Sandık öncesi son değerlendirmeler.. Adaylar için en uzun gecedir bu gece…

23

Yarın sandıktan çıkan sonuç ne olursa olsun bir gerçek değişmeyecek: AK Parti lideri de olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu seçimde canla başla çalıştı. Siyasi hayatını ortaya koydu. İktidar cephesi beklendiği gibi ipi önde göğüsleyebilirse, bu, Tayyip Erdoğan‘ın yeni bir büyük başarısı olacak…

Tabii bir de, mesleki hayatlarını mevcut siyasi iktidarın başarısı için feda edecek kadar olağanüstü çaba gösteren AK Parti’nin itibar ettiği yazar ve televizyon yorumcuları da tebriği hak edecek…

Peki ya tersi olur ve iktidar cephesi hiç beklenmedik biçimde bu seçimin kaybedenleri halinde karşımıza çıkarsa?

İsterseniz bu ihtimal üzerinde bu son gün hiç durmayalım.

Maraton bu gece sona erecek

Seçim kampanyaları her yönüyle bir maratondur. Dışarıdan bakanlar önde lideri veya parti sözcülerini görseler bile arkada muazzam bir mekanizma çalışır. Adaylar, adayların aile bireyleri ve yakınları, parti örgütüne ek olarak sabahtan akşama gayret gösterirler. Gönüllüler yanında profesyonel danışmanlar da kampanya sürecinde yer alırlar.

Bu seçimde iktidar partisi örgütünden insanlar bizim eve tam iki kez uğradılar. İlkinde bir paket çay hediyesiyle geldi örgütten insanlar, bir hafta sonra da çarşı-pazarda kullanmak üzere hazırlanmış ve seçim meydanlarında dağıtılacağına söz verilmiş file-çanta hediyesi ile…

Gönül işi belediyecilik ama biraz da gönül alma işi…

Muhalefet partileri örgütleri AK Parti örgütü eline su dökemez. CHP’den, İYİ Parti’den, Saadet’ten kimse bizim kapıyı çalmadı. [Bu arada en az 15 muhtar adayının da sempati taarruzuna uğradığımızı kayda geçirmek isterim. Küçük bir mahallenin muhtarlığına 15 aday…]

Geçende bir başka vesileyle bir yabancı siyaset danışmanının görüşünü paylaşmıştım: Seçimler daha kampanya başlamadan çok önce kazanılır veya kaybedilir. Halk, seçmen -hiç değilse büyük bölümü- seçim henüz uzaktayken oylarını nasıl kullanacağına karar vermiştir; kampanyalar ile az sayıdaki kararsız seçmen ikna edilmeye çalışılır.

Bakmayın siz “Anketler yalan söylüyor” denmesine, liderlerin vücudu bir ilden diğerine yolculuk ederken, aklı, parayla hizmetlerinden yararlanılan araştırma firmalarından sıkça gelen anketlerdedir. Sadece oy durumunu ölçme değildir dert, kampanya sırasında kullanılan argümanların muhataplar üzerinde bıraktığı izlenim ve ikna edilmeyi bekleyen arastaki seçmenlerin ne istediği de bulunmaya çalışılır.

Söylem kampanya sırasında değişir durur

Kampanyalarda her an durum değerlendirmesi yapılır ve söylemler ile onları söyleyecek olanlar yeniden belirlenir.

Oyunu her seçimde AK Parti’ye vermiş, elinden geldiğince partisinin başarılı olması için gayret de göstermiş birinin, kampanya sırasında “Kırılma zamanı değil, küskünlerden de oy bekliyoruz” söyleminin ağırlıklı kullanıldığı günlerde şöyle bir tepki verdiği kulağıma gelmişti: “Kırılan birilerinin varlığı kabul edildiğine göre, onları kıranlar da var demektir. Acaba kırdığı anlaşılanlar kırılanların neden kırıldığını öğrenmek ve kırılmış gönülleri kazanmak için herhangi bir çaba harcıyorlar mı?”

Sanıyorum, bu tepki kampanya merkezine de ulaşmış olmalı ki, o söylem fazla uzun ömürlü olmadı.

Dikkat ettiyseniz, iktidar cephesi, tek bir ağır topla kampanya başlattı ve sonuna kadar onunla gidileceği izlenimi verildi. Sadece birkaç yerde iktidar cephesinin ikinci ortağının lideri ile birlikte fotoğraf vermeye yarayacak müşterek mitingler yapılacaktı.

Öyle olmadı. Devlet Bahçeli‘nin sonraları daha fazla ön plana çıktığını gördük.

MHP seçmeninin elinin AK Partili adaylara oy vermeye gitmeyebileceği tespit edildiği için…

Son dönemece girildiğinde, muhalefete karşı yürütülen kampanyanın ana teması HDP haline geldiğinde içişleri bakanının da ortaya çıktığını, “Onlar siyasi değil” diye kendilerinden kampanyada yararlanılmayacağı çok önceden ilan edilmiş bakanlardan yatırımcı olanların da iddialı vaatlerle devreye girdiğini gördük.

Ekonomik sıkıntılar ve özellikle işsizlik başlıklarının, daha önce AK Parti’ye oy verdiği halde bu defa kararsız görünen seçmenlerin ciddiye aldığı sorunların ilk sıralarına yerleştiğinin anlaşılması üzerine oldu bu da…

Seçmen yüze güler, bazen sürpriz yapar

Son günlere gelindi ve seçmendeki kafa karışıklığı ortadan kalktı mı?

Herhalde bu akşam, propaganda yasağı başladıktan sonra, partilerin kampanyalarında görev almış önemli isimler, liderler ve parti üst yöneticileriyle bu soruya cevap arayacaklardır.

Benim en yakından izlediğim seçim, 1977 genel seçimiydi. Turgut Özal MSP’nin İzmir aday listesinin ilk ismiydi. 45 gün boyunca o ve onun için İzmir’e gelmiş yakınları canla başla çalıştılar. Diğer adaylar da. Seçimden bir gece önce bir araya gelip ertesi gün sandıktan nasıl bir sonuç çıkacağı yolunda beklentilerini dile getirmeyi de içeren bir durum değerlendirmesi yaptılar.

Turgut Özal MSP’nin İzmir’den öyle bir-iki değil daha çok milletvekili çıkaracağına emin görünüyordu.

Kendisi bile sandıktan çıkamadı.

“En önemli anket sandıktır” diye boşuna söylenmiyor.

ΩΩΩΩ

23 YORUMLAR

  1. Yerel seçimlerin vatanımıza milletimize hayırlı olmasini temenni ediyorum.Allahim vatan millet din dusmanlarini sevindirme dostlarını uzme Allahim amiin amiin amiin

    • Seçim sonuçlarına kim sevinecek kim üzülecek, herkes gibi ben de bilmiyorum bunu -bir gün daha bekleyip göreceğiz. Ama, ben sana şimdiden üzüleceğin bir haber vereyim: Seçmenlerin en az yüzde 50’sinin “vatan millet din düşmanı” (!) olduğuna işaret edecek seçim sonuçları. Yani, kardeşim, yedi düvele karşı girişmiş olduğunuz anlı şanlı beka davasında memleketin yarısı sizi şimdiden satmış görünüyor -işiniz zor! 🙂

      Ankara Cephesi komutanlığına Muammer Güler’i, İstanbul Cephesi komutanlığına Zafer Çağlayan’ı, Bursa Cephesi’ne de Egemen Bağış’ı getirmek aklınıza gelseydi, gazanız mubarek olabilirdi belki. Neyse, o tren kaçtı, artık önümüzdeki maçlara bakaaksınız! 😉

  2. fehmi bey! çok büyük bir günah işlemişiniz. nasıl bir günahtır, ne yaptınız bilemiyorum. fakat, ilkokul düzeyi yorum yazan okurlarınızın olmasının sizin işlediğiniz büyük günah nedeniyle olduğunu düşünüyorum.
    – ömrüm boyunca, her kesimden insanla tartıştım. çok değişik konularda tartıştım. Onların hepsi de üniversite mezunu değildi. ilkokul mezunları, lise terkler, lise mezunları… değişik eğitim düzeyinden, değişik düşüncelerden ve değişik kültürlerden insanlar… pekçoğu ile de yüzyüze tartıştım.
    – Ancak işin doğrusu, şu bir yıldır okuduğum yorumlardan bazılarını nereye yerleştireceğimi, hangi eğitim düzeyine, hangi yaş gurubuna, hangi kültüre dahil edebileceğimi bilemiyorum.
    – işin kişiselleşmemesi için sizin okurlarınızdan örnek vermiyeceğim. karardan bir okur yorumunu buraya alıyorum:
    “Elif hanım bazı hususlar kafama takılıyor. Sizden fikir almak istedim. Az da olsa bilgi vermenizi istirham ediyorum. Ulul Emir nedir? İtaat etmek farz deniyor! Karşı gelmek, vatana ihanet gibi oluyormuş. 2023 te ne olacak? Çok önemli bir tarih olduğunu söylüyorlar. Hatta halifelik gelecemiş, yahıdiler, siyonistler, kafirler perişan olacakmış. Hatta ismi de zikrediliyor ama yszmam uygun olmaz. Saygılarımla..”

    • Orta sınıf üstü, seküler-modernleşmeci bir aile ve sosyal çevre içinde yetişmiş olduğumu yer yer yazmıştım. Çocukluğumun ortaokullu olduğum yıllara rast geliyor olmalı, ders kitaplarından birine de girmiş olan şu meşhur bulutların gökte peydah ettikleri Atatürk’ün portresi. Opera sanatçısı olan annemin yakın çevresinden biliyorum, birinci elden tanığıyım: Otobüsler tutulurdu, fotoğraf makineleri alınırdı, hepsi üniversite mezunu, kimi sanatçı ünvanlı insanlar o bulutların Atatürk portesi peydah ettikleri tepeye doğru yola koyulurlardı -mucizenin bir kez daha yineleneceği, o mucizeye tanıklık etme ayrıcalığının de kendilerine düşeceği çocuksu ve aptal heyecanıyla.

      Cehaletin ve aptallığın okumakla, eğitim düzeyi ile ilgisi olmadığını bana hissettiren şebekliklerden biridir o çocukluk anılarım. . .

      Kimse bu tür meczuplıkların gerilerde kaldığını sanmasın. Daha bir yıl olmadı cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılalı. Koca koca profesörler, türlü çeşit gazeteciler ve akademisyenler, takılmışlardı Muharrem İnce adlı bir kasaba politikacısının peşine, dipten gelen dalgaya tanıklık edecekleri seçim sonrası saatlerin sabırsızlığını yaşıyorlardı.

      Diyeceğim o ki, her tür meczup ve şaşkın her mahalleden çıkar -önemsemeyip gülüp geçmek gerek 🙂

      • Sn. bernar. cok. dogru yorumlamissiniz.Tam isabet. olmus.Bu isler maalesef okumakla. hallolmuyor.Nice. diplomali. cahiller yetismistir ulkemizde.Bizde. diploma. ogretimin neticesinde alinir ancak egitim cok farkli bir seydir .Unuversitelerimiz nice cahil yetistirmistir ozellikle son yillarda.Bu basli basina ulkemizin sorunudur.Ileride bu konular hakkinda yorum yapilabilir.
        Simdi. aslolan. yarinki secimi kazasiz belasiz atlatip. onumuzde dag gibi biriken sorunlara fokuslanmaktir.
        Insallah vatanimiz icin en hayirli sonuclarla karsilasiriz.

        • Diplomalı cahil yetişmez yetiştirilir bizde…
          Adam hiç haketmediği halde notlar verilir okullardan mezun edilir…
          Hiç haketmeden önce asistan sonra dr ve doç en sonunda da prof bile yapılır.
          Nicelerini gördüm dışı bilim adamı içi kof…
          Çünkü bizde yetenek ve çalışma nazarı itbara alınmaz.
          Kimin nesisin ona bakılır…
          Ya da kim daha iyi çanak yalayabiliyor ona bakılır.
          Gerisi lafı güzaftır.
          O yüzden yerimizde sayarız ya da gider gider arkamıza döner bir de bakarız ki bir arpa boyu yol bile gitmemişiz.
          Demokrasimizi getirdiğimiz noktaya bakın ne dediğimi anlarsınız.

    • *******
      Halife ilan etmiş olsa biri kendi kendini,
      Epey şüpheli, ne kadar etkili olur bilemem,
      Layıkıyla temsil edebilir mi acep DiNini?
      Ufak işlerin memuru, velakin meczup diyemem…

      https://www.youtube.com/watch?v=pqs_phh2QG0

      Keşke, espirili, hoş bir beyanat verebilseydi….
      Ne şiş yansın ne kebap türü neler bulunmazdı ki…
      Kendine Yeni Zelanda’dan teşekkür edilseydi
      Ancak seçim meydanı dolu; bu fırsat kaçmazdı ki…
      ……
      *******

      Evet, boş ve duygusal lüzumsuz konuşmalardan ziyade, bir teröristen tahrik olup onu muhatap almak demek, onun sizi kendi seviyesine çekme oyununa gelmek demektir. Tepki olarak, İ. Kalın Dünya’ya çok daha anlamlı bir taziye ve tavsiye mesajı verebilirdi. Çok daha önemli asli vazifeleri yanında bunu bir devlet Başkanının vazife edinmesi önceliklerini bilemediğine yeni bir kanıt teşkil etmiştir. Bir devlet Başkanının onlara vereceği en güzel cevap espirili ve akıllıca bir cevabın yoksa susmak, ve fakat İstanbul konusundaki duygusallık değil, hatalara son verip hızla kalkınma yolunda olmaktır…

    • Bir iki kişi beğendiği için kendi yorumlarınızın sizin başkalarının yorumlarını değerlendirdiğiniz gibi değerlendirilmediğini mi sanıyorsunuz?
      Gereksiz uzun, sıkıntı veren, konuyla ilgili olmaktan uzak kimseyi ilgilendirmeyen şahsi düşüncelerin herkes tarafından beğenildiğini zannetmiyorsunuzdur umarım.

  3. Bence bizar olunanların fişi çekildi. 😀 Sarı kart yerine mor Kart görecekler. Muhalefetin tüm beceriksizliğine rağmen. 😁 Ha şu muhafazakar mahalle! dünya ve onun nimetlerini tadmanız ölçüsünde inkisarı hayalleriniz olacak. Zümrüdü Ankanız olan dünya tuzlu su gibi sizi yakacak. Üzgünüm. Sosyo mekanik bir kural devrede olacak. Yudavilu eyyyam… şu trollere ricam yorum yapmayın. Vatan,millet pkk, fetö vs. Yav artık bayat ve soğuk yemek yedirmeyin. 😎

  4. Her türlü kılığa girerek Ak partinin nasıl hak adalet ve islamdan uzaklaştığını ikna etmeye çalışanlar
    Bizim için ABD,PKK , HDPKK nın karşısında olanın yanında olmak vatan borcudur
    İttifak yaptığın hdp ve şeriatçı dedenizi alın CHP nin ikna odalarına gidin fırsatını bulduklarında ne yapacaklarını yine görüyoruz
    Ama size Haçlılar bile dokunmadığıba göre CHP ,Hdppk yı baş kaymak la beslersiniz şaşırmayız

  5. Bu yazı yakışıksız. Fakat sizin sitede
    Önce bu olayın adını koyalım: Bu “Hıristiyan terörü”dür. Siyasilerimiz, bulundukları sorumluluk mevkiinden dolayı, söylemekten kaçınsa da bunun adı “Hıristiyan terörü”dür. “İslami terör” ifadesini rahatlıkla kullananların buna “Hıristiyan terörü” diyememeleri tam bir samimiyetsizliktir, bağnazlıktır, düşmanlıktır.

    1. Müslümanlar, dünyanın en emniyetli ülkesinde dahi huzur içinde yaşayamayacaklarını bilmelidirler.
    2. İnançlar savaşı bitmemiştir, devam etmektedir.
    3. Batı’nın, İslam inancına ve Türklere karşı kini canlıdır ve hiç bitmeyecektir.
    4. Batı’nın, geldiği sözde yüksek medeniyeti, barış anlayışı, demokrasisi kendisi için geçerlidir, bu söylemler diğer ülkelere yönelik kandırma aracıdır.
    5. Batı’nın insanlığa sunacağı insani bir değer zaten yoktu, bundan sonra da olmayacaktır.
    http://www.ocakmedya.com/ocak_yazar/2019/03/18/beka-zeka-sifa-yeni-zelanda/
    Bu yazarın ruh haletini anlamak mümkün değildir. İnsana sunacağı değer yok dediği batının tekniğini kullanıyor.

  6. Seçimden sonra

    Erbakan’ı devirmek için Turgut Bey’i Sermaye İzmir’de MSP’den aday yaptı. Yaşar Tunagür’ü ve Fethullah Gülen’i destek yaptı. Büyükçe bir para ile onu destekledi. Sermaye başarılı olamadı. Halk oy vermedi ama sonra ordu desteklediği için onu başbakan yaptı.

    AK Parti’yi Sermaye desteklemiyor. Dolar onun için oynuyor. Ordu karşı değil. Halk AK Parti’ye oy vermese bile onu desteklediği için vermeyecek. Gelecek cumhurbaşkanlığı seçiminde çok fazla oy alsın diye desteklemeyecek. 7 Haziran seçimini hatırlayabilirsiniz.

    Asıl imtihanı bundan sonrası belirleyecek. Kimin belediye başkanları başarılı olursa halk cumhurbaşkanı seçiminde ona oy verecek.

    Bütün belediye başkanları aynı şansa sahiptirdir. Ortaklık ekonomisini, semt kooperatiflerini benimseyen parti geleceğin iktidarıdır. Sevinmeyenler olur ama buna en yakın parti yine AK Parti’dir. Yine Erdoğan’dır. Biz Akevler olarak kim ortaklık ekonomisini benimserse onun yanında olacağız. Benimseyen olmazsa biz parti kuracağız. Duamız bu.

  7. Sayın Fehmi Bey,

    Bu seçimin kaybettiren domates, biber, patlıcan, poşet, tank fabrikası, Suriyeliler hayat pahalılığı v. b olmayacak…

    Kibir, küçük görme, kaba uslup, iftira, yalan, servet düşkünlüğü v. b olacak. 10 yıldır kulaklarını tıkayan idareciler olacak yozlaşmaya duyıpta umursamayan. Saygılar.

    Olan da hayır vardır.

  8. Herkes kendi penceresinden bakar bu seçim işlerine. Çoğu kez de derslerine çalışmayan öğrenciler gibi sınav cevaplarına bakmaya korkarak hayal dünyalarında başarı basamaklarını tırmanır dururlar. En nihayetinde netice değişmez ve takdir neyse o gerçekleşir. Bu seçimi farklı kılan ekonomik tablodaki perişanlıktır.2002 seçimlerinde de benzer bir durum vardı ve insanlar Ak Parti’yi bir çıkış yolu olarak gördüler. Bakınız çıkış yolu diyorum, ümit ışığı değil. O ortamda muhafazakar ve ona yakın kitlelerin yönelebileceği tek oluşum Ak Parti’ydi çünkü. 17 yıllık süreç içerisinde ekonomik durumun en vahim olduğu günleri yaşıyoruz. Daha ilerisi için ise acı reçete yorumları yapılıyor. Daha başka eksikleri de var iktidarın ancak geniş kitleleri ilgilendiren yegane şey ekonomidir. Şimdi bu kitlenin bu şartlarda biatını sürdürmesi mümkün mü mesele o. Ben biata bağlılığın sarsılacağı kanaatindeyim. İktidar bir miktar oy kaybedecektir ama büyük sarsıntı oluşturacak ölçüde değil. Fakat bu kayıptan ders alınmazsa 4,5 yıl sonra gerçek kayıp yaşanır, bu kesin. Ekonomide, adalette, liyakatte, eğitimde ciddi ve kararlı hamleler şarttır.

  9. “AK Parti ve MHP’ye oy vermeyin” çağrısı yapan Cemil Bayık’a bir çift laf edemeyenleri, “Sana ne!” diyemeyenleri, tam tersine gizli gizli onlarla pazarlık yapanları affedemeyiz. Bu utanç onları yer bitirir, bitirecek de…Onlar 31 Mart’ı yerel seçim görmüyor, peki biz niye öyle görecekmişiz!…Yalan anketlerle yürütülen algı operasyonuna paralel, bir de AK Parti seçmeninin önemli bir bölümünün iktidara ders vermeye hazırlandığı fitnesini yaydılar…..Sadece belediye başkanlığı meselesi sanmayın. Bunun bir adım sonrası Türkiye’yi felç etmektir…..ders verilecek verilecek bakalım ses ne taraftan yankılanacak….Rabbim hayırlısını versin…

  10. *******
    Deseler “akıllandık!
    Doğru yoldayız sandık,
    Hata yok bundan böyle…
    Çünkü artık uyandık!“

    Deseler “akıllandık!
    Bakın artık uyandık,
    Hata yok bundan böyle..
    Bundan biz de usandık!”

    Deseler “akıllandık!
    İblise biz de kandık,
    Hata yok bundan böyle..
    Yoksa, var ya biz yandık!”

    Deseler “akıllandık!
    Bizler küfre dadandık,
    Hata yok bundan böyle..
    Nezakete inandık…”

    Deseler “akıllandık!
    Zaten bizler pişmandık,
    Hata yok bundan böyle..
    Uçuruma dayandık! ”

    ………

    «Akıllandık!» deseler,
    Bir «özür» dileseler,
    “Oy” veririm ben yine,
    “Oy”umu haketseler!…
    ……
    *******

  11. UZUN SÖZÜN KISASI HALK KENDİNE BENZEYENİ SEÇECEKTİR.
    TOPLUM LAYİK OLDUĞU İDARE İLE İDARE EDİLİR.
    HALK, ÇOĞUNLUĞUN VERDİĞİ BU KARARI KABUL ETMEK ZORUNDADIR.
    ÖNEMLİ OLAN NETİCENİN HERKES İÇİN HAYIRLI OLMASIDIR.

  12. Yaşım daha genç, 90 ve sonrası seçimleri görmüş biri olarak söylüyorum: hiçbir seçim zamanı bu kadar ağır hakaretler ve ithamlarla geçmedi. Özellikle iktidar cephesi (Cumhur ittifakı) çok ağır ithamlarda bulundular. Allah şükür muhalefet (millet ittifakı) sağduyu ile hareket ederek seçim arafesine gelebildik.
    Aslında bu seçim öncesi çalışmalar iki tarafın tabanını olumsuz etkiledi. Çünkü halk huzur istiyor birlik istiyor ve özellikle ekonomik olarak iyileştirmeler istiyor. Bu seçimde sandığa gidenlerden çok sandığa gidemeyen seçmen daha çok konuşulacak. Bu seçimde sandığa giden halk oranı düşük olacağını düşünüyorum. Ak partiye gönül vermiş insanlardan bazıları sandığa gitmeye bilir. Sayın Erdoğan da bunu bildiği için kuskunlukler kirilganliklar olmasın diyor.
    Sağlıklı huzurlu ve sağduyulu bir seçim geçirmemiz dileğiyle…
    SAYGILAR SEVGİLER

  13. Şahsi veya siyasi çıkar sağlamak,mevcut konumunu pekiştirmek-idame ettirmek için;devlette hizmet ederken millet fertlerinden gönülsüz olarak tahsil ettikleri veya kanun yolu ile tahsis ettikleri kaynakları rüşvet (Yazar’ın tabiriyle “Gönül alma”) olarak seçmene aktaranlara, bunları hediye veya ikram olarak kabul edenlere, bu etkinliği bir örgüt başarısı olarak dillendirmek suretiyle adeta teşvik edenlere ne demeli?
    Olmayanları olmuş, olamayacakları ise olacakmış gibi göstermeyi marifet sayıp bu marifetlerinden para kazananlara, bu faaliyetleri sonucu BELKİ de ehliyetsiz ve liyakatsiz kişilerin hak etmedikleri yerlere gelerek devletin ve milletim bekasını karartmalarının önünü açanlara,iktidar uğruna bu gerçek dışı içerikleri bile bile , satın alıp kullananlara ne demeli?
    Kendileri gibi siyaset meydanına çıkmış rakip-rakibelerini boğmak için; ahlak, edep,terbiye ve sair sınır tanımadan her türlü iftirayı mübah görenlere, bu davranışları; buğz etmek yerine alkış Ve tezahüratları ile tasdik ve teşvik edenlere ne demeli?
    Veyl veyl veyl.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here