Ufukta Mısır ve İsrail ile arayı düzeltmek var mı gerçekten? Çaba var da, gerçek durum ne?

28

Türkiye arası epeydir açık olduğu Mısır’la yeniden yakınlaşmak istiyor…

Ortadoğu’yu yakın takipte tutan uluslararası medya Ankara’dan gelen mesajları böyle yorumluyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun geçen hafta bu yorumu hak edecek bir açıklaması oldu. Mısır’ın bir süredir birlikte hareket ettiği Yunanistan’dan Akdeniz’in kullanımı konusunda farklı bir yaklaşımı benimsediğini ve Türkiye’nin kıta sahanlığı ilan ettiği Meis adası çevresindeki alana saygılı bu tavrın Türkiye ile iyi ilişkiler kurmaya yarayacağını söyledi Dışişleri Bakanı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da, dün, üst düzey komutanlarla birlikte katıldığı bir deniz tatbikatı sonrasında yaptığı konuşmada daha ileri sözler sarf etti.

Okuyalım:

“Mısır ile bizim tarihsel, kültürel birçok ortak değerimiz var. Bunların aktive olmasıyla önümüzdeki günlerde farklı gelişmeler olabilir diye değerlendiriyoruz. Zaten Mısır’ın aldığı bu kararın, bizim deniz yetki alanlarımıza saygı duyularak yapılan bu çalışmaların, bizim çalışmalarımıza uygun olduğu kadar Mısır halkının da hak ve menfaatinin yararına olduğunun da bilinmesini istiyorum.” 

Bakan Akar, iki ülke dışişleri bakanlıkları mensuplarının ilişkileri olumlu bir noktaya taşımak için görüştüklerini de duyurdu.

Türkiye ile Mısır istihbarat örgütleri arasında görüşmelerin hiç kesilmediğini de bu arada öğrenmiş olduk.

Reklam

[Mısır-Türkiye istihbarat işbirliğinin tarihi eskidir. 1970’li yıllarda aralarında Mısır ve Türkiye’nin de bulunduğu altı ülkenin istihbarat örgütleri bilgi alışverişi yapmak üzere bir birliktelik oluşturdular. ‘Safari Kulüp’ adını taşıyan bu oluşumun fikir babası Suudi Arabistan istihbarat örgütünün başındaki Türk kökenli Kemal Adham’dı. Güvenlik ve iletişim altyapısı da Fransız istihbaratının başındaki Kont Alexandre de Marenches tarafından sağlanmaktaydı.]

Haydi hayırlısı…

Yunanistan’ın Türkiye’nin Mısır’la yakınlaşması ihtimalinden rahatsız olduğunu Yunan gazetelerinden öğrendik. Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah el-Sisi’yi telefonla aradığı gibi, ne olup bittiğini öğrenmesi için dışişleri bakanını da Kahire’ye göndermiş…

Mısır ile Yunanistan işbirliği ikili değil; Fransa ve İsrail de değişik alanlarda aynı işbirliğinin parçası haline dönüşmüş ülkeler… Bu dörtlü İtalya’yı da yanlarına çekme gayreti içerisindeler…

Arayı bozan sorun/lar

Türkiye’nin Mısır’la arasındaki duvarı yıkma çabası çok yönlü sonuçlar doğurabilecek doğru bir adım. 

Sonuca ulaşırsa, yalnız uluslararası ilişkiler alanında tecrit olmayı ortadan kaldırmakla sınırlı kalmaz bu yakınlaşma, enerji alanında da ülkemizi yeni bir dengenin parçası haline dönüştürür.

Yakınlaşmanın sonuca ulaşmasından kuşku duyduğumu herhalde fark etmişsinizdir.

Reklam

Sebebi şu: Türkiye’nin Mısır’la ilişkilerinin bozulmasının sebebi Mısır’ın Yunanistan, İsrail ve Fransa ile dörtlü bir cephe oluşturması ve bu cephenin bir üyesi olarak yaptığı çıkışlar değildir; iki ülkenin ilişkilerini bozan çok daha derin sebepler var.

Mısır’da Abdülfettah el-Sisi’nin askeri darbeyle yönetimi ele almasına (2013) en sert tepkiyi Türkiye gösterdi. Geçen hafta bile, bir vesileyle, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ‘Rabia’ işaretiyle rahatsızlığın devam ettiğini duyurmaktaydı.

İkili ilişkilerin bozulmasının temelinde Türkiye açısından askeri darbe yatıyor…

Buna karşılık, Mısır, AK Parti iktidarının Müslüman Kardeşler (MK) örgütüne arka çıkması yanında, kaçan örgüt liderlerine Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı ve muhaliflere Sisi rejimini hedef alan yayınlar için imkan tanıdığı iddialarını ciddiye alıyor.

Suudi Arabistan ve öteki Körfez ülkeleri de aynı iddiaya dayalı gerekçelerle Türkiye’den uzak duruyorlar.

[Arap ülkelerinin çoğunda MK ‘terör örgütü’ muamelesi görüyor.]

İsrail ise, Filistin sorununa bakışı ve MK’nın uzantısı gördüğü Hamas’a verdiği destek yüzünden Türkiye ile ters.

Türkiye’nin bölgede ilişkilerinin düzgün olduğu tek ülke Katar…

Katar da bir süredir kendisine ambargo uygulayan bölge ülkeleriyle arasını düzeltme çabası içerisine girdi. Ambargo kaldırıldı. 

İsrail gazeteleri ülkeleriyle diplomatik ilişki kurmakta olan Arap ülkeleri arasına Katar’ın da katılabileceği yolunda yayınlar yapıyorlar.

Katar’ın Suudi Arabistan, diğer Körfez ülkeleri, hatta Mısır ve İsrail ile yakınlaşması Türkiye’yi bölgede iyice yalnızlaştırabilir.

Mısır’la ilişkileri düzeltme çabası bu sebeple anlamlı.

Nasır bir büyükelçimizi kovmuştu

Ülkemizle Mısır arasında şu yakınlarda varlığını sürdüren soğukluğun bir benzeri 1950’lerde de yaşanmıştı.

Mısır ordusu Org. Muhammed Necip liderliğinde bir askeri darbeyle Kral Faruk’u devirdiğinde (1952) Türkiye’yi Kahire’de büyükelçi olarak Dr. Hulusi Fuad Tugay temsil ediyordu. Büyükelçinin eşinin devrilen kral ile akrabalık bağı bulunuyordu. Org. Necip’in arkasındaki gerçek güç Cemal Abdünnasır yönetimi ele alıp millileştirme politikalarını uygulamaya koyunca, İngiltere ile birlikte Türkiye’yi de hedef olarak seçmiş ve bunu da Büyükelçi Tugay ve eşi üzerinden bir basın taarruzuyla yürütmüştü.

Nasır mı büyükelçiyi ‘persona non-grata’ ilan etmişti, yoksa Türkiye mi kendisini geri çekmişti, orası karışık. Ancak, ayrılmasının arifesinde katıldığı bir davette Nasır’a hakaret ettiği görülen büyükelçimiz ertesi gün havaalanında istihkar edici hareketlere maruz kalmış (1954), bunun üzerine Türkiye Mısır’la ilişkileri dondurmuştu.     

Türkiye’nin tavrı Süveyş kanalının millileştirilmesi üzerine İngiltere, İsrail ve Fransa’nın Mısır’a birlikte saldırmalarını desteklemeye kadar varmıştı (1956). [ABD desteğini esirgeyince üçlü saldırı sonuçsuz kaldı.]

Nasır Kıbrıs konusu gündeme geldiğinde Yunanistan’ın yanında yer aldı.

Arada Nasır’ın bir başka büyükelçimizi daha istenmeyen adam ilan etmesi var.

1950’lerin ilk yarısında bozulan ilişkiler 1988’e kadar soğuk devam etti. Refahyol iktidarı sırasında Başbakan Necmettin Erbakan ilişkileri daha iyileştirmek için Kahire’yi ziyaret etmişti (1996).

[Mısır’ın o dönem dışişleri bakanı olan Amr Musa ‘Kitabiyye’ adıyla yayımladığı anılarında Erbakan’la ilişkilerin de engebeli olduğunu anlatır. İsrail ile ilişkiler konusunda uyarmak üzere Ankara’ya gelen Hüsnü Mübarek’le görüşürken, Erbakan, hapiste tutulan Müslüman Kardeşler liderlerini serbest bırakması tavsiyesinde bulununca, Mübarek’in “Bu bizim iç işimiz, karışmayın” diyerek görüşmeyi sonlandırdığını yazıyor Amr Musa.

Refah Partisi’nin zor da olsa sürdürdüğü ilişkiler AK Parti döneminde 1950’ler düzeyine gerilemiş oldu.

Gördüğüm şu: Mısır’la ilişkileri tazelemek için eş-zamanlı olarak İsrail ile de aranın düzelmesi, bunu sağlamak için ise Ankara’nın Müslüman Kardeşler yaklaşımını değiştirmesi gerekiyor.

ΩΩΩΩ

28 YORUMLAR

  1. Fehmi Beyin Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkileri bozan derin sebepler olarak saydığı hususları ciddiye alıyorum ancak bence bunlar yeterince etkili değil. İki tane daha temel sebep var:
    1-Erdoğan’ın kişiliği: Kişisel menfaati olmayan hiç bir hususta adım atmayan bir kişi olarak Mısır’dan bir menfaati görülmüyor.
    2-Türkiye’nin Mısır, İsrail ve diğer Doğu Akdeniz ülkeleri ile normal ilişki kurması demek Rusya’nın doğal gaz müsterilerini kaybetmesi ve zayıflaması demektir. Buna ne Erdoğan razı olabilir, ne Rusya izin verir. Düşünün D. Akdeniz’deki doğal gaz ortak çıkarılıyor ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya akıyor. O zaman Rusya 3 gol birden yemiş olur. Erdoğan da epeyce kişisel zarara uğrar. Bu sizce mümkün mü?

    • Hayret yaa! al işte olaya cemaat penceresinden bakan biri daha. Nasılda belli oluyor. FeHo işe menfaat penceresinden baktıda ne oldu? Sonunda FeTO oldu, ülkeye yazık oldu. Menfaat menfaat.. tabir caiz ikisinin de birer ayağı çukurda ölüm olayını düşündürecek kamil yaşlarda. Menfaatlerini mezara götürseler bir işe yarayacakmı?

      Neymiş, Rusya müşteri kaybedecekmişde izin vermezmiş, kafaya bak! Sanki yunanistan israille birlik olup petrol çıkarsa Avrupaya satsa Rusyanın işine gelecek. Rusyanın Avrupaya petrol ürünleri ihracatı günde 8 milyon varile ulaşmış durumda. Bizimki avrupa ülkelerinin yanında devede kulak kalır. Varsa yoksa kişisel menfaat…

    • Bu mu? Bu ne? “Kişisel menfaat…” diyorsan kim olduğunu da deşifre ettin.
      İnsan sapıtınca doğru yolu bir daha bulması zor oluyor. Fikir bilginin ürünüdür. Bilgi yoksa fikir fakir olur. Sadece şeytan fakirdir.
      İnsan beyni siyasi ipotek altına girince, bir daha doğru yorum yapamıyor, okurları da onu takip ediyor.

      Bir tek şeyi burada belirtmek gerek: Anlaşalım demekle anlaşma olmaz. Anlaşmaya iki yada daha fazla taraf gerek. Ayrıca anlaşın denilen kişi, bir katil olabilir. İnsan öldürene Katil deniyor. O kişinin emri ile, Tahrir Meydanında bir çok başka insan dahil, keskin nişancı protesto eylemindeki özellikle küçük bir kızı nişan alarak öldürdü. Bu bilinen bir konu olmasına rağmen, niçin sadece bu ülkenizin idarecileri eleştiri yağmuruna tutuluyor. Bir düşünün! Ayrıca Müslüman Kardeşler bugüne kadar tek bir terör saldırısında bulunmadı. Bildiğimiz kadarıyla sadece emperyalizm karşıtı yani emperyalizme çanak olan rejim karşıtlığı yapmaktadır. Dolaysıyla ABD’nin terör örgütleri listesinde yer almış olabilir.
      Her şeye rağmen…
      Selamlar

  2. Misirda Mursiye karşı gösteriler başladığı zaman, Mursi istifa edecekti.
    Erdoğan “istifa etme biz arkandayız” diyerek Mursinin istifasını engelledi ve hem binlerce insanın ölümüne hemde sisiyi müslüman kardeşlerin inlerine sokarak onlarin yok olmalarına ve misira tekrar diktatörlüğün gelmesine sebep oldu.

    Ayrıcada Arap ülkeleri arasında Türkiye ve Türkleri tek seven Misir halkini’de Türkler ve Türkiyeye düşman ettirdi.

    Şu an Dünya’da insan hakları savunucularından tutunda gazeticiler yazarlar Erdoğanın giderek tutarsızca hukmetmesi’nin Dünyayi
    riske soktuğunu yaziyorlar.
    Ayni yazarlar’dan bir çoğu ve insan hakları savunuculari 1999 yılında erdoğanın çalışma ofisili silivri ceza evinde iken onuda destekliyordular.
    Türkiyeni,Haline bir bakın! oraya saldırıyor buraya saldırıyor, Türkiye dibe vurdu vurmasınada hakikatten Bundan sonra her attığı adım Dünya için büyük risk ve tehlike oluşturuyor.

    • Hayret yaa! şu bacıyı tek bir gün TR CB’sine laf etmeden görsek o gün suç üstünde yakalamış olacağız. Bir gün olsun FeHo nasıl olduda terfi etti FeTo oldu konusuna girdiğini gören oldumu bilmem.

      FeHo bir kitabında CB olmak gibi bi hayali olduğunu yazmışmı yazmamışmı bi söylesene bacı. Küçük yaşında bu hayali olan biri CB olamayınca bir fırsatını ele geçirdiğinde o koltukta kendine dokunan başkasının oturduğunu görünce hedef alırmı almazmı o konulara bir girsene bacı.

      Onun bu hırsı elleri havada hop oturup hop kalkarak CB’ye rahmet okurkene bellimiydi belli değilmiydi o konulara bir girsene bacı.

  3. AKP, Fethullahçılara terörist diyor, Mısır ise Müslüman Kardeşler için terörist diyor. İki ülkenin durumu ne kadar benzer, iki ülkenin liderlerinin davranışları ne kadar da birbirini tamamlıyor.

    • Sizler 250 insanınızı bombalayarak öldürdünüz. Bunu da ABD vd. ile işbirliği yaparak yaptınız. Müslüman Kardeşler rejimlerine muhalif bir STK benzeri kuruluş. Henüz teröre bulaşmadığı bilinen bir gerçek.

      Bunu dikkate almalısınız.

  4. Akp siyasal İslamı temsil iddiasında olduğu için MK’ya yaklaşımını değiştiremez. Bu Erdoğan sonrasına kaldı artık. İslam ülkelerinin hepsi siyasal islama karşı. Dolayısıyla Erdoğan’ı da dost olarak görmezler. İlişkiler de hep limoni olacaktır bu sebeple.

    Erdoğan demokrasiye yakın dururken bu Arap baharını ateşledi. Türkiye’de de Gezi olaylarını. Sonra Türkiye dahil tüm müslüman ülkeler en antidemokratik yüzlerini ortaya çıkardılar ve demokrasi toptan rafa kalktı.

    Bugün hiç bir müslüman ülkede ne protesto ne gösteri ne de itiraz görebilirsiniz. Halkları tamamen susturulmuştur. Medya tamamen kontrol altındadır. Bu yüzden devlet yönetimleri denetimsizdir, yolsuzluk yoldur, halklar da fakir ve sefil yaşamaya mahkumdur.

    Siyasal islamcılar da bu sefilliği bahane ederek demokratik yollarla iktidara geldiler. Ancak bir farkları olmadığını hep beraber gördük. Anaçları demokratik bir düzen kurmak değil, başka bir zorbalık.

    Halkların zihniyet yapısı değişmedikçe bu düzen de değişmez. Toplumların zihniyet yapısı da yüzyıllarla değişiyor ancak.

  5. Müslüman Kardeşler iktidara geldikten sonra toplumu kendi ideolojisi doğrultusunda dönüştürmeye çalıştığı için iktidarda olmasına rağmen kısmen meşruiyetini kaybetmiş sonrasında da indirilmesinin doğru fakat indirilme yönteminin yanlış olduğu sürece giden yolda iktidardan darbeyle indirilmiştir. Türkiye’nin Müslüman Kardeşler gibi bir oluşuma başlangıçta destek olması doğruydu ancak desteğini uzun süreli sürdürmesi ise yanlıştı.

  6. Dul bir kadın ile dul bir erkek evlenirler .İkisinin de ilk evliliklerinden birer çocuğu olduğu halde üçüncü bir çocuk yaparlar . Gel zaman git zaman çocuklar iyice büyürler .Derken haliyle aralarında bir takım sürtüşmeler , tartışmalar da başlar .
    Nihayet bir gün çocuklar evin bahçesinde oyun oynarken birdenbire birbirlerine girerler ! Kadın bağıra bağıra kocasını çağırır ,
    – Bey , çabuk koş çocuklar birbirine girmiş , kavga ediyorlar !
    Adam , kimin kimle kavga ettiğini anlayamaz ve sorar ,
    – Kimler kavga ediyor , anlamadım ki !
    Kadın cevap verir ,
    – Kimler kavga edecek ! Seninkiyle benimki bir olmuşlar , bizimkini dövüyorlar !
    Herkese selamlar , saygılar

  7. Atalarimiz demis ki: Bir Deli kuyuya tas atar, kirk akilli cikaramaz. Deliler 20 yilda kuyuyu tasla doldurdular, akillilar 50 yilda zor cikaramaz…

  8. ”Türkiye arası epeydir açık olduğu Mısır’la yeniden yakınlaşmak istiyor…” (güzel, olumlu, doğru bir adım).
    TR’den mısır üzerinden afrikaya gidiş, denizden geri dönüş.
    Meis adası ah meis adası. Ada üzerinden gelsin bırak ege meltemi, yunan uzisi.
    ya birde kızıldenizden geçip güney afrikadan dolaşıp cebelitarıktan geçecek olsaydı!
    Türkiye’de hep yanlış bir önyargı vardır: ”XY ülkeleri de aynı iddiaya dayalı gerekçelerle Türkiye’den uzak duruyorlar.”
    o uzak duruyorsa sen ona yakın durmayı dene (ama gitmeden önce el kol işareti yapmadan, eline diline hakim bir vaziyette).
    isrelle çinle suudla küstüm oyunu oynarsan filistinilere, uygurlara nasıl bir yardımın dokunmuş oluyor?
    Hac için ay’a yada marsa mı gitmeyi düşünüyon? bize de söyleyinde bilelim.
    ”Katar’ın Suudi Arabistan, diğer Körfez ülkeleri, hatta Mısır ve İsrail ile yakınlaşması Türkiye’yi bölgede iyice yalnızlaştırabilir.” yerine,
    kanal dostumuz katar emirinden selam getirdim deyiversek mesela.
    eş dost akraba ile devlet yönetmeye çalışmanın ne kadar zor olduğunu bu lkede ilkokul çocukları bile anlamışken,
    ”Gördüğüm şu: Mısır’la ilişkileri tazelemek için eş-zamanlı olarak İsrail ile de aranın düzelmesi, bunu sağlamak için ise Ankara’nın Müslüman Kardeşler yaklaşımını değiştirmesi gerekiyor.” demiş yazarımız.
    eskiden bir anahtar bile vermezlerdi. çilingire gidip çoğaltırdık. şimdi katar, idsrel, meis, belkide makron hatta tramp bile varmış meğer, ama sağa mı çevircektik solamı bir turlü anahtarı bilemiyoruz iyimi?

  9. Hükümetin yapması gereken acil dış politika değişikliğinin başında Mısır ile ilişkileri düzeltmek geliyor. Ardından da suriye ile devam etmelidir. Sn Erdoğan burada stratejik bir karar verecektir. ya ülkeyi çevreleyen ittifakları bertaraf etmek için bu ilişkileri düzeltecek yada bu yalnızlık başta ekonomiyi daha zor duruma sokacak belkide seçimi kaybettirecektir. Erdoğan siyasi dehadır bence ilk seçeneği tercih edecektir.
    Düşünün Mısır ile ilişkiler düzeldiğinde muhtemelen libya sorunu çözülmüş olacak ardından suriye meselesi de çözülecek. Batının kurguları da bertaraf edilecektir.
    Doğu akdeniz enerjisi bambaşka bir noktaya evrilecektir.
    Bence iktidar ve muhalefet ileri gelenleri hükümeti bu konuda baskı altında tutmaya çalışmalılar.

  10. Türkiye’nin Mısırla arasındaki duvarı yıkma çabası Pazertesi’iye kadar tersine dönre ve daha yüksek bir duva örürlür.

    Erdoğan,Dünya’nın en popiler lideri, hergün dünya basını ondan bahs ediyor.

    Yabancılar, bizi bizden daha iyi taniyorlar.

    Aşağıdaki linkte TIME yazarı erdoğanı ćok güzel anlatmiş.
    ” Increasingly Erratic Rule in Turkey Presents a Risk to the World”

    https://time.com/5943435/turkey-erdogan-increasingly-autocratic/

    • Erdoğan buyrun batı
      güney suriyede bir kurt devleti kurun dese
      Doğu akdenizde biz yokuz istediğiniz gibi doğal kaynak çıkarın dese
      yunanistan ege senin biz sahilde yalnızca balık tutarız dese
      bize hava savunma sistemi gerekli değil hava sahamız kevgir olabilr dese
      Biz yalnızca sizden silah alalım siz istediğiniz zaman bize ambargo uygulayabilirsiniz dese
      israil sen istediğin gibi savaş suçu işleyebilirsin biz gözümüzü yumarız dese.
      BAKIN BAKALIM ERDOĞANDAN iyisi var mı ne totaliter olur nede agrasif olur mükemmel bir lider olarak alkışlanır.
      istenilen bu değilmi ?????

      • Sizin anlayabilmeniz için!Önce trump’in yazdığı mektupdaki “AKKILLI OL”cümlesini hatırlatarak ya,ıya başlayayım.
        Erdoğan için önemli olan seçimleri kazanmak..
        13+3=16 Şehit ile bunlari başaramadı. Bir zamanlar kendi menfaati için dõrt elle sarılıp kullandığı Huda Kaya ve Gergerlioğlu’nu terörislikten hapise mahku ettirdi.
        Nasıl ols seçim için her an kullanabile’ceği beslediği PKK başi ve onun kardeşi anrine ameda onlari hazır, nezir bekletiyor Sahi siz robotmusu’nuz? Bu yazdıklarına 3 yaşındaki çocuk dahi güler. Türkiyeyi Katara, yandaşlara, ve araplara parsel parse sattı.

        Isterseniz geçici bir e-nail hesabi açın ben size bazı linkler vereyım, yalnız o linkle Türkiyede açılıp açılmadığından emin değilim.
        Moskova camisi maliyeti $170 miliyo
        Türkiyeye maliyeti ise hani yukarda şeytanlaştırdıkları’nızdan yüksek faiz ile borç aldıklarına
        Porçlarını zamanında öderselet 510 miliyon dolara.

  11. Türkiye için FETÖ meselesi neyse, Mısır için de Müslüman Kardeşler meselesi odur. Müslüman Kardeşler ve Fethullahçılar iki açıdan benzerdir, iki örgüt de darbe ve darbe girişimini hem faili hem de mağdurudur. Bu iki örgüt deneyimi din ve devlet işlerinin keskin biçimde ayrılmasının ne derece doğru olduğunu en açık şekilde göstermektedir. Siyaset eliyle (müslüman kardeşler deneyimi) veya darbe girişimiyle (fethullahçı deneyimi) yönetimi devralmaya çalışmanın toplumsal barışa hizmet etmediği, müslümanların demokratlaşmasını engellediği, siyasal düşmanlar ürettiği açıktır.

    • her iki kesim de darbe mağduru oldukları doğru da faili olduklarına dair hangi deliliniz var?

      bir kere müslüman kardeşler siyasi bir oluşum ama Gülen cemati siyasetten azami uzak bir grup. siyasete asla bulaşmayacaklarını defaatle açıkladılar. bu bakımdan Gülen cemaatinin siyasi yönetimi ele geçirme gibi bir amacı olamaz. Müslüman Kardeşler ise zaten seçilmiş meşru iktidar, hangi akılsız kendilerini iktidardan indirip hapislere doldurulacağını bile bile darbe yapar.

      o halde ortaya çıkan gerçek şu; her iki gruba yakın zannedilen ve darbeye karışanlar mensubiyet atfedildikleri cemaatler adına hareket etmemişlerdir.

      • Gülen’in kendisi 2010 yılındaki referandum için evet çağrısı yapmamış mıydı? Yok Gülen Cemaati siyasete bulaşmamışmış geçin bunları…Siyasete bulaşmak sadece parti kurmakla mı olur?

      • Gülen cemaati siyasetin elbette içinde ve göbeğindeydi. Belki parti kurmadılar ama siyaseti kendilerine göre şekillendirmek işin herşeyi yaptılar. Siyasetsiz bu kadar büyümeleri de imkansızdı zaten. Orduda, yargıda, bürokraside, yani devletin tüm kurumlarında örgütlenmişlerdi. Akp ile aralarının bozulması da daha fazlasını istemeleri ile oldu zaten. Yargıda ve milletvekillikleri için yaptıkları pazarlıklar ortaya çıktı. Baktılar ki güzellikle alamayacaklar istediklerini yargı ekibiyle siyaseti (Erdoğan’ı) köşeye sıkıştırmaya kalktılar. Erdoğan bunun üzerine cemaati tasfiyeye girişti (o zaman cemaat PDY oldu). Cemaat son bir darbe çıkışıyla kurtarır mıyım dedi, o zaman da FETÖ oldu. Bu da Erdoğan’a bütün yetkileri ele geçirme ve demokrasiyi toptan ortadan kaldırma fırsatı verdi. Bu kadar kötülüğü cemaat sadece kendi çıkarları için yaptı. Hizmet ediyoruz diyerek de hem halkı hem de kendi taraftarlarını kandırdılar. Yesinler birbirlerini diyeceğiz ama maalesef olan ülkeye oldu. Toplumsal barışı ve huzuru toptan dinamitlediler. Buradan dönüş yolu da yok görünüyor. Erdoğan ve benzerleri ile ülke demokrasi yoksunu olarak kör topal yoluna devam eder bundan sonra.

        • siz mantıklı birisiniz, böyle basit konularda kafanızın karışmaması lazım ama…

          sizin bu mantığınıza göre gazetelerde köşe yazan, televizyonlarda konuşan bütün yorumcular siyasetçi o zaman, öyle mi? siyaset yorumcularını referandumda evet ya da hayır yönünde oyunu belli ettiler kitleleri de kendi kanatleri istikametinde oy vermeye çağrdılar, bu insanlar siyaset yapıp siyasetçi mi oldular yani.

          siz de mi siyasetçisiniz şimdi. gerçi siyasetçi olarak da yorum yazıyor olabilirsiniz bilemem ama memleketin iyiliğini düşünerek fikir beyan eden herkes siyasetçi değildir.

          • Ama ne mantık vallahi ! Doğrusu şapka çıkarıp hürmetle eğiliyorum !
            Allah aşkına sizin bu söyledikleriniz , yukardaki açıklamaya bir cevap mı gerçekten ! Pes yani, ne diyelim ki !

      • ”Gülen cemaatinin , siyasi yönetimi ele geçirme gibi bir amacı olamaz ” ha !
        Baran kardeş, bunu sizin söyleyeceğinizi hiç tahmin etmezdim doğrusu ! Ee..
        peki ne amacı vardı o zaman diye sormak gerekiyor !
        Bana sanki diliniz sürçtü veya ortada başka türlü bir yanlışlık var gibi geliyor ; bir daha düşünseniz iyi olur !
        Selamlar saygılar

    • Bu ülkelerle yıllardır kurulamayan, kör topal devam eden masayı devirip tekrar masaya oturmak Ne kadar kazançlı olabilirler ki orasında meçhul
      Mısır İsrail ve arkasından Esed’le masaya otur daha sonra halkına bir hata yaptık özür dileyip yoluna devam et
      Oh Ne rahat hayat

      Bende hata yaptım özür dilerim dedim ama hakim cezamı yarı oranında arttırarak verdi hiç bir gerekçesi olmadan

      Özür dilemek bazılarına kazandırır bazılarına kaybettirir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız