“Amerika’yı dönüştüreceğim” iddiasındaki Trump… “Parlamenter sistemi getirelim” der mi?

25
Donald Trump: "Amerika'yı dönüştüreceğim"

 

Donald Trump bugüne kadar gelmiş ABD başkanlarından çok farklı; döneminin de farklı geçeceğinin sinyallerini seçildikten sonra verdiği mesajlardan çıkarmak mümkün.

Benim çıkardığım mesaj şu: Kalıcı iz/ler bırakmak isteyecek ‘Başkan Trump’ ve sistem değişikliğine gidilmesini bile talep edebilir…

Sistem değişikliği için güçlü bir desteği de var: Kongre’nin her iki tarafında da (Senato ve Temsilciler Meclisi’nde) Cumhuriyetçi Parti çoğunluğu var…

İsterse çok radikal değişikliğe gitmesi mümkün yeni başkanın…

Onun yerinde hangi eski başkan olsa (Obama’dan Reagan’a kadar bütün başkanlar), o güç ve desteği başkanlık sisteminin yerine daha iyi işleyebilecek bir başka sistemle –Parlamenter Sistem?– değiştirmek için kullanmak isteyebilirlerdi.

Dönemlerinde karşılaştıkları sistem sorunlarından çıkardıkları dersler onları böyle bir yola kendiliğinden sevk ederdi.

Son 50 yılın ABD başkanları
Son 50 yılın ABD başkanları
Nereden mi çıktı bu?

Hiç şaşırmayın derim: Karşılaştırmalı sistem münakaşaları ABD’de de belli ortamlarda hiç kesilmeksizin yapılıyor; aklı başında bilinen isimler, siyasiler, akademisyenler “Başkanlık sistemi değişse iyi olur” aklını verip duruyorlar…

Münakaşalar bize kadar erişmiyorsa, bunun en önemli sebebi, orada bu talebi dile getirecek güçte ve cesarette bir başkanın henüz çıkmamış olmasıdır.

Neredeyse bütün başkanlar, dönemleri boyunca ya Temsilciler Meclisi’nde ya da Senato’da rakip partinin çoğunluğuna karşı mücadele vermek zorunda kaldılar…

Bir de, ABD’de, artık ‘çağdışı’ kalsalar bile siyasi gelenekleri değiştirmeye yanaşılmayacak denli bir geleneklere bağlılık var.

200 yıl önce o günün şartlarına göre belirlenmiş, seçimin Kasım ayının ilk salısı (ama ilk salı ayın ilk gününe rastlıyorsa bu yıl olduğu gibi, ikinci salı) yapılması, başkanın seçildikten sonra Ocak ayının 20’sine kadar göreve başlamaması gibi kuralları bile değiştirmiyorlar…

Seçimin Kasım ayında yapılması tarım toplumunun harman zamanı gereği ile, salı günü yapılması çeşitli eyaletlerde pazar kurulan günün salı olmasıyla ilişkili tercihlerdir; seçimiyle başkanın göreve başlaması arasındaki zaman farkı da, oyların sayılması ve ülkenin bir ucundan başkente taşınmasının o dönemdeki zorlukları ile ilişkilidir…

AVM’ler ve bilgisayar çağında bile o geleneği değiştirmeyen türden kalın kafalı bir gelenekçilik hüküm sürüyor ABD’de…

“Kalın kafalı” demem bize göre; 150 yıllık parlamenter geleneği olan bir ülkeyiz, ama seçimlerin 4 yılda bir mi yoksa 5 yılda bir mi, yerel ile genel aynı zamanda mı yoksa farklı zamanlarda mı yapılacağına dair kuralları kimbilir kaç kez değiştirmiş bulunuyoruz.

Bizdeki ‘çağa ayak uydurma’ özelliği ABD’de de olsaydı, emin olun, çoktan başkanlık sistemini elden geçirme yoluna girerlerdi.

Özellikle de son 25-30 yıl içerisinde…

Juan Linz evinde..
Juan Linz evinde..
“Değişsin” diyenlerin kulak verdikleri bilim adamı

Juan Linz (1926-2013) Almanya (Bonn) doğumlu, İspanyol asıllı, ABD’nin ünlü Yale Üniversitesi’nde dersler veren, eserleri Harvard University Press tarafından yayınlanan bir sosyolog ve siyaset bilimciydi.

Onun karşılaştırmalı yönetim çeşitleri üzerine yaptığı araştırmaların sonucuna göre, başkanlık sisteminin şöyle böyle çalışır göründüğü tek bir ülke var: ABD… Diğer ülkelerde başkanlık sistemi hep sorunlara yol açıyor.

Parlamenter sistemde hükümet krizleri pek az yaşanıyor, yaşandığında da sorunların üstesinden gelinmesini sağlayan mekanizmalara sahip sistem; yasama organından destek bulamayan başbakanlar seçime gidebiliyor…

Başkanlık sisteminde ise sorunlar tarafların uzlaşma arayışıyla çözülmeye çalışılıyor ve genellikle çözülemiyor.

Reagan’dan Obama’ya uzanan yıllar boyunca, her başkan, politikaya atıldığı ilk günden itibaren kafasında taşıdığı önemli birkaç reformu gerçekleştirme çabasına girdi, ama hiçbiri o reformların birini bile Linz’in dile getirdiği sorun yüzünden gerçekleştiremedi.

Obama’nın gerçekleşen tek reformu ‘sağlık’ sigortasının her vatandaşa yaygınlaştırılmasıdır (‘ObamaCare’ diye anılıyor); kampanya sırasında verdiği ve “Mutlaka tutacağım” dediği için Trump’ın o reformu rafa kaldırması işten değil.

Amerikan sistemi kalıcı reformlara müsait değil.

Latin Amerika’daki başkanlık sistemleri, bu yüzden, ya otoriterliğe kaydılar, ya da işlevsiz kaldılar…

Güçlü başkan olacağa benzeyen Trump işlevsiz kalmayı göze alamayacağına göre…

ABD’ye Latin Amerika türü bir otoriterliği dayatamayacağı (belki önce bunu deneyebilir), dayatsa da sistemin çarkları ve ülkenin tarihi şartları buna izin vermeyeceği için başka bir yol arayacaktır.

Linz’in görüşlerine ilk kulak veren başkan olabilir ve sistem değişikliğine gidilmesini talep edebilir Trump

Her iki yasama organında partisinin çoğunluğu elde tutuyor olması böyle bir denemeye müsait kılıyor Trump dönemi Amerika’sını…

Bir kaynak Linz ve görüşleri konusunda şu notu düşüyor:

“İlk bulgularını yayımladığı yıldan (1985’ten) bugüne kadar geçen 30 yıl içerisinde, Linz’in görüşleri siyaset bilimciler ile kanaat önderleri arasında yaygın kabul gördü; ancak politikacılarla halk o görüşlere pek kulak asmadı. Sonuçta Amerika çıkıp batan siyasi partileriyle, yaşanan bunalımları ve girdiği savaşlarla zorluklara göğüs gerebilmişti. Neden sistem değişikliğine gidilsin ki?” (Yoni Appelbaum; ‘America’s Fragile Constitution’, The Atlantic dergisi, Ekim 2015).

[Linz’in ünlü ‘The Perils of Presidentialism’ (Başkanlık sisteminin tehlikeleri) makalesine kolayca erişilebilir. Linki]

maxresdefaultTrump der mi, der… 

‘Amerika’nın Kırılgan Anayasası’ makalesinin yazarı Applebaum şunu da yazıyor:

“Linz’i eleştirenler, bir avuç Latin Amerika ülkesine bakarak, onlardan karşı durulamayacak siyasi kurallar çıkarmaya çalışmayı işe yarayacak bir çaba gibi görmediler.”

Doğru. Birisi veya birileri çıkıp da Amerikan halkına,

“250 küsur yıldır sürdürdüğümüz ‘başkanlık sistemi’ sorun üretip duruyor, bu sebeple hiçbir başkan Beyaz Saray’a sepetinde getirdiği ülke için elzem reformları gerçekleştiremiyor; bu sistemde tıkanıklıkları aşmak ancak otoriterliğe kaymakla mümkün, bu da bize yakışmaz; o sebeple, gelin, daha demokratik olan ve sorun çözmede mekanizmaları bulunan ‘parlamenter sisteme’ geçelim” dese…

Linz ve başka siyaset bilimciler demiş işte; Linz 30 yıl hiç bıkmadan da tekrarlamış, ama bilgili kişiler dışında dinleyici bulamamış…

Ne dersiniz, kendisinin solak olduğunu bilmeyen ve dolayısıyla hazırlığını ona göre yapmayan rakibini ilk raundta yere seren ‘solak boksör’ gibi ringe çıkıp başkan seçilmeyi başaran Trump

Her fırsatta, “Ben Amerika’yı dönüştüreceğim” demiş olan Trump…

İşi ABD’de sistem değişikliğini zorlamaya kadar vardırır mı?

Ben “Vardırır, hiç değilse tartışmaya açar” diyorum, var mı itiraz eden?

ΩΩΩΩ

25 YORUMLAR

  1. Başkanlık sistemi ABD’ye uygundur..

    a) Abd’yi sermaye yönetiyor. Parlemento ile Başkanlar arasındaki dengeyi bu sermaye kuruyor.
    b) Amerika federal sistemdir. Federal devlet sadece dış ülkelerle ilişki kurar, dolaysıyla başkanlık sistemi uygular.
    c) ABD de yargı seçimle oluşturulur ve başkanlar yargı denetimindedir. Yetkileri çok sınırlıdır.
    d) ABD de seçimler paraya dayanmaktadır. Parası bol olan seçilir.
    ABD de sermaye hakimiyeti sona erecekse, ABD’de de Federal devlet daha etkin olacaksa parlementer siteme geçmek zorunda kalırlar.

    Parlementer sistemde istikrar daha çoktur iddiası yanlıştır. Ancak ekseriyet sistemi kaldırılır, nisbi sistem getirilirse, parlementer sistem ideal sistem olur. Başkanlık sistemi de benzer reformlar yapabilir.

    Sistemi değiştirmeden, sistemin ıslahı daha uygundur.

  2. Türkiyedeki, parlementer sistemden başkanlık sistemine geçişin tam tersinin, Abdde yaşanabilme ihtimalini zayıf görmekle birlikte, Türkiyedeki darbe girişiminin benzerini, yakın zamanda abdde görebilme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Dilerim birbirlerini yemekten, başka milletlerin geleceği ile oynamaya vakit bulamazlar.

    Sayın molla kasım, önceki yorumumu bu yorum ile değiştirirseniz sevinirim. Eksik birkaç harf ve kelime sebebiyle…

  3. Merhaba Taha bey, bu bir yorum değil.Yalnız bugün Ocakmedya’nın interneti bayağı yavaş fkorunun günlüğü ve diyer sitelerde bu problem yok, benim bulunduğum şehir Washington state Seattle’ civari bu yavaşlama Türkiyedede varmi yoksa sadece burdami? Acaba birileri yavaşlaması için birşeyler yapmış olabilirmi?onun için haber vermek istedim.Ben siteye sık sık giriyorum reklam ala bilmesi için ondan fark ettim.Allaha emanet olun.

  4. Sayın koru seçim sistemi ve siyasi partiler yasası değişmeden liderin ağzına bakılan bir sistemde ne değişecek. Bu konuyu dillendirseniz .biz sadece seçilenleri onaylama işlemi yapmasak.

  5. benim anlamdığım işler böyle zor yürüyorsa başkanlık sisteminde tayyip bey neden ısrarla başkanlık istiyor (malum kendisi genelde bitek kendisini dinler) keşke bunada değinseniz ?

  6. Başarılı ABD uygulaması başkanlık sistemininin iyi çalıştığına örnek olarak gösterilir. Fehmi yazısında mesaj olarak “Hayır o sizin beğendiğiniz başkanlık sistemini ABD de beğenmiyor. Değiştirmek için uğraşanlar var ve hatta başkan seçilen Trump parlamenter sisteme geçilmesini talep edebilir”.

    ABD de de başkanlık sistemini değiştirip parlamenter sisteme geçme gibi bir düşünce halkın (ve belki 1-2 siyasetçinin dışındakilerin) gündeminde olan bir şey değil. Dolayısıyla münakaşaların bizim kulağımıza kadar gelmeyişinin nedeni bunun ABD de önemli bir gündem konusu olmadığıdır. Eminim bunu Fehmi de biliyor da yukarıdaki mesajını güçlendirmek için sanki ABD halkının gündeminde bu tartışma varmış gibi sunuyor. Bilmeyende sanacak ki ABD de TV de ve öteki medyada halk, siyasiler, görüş önderleri Başkanlık ve Parlementer sistemi tartışıyorlar Bu arada bu konuda hiç konuşan yok mu? Elbette var, özellikle akademisyenler arasında. Eğer konuşmaktan bahsediliyor sa ABD ye sosyalizm veya komünizm usulü bir sistem gelsin diye münakaşa edenler de var. Olsun da, fakat bunlar ABD halkının gündeminde değil. Aynı mantıkla hareket edersek, ben “Amerika’yı değiştireceğim” demiş olan Trump ABD deki ekonomik sistemi değiştirip sosyalist bir sistemi getirmeye kadar vardırır mı diye sormamız gerekir. Var mı bu mantığındaki itirazı eden?

    Tabi, bu arada ABD de yerleşik düzenden şikayet eden ve değişim isteyen (bekleyen) bir halk var. Zaten, Trump’a oy verilmesinin nedenlerinden bir tanesi de hatırı sayılı miktarda seçmenin bu değişimi Trump’ın yapabileceğine inanmış olması. Değişme/dönüşüm (change) mesaji, eğer inandırabilirsen, her yerde ve her seçimde en etkili mesaj. Hatırlanırsa Menderes, Demirel, Ecevit, Özal, Erbakan ve Erdoğan hep sistemi eleştirdiler, değişimi savundudular ve halkı inandıkları oranda da seçim(şer)i kazandılar. “Yeter söz milletindir”, “Umuzumuz Karaoğlan”, “Adil düzen”. Bunlar hep değişim mesajları. Tabi “Ekmek için Ekmeleddin” mesajı da var ama millet bununla nasıl bir değişim mesajı verildiğini pek anlamadı galiba.

    Herneyse konuyu dağıttık dönelim Trump konusuna. Trump önceliklerini dünkü “60 Dakika” programında açıkladı. Bunlar, “Obamacare” programı olarak bilinen sağlık programında değişiklik; katil, ırza geçme , uyuşturucu kaçakçılığı vb suçları işlemiş olan kanunsuz olarak ABD de yaşayanların tespiti ve yenilerinin gelmesini önleme için tedbir (Mexican sınırına duvar); ve Ortadoğu’da çözüm. ABD ye parlementer sistemi getirme öncelikte yoktu. Zaten bu onun gündeminde hiç olmadı. Olduysa da sanıyorum kendine sakladı. Çok yakınları ile paylaşmış olabilir mi? Ne dersiniz?

  7. Amerikadaki sistemin nasil olması gerektiği konusunda yapılan çalışmalarda benimsenen temel ilkenin ülkeyi yöneteceklerin sistemde değişiklik yapmalarını zor hale getirmek olduğu unutulmasın.Bunu amaclamalarının temel nedeni ise idarecilerin sistemi halkın lehine ve özgürlüklerini genişletme doğrultusuda değil, kendi iktidar yetkilerini arttırma ve özgürlükleri kısıtlama yönünde değiştirmeyi amaclıyacaklarına olan inanctan kaynaklanmaktadır. Budan dolayı amerikan sistemi gayet iyi işlediğini söyleyebiliriz.

  8. Amerikalı ve Türkiyeli taraftarlar’in (parti) arasındakı fark’a tek bir örnek vereyim ve bu örneğin yorumunu siz yapın.Dün akşam Trumpa karşi gostericilerin arasında bir genç Trump yazılı tişöti ile başının üzerinde Sevgi (love) yazan bir panikart taşiyor ve göstericilere kraker dağtiyordu.Bu genç kameralara yönetimde herhangi bir ırkçılık olduğunda birlik mesajı verdi.Şimdi bizde böyle bir olayda nitekim şu an Türkiyede yönetim her türlü zülmü yapiyor, desdekcileri’de ağıza alınmayacak küfürle,iftiralar,ve hakaretler ile desdek veriyor….. Selamlar.

  9. Fehmi bey Batı ülkelerinde halkın sandığa gitme oranı şaka gibi ABD buna bakmak lazım. Halk başkani yada meclisi kurtarici olarak görmediği için sandığa gitmeyi lüzumlu görmüyor. Ya da Trump gibi biri gelmesi çok sorun değil hepsi aynı. Bizde ise halk kurtuluşu tek bir adamdan bekliyor parti liderinden. O yüzden o adamın ülkeyi nasıl yöneteceği önemli bir konu oluyor. Dünyanın en zeki adamını en iyi sistemle Türkiye getirsen gene birşey değişmez adam sadece halka köstek olmaz. Sistemin değişmesinin halka yarayacagini sanmıyorum, sadece en tepedekilerin aralarındaki ilişkiyi belirleyecek. Bakanların ve Başbakanin otoritesi alınacak ve Cumhurbaşkanına devredilecek. Şuanki fiili durum böyle ama Erdoğan ayaği sallansa hemen değişir o degişmesin diye hukuki hale getiriliyor. Fiili durumun hukuki hale getirilmesi zayıflık belirtisidir şuan CB zayıflık gösteriyor. Yani ayağım her an kayabilir mesajını kendi doğruluyor.

    Ohal ve idamı da başkanlık ile iliskilendirdiler. Ohal kalması için Başkanlığın gelmesi lazım, başkanlık gelince herşey normallesecek af gelecek mesajı veriliyor. 1980 darbesi sonrasi 1982 Anayasasini onaylayin herşey normale dönsün demişti Evren. 1961 öyle değildir halk onaylamazsa yeni anayasa hazırlacak denmistir. Ama 1982 belirsizlik vardi bugün gibi, şimdi başkanlık onaylanmaz ise ne olacak ülkedeki gerginlik ohal devam mi edecek ? Ne olacagi belli değil. 1982 anayasasi %90 küsür ile 1961 %61 ile kabul edildi. Halkı belirsizlik ve korku ile zorlarsan sonucu alırsın.

  10. asıl insanlık sistemini sorgulamak lazım. değerleri… ahlak anlayışını.
    sonuçta iki sisteminde güçlü olduğu yanlar olduğu gibi zayıf olduğu yanlar da var. durum nerden hangi amaçla baktığınıza bağlı. mesela türkiye için konuşursak ki ABD bambaşka bir konu hükümete muhalifseniz muhalif olduğunuz ölçüde başkanlık sistemindeki zayıf noktalara yüklenirsiniz üstüne bi de başkan olacak adaya yüklenirsiniz yok eğer hükümete taraf iseniz parlementer sistemin zayıf noktalarına yüklenirsiniz birde olası başkan adayınızı öne çıkarırsınız. o halde sistem değişikliği olmalı mıdır faydalı olur mu olmaz mı diyen az bir grup kararsızın dışında sistem tartışması ideolojiler üstünden yürüyeceği için etkili sonuçları olmaz . gerçekten neyin doğru olduğunun çoğumuz için aslında pek bir önemi yok.
    sonuçta önce ya da sonra sandık gelecek herkesin önüne. ama burada da hala sıkıntı var. zira demokrasiyi en ateşli savunanlar referanduma en ateşli karşı çıkanlar oluyor nedense. sandık herşey değil oluyor sayı üstünlüğü bir şey ifade etmiyor oluyor. hatta halk bilemez oluyor.
    oysa orada 274+1 herkesin saygı duyması gereken sonuç işte başkanlık sisteminin özü
    burada %50+1 herkesin saygı duyması gereken sonuç parlementer sistemin özü.
    buna saygı duyup birlikte yaşamak zorundayız. kalan kısım teferruat.

  11. Fehmi Bey,bu yazısında ABD’den bahsediyor
    görünse de,tamamen içe dönük bir mesaj vermek amacıyla kaleme almış bu yazıyı.
    ABD sisteminin dönüşüp dönüşmeyeceğinin
    umurunda olacağını zannetmiyorum.
    Doğrusu bizim de umurumuzda değil oradaki
    durum.

    Zaten kendisi çoğu zaman söyleyeceğini
    dolaylı olarak söyler.Elbette meramını dolaylı biçimde anlatmak da bir yöntemdir.Ancak bu durum bende içi başka dışı başka bir insan imajı uyandırıyor.Bence böyle yapacağına
    şöyle deseydi daha net bir tavır göstermiş
    olurdu:

    “Beyler ABD’ye falan bakıp hiç başkanlık
    sistemine özenmeyin.Onlar da bu yönetim
    biçiminden şikayetçiler,parlamenter sisteme
    geçmenin yollarını arıyorlar.Başkanlığın da
    şöyle şöyle problemleri var.”

    Dolaylı anlatım da bir tercih meselesidir,saygı
    duyarım.Ama sağ kulağını sol elle göstermek
    gibi bir durum bana ters geliyor.

    Yazıda şöyle bir ifade var:

    “Parlamenter sistemde hükümet krizleri pek az yaşanıyor, yaşandığında da sorunların üstesinden gelinmesini sağlayan mekanizmalara sahip sistem; yasama organından destek bulamayan başbakanlar seçime gidebiliyor…”

    Burada ifade edilen husus pratiktekinin tam tersi.Bizimki dahil bir çok ülke,koalisyon pazarlıklarıyla çok zaman kaybetmiştir.
    Koalisyon kurulsa bile çoğu zaman çok kısa
    ömürlü oluyor ya da koalisyon ortaklarının
    pazarlıkları icraat sırasında da devam ediyor,bir çok işler sürüncemede kalıyor.

    Ülkemizdeki koalisyon yılları kaybolmuş yıllardır.Bu dönemlerde önemli bir icraat
    yapılamamıştır.1973’teki Ecevit-Erbakan
    koalisyonunda Kıbrıs harekatı yapılmış olmasına rağmen,koalisyonun zorlukları
    yüzünden hükümet kısa ömürlü olmuştur.

    Bizde her seçim,acaba tek başına bir parti
    iktidar olabilecek,ülkede istikrarlı bir hükümet
    kurulabilecek mi endişesiyle geçmiştir.

    Halbuki başkanlık sistemi bu endişeyi tamamen ortadan kaldırıyor.Kim başkan
    seçildiyse derhal hükümetini kuruyor.

    Hülasa herhangi bir vatandaş başkanlık sistemine karşı olabilir.Ancak bu karşı oluş
    için bir ABD yazısı yazma zahmetine katlanmaya gerek yok.Örneğin şahsen ben de illa başkanlık olsun derdinde değilim.
    Özellikle son 15 yılda olduğu gibi güçlü
    iktidarlar çıkarabilirsek pekala parlamenter
    sistem de olabilir.Ancak 7 Haziran seçimleri
    bunun her zaman mümkün olmayabileceğini
    bize gösterdi ve zaman kaybettirdi. Ülkemize de önemli bir maliyeti oldu,ekonomi bir
    sarsıntı geçirdi.

    • Merhaba; Fehmi beyin yazılarını ilgi ile okuyorum. Yazıda; “AVM’ler ve bilgisayar çağında bile o geleneği değiştirmeyen türden kalın kafalı bir gelenekçilik hüküm sürüyor ABD’de…” cümlesine dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu kadar “Kalın Kafalı” bir toplumda başkanlık sistemini değiştirmek mümkün mü? Ben de Bekir beye katılıyorum. Fehmi bey dolaylı mesaj vermiş. “Biz boşuna başkanlık sistemini getirmeye çalışıyoruz, baksanıza amerikalılar bile bu sistemden kurtulmak istiyor” demek istemiş. Hiç katılmıyorum.

    • Dinimizdeki makbul itaat kültürünü, yozlaşmış biçimde siysasete uyarlamağa kalkışmak yeni bir “tarihi yanılgı”dır. Hele de Bu ülkede… Demokrasiyle yönetileceğimize göre, bu rejime en uygun tarzın parlementer demokrasi mi, bizim gibi toplumlar için tek adam sultasına açık başkanlık sistemi midir tartışmak bile gereksizdir. Dahası sosyal travma, kişilik bozukluğu bile sayılabilir.

  12. FEHMİ KARDEŞ;
    Yazını baştan sona dikkatle okudum…
    Hele final cümlelerin harika ve cesaret verici…
    O cümlelerin şöyle:
    “Her fırsatta, “Ben Amerika’yı dönüştüreceğim” demiş olan Trump… / İşi ABD’de sistem değişikliğini zorlamaya kadar vardırır mı? / Ben “Vardırır, hiç değilse tartışmaya açar” diyorum, var mı itiraz eden?”
    EL-CEVAP:
    İtirazım yok da…
    Denilmesi ve ilave edilmesi gereken o kadar çok şey var ki…
    Onlar zihnimde bir değil birkaç makale olacak seviyede sıralanıverdiler…
    Ama burası sadece “yorum köşesi” ve onların birini bile burada yazmamalıyım…
    Peki, çare ne olabilir?
    Meraklısına not olarak çare ve çözümü şöyle verebilirim:
    Haftalık dergi çalışmamızın bu haftaki yorumların tamamını tavsiye ederim…
    Özellikle iki tanesi öylesine önemli ki; senin değerlendirmenle örtüşüvermiş…
    http://www.akevler.org/AdilDuzenDergisi/387/0/Kapak
    Madem bu konuda “makale” uzunluğunda yorum yazmam gerekir dedim…
    Meraklısına, konu ile ilgili sadece bir makalemin linkine vereyim; bu arada önceki ve sonraki birkaç makalenin de aynı konu merkezli olduklarını da hatırlatmış olayım…
    http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/7048/SonEk/0/Resat-Nuri-Erol/Resat-yani-yazariniz-ne-yapiyor-ve-Adil-Duzen
    Minik bir ilave, daha doğrusu iki ayet hatırlatması ile bitireyim:
    İlki
    “Biz devirleri insanlar arasında döndürürüz.”
    [Âl-i İmran,140: “Ve tilke’l-eyyâmu nudâviluhâ beyne’n-nâs”]
    ikincisi
    “Her milletin bir sonu vardır ve o son gelince bir an geri de kalmazlar öne de geçemezler.”
    [A’raf,34: “Ve li kulli ummetin ecel(ecelun), fe izâ câe eceluhum lâ yeste’hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).

  13. Juan José Linz, 1926 yılında Almanya’nın Bonn kentinde doğmuş, İspan­yol sosyologdur. Halen Yale Üniversitesi’nde emekli profesör olup Yale Üniversitesi tarafından alanında en iyi uzmanlara verilen Sterling Professor unvanını haizdir. Linz aynı zamanda Juan Marc Enstitüsü’nde Bilim Kon­seyi üyesidir. Devlet/hükümet yapılarındaki totaliter ve otoriter sistemler üzerine teorileriyle tanınan Linz ayrıca demokratik sistemlerin çöküşü ve demokratik rejime geri dönüşler konusunda da geniş araştırmalarda bu­lunmuş bir isimdir.
    Totalitarizm; tüm yetkilerin merkezîleştirildiği, devlete mutlak itaat beklenen, diktatörlükvari yönetim. Sözcük sıfat hâlinde totaliter olarak kullanılır. Totalitarizmde bireysel özgürlüklere izin verilmez ve bireyin yaşamının tüm alanları devlet kontrolüne bırakılır.

  14. Fehmi bey günaydın, size katıliyorum bir buçuk saat önce 60 dakika programi bitti.O saldırgan Trump gitmiş yerıne çok kibar kararlı birisi gelmiş. Çok güzel projeleri var Önce Amerika diyiyor.Seçimlerden önce verdiği sözlerden sadece birisinde israrlı.Mexico sınırına duvar ve illgal göçmenlerden suça bulaşmış olanları hemen sınır dişi edecek. Müslümanlarla ilgili hiç konuşmadı.Hoşça kalın.

  15. Baskanlik sistemi savunucusu oldugum yada olmadigim icin degil ama su ifadenin yanlis oldugunu sizde biliyorsunuz
    “Parlamenter sistemde hükümet krizleri pek az yaşanıyor, yaşandığında da sorunların üstesinden gelinmesini sağlayan mekanizmalara sahip sistem; yasama organından destek bulamayan başbakanlar seçime gidebiliyor…””
    1990dan 2000 e kadar kac hukumet kuruldu tr de?
    Bence bu gunku konu cok alakasiz olmus.
    Daha guncel konular var. Mesela AB – turkiye restlesmesi bunun turkiye- trump iliskisine yansimasi nasil olur?
    Acaba turkiyenin tepkileri cokmu sert
    Yada avrupa neden turkiyeyi bu kadar sert elestiriyor ? Trumpa isikmi tutuyorlar?
    Turkiye rusyadanmi destek aliyor?

    Almanya ne kadar demokrat bir polis oldu diye paralel devlet yapilanmasinin uzerine nasil bu kadar sert gidebiliyorlar.
    Demkrasiyi askiya almak almanyada serbest de turkiyede neden serbest degil.

    Fuat ugur bey yine yapmis yapacagini
    Mukemmel bir gazEtecilik ornegi sunmus hakkini yememek lazim
    Buyurun bereber okuyup sorgulayalim kendi demokrasimizi

    “”””Alman devleti Türkiye’deki FETÖ darbe girişiminin ardından uyandı.
    Onlar bize benzemiyor, ders çıkarmasını ve yılanın başını küçükken ezmeyi biliyorlar.
    O fırsat dediğim gibi geçen hafta ortaya çıktı. Polis bu örgütten bir kişinin evine silah bulundurduğu gerekçesiyle baskın yaptı. İmparatorluk Vatandaşı olduğu bildirilen adam direnerek bir polisi öldürdü üç kişiyi de yaraladı.
    Almanya bu olayın ardından harekete geçti ve kamu kurumlarının içine sızan Reichbürger’cileri devletten temizlemeye başladı. Almanya’nın farklı eyaletlerinde bu Paralel Devlet Yapılanması’na (PDY) üye olduğu düşünülen birçok polis hakkında soruşturma başlatıldı. Federal polise sızan örgüt üyeleri de doğrudan görevden alındı.
    Şimdi soralım.
    15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ’ye karşı Türkiye devletinin operasyonlarını bıdı bıdı sürekli eleştiren, üstelik bu vatan hainlerine kucak açan Almanya kendi üç kuruşluk paralel örgütüne neden bu kadar acımasız davranıyor?
    Üstelik cesameti Reichbürger ile karşılaştırılmayacak denli büyük, 40 yıldır devletin her kademesine sızmış, şerefsizliğin, hainliğin kitabını yazmış, alçaklığın dibini bulmuş, cinayetler işlemiş, darbe gecesi 246 vatandaşımızı katletmiş, Meclis, MİT ve Külliye’yi bombalamış, Cumhurbaşkanı’nın ikametine saldırmış FETÖ gibi bir örgüt söz konusuyken.
    Bir polisi öldürüldü diye yapıyor bunu Almanya.
    Türkiye ne yapsın?
    Yüz binlerce mağdur var diye yaygara yapanlar açısından çarpıcı bir örnek olsa gerek.
    “”
    Saygilar

    • Sayın Okuyucu,

      Yorumlarınızı yayınlamak istiyorum. Ancak yorumlarınızdaki şerefsiz, hain, ahlaksız gibi kelimelerini azaltırsanız cidden sevineceğim. Dün de “ahlaksızlar… diyebiliyorlar” demiştiniz (tekrar açık açık yazmayayım da tartışma olmasın), incinen bir çok okuyucu oldu. Gözümden kaçmıştı o cümleniz, dolayısıyla yorumunuzu silmek durumunda kaldım. Tabii siz farkında değilsiniz, ben genelde okuyucuların birbirine laf atmasına müsaade etmiyorum. Sizin yorumunuz tepki çekti, bunu belirtmeliyim.

      Sakin bir dille meramınızı anlatabilirseniz, benim de işimi çok kolaylaştırmış olursunuz. Umarım anlayışla karşılarsınız.

      Saygılarımla.

      • hiçbir saygısızlık içermeyen bazı yorumlarıda yayınlamıyorsunuz. en son bir okuyucuya yazdığım yorumu yayınlamadınız. mümkünse yayınlayın okuyucu karar versin yayınlanmayacak bir yorum mu değil mi…

        • Didem Hanım merhabalar,

          Bir okuyucuya yaptığınız o yorumda “o zaman gidin El Kaide’yi savunun, Işid’i savunun” gibi sanki o yorumcu terörü desteklediğini ima eden ifadeleriniz vardı. Bu sebeple makaslandı.

          Hoş bir yaklaşım değil bu.. Fikirlerinizi yazın sadece lütfen. “Şunu yapın, bunu yapın” diye insanlara akıl vermenin bir anlamı yok.

          Bilginize… Saygılar

          • elbette amacım bir polemik değil. yorumunuz benim yorumumdan sizin okumanız. ben öyle demedim. o nedenle yayınlamanızı istedim.
            yorumumdan aldığınız parçada bunu demişim izlemini uyandırıyor.
            oysa ben türkiye de insanların rahatlıkla ve aleni pkk ya destek çıkabilirken fransa da deaşı amerikada el kaideyi bu kadar rahat destekleyemeyeceğini ima etmiştim.. hakkınızı da rahat savunamayacağınızı ima etmek maksatlı Belçika mahkemelerini işaret etmiştim. şunu yapın orada bunu yapamazsınız imasıdır.bir dahaki sefere daha açık yazayım.

    • Sayın Vatansever,
      „Demokrasiyi askiya almak almanyada serbest de turkiyede neden serbest degil.“ Bu cümleniz dikkatimi çekti.
      Almanya’da demokrasi nasıl askıya alındı? Almanya’da görevden almalar hangi kanun hükmündeki kararnamelerle yapıldı? Lütfen biraz açıklar mısınız?

YORUM YAP