Yangınların siyaseti etkileme gücü.. Türkiye’nin zedelenen imajı…

48
Reklam

Yangınların söndürülmesi için canla başla çalışılıyor; buna hiç kuşku yok. Bu seferberliğe katılan bazısı gönüllü insanlarımızdan hayatını kaybedenler oldu. Bakanlar günlerdir yangın çıkan bölgelerdeler; kimse onların konuyu hafife aldıklarını söyleyemez.

Bunlar kayda geçirilmesi gereken olumlu gerçekler.

Ancak başka gerçekler de var. 

Başlangıcından bugüne bir haftadan fazla süre geçmesine rağmen birçok bölgede alevler yakıcılığını sürdürüyor. Uçak ve helikopter azlığı sebebiyle onlarca yerde çıkan yangınların hepsine müdahale edilemedi. Hazırlıklı olunsa ve yangınlara derhal bugünkü yoğunlukta müdahale edilebilseydi kayıplar sınırlı kalabilirdi.

İhmal? Öngörüsüzlük? Tedbirsizlik? Beceriksizlik?

Muhtemelen hepsi.

Yalnız ormanları kaybetmedik, insanların evleri yandı, hayvanlar kurtarılamadı.

En az bunlar kadar önemli bir başka yönü daha var son tablonun: Türkiye dışarıya güçsüz ve çaresiz bir ülke görüntüsü verdi.

Reklam

‘‘Verirse versin, ne önemi var?’’ diyeceklere ben itiraz etmem de, 20 yıllık iktidar açısından bugüne kadar yakın çevreden başlayarak dünyaya takdim edilmek istenen ‘Türkiye’ profili açısından büyük bir imaj kaybı bu.

Türkiye ben bildim bileli hiç bu duruma düşmemişti. Yangınlar, sel baskınları, depremler yaşanan bir ülkeyiz; bir keresinde -17 Ağustos 1999 Marmara depreminde- 20 bine yakın insanımızı kaybetmiştik; ancak o dönemde bile Türkiye şimdiki kadar güçsüz görünmemişti.

Doğrusunu söylemek gerekirse, o büyük depremin ardından yaralar da çabuk sarılabilmiş, daha da önemlisi yanlışlıklarıyla can kaybına sebep oldukları düşünülen kişiler, bu arada çok sayıda müteahhit, yargı önünde hesaba da çekilmişlerdi.

Nereden baksanız 7,5 şiddetinde bir depremden bahsediyoruz.

O depremden sonra, ABD’nin o zamanki başkanı Bill Clinton aile fertleriyle birlikte ‘‘Geçmiş olsun’’ demek için ülkemize gelmiş, deprem bölgesine de gitmişti.

İktidarda zayıf bir koalisyon hükümeti ve onun başında yaşlı ve sağlık durumu elverişsiz bir başbakan bulunuyordu o deprem sırasında.

Biz bize yetmiyoruz

Tabloya baktığımda, sosyal medya aracılığıyla bütün dünyaya ‘Türkiye’ye yardım edin’ mesajlarına iktidar çevrelerinden yöneltilen tepkilere anlayışla yaklaşıyorum.

Reklam

Yardıma muhtaç gösterilecek bir ülke mi Türkiye?

Onların tepkilerini ‘Biz bize yeteriz’ görüşü istikametinde bir kampanyaya dönüştürenler çıkmış. 

Bu da dışarıya verilmek istenen imajı biraz daha zedeliyor.

Gerçek şu: Biz bize yetmiyoruz çünkü. Yetmediğimiz için yetkili ve ilgililer ulaşabildikleri her ülkenin yöneticilerine yangınları söndürmede yardıma gelmeleri için davette bulunuyorlar. Nitekim, şu anda, üç-dört ülkenin gönderdiği çok sayıda uçak bölgede görev yapıyor.

Çelişkiyi herhalde fark ettiniz: ‘Türkiye’ye yardım edin’ mesajlarına verilen tepki gerçekle uyuşmuyor. 

İşin en nazik yönü de, mesajlara itiraz edip tepki verenler ile başka ülkelerin yönetimlerine ulaşıp ‘Türkiye’ye yardım edin’ davetinde bulunanların adreslerinin aynı olması…

Adres Külliye

Dışarıya güçlü görünelim, imajımız zedelenmesin istenirken, çelişkili mesajlarla görüntü biraz daha bozuluyor.

Şu anda üstesinden gelinmeye çalışılan yangınlar sonunda söndürülecek. Ancak ortaya ciddi bir yıkım manzarası çıkacağı kesin. Yetkililer ilk günden beri mağduriyet yaşayanların imdadına koşulacağı, yaralara merhem olunacağı, maddi kayıpların telafi edileceği yolunda açıklamalar yapıyorlar.

Açıklamalarında samimi olduklarına, ellerinden geleni yapmaya çalışacaklarına inanıyorum.

Peki, ellerinden gelebilecek, vaat ettikleri türden bir telafi mekanizması çalışabilecek mi?

Ekonominin bugünkü durumunda bundan ciddi biçimde kuşkuluyum.

Ya deprem olursa?

‘‘Ağzından yel alsın’’ diyecekler çıksa bile daha ciddi bir endişemi de paylaşacağım: Ya uzmanların her an olmasını beklediği 1999’dakinden daha büyük bir deprem İstanbul ve çevresinde gerçekleşirse ne olacak?

Ona hazırlıklı mıyız?

Tedbirlerimiz var mı?

Canla başla çalışılmasına rağmen ihmal, öngörüsüzlük, tedbirsizlik ve beceriksizlik yüzünden yangın söndürme konusunda yetersiz kalındı; ülkemiz bu yüzden dışarıya güçsüz bir ülke imajıyla yansıdı. Dışarıdan yardım talep edilirken Türkiye’ye yardım edilmesi için açılmış sosyal medya kampanyasına tepki verilmesindeki çelişki de imaj zedelenmesini büyüttü.

İktidar cephesi, hükümet, bakanlar yaralı.

Muhalefet erken seçim talebini daha sıklaştırabilir.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önce sel felaketine uğrayan ve ardından yargına maruz kalmış bölgelerde kendisini karşılayanlara çay paketi fırlatması, onun da artık seçime zihnen hazırlıklı olduğunu düşündürüyor.

Orman yangınları siyaseti de etkileyecektir…

ΩΩΩΩ

Reklam

48 YORUMLAR

  1. Yangın söndürme konusunda yerel yönetimle Merkezi yönetim sorumluluğu bir birlerine atıyorlar. İki taraf da yerel yönetimler yasasını gösteriyor. Bizim yasalarımız esnek olduğu için bu iddialarında iki taraf da haklı peki haksız olan kim? Kocaman doru işareti
    Ama şu bir gerçek şu saatlerde yanmaya başlayan termik santralin göz göre göre yanması çok acı.
    Günler öncesinden geleceği belli olduğu halde neden tedbir alınmadı pekala önlem alınabilirdi.
    İtibarda israf olmaz mantığı bu sonucu doğurur. Acaba yangınla mücadelede tasarrufa mı takıldı.
    Artık anlaşıldı ki Allah korusun ülkemizde büyük bir felaket olsa çaresiz kalacağız.
    Anlaşılan o ki bazı şeyleri sabun köpüğü gibi şişiriyoruz. Sonuç ortada.
    En belirgin örneği ülke eokonomsi,maalesef sanı köpüğü.
    Yangından etkilenen vadandaşlara yeterince maddi destek çıkılması ekonomik olarak çok zor görünüyor.
    Benim her zaman bir Öner’im var TRT payı sağlık sistemine aktarılmalı bir diğeri doğal afetler için fon oluşturulmalı bu fon belki var ama yeterince faal değil.
    THK nın durumunu tartışmaya hiç gerek yok, sanırım istifa etmeyen yönetici kalmaz yangın bitene kadar.

  2. Fatih Bey, bu kadar kendinizi yormayın. Artık bu iktidar bitti. Sonraki maçlara bakalım.

    İktidar iki yıl önce, daha ortada yangın, müsilaj, sel, pandemi yokken İstanbulu ve büyük illeri kaybetti. Yani Türkiye’yi kaybetti. Ben değil bu işin tek ve en üstteki sorumlusu söyledi bunu.

    Şimdi kendileri de biliyor kaybettiklerini, dünya da. Bakın özgür demokratik dünyadan bir lider gelip de başkanı ziyaret etmiyor. Uzak duruyorlar çünkü halk nezdinde de dünya platformunda da çoktan kaybettiği tescillendi. Sadece bekliyoruz. Süresi bitsin de gitsin diye.

    Ancak bu kadar yönetim zaafiyetleri, beceriksizlikler, ciddi güven kaybından sonra demokratik bir ülkede iktidar durmaz istifa ederdi. Etmese insanlar sokağa çıkar istifa ettirirdi. Bizde bu iki seçenek de maalesef mümkün değil, çünkü otokrat yönetimlere sahip ülkelerde bu kanallar kapalı, başka kanallarla uğraşıyoruz biz.

    O yüzden halkımız sabırla bekliyor iktidarın gideceği günü. Çok uzak değil artık. Siz de artık paralamayın kendinizi. Rahat olun. Demokrasi böyle bir şey. Görev değişimi olmalı ve sık olmalı. Fazla kalan yolsuz çıkıyor buradan. Sonra Londra mahkemelerine abone oluyor.

  3. ABD’de yolcu uçağında sefer sırasında hostesleri taciz eden ve diğer yolcuları rahatsız eden şahıs, kabin görevlileri tarafından koltuğa bantlanarak etkisiz hale getirilmiş.

    Bizdeki fondaş medyanın yalanlarına sarılıp sosyal medyada terör estirenlerin ellerini mi bantlasak acaba :))

    • Sizi çok işkence meraklısı gördüm. Bu kadar kendinizi yormayın. Sosyal medyada yazmak konuşmak terör değil elbette. Sosyal medyayı susturmaya çalışmak bir devlet terörü ama. Otokrat ve despot rejimler, Çin ve Rusya gibi ve benzerleri aynen bunu yapıyorlar.

  4. Günlerdir uçak yok, helikopter yok, asker yok diye yaygara koparıyorlar.
      Bugün gelenlerle uçak sayısı 20, helikopter sayısı 56.

    Türkiye de şu an en büyük tehdit yalan terörü.

    Fehmi Koru yazısının sonunda “Orman yangınları siyaseti de etkileyecektir…” diyor ya.

    Yangın çıkan yerlerin çogu Chp belediyesi. Yöre halkı yapılan çalışmaları en yakından takip ediyorlar. Chp’ye mi inanacaklar yoksa gördüklerine mi. Bakalım Fehmi bey in öngörüsü tutacak mı?

  5. Chp ve yandaş medya  günlerdir aynı yalanı tekrarlıyor. Gittiler gördüler THK nın durumunu. Şimdi sus pus.

    Bu seferde Asker yangınlara müdahale etmiyor’ yalanına sarıldılar. Bu algı çalışmalarına CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç katıldı
    Milli Savunma  Bakanlığı günlerdir Twitter da askerlerimizin yangına müdahalesini paylaşıyor.

    • Google Maps açık ama. Ankara THK bakınca görüyorsunuz. Orada 9 tane büyük, en az 15 tane de küçük uçak açıkta duruyor.

      Kurumu ve uçaklarını bitirmek için kayyım atamışlar.

  6. Bugün, Kılıçtaroğlu, 11 belediye başkanı ile THK ya gidiyor. THK başkanı ile görüşüyor, uçak hangarlarına giriyor yerinde incelemeler yapıyorlar.

    Çıkışta yaptığı açıklama;

    “””Uçakların bakımı gerekiyor. Türk Hava Kurumu yönetimi “Biz en hızlı 3 ayda uçakları uçurabiliriz” dedi.Haklılar.”””

  7. Aynı anda ülkenin yüzden fazla noktasında bir yangına müdahale edebilecek bir ülke dünyada yok. ABD en güçlüsü işte, edemiyor.
    Ancak bu afeti yaşamaktayken, bu afetten daha kötüsünün de olabileceğini görüyoruz. O da afetlerden kendine bir politik kazanç çıkarmaya çalışan habis niyet.

    Şu anda aynı yangın afetini yaşamakta olan başka ülkelerin muhtemelen hiçbirinde olmayan şey Türkiye’de oluyor. Şu anda yangın afetiyle başetmeye çalışırken Türkiye’nin çok gerisinde kalan ülkelerin hiçbirinde ne sanatçılar ne siyasetçiler ne de başka kimse durumdan kendilerine bu kadar kömür çıkarmaya çalışmıyorlar.

    Türkiye’nin yardıma ihtiyacı olduğu düşüncesi üzerine büyük bir heyecanla atlama tarzlarından sadece yangında müzmin muhalefet yumurtalarını pişirmeye çalışma telaşı en çirkin şekilde görünüyor.

  8. Kayyıma teslim edilen THK’nın nasıl bir sorumsuzlukla yönetildiği ve âtıl durumda bekletilen kendi uçaklarımız varken dışarıdan kiralanan yangın söndürme uçaklarıyla nasıl bir “vurgun” yapıldığı, bunlardan sadece biri.

    “Büyük devlet, itibar ve prestij” diye savunulan “saltanat uçakları” için dünyanın parası harcanırken, çok daha az masrafla iş görecek durumda olan yangın söndürme uçaklarında nasıl bir perişanlık içine sokulduğumuz da.

    Ard arda gelen yangınlar yayılarak devam ederken dışarıdan gelen yardım tekliflerini “burnundan kıl aldırmaz” bir tavırla reddeden yönetim zihniyetinin, dahası açılan yardım kampanyalarını “Devletimizi âciz göstermek istiyorlar” diye karalarken, iş tamamen zora girince, evvelce reddettiği yardımları kabul ederek sergilediği görülmemiş pişkinlik de.

    Aynı pişkinliğin, yangınların sorumluluğu, yardım çağrı ve çığlıkları cevapsız bırakılan yerel yönetimlere yıkılarak tekrarlanması da.

    Eğer ülkede işleyen gerçek bir demokrasi, denetime açık ve sorumluluk sahibi bir yönetim olsaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı.

    Ve birinin dahi vuku bulması halinde, sorumlusu bir gün bile makamında oturamaz, derhal istifa eder ve hesabı da sorulurdu.

    Ama tek adam rejimi ve onun gölgesinde saltanat sürenler hiç tınmıyor; kendilerinden başka herkesi suçlayarak devam ediyorlar.

    Kendi sonlarını da hızlandırarak…

    • Ayhan bey THK uçaklarının yangın söndürme çalışmalarına katılmaması gerçekten rahatsız edici. Bu konuda sizi anlıyorum ama şunu kabul etmek gerekiyorki yıllarca tek yüklenici kurum olmanın verdiği özgüvenle 45 milyon $ olan ihale bedelinin iki katı talep edilmesine bundan geri adım atılmaması hükümeti arayışlara yöneltmiş be bu sonuca gelinmiş. Beceriksiz THK yöneticilerinin , beceriksiz bir tarım ve orman bakanıyla aynı döneme denk gelmesi sonucu kurum ne yazıkki bitme noktasına geldi ve ne yazıkki bedelini zavallı halkımız ödedi. Bu noktada general Ahmet Bertan Nogaylaroğlu ve Albay Rıfat Yılmaz hükümettende tarım ve orman bakanı Pakdemirli baş sorumlu olarak hesap vermelidir.

  9. Bilindiği üzere Türk Hava Kurumu Atatürk tarafından kurulan bir kurum. Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkmışız. Kimse size uçak vermiyor. Atatürk 15 yılda halktan 70 milyon lira para toplamış. Bu paraların 55 milyonu Milli Savunma Bakanlığı’na verilirken, kalan paralarla 331 tane uçak satın alınıp Türk Hava Kurumu’na bağışlanıyor.

    -İlerleyen yıllarda THK ile Hava Kuvvetleri iç içe giriyor. Haliyle THK’nın yönetimi de asker ağırlıklı isimler üzerinden oluşuyor

    Bugün hala giderilmeye çalışılan büyük sıkıntılar ise, 2010 yılından sonra başlıyor.Kurumun başında 2009’da işbaşına gelen Osman Yıldırım isimli emekli bir tümgeneral var.
    Neler mi oluyor?

    Kurumun bütün malları ipotek ettirilerek bankadan yüklü miktarda kredi çekiliyor.2010’dan başlayarak ilerleyen yıllar içerisinde bu durum devam ediyor.Ve bankalardan kredi olarak çekilen rakam, 80 milyon dolara kadar çıkıyor.Türk Hava Kurumu’nun bugünkü yönetimine göre, bu paraların nereye gittiği belli değil.

    Halkın bağışlarıyla büyüyen kurum, kısa süre içerisinde borç bataklığına sürüklenen bir yapıya dönüşüyor.

    —   “30 Ekim 2014 tarihinde Türk Hava Kurumu (THK) Başkanı Osman Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 9 kişi, “kurumda bazı usulsüz işlemler yapıldığı” iddiasıyla başlatılan operasyon kapsamında gözaltına alındı. Ardından yapılan sorgulamalardan sonra ise aralarında Osman Yıldırım ile oğlu Emre Yıldırım olmak üzere 5 kişi “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırmak” ve “mal varlığı değerlerini aklamak” suçlamasıyla tutuklandı.”

    — 2009/2011 yılları arasında alınmış alınan uçakların en eskisi 1969, en yenisi 1988 model.

    — 9 uçaktan üçünü getirir getirmez bozmuşlar. İniş takımlarını kırmışlar, motorlarını bozmuşlar. Bilmedikleri için. Bu uçaklar daha gelir gelmez atıl duruma düşmüş.

    —- Sonrasını, THK Kayyum Heyeti Başkanı Cenap Aşçı’-
    nın birkaç gün önce  verdiği demeçten kurumun son halini yansıtan bilgileri aktararak paylaşalım:

    “2019’da yönetim krizi vuku bulmuş, mali kriz had safhaya gelmiş, biz de Medeni Kanun’a göre kayyum heyeti olarak buraya atandık. Kurumun 10 tane bankaya 1.5 milyar lira borcu bulunuyor. Borçlarımızı yapılandırdık ve bunları belli bir takvime göre ödeyeceğiz”

    THK kimlerin elinde nasıl bir finansal bataklığa sürüklendiği, nasıl bir borç sarmalı içine düşürüldüğü, en önemlisi de bu olup bitenlerde hükümet makamlarının herhangi bir sorumluluğunun olup olmadığını hiç sorgulamıyorlar.

  10. İstanbul depremini bu hükümetle yakalanmayı düşünemiyorum.
    hükümet çok aşırı borçlandı ve peynir , muz arasında gelen pudra şekerle işleri götürmeye bakıyor.

    Kurbanda Annemin emekli parasını çektim hepsi gıcır gıcırdı yine para başmışlar.
    Deniz göründü para isteyen yerlere kaynak aktarmadan götürmeye çalışıyorlar. Ama bir felekatte o kuruma para aktaramadıkları görünüyor.

  11. Dünyada eğitim sistemi bu kadar hain yetiştiren
    Bir ülke yok.Avusturyada 240 gün orman yangını oldu muhalefet partileri yangına benzin le
    Gitmedi.devlet canla başla yangına müdahele ederken fetö ve pkk dhkpc terör örgütleri
    Sosyal medyada yalan ve fitne peşinde

  12. Sosyal medaya kundakçıları işbaşında,
    Manavgat’taki yangında röportaj veren bir kadın, hiçbir önlem alınmadığını ve bölgede itfaiyenin olmadığını ifade ederek provokatif söylemlerde bulunurken,
    röportajı ve çevreyi kayda alan başka bir vatandaş, sahadaki itfaiyeleri ve TOMA’ları göstererek, kadının tüm yalanını ortaya çıkarıyor.

  13. Fazıl Say Erdoğan’ın konserine gelmesi sonucu mahallesinden yediği linçle psikolojisi darmadağın oldu ve uzun bir psikiyatrik tedavi gördü. Travmayı hâlâ atlatamadı… 

    Dün de,  “Erken seçim olmalı, iktidar derhal değişmeli, çağdaş bir anlayışla güzel memleketimize sahip çıkılmalı” demiş. Hatta operasyon olduğu bariz belli Global Call için, “İyice anladık. Uluslararası yardım çağrısından başka çare kalmadığını hepimiz görüyoruz. Ormanlarımız yanıyor. Bir türlü söndürülemiyor” diyor. Hâlbuki 112 yangının 107’si üç dört günde kontrol altına alınmıştı. 

    Fazıl Say da aynı diğerleri gibi. Mahallesiyle arasını düzeltmek istiyor. İki sene önce konserine çağırdığı Erdoğan’ın şimdi istifasını istiyor. Bunlar böyledir. Asla değişmezler

  14. Askeri darbelerden umudunu kesen Can Ataklı’nın, 6 ay önce söylediği bu sözleri hatırladınız mı?

    “Tayyip Erdoğan’ın gitmesi için büyük bir halk öfkesinin olması lazım. Büyük bir doğal afet, büyük bir deprem, büyük bir başka doğal felaket. Çok büyük sel, çok büyük yangınlar. Hani Avusturalya’yı yakan yangın vardı ya, ülkenin her tarafı neredeyse… O kadar büyük yangınlar, deprem, çok büyük can kaybına yol açaçcak sel felaketi gibi…”

  15. 28 Temmuz ile 3 Ağustos arasında 38 ilde 154 yangından 145’i kontrol altına alındı, 9 yangın ise devam ediyor.

    Ancak, sosyal medyadaki kundakçılar hiç boş durmadı, bir türlü kontrol altına alınamıyor.

    Sosyal medya üzerinde sistemli bir şekilde dezenformatif, manipülatif ve propaganda içeriklerini barındıran hashtag ve paylaşımların yüzde 32’si FETÖ’cü hesaplar tarafından gerçekleştiriliyor.

    Bu tür paylaşımların yüzde 23’ü marjinal sol, yüzde 18’i PKK terör örgütü, yüzde 12’si DHKP-C terör örgütü tarafından yapılıyor. Bu hashtag ve paylaşımların yüzde 15’i ise genel kullanıcılar tarafından gerçekleştiriliyor, yani bir anlamda terör örgütlerine yem oluyorlar.

    Devreye hemen fondaş medya unsurları giriyor. Onlarin görevide yangına benzin dökmek. Türkiye yönetilemiyor, Türkiye’nin zedelenen imajı gibi konuları işleyerek yeme takılanları güzelce sandala çekmek. Bakalım sandalları batacak mı?

  16. Sayın Koru ,
    Tedbirsizlik , öngörüsüzlük , beceriksizlik , bu terimleri , Kaliforniya Dixie de 20 günden fazla devam eden yangını söndüremeyen ABD için de söyleyebilirsiniz. Belçika ve Almanya da selde 200 kişinin öldüğü afet nedeniyle istifa eden bakan oldu mu ? Bu gelişmiş ülkeler niye tedbir alamadı ? öngöremedi ? Beceremedi ? Avusturalya da ocak ayında başlayıp , Şubat ortasına kadar süren yangınlara ne demeli . Yunanistan, İtalya, İspanya son bir hafta da 800 den fazla yangın çıktığını ajanslardan okuyoruz.
    Malezya , KL de 2003 yılında projelendirip yaptıgı drenaj sistemi 2020 de yetersiz geldi..Çok övünüyorlardı o yatırımları ile. Adı üstünde tabi afet bu. Karadeniz deki Selleri önlemek için bentler barajlar yapılırken de itiraz edenler vardı , doğal dengeyi bozuyorsunuz diye.
    Orman Genel Müdürlüğünde kaç tane yangın gözlem evi var bilen var mı burada yazanlardan ve bu görevlilerin ilk 15 dakika da yangını tespit edip alarm verdiğini.

    Niye kimse dünyayı hep beraber bu hale getirdik suçlusu hepimiziz demiyor da bir şeyler yapmaya çalışanları suçluyor ? Bundan sonra ne yapmamız gerektiğini konuşmuyoruz da vur abalıya hissiyatı ile hareket ediyoruz . Allah fitnecilerin fesadını başlarına geçirsin .
    Kutuplardaki 26 kantrilyon ton buzulun 12 si eriyip denizlere karışmadı , bir kısmı da havada geziyor. Boş bulduğu yerde iniveriyor. Geçen ay Çin de 1 yıl da yağması gereken yağmur bir günde yağdı ve maalesef hiç bir ülkenin bu dengesizlikten kaynaklanan sorunları çözecek kapasitesi yok. CO2 emisyonunu en çok etkileyen uçaklar 1.5 yıldır uçmuyor. Buna rağmen global ısınma hız kesmeden iklim dengesizliğine etki ediyor.
    Çocuklara iyi bir dünya bırakmayacağız.

  17. Şehir hastaneleri yapılırken kıyametler kopartırsınız, ‘ne gereği var böyle büyük hastanelere’ dersiniz ama salgın başlayınca ‘biz şehir hastanelerine itiraz etmedik’ diyerek sıvışırsınız.

    Önce ‘aşı niçin yok’ diye yeri göğü inletirsiniz halbuki aşı vardır. Ama milleti tedirgin etmeyi başarırsınız. Zihinlerini bulandırmış, devletine olan güvenini sarsmış olursunuz. Sonra millet ‘aşı var niçin yalan söylüyorsunuz’ demeye başladığında ‘var ama aşılamayı beceremiyorlar, millet randevu alamıyor’ diye yeni yalanlar uydurursunuz.

    Diyelim ki tedbirli davranıp yüzlerce yangın söndürme uçağı satın aldınız. Ama yangın değil Allah göstermesin şiddetli bir deprem yaşandı. Bu kez de çıkıp ‘o kadar uçak alacağınıza deprem çadırı alsaydınız’ dersiniz.
    Bin tane uçağınız olsa ne değişir? Mademki ormanlar yanıyor ve yandı ‘Erdoğan’ın yüzünden oldu’ der geçersiniz.

    Yerel seçimler öncesi ‘İstanbul depreme hazırlıklı değil, kentsel dönüşüm başarılamamış, deprem toplanma alanları yok’ dersiniz ama seçilmenizin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen bu uğurda zerre çalışmanız olmaz.

    Su ucuz olacak, musluklardan kaynak suyu akacak, ulaşım ücreti sembolik hale gelecek,’ dersiniz ama görülmemiş zamlar yaparak milleti perişan edersiniz.

    • senden başka şehir hastanesini iye yaptın diyeni görmedim.
      ”Ben yaptım oldu” denmesine,
      bu şartlarla, sözleşmelerle dövize endeksli, yolcu hasta gaanantili vb şekillere,
      hepsini herşeyi bir anda ben! yapayım denmesine
      karşısöylediler şu şarkıyı fatih:
      kanal açtım düz ovaya ovaya..
      ne su var kanalda ne söndürecek uçak,
      ver bi tas soğuk su’da gelin hanım,
      seçimin üstüne soğuk soğuk içek.

  18. Orman yangınları konusunda A’dan Z’ye herkes boş konuşuyor. Önceden gerekli önlem alınıp hazırlık yapılmadığı için yangınlar yalnızca RÜZGAR TANRISININ istediği ölçüde duracak ya da sürecektir. Bir alan yanarken rüzgar ters yönden eserse, yangın olduğu yerde sürecek, geride bıraktığı alanı daha önce yaktığı için yakacak bir şey bulamayacağından kendi kendine yanıp sönecektir. Ormanlarımızda dumanı gözetleyen kule, nokta ve bekçilerimiz yoksa, orman yoğun bölgelerimizde havadan acil müdahale edebilecek donanımda uçak ve helikopteriniz yoksa ki TÜRKİYE’DE YOKTUR, edilen her laf, atılan her nutuk (ister iktidar ister muhalefet) PALAVRADIR. italya, Yunanistan ve İspanya’da da yangınları PKK lılar çıkarmış olmalı; TC’de bunu söyleyen geri zekalılara duyurulur.

  19. Çok geçmiş olsun ülkemize.. Bir daha yaşanmasın ne sel, ne yangın, ne de deprem felaketleri ülkemizde inşallah!

    Bu tür felaketlerin olumsuz etkilerinin katmerleşerek artmasının diğer bir nedeni de yönetilememek…

    İlgili ve yetkili kişilerin bu tür afetlere karşı hazırlıksız, plan ve projesiz yakalanmaları aymazlıktan, sorumsuzluktan öte bir şeyle açıklanamaz. Her yıl, ulusal, uluslararası akademik ya da örgütlü kuruluşlar tarafından açıklanan raporlar, öneriler, uyarılara rağmen doğal afet ve yangınlara hiçbir hazırlık yapılmaması, işleve hazır kurum veya oluşumların da adeta lağvedilerek işlevsiz hale getirilmesi bir garabet…

    En son örnek, önceden yangın alanındaki başarısını kanıtlamış THK’nın durumu. Hadi siyaseten bir çok HDP’li belediyeler ile cemaat/lerin kurumlarına kayyım atadınız da THK’ya kayyım atanmasının nedeni ne ola ki? Orası da mı partililerin, yandaşların ve parti teşkilatında görevli şahısların ballı maaşlar aldığı bir arpalık haline getirildi. Bedelini, toplumumuzla beraber yüzbinlerce nebat ve hayvanat ödemiş oldu. Yazık!

    Bu netameli hengamda bir de imaj zedelenmesi problemi yaşamak, yaşıyor gibi olmak başka bir tuhaflık…

    Neymiş efendim “biz yardıma muhtaç, güçsüz bir ülke değil(miş)iz”…

    Yaşanan bir felaket. Başka çeşit afetler veya bizde yaşanan orman yangınlarının aynı çapta olanını, daha büyüğünü başka ülkelerde yaşıyor, yaşayabilir. Yardımlaşma insani bir haslettir; hele doğal felaketlerde diğer insanlara, diğer ülke insanlarına el uzatmamak, yardım etmemek asıl imaj sorunudur.

    Yaşadığımız yangın felaketinden dolayı bizdeki imaj sorunu ise dışarıya karşı değil ve fakat içe yönelik bir sorun olarak yetkili ve etkili kişilerimiz eliyle ele alınıyor kanısındayım. Dışarısı imajımızın ne halde olduğunu yetkili ve etkili kişilerimizin onlarla kurduğu irtibattan ve yardım taleplerinden biliyor zaten; içeride, halkımızda “yardıma muhtaç olduğumuz” intibaının uyanmasını siyasi iktidar ve ortakları zinhar istemiyor. Bu, siyasi bir bedel yaşatabilir açısından…

    Olası bir erken seçime zihnen hazırlık yapılıyor olsa bile, bu zevat, ekonomik sıkıntılara burnundan soluyan halkın, fırlatılan çay paketlerine uyanan tepkisinden de haberdar değiller galiba.

  20. yazar kayyim yonetimlerinin becerisini sorguluyor,
    soru su; 1.5milyar tl ( bugunku hesapla sanirim 180milyon dolarcik) borc takan kayyim oncesi dernek yonetimi ne kadar basarili imis?
    chpkk+feto ittifakinin trollerine de soralim; 1.5milyar tl eski para ile kac para ediyor ?
    🙂

  21. Bizler çoğu zaman sadece bir ağaca bakar, arkasındaki ormanı görmemeyi yeğleriz!
    Mesela veba salgınını aeropalıya olan antisevgimiz nedeniyle hiç araştırıp okutup belletmedik kimseye. sadece G.O.Paşa’nın viyenayı almasına odaklandırdılar bizi hep!
    oysaki burnu gaga gibi maskeler resmedilmiş, enazından resim müzesi gezerken bu nedir diye bile sordurtmadılar, üzerine düşmediler.
    ve salgın!.. heryer kapalı!.. ne kazanıp ne yeycen netcen?
    Ağaç yanar, heryere çam ekersen daha çabuk yanar. (yeterki ocaklar yanmasın!)
    -yanmayan ağaç varmıdır? yanınca orman herşey bittimi demektir?
    -turizm otelleri vb gereklimidir? nereye yapılmalı? mesela denizin ortasına!
    -ya deprem olursa? seller zaten yavuklumuz sanki!
    XX sayıda insan, mal mülk zarar ziyan ve Allah korusun insan hayatına mal olan afet durumları.
    AFETE GAFİL AVLANIYORSAN, PADİŞAH ÇOCUĞUDA OLSAN, SÜPER DEVLETTE OLSAN, BATILI SENİ NE GÖZLE GÖRMEK İSTİYORSA O HALDESİNDİR.
    Önce Vatanın, sonra Evin, taşradaysan birde ambarın hatta hayvan ahırın olmalı!
    Bağın bahçen tarlan takımın varsa ve ekip biçebiliyorsan eğer!…
    DÜNYANIN EN ZENGİN, EN KUDRETLİ, EN MUHTEŞEM İNSANI SENSİN!

    • “rich man
      4 Ağustos 2021 At 10:44
      Bizler çoğu zaman sadece bir ağaca bakar, arkasındaki ormanı görmemeyi yeğleriz!”
      Bu sefer sanki “görmemeyi yeğle”diğimizden değil de gerçek orman kalmadığı için göremiyor olabilir miyiz?

      “…araştırıp okutup belletmedik” demişken hakkaten “sadece G.O.Paşa’nın viyenayı almasına odaklandırdılar bizi hep!” ifadenize de bakılacak olursa, galiba yakın tarihimizle ilgili ezberlerinizi de şöyle yeniden bir tekrarlamanın zamanı da gelmiş geçiyor sanki:)
      Çünkü viyana fatihi merzifonlu karamustafa paşa ile plevne kahramanı “G.O.Paşa” arasında epeyce bir yaş farkı olması lazımdır kanımca?

  22. “THK’nın ‘kayyım’ından hiç ses çıkmıyor.”
    aslinda cikmis ama duymak isteyene.
    evet turkiye boyle bir duruma dusmemis idi zira bu capta bir durumla karsilasmadi.
    thk .. ismini yazarin bahsettigi donemlerde ozellikle duyurmus bir kurum hani zoraki milletin mallarina el koydurulan..yazarin marmara depreminde basarili buldugu hukumet, yaralari cok hizli sarmis yazara gore.. neyse
    ne is yaptigini hic bilmedigim mutemelen de cogu insanin da bilmedigi thk yani dernek (imis) bankalara birbucuk milyar borc takmis(chp nin eline dusen hemen heryer gibi)..kayyim oncesinde, soyleyen kim ? yazarin atanmis diye kucumsedigi o kayyim
    ama yazar duymamis ..dugun daha dogrusu bir nikaha gittigini duymus ama(tuvalette olsa gene homurdanirdi ayni koro) ..ilginc!
    bir baskasi erdoganin gitmesi icin ‘halkin ofkesini cekicek afet veya yanginlar cikmasi gerektigini’ dile getirmis kisa sure evvel..
    chpkk+feto trollerinin dunyaya yardim cagrilarinin verilen tepkileri anlayisla karsiladini yazan yazar hemen pesine verilen tepkileri de elestiriyor..hangisi gercekci diye sorasim geliyor

    sira disi dogal afetlerde ulkelerin disardan yardim istemesi/almasi anormal bir durum olmadigi gibi turkiye de tek degil, kaldiki uyesi oldugu kurumlardan arac istemek veya kiralamak pek yardim kategorisine de girmiyor.
    muhalif koronun her firsati secim konserine cevirmek gibi bilindik bir hastaligi var bu yazida da adet bozulmamis.

  23. ben bu yoruma katılamayacağım,
    ne demek zedelenen imaj???
    her yanımız itibar.
    siz sayın meclis başkanımız mustafa şentopun tekirdağa gidişini görmüş müydünüz?
    https://www.youtube.com/watch?v=hu7umP_yNKg
    sayın bakanlarımız da dünyanın en pahalı arabaları ve etraflarıyla yangın yerinde.
    konvoylar , arabalar, ben izmirdeki deprem sırasında da görmüştüm, her yer itibardı.
    nerden çıkarıyorsunuz güçsüz görünüm çaresiz ülke felan…
    tüm dünya sayın cumhurbaşkanımızın hangarına ve ne kadar çok pahalı lüks uçağa, sayısız lüks araca sahip olduğuna agah, dünyanın en kalabalık kamu araçları filosunda dünya rekoru elimizde olabilir, kamu harcamalarında da aynı şekilde. diyeceğim her yanımız itibarken türkiyenin imajı düştü falan felan yorumları gerçeği ne kadar yansıtıyor?
    bir imaj patlaması yaşıyoruz bile değil miyiz oysa.
    sosyal medya dış güçlerin elinde.
    sayın erdoğanı devirmek istiyorlar
    her yönden saldırıyorlar, şimdi de hükümeti yangınlarla yıkmaya çalışıyorlar.
    öngörüsüzlük, tedbirsizlik ve beceriksizlik yüzünden yangın söndürme konusunda yetersiz kalındı diyorsunuz,
    kalındı kalındı ama sorun bi,
    sorun bi neden kalındı???
    işte dış güçler…
    lakin sorun değil,
    biz bize yeteriz,
    daha çok odalı saraylar yaptıracağız, daha pahalı uçaklar alacağız, daha pahalı arabalar alacağız daha çok lüks, daha çok şatafat durmak yok yola devam onlar da görecekler nasıl biz bize yetiyoruz.
    evini kaybedenler var, e onlara yardım yapılacak,
    mağdurlara toki. yardım tokiden.
    20 yılda yavaş yavaş öderler. nohut oda bakla sofa da onlara yeter.
    üstüne keyif çayı içerler.
    hayat türklere güzel.
    ya deprem olursa mı?
    orman yangınları beklemediğimiz gibi,
    deprem de beklemiyoruz.
    oturup felaket mi bekleyelim durmadan yani, ne yani…
    hemi bizim gibi ülkelerde doğal felaketler yaşanmaz,
    dış güçler saldırır.

      • elazığ depreminde tokinin yaptığı okulda zarar görmüştü, hatırladığım kadarıyla yıkılacaklar listesindeydi, bazı toki binalarında da hasar tespit edilmişti. kırık, çatlak yok şehir efsanesi anlayacağın…

    • Didem hanım melik bey soruyor:
      “…Belçika ve Almanya da selde 200 kişinin öldüğü afet nedeniyle istifa eden bakan oldu mu ? Bu gelişmiş ülkeler niye tedbir alamadı ? öngöremedi ? Beceremedi ? Avusturalya da ocak ayında başlayıp , Şubat ortasına kadar süren yangınlara ne demeli .”
      Evet, ne dersiniz?
      Yahya beyden daha farklı bir açıklamanız olduğundan eminim…

      • belçika , almanya ve avusturya da basını takip edebilirseniz yetkililerin oldukça ciddi eleştirilere maruz kaldıklarını görebilirsiniz, ülke dışından bile eleştiriler geldi, üstelik bu siyasiler gereken önlemleri almış, yeterli sayıda uçak ve teçhizatları olan, halkın bir kuruşunu harcarken 40 kere hesap veren insanlar, her şeye rağmen felaketler önlemlerden büyük olabilir, eğer, hangarları pahalı uçak dolu, garajları pahalı araba dolu 1000 odalı saraylarda yaşıyor, diledikleri gibi halkın parasıyla israf ediyor olsalardı istifa mutlaka gelirdi diye düşünüyorum lakin oralarda böyle absürt şeyler olmaz, bu işler bilinç seviyesinin düşük olduğu bizim gibi ülkelere genel anlamda coğrafyaya özgü şeyler.

  24. Felaketlerin dili var mı?
    Yani felaketler bize bir mesaj verir mi?
    Bir de ” felakete rağmen felaket üzerinden” diye bir tabirim var.
    Yani felaketin bir mesajını almak bir yana, felaketi “kişisel çıkarları için fırsata çevirmek”
    Yani felaketin vermek istediği bir mesaj var ise bu mesajın tam tersine işler yapmak.
    Felakete rağmen felaket üzerinden uygulamaları ne demektir?
    “Daha büyük bir felakete davetiye çıkarmaktır”
    Bu uygulamalar nelerdir?
    Felaketi gerekçe göstererek başta özgürlükleri sınırlamak, felaketle ilgili harcamalarda daha büyük vurgunlar yapmak vs.
    Felaketin ardında ilahi bir el olduğunun kabul edilmesi yada edilmemesi sonucu değiştirmez.
    Diyelim ki olayı tamamen doğa olayı olarak ele alalım.
    Felaketler bir yönüyle bizim doğaya karşı davranışlarımızın cevabıdır.
    Aynı davranışlarımız devam ettiği sürece, doğanın aynı cevabı da devam edecektir.

    • Sayın yk “Felaketin ardında ilahi bir el olduğunun kabul edilmesi yada edilmemesi sonucu değiştirmez.” diyorsunuz ama yahya bey çoktan mevzuyu “RÜZGAR TANRISI”na havale etmiş bile!
      Ali namlı hocamızın geçenlerdeki enfes betimlemesiyle söylersek,
      yunan tanrısı gazaba gelmiş; “elinde sopa, kafamıza kafamıza indirerek” bizleri cezalandırıyormuş:))))

  25. Şimdi haberleri seyrettimde Sitelerde villalar yanmış yok olmuş.

    Herhalde 7-8 villa parasına uçaklar, donanım alınabilirdi .
    maddi kayıp araştırılsa Türkiyeyi 2-3 sene geriye götürür.

  26. Kılıçdaroğlu: 2002’de 19 pilot, 19 yangın söndürme uçağımız varken neden şimdi yok, nereye gitti bu uçaklar?

    “Kimsenin haberi bile olmadı”

    2002’de 176 bölgede orman yangını çıktı. THK, derhal müdahale etti, 176 yerde orman yangını çıktığından kimsenin haberi bile olmadı. Çünkü devlet görevini yapıyordu. Yangın başladığı andan itibaren müdahale ediliyordu. Uçaklar, pilotlar vardı, bölge vardı. Hemen müdahale vardı, bütün bunların hepsi yapılıyordu.

    https://t24.com.tr/haber/kilicdaroglu-devlet-yonetimi-akli-gerektirir-ongoruyu-gerektirir-bunlarin-hicbiri-yok-suanda,969104

  27. Diğer Ülkelerde böyle bir yangın çıksaydı ve böyle ihmalleri ortaya çıksaydı, Bakan istifa ederdi.

    Japonyada olsaydı böyle bir olay Bakan Harakiri yapardı.

    Yoksa Hiristiyanlığa benzer birileri “Günah Çıkarma mı” yapıyor. Görevden alma yerine Affedilmeyi mi bekliyor.

    Yangın Uçakları sırf yangını söndürmek için Kullanılmaz.

    Havanın Nem oranı 20’nin altına düşmüş alarm verilmeydi. Nem 20’nin altına düşerse her yerde kurumuşluk olur. Uçaklarla Otlar ve Ağaçlar nemlendirilmeliydi.

    Uçakların Büyük olması önemli değildir.

    “Bundan daha büyük uçak; Türkiye’de yangın söndürmelerinde kullanılmaz. Kullanılması uygun değildir; uçaklar çevik olacak çevik. Yanan alevin üzerine gelecek ve suyu orada bırakacak. Yoksa uzak mesafeden bırakması bir şey ifade etmiyor.”

    Helikopter Topuzu ile aldığı suyu Çoğunu sızdırarak yangın yerine varır. Helikopter bunun için uygun değildir.

    Uçaklar aldığı suyu Köpükleme yaparak Ateşin oksijenle bir araya gelmesini engeller.

    Uçaklar, yangının çevresini ıslattığı için Çevreye yayılmasını önler.

    THK Uçağı(Amfibik Uçak) Çok çevik uçakdır. Denizden suyu alır direk yangın yerine gider. Rus tanker uçaklar ise bir yerde 3-4 saatte tankerine aldığı suyu götürür.

    • Osman bey “Japonyada olsaydı böyle bir olay Bakan Harakiri yapardı.” buyurmuşsunuz da; elhak öyledir!
      Hangi bakanımızın intihar etmesini isterdiniz diye sormadan önce şuna söz verebilir misiniz?
      “Bakan bile aç aç! Adam dayanamadı intihar etti!” diye ortamı germezsiniz değil mi?

  28. Allah korusun bu ülke bu iktidar zamanında istanbul depremine yakalanırsa iktidar tek suçlu olarak belediyeyi ilan eder.
    Sorumluluk konusunda hiç üstüne alınmaz.
    Bu ülke de o depremin altından kalkamaz.
    Aslında bu ülke en büyük depremi ucube cumhurbaşkanlığı sistemi ile yaşadı ve yaşıyor.
    Bunun baş sorumlusu ise şimdilerde pek sesini duyamadığımız devlet bahçeli efendidir.
    Ülke yanıyor.bahçeli efendi de tık yok.

  29. Tek adam etrafındakileri 10 kere sattığı için, onu da en yakınındakiler satacak elbette. Sonra dönüp “sende mi Brütüs?” diyecek. Elbette, Brütüs’ler aleste bekliyorlar. Hiç kuşku yok ona.

    En yukarıya çıkmak da, orada bu kadar uzun kalmak da çok adam yemeyi gerektiriyor. Demokrasiden bir kere vazgeçtiniz mi artık geri dönüş de yok. Her yukarı hep yukarı. Sonrası malum. İlla tepetaklak inilecek oradan. Bu kadar rezil olmaya değer miydi? Onu Londra mahkemelerinde düşünecek artık.

    Türkiye bu kadar itibar kaybını, demokrasi kaybını, irtifa kaybını hiç bu kadar aşağılayıcı şekilde görmemişti zannederim. Az buçuk etsek köstek darbelerle yaralı bir demokrasi hukuk parlementer sistemimiz vardı. Her şey bir şeye indirgenince artık diğer bütün herşey de anlamsız artık. Yolsuzluğun zirvesindesiniz. Bu da tüm bilinen indekslerle tespit ve teyit edilmiş durumda. Bu durumda ne itibarınız ne de saygınlığınız kalır. Herkes ülkenizi zavallı olarak görür.

    Bir örnek sadece. Dünya Bankası tüm dünyaya ilan ediyor. Tüm dünyada en fazla devlet ihalesi alan 10 şirketin 5’i Türkiye’den. Yolsuzluğun zirvesi başka türlü nasıl anlatılabilir ki?

  30. Dertlerin hangi birine dokunmak lazım , doğrusu bilemiyorum ; en iyisi sırayla :
    1 – Marmara depreminden dolayı başta Veli Göçer olmak üzere bir kaç müteahhidin dışında kimseye doğru dürüst bir ceza verilmedi ; cezaların hemen hemen tamamına yakını zaman aşımından veya şundan bundan düştü gitti ! Bunlarla ilgili ayrıntılı bilgiler internette mevcuttur.
    2-Her şeyi hepimizden çok iyi ve çok doğru bilen , en iyisini yapan anlı şanlı devletimiz Toma’ları dün itibarıyla ve ancak F.Altaylı’nın yazısından sonra devreye almayı akıl edebilmiştir !Vah , vah, vah ..!
    3-Yangınları söndürmek için canla başla çalışmak ve seferber olmak ne kadar önemli ise belki de ondan çok daha önemli olan bu yangınların çıkmasın önlemektir , gereken tedbirleri yeterli düzeyde ve vaktinde alabilmektir ; bad-el harab -ül Basra !
    Tabii bir de müsebbiplerden hesap sorulması ne olacak , hiç bir ümidim yok !
    4 – Tokyo’da mili voleybolcularımız , G.Kore maçında setler 2-2 ve son setteki sayılar 10-10 iken kendi elleriyle arka arkaya 4 sayı verince ! dramatik bir şekilde olimpiyata veda ettiler.
    Ancak bu güne kadar gösterdikleri olağanüstü irade ve azim , her türlü takdirin üstündedir ; helal olsun onlara ! Acaba bizim anlı şanlı futbolcular bunlardan hiç utanır mı !
    5- Bu arada yine Tokyo’da Busenaz Sürmeneli’nin finale çıkmasından dolayı büyük bir takdir ve heyecan duydum ;AllaüTeala muvaffak etsin !
    Selamlar ,iyi günler

  31. Sel, müsilaj, virüs, yangın … Mesaj üstüne mesaj yağıyor ülkeye yükseklerden. Ama heyhat, duyan yok. Yakında 1 milyon Afganlı mülteci müjdesi geliyor. Ensar hazır ol.

    Kötü yönetim ülkeyi kasıp kavuruyor. Kaynaklarını, zenginliklerini, enerjisini, itibarını ve hemen herşeyini tüketiyor. Bu beceriksizleri haketmiyoruz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız