Sarsıntıda ‘yabancı parmağı’.. Dengeleri bozan biz olmasak ben de inanacağım…

7
AKP kurucusu Fatma Bostan.. AKP (e) milletvekili Faruk Ünsal.. Has Parti kurucusu Dr. Cihangir İslam.. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yürüyor..

Türkiye içeride ve dışarıda sıkıştırılıyor.

CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun 25 yıla mahkum edilip tutuklanması AK Parti’yi destekleyenlerde bile tepkiye yol açtı ve CHP’yi de bugüne kadar sergilediği mülâyimlikten vazgeçmeye zorladı. CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir ayı bulması beklenen uzun bir yürüyüşe çıktı.

Dünya basını yürüyüşü yakından izliyor.

İçeride böyle de dışarısı sakin mi? Değil.

Ülkemizin yakın müttefiki Katar’a ambargo/abluka karışımı yaptırımlar uygulayanlar Türkiye’nin de önem verdiği ülkeler. Yaptırımlar ABD destekli; ancak ABD Katar’a savaş uçağı satmaya karar verdi ve ortam yumuşamaya başladı. Yaptırımlardan önceden haberdar edilmeyen Türkiye Katar’a verdiği açık destek yüzünden açığa düşebilir. Bu arada, yumuşatma çabasına katkı yapması da engelleniyor Türkiye’nin…

ABD dışişleri bakanı Katar’a yaptırım sebebi olan Müslüman Kardeşler bağlantısını Türkiye’ye ve hükümete kadar uzatan açıklamalar yapıyor.

Irak’ın kuzeyindeki adında ‘Kürdistan’ bulunan oluşum da, tam bu sırada, bağımsızlık için referandum yapmaya karar verdi. Türkiye kızgın; “Irak’ın toprak bütünlüğünü koruyacağız” açıklamasını Washington’da bekliyor, ama “Birleşik, istikrarlı ve demokratik bir Irak’ı destekliyoruz” cümlesinin hemen ardından “Irak Kürt halkının meşru arzusunu anlıyor ve destekliyoruz” şaşırtıcı tekzibi geliyor ABD’den…

İktidara yakın yorumcular, içeride ve dışarıda oluşan bulutları, yabancı ellere bağlamak eğilimindeler. Yakında, tozlar yatışsın, geriye dönük ‘üst akıl’ yorumları da başlar.

Belki şimdiden başlamıştır da, ben görmemiş olabilirim.

Okunacak iki kitap

‘Yabancı parmağı’ aramak, olayların gerisinde dış güçlerin etkisini vurgulamak bütünüyle yabana atılmayacak bir zihinsel meşguliyettir.

Özellikle Türkiye ve Ortadoğu söz konusu olduğunda.

Türkiye’nin darbeler tarihi, aslına bakılırsa, bir yönüyle yabancıların parmak izleriyle doludur. 27 Mayıs’tan (1960) 28 Şubat’a (1997) uzanan karanlık koridorun her bir durağında o izleri bulmak mümkündür.

İran dışişleri bakanı, Washington’dan yükselen kendilerine yönelik ithamlara, “Siz önce 1953 darbesi yüzünden bir özür dileyin de…” derken suçüstü olmuş bir darbeye işaret etmektedir. Muhammed Musaddık başbakanlığındaki meşru İran hükümetine karşı CIA’nin ‘Ajax’ kod-adıyla devreye soktuğu darbeye…

[Ajax operasyonu ve İran’a yönelik CIA darbesinin ayrıntılarını New York Times’ı bir ara ülkemizde temsil etmiş Stephen Kinzer kitaplaştırdı; kitabın Türkçesini ‘Şah’ın Bütün Adamları’ adıyla İletişim Yayınları yayınladı.]

Ülkeleri önce istikrarsızlaştırır, sonra da hazır hale gelen ortamı kullanarak istedikleri sonucu almayı getirecek operasyonu devreye sokar yabancı istihbarat örgütleri.

Sadece Amerikalılar mı yapar bunu? Hayır. Avrupalı ülkelerin istihbarat örgütlerinin de eli armut toplamıyor; onlar da, çıkarları öyle gerektiriyorsa, aynı türden operasyonları sahneye koyarlar. Alman istihbaratının bu alanda mahir olduğunu örnekleriyle biliyoruz; dikkatimizi İngiliz ve Fransız istihbaratları üzerinde yoğunlaştırsak.. onların da Türkiye söz konusu olduğunda boş durmadıklarını görebiliriz.

Lâfı uzatmayayım, söylemek istediğim şu: Ülkemiz yabancıların yoldan çıkartmasına açıktır; çıkarlar söz konusu olduğunda ilkeler unutulur ve ortamı karıştırıcı operasyonlar devreye girebilir. Herbirinin işlerini kolaylaştıracak dahili işbirlikçileri olduğunu da bu arada kaydedeyim.

[Avrupa ülkelerinde meydana gelen örtülü istihbarat operasyonlarını roman diliyle anlatan, ancak kitabın sonuna eklenen gizli bir belgeyle gerçeklere gözlerimizi açmaya yarayan bir roman da yine İletişim Yayınları’ndan şu yakınlarda çıktı: Wolfgang Schörlau’nun ‘Münih Komplosu’…]

Geçmişten ders çıkaran siyasiler.. bu bilgilere sahip olmanın getirdiği kendine güvenle.. bu hesapları bozabilirler ama…

Hele ortamı o türden operasyonlara açık hale getirmekten ise müthiş kaçınır akıllı siyasiler…

Bugünkü durum ne?

Türkiye içeriden ve dışarıdan sıkıştırılıyor, bu bir gerçek; ancak bir başka gerçek de şu: Bu sıkıştırmayı yapmayı mümkün kılacak ortamı Türkiye –bunu siz ülkeyi yönetenler olarak anlayabilirsiniz– hazırlıyor.

Enis Berberoğlu’nun, haberi veren iki gazetecinin (Can Dündar ve Erdem Gül’ün) Anayasa Mahkemesi müdahalesiyle beraat ettiği bir dava yüzünden 25 yıla mahkum edilmesi günümüzün sıkıntılı yargı ortamı sayesinde mümkün olabildi.

Hâin bir darbe girişimi sonrası OHAL ilanı ve yargının keskin kılıca dönüşmesi yüzünden…

Katar krizini çıkartan Türkiye değil, ama o krize Türkiye’nin müdahil olmasının şartlarını oluşturan kim? Krizin hemen ardından Türkiye ve AK Parti’ye yönelik Washington etiketli Müslüman Kardeşler yakıştırmalarına hâlâ cevap verilmemesi anlaşılır gibi değil.

Olaya CHP tarafından verilen aslında oldukça yumuşak ‘uzun yürüyüş’ tepkisini yanlış değerlendirmelere muhatap eden de yine siyasiler…

Ben diyeceğimi derim, kimse kusura bakmasın: Bir süredir devamlı vahim yanlışlar yapılıyor ve bunun sonucu olarak toplumun dengeleri sarsılıyor.

İlk yapılacak iş dengeleri yeniden yerli yerine oturtmaktır

Yani normalleşme.. yani OHAL düzeninden vazgeçme.. yani demokratik ilkelere, hak ve özgürlüklere, hukuk devleti uygulamalarına dönüş..

Bakın o zaman her şey nasıl değişiyor…

ΩΩΩΩ

7 YORUMLAR

  1. Eğer, ibret alınsaydı, tarih tekerrür mü ederdi ?! diye, boşuna dememişler.
    Trümp, galiba, ilk yurt dışı seyahatını – bayram değil, seyran değil – Suudi Arabistan’a yapıyor. Hemen akabinde, Katar’a abargo uygülanıyor. Bir hafta geçmeden ise, müttefiki ve dostu ( ! ) Katar ile Uçak satış andlaşması YAPIYOR, ABD. Böyle dostlar düşman başına…
    Bir de 1991 yılında, Iraka müdahale ve işgalden sonraki hadiselerin seyrine bakın… ve Nihayet Fırat Kalkanı operasyonündan sonra başlatılan Rakka operasyonü ve ABD tarafından ortak kabül edilen PYD-YPG
    Müslüman Kadrdeşleri silaha sarılmadıkları için demokratik bir kuruluş kabul ediyor, bizim Başkan. Pek Haksız da sayılamaz. Keza Hamas’ı da.
    Fakat, Büyük şeytan ve AB Ülkeleri ilkelerinın arkasında durmuyor. Zira, İlkeler sadece iç işlerinde geçerli. Eğer, dursa, Sİsi gibi bir despot ve katile sahip çıkar mı idi ?
    Memleketi operasyonlara açık hale getirmekten kaçınmalı ve karşıya koz verilmemeli ama bu gerçekler de gözden kaçırılmamalı, hele,konu İsrail ve petrol olunca.
    Türkiyeyi içte ve dışta sıkıştıranlar Menderes, Demirel ve Erbakan’ın aleyhine müdahaleler yapılır, zecri Kararlar alınırken, hüküm verilirken, ” ık” ı çıkmayanlar, bunlar değil mi idi ?
    Olağanüstü Halin bazı sikintıları oldüğunda şüphe yok. Burada da Olağanüstü hal ilanını zorlıyacak hal ve darnışlardan kaçınmak gerekmez mi idi ? niçin demiyoruz.
    Olağan hale dönmek için Örnek aldığımız AB ülkeleri (Fransa, Belçika, İngiltere gibi) ndeki, Olağanüstü
    Hal Rejimlerinin sonlandırılmasını da istemek, görmek, beklemek ve gerekçelerini gormek mi gerekir, yoksa ?

  2. Devletimiz koma halindedir. Yoğunbakıma alınıp tedavi edilmesi gerekir. Bunları defalarca kez ifade ettik. 1) Biata dayalı milli ordu yeniden eskisinden daha güçlü hale getirilmelidir. Orduya karşı maddeleri içerdiği için anayasaya karşı çıktık. 2) Hakemlerden oluşmuş adil yargı sistemi getirilmelidir. Hakimlerle yürütülen yargı adil olsa da halkı inandıramazsınız. 3) Belediye köy ayırımı kalkmalıdır. Valiler seçimle gelmelidir. İç güvenlik yerinden yönetime verilmelidir. Her il ABD’deki eyalet benzeri bağımsız olmalı. Yüz kadar il bölücülüğe sebep olamaz. 4) Merkez Bankası artık dolar karşılığı para çıkarmaktan vazgeçmelidir. Toprak karşılığı para çıkarmalıdır. Devlet kamu topraklarını o para ile satmalı ve kamuya satmak isteyenlerin topraklarını almalı, para arzı böyle sağlanmalıdır.
    Türkiye’nin komadan çıkması için bunların yapılması gerekir. CHP’nin Türkiye’de iktidar olabilmesi için a)İslam düşmanlığını bırakmalı, yöneticiler beş vakit namaz kılmaya başlamalılar. b) CHP kendi içinde demokrasiyi yaşatmalı ve muhalifleri uzaklaştırma yerine tüm vatandaşları partisine çekme çabası içinde olmalıdır. c) HDP’lilerin Kürtçülük, MHP’nin Türkçülük hareketlerini uzlaştıran bir çözüm bulmalıdır. Bu yalnız Kuran’da vardır. Adil Düzen’de mevcuttur. MSP-CHP koalisyonu hatırlanmalıdır ve çözüm orada aranmalıdır. d) Cumhurbaşkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan’a saygılı olmalıdır. Ne yaparsa yapsın ona karşı çıkmamalıdır. Devlet başkanı, ordu, yargı ve dinler saygın kuruluşlardır. Yıpranmamalıdırlar.
    İç ve dış saldırıların çaresi buralarda aranmalıdır.

  3. “AKP’yi destekleyenlerde bile” dediğinize göre sizde tepki gösterdiniz.
    FETÖ kanalından ya da daha açık söyleyeyim CIA marifetiyle MİT tırları dosyasının Dünyaya ilanının müsebbipleri serbest mi dolaşsaydı?

    Yazıda “tepkinizin” nedenini göremedim?

    • Aylar önce Aydınlık gazetesinde yayınlanmıştı görüntülerin tamamı. Doğu Perinçek’in Aydınlık gazetesinde. Gizli saklı hiçbir yeri yoktu ki. Tuğrul Türkeş bile Aydınlık haberinden sonra “vallahi de billahi de Türkmenlere gitmiyor o tırlar” diye açıklama yaptıydı. Neyse, gerçeklerle işimiz yok zaten. Değil mi?

  4. Evet, ortam uygunsa, kozlari verirsenis kullanan cikar, normaldir.

    Turkiye ilk olarak Ic Kurt sorununu cozmeli. Bu is cozulunce ekonomi ve dis politika anlaminda eli cok guclenir.

    Ne ABD, ne de AB, son tahlilde Turkiye’nin “kotu durumda olmasini” istemez. Arada “taktiksel olarak” anlasmazliklar olabilir ama stratejik boyutta cikarlar ortusur.

    Gercekci ve mantikli bir ic ve dis politika, akil tutulmalarindan uzak. Ah, lutfen, lutfen…

  5. Devletlilerin kızgın dediğinize pek inanmıyorum. Ama kızgın görünerek halk aldatılıyor gibi bence. BOP tam gaz. Bayrak krizine adamlar ne cevabı verdi. Hava limanlarına siz bayrak astınız. Bayrak asanlar tutuklanıp yargılandımı yok.
    Halk yedikten sonra 😦

YORUM YAP