AK Parti ile CHP unutkanlık yarışında.. İstanbul’u 1973’te CHP nasıl kazanmıştı, hatırlayan yok.. Ben hatırlatayım istedim…

46

“Her şey güzel olacak” diyenlerin, yenilenecek İstanbul seçiminde sandıktan CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun bir kez daha belediye başkanı olarak çıkmasını bekleyenler olduğunu biliyoruz.

Slogan, iki adayın belirleyici olacağı yarışta ipi CHP adayının açık ara önde bitirmesi durumunda, bunun ardından bir iktidar değişikliğini getireceği ‘umudunu’ da içinde barındırıyor mudur?

Muhtemelen öyle bir beklentiye de kapı aralıyor “Her şey güzel olacak” sloganı…

CHP’liler şu sırada o umutla yaşıyorlar.

Kamuoyunun ismini ezbere bildiği sanatçılar, iş insanları, ilgi duyduğu kulüplerin taraftarları ve yönetimlerinden isimler vesile bulup o sloganı tekrarladıkça CHP’de umutların tavana vurduğundan da eminim.

İnsanoğlu için umut iyi bir şeydir.

Umut iyi bir kahvaltıdır, ama…

Çok uzun yıllar önce, henüz öğrenci iken, dönemin ünlü bir köşe yazarının düzenlediği atölye çalışmasına katılmıştım. İlk gün, katılımcı olmak isteyenler toplanmış dersin başlamasını beklerken, yazar hepimizden bir konuda kompozisyon yazmamızı, kağıtları okuduktan sonra başarılı bulduklarıyla yola devam edeceğini söylemişti.

Kompozisyon konusu İngiliz filozof Francis Bacon’a (ö. 1626) ait olduğunu bildirdiği şu sözdü: “Umut iyi bir kahvaltıdır, ama öğle yemeğine yetmez.”

Aradan yarım asırdan uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen o gün bugündür hiç unutmadığım sözün geçerliliğine hep inanmışımdır.

Umut sahiplerinin umutları ne kadar yüksek olursa, hesapları yanlış çıktığında hayal kırıklıkları da o kadar büyük olur.

CHP bugünkü durumda umutlu taraf.

AK Parti’ye gelince…

Sonuçta İstanbulluların kentlerini yönetecek belediye başkanını seçecekleri bir seçime gidiliyor; ancak görebildiğim kadarıyla, AK Parti adına yapılan açıklamalar olaya bir genel seçim havası katıyor. Herkes üst perdeden konuşuyor. Farklı sesler susturulmaya, susmayanlar ağır karalamalara muhatap edilmeye çalışılıyor.

Hayrettir, seçime AK Parti adayı olarak katılacak olan Binali Yıldırım bu üstenci tavırda başı çekiyor. [Yoksa seçilmek mi istemiyor Binali Bey?]

Kendisine yöneltilen sorulara makul açıklamalarla cevap vermek yerine, soru soranı sorduğuna pişman edecek bir üslup hakim AK Parti adayının söylemine.

Sadece o da değil. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) bilinenlerle çelişen kararıyla kafası karışmış çoğu AK Parti seçmeni olan kişileri aydınlatması beklenen parti yetkilisi veya bürokrasiden isimler, açıklayıcı olmayı bir tarafa bırakmış, tersleyici bir üslubu benimsemiş görünüyorlar.

“Her şey güzel olacak” sloganını yayanları fişleme uyarısı onlardan çıkıyor. Sloganı paylaşan kişilerin ‘sanatçı’ kimliğini sorgulayan, onları ‘ihanet’ ile suçlayan da yine aynı kimlik sahibi kişiler…

Nasıl olsa kazanılacağı güveni mi iktidar yanlılarını böyle bir tutuma sevk ediyor, yoksa görüntüleri öyle yorumlanmaya müsait olsa bile içten içe sonuçtan emin olmadıkları için tedirginlikleri mi dışa vuruyor?

Durduk yerde bir de gazeteci dövme olayı yaşandı.

Hapiste bulunan gazetecilere beyzbol sopasıyla öldüresiye dövülen bir gazeteci görüntüsü eklendi.

Zamanında AK Parti’nin bilimsel çalışmalarına katkıda bulunmuş bir kadın profesör, Füsun Üstel, akademisyenlerce hazırlanmış bir bildiriye imza koyduğu için verilen hapis cezasını çekmek üzere cezaevinde…

Benim yaşım 1970’leri hatırlamaya müsait. Bugünküne az-çok benzer bir siyasi ortamın iktidar partisinin başını derde soktuğunu, seçmenin kafa karışıklığının muhalefete yaradığını hatırlıyorum.

Muhalefet İstanbul’u geçmişte bir değil iki kez kazanmıştı

En az iki kere yaşandı bu olay: Biri 1973’te, diğeri de 1989’da…

1989’da şartların SHP adayı Nurettin Sözen’i İstanbul belediye başkanlığına taşıdığı az çok biliniyor; ancak 1973 yılının son ayında yapılan yerel seçimde, İstanbul belediye başkanlığını CHP adayı Ahmet İsvan’ın yüzde 63.6 gibi yüksek bir oyla kazandığını hatırlayan ve hatırlatan yok.

CHP’liler bile 1973 seçimini içlerinden çıkma birinin kazanarak İstanbul’u dört yıl yönettiklerini unutmuş görünüyor. Onların hatırladığı muhalefetten tek İstanbul belediye başkanı Nurettin Sözen

Ahmet İsvan’ın kendisini başkanlığa taşıyan süreci de anlattığı belediye başkanlığı dönemiyle ilgili bir anı kitabı vardır: ‘Başkent Gölgesinde İstanbul’… Yalova’da çiftçilik yapan Robert Kolej mezunu (kendisi Bülent Ecevit’le, sonradan eşi olacak Reha Hanım da Rahşan Ecevit’le sınıf arkadaşıdır) ve ABD’de ziraat mühendisliği eğitimi almış birini İstanbul’a başkan adayı göstermiştir CHP ve kazanmıştır.

Kendiliğinden gelip herhangi bir karşılık beklemeksizin kampanyasına katkıda bulunan sanatçılar, gençler taşımıştır İsvan’ı başkanlığa… Rakibi Adalet Partisi’nden Fahri Atabey’in aldığı oyun iki mislinden fazla oy almasını sağlayarak hem de…

Tarih bizde hep tekerrür ediyor ya, sebebi, Mehmet Akif’in bilgece tanımladığı gibi, geçmişte yaşananlardan hiç ders alınmamasıdır.

Ders alma özelliğimiz yok bizim.

Her coğrafyanın insanı unutkandır, ama galiba bizim unutkanlığımız had safhada.

Takvimden her gün bir sayfa daha eksiliyor, seçime şunun şurasında sadece beş hafta kaldı.

ΩΩΩΩ

46 YORUMLAR

  1. İstanbul seçimlerinde tekrar sayılan oyların yüzde sekizi bu oran fark 29000 den 13000 e indi . kimse itiraz etmiyor buna .ysk tüm oyları tekrar sayma kararı verseydi kesin ak parti en az 100000 oy farkla alırdı . bu kadar da tantana yaşanmazdı. HIRSIZIN HİÇ Mİ SUÇU YOK İMAMOĞLUCULAR

    • Farkın azalmasının nedeni parti logolarına vurulan mühürlerin gözükmemesi ve boş oy muamelesi yapılması. Bu işi Binali’ye oy verenler daha çok yapmış, İmamoğlu’na oy verenler daha az yapmış. Zaten YSK kararında oylar çalındı v.s. diye bir şey yok. Sandık kurulu başkanlarının bir kısmının devlet memuru olmaması nedeniyle seçim ‘usul hatası’ gerekçesiyle iptal edildi. Fakat aynı zarftaki oylardan 3’ü geçerli 1’i geçersiz sayıldı ! Esas hırsızlığı yapan kim oluyor bu durumda ?

    • Doğrudan kainat imamına bi müracaat etseydiniz keşke semih bey:) ayrıca benim de bi ricam var: bu iktidarın yerine gelecek olandan nasıl kurtulabilirmişiz onu da bi soruver..! Twitler mi? Yok, öyle olmuyo…

  2. Buradaki aktrollere soruyorum bu İstanbul seçimi sizce sadece hizmet aski icinmi hayır
    Önemi akparti için cevabı yine ben vereyim Türkiye’nin en büyük paranın döndüğü bir şehir olarak rantsal açıdan bulunmaz bir nimet bize bırakın martaval okumayı da asıl niyetimizi söyleyin adam gibide herkes bilsin niye bu kadar saldirdiginizi.bir belediye başkanlığı için 1 aydır manevra yapiliyor.bu ne duyulmuş nede görülmüş birşey ama halkımızı feto PKK deyip sürekli ikna ediyorsunuz millet gariban müslüman bunlar yinede diye diye size oy veriyor ama bunun bir sonu var derler ya bugün yediğin hurmalar bir gün bir yerini tırmalar misali çıkacak bir yerden bu haksızlıklar ne diyor İstanbul Bilgi işlem olurumde şifreyi size vermem ne vardır bir belediyede bu kadar önemli ne var olduğunu siz daha iyi bilirsiniz söylemeyin beni

  3. Birbirine zıt iki görüş (önerme) aynı anda doğru olamaz. Fakat her ikisi de yanlış olabilir.

    CHP’nin yanlışları AKP’yi doğru yapmadığı gibi, AKP’nin yanlışları da CHP’yi doğru yapmaz.

  4. Zaten kazanabileceği bir seçime hangi ahmak hile karıştırır ki? Yıllardır seçim kazanamamış bir anamuhalefet partisi tam da kazanmak üzere olduğu ibb başkanlık seçimlerini -çorbada tuz misali omuz veren fetöcü uyanıklar yüzünden- kaybetti. Dozajı güzel ayarlamışlar lakin işbankasının taşeron işçilerini seçim kurullarına doldurmakta bir sakınca görmemişler anlaşılan. Ne kadar usta işi olsa da sokma akılla seçim 15 günlüğüne kazanılıyor işte. Nihayet ysk da görevden kaçamadı zaten. İstanbullular da chpnin bu açgözlü anıtkabir imamının icabına bakacaktır artık… Kılıktan kılığa girmek suretiyle günlerdir kendilerince yaygara koparan güya muhalefet amigosu fetöcü kopillere de nasihatim olsun: bu sefer şefkat tokatı ne yandan gelir belli olmaz, benden söylemesi…

    • Anıtkabir imamı … fetöcü kopiller … şefkat tokatı … Ha gayret çıtayı giderek yükseltiyorsunuz. Suçluların telaşı diyesim geliyor, fakat siz sadece yorum yazıyorsunuz, masum bir şekilde …

      • Biraz daha sabır, Mim Bey. O da biliyor görüyor denizin bittiğini. Ne orijinalliği kaldı o sıradışı küfürbazlığının, ne de tehditlerine artık tık atlatabiliyor. Aynı küfürleri tekrarlayıp duruyor. “İninde vuracak seni ve senin giblieri tayyerelerimiz!” diye heyheylenirdi mutlu mesut günlerinde, Reis’inin eriyen oylarına paralel, “şefkat tokatı”na kadar geriledi işte, görüyorsunuz.

        Yakında kalvyesi de gidecek elinden. Artık yaşı ve ruhu hala el veriyorsa gider Perinçek’in Vatan Partisi’nin bir ilçe binasında çay ocağına bakar yamaklık yapar.

        Servise çıkmadan duramaz böyleleri.

        Öyle değil mi ama H. Gayret?

  5. MHP Kastamonu İl Başkanı Yüksel Aydın, AK Partili belediye döneminde 100 bin TL’lik pastırma yenildiğini açıklayıp sormuş:

    “Kastamonu Belediyesinde 100 bin TL’lik pastırma yemişler, nerede yediniz o pastırmaları?”

    Herhalde bundan ibaret değil kepazelik, çünkü, Y. Aydın şunu da söylemiş:

    “Biz, Cumhur İttifakı hatırına birçok şeyi görmezden geliyoruz.”

    Utanmak arlanmak bilmez terbiyesizler.

    Pastırma tıkınanları da öyle, ittifak hatırına çok şeyi görmezden gelenleri de öyle.

  6. Tarihte Türkler
    Sermaye bir tezgâh kurar, herkes ona karşı olur ama sonunda onun dediğini yapar. 15 Temmuz bunun açık örneğidir. 15 Temmuz’u Sermaye tezgâhlamıştır. Gülen’e fatura etmiştir. Bir taraftan Gülen’in İslami hizmetleri yine Müslümanların eliyle dağıtılmıştır. Diğer taraftan orduyu ve bürokrasiyi ikiye bölmüştür. Hala her görevli asker olsun, sivil kişi olsun tedirgin bir şekilde başına gelecekleri beklemektedir. Görev yapamaz durumda, huzursuz.
    Türkler Anadolu’yu 1071’de fethe başladılar. Cengizhan Anadolu’yu perişan etti. Halkları Anadolu’yu istila etti. Timur Osmanlıları dağıttı, Viyana’da Kırım Türleri ihanet etti. Araplar İngiliz tarafına geçti. Kürtler isyan etti. Gülen 15 Temmuz’a kalkıştı.
    31 Mart, 60 müdahalesi, 71 müdahalesi, 81 darbesi, 28 Şubat’ta askerler hep etkili oldu ama hep başarılı da oldular. Bugün de ordumuz 15 Temmuz’dan sonra zaferler kazanmaktadır.
    Neler neler oldu ama devletimiz yaşıyor. Bunlar basit oyunlar. Gelir ve geçer.
    Biz uygarlaşma yolunda, semt kooperatifleri kurma yolunda çabamıza devam etmeliyiz.

    • Sn hocam. Bu kadar başkaldıran, yarı yolda bırakan, isyan eden darbe yapan, mudahele eden olduğuna göre biraz da takkeyi öne alıp düşünülmesi lazım herhalde.. Bazı işler daha iyi yapılabilirmiydi veya bugünlerden itibaren daha iyi yapılabilir mi diye… İşte bunun için “akıl*iman sentezi” diyorum ve dikkati çekiyorum…. Sizin şu semt kooperatifleri de dikkati çekiyor… belki biraz revizyon faydalı olabilir… http://www.ocakmedya.com/ocak_yazar/2019/05/06/belediye-baskanlarina-acik-mektup/

    • ‘…Viyana’da Kırım Türkleri ihanet etti…’ Sayın Karagülle, tarih konusundaki cümlenizin bu kısmının (öbür kısımları doğru anlamında olmamak üzere) hatalı olduğunu düşünüyorum. Tarih, istediğimizin içinden çıkarılacağı bir torba değil kanımca, kimine göre BELGELİ olan bir bilim. Selamlar.

  7. Trol akını başlamış.
    – yalan, iftira, olayları çarpıtma, beyin yakan yorumlar, külyutmazlar, subliminal mesaj uzmanları sökün etmiş.
    – acaba yakın bir zamanda seçim mi var?

  8. Arkadaşlar ben mi yanılıyorum,dün kız çocuklarını başı kapalı diye yapmadıkları eziyet kalmayan,oğlu subay evlenirken düğün ordu evinde olduğu için ordu evine oğlunun düğününe alın ma yan.Başı kapalı olduğu için birincilik beratı verilmediği gibi tartaklanarak kürsüden atılan ve bir kenarda sessizce göz yaşı döken. milliyet gazetesinin o günkü manşetinde ”ekonomide bahar havası ” başlığını atmasına rağmen halkın oylarıyla seçilmiş başbakanı doğduğuna pişman edip başbakanlıktan kovan . Üniversitelerde ikna odaları oluşturup inançlı kızları başlarını açmaya zorlayan. Başörtülü kızlarımızın hak talebine” Beğenmiyorsanız arabistana gidin” diyen bir cumhur başkanı ve onun yandaşları demokrat oluyor. Ama bu söylediklerimin hepsini tersine çeviren, herkese hakkını teslim eden bir iktidar ve onun başındaki reisimiz demokrat olamıyor. İşte balık beyinli olmak budur. Lütfen tarafsız olarak bakalım. Bu gün efelenen ” REFAHPARTİSİ YÖNETİCİLERİ DÜN BUNCA HAKSIZLIK OLURKEN NEREDEYDİLER.” sayın NECMETTİN ERBAKAN HOCAMIN KEMİKLERİ SIZLIYOR. ALLAH bu mubarek günde sevgili hocama gani gani rahmet ey lesin. TEK BAŞINA BÜTÜN DEMOKRASİ DÜŞMANLARINA DEMOKRASİ DERSİ VERMİŞTİR. Dün korktukları için seslerini çıkaramayanlar,bu gün demokratlığını sorguladıkları bir iktidar döneminde bağıra bağıra konuşuyor. Bu yetmemişce sine dünün faşistlerine çanak tutuyorlar. Bu mübareK günde ” Allah sizi hidayete erdirsin diye dua ediyorum. İNŞALLAH RABBİM BİRDAHA BİZİ ESKİ KARANLIK VE ACIKLI GÜNLERE DÖNDÜRMESİN. SAYGILARIMLA

    • Bir “balık beyinli” ve Saadet seçmeni olarak bir kaç şey söyleyeyim, Refik Bey. Reis’inizin adil olmadığını düşünenleri”balık beyinli” olarak itham ettikten hemen sonra gelen cümlenin “Lütfen tarafsız olarak bakalım” demiş olmanız aslında tek başına yetiyor samimiyet ve saygı tartısında kaç gram çektiğinize, ama hadi bunu gözden kaçırmış olalım.

      ‘Tarafsız’ (!) bir yorumcu olarak, bana çok sahte gelen bir Erbakan Hoca güzellemesinin arkasından Saadet Partisi’ne çakma uyanıklığınızı da fark etmemiş görünelim.

      Hayır, yanıldığınız falan yok. Olmadık ahlaksızlıklar, ceberrutluklar sergilendi bu ülkede. Zaten “vesayet” dediğimiz şeyi görülür kılan da o adaletsizlikler, o buyurganlıklar, o kibir, o erdemsizliklerdi -ve daha nicesi.

      İyi güzel de, kardeşim, bütün bunlara işaret ettikten sonra, el çabukluğu marifet, Reis’ini demokrat ilan etmek, onun “tek başına bütün demokrasi düşmanlarına demokrasi dersi verdiğini” iddia etmek de neyin nesi oluyor?

      Hele şöyle bir iki adım öne çıkıp yaklaşınız, ve şu sorulara karşılıklar vermeye çalışınız:

      KHK gibi kararlarına yargı yoluyla itiraz edilmenin mümkün olmadığı faşizan bir yürütme (iktidar) tasarrufu ile onbinlerce insanı görevlerinden atmak, kamu kurumlarında çalışamaz hale getirmek mi demokratlık?

      Söyleyin bize, bir KHK maduru olan milletvekilimiz Cihangir İslam’ın suçu neydi?

      Yine bir doktor ve KHK mağduru olan milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ne suç işledi?

      Çok doğru bir adım olan barış sürecinde aylarca birlikte meseleri müzakere ettiğin partinin liderini ve milletvekillerini işine gelmediğinde zindana tıkmak mı demokratlık?

      Dindar muhafazakar, dindar demokrat aydınlardan TV ekranlarına çıkabilen, bulundukları gazetelerden uzaklaştırılmayan kim kaldı?

      Daha dört gün önce, Reis’inin Basın Danışmanlığı’nı yapmış, Anadolu Ajansı eski müdürü,Reis’in en yakınındaki isimlerden Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk’ün yazısını yayımlamadı gazete, ve bildiğim kadarıyla gazete bu yazarla yollarını ayırdı: Bu mu demokratlık?

      İğdiş edilmiş,tepeden tırnağa siyasallaştırılmış sözde yargı kurumunun tarafgir ya da korkup sindirilmiş hakimleri tarafından onbinlerce sıradan Gülen Cemaati sempatizanını zindanlara tıkmak, utanç ve yüzkarası hapis cezalarına mahkum etmek mi Reis’inin demokratlığı?

      Kankası Bahçeli,utanmadan muhafazakar dünyanın en sekin kalemlerinden birini cezaevi ile tehdit edip olmadık hakaretlerle saldırdığında sus pus olmak mı demokratlık?

      Bir dindar olduğunuzu söylemekle kalmıyor, Erbakan Hoca’ya güzellemeler döşeniyorsunuz. İyi, güzel. Peki ama, partimiz ve liderimiz alenen PKK-FETÖ destekçisi zillet ittifakı bileşeni” ilan edilip bu yalanlar meydan meydan, gazete gazete, televizyon televizyon dolaştırılırken neredeydiniz, Refik Bey?

      Hükümet sözcüsü İbrahim Kalın, Savunma Bakanı Hulisi Akar, helikopterle bu ülkenin saygın bir devlet adamı ve siyasetçisi olan eski Cumhurbaşkanı A. Gül’ün evinin bahçesine indiklerinde, Reis’inin demokratlık hanesine kaç puan yazdı?

      Furkan Vakfı’nın yurtlarına ve parasına çöküp lideri Alparslan Kuytul’u terör örgütü lideri olarak zindana tıkmak mı demokratlık?

      Halen bir AK Parti üyesi olan A. Davutoğlu’nun bir sağlık profesyoneli olan eşinin öğrencileriyle buluşmasını engellmek, muhalif lidere destek veren sanatçıları alenen tehdit etmek kadar işi şirazesinden çıkarıp rezilleştiniz. Rezilleşmek midir demokratlık?

      İstanbul seçimlerinin iptal edilme gerekçelerini bir dindar olarak içinize sindiriebiliyor musunuz?

      Dünyanın en güvenilir seçimlrerinin ülkemizde yapıldığını ilan etmiş olan Reis’iniz, aradan bilmem kaç saat geçtikten sonra, “Bir FETÖ operasyonu ile elimizden İBB başkanlığını çaldılar!” yaygarasıyla işi gücü bırakıp haftalarca İstanbul seçimlerini iptal etmekle yatıp kalkar hale gelmesi karşısında bir dindar olarak kendinizi nasıl hissediyorsunuz, Refik Bey?

      “Lütfen tarafsız olarak bakalım” diyorsunuz “bu mübarek günde”.

      Bana da sizin bir dindar olarak sahip olduğunuz samimiyet, hakkaniyet, adalet, tarafsızlık duygularınız karşısında şapka çıkarıyorum. : )

    • refik kırcı!
      – bence geçmişi pek karıştırmayın. bu işten siz zararlı çıkarsınız. hesaplaşma taa ülkenin işgali dönemine gider, hatta daha eskilere gider de, bu ülkenin geri kalmasının sebebi olarak görülebilirsiniz.
      – Ya da, şu anki ahlaksızlıklarınıza, ülkeye verdiğiniz zarara bakınca, yediğiniz harama bakınca, “demek ki adamlar bunların böyle pislik olduğunu taaa o zamandan görmüşler.” dedirtmeyin.
      – ya da, “ne manyakça bir yorum. baskı yapanlar farklı, bugün suçlananlar farklı. bunlar olayları çarpıtarak, kendi ahlaksızlıklarına kılıf uyduruyorlar” dedirtmeyin.
      – ya da, “bunlar, 28 şubatçı faşistlerden daha faşistler, daha ahlaksızlar” dedirtmeyin.
      – Sen akplisin onları chpli diye suçluyorsun ama aslında onlar sizsiniz. onlar da senin gibi, ahlaksızlığı severler. yani onlar aslında sizsiniz. onlar da; “onlar” derler. yani aslında sizsiniz. Onlar da, sizin gibi, kendi ahlaksızlıklarını örtmek için gerekçe uydururlar. yani aslında, onlar sizsiniz.
      – ya da, “düşünce özgürlüğü, inanç ve yaşama biçimi özgürlüğü gibi temel insanı haklar için bedel ödedim. böylesine ahlaksız adamlar için mi ben bedel ödedim?” dedirtmeyin.
      – İnsan gibi, namuslu herhangi bir adam gibi davranın: kim yanlış yapıyorsa, ona karşı çıkın. yanlışlara karşı çıkın. iyi ve güzel olan şeyleri destekleyin.
      – islamcı kesimde pekçok kişiye haksızlık yaptı geçmişte ve günümüzde. mhpliler de pekçok kötülük yaptılar. chpliler de pekçok kötülük yaptılar. Ancak, bunun yanında, yine islamcılar da pekçok iyi şey yaptı, mhpliler de pekçok iyi şey yaptı. chpliler de pekçok iyi şey yaptı. karşı tarafın yaptığı yanlış ve kötü şeylerin yanında doğru ve iyi şeyleri de görün.
      – Hangisini örnek alırsanız o olursunuz. siz kötülükleri örnek alıyorsunuz.
      – artık geçmişte yapılan yanlışları, bugün yaptığınız haksızlıkları aklamak için kullanmayın.
      – geçmişte birileri ahlaksızlık yapmış olabilir. ancak siz, şu an, “onlar da yaptı” diyerek, şu an yaptığınız ahlaksızlıkları aklamaya çalışıyorsunuz ve ahlaksızlık yapmaya devam ediyorsunuz. bu nedenle ben size karşıyım.
      – chp ise, şu an, yapılan ahlaksızlıklara karşı çıkıyor. yolsuzluklara karşı çıkıyor. dalaverelere karşı çıkıyor. bu nedenle ben chpden tarafım.
      – daha sonra chpliler de sizin gibi yolsuzluk yaparsa, o zaman chpye karşı olurum. ancak şu an chp, ahlaksızlığa karşı, yolsuzluğa karşı, faşistlere karşı çıkıyor. benim için şu an önemli.
      – Yukarda yazdıklarım, siz “onlar” dediğinde, insanların aklına gelen düşüncelerin özetidir. Değişik duygu ve düşüncedeki ama sizden olmayan insanların düşünceleri. tabii benim düşüncelerim de var içinde.

    • Yazdıkların güzelde bu kılıfın altında götürülen milyar dolarları
      ayakkabı kutularını
      sıfırlamaları
      arda için ekmek parasından verilen trilyonları
      istanbula ihaneti
      ne istedilerse verenleri
      hiç hatırlayamamışsınız

      • Haksızlık ediyor gibisiniz, sayın Burak. Hiç Reis ve adamlarının dünya nimetlerinde gözü olur mu? Kul hakkına girerler mi?

        Erdemli ve ahlaklı insanlardır hepsi. Örneğin, benim bildiğim, bakara-makaracı Egemen Esenler’de bir dönerci dükkanında döner kesiyor, bir diğeri Galata Köprüsü altında tanesi 4 liradan cami manzaralı İstanbul kartpostalları satarak geçimini sağlıyor.

        Diğer okurları bilmem, ama, İstanbul öyle bilmediğim bir şehir değildir. Hayli yaşamışlığım vardır orada. İstanbul İstanbul olalı, böylesine geniş yeşil alanlar, parklar bahçeler kazanmamış, tüm rant kapıları yiyicilere ve şerefsizlere kapatılmıştır.

        Gönül belediyeciliğinin İstanbul aşkı da, olsa olsa, CHP’nin cami ve ecdadın yatırlarının mezarlarının yıkımına engel olma arzusunun bir tezahürüdür.

        Siz duyduklarınıza inanmayın bence.

        Ya FETÖ, ya CHP iftirasıdır bunlar.

        Sabah ve Star gazetelerini okumaz, A Haber izlemezseniz böyle cahil kalır, gelir burada cahil cahil konuşursunuz.

        Bu tür abuk subuk yorumlarla kimin maşası olup kimin hizmetinde olduğunuzu da artık buranın en kıdemli Reisçi trolü yazıversin! 🙂

        Yani, Burak Bey: Duygudaşca selamlar. . .

    • Sayin Refik Kirca! Şu baş örtüsü meselesini ısıtıp, ısıtıp mayalamayi devam etmeyi birakin cükü ısıtdıkça etrafi iyce kokutuyorsünuz!
      Ben Askeriyede çalışıyordum….”1981″ Nisaninda da başımı örttum…..
      Ben örtüğümden bir kaç ay sonra cocukluktan başi kapalı olan arkadaşlar kenan everenin kanun değil(şu anda reisinizin yaptiği gibi) lafi ile baş örtüsü yasağı getirildi. “FAKAT BANA BAŞIMI AÇ-TI-RA-MA-DILAR. Neden biliyormusunuz? Benim baş örtüme laf edenlere “TAYYIP CUMHURIYETININ DEĞIL”! TÜRKIYE CUMHURRIYETININ Anayasa kitabini gösterirdım. Hani TC devletinin laiklikle yönetildiği maddesinden sonraki ” DIN”, vicdan ve kişi HURRIYETI maddesini gösterirdim. Ben onu 1997 ye kadar hep yaptım….
      1997 de Baş örtüsü ve benimle ilgisi olmayan gazetelere yansiyan bir olaydan dolayı yapanlari işten atıp, o bahane ile güya benide onlarla birlikte işten atma değilde bana göre sürgün onlara göre naklimi çikardilar.
      Peki ben gittimmi? HAYIR gitmedim. Çünkü Allahin her insana verdiği akıldan bended birazcık vardı, onlarla haklıliğim yani sira o aklımla, şimdiki sizin zihniyetinizden biraz daha merhametli ve kanun taniyan o ZALIMLERI ALLAHIN yardimi ile yendim.
      Zaten o olaydan biŕ kac ay önce müdür yardimcisi yarbay bütün çalisanlari toplamiş tıpki şu an sizin yazdiklariniza benzer cahalet sergiliyen tek bir farkal siz DIN adina oda LAIKLIK adina hakaretler eşliğinde laflar etmişti, ve sonundada S…. olun İrana gidin demisti.Maalese o zamam AĞZIM sağ olsun bir arkadaş tarafından guya beni şeytanlarin şerrinden korumak için elleri ile kapatmişti.

      O zaman ONLAR beni ve benim gibileri Irana koviyordular fakat bizleri bebeklerle birlikte terörist ve vatan hainliği gibi
      cahilce iftira atip hamise ve YUNANISTANA muhtaç edip Meriç nehrini ailelere mezar etmediler ve hic kimseyede ağaç koku yeyinde demediler onlarin korktuğu sadece 80 cm karelik bir kumaş parcası idi….
      O zaman ben öğle zannetmiştim aslında doğruimiş, çünkü o 80 cm kumaşi kullnarak TC ile kavga edenler şimdi ABD ve Avrupaya hem meydan okuyorlar hemde oralarda çiftlikler saraylar satin alarak servetlerine servet katiyorlar.
      Bana inanmiyorsaniz AKP li diyanetin dolarin ne kadar sevabi olduğu fetvasini bir daha dinleyin. Zaten Cennet anahtarlari elinizde olduğu için şimdiye kadr olduğu gibi onlarinda bundan sonrada sevaba ihtiyaçlari yok sadece servete var.. şu an onu biriktirmekle meşguller….
      Sn Kirca, son bir şey daha eklemek istiyorum!
      Bizi babamizin evünden kovalarken pasaportlarimizi, mallarimizi ve iş yerlerimizi gasp etmiyorlardilar, onun için o günden bu günleri sezinledim vecocuklarm ile 3 ayrilarak onlarin tavsiye ettiği irana değil şu an sizinkilerin TC hazinesini yatirim yaptiklari Ingiltere, Kanada ve ABD ye taşindik.
      O zamani mumla arattiranlarin sizler gibi avukatlara zamani gelince daha fazla ihtiyaclari ollacak Galiba.

  9. Nurdan abla AKP den ve yalanlarından yoruldum!
    “25 yillik kariyeri döneminde çevresindekiler tarafindan hep kendisi ihanete uğramış” Fakat ayakta. 😁 Ekrem imamoğlununda Nur topu gibi bir mağduriyet hikayesi oldu. 😎 Bugünlerde akılsız dinin Afyon olmasını çok düşünüyorum. Acaba marx ın kısmi haklılığı yok mu ? Eyy Trolcükler bittiniz…. 😀Her şey güzel olacak 🌺🌺🌺🌺 Tüm anaların anneler günü kutlu olsun

    • Merhaba,Özkan bey! Kâr amaçli batı icadı diye! Anneler, sevgilliler, babalar, dedeler, neneler, doğum günlerini pek kutlamazdim fakat bugünden sonra kutlamaya karar verdım.

      Tahmin etmişsizindir herhalde.
      Sizin Bugükü Anneler günü ve Güzel dileklerinizi okuyunca, ilk defa bir Anneler günü beni duygulandirdi ve muttlu etti.
      Bundan böyle çocuklarima Annler günü kutlamalarına musade edeceğim.
      Demeki batılılar bu gibi günleri icat etmelerinin güzeliklerinden biriside muhataplarindan ziyade dostlar tarafindan kim olduğun hatirlanmasi ve sizin gibi güzel dilekleri karakterler ile süsleyerek o günü dahada kiymetlendirdiği ve unutulmaz anilar birakcaklari o günleri her zaman sevgi ve mutlulukla anilacağini de gene sizin sayenizde geçde olsa keşf ettiğim içinde tekrar, tekrar Teşekür ediyorum☺
      EVET INSALLAH HER ŞEY GÜZEL OLACAK. ☔ yağmur berekt ☀️ güşin hasat zamani.🌝
      Sağ olun var olun tekrar tesekürler.
      Selamlarim ve iyi dileklerimle.
      Esenlikle ve mutlu kalin.

  10. Yeni Seçimin sonucu seçimin neden iptal edildiğinde gizli… Reis ne dedi ” öyle on üç on dört bin oyla kimse kazandım demesin” Yani bunun anlamı şuydu. Fark çok az tekrar seçim olursa seçimi biz kazanabiliriz. Seçimi sonucunu slogan üreten yada atanlar değil sessiz yığınlar belirler. Reis 7 haziran seçimini beğenmedi kazandı. Bu seçimi de beğenmeyip iptal ettirdiğine göre bir kazanma planı vardır ve kazanacaktır.

    • Seçim sonucunun beğenilir olup olmadığını 31 Mart gecesi mi öğrenmiş oldu Erdoğan? İnsanı tebessüm ettirmeyin, sayın Epiktetos. Erdoğan, Ankara’yı kaybettiğini -tıpkı benim gibi- haftalar öncesinden biliyordu. İstanbul’da kazanma şansının yitirme şansı kadar olduğunu da biliyordu. Olabilecek her şeyi yaptı İstanbul’u elde tutabilmek için. Diğer büyük kentlerin yanısıra İstanbul’un da düşmesi durumunda hem partisinin hem de iktidarının berbat biçimde sallanacağını pekala biliyor ve öngürüyordu.

      Aslında, 31 Mart seçiminin sonucunu kabullenmişti, Erdoğan. Bunu, hem balkona tek başına eşiyle çıkmasından, hem de kazanılmış büyükşehirler arasında İstanbul’u saymamasından, seçmenlerini meclis üyeliği ve kazanımış ilçelerde partisinin önde olduğu hatırlatmasıyla yatıştırmaya çalışmış olmasından biliyoruz.

      Seçimleri iptal ettirdi, sadece ve sadece “belki bu kez” beklentisiyle yaptı bunu. Başkanlığın İmamoğlu’nun elinde devam etmesi halinde partisinin dağılacağını, iktidarının düşeceğini gördü.

      “Bu seçimi de beğenmeyip iptal ettirdiğine göre bir kazanma planı vardır ve kazanacaktır.”

      Hayır.

      Bilmediğimiz bir kazanma planı yok o Reis’in ve kazanıp kazanmayacağını ne biz ne de o biliyor. Sadece, “belki bu kez” diyerek yeniden deniyor, hepsi bu.

      “Kazanma planı vardır ve kazanacaktır” diye tekrar aynı iddiayı yinelemenizin hiç bir anlamı yok. İddianızı üzerinde düşünmeye değer kılmak için, o plana ilişkin bir şeyler yazıp “kazanacaktır” savınıza temel oluşturmak durumundasınız.

      Ben, “Kazanamayacak” demiyorum. Bunu söylesem ve orada dursam, ilkin kendimi rahatsız edecek bir yüzeyselliğe savrulmuş olurum.

      Soru hala yanıtlanmış değil:

      Bizim değil sadece Reis’in bildiği plan ne, ve neden/nasıl kazanacak?

  11. Ak partiyi yerin dibine sokarken, Ak parti’nin seçim sürecindeki yanlışlarından bahsederken keşke birazda imamoğlundan bahsetseydiniz. Pkk ile olan işbirliğinden bahsetseydiniz mesela. İmamoğlu podyumda harikalar yaratırken, CHP’nin asıl sahiplerinin kaftancıoğlu zihniyetindeki kişilerdir deseydiniz keşke. Tamam Ak partinin hatalarını kusurlarını elbette eleştirin ama taşı birazda diğerlerine atsaydınız. hiç samimi değilsiniz Fehmi bey..

  12. Muhalefette artık pik rekoru kırdınız maşallah artık yazılarınızda bütün dilek istek ve arzularınızı hem sübliminal hemde acıktan mesajlarla veriyorsunuz..ha sahi kankanız ne durumda önce inkar ettıler sonra iş TAZİYE ZİYARETİ ne döndü hayat böyle birsey ama sizde çok döndünüz bence…

  13. Seçimin yarışanı aslında iki parti: AK Parti (sağ) ve CHP (sol) kesim..bakmayın siz ittifak hikayelerine.

    Her parti kendi adına bu seçime girecek olsaydı kazananın her halde Ak Parti olacağını hepimiz tahmin ederdik. Ama öyle dönülmez bir yere gelindiki, ittifaklar sayesinde keskin bir ayrışma ve kutuplaşma oluştu.

    Her ne kadar ittifak blokları yarışıyor (çatışıyor) olsa da aslında iki siyasi (zihni-yet) blok, muhafazakar – sağ ile sol (CHP, HDP, yaklaşık ülke oy potansiyeli yüzde 45 civarı) blok seçimin yarışanları.

    Bundan olsa gerek ki muhafazakar kimligi ile tanıdığımız Sn.Koru, Istanbul’u sol kesimin yönetebileceği ihtimalini içine sindiremiyor ve bu yazısında (istemeye istemeye) AK Partiye “bu kafayla giderseniz yine kaybedersiniz” taktiği veriyor.

    Sol blokun, CHP-HDP blokunun kenetlenmesine, oy oranının yüzde 50’ye yaklaşmasına, son zaman Ak Parti politika ve siyaset yapıcılarının, kendini inkar eden hal ve hareketleri yanlış politika belirlemeleri olmuştur.

    Bunda ayak diremeleri, öze dönme niyeti gösterememeleri, yanlışta ısrar etmeleri, muhafazakar kitlenin savrulmasına-dağılmasına; sol ve liberal kesim ile muhafazakar HDP seçmeninden Ak Partiye gönül veren kitleninde kopuşunu gerçeklestirdi.

    Bu gidişle, AK Parti politikaları sayesinde, ülke geneli kutuplaşma kemikleşecek sol cenah yüzde 50’yi sırtlayacak pozisyonu bulacaktır.

    Koru, bunun da gerçekleşmesini zinhar istemiyor ve bu gidişin geri dönüşü için elinden geleni geri koymamaya çabalıyor.

    Muhafazakar-sağ seçmene yeni bir temsilci gerekiyor ve bu elzem.

    Sn. Koru’da haklı…

    Ben de haklıyım.

    • Beklenmedik ve ilginç bir yorum, Hasan Bey.

      Bence, çok partili hayata geçişten 2000’li yıllara gelininceye kadar geçen uzun dönem boyunca yaşanmış ‘parlamenter sistem’ (!) deneyimindeki “sol” ve “sağ” şeklindeki tanımlayıcı sıfatlar, AK Parti’nin kuruluşundan bugüne kadar olan dönemin siyasal süreçlerini açıklamakta olduğu kadar, toplumsal meselelere kafa yoran, siyasal süreçlere düşünce üretimi yoluyla katılan aydınları tanımlamakta da artık yeterince açıklayıcı ve tanımlayıcı değiller.

      AK Parti’yi düşünelim örneğin.

      Bu partinin kuruluşunu takip eden yıllardaki reformcu ve özgürleştirici karakterini özellikle hatırlayalım. (Burada, Parti’nin ve parti liderliğinin o ilk dönemlerde izlemiş olduğu politikalarda samimi olup olmadığı, içeride ve dışarıda kendi meşruiyetini sağlamlaştırmak için o reformcu politikaları aslında gönülsüzce takip ettiği türünden seküler cenahta pek revaçta argümanlara hiç girmiyorum, değersiz ve gereksiz buluyorum böyle bir tartışmayı).

      Avrupa Birliği ile tam katılım müzakerelerinde ülkeye kısa sürede hayli yol aldıran ve tam üyeliği iktidarının önündeki temel hedeflerden biri sayan bir parti idi AK Parti.

      12 Eylül Anayasası’nın olumlu anlamda delik deşik eden, Terörle Mücadele Yasası’nın düzenlediği düşünce suçlarına ilişkin hükümleri ortadan kaldıraran, Kürt kimliğini bir tabu olmaktan çıkarmakla yetnmeyip bunu barış süreci gibi çok değerli bir noktaya kadar götürebilen bir partiydi AK Parti.

      Gayrı-müslim azınlık içinde görülen vatandaşların el konulmuş vakıf taşınmazların geri iadesi yine AK Parti iktidarında mümkün olmuştu. Yetmemiş, ‘Ermeni meselesi’ olarak adlandırılagelen o iç acıtıcı tarihsel yaşanmışlık da tabu olmaktan çıkmış, kamusal alanda tartışılır hale gelmişti.

      Bu ülkenin AK Parti lideri, yığınlar önüne çıkıyor, cesaretle Türk millyetçiliğini ayaklar altına aldığını söyleyebiliyordu.

      Daha önceleri toplam okur sayısı birkaç yüzü bile bulmayan sosyalist dergilerin editörleri mahkeme mahkeme süründürülür, ipe sapa gelmez iddianamelerle cezaevini boylar ve dergileri kapatılırken, şimdi, THKP-C gibi şiddet temelli ‘sosyalist’ gurupçuklar da dahil olmak üzere, düzinlerce sol örgüt, bağıra çağıra dergi satar olmuştu Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’nde gündüz vakti.

      Bütün bunlar ve değersizleştirilmesi mümkün olmayan daha bir dizi dönüştürücü adımda karakterini kazanan o AK Parti ve o yürekli siyasi lider Erdoğan, kullanılagelen anlamda bir “sağ” parti miydi?

      Geçmiş dönemlerin muhafazakar sağ partileri (Adalet Partisi, Doğru Yol vs.) hatırlanmalı bu soruya bir karşılık aranırken.

      Benim Sayın Koru ile tanışıklığım sadece yazılarından ve TV ekranlarından -muhtmelen sizin için de böyledir bu. Ama, benim izleyip kestirebildiğim kadarıyla, F. Koru’nun soğuk savaş döneminin belirleyici olduğu onyılların “muhafazakar” – “solcu” kavramlarının içine hapsolmuş bir düşünür ve yazar olduğunu söylemek, dünkü ve bugünkü yazısından (ve diğer yazılarından) aşağıdaki sonuca varmak bana hiç mi hiç ikna edici görünmüyor:

      “Muhafazakar kimligi ile tanıdığımız Sn.Koru, Istanbul’u sol kesimin yönetebileceği ihtimalini içine sindiremiyor ve bu yazısında (istemeye istemeye) AK Partiye “bu kafayla giderseniz yine kaybedersiniz” taktiği veriyor.”

      Çok açık ki, bir okuru olarak, hemen her birimizin kendi Fehmi Koru’su var. Bu, hem sizinle benim aramdaki çok açık F. Koru algı ve kanaatinden, hem de, bu yorum sayfalarında zaman zaman rastladığımız “Yazıklar olsun, bunları yazanın F. Koru olduğuna inanmak güç” türü yakınma ve duygusal protestolardan da belli.

      Benim kişisel okumam o ki, sayın Koru’nun BUGÜNKÜ AK Parti ve liderinin muhafazakar dünyayı temsil ediyor olduğunu düşündüğünü, “CHP ve sol geleceğine AK Parti ve Erdoğan yola devam etsin. . .” gibisinden bir niyetle AK Parti’yi uyarıp ona taktik verdiğini söylemek çok, ama çok güç.

      Bana öyle geliyor ki, sayın Koru’nun ne AK Parti liderliğine taktik vermek gibi bir kaygısı var, ne de bu haliyle bu partinin ve bu liderin iktidarını yitirmesinden üzüntü duyacak bir düşünür ve yazar.

      Yine benim görebildiğim kadarıyla, Koru, bugünkü siyasal yelpazede, kendi çağdaş muhafazakarlık tanımıyla ve böyle bir muhafazakarlığın tanımlayıcı ölçütleriyle örtüşen bir siyasi partinin var olmadığını düşünüyor ve bu boşluğun, A. Babacan, B. Atalay gibi isimlerin katılımcısı, A. Gül’ün moral destekçisi olacağı yeni kitle partisi ile doldurulacağı kanaatinde. Bunu, ülkenin bugünü ve geleceği açısından yaşamsal önemde addediyor.

      Salt liderinin muhafazakar dünyanın içinden çıkıp gelmiş olmasına bakıp bir siyasal partinin (o partinin neleri yapıp neleri yapmadığına çok aldırmadan) muhafazakarlığı temsil ettiğini düşünüp onun siyasal bekası hayırına uyarı ve taktiklerde bulunacağını düşünmek Koru’nun. . .

      Böyle bir çıkarsamaya ne tepki verirdi bu sitenin kurucusu ve yazarı olan F. Koru, bunu bilemeyeceğiz. Ama, benim indimdeki F. Koru, herhalde, bir tür düşkırıklığı iması da olan dostane bir tebessümle karşılardı böyle bir iddiayı. . .

  14. Unutmak da bir nimettir ama tümüyle balık gibi alık olmak da iyi değildir. Her şey iyi olacaktan sonra bir de güzel olacak çıkmış demek. Eskiden hiç olmazsa bikaç anahtar falan dağıtacağız derlerdi; piyasa iyice düşmüş anlaşılan. Yersen yoğurt içersen ayran, sade suya tirit sloganımsılar… Allah bizleri chpli bir ibb başkanının şerrinden korusun; binali beye de kolaylıklar versin…

    • ne şerrini gördünüz Ekrem İmamoğlu’nun.Adam topu tpou 17 gün eli kolu bağlı başkanlık yaptı.Su,öğrenci ulaşım indirimi,belli yaş aralığındaki çocuklu kadınlara dedava seyahat,yine belli yaş aralığı çocuklar bdav indirim,milletin parasını sadece belli vakıflara verilmesinin önlenmesi,sporcu transferine kaynak aktaran HALK EKMEK’ten 1 TL’ye ramazan pidesi…Bunlar mı şer

      • Adı sanı bilinmez, bir ‘kenar ilçe belediye başkanı’ olarak çıktı geldi adam, gücünden sual olunmaz sanılan bir diğerinin karizmasını berbat ve tamir edilemez biçimde çizdi, “Kral çıplak!” demeğe getirdi.

        Bundan daha vahim bir ‘şerri’ görülebilir miydi İmamoğlu’nun, Kazım Bey?

    • Ekrem İmamoğlu İBB başkan adayıdır.
      Binali Yıldırım ise Erdoğan’ın İBB çiftliğinin kahya adayıdır.
      Geçmişte ‘bikaç anahtar’ dağıtmayı vaat eden zatiye ise Erdoğan’ı desteklediğini açıklamıştır.

      Allah Türkiye’yi yeni vesayet rejiminin şerrinden korusun. Amin.

    • Dün akşam iftarı meyhanede açmış gibiydin.O kafayla kılıçla,palayla,rovelverle millete Ramazan mesajı veriyordun.Kafan biraz kendine gelmişe benzemişken ,içip içip milleti korkutmanın en azından -senin için bile -ayıp olduğunu hatırlatayım.Bak seni ciddiye alıp yazmayı terkeden kaliteli beyinler var burada…Son söz;İnsanlara iyi davran,dilini yumuşat ve Platformun entellektüel seviyesini düşürme lütfen.

  15. Darbeden önce ki:ocak şubat mart nisan aylarında Emre Uslu nun attığı herşey güzel olacak twitlerini niye ihtiyaç duyarlar ki…Kirazlar çiçek açacak.. yine yeşillendi fındık dalları..az kaldı bahar gelecek..Fuat Avni, de iki yıl boyunca umut tacirliği yapıp kendi yandaşlarını kandırmıştı umut tacirliği psikolojilerine iyi geliyor anlaşılan.2015 seçimlerinde herhalde dersanelerde çalışan bir öğretmen beni chp ye oy verme iknası için ziyaretime gelmişti. Fuat Avni nin Fethulkanın iyi cinleri olduğunu bütün bilgileri ona o taşıdığını anlatıyordu,garibim kendini o kadar kaptırmıştı…………..Aman bu seçime dikkat.. yeteri kadar oy çalamamışlar demek ki herşeyi daha güzel çalacaklar……….Sonra da herşeyi Fetö ile ilişkilendirmeyin…bunu da mı fetö yaptı kardeşim demeyin….. ne diyordu MiM yemezler….Fehmi koru diyor ya….”Tarih bizde hep tekerrür ediyor ya, sebebi, Mehmet Akif’in bilgece tanımladığı gibi, geçmişte yaşananlardan hiç ders alınmamasıdır.

    Ders alma özelliğimiz yok bizim.

    Her coğrafyanın insanı unutkandır, ama galiba bizim unutkanlığımız had safhada.”
    Ha…..bu seçimde alicengiz oyunu yapmadan kazanıyorlarsa kediler trafoya girmiyorsa hayırlı uğurlu olsun demek gerek.

  16. Halkın, her zaman yaklaşık yüzde otuzluk bir kesimi günün modasına uyar.
    Geçmişte gördüğümüz bu yüzen oy oranı teknedeki yolculara benzerler.
    Etrafta ilginç bir başka tekne ilgilerini çektiğinde bulundukları tekneden ilgilerini çeken tekneye yönelirken bulundukların teknenin bir tarafına yığılmaları sonucu tekneyi devirirler.
    Halkın yaklaşık yüzde otuzluk kesimi iktidarları deviren kesimdir.
    Parti fanatiği değildirler.
    Sadece iş ve aş peşindedirler.
    Destek verdikleri partileri iktidara gelsin bize iş,ihale,makam versin peşinde değildirler.
    İdeolojik değillerdir.
    Seçtikleri; iyi işler yapınca desteklemeye devam ederler.
    Seçtikleri iktidar olduktan sonra, güç zehirlenmesine düşer,daha çok partizanlığı beka ile karıştırmaya çalışırsa iktidardan soğumaya başlarlar.
    Bizde oy kullanma yüzdesi neden yüksektir?
    Sokakta kimin adamı simit satacak ,bu dahi siyasi iktidarın kararına bağlıdır.
    Partisi kaybeden simitçi tezgahını da kaybetmiş demektir.
    Halkın yön değiştirmeleri başta iktidarın iş,kredi ve aş dağıtımında etkili olması ve zamanla etrafını büyük bir yağ tabakasının kaplaması.
    Oligark yapıların çok gelişmesi.
    muhalefet partilerinden çıkacak farklı bir çıkış beklenir.
    Beklenmedik bir anda biri çıkar farklı konuşur ,farklı davranır, kemiği sevilir.
    Bir bakarsın hiç beklenmedik bir anda biri ortaya çıkmış halkın yüzen oylarını kendine çekmiş.
    Aslında halk uzun zamandır doğum sancıları çekmekteydi.
    Müsavi olan iki dağ nasıl ki birinin üstüne bir tüy konmasıyla diğeri baş aşağı gider ve dengeler bir anda değişir.
    Halkın değişim beklentisi attıkça bir lider çıkarmak veya bulmak yakındır demektir.
    İşin kötüsü istenen eskinin istenmeyen haline geldiğinde otoriterleşmeye ve zamanla daha da totaliter leşme ye başlamasıdır.
    O zaman bu değişimin organik yapısına müdahale edilmesi demektir.
    Bu durum değişimin çetin ve zor olması ve yıkıcı sonuçlar doğurmasına neden olur.
    Değişim ihtiyacı varsa er geç mutlaka olur.
    Doğal akışında olursa sancısız olur.
    Doğal değişim isteği ,cebri tedbirlerle engellenmeye çalışılırsa sancılı olur.
    Belki geciktirilebilir ama asla engellenemez.
    Zor geçen değişimler toplum üzerinde kalıcı hasarlar bırakır.
    Ülkemizin kimyası değişimleri hep sancılı gerçekleştirmiştir.
    Bizde kişiler değişir roller değişmez.
    Rolleri dağıtan sadece figüranları zamanı geldiğinde ve eskidiklerinde değiştirirler.
    Çok yavaş değişen egemenleri göremeyiz sadece hissederiz.
    Değişmeyen sadece değişme isteğidir.

  17. Seçimden ziyade gerçekten Binali Yıldırım buyuksehir belediye başkanı olmak istiyor mu? Yoksa protokollerde valinin arkasında kalmasını hazmedemiyor mu? Binali beye sormak lazım…
    Yeni parti somut olarak ilk adımı Davutoglu iftar programında attı. Bu durum 23 haziranda nasıl yansıyacak merak konusudur.
    Her şey güzel olacak cümlesi neden eleştiriliyor. Yoksa bazıları gerçekten Türkiye’de her şey güzel olmasını istemiyor mu? Bütün halkı kucaklamak ekonomik ve işsizliği el birliğiyle bertaraf etmek daha güzel hale getirmez mi güzel Türkiye’yi?
    Referandumda arda Turan Rıdvan Dilmen murat boz gibi ünlüler televizyonlarda “Evet” demediler mi? Neden her şey güzel olacak sözü iktidarı rahatsız ediyor ki?
    SAYGILAR SEVGİLER

  18. Siyasi hayatında başta ” kendisini yetiştirmiş hocasi, olmak üzere, siyasetçi arkadasmşlari, ülküdaşları, okul arkadaşlari, cemaat ve tarikat liderleri, gazetici ve yazarlar
    ve çevresindekiler hatta ıçerde ve dışarda GARDAŞ DIYE BAĞRINA BASDIKLARI, partili ve yabanci devlet başkanları…. tarafindan her zaman ihanet uğramiş bir lider 25 yıl popilerliğini sürdürmenin verdiği güvenle ISTANBUL seçimlerinin garanti belgesi son ihanetçileri YSK tarafindan kendilerini “AF” ettirmek için şu an verilmiş durumda…. Eğer! her zaman ihalelerde,ve kabilde tercih ve öncülük vermiş olduğu hemşerilerinin arasinda olmayan bir hemşerisi kendi Karadenizli becerisi ile 25 yillik liderin keskin zekasıni tersine çevirmese…..
    Aksi takdirde! Şu an Istanbul değil genel seçim olsa dahi KARADENIZLI zekasi ile gene 50+1 rahatlikla alir.

    İstanbu seçimi KARADENIZLILERIN ARASINDA GEÇMSINE, GEÇECEK ‘DE
    bu sefer Kurtmu kuzuyu yer yoksa kuzumu kurdu oyuna getirir…işte onu kestirmesi biraz zor. Yoksa! 1000 tane CHP gelse bizim 25 yillik Karadenizli onlari karadenize dahi götüreme gereği duymdan en yakın gölde boğar.

    Herşey mubah olup da DOĞRULIK mubah olmayan bir ülkede her zaman yalan kazanir.
    Allah bizleri yalnlışlığa düşmeden korusun AMIN.

    Bu yoruma yazarken kendi kendime, şu soruyu sormadanda edemedim!
    25 yillik kariyeri döneminde çevresindekiler tarafindan hep kendisi ihanete uğramiş?????😟

    Peki onu meleklerim koruyorda onun değilde! hep ona ihanet edenlerin hayatlari cehenneme cevriliyor? Enteresan o kadar ihanete ragmen MAAAŞALLAAAAH onu kılına dahi zarar gelmemiş…..
    Belkide camiye dolar bağışı yapmiştir. Dolar yükseldikce onunda sevebi artiyorki onun için.yanindaki düşmanlari kendisine dokanamiyor.
    Sahi DOLAR GAVUR PARASI DEĞILMIYDI?🤔 Bizim Diyanet DOLAR bağışı yapmak demek dolar artikca sevabinzda artar diye etva vermişde….!!!!!

    • nurdan hanım merhaba!
      sizin yazınız yılmaz özdilin bir yazısını hatırlattı. “dünya lideri kime “kardeşim” dediyse iflah olmadı” diye yazmıştı özdil de, başka ülkelerden “kardeşim” dediklerinin bir çetelesini çıkarmıştı. hakikaten de, adamların başına gelmedik bela kalmamış.

      • Merhaba,Hamza bey! Bugünkü trolleri görüyorsunuz, bunlar her yerde varlar.
        Son secimlerde dahil 2014 CB secimlerinden bu tarafa akp oyu milletten degil hayeli türk vatandaşlarindan aldi…
        Bir adama 10 tane kimlik verilmesi bunlar icin peynir ekmek.
        Bunuda en iyi becerenler dinin emri olduğu icin değilde moda olduğu için
        Başlarini kapatan Çakma Şeyh lerim muritleri.
        Furkan vakvi gibi bir kaç vakif akpnin emri ile değil Allah rizası için çalisanlarinı hapise tikiyorlarki AKP nin emri ile her yolsuzluga onay veren tarikat veya cemaat adi altinda sahtakarlik yapanlarin kullandiklari muritlerini uyandirmasinlar diye.
        Ben hayret ediyorum insan bu kadar yalancı ve sahtekarlara nasil inanir.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here