AK Parti Afyon’da kurulmuştu; yine orada “Ben değiştim” demeye hazırlanıyor

5
İlk Afyon toplantısından bir görüntü..

AK Parti’nin kendini yenileme sürecini başlattığı dönemin yapıtaşları bu hafta döşenecek. Kuruluşunun ön çalışmalarını yaptığı, partinin ilkelerini belirlediği ve kurucular kurulunun oluşturulduğu il olan Afyon’da.

Kurucu genel başkan Tayyip Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanı’ unvanıyla, AK Parti’nin genel başkanı olarak yeniden katılacak Afyon toplantısına.

Vitrin değişikliklerinin bu toplantı sonrasında daha da hızlanması beklenebilir.

AK Parti değişti

AK Parti’nin şu aşamada böyle bir toplantıya ihtiyacı var.

İhtiyaç öncelikle anayasa değişikliği referandumuyla Türkiye’nin ‘cumhur-başkanlık sistemi’ne geçişinden kaynaklanıyor.

Değişiklikle Cumhurbaşkanı aynı zamanda partisine başkanlık yapma imkânını da elde etti.

Artık ‘lider partisi’ AK Parti.

Oysa partinin kurucu belgeleri farklı bir perspektif çizmekteydi. AK Parti kuruluşu sırasında öngörülen Türkiye tasavvurunu değiştirmiş bulunuyor.

Yetkilerin daha az elde toplandığı bir ülkenin siyasete egemen partisi şimdi AK Parti; bu sebeple kendisini de temelden değiştirmesi, ilkelerini yenilemesi ve bu haline uygun bir yapıya sahip olması da gerekiyor.

Afyon toplantısı hiç kuşkusuz 2001 yılında yine aynı ilimizde yapılan ilk kuruluş toplantısı kadar önemli.

Değişikliklerle 2019 dönemecinden başarıyla çıkma amacı güdülüyor. İlk yerel seçimde mümkün olduğu kadar çok sayıda belediye başkanlığı kazanmak, genel seçimde Meclis çoğunluğunu elden kaçırmamak ve cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’ı ikinci kez sandıktan çıkarmak AK Parti’nin hedefi.

Hedefe ulaşılması hem kolay, hem de zor.

En önemlisi, hedefe ulaşmak için alınmaya başlamış tedbirlerin istenilen sonucu doğurmaması ihtimali…

İlk sınavın yerel seçim olması bu ihtimali akla getiriyor.

AK Parti bu yıl yapılan (16 Nisan) anayasa değişikliği referandumunda 17 büyükşehirde sandıktan ‘Hayır’ oylarının önde çıktığı gerçeğiyle sarsıldı. Ağırlıklı olarak ‘Hayır’ oyu kullanılan iller arasında 1994’ten beri aynı eğilime kendisini yönetme izni vermiş olan Ankara ve İstanbul da var.

Yerel seçimde Ankara ve İstanbul’un AK Parti tarafından kaybedilmesi domino etkisiyle genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimini de olumsuz etkileyebilir.

Mevcut başkanların görevden ayrılması için baskıya uğraması bu yüzden; yeni yüzlerle karşısına çıkılacak insanların AK Parti’ye daha kolay oy vereceği düşünülüyor.

Doğru bir düşünce mi bu?

Kim bilebilir?

Churchill savaşta kazandırdı, seçimde kaybetti

Bugün Afyon’da buluşacaklar arasında 16 yıl önce partinin kuruluş belgelerine son şeklini vermiş oldukları halde dışarıda kalmaları uygun görülmüş isimler de yer alacak.

Onlar da davetli.

Şaşırtıcı.

Fakat daha şaşırtıcı olan, o isimlerin nezaketen yapılmış davete olumlu cevap vermeleri…

AK Parti kuruluş felsefesini yenileme arayışında bir lider partisi ve kuruluş sırasında belirlenmiş ‘kadro partisi’ olma özelliğinden uzaklaşıldığının tescili bu toplantıda yapılacak.

Artık kendilerine ihtiyaç duyulmadığını bilmesi gereken eski kadronun “Biz de varız” deme ihtiyacı hissetmesi şaşırtıcı.

İnsanlar sürekli karşılarında gördükleri siyasi tablodan bıkabiliyorlar.

Kendilerine yarar sağlayanlardan bile.

Winston Churchill İngiliz halkına 2. Dünya Savaşı’nda zafer yaşattı; imparatorlukların çözüldüğü bir dönemde o çözülmeyi en az zararla atlatmalarını sağladı.

İlk seçimde kaybetmekten kurtulamadı ama.

AK Parti ‘kadro partisi’ hüviyetiyle aynı âkıbete uğramaktan uzak kaldı.

İlk kez ‘lider partisi’ olarak halkın karşısına çıkacağı üç kritik seçimden nasıl bir sonuç alınacak?

Halkın seçim kararında, anayasa referandumuyla ‘lidere’ verdiği olağanüstü yetkilerden ancak bazısının sınırlı biçimde kullanıldığı bu ara dönemde yaşayıp gözlemledikleri rol oynayacak.

Bunu özellikle belirtmemin sebebi, seçim kampanyalarının ana eksenini ‘başkanlık sistemi – parlamenter sistem’ çatışmasının teşkil edeceğini düşünmem.

Seçimlerde halkın karşısına çıkacak muhalif siyasiler, ‘yeniden parlamenter sisteme dönüş’ vaadiyle oy talep edecekler.

AK Parti Afyon toplantısında kampanyalarda kazandıracağı düşünülen bir strateji belirlemeye çalışacak.

Galiba zorluk da bu noktada: Ara dönem, hiç değilse şimdiye kadar, pek iyi geçmiyor.

Zihinlerimiz genellikle “Yeni olan iyidir” kabulünden yana çalışır. Ancak doğru olan, bir bebekten yüzü kırışık bir ihtiyara dönüşene kadar geçen yıllarda her insanda kalan tanınma özelliği gibi bir yenilenmedir.

AK Parti radikal değişim yolunu seçti.

Başarılı olursa, bu tarz yenilenme konusunda tereddüt geçiren başka ülkelerdeki partiler için de örnek teşkil edecektir.

NOT:

‘Sözcü’ gazetesi varolma savaşı verdiği için benimle ilgili tezviratlarına ses çıkarmak istemiyorum; gazetelerin/yazarların yaşama ve çizgilerini savunma hakları olduğuna inanıyorum çünkü.

Vartayı atlatsınlar onlarla sonra hesaplaşırız diye düşünüyorum.

Kendilerini savunmaları tamam da, yalan-dolana başvurmaları iyi değil. Bugün de eski yazılarımı saptırdıkları gibi bir de ‘fotoşop’ kurnazlığına başvurmuşlar.

Sözcü’nün fotoşop kurnazlığı

Ergenekon’da da şimdi de kimseyi bir yerlere fitlemedim.

Son 30 küsur yılının her günü halkın önünde geçmiş uzun bir yazı hayatım var; insanlar benim o tasvir ettikleri türden biri olmadığımı biliyor ve Sözcü’nün tezviratları aleyhlerine çalışıyor.

Farkında değiller, ama gerçek bu.

Hatırlatırım.

ΩΩΩΩ

5 YORUMLAR

  1. Çıkardığı gömleği – taşıyamıyanlardan alıp – yeniden giymeğe mi hazırlanıyor, Başkan ?
    Doğrusu da bu olur. Merhum Erbakan ve Demirel’in KORKULU RÜYASI – halka karşı gücünün aslı astarı olmıyan BATILI Devletlerce TERBİYE EDİLMİŞ ve Programlanmış bir avuç üst rütbeli askerdi
    Şimdi dördüncü kuvvet denilen şimarık, talancı ve yalancı basın var, ortada. Onlar da hadlerini öğrenmiğe çalışıyor, süt dökmüş kedi gibiler. Bu iki kuvvet ise, dinsiz, donsuz, namussuz bir avuç Avrupa ve Amerika beslemesi çok çok AZINLIK bir güruhun “Mahalle Baskısı” altındadır. Bu baskı arı vızıltısı hükmündedir, artık. Millet uyandı, bu mahfillerce, çök BOZULAN asli HALİNE dönmek gayreti içindedir.
    Reis ölmek üzere can çekişen bir Milletin idaresini yüklenmiştir. Üstadının tabiri ile ya “ol”malıdır, ya “ÖL”melidir, Milleti ile beraber. Ömür bitiyor, zaman daralıyor, ahiret göstergeleri çoğalıyor.
    Bu Memlekete, din gayreti, Allah Rızası, helal-haram endişesi artık, yeniden YERLEŞTİRİLMELİDİR. İnşallah “Öngörülen “Türkiye Tasavvuru” bu yönde değişmiştir. Bu suretle, Cumhuriyeti kuranların da ruhu ferahlıyacaktır,
    i Bu maksatla ;
    – Anadolu insanının beklediği Efendi ve hanımefendi tipini üretme çabası gösterilirse,
    – Genel ahlakı, aileyi, gençliği koruyacak, OKULLARA, şümullü, “yurttaşlık dersi”
    koydurabilirse,
    – Yolsuzluğu, vurgunu, rüşveti yok edecek bir” YOLSUZLUK BAKANLIĞI ihdas edebilirse
    – Seçimleri de 2018 sonbaharına çekebilirse,
    – Adalet Bakanlığına adalet dağıttırabilirse
    Oyların % 50 oranını aşması pekala mümkündür.

    Hep sormuşumdur. Halk neden Recep Tayyip Erdoğan diyor ? Üniversiteler, anket kuruluşları, siyasi partiler neden bu sorunun cevabını araştırmıyor ? Ak Parti tam bir kadro partisi değildir. RTE, Cevabında, Halka, Partisini ve Parti adaylarını bu şekilde yürür ve kabul ettirirse seçimleri KAZANIR.
    Aksi hal muhal….. Yoksa seçim çok netameli gözüküyor.

  2. Ak parti normal yollardan toplumla iletişime geçip oradan güç almaktan uzaklaşıyor. Liderlik ve olağanüstülük kurulamayan devlet ve toplum güvenlik sorunları devlet olmanın (!) sıkıntısı ….Aşağıdaki tercih giderek genişleyen bir bantta daha iyisi yok ki olsa şeklinde ifaade edilir oldu. Ak parti ve itibarı yok edilmemeli devlettte toplumda bize hepsi lazım hem de çok. Bunların itibarlı olmasını liderin itibarsızlığı şeklinde yorumlayanlar tehlikeli ….Erdoğan arkasında bir çöl bırakmayacak buna inanıyorum.

  3. AKP nin ilk kurucular kurulundan şimdi kimler kaldı AKP de?
    Sanırım bir tek T.Erdoğan kaldı.
    “Beraber ıslandık biz bu yollarda
    Beraber ıslandık yağan yağmurda”
    diye şarkılar söylerken yola beraber çıktıklarını sele verdi.
    Kendisi şemsiyesini alıp yola devam etti.

  4. AK Parti yoluna devam etmek istiyorsa şunları yapmalıdır:
    1- AK Parti Milli Görüş çizgisi üzerine kurulmuştur. Askerler Milli Görüşsüz olmayacağına karar verdikten sonra birinci kadroyu getiremedikleri için ikinci kadroyu iktidar yaptılar. Sermaye de Erbakan’dan kurtulmak için AK Parti’yi baştan destekledi. Gülenle birlikte Milli Görüş’ün oyunu binde birlere indirdikten sonra işleri bittiği için şimdi Sermaye her ikisini birbirleri ile boğuşturarak ikisini de yok etmeye çalışıyor. AK Parti önce Gülen’le olan davasını bitirmelidir. Tek çözüm hakemlere gitmedir. Sermaye’nin talimatı ile oluşturulan OHAL için ilk gün söylediklerimi aynen tekrar ediyorum. Bu bilinçli ise ihanettir, bilinçsiz ise intihardır. 15 Temmuz’un gerçek faili ne Gülen’dir, ne de ABD. 15 Temmuz’un gerçek faili İngiltere’deki Sermaye’dir. Bugün de AK Parti’nin kuyusunu kazan odur.
    2- AK Parti’yi iktidar eden ve halen koruyan Türk Ordusu’dur. Türk halkı AK Parti’ye %50 Milli Görüş’e %0,7 oy veriyorsa ordusuna olan güvenindendir. AK Parti ordumuza çok ağır ilk darbede başarısız oldu. Ordumuz hala dimdik ama ağır saldırı içinde. Cumhurbaşkanı çıkaracağı ilk kararname ile ordumuzu yeniden düzenlemelidir. Bunun için bir genelkurmay başkanı seçmeli ve ona güvenmelidir. Onun ihanetini ilahi kader kabul etmeli ve 12 bağımsız ordu oluşturmalıdır. Kendisini iktidar eden orduyu ağır darbelerle hırpalayan AK Parti bunu acilen çözmelidir.
    3- AK Parti’nin üçüncü yapacağı iş kurucu kadrosunu tekrar toparlamaktır. Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Beşir Atalay, Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Vecdi Gönül, Abdulkadir Aksu, Mehmet Ali Şahın, Ahmet Davudoğlu, Hayati Yazıcı yeniden aktif rol almalıdırlar. Ali Babacan’ın rolünü bilemiyorum.
    4- AK Parti’nin yapacağı en önemli şey dördüncü olarak Kuran düzenine dönmektir. Kuran düzenini yeryüzünde tek ele alan ve çalışmalarını yarım asırdır ara vermeden sürdüren Akevler’le iş birliği yapmalıdır. İçlerinden ayrı ayrı kişilerle değil Erbakan’ın yaptığı gibi yapmalı. Erdoğan haftada bir gün Akevler kadrosu ile bir araya gelmelidir. Erbakan böyle yaptığı için %22’lerle başbakan oldu. Bıraktığı için bugün %0,7’dedir. Benden söylemesi.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here