Ucuz etin yahnisi… Sovyet ve Libya gözlemlerimi paylaşayım istedim..

52

İktidar partisinin ekonomik kurmaylarından hangisi bu aklı vermişse kendisini kutlamak gerekir. İstanbul ve Ankara’da 80 çadırda açılan tanzim satış noktaları çevrede büyük heyecan uyandırmış görünüyor.

Dün akşam o heyecan bütün televizyon kanallarına yansımıştır sanırım, bugün bütün gazetelerden o heyecan alınıyor çünkü…

Sonuçta, medyanın böyle bir heyecana ihtiyacı olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Seçimlere gidiliyor ve halktan aldığı desteği yenilemek için gayret göstermesi gereken iktidar partisinin kendisini ifadede zorlandığı belli oluyor. Ankara ve İstanbul’da varlığı 25 yıla uzanan yerel yönetim iktidarı, ilk kez, çoğu kendisinin eseri olan sorunların girdabında ciddi sıkıntılar yaşıyor.

Gazetelerin manşetleri ile köşeler bu yüzden yavan gelmeye başladı. Ekranların da öyle olduğu muhakkak.

Uzun kuyruklara sebep olan ucuzlatılmış sebze ve meyveler girdikleri evlerin sakinlerine ağız tadıyla birkaç öğün ikramı anlamına geliyor. Asgari ücretle geçinen işçi ile çoğu onun da altında maaşlara talim eden emekliler için seyyar manavların anlamı büyük.

Benim için nostalji

1977’den Türkiye manzaraları…

Siyasi açıdan tek tehlike, o kuyrukların getirdiği heyecanın bir süre sonra tavsaması, kuyrukta beklerken, o sırada ve ucuzlatılmış ürünlerin girdiği evlerde yapılacak sohbetlerin insanların zihinlerini karıştırması ihtimalidir.

Reklam

Yaşı ileri olanlara 1980 öncesi Türkiyesi’ni hatırlatması ihtimali de var o kuyrukların…

Türkiye bir zamanlar tarım ülkesiydi. Dünyanın kendine yeten yedi ülkesinden biri olmakla övünülürdü. Ülkenin kırsal kesiminde yaşayan nüfus çoğunluğu kendi ürettiği sebze ve meyveleri yer ve sonunda manavlar eliyle satışa sunulan ürettiklerinin geliriyle de geçinebilirdi.

Köyler boşaldı, insanlar daha müreffeh ve renkli hayatlar için kentlere akın etti.

Şimdilerde emekli eski bir dostum “Merhaba” demek için aylar önce köyünden aradığında, evlerinin önünde birazdan geleceğini bildiği seyyar bakkaliye kamyonunu beklediğini duyurdu. Sebze ve meyveyi bile köye gelen seyyar manavlardan alıyorlarmış…

Bir büyük firmanın sahiplendiği ve şişelerle bütün Ege bölgesinde satışa sunduğu olağanüstü lezzetli kaynak suları var dostumun köyünün; “Yoksa suyu da parayla mı alıyorsunuz?” diye sormadan edemedim.

“Yakında o da olur” cevabını verdi.

Hala boşalmamış pek çok köyün durumu bu.

Üzülmek mi gerekir? Ne de olsa kolları her mahalleye uzanan binlerce şubeli market zincirleri var ülkemizin. AVM’si olmayan kent ve büyük kasaba kalmadı, her birinde o marketlerin şubeleri vatandaşların mutfak ihtiyaçlarını da karşılıyor.

Reklam

Mutfakların temel ihtiyaç malzemelerini insanlar, mahalle bakkalları çoktandır kepenk indirdiği için, büyüklü-küçüklü zincir marketlerden karşılıyor.

Fiyatlar yüksek olduğunda, aynı ürün dünyanın neresinde ucuzsa oradan temin etmeyi mümkün kılan bir serbest ticaret rejimimiz var ve o sayede soğanı-sarmısağı bile taa Çin’den getirttikleri oluyor.

Sistem bu, peki ne oldu da sistemi iki büyük kentte 80 noktada devreye sokulan çadır manavlarla baypas etme ihtiyacı doğdu?

Dün Ankara’da bir çadır manav önünde kuyruklar…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Temizlik malzemeleri için de aynı yola başvuracağız” dediğine göre, çadırlarda açılan seyyar manavların bakkala dönüşmesi süreci de yaşanacağa benziyor.

Devlettir, elbette çare bulmakta zorlanmaz. Nitekim, sosyal faaliyet olarak yıllardır ihtiyacı olduğu düşünülen ailelerin evlerine bedava kömür de dağıtılıyor. Devlet isterse, sebze meyveyi halka bedava da dağıtabilir.

Bedavaya dağıtabilir de, var olan sorunu çözecek çare bu mudur?

Türkiye’de sebze-meyve ve et fiyatlarının yüksek olmasının sebebi, söylendiği gibi, üretici ile nihai satıcı arasında yer tutan birkaç kötü niyetli aracının açgözlülüğü müdür? Ya da artık her köşede faaliyet gösterdiği bilinen marketlerin stokçuluğu mu pahalılığa sebep oluyor?

Hükümetin seyyar manav işletmelerini devreye sokması bu sorulara “Evet, öyledir” cevabı verdiğinin işareti.

Eskiden devlet, gücünü kullanarak, fiyatları dondururdu; şimdi paralel bakkalcılık yöntemiyle çarşı-pazar hizaya getirilmeye çalışılıyor.

Sovyetler’de ve Libya’da

Sovyetler Birliği’nde ve kapalı piyasa ekonomilerinde denenmiş bir yöntemdir şimdi bizde yapılan…

Perestroyka ve Glasnost denilen Gorbaçov açılımlarına kadar, Rusya’da, temel ihtiyaç maddeleri devlet mağazaları tarafından sağlanırdı. 1980’li yılların sonuna doğru heyetler halinde Moskova’ya gidildiğinde, Kremlin’e de yakın GUM mağazasına mutlaka uğranır, bedava denilecek fiyatlarla satılan ucuz mallardan işe yarayacağı sanılanlar alınırdı.

Hesaplarını abaküsle yapardı satıcılar…

İşe yaramazdı alınanlar, çünkü kaliteleri çok düşük olurdu.

Kaddafi döneminde Libya’ya gittiğimizde de aynı manzarayla karşılaştığımızı hatırlıyorum. Dükkanlarda Bulgaristan’dan gemilerle getirtilmiş ve bedava denilecek gülünç fiyatlarla satışa sunulmuş ayakkabılar görmüştüm; ancak en küçük numarası 45’ten başlıyordu.

Ayakları 45’ten küçük Libyalılar ne yapıyorlardı, merak etmiştim.

Oralarda başarılı olmamış bir sistemi belki biz başarıyla uygulayabiliriz.

Benim heyecanımın sebebi de bu işte: Değişik bir başarı hikayesi görmek ve sonra da onu yazmak istiyorum.

ΩΩΩΩ

52 YORUMLAR

  1. Ak Parti , Üsküdar belediyesini kaybettiğini çok geç de olsa anlamış olacak ki , tanzim satış aracına belediye başkanı ve bir de hazine bakanını göndermiş. Ancak Üsküdar gitti beyler geçmiş olsun . Üsküdar da CHP nin belediyeyi kazanması çok yakın .

  2. ben en fazla hallerde çalışan ve akpye oy vermiş olan “dış güçler!”in düşüncelerini merak ediyorum. tanzim satış yapılan yerlerin yakınındaki manav ve market “dış güçler!” de günün mana ve önemine binaen, onlar için biraz daha erken gelecek olan “güzel günler!” hatırına düşünce ve duygularını yazabilirler.

  3. Bir yorum da ben yapıyorum,sorularla başlayacağım:Tarla da çalışan emekçi bir kardeşimin günlük yevmiyesi kaç lira acaba bilen var mı? Bankada çalışan bir emekçi kardeşimin günlük yevmiyesi kaç lira? Bu soruya bildiğim kadarıyla kendim cevap vereyim; tarladakinin yevmiyesi 60 lira bankada çalışanın yevmiyesi 200 lira.bu birbirine yaklaşırsa domatesin hali nolacak ona merak ediyorum..
    SAYGILARIMLA…

  4. Yerli ve milli sosyalizm adım adım kurulurken Fehmi Bey bir uyarı daha yapmış. Ancak Türkiye hekimlerin “ne isterse yesin” devresi dedikleri bir devrede olduğu için bu uyarılar işe yaramaz. Beş yılı aşkın süredir yaşanan hadiseyi “freni patlamış kamyon”a benzeten uzmanları hapse tıktılar ama insanları susturmakla problem çözülmedi.
    Nasılki eğitimi muhteşem yaptık, dersaneleri kapattık, halkın sömürülmesine müsaade edemezdik. Dış politikadaki “müthiş başarılarla” ilgili daha önce görüşlerimi yazmıştım. Görüldüğü üzere ülkemiz bütün bölgede ve hatta küresel çapta “büyük oyuncu” oldu. Tadından yenmiyor. Eh şimdi azıcık da tanzim satış işleri yapalım, önümüzde seçim var.
    Bazı iktidar muhipleri korkmuş ve seçimi kaybedeceklerinden endişe ediyorlarmış. Hiç korkmasınlar, böyle bir iktidar asla seçimle gitmez, duvara toslasak da gitmez. Söylediğim gibi “freni patlayan kamyon” genellikle çarparak durur.
    Böyle global oyuncu bir devlet ancak işportacılık yaparak tevazu kazanabiliyor anlaşılan. Zaten bugünkü “tescilli düşmanlardan biri olan ve yaşasaydı herhalde hapiste olması gereken Barış Manço” bundan 30 sene önce komplonun taşlarını “domates biber patlıcan” diyerek döşemiş.
    Ülkemizi yöneten yüksek birikimli kişilerin bu birikimlerini sadece Türkiye’ye saklamalarını da beklemeyin tabii ki. Tüm “mazlumları” da istifade ettirmeleri muhteşem bir şey.
    Böyle bir dönemde elli yıllık birikimi ile Fehmi Beyi okumak bir zevk, en azından benim için.
    Türkiye’yi en iyi anlatan bir youtube kanalı olarak Uyurgezer adlı kanalı öneririm. Tabii bazı baskıcı ülkelerde vpn ile ulaşmak gerekebilir. Videolardaki ironiyi yandaş troller anlamayacakları için onlara da tavsiye ederim. Çok iyi gelir, güven tazelerler, mutlu olurlar.

    • Barbarlık ya da sosyalizm! Bunların arasında demokrasi diye bir istasyon olamaz! Milli komünizmin ne olduğunu öğrenmeni beklemiyoruz senden lakin haşhaşı çekip çekip akıl×iman analizi çorbası kaynatmayı bilirsin bitek:)

      • *******
        “Hakan”lar mı karıştı, sen ne dersin H. Gayret?
        “Akıl-iman sentezi” evet, ama ne hacet !?
        Sataşırsan sataş da, yok muydu başka araç,
        Derdin nedir söylesen, nedir sendeki amaç?
        Karıştıran kim varsa, muhtemelen o şaşı,
        Okurken biraz dikkat, ha şaşı ha haşhaşî!
        *******
        Hakan K.

    • Waay waaayy.. Dershaneci Fetö cü artıkları gelmiş buralara.. sizi adam sandılar görevler verdiler yetmedi. Yılan gibi her yere sızdınız. Tayyip’in en büyük günahı sizsiniz… Neyse o sizin icabınıza baksın gerisini millet halleder..

      • Canatan bey bu mutemetler epeydir buralarda, karnından karnından mırıldanıp duruyorlar:) hep bildiğiniz gibiler yani: sürekli yalan dolan, iftira, küfür hakaret, gayretullah, öbür dünya falan filan…

  5. Herkesin çocuğu çiftçi değil işletme mastırı yapmak veya bilişim devi olmak zorunda olduğu için gıda maddelerini üretecek ziraatçi de bulamıyoruz. Var olanları da vaktiyle ilkokul öğretmeni yapılmıştı ki yetiştirdikleri hıyarlar bugün bile hala tadından yenmiyor:) Köylülere de şehirlere gelmeyin diyemeyiz; çok seviyorsan git sen yaşa orda diyebilirler. Ne yapalım, açlıktan ölmektense çin malı sarımsak yemek durumundayız. Nasıl bütün rusya türk malı meyve sebze yiyorsa… Bir türk kızı uzun ömürlü bio hoşaf üretti diye dalga geçip hakaret eden kopillere bakıyorum da maşallah hepsi damla sulamayla üretim yapan tarım uzmanı kesilmişler başımıza! Ama aynı ürünü yabancı birileri geliştirseydi, çok bilmiş mankurtlar; adamlar yapmış abi diyerek överlerdi. Bio hoşafla dalga geçen barzolar: ağaçkökü sizlere çok bile…

  6. Demeki Türkiye! Ankara ve İstanbul’dan ibaret.
    Peki bende şu soryu soruyorum…. Bu çadirlardan İzmirde veya diğer illerde neden kurulmuyor?
    Ali Boyar, beyin yorumuna katiliyorum, fakt bir konunun’da altini çizerek. Bu seçmlerde
    Muhalefet! ihtidarin her zaman ve her seçimde yaptıklari sahtakarliklari, bu seçimdede yapilacak sahtekarlıkları seçimlere aylar kala ortaya çikartiklari için! Ankara ve İstanbul tehlikeye girince Ali beyinde belirtiği gibi Erdoğan düşman ve vatan haini bulmakta zorlanmadı. (MTÖ)Marketker Terör Örgütü 21.ASRIN EN BÜYÜK TERÖR ÖRGÜTÜ olarak millete yutturdu.Vay be helal olsun BAŞKANA şimdide sadece Ankara ile İstanbuldaki METOCULAR’in inlerine giriyor.
    Kurt politikaci dediğin Bahçeli ve Erdoğan gibi olmali. Şöyle geriye dönüp baktığımizda DİNDAR KESIM okullara dairelere falan sokulmazdi…!!! Şimdi o sorun ortadan kalti ÇÜNKÜ Erdoğanin Islam alemi Halifeligi sayesinde herşey mubah olan yeni bir din getirildi , bu dine itiraz edenlerde çoluk çocuk cumbur cemaat hapislerde istiflendiler.
    Bizdeki 2. Kurt politikaci Bahcelnin ! Keskin zekasi ve sayesindede Komünustlukle şereflenmiş olduk …! Dünya Devletlerinin Komünist ve Demokratlar arasinda ki Rejim mücadelelerinde Türkiye Demokiratlar safinda yer aliyordu ve 1980 den öncede MHP o zaman komünizm ile mucadele edeceğim diye Türk gençlerinden oluşan sağ ve sol görüşlü genclerini kara toprağa verdi.
    Bahçeli ve Erdoğan Gorevlerini Basari ile yerine getiriyorlar ve getirmeyede devam ediyorla + daha edecekler de! Çünkü şu an Turkiye dunyanin en ağir irkcilik esrari ile uyutuluyor.
    Fazla değil 2/5 yıl öncesine kadar MHP liler erdoğana oy verenleri vatan haini ilan ederlerken şu an kendileri hem oy veriyorlar hemde övüyorlar.
    Kurt politikacilarin sayesinde ISLAM DINI VE CUMHURRİYET Turkiyeden taşindi.
    Yaşasın Bahcele ve Erdoğan Rejimi.
    Su an Ankara ve Istanbul bu rejimi alkisliyor, kahrolsun METOCULAR.

  7. hepiniz herkes tüm muhalefet tayyipin oyununa geliyorsunuz. tayyip bunu her zaman yapiyor ve kazaniyor ama siz bunu anlayacak zekaya sahip degilsiniz. tayyip bir kac düsman numarasi denedei, metin akpinar vs. basarili olamadi. dis düsman lafi etmemesi gerekiyor cünkü trump. putin ve merkelle aralari gayet iyi, hem dolarin yükselmemesi gerek.. en son mükemmel bir düsman icat etti, kabzimal lobisi, aracilar.. bunu bilerek kendi yapti, fiyatlari bilerek, kendi yükseltti. bizim aptal muhalefet hemen atladi, üretim yetersizligi falan diye.. halbuki hic alakasi yok.. simdi bizim kurtarici süperman baskanimiz tanzim satislarla falan olaya el atti, fiyatlari yariyanindirdi ve halki büyük bir zordan kurtardi. saflari yine siklastirdi. gürdünüz mü baskanlik sisteminin marifetlerini. tayyip bunu hep yapiyor. yangini kendi cikariyor. yangini baskasi cikarmis gibi onu düsmanlastiriyor. kendine oy verenler baska bir tarafa gitmesin diye onlara korku salip yaninda tutuyor. sonra o yangini söndürdüm diye büyük bir kahramanlik satiyor ve halk da bu numarayi yutuyor. yangini cikartmasa hic bir sey olmayacak. ama oy icin yangin cikartmak gerekiyor.aciyorum bu muhalefete, hep oltaya geliyor. irfan degirmencinin videosundan anlasiliyor ki bu tanzim satis fikri tayyipe iyi bir oy kazandiracak.

  8. Bu yorumu okuyan ve İrfan Değirmenci’nin videosunu izleyenler memnuniyetini ifade eden kişinin söylediklerini inadına partisini (aslında devleti) savunduğunu görmüşlerdir. Genel olarak vatandaşların yanlış yere tepki gösterdikleri aşikar. Bunun sebebi zannımca genel ekonominin işleyişi hakkında bilgisiz olduklariyla açıklanabilir. Yani genel ekonomik işleyişi bilememek yanlış uygulamalar neticesinde oluşan anormalliklerin faturasını sistem içersinde işini normal yapan insanlara kesiyor vatandaşlarımız. Dini meselelere yaklaşımımız da aynen böyle işte….Dinin temel prensiplerini, temel direklerini ve çatısını sağlam ve doğru bilgilerle oluşturup sağlam bir din yapısına kavusamayinca dinin sistemi içerisinde temel direklerini sarsacak yanlışlar yapiyoruz, oluşan kötü şartlarda da tıpkı köy kökenli vatandaşlarda görüldüğü gibi hep başkalarını suçluyoruz. Yorumlarda ve bir ilahiyat profesöründen inanç meselelerinde “ispata lüzum yok ya Allah söylediği için inanırsın yada inanmazsın” kolayciligina kaçıldığını gördüğüm için bu yorumu dine bağladım. halbuki ALLAH nazarında ispat edilememiş imanın ne ehemmiyeti var ki.

  9. Devlet hatalı politikalarını, ürettiği bir çeşit sanal düşman üzerinden kapatmaya çalışıyor.Şimdide sebze-meyve lobisi çıktı.Kabzımallar göya pastayı götürüyormuş.Yahu bu kabzımallar daha yeni mi piyasada türedi eskiden yoklar mıydı? Eskiden neden fiyatlar uçuk değildi?Devletin tarım politikaları üzerine hiç mi hatası yok? Hem sadece sebze meyvenin fiyatları artmıyorki.Elektrik,su,doğalgaz, benzin,mazot vs vs. Her artan şeyin arkasında bir lobi ararsak işimiz var.Bu lobi türküsüne inanan seçmende kendine gelsin bir zahnet. Yoksa hem ekonomik olarak ızdırap çekiçecek hemde kendisine dayatılan hayali düşmana sövmeye devam edecek.

  10. Benim kanatim bu sadece sorunun ustunu tülle kapatmaya benziyor nekadar kaplanır bilemem
    Bu uygulama bir sorunuda akla getiriyor devlet esnafina guvenmiyor ve kendisi ticaret yapmaya başladı belki bir zaman gelecek devlet ciftcisine guvenmeyecek kendisi ekip dikmeye baslayacak daha sonra uretim yapan fabrikalarin yerine devlet fabrikalarımı gelecek
    Şu anki uygulamayla devlet kendine düşman üretiyor marketcisi pazarcisi ve diyer esnafi.
    halkin ilgisi kisa surer gibi sanki
    Hani su ucuz et meselesi varya 3 zincir markete satışı verilen
    Birde et balik kurumu vardi her ilçeye birtane. hani noldu onlara
    Malesef bakanların şuan çözüm üretmekte aciz kaldığını veya sa Cumhurbaşkanımızın agzindan çıkacaklara gore davrandiklarini goruyorum
    Allah sonumuzu hayreyleye.

  11. türkler dünyada en pahalı et yiyen ve en benzini en pahalı alan milletlerin başında geliyor.
    tarımda arz sıkıntılı, yetkililer bunu kuraklık, sağanak yağış, dolu ve don olayları gibi olumsuz iklim koşullarına bağlıyor. bence beceriksiz, günü birlik programlamalara dayalı, rant merkezli politikalardan kaynaklanıyor. üstelik günümüzde dünya ölçeğinde uygulanan tarım politikalarının türkiye’ye de yansıması da yaşanıyor. bu politikalar ile küçük ve orta ölçekli aile çiftçiliği tasfiye ediliyor; onların yerine çokuluslu tarım-gıda şirketleri ile yabancı sermaye güdümlü alışveriş merkezleri (AVM) tarafından dayatılan endüstriyel tarım ve sözleşmeli üreticilik modeli öne çıkarılıyor. tarımsal KİT’ler özelleştirildi, kapatıldı ya da işlevsiz duruma getirildi. doğrudan desteklemeler giderek azaltıldı, istikrar kalmadı. iç pazarda geçici olarak yükselen tarım ürünü fiyatlarını düşürmek ve terbiye etmek amacıyla dışalımlar yapılıyor böyle mi olmalı??? mazot, gübre, ilaç gibi girdi maliyetlerindeki artış çok yüksek, buna karşılık çiftçinin eline geçen para yok denecek kadar az. tüketicinin gıdaya ödediği paranın çok az bir kısmı üreticiye giderken gıda fiyatlarının belirlenmesi gıda tekellerinin denetimine girdi. geçenlerde sayın Erdoğan destek primi veriyoruz, teşvik veriyoruz, gidip faize yatırıyorlar diye şikayet ediyordu, doğrudur, lakin bu iş kimsenin eline para vererek yapılmaz ya, burda ben mi anlatmalıyım nasıl yapılması gerektiğini…
    bu gerçekten utanılacak bir durumdur.
    bu işin şakaya gelir tarafı da yoktur.
    önümüz kış…
    kendine yetmenin çok önemli olduğu zamanlar geliyor. aklımızı başımıza alalım.
    dünya ölçeğinde sıkıntılı bir zamanlar geliyor…
    (IMF) başkanı christine lagarde, küresel ekonominin beklentilerin üstünde bir hızla yavaşladığına dikkat çekti ve küresel ekonomiyi etkileyen “dört bulutun” olası bir “fırtına” yaratabileceğini uyarısı yaptı. iki sene içinde çok farklı şeyler konuşuyor olacağız. maalesef.

  12. Chp denince akla kuyruklar gelir diye bas bas bağırılıyordu neydanlarda.
    Demek ki neymiş kimseyi kınamamak lazımmış.
    Chp nin kurduğu tanzim satışlardan medet ummak.
    Hayaldi gerçek oldu.

      • Bir tutturmuşsunuz CHP çöplüktür diye. AKP nedir peki. Daha önce Beka sorunu mu vardı. Kendi hatalarını görmeyip başkalarının geçmişini kazımak kolay tabi. Ak Parti döneminde kamusal fabrika kalmadı be! Ülke elden gitti resmen. Kendinizi Yol tünel ve köprülerle avutmaya devam edin. Ha şunu söyleyeyim: Saadet partisine iftira atmayın. Her yerde kendi adayını çıkarıyor. İftiralarla seçim kazanılmaz.
        SAYGILAR

      • Benim aklıma da dükkanının önündeki çöp dağını kaldırmak için para toplayıp kamyonun çöpü atmasını engelleyen CHP liler geliyor. Grev kırıcılığı yapıyormuş esnaf. Sene 1990 lardı . Vay anasını sayın seyirciler.

  13. Olmaz
    Ekonominin fizik kanunları gibi kanunları vardır. Refah ancak üretimi artırmakla sağlanır. Doğada yoktan bir şey var olmaz, var olan da yok olmaz. Tansaş’ları kim kapattı? Şimdi yeniden açılmaya başladı. Tüm ihtiyaçları karşılayacak üretiminiz olmazsa mumunuz yatsıya kadar yanar.
    Bakkallar organize olmalıdır. Bakkallar devletlerce desteklenmelidir. Bakkalın mallarını ucuza satabilmesi için:
    a) Bakkallar vergiden muaf olmalıdır.
    b) Bakkallar kira vermeden bakkalı işletmeli ve lojmanında oturmalıdır.
    c) Bakkallar konsinye mal satmalıdır. Zarar etmeleri söz konusu olmamalıdır.
    d) Bakkallara dağıtım vakıf kuruluşlarca yapılmalı ve onların satın alınması da sınırlı kar, serbest fiyat ilkesi içinde olmalıdır.
    Bunun dışında, köylünün üretimi dengeli yapabilmesi için selem sistemi çalıştırılmalıdır. Halka sipariş kredisi verilmelidir. Halk tüccara peşin ödeyerek yıllık ihtiyacını yılbaşında ucuz elde etmelidir. Tüccarlar peşin para ile üreticiye sipariş vermelidir. Böylece dengeli üretim sağlanmış olur.
    Aynı şeyleri yazıyormuşum. Çözüm aynıdır ve ülkenin buna ihtiyacı vardır.
    Başka ne yazalım ki?

  14. Saygıdeğer Fehmi Bey,
    Sizi ondan pek haz almazsınız sanırım reel politik yapmıyor diye ama Rahmetli Erbakan yaşasaydı da görseydi dicem ama iyi ki görmedi. Belki gittiği yerden seyrediyordur tiyatroyu.
    Çocukluğumuzda vapurlardaki seyyar satıcılar döndük kenevirden poşet, 200 gr çay… Bu gördüğünüz tarak, yanında şu bardak, diş fırçası, tırnak makası yanında falan.
    Aklıma mukayyet ol Allah ım…
    Sözün bittiği yerdeyiz deyip yazmayayım diyorum ama.
    Kira yok, elektrik derdi yok, personel belediyeden, nakliye bedeli, bunların bedeli tüm bu milletten çıkıyor. Aklımızla dalga mı geçiyorlar? Sizin ve dostlarınızın da vebali var aydın olarak bu işlerde .
    Saygılarımla.

    • Ee tunç bey, alışmışız tabii sürekli milletin cebinden çıkıp tüsiad ın cebine girmesine; şimdi devletin imkanlarının milletin lehine kullanılması ağırımıza gidiyor değil mi? Alışırsınız alışırsınız:)

      • H. Gayret,
        Pek polemiğe girmeyi arzu etmem çünkü sizin ne anlattığınız değil karşınızdakinin ne anladığı önemli.
        1)Benim tüsiad cı olamayacağımı yazımdan çıkarmalıydınız.
        2)tüsiadcı ararsanız Reisin yanında a. Doğan damadı ve tff nin başına bakmanız kafi.
        3)bim,a101,file ve diğer marketleri inceleyip öyle değerlendirir iseniz daha hoş olur.
        4)Ayrıca bunun maliyeti de ucuz değildir. Tam olarak analizini yaparsanız görmeniz zor değil. Maliyete girecek kalemleri yazdım.Bir hesap ederseniz kalem kalem memnun oluruz.
        5)bir aileden veya şirketten 50 kişi sıraya girse kotayı delse domatesleri alsa gidip marketinde satsa bu sefer karnemi vereceğiz bu çağda.
        6)nakliyeci, haldeki, hamal, komisyoncu, şehir içi nakliyeci ne yapacak nasıl geçinecek?
        Mesele ak partiye giydirme meselesi değil ama gerekir ise onu da yapmak lazım ülke ve millet menfaati için. Ha yapanı pkk, fetö, vatan haini ilan ediyorlar ama Allah yeter. Piyasa ateşi böyle söndürülüp terbiye edilmez maalesef.
        Aportda bekleyen bir sürü gezizekalıkara koz verirsiniz ki verdiniz. Sadece bu konuda değil. Sarhoşluk sadece alkollü içkiler ile olmuyor maalesef. Aşk, makam, güç, para, kadın v. b. Saygılar.

  15. Serbest piyasa ekonomisinde bir mal piyasada az olur,kıt olur,fiyatlar fırlar.
    Yaşadığımız olayda böyle bir durum yok.
    Marketler,manavlar tıka basa sebze meyve dolu.Fiyatların bu denli yüksek olması normal değil.Bir anormallik var vesselam.
    Hükümetin belediyeler vasıtası ile sebze meyve satışına başlaması geçici bir tedbir
    bence.Biraz da seçim öncesi olayın istismarını önlemeye yönelik.
    Tüm mallarda köklü çözüm yeterli üretimi sağlamaktır.Üretimin kafi gelmediği noktada ise ithalata başvurmaktır.
    Hükümet piyasayı gözlemeli fiyatında aşırı
    ve anormal yükselme olan ürünleri ithal etmenin yolunu süratle açmalıdır.
    Nitekim et ithalatı et fiyatlarının artışını frenledi.
    Yapılacak bir iş de bu denli yüksek fiyata
    mal satan firmaların mali denetimini
    yaparak elde ettikleri kazancın vergisini
    ödemelerini sağlamak.
    Seçimler yazın yapılacak olsa idi iktidara
    sebze-meyve üzerinden ayar çekme telebbüsünde bulunan olmazdı sanırım.
    O zaman döviz üzerinde çalışırdı muhalif kesimler.Muhtemelen ABD’nin yardımına da ihtiyaç duyarlardı.Bugün yaşadıklarımız biraz da seçimin mart ayında yapılacak olmasından.
    Fakat her ne olursa olsun iktidar yaşanan sorunların çaresini bulmak durumunda.

    • Makul ve mantıklı düşünse herkes bu yazdıklarınıza katılır Bekir bey, ama bu tür olaylardan muhalefet vesile ve fırsatı çıkarma mecburiyetinde kalınca, ne yapsınlar fikirsizlikten domates patlıcana sarılmak durumunda kalınıyor.

  16. Sayın koru rusya hala anlattığınız gibi; türk malı narenciye ve zerzevat olmasa açlık kıtlık yani… Libya demişsiniz eskisinden de beter! Halk kaddafiyi sokak ortasında soteleyip yedi açlıktan:) ülkemiz pahalı mı bilemiyorum ama geçen yıl turizmde rekor kırdık, 2019da daha da fazla turist bekleniyor? İrandaki yumurta krizini 50bin tır dolusu yumurta yollayarak çözmüştü türkiye; domates patlıcana mı kaldık allaaşkına:)

    • H Gayret! onu bunu boş verde bugün kaç kez reklamlara tikladin onu yaz.
      Neyise gende sizi mahçup etmemek için…
      Sizin yorumunuza kimlerin yorum yaptiğini
      öğrenmenbilesin-
      .”Ayrıca o cevabı necip bey bana yazmış gibi görünüyor, siz ne karışıyorsunuz ki:)”
      diye size cevap buraya yazdim. Demekki sizin işinize karışmamışim…..
      Iyi tıklamalar.

  17. Fiyatları Yüksek O kadar çok şey varki Biber ,Patlıcan düşünce problem bitecekmi ,Daha önemli ve her zaman İhtiyaç olan ,Et ,yumurta,peynir kuruyemiş,gibi. Gıdalardaki fahiş fiyatlar ne olacak çözüm şekli bu olamaz önce GÜVEN,İSTiKRAR,ÖZGÜRLÜK olmalı bunların olduğu yerde huzur ve zenginlik ,zaten gelir

  18. Sebze meyve fiyatlarının yüksekliğini fırsatçı ve stokçulara bağlayanlar uzun bir süre köy hayatı yaşadıktan sonra şehirlere göç eden insanlar, aynı zamanda suçladıkları aracıları en iyi bilen yada bilmesi gerekenler. Köylü ürettiği ürünü traktöre yada ürün fazlaysa hal komisyoncusunun gönderdiği kamyona yükler hal girişinde bulunan tonajlı kantarlarda tartılır ve hale girişi yapılır. Örneğin Çanakkale’de ki hal ürünü İstanbul haline gönderir buradanda esnaflara dağıtımı yapılır. Aracılar dedikleri bu iki hal komisyoncusu bir de ürünü tüketiciyle buluşturan market ve pazarcı esnafı. Bunu böyle düzenleyen devlet, bildiğim kadarıyla en son haller kanununda ki düzenlemeyi de akp hükümeti yaptı. Bunu benden daha iyi bilen büyük şehirlere göç eden köylü Ankara daki tanzim çadırlarında kuyrukta beklerken İrfan Değirmenci cep telefonuyla çekim yaparak insanlarla konuşuyor nasıl memnun musunuz sorusuna insanların bazıları ” memnunuh çoh memnunuh Allah razı olsun höküümetimizden” diyerek memnuniyetlerini ifade ederken, bazıları çok sinirleniyor cep telefonuyla cekilmelerinden aşırı rahatsız oluyorlar ne çekiyorsun bağırışlarinin arasında biri irfanın telefonuna vuruyor, başka biri “bunlar hep o fırsatçı aracıların yüzünden” diye öfkesini dile getiriyor.
    Tuzu kuru olanlar da vaziyetten espri üretiyorlar ” yetmez ama evet”, ” devlet döviz tanzim büroları da açsın ucuz dolar satsın” yada ” tanzim araba satış pazarları da isteriz, devlet ucuz araba satsın” gibi.

      • Necip bey! haklısınız! Sizin bu cevabi yorumunuz bana Başkanlik seçimleri öncesi NATO toplantısında Trump ile annaşip…(DANIŞIKLI DÖVÜŞ )
        Rahip Brunson’i kullanarak Türkiye ekonomosini hemde muhalefeti yanina alarak nasil cökertiklerini hatirlattı.
        Oysaki ben bile onun danışıklı dövüş olduğunu tahmin etmişken bizim muhalefet kolayca tuzağa düşürüldü.
        Muhalefet dediğin ihtidarin tuzağına düşmek yerine, onun bütün hilleri ve yalanlarini bulup ortaya çıkarmaktır.
        Yoksa öğle öluleri ve hayali seçmen listelerini 17 sene sonra fatk etmek değil… onlari zamaninda fark edip ortaya çıkarmalari gerekirdi.
        Maalesef Muhaleft herkesi kendileri gibi zannettikleri için zaten kuyruklar başladi ve 17 yılın bütün kötu işlerine imza atarak kandirildiklari zirhina siğindilar, onun için Rahmetliler kizip dirildiler ve ÜMMET VE DÜNYA LIDERINI BAŞKAN SECTILER. Çünkü düşüne bilen dirilerin hemen hemen hepsi Silivri Cumhuriyet ne göc ettiler.
        Geriye kalanlarda Allah rizasi için iki kelime yazsalar……ne olduğunu yazmama gerek yok Korunun sitesine yorum yapan TROLLERI hergün okuyoruz.

        • Nurdan abla amma da uçmuşsunuz ha, necip beyle sizin boy ölçüşmeniz mümkün değil ki! Ayrıca o cevabı necip bey bana yazmış gibi görünüyor, siz ne karışıyorsunuz ki:)

  19. İçimden çok şeyler söylemek geliyor ama söyleyemiyorum. Sadece ülkenin düşmüşolduğu şu durumu üzüntüyle izleyerek içim acıyo.Ak partinin kuruluşundan beri destekleyen bir kişi olarak gelinen nokta AK Marketimiz hayırlı olsun diyorum.

  20. Hafıza i beşer nisyan ile malüldür. 24 haziran seçimlerinden önce de patates 7-8 liraya çıkartılmıştı, seçim sonrası ne olduysa 2,5 TL ye iniverdi. Seçime bir etkisi oldu mu? olmadı. Bu sefer idare regülasyon mekanizmasını erken kurdu ve işi uzatmadı. Konuyla ilgili daha köklü tedbirler de alınmakta. Velhasıl zerzevat da muhalefetin derdine derman olmayacak. Birkaç haftaya bu konu da unutulur başka şeyler konuşuruz muhtemelen. Ama en azından spekülatör ve fırsatçılara karşı da bir bağışıklık geliştirmiş oluruz. Ben artık bu tür durumlara toplumun bağışıklık sisteminin gelişmesi ve bilinçlenmesi açılarından bakıyorum.
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/abdulkadir-selvi/gidada-yeni-paket-geliyor-41113774

  21. Eskiden rahmetli Kemal Sunal filmlerini izlerken hep şöyle derdim: Çoğu filmlerini niye hep halk kuyruk sıralarında çekmiştir. Bugün daha iyi anlıyorum.
    Asıl sorununun özüne bakmak gerekir. Türkiye niye bu hale geldi. Cevap belli: Dış güçler! evet dış güçler AK Parti indirmek için yaptı! Mazot 6 TL oldu gübre 1800 ile 2500 TL arası oldu, zirai ilaçlar ateş pahası oldu ve nihayetinde Arsalar tarlalar kat karşılığı Müteahhitlere peşkeş çekildi. Sayın Cumhurbaşkanı çıkmış neredeyse marketler komisyoncular ve pazarcıları vatan haini ilan etmiştir. Eğer gerçekten sorun bu ise bir müddet ne market ne de pazarcılar sebze meyve ve et satmasınlar.
    Dünyada en verimli tarım ülkesi olan Türkiye; neredeyse bütün gıda ve sebze meyve ithal etmeye başladı.
    Tek çare var: Şu mazot ve gübre fiyatlarına ayar çekmek gerekir. yoksa böyle Belediye çadırları hem Türkiye prestijini hem de halkın güvenini düşürür.
    Medya tarafından gösterilen uzun kuyruklar Avrupa’da nasıl yankı uyandırmış. Çok merek ediyorum. Yıl olmuş 2019.Yazık bu ülkeye hem de çok yazık oldu..
    SAYGILAR SEVGİLER

  22. Sanırım “(akıllı ve olgun) bir müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz” diye bir hadis var ve Sn Erdoğan da bunu konuşmalarında zaman zaman kullanıyor. Ancak bu lafta kalan bir şey. Ekonomi meydanda, müslüman bal gibi de ısırılıyor. Hatta, bu hadise önem veren hükümet yetkilileri tarafından belki de pek farkında olmadan defalarca ısırtılıyor denilebilir. Millet morarmış ısırık izleriyle sebze-meyve kuyruklarındaki yerini alıyor. “Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler” diyenler de ortama ayrı bir renk, teselli ve teslimiyet katıyor. Seçimler yaklaşıyor. AKP oportünist bir parti (menfaatini düşünmek zorunda, neden olmasın, ayrı mesele). “Nereye oy vereceğiz, ciddi ve güven verici muhalefet yok” deniyor. “Üstelik ‘beka’ sorunu var n’apalım!” deniyor. Yani, oluşturulan statükoya devam. Oysaki yanlışlar varken eleştiriden geri kalmamak ta gerekir. Aynı delikten iki defa ısırılmak istemeyen, düşünebilen her müslüman, eleştirel düşüncesini ortaya koyabilmeli.
    Çadırlarda hesaplı sebze meyve satışlarının kaynağı nedir, yerli malı mı? Üretici kim, kazanan kim; kazanç, tabandaki üreticiye yansıyor mu? Bu konulara baktım bilgi olarak pek bir şey bulamadım. Her icraatın bir maliyeti var. Bu işin maliyeti nedir? Sn Koru’nun bu yazısında da konuya değinilmiyor. “Hey Corc, versene borç” marka yüksek faizli kredilerle taa Çin’den sarımsak ithal etmek partizanca bir kolaycılık olabilir (sarımsak ithal edildiğini yıllar önce başka bir vesileyle öğrenmiştim). Alt tarafı sarımsak ama bir dizi yeteneksizlik-beceriksizlik-ilgisizlik-ihmalkarlık gibi büyük sorunlara belirti (semptom) teşkil ediyor…
    Nereden baksan bir gösterge ama, sembolik önemi büyük. Ülkede üretilebilecek bu kadar basit kalem ihtiyaçlar için bile, hükümetin yanlış politikalarının sırıtmasına ışık tutan bir örnek. AKP’nin başlattığı ve Başkanlık sisteminde devam eden bu politika, Türkiye için ve hatta Dünya için de yanlış bir politika. Türkiye bu kadar aciz bırakılmamalı. Sarımsak üretecek kadar dahi bir ruhu bir mekanizması kalmamış bir ülke üretkenlik açısından dumura uğatılmış demektir. Yurtdışından (taa Çinden) sarımsak getirilmesi Dünya için de yanlış bir politikadır. Sebebi çok basit. İşçilik ucuz olduğu için bu belki sana makul bir fiyata gelebilir. Ancak, Çin’den bir yiyecek getirilmesi için yakıta ihtiyaç var. Bu da atmosphere sera gazı salınımını arttırdığı için dünyaya çevresel maliyeti büyük oluyor. Allah indinde bir müslüman için Dünya en büyük nimettir, lamı cimi yok ve müslüman bunu da düşünmek zorunda. Dünyanın kıymetini bilmekle ve ona göre amel etmekle de yükümlüyüz. Tabi bu, partizan marka, ezbere bir müslümanlıkla olmuyor, Akıl-İman Sentezi gerekiyor. O halde, işin en doğrusu tüketilecek besin değeri olan her kalem malzemeyi “yerinde üretmek”! Yerli ve milli politika bu olmalı.
    Hakan K.

  23. Belediyelerimizden Yılmaz özdil’in 2500 tl’ye satılan kitaplarına da el atmasını bekliyoruz…. Belediye seçimine giderken…domates biber patlıcan yüksek deyordunuz… şimdi belediye el attı duruma bütün dünyam karardı…Derdinize anında çözüm…..

  24. ”Hasan Günay ”bey et fiyatları yüksek diyorsunuz ama bence et fiyatları epeydir aynı.İthalle baskılanıyor.Ve bence diğer ürünlerin gördüğü zamları daha görmedi.Bence yemek istiyorsanız şimdi yiyin…

  25. Bundan bir başarı öyküsü çıkmaz Sn. Koru.
    Koca Türkiye’de arz-ı endam edecek “çadır bakkallar” ile günümüzün devasa AVM’leriyle rekabet etmek ne mümkün?
    Medya’da, mal bulmuş mağribi misali patlatıyor da patlatıyor…
    Dün, sosyal medya hesabımdan, konunun canlılığına binaen şöyle bir paylaşımda bulunmuştum: “Bakalım, hangi Başkan adayı sebze-meyvayı ucuza satacağının sözünü verecek…hani, bilelimde ona göre…” diye. Akabinde “temizlik maddelerini de satacağız” açıklaması geldi. Şimdi talebimi revize etmem gerekecek.
    Bilmem, bu silsileye, beyaz eşya, mobilya v.b. de katılacak mı?
    İşte böyle bir atmosferde ülkem, 2019’da, bir Yerel Seçim süreci yaşayacak!
    Biliyor musunuz; et fiyatları da çok yüksek. Beyaz et (balık degil tavuk) yiye yiye imanımız gevredi!

    • Tavuk eti de aldı başını gitti Hasan Beycim. Kuru ekmek soğan diyeceğim tuttu ama soğanda (Fehmi Beyin deyimiyle sovan 🙂 ) aldı başını gitti. Garibana kala kala sade suya makarna günlerini yaşıyoruz. Ha bu arada su faturaları kabarık hale gelmeye başlamadı değil.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız