikte yaşayacaklar. Bu da anlaşıldığı kadarı ile mümkün olmamış.

    İtaat sağlamanın bir diğer yöntemi kifayetsiz muhteris kimselerle çalışmak. Bunlar çok niteliksiz olduklarından itaatleri yüksek. Ancak niteliksizliklerinden dolayı da işleri iyi götüremiyorlar. Başarının esas olduğu sistemlerde bu insanlarla çalışmak risk oluşturuyor. İngiltere’de Johnson bunu da yapamazdı ve yapmadı da. Makamlarından değer alan insanlarla çalışmak kolay ama aynı zamanda çok da sıkıntılı. Makamlarına değer katanlar ise bir yerde tahammül sınırları zorlandığında ortada bırakıyorlar. Nihayet onlar da son aşamada Boris Johnson’ı terk ettiler.

    Siyasetçilerin işi zor anlayacağınız.

    • Siyasetçilerin işi zor değil! taa ki insan olsalar ve nefslerini kontrol edebilseler (ki buna her türlüsü girer; “partizan nefs” ki buna muhalefet partileri de dahildir, “etnik nefs” ki kürtçüler de buna dahildir, “cemaati nefs” ki masonlar da buna dahildir, “askeri nefs” ki darbeciler de buna dahildir……). Bunlar bizim ülkemizdeki kronik kaos halini oluşturanlara örnek teşkil eder. İnsanın nefsini kontrol edememesinin toplumda yarattığı sorunlar ve bunların topluma maliyeti çok büyüktür. Bunlar en net bir şekilde “Akıl*İman Sentezi” gözlükleriyle görülür….

      Kabul edilmiş alalade anlamıyla siyaset kazanmasa doğruluk kazansa diyorum. Boris tecrübeli bir politikacı olmuş olsa da hataları son dönemde iyiice kabarmıştı. İhlalleri tahammül sınırlarını aştı. Orada sistem sağlam olduğu için hata yapan kişileri, kişilikleri barındırmıyor. Bizde barındırıyor. Çünkü sistem diye bir şey yok henüz.

      Bizim için en uygun sistem “Akıl*İman Sentezi”nin oluşturacağı sistem, evladiyelikten öte bir şey! Neyse, vakit darlığında kısa keseyim.

      • Sayın HB “Orada sistem sağlam olduğu için hata yapan kişileri, kişilikleri barındırmıyor.” demişsiniz de elhak öyledir!
        Yalnız bir başbakanın atadığı bakanların bu kadar kısa bir sürede peşpeşe istifa ettikleri yetmezmiş gibi bir de adaylık yarışına filan girmeleri biraz sistemik bir arıza varmış gibi göründü bana ama neyse…
        Bir kişiyi suçlama kolaycılığı varken işi büyütmenin de alemi yok tabii:)
        Hem gavurun arızalı düzeni bile bizim düzgün çalışan sistemimizden daha iyidir öyle değil mi?

        • Sistem adaylık yarışına girmek isteyen herkese eşit şans verir, kimseyi engellemez. İsteyen girer. Ancak, sistem sağlam olduğu için etik karakteri de canlıdır. Seçmenlerin değer yargılarına göre ahlaki davranmayanlar akla dayalı geliş(tiril)miş bir toplumda gözden kaçmaz. Seçimlerde hakettiği payı alır; yeterli oy alamaz.

          “Düzgün çalışan sistemimiz” gerçeği ne kadar yansıtıyor? ekonominin pejmurde halinden belli değil mi? Dar partizan çevrelerin, fırsatçı açıkgözlerin toplaştığı, pozitif ayrımcılık yapılan ufak zümreler ülkenin bütününün ortalamasına göre daha iyi bir düzen tutturmuşlardır. Senin için düzgün düzen o, partizan cemaatinin nefsine uygun.

    • Ünvanperest abi “İngiltere’de arşivcilik yapmak hem suç,” demişsiniz ama bizim bildiğimiz ingilizler arşivcilikleriyle meşhurdur ama neyse…

Comments are closed.