ABD’de olanlar bize ne anlatıyor? ‘İsyan ahlâkı’ zafiyetimizi olmasın?

35

 

Donald Trump ABD’nin ‘başkanı’; ‘başkan’ olduğu için de kararname çıkarma ve onu derhal uygulamaya koydurma yetkisi var.

İşte görüyoruz, ilk kararnamesi olan ‘7 ülkenin vatandaşlarına AB sınırlarını kapatmak’, yargının itirazlarına rağmen, uygulanıyor.

Federal görevliler.. ‘başkan’ olduğu için.. anlamsız bulsalar, hatta tehlikeli görseler bile.. Trump’ın iradesini itirazcıların üstünde görüyorlar…

Suçlayabilir misiniz?

“Biz, halk olarak..” diye başlayan ABD bağımsızlık bildirgesi..
Kurucu irade

Ancak ABD’de, kuruluş yıllarından bu yana vatandaşların zihnine kazınmış bazı temel ilkeler var.

Kurucu babalardan Thomas Jefferson’un 1776’da kaleme aldığı ‘bağımsızlık bildirgesi’ne de girmiş “Bütün insanlar eşit yaratılmıştır” cümlesi…

Hayatını bir suikastta kaybetmiş ABD Başkanı John F. Kennedy’nin henüz senatör iken (1958) yazdığı ve ölümünden sonra neredeyse her Amerikan vatandaşı tarafından okunarak bir tür yurttaşlık bildirgesi haline dönüşmüş “ABD: Göçmenler ülkesi” kitabı…

Trump’ın başkan olarak imzaladığı ilk kararname bu iki temel kaynağa taban tabana ters.

Bunun farkında olan Amerikalılar da tepkilerini ifade etmeleri gerektiğinin bilincindeler…

Yargıçlar kovulmayı göze alarak tavırlarını belli ediyor..

İçine sindiremeyen federal görevliler iş bırakıyor..

Seçilmiş politikacılar; Trump’ın partisinden bile olsalar, rahatsızlıklarını dışa vuruyor, bazıları talimatı dinlemeyeceklerini açıkça ifade ediyorlar…

Aydınlar, şarkıcılar, her uğraş dalından sanatçılar, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, iş dünyası.. huzursuzluklarını bildirilere döküyorlar…

Amerikan halkı sokaklarda…

New York’un belediye başkanı Bill De Blasio, özel olarak çağırdığı kentinin temsilcilerine, “Hiçbir ayrımcılığa müsaade etmeyeceğiz; hakları ellerinden alınmak istenenlere her türlü desteği vereceğiz” taahhüdünde bulunuyor.

“Ben Yahudi’yim.. Müslümanlar ile dayanışma halindeyim..

Sivil toplum örgütleri hareketli. En büyük tepki de, hıristiyan ve musevi dinadamlarından ve örgütlerinden geliyor. Yahudi-karşıtlığı ve anti-Semitizm ile mücadele etmek üzere kurulmuş Anti-Defamation League’in başkanı Jonathan Greenblatt, “Çevremizdeki müslümanları fişlemeye kalkarlarsa, bizler, hepimiz kendimizi müslüman olarak kaydettireceğiz” açıklamasını yapıyor.

İtiraz edenler, protesto gösterilerine katılanlar, bildirilere imza verenler hep aynı çizginin insanları değil; partiler, eğilimler, hatta dini aidiyetler üstü bir hareketlenme yaşanıyor ABD’de; müslümanlara reva görülen muamele yüzünden…

Orada da yandaşlar var, ama…

ABD’de Trump yanlısı kalemler, onların yazdığı gazeteler, programlarına çıktıkları TV kanalları yok mu, var elbette; ancak yandaş kalemler ve sözcüler bile Trump’ın kararını savunmaktan öte bir şeye kalkışmıyor, karşısında yer aldıkları kişiler ve kitleler hakkında ileri geri ithamlarda bulunmaktan kaçınıyor…

Onların, devletin kuruluş iradesini yansıtan demokratik haklarını kullandıklarını biliyorlar çünkü.

Dünya olarak bizler de bir ‘demokrasi ve hukuk devleti’ işleyişi örneği olarak bütün bu gelişmeleri izliyoruz.

Direndi, itiraz etti, kınadı, bildiri imzaladı diye kimsenin canı yanmıyor, hapse atılan, hakkında hukuki işlem yapılan yok.

Yapılsa, itirazların ve direnişin dozunun daha da artacağını herkes biliyor.

Sistem işliyor.

Bazıları, dış görünüşe bakarak, ABD’de Trump-sonrasında yaşananlar ile Türkiye’deki durum arasında benzerlikler bulma çabasında; oysa esas dikkate alınması ve üzerinde durulması gereken.. benzemezlikler…

‘İsyan ahlâkı’..
Hiç benzemiyoruz

Yukarıda aktardığım itiraz ve kabul cephelerine ait davranış tarzlarının hiçbiri bizde söz konusu olmadı, olmuyor ve galiba olmayacak da.

Medeni cesaret.. Nurettin Topçu’nun bir kitabına başlık olarak seçtiği kavramlaştırmayla, ‘isyan ahlâkı’.. yanlışlıkları gördüğünde eliyle, o olmazsa diliyle düzeltmeye çabalama.. birlik ve bütünlük içerisinde rahatsızlığını belli etme…

Hak getire. Herkes birer uysal koyun.

Kalemler ve diller farklı biçimlerde kullanılıyor, iki taraflı…

Öldürme amacı hemen kendisini belli ediyor; o amaç için tabanca, tüfek, bomba kullanılmıyor, haysiyet cellatlığı ile yetiniliyor…

Sonuçta o da öldürücü nasıl olsa…

Bizde sivil toplum yok. İlkeler uğruna mücadele azmi yok. Bizim gibi olmayan, düşünmeyen, yaşamayanların hak ve özgürlüklerine sahip çıkma yok.

Yok, yok, yok…

Tarafgirlik.. küçük çıkarlar gözetme.. başkalarının huzursuzlukları ve uğradıkları muameleden keyif alma…

Bunlar ise.. var, var, var…

‘Empati’, yani kendini rahatsız olanın yerine koymak da yok.. “Bugün ona yapılan, ya yarın bana yapılırsa” gibi çocuklarda dahi bulunan iç-uyarı mekanizması bile çalışmıyor.

Ama en önemlisi toplumsal rahatsızlıklarda kitlelere liderlik eden kişiler yok.

YouTube’dan aldığım aşağıdaki videoyu İngilizce bilmeseniz bile izleyin ve bir yerel politikacının, ülkesinin kurucu iradesinin koyduğu temel ilkeler ışığında, kendi halkının haklarını koruma beyanının değerini anlayın.

Güzel ülkem.. ABD’den alacağın ders..

Sistem değişikliği.. başkanlığa evet mi, hayır mı?. gündemine sıkışmış güzel ülkem..

Esas sorunun, vatandaşlık bilinci eksikliği.. ihtiyacımızın da.. zihniyet devrimi olduğunu artık anlamalıyız.

ABD’de olanlar bizlere bunu anlatıyor.

ΩΩΩΩ

 

 

 

 

35 YORUMLAR

  1. Harika bir yazı müthiş teşhis ama tedavisi mümkün mü biz görmeyiz ama inşallah çocuklarımız için böyle bir Türkiye hayal edelim.

  2. Geçmişte Afganistan, sonra ırak, libya son zamanlarda da suriye abdnin demokrasi ihracından nasibini aldı. Milyonlarca insan ölüyormuş, evleri yıkılıyormuş, göç ediyorlamış, ne gam, kendi ülkelerinde her türlü protesto oluyor ve böylece demokrasi tıkır tıkır işliyor.
    Öte taraftan türkiye 3 milyon mülteciye bakıyor, bir sürü ülkeye yardım ediyor. Güneyinde, dünya için tehdit olan daeş ile kıyasıca mücadele ediyor, aynı zamanda darbelerle, patlamalarla, bölücü ve diğer her çeşit terör örgütleriyle bilfiil, ara vermeden yıllardır uğraşıyor. Ancak bizde abd deki gibi demokrasi yok. Hastaneleri, köyleri, şehirleri bombalayanlar ve milyonlarca insanın ölümlerinden ve çektikleri acılardan birinci veya ikinci dereceden sorumlu bunlar ama aynı zamanda demokrasilerine laf yok.
    Bu işte bir yanlışlık yok mu?

  3. Off off. Evet kesinlikle mukayese edilemeyecek iki millet, iki devlet, iki zihniyet. Herkes kendince yazar, çizer. Kendi düşüncelerimizi destekleyen yazı yazarları büyük yazar. Kalemine sağlık, sağ ol var ol,naraları uçuşur. Şimdi eyy insanlık Amerikan vatandaşları eylemlerini Müslümanlara konulan yasaktan dolayı mı yapıyorlar? Müslümanların kanını akıtan bu Amerika değil öyle mi? İsraile 35milyar doları yüzme havuzu yapsın diye göndermiş değil mi? Bu Müslüman sever Amerikan vatandaşları Afganistan’da, Libya’da, Irak’ta, Bosna’da… çocuklar, siviller katledilirken, edilmeye devam ederken de sokakta mıydılar acaba? Bu Amerikalıkar ne kadar da islamcıymış. Neredeyse yaşasın Mandacılık diyecek duruma gelmişiz. Acaba bu Amerikalıkar içinde terör örgütleri için bildiri yayımlayan bilim aydınları da var mıdır?
    Gerçekten insan sevgisi ile mi yoksa Başkanı beğenmediklerinden midir protestolar?
    Allah aşkına herkesin bildiğini kimden ne için gizliyoruz. Yayımlanmaz ama yine de bir kişi okur belki.

    • Bence yazarın vurgulamak istediği ana fikri algılayamamış, teferruata asılı kalmışınız. Yazar burada Amerikanın siyasilerini ya da dünya üzerindeki diğer ülkelerde izlediği stratejileri övmüyor, örnek alıncak ülke ya da müslümanlara dost ülke de demiyor, lakin halkının, bir haksızlık yapıldığı zaman ki bu haksızlık kendine yapılmadığı zaman bile buna karşı net bir tepki oluşturabildiği gerçeğini gözümüzün içine sokuyor ve bu minvalde bir karşılaştırma sunuyor.

      • ben kendi yorumumla paralellik buldum kendi aklımca…burnumun direğinin neden sızladığını da ancak benim yorumumla paralellik bulan anlayabilir…

  4. tebrikler sayın koru her zaman ki gibi yine mükemmel bir yazı RABBİM kaleminize güç kuvvet versin. çok merak ediyorum acaba sizin yazılarınızı basından ve siyasiler den herkes okuyormu acaba keşke bütün yazılarınızı her kesimden herkes okusa, terörizmin yok edildiği fikir özgürlüğünün ve düşüncelerin özgürce yaşandığı,ötekileştirmelerin olmadığı bir ülkede yaşamak dileğiyle. saygı ve hürmetlerimle.

  5. Evet kesinlikle benzemiyoruz. Amerikan milleti söylediğiniz sebeplerle dünyanın en önünde, biz de en arkalarındayız. Onlar üst akıl, biz geri akıl. Bunun neden böyle olduğunu da kimse sormuyor. Ben bildiğim kadarıyla açıklamaya çalışayım.

    Bizim eğitim sistemimiz sizin de gayet yerinde ifadenizle “uysal koyun” yetiştiriyor. Özetle bu eğitim sistemi şöyle çalışıyor: İtiraz etmeyeceksin, fikrini ifade etmeyeceksin, yazmayacaksın, okumayacaksın, sadece doğru şıkkı bulmaya çalışacaksın. Bu sistem daha sonra, askerde, işte, partide, siyasette, velhasılı heryerde böyle devam ediyor. Sonra niye “inovasyon” yok diyorlar. Nasıl olacak ki? Uysal vatandaştan ne bekliyorsunuz, onlar öğretileni robot gibi yapıyorlar. Daha ne yapsınlar?

    15 yıllık AKP yönetimi, tek parti iktidarı, bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmadı. Aksine milleti daha da uysallaştırmak için elinden geleni yaptı. Önce FETÖ’ye teslim etti eğitimi. Onlar dersanelerle milleti sağdılar. Şimdi de aynı kalitesiz sistem devam ediyor. Bu eğitim sisteminden çıkan çocuklar matematik bilmiyorlar. ÖSS matematik ortalaması 40 soruda 5 soru net yıllardır ve MEB, YÖK, Eğitim fakülteleri, vs. kılını kıpırdatmıyor bu konuda. Aynı sınavları tekrarlayıp duruyorlar. Ölçüyorlar ama gereğini asla yapmıyor. İngilizce bilmiyor bu çoçuklar. Düşünün ilkokuldan itibaren 10 sene ingilizce ders veriyorsunuz bu çocuklara. Üniversiteye girebilen şanslı azınlık çocuklar bile inglizce bilmiyor, üstüne bir sene de hazırlık okuyorlar. Sonra yine öğrenemiyorlar tabii (çok geç). Bakın o kadar bakan var, milletvekili var. Hepsinin cv’sinde ingilizce bilir yazıyor. Bir tanesi iki kelimeyi bir araya getirip meramını ifade edemiyor. Yurt dışı görmüş şanslı olanlar ancak konuşabiliyor, fikrini lfade edebiliyor.

    Dün açıklanan rakamlara göre öğretmenlik ataması bekleyen 900 bin öğretmen varmış. Bakanlık artık başka bir iş arayın, bu kadar ihtiyacımız yok demiş onlara. Planlamamız da böyle işte.

    Durumumuz budur. Eğitim hiçbir siyasi partinin önceliği asla olmadı. Onların hepsi uysal koyun istiyorlar. Hiçbirisi samimi değil. Asıl olan milletin samimi olması ve çocuğu için hakettiği eğitimi istemesi. Bu olmadıkça bir şey değişmeyecek. Koyunluktan vazgeçmezsek böyle yönetilmeye devam edeceğiz. #HAYIR demeyi öğrenmek gerekiyor önce.

  6. Bildigim kadariyle, Amerikan halki, ilk elden bildigi, hakkinda saglikli bilgi sahibi oldugu zayifa, geride kalana yardim konusunda genellikle comert. Genel olarak bilincli, egitimli halkta, bolusme ahlaki var. Bolusme derken ekmeginin yarisini bolup, karsindakine vermez, ama onun durumunun da iyilestirilmesinden ve bunun kendinden pay alinarak yapilmasindan pek sikayetci olmaz. Adeta, geride toplumun bir uyesi birakilirsa, bunun toplumun tumune zarar verecegi icgudusu vardir. Bu biraz da, az-cok ‘refah’ toplumu olmasindan.

    Son gosterilere gelince.. Bu derecede, bir elden olmasinin sebebi, biraz da yapana ve yapilis sekline reaksiyondan kaynaklaniyor.

    Bir de Amerikalilar neden ilk basta, musluman ulkelerin, Amerikan ordusu eliyle bu hale dusurulmesine karsi cikmadilar diyoruz. O zaman da ciktilar belki ama, bu kadar kuvvetli cikmadilar. Bir de 11 Eylul sonrasi halk iyi korkutuldu – belki de 11 Eylul’un amaci oydu zaten. Amerikan halkinin gozunu, etkisinden kolay kolay kurtaramiyacak bir sekilde korkutmak. 11 Eylul’un perde arkasi tam anlamda hic bir zaman bilinmeyecek. (Bizdeki 15 Temmuz da biraz oyle olacak gibi.)

    11 Eylul sonrasi Amerika bir baska Amerika oldu.. 15 Temmuz sonrasi Turkiye de sanki o yolda gidiyor.

    HAYIR’lisi ile bu gidise DUR demeli…

  7. Bizim aydınımızın, okur-yazarımızın kronik bir hastalığı var: Kendi hastalıklarımıza Batı’dan ilaç aramak! Güzel olan ideal olan bir örnek mi aradı hemen başlar sıralamaya… Efendim, Amerikada şöyle İngilterede böyle. Anlayamadıkları basit bir gerçeklik: Aynı elbise her vücuda olmaz! Bir ilaç her hastalığa deva olmaz! Orası Amerika, onlar Amerikan halkı. Burası Türkiye, bunlar Türk halkı! Amerikan halkının tepki olarak göstereceği kurucu değerleri, kurucu liderleri ve onların izinden gidenleri var? Sizin var mı Fehmi Bey? Yok! Çünkü burda sosyoloji farklı, kültür farklı, felsefe farklı! Dolayısıyla Türkiyeden bir Amerika, Türk toplumundan da Amerikan toplumu beklemek çölde feribot beklemeye benzer! Bekleyin efendim!

  8. Esedin attığı kimyasal silahtan sonra minicik yavrular kivrana kıvrana ölürken bu multeciseverler neredeymis acaba? ya da diğer yüzlerce zulümü yaşayan insanlar hiç değilse çocuklar için neredeydiler? yoksa mülteci bahane Trump karşıtlığı şahane mi?
    Müslümanın hakkına sahip çıkanı ovenleri kendi topraklarimzdaki mülteci leri görmeye çağırıyorum.

  9. “Emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun” ve DOĞRULUK doğrultasındaki diğer ayeti kerime,hadis-i şerif,kelamı kibar,hikmetli sözler..”Üzülme can,doğruysan zarar gördüm deme,bilki iyiler(doğrular)kazanır.”diyen Mevlana,”Hakkı tutup kaldırırım” diyen istiklal marşı şairi..
    “Müstakim ol Hz Allah utandırmaz seni.”ilh..
    Destanlaştırmağa lüzum yok,işin başı ve sonu doğruluk…Hakka,hayra uygun işin..
    Kendimizin,en yakınlarımızın aleyhine de olsa,Allah(cc) için tam kamil manada şahitlik yapan,veyayapabilecek
    kahramanımız var mı?İşin özü budur,demokrasi arkasından gelir.
    Bırakalım sıradan sade vatandaş olan bizleri,seçkinlerimiz olan seçtiklerimizde bu kemalatı gören var mı?
    Mecliste,karşıt parti milletvekillerinin önergesine kabul oyu veren vekil istisnalar dışında görülmüş müdür?
    ***
    İşimize gelmeyen doğrularla karşılaşınca,ammalar,fakatlar,peşlerinde yarı uydurma gerekçelerle beynimize hücum eder.Ne yalan söyleyeyim,bunu kendimden biliyorum.
    “Doğruya doğru-eğriye eğri” kalıbını herkes sever de,içini dolduran çok az bulunur.
    Şurdaki yazıları okurken bile işimize gelmeyen cümleler karşısında duraksayan acaba sadece ben miyim?
    Ayhan Birgen HDP.parti sözcüsü,yetenekli,yetkin ve ölçülü konuşan kaliteli bir milletvekili
    Tutuklanmasına üzüldüm,demek için üçkere düşünmek gerek,ben bunu ikiye indirdim.
    Menhus” “Fetö” olayında yapılan yanlış uygulamaları eleştirenin alnına,”fetöcü”damgası vuruluyor.
    15 Temmuz gecesi,elinde kalaşnikofla sokağa fırlayan Vali Hüseyin Avni Coş bile “Fetocu” diye ihbar edilmiş.
    Hayatını riske ederek Güneydoğuda PKK.ya savaş açtığı için,Hükümet tarafından takdir edilen kaymakam,iftira ve ihbar üzerine “Fetocu”olma ithamıyla ifadeye çekiliyor.
    Kodesteki 140civarındaki gazeteci yazardan bilebildiğim kadarıyla öyledeğerli isimler var ki,rahatlıkla kefilolunur
    “Ya bizdensin-ya düşman”ilkel,can yakıcı,gayri insani illetin mikrobu hücrelere doğru damarlarda dolaşıyor.
    Toplum olarak manen hastayız hasta.

  10. MERHAMET AHLÂKINA yeniden sarılmalıyız…
    Fehmi bey; ellerinize sağlık…kronikleşen toplumsal hastalıklarımızı ve kısmen de olsa sebeplerini ortaya koymuşsunuz…İslâm medeniyetinin temsilcileri olarak aslında bizler dünyaya örnek olabilecek temel kaynaklara sahibiz…Çünkü evrensel merhamet anlayışı, yani ayrımcılığı reddeden insan haklarına hürmet ilkesi tamamen Kuran-ı Kerim’in ve Hz. Peygamber’in (sav) öğütlerine dayanmaktadır. Bir keresinde sahabilerine şöyle öğüt verdi Hz. Muhammed (sav): “Birbirinize merhamet etmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız. İman etmedikçe de Cennet’e giremezsiniz.” Bunun üzerine sahabiler, birbirlerine bakarak, gönül huzuruyla şöyle dediler: “Çok şükür, her birimiz diğerimize merhametlidir.” Hz. Peygamber (sav), bu cevabı pek beğenmedi ve merhamet duygusuna şu sözleriyle daha geniş bir açılım getirdi: “Hayır sözünü ettiğim birinizin arkadaşına merhamet etmesi değildir. Genel olarak bütün insanlara merhametli olmaktır.” Biz Müslümanlar, hangi dinden olursa olsun dünyada yaşayan bütün insanlara merhamet etmedikçe, gerçek anlamda mümin olamayız. O halde dünyaya örnek bir toplum olabilmek için, Sosyal Sünnetin temel ilkesi olan MERHAMET AHLÂKINA yeniden sarılmalıyız.

  11. *ülkesinin kurucu iradesinin koyduğu temel ilkeler ışığında*, diye başlayan cümleniz dikkat çekici…keşke ülkemizin kurucu iradesinin koyduğu uzlaşabildiğimiz ve savunabileceğimiz temel ilkeler olsaydı…

  12. fehmi bey çocuklugumun geçtigi kasabaya televizyonun geldigi günü bilirim ben.
    rahmetli babama bizde alak dedgimizde olmaz cevabını verirdi .
    herkesin agzında olan sakız falanca hoca televizyon giren eve melek girmez televizyon şeytan icadı lafı dolanırdı ve muhafazakar kesim tv almaya yanaşmazdı şimdi bütün hocaların tv kanalı var yanılmam diyip yanılanların çogunlukta oldugu ülkede yaşıyoruz bizde büyüklerin her yaptıgında bizim anlamayacagımız aklımızın ermeyecegi bir hikmet oldugu inancı ile yetiştirildik bizde itiraz çıkmazmı çıkar oda ekonomik kriz çıkarsa itiraz olur tepki olur onun haricinde bir tepki yada itiraz beklemek saflık olur .
    hele itiraz edeceginiz kesim kendini dinin safında konumlandırıp karşısındaki herkesi KÜSTAH SATILMIŞ VATAN HAİNİ DİNSİZ TERÖRİST olarak konumlandırıp bunuda medya aracılıgı ile halka satmışsa o itirazı duymayız çünkü itiraz eden olmaz ulul emre ittat derdi rahmetli babam ama aynı babam necdet sezere her şeyi söylerdi garip bir dünya bizimkisi

  13. Sırayla sıra bizde mantığıyla birbirimizi terbiye ederek bu zihniyet devrimini gerçekleştiremeyiz.Zihniyet devrimi için terbiye edilmeye değil görmeye ihtiyacımız var.

  14. 2003 yılında AKP (Şimdi AKP diyorum, o zamanlar AK Parti diyorduk) iktidara geldiğinde müthiş umutlanmıştım.Biz de nihayet 1. sınıf demokrasiler gibi olabileceğiz.Çocuklarımıza daha yaşanabilir bir Türkiye bırakacağız diye…
    Ama aradan geçen 14 yılın sonunda geldiğimiz noktayı görünce tam bir hayal kırıklığı….
    Bırakın 1. sınıf demokrasi olmayı sınıf atlamayı…
    Bir kaç basamak geri gittik.
    Konuşamayan, eleştiremeyen korkak bir toplumduk.
    Daha beter olduk.
    Karşımızdaki düşüncemizi anlayacak diye gözgöze gelmeye bile korkuyoruz artık.
    Çocuklarımızı bırak artık torunlarımız bile 1. sınıf demokrasiyi göremezler bu gidişle.
    Gidişatı değiştirecek tek bir olumlu gelişme de yok maalesef.
    Ve bu durumun müsebbipleri bir zamanların mağdurları.
    Sanki yaşadıklarını karşıtlarına yaşatmaya azmetmişler…
    Hatta daha beteriyle.
    28 Şubat’tan bile daha beter…
    28 Şubat bin yıl sürecek mi demişti bir komutan.
    Adam doğru söylüyormuş meğer.
    Allah sonumuzu hayreylesin.

    • 100 puan üzerinden Türkiye”nin demokrasi puanı 37,Bu yıl
      demokraside gerileyen dünyanın iki ülkesinden biris…i(Öbürü Afrikadan.)

  15. Bizde olsa hemen hain damgasını yersin. ayrılıkçı olursun. üst akıl tarafından yönlendirilen olursun. getirilmek istenen başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı tarafsız olsa. abd ‘deki gibi bir mahkeme çıkıp itiraz edebilse, başkanlığa okey derim. bu hali ile şimdilik kararsızım.

  16. olayların iyi analiz edilmesi gerekir. ırkçı söylemlerin yükselmesine karşılık hayır diyenlerin olması çok doğaldır. protestoların olması da. anketlere bakarsak hem İngiltere de hem amerikada muhtemel Avrupa ülkelerinde de halkın yarıya yakını en azından şimdilik ırkçı politikaları onaylamıyor görünüyor ve bir kısmı da protestolara katılıyor. diğer kısmın çoğunluğu ise onaylayan oy veren ve ırkçı hareketleri destekleyenler… kuvvetle muhtemeldir ki hem ırkçı söylem ve eylemlerin sahipleriyle protestoların sahipleri aynı yerler olsun. yıllardır ırakta suriye de filistinde afrikada bunca kan dökülürken bunca zulüm olurken bunca çocuk katledilirken neden böyle kitle hareketleri görmedik. çocuk cesetleri sahillere vurduğunda bu insanların vicdanı neredeydi…neden büyük protestolar düzenlenmedi neden trump beklendi… kaynakların giderek azaldığı zamanlara doğru giderken nüfusun artması herkesin işine gelir bir şey değil bence…insanları cepheleştirmek gerekir değil mi böyle durumlarda…zaten kimsenin pek seçeneği yok. ya onaylayanlardan ya da karşı olanlardan olacaksın…nifak nasıl olsa sokulur, önce biraz cepheleşelim. dünya savaşlarından önceki bir kaç yıla bakarsak benzer işlerin evrildiğini görebiliriz…amerikayı başkanlar yönetmezler. bunu herkes bilir. belki başkanlar yöntemleri belirlerler. baltık ülkelerine polonyaya yığılan askeri birlikler, sınırlara yerleştirilen füzeler akdenize ve pasifiğe gönderilen deniz kuvvetleri 20 ocaktan sonra olmadı. Hillary Clinton seçim konuşmalarında bize daha barışçıl bir dünya vadetti mi…rusyayla hesaplaşacağını söyledi. ortadoğuya ağırlığını koyacağını söyledi. bunlar zaten kan demek…o gelseydi belki yöntemi farklı olacaktı ama daha az kan döküleceğine bir garanti yoktu zaten kazanma şansı da yoktu. mailler sorun olmaya başladığında durum netleşmişti. yöntem seçilmişti, hillarininki değil…
    türkiye ye gelirsek bu derin işlerin döndüğü zamanda sağolsun başımıza ördükleri çoraplarla uğraşıyoruz. dünyada ençok dış yardımı yapan mazlumun yoksulun yanında olan 2. ülkeyiz. suriyede ırakta filistinde arakanda afrikada güney amerikada hep biz varız. bu halkların indinde müthiş bir türk sevgisi var. bunu bizzat görmüşlüğüm var. dünyada koşulsuz olarak en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülkeyiz. bazı ülkelerin nüfusundan çok mülteci barındırıyoruz. bazı şehirlerimiz de kendi nüfusundan çok mülteciile birlikte yaşayıp ev sahipliği yapıyor yardım ediyor. cumhurbaşkanımız her uluslar arası platformda ve fırsat bulduğu her yerde hiç bir liderin dile getiremediği gerçekleri haykırıyor. bizim isyan ahlakımız işte böyle…
    bu arada amerikadaki protestoları alkışlayan kanadanın göçmen kabulüne hayran olan bir kısım kişilerin ülkemizdeki mültecilerin burada ne işi olduğunu sorgulayan kişiler olması da çok ironik….

  17. Amerika hangı kıstasla demokrasi insan hakları nı savunuyorlar misal Afganistanda pakistanda Suriyde Irakta yaptıkları katliyamların hangi hesabını sordu amerikalılar yazarları akedemisyenleri nezaman bir gösteri oldu bununiçin onların kendi özgürlüklerine dokunulacağını akılları kesiyorda ondan. hep eleştirilen ülke Türkiyem hangi ülkede kan akıttı sanki abd ve ab de demokrasi çok ilerlemiş gibi hep bize onlar örnek veriliyor bir ülkede. azbi iç karışıklık olsa hepside akbabalargibi leş peşine koşuyorlar
    Şuda kaç ay oldu 15 temmuza hepsi darbe yanlısı olmadımı biz önce kendimiz biraz ülkemize karşı dürüst olalım bizim herşeyden üstün dinimizin emirleri varken batının kendisiyle çelişen uygulamalarını alacağımıza özümüzü hatırlayalım yeter. hz peygamber s.a.v efendimiz in buyurduğu gibi
    Kendine yapılmasını istemediyin bir şeyi başkasına yapma. uyarısı bize yeter başka kanuna gerek bile yok vesselam

    Not Taha bey dünkü yorumumda hakaret içeren bir yorum deyildi sadece yazının içeriğine yönelik bir yorumdu eyer burada yazılanlar içeriği eleştirilmeyecekse o zaman yorum köşesini neden açtınız.

  18. Hoca, ‘’İslamiyet ‘insan’ için gelmiştir’’ demişti kaç yıl önceki sohbetimizde.
    Ben bunu, insan olmanın asgari müşterekleri; biyolojik olmasının yanında manen, insani bir ahlaka sahip olma ve bir birine olan muhtaçlığını elbirliği ile giderme yetisine sahip olma diye anlamlandırmıştım kendimce.

    Peygamber’imizin (a.s), ‘ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim’ hadisini de, Peygamberi örnek alma hususunda, Allah’ın, zaten bir ahlaka sahip olarak yarattığı insana, sapma ve yanlışa düşme halinde ‘ahlak’ta zirve yapmasına ilahi bir ikram olarak yorumluyorum.

    Vangölü’nün kuzey ilçesinin bir kış sabahında, meşhur cevizini yiyerek içimi ısıtmaya çalışırken, bu gün ki yazısı Koru’nun, doping etkisi yaptı. ..içim daha da bir ısındı. Kıpır kıpır oldu içim. Gerçekten! ‘Sistem’den evla, ‘toplumsal bir zafiyetimizin’ ikmal edilmesini gerektiren konusu ile mükemmel bir yazı.

    ‘..bir yanlışı elinle düzelt, gücün yetmez ise dilinle, onu da yapamaz isen …’. ..maazallah. …hadisin bu son kertesinde Müslümanlar. ‘…gücün yetmez ise kalbin ile buğz et ki, imanın en zayıf seviyesi’.
    Müslümanların müzmin rahatsızlığı…
    Bu hadiste, empati var, mücadele azmi var, hak ve özgürlükler var, dayanışma var, sivil toplum var…
    Var, var, var. Bu hadisin içerisinde sadece, günümüz müslümanı yok.

    Bu coğrafyada Müslümanlar ile beraber diğer halklarda, ..’’sivil toplum yok. İlkeler uğruna mücadele azmi yok. Bizim gibi olmayan, düşünmeyen, yaşamayanların hak ve özgürlüklerine sahip çıkma yok.
    Yok, yok, yok…’’

    Kendi içimizde ki en baba soruna, terör ve şiddet olarak önümüze konan PKK seçeneğini reddedip ‘isyan ahlakı’’ ile itiraz edebilmeyi becerebilseydik, on binlerce can kaybını milyarlarca dolar maddi kaybı yaşamamış olacaktı ülkemiz.
    Şimdi ise sistem tartışmaları içerisinde, ‘bizdensin, değilsin’ ayrıştırmaları..

    Allah, bize ‘isyan ahlakı’ vere..

    • Sizin yorumunuzda yazarın yazısından farkli değil.Sizden ve sizin gibilerden Allah razi olsun.1980 den sonra Kürtçe yasaklandığında Kür olmayan şimdiki batılı ülkelerin halklarının yaptığı gibi hak sokağa çıkıp protesto etseyidi! Hiç anli secdeye giden zekali bir insan “Süleyema Karagülle” hocamızın hemen hemen her yazısında belirtiği gibi bu savaşları ve terörleri sermayenin yaratığı gerçeğini altini çizerek soriyorum bu kadar canavarlaşırmiyidi? Hem kendi hayatı hemde miliyonlarca insanin hayatıni maf ettiği gibi yüzbinlercede gençler ve cocuklarin kara toprağa girmesine de sebep olurmuyudu? Bu ülkenin onlarca yıl geri gitmesine sebep olurmuyudu?
      İşte bu bir sermaye oyunu! Silah tücarlari sermayelerine sermaye katmak için savaşlar zemin hazırlar, ilaç tücarlari hastalığın artması için ilaçlarına bir hastalıği tedavi ederken onlarca hastalığın sebep olan maddeleri içine katarak sermayelerine sermaye katiyor.(yan etkiler)
      İşte bu noktada halklara büyük görev düşüyor! Bunun batılılar farkında olduklari için bu gün sokaklardalar.Trump tam bir şeytan sermayaci. Arap olmayan ve Şiya çoğunluğu olan Arap ülkelerini seçerek Müslümanların bölünmüşlüğünü dünyaya göstererek terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürmek ( müslüman) gençeleri İşit gibi örgütlere katilmasini sağlamak için bu karari aldi.Bununda Amerikanın akli başında insanları bildikleri için hep maddi hemde manevi katkıları ile karşi çikiyorlar.
      Yoksa Trump’ in ABD sevgisi diye bir derdi yok onun derdi para.Sağlıcakla kalın

  19. Fehmi beyin yazdıklarının fazlası yok noksanı var.
    Komuoyu oluşmasında medya denilen basın, yayının önemli işlevi malumdur.
    Konumuza bir de bu açıdan bakmakta fayda var: Medya acaba bu önemli görevi gerektiği gibi yapıyor mu?
    Yandaşları ayrı tutarsak, “isyan ahlakı” sınırları içindeki objektif değerlendirme ve eleştiri yapacak cesaret var mı?
    Netameli konuları, muhalif sosyal medyanın çoğu zaman, “karartılmadan izleyin” uyarısı altında kaçamakla kaç kişi görüp, izleyebiliyor?
    “İğne ve çuvaldız”ı bir kenara bırakarak sormak isterim:
    *Uğursuz karanlık 15 Temmuz gecesini kısmen de olsa aydınlatmak için mum yakan kaç yazar, çizer oldu?
    *Darbe girişiminin tam manasıyle yere basmasına(anlaşılma) engel olan ayakları nerede?
    *Bahçeli”nin birdenbire zuhur eden AKP. sevdası neden icabetti?
    *İktidarın, iç ve dış politikadaki anlaşılmaz manevralarının hikmeti nedir?
    * izlenen sakıncalı metotla oldu bittiye getirilmek istenen anayasa değişikliğinin esrarı nedir, ne tehlikeler taşıyor
    *Ekonominin karnesi niçin sansür ediliyor?

    Eee, bunca “gizemli”, zor soruların cevabnı ı mümkün olduğu kadarıyle sayın Fehmi Koru gibi yetkin yazarlar açıklamazsa, garip ihtiyar Orhanlar olan-biteni nereden bilsin?!..

  20. Kendi ülkemize haksızlık etmesek iyi olur bence. Biz mültecileri kapı dışarı etmedik ki kendimizi ABD ile kıyaslayalım. Kıyaslamak için bizde de mültecilerin ülkemizden çıkarılmaları ve halkın buna vereceği tepkinin görülmesi gerekir.

    İnternetten araştırdığımızda şu bilgiyi görüyoruz: ABD 2015 yılında 2 bin, 2016 yılında 5 bin Suriyeli mülteciyi almayı “planlamış.” Bunu da seçerek yapıyor. Biz ise 3 milyon Suriyeliyi kabul ettik. Mesele insanlıksa, ABD’den fersah fersah öndeyiz. Bu durum karşısında eziklik hissetmesi gereken biz değiliz, başkalarıdır.

    Ayrıca sadece günümüzde değil, her zaman zulüm görenler, işkenceden kaçanlar, yurtsuz bırakılanlar soluğu Türkiye’de almışlardır.

    Ayrıca Türk halkı çok yakın bir zamanda, 15 Temmuz 2016’da bir şehir efsanesini yıkmıştır: Ne olursa olsun halkın kılı kıpırdamaz efsanesini. Halk öyle harekete geçti ki darbeciler feleğini şaşırdı.

    Türk halkı, 15 Temmuz kalkışmasını yapanlara ve destekçilerine de kol kanat gerecek değildi herhalde.

    Türkiye’nin başında tek adam denilen, diktatör denilen bir adam var. Nasıl biri bu adam? Belediye başkanı iken hapse atılmış. Hapisten çıkıp parti kurmuş ve iktidara gelmiş. İktidarı her taraftan kuşatılmış, partisine cumhurbaşkanı seçtirtilmemiş, e-muhtıraya muhatap olmuş, partisi hakkında kapatma davası açılmış, ailesine çocuklarına kastedilmiş. En son 15 Temmuz’da kendisi ortadan kaldırılmak istenmiş. Ömrü haksızlıklarla mücadele ederek geçmiş.

    İşte Türk halkı, bu Adam’a karşı değil, bu Adam’la birlikte isyan etmiştir. İsyan ahlakı zaafiyeti olup olmadığını da cümle aleme göstermiştir vesselam.

  21. Her ülkenin farklı iyi tarafları vardır. ABD’de iyi söyleyenler olmuş ama ABD’deki Avrupalılar, Kızılderili halkının soykırımcısı olmuşlardır. ABD Avrupa halkı savaş dışı Afrikalıları köleleştirerek ABD’ye taşımışlar asırlarca insan yerine bile koymamışlardır. ABD halkı zencilerle aynı otobüse binmiyordu. Kuleler yıkıldı diye tüm dünya savaşa sokulmuştur.
    Türkiye bugün en ileri bir ülkedir. Türkiye’de halkın oluşturduğu dört siyasi parti meclistedir ve grupları vardır. Tüm oyunlara rağmen devletimiz ve halkımız huzur içindedir. Dünyanın modern en güçlü dini kuruluş Türkiye’de oluşmuştur. Papalık bile modern hayata kendisini uyarlayamamış ama Gülenciler dünyaya da siyasi alternatif oldular. Halk ekonomisinde birinciyiz. İlimde adil düzenle üçüncü bin yıl uygarlığının ilmi bizde var. Dünyaya da duyurduk.
    Elbette bizim de eksikliklerimiz vardır. ABD’yi taklit etme onlara özenme yerine İlmin verilerine ilahi kitapların ahlakı ve hukuk kuralarına uymamız gerekmektedir. Ak parti bugün fahiş hatalar yapıyor. İkisinden vazgeçmiş gözüküyor. Orduya saldırmaktan vazgeçmiştir. Komşuların iç işlerine karışmalardan vazgeçmiştir. İki hatası devam ediyor. Olağanüstü hal uygulaması sermayenin tuzağıdır, devam ediyor. Anayasa değişikliği sermayenin oyunudur devam ediyor.
    Buna Rağmen Türkiye bu krizleri atlatacak ve üçüncü bin yıl uygarlığının oluşmasında öncülük yapacaktır. Trump’un İran dışındaki ülkelere sermayenin terör yetiştirme yerleri olduğu için sınır dışı yapmasında bir anormallik yoktur. Oradaki teröristleri ülkesine almaması doğrudur. Devletlere düzelin uyarısıdır. İran da ise terör olayları yoktur. İran vatandaşları terör olaylarına katılmamışlardır. Onlara karşı cephe alması hatadır. Bununla beraber İran da hata yapmaktadır. Trump’un hatasından dolayı Amerikan halkı neden cezalandırılsın. Aksine ABD vatandaşlarına daha kolaylık yapmalıdır. Uçak düşürme olayında da Rusya aynı hatayı yaptı ama sonra düzeltildi. İran da tek taraflı bunu yapmalıdır.

    • Süleyman bey, merhaba “Türkiye iyi yönetiliyor” diyiyorsunuz bende sıradan bir vatandaş olarak “diyiyorumki” Türkiyede şu an mahsun halka ve bebeklere yapılan zülumler, tarihin hiç bir döneminde görülmemiştır.
      Peygabe efendimiz, SA. Zina yapip hamile kalan bir kadını o çocuk doğup emzikden kesilinciye kadar cezasıni ertelediğini sahih hadislerden biliyoruz.Ben dün yabancı televizyon haberlerinde izledim 1 günlük doğum yapmış bir kadıni polis göz altına aliyor.Sizce iyi yönetin bumu?
      O olay burada olsaidi bütün halk ve avukatlar sokaklara dökülürdü.Buranin halki her fırsatta dedelerının yaptiğindan utanç duyduklarını ifade ediyorlar, onun içinde irkçı insanlara karşi tepkilerini göstermek için her zaman en ufak bir irkcı söylem ve olaylara karşı birleşiyorlar.
      Sağlıcakla kalın.

  22. Yukardaki resimde ben yahudiyim müslüman kardeşlerim ve bacılarımla dayanışma içindeyim.
    Bizde bir Müslüman bunu ben Müslümanım yahudi kardeşlerim ve bacılarımla dayanışma içindeyim yazsa bizim millet onu linç eder vatan haini ilan ederler.
    Birisi papanın elini öpmüş diye ne müslümanlığı ne anası ne babası kaldı, sankı el öpmek dini bir ibadetmış gibi.El öpmek Türklerın büyüklere karşı duydukları saygıdan kaynaklanan bir gelenek ( ben bu geleneği hiç sevmem ve uygulamam onun için elimide öptürmem)
    Biz insanlari dinlerine, mesheplerine göre değlde insanolduklari için sevip sayarsak kazanan insanlık olur, ayrımcılık kendini başkalarının üstünde görmek insanlığa yakışmaz ve kayıp eden insanlik olur.

  23. Bizim toplumumuzda ahlak kelimesi sıradanlaşmış, gerçek anlamını yitirmiş hep Batının ahlakına göre hareket etmekteyiz. Medya desen ahlaksızlıkla yarışıyor. Bu toplum nereye gidiyor. Para neredeyse insanlar orada; gerçekler kimin umurunda herkes çoğunluk peşinde koşuyor. Yarın öbür gün işten kovulma tehlikesiyle hareket etmektedirler. Bir an önce İslam Ahlakını bizler toplum olarak benimsemeliyiz.
    Saygılar Sevgiler Hocam

  24. Herkesin okuması gereken fevkelade bir yazı. Müslümanlara yapılan haksızlığa Avrupa’da hristiyan liderler başkaldırıyor. Ülkemizde ise karşıt fikirleri susturma çabası ön planda. „Vatandaşlık bilinci eksikliği“ çok doğru bir tespit. Doğru zihniyet millete hizmettir göreve getirene değil!

  25. Kalemine saglik Fehmi bey,
    Icimdeki rahatsizligin cikis noktasini ABD deki protestolarda ve hakimlerimlerin cesur kararlarinda buldum, bugun bunlari sizlerle paylasmak isterken, bugunku yaziniz dusuncelerime tercuman oldu. Peki neden toplum tepkisiz, ne yapacagini mi bilmiyor, method veya platform mu yok? Kendimden ornek vermem gerekirse HDP li degilim ama HDP li milletvekillerinin tutuklanmasi, hapis edilmelerini dogru bulmuyorum, ifade ozgurlugu mu, propaganda mi? Devlet buyugu kavra mi? Hakaret sistematik mi yoksa ceresizligin bir ifadesi mi? FETO cu kimdir? dogru bulmadigim, adaletin saglanmadigini dusundugum konular ama birsey yapamiyorum. Belki sisteme guvenimi yitirdim, 12 Eylul, 28 Subat bizi bezdirdi mi? Bezmememiz lazim o ayri bir konu. 28 Subatta da boyle hissetmisdim o zaman icinde bulundugum is adamlari derneginde vergilerimizi odemeleyelim, is yerlerimizi kapatalim, bir tepki verelim demisdim ama nafile…. Surasi kesin ben ozgurluk istiyorsam, baskasinin ozgurluk talebine saygi duymaliyimm onu korumaliyim. Gezi ye daha duyarli yaklasmaliydik ama gec degil, esas soru tebkimizi nasil ortaya koyacagiz? Bir web sayfasi yapip acik oylamami yapsak?

  26. Fehmi bey ellerinize sağlık, Allah razi olsun.
    Her zaman mazlumların sesi oliyorsunuz,ne mutlu size.
    Fehmi bey aslında Trump bilmiyerek Müslümanlara en büyük iğliği yaptı, kaç gündür Trump’da dahıl hiç kimse Müslüman terörist demiyor ve halk Müslümanlara adeta kol kanat gerdi,biraz önce Fox TV haberlerini izledim göçmenler ve burdaki Müslümanlarla raportaj yapiyorlar o kadar üzüliyolarki tarifi mümkün değil, Trumpuda eleştiriyorlar.Ben burdaki insanların insanlığını gôrünce bizim memleketimizin haline çok üzüliyorum, Amerikan halkı sizinde vidiyosunu yayınladığınız ACLU 20 miliyon dolar bağış yaptılar Trumpu mahkemeye vermek için.
    Bize gelince, millet olarak sevdiklerimizin yalnışlarını sorgulamasını bilmediğımiz müdetce asla başarılı olamayız.
    Sağlıcakla kalın.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here