AP’nin.. ANAP’ın sonunu getiren ayrışmalar yaşanıyor.. başka yanlışlıklar da.. AKP farklı mı?

8

Referandum sonrasında beklenenler oluyor: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan AK Parti’ye üye ve ardından genel başkan olmak için gün sayıyor.. AK Parti de tembel teşkilâtlarını yenilemeye ve aksayan bakanlarını değiştirmeye hazırlanıyor…

Bunlar beklenen gelişmeler…

Üç farklı gelişme

Gelişmelerin bir de beklenmeyenleri var: Referandumun hemen ardından patlayan AK Parti eksenli ‘İslâmcılık’ tartışması gibi… ABD ile ilişkileri zedeleme pahasına girişilen Sincar’a (Şengal) askeri operasyon gibi… Zaten büyük çapta tasfiye olmuş Emniyet teşkilâtından 10 bine yakın polisin daha meslekle ilişkilerinin kesilmesi gibi…

Hepsinin hazırlıklarının referandum öncesinden yapıldığını varsayabiliriz.

Polisteki tasfiyenin işareti Başbakan Binali Yıldırım’ın kampanya mülâkatlarından (Beyaz TV) birinde var.

Sincar’a askeri operasyon da, belli ki, riskli olduğu için referandum sonucunu beklemiş…

Ya ‘İslâmcılık’ tartışması? Onu da hükümete yakın bazı kalemler bekliyor olmalı; kılıçlar çok keskince çekildiğine göre…

İslâmcılık ha…

AK Parti bir siyasi parti; kuruluş günlerinde, toplumun en belirgin ortak değerlerine (hak ve özgürlükler.. demokrasi.. cumhuriyet.. lâiklik.. ve din..) sahip çıkması öngörülerek, Türkiye şartlarında ‘merkez’ sayılabilecek bir yerde konuşlandırıldığını biliyoruz.

O sayede yüzde 70’e varabilecek bir oy potansiyeli var.

[Yıllar önce bu tahlili yazılı ve sözlü olarak paylaştığımda, en yaygın tepki, dudak bükme olmuştu; o sırada AK Parti sadece yüzde 36 oy alabilmiş bir partiydi çünkü.]

Değerlerden bazılarıyla yollarını ayırdıklarında oylarında düşüş yaşanabileceğini de hesaba katmaları gerekiyor AK Parti’yi yönetenlerin…

Kendilerine yakın bilinen medyadaki “İslâmcılar tasfiye edilmeli” tezine karşılık “O zaman Tayyip Erdoğan da tasfiye edilecek demektir” karşı-teziyle yürütülen tartışma.. AK Parti açısından.. tehlike zillerini çaldıracak bir gelişmedir.

Demirel 1970: Yaylacıları tuttu.. muhafazakar isimleri tasfiye etti..

Demokratik Parti’nin kurulmasına (Aralık 1970) kadar varan ‘muhafazakâr-yaylacı’ ayrılığı çok güçlü çıktığı 1969 seçimi sonrasında Adalet Partisi’ni zayıflatmıştı. Aynı durum, Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıkması üzerine Anavatan Partisi’nde yaşandı…

Yaşananlar her iki partiye de yaramamıştı.

Herkesle iyi geçinme ilkesi

Benzer bir değerlendirme ABD ile arayı açacağa benzeyen Sincar’a askeri operasyon için de yapılabilir.

AK Parti, sonradan “Komşularla sıfır sorun” diye formüle edilince tek bir kişiye mal edilen dış politika tercihini kuruluş döneminde belirlemişti: ABD ile iyi geçinecek.. Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşacak.. tam üyelik elde etmeye çalışacak vaya hiç değilse Kopenhag ve Schengen kriterlerine kendi sistemini uyarlayacaktı.

Zor olmasına rağmen bunu sağladı da…

Şimdilerde kuruluşta belirlediği bu tercihten de uzaklaşıyor AK Parti: AB üyesi ülkelerin çoğuyla sorunlar yaşandığı gibi.. kuruluşundan beri (1949) üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından ‘denetim altına’ alınıyor.. Avrupa Parlamentosu ve Venedik Komisyonu’nun olumsuz raporlarına muhatap oluyor.. AB ile ilişkisinin kopartılması da gündeme geliyor…

Bir yandan AB ile ilişkiler şekerrenge bürünürken.. bir yandan da ABD’den homurtular yükselmesine sebep olmak.. NATO genel sekreterinin uyarılarına muhatap hale gelmek.. pek akıllıca bir politik tavır olmasa gerek…

Hamaset tamam, ama bir yere kadar…

‘İslâmcılık’ eksenli tartışmayı da, AB ve ABD ile ilişkilerin bozulmasını da AK Parti açısından hayırlı gelişmeler olarak görmüyorum. Hem bugün ile hem de tarihi bir dönüşümün yaşanacağı 2019 dönemeciyle ilgili olarak…

Bulunan hafıza kartı FETÖ oyunu olmasın?

Emniyet teşkilâtından yeni tasfiyeler haberine de bu iki gelişme ışığında bakıyorum.. ve ne yalan söyleyeyim.. AK Parti nâmı hesabına endişeleniyorum.

Güvenlik önemli. Olağanüstü önemli hem de. Olağanüstü önemli olduğu için de hem kişiler hem de örgütler birilerinin ‘güvenlik’ kartını kullanmasıyla yanlışlara sürüklenebiliyor.

Anlatıldığına göre, ‘mahrem imam’ diye yeni kullanıma girmiş sıfata sahip birinin üzerinde bulunan bir hafıza kartında kayıtlı 30 bin kişiyi kapsayan bir isim listesine ulaşılmış.. orada bulunan ve ‘FETÖ’cü’ olarak bilinmedikleri için henüz tasfiye görmemiş 10 binden fazla isim şimdi tırpanlanıyor…

“FETÖ oyunu olmasın?” diye düşünülmüş müdür acaba?

O isimler arasında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, TBMM Başkanlığı gibi hassas kurumlarda yakın koruma görevi yapan polisler de var…

Tanımları gereği, çok iyi araştırılarak o görevlere getirildiklerini düşünmemiz gereken kişiler…

İçlerinden birinin.. ismini listede görünce.. hayatını sona erdirmesi bile kuşkumu büyütüyor…

Her bir tasfiye AKP’nin toplumsal tabanında dalgalanmalara sebep oluyor çünkü.

Referandumdan kazançlı çıkmasının keyfini yaşayamadan sürüklendiği bu üç dikenli alan.. iktidar partisi için.. çok ciddi siyasi tehditleri içinde barındırıyor.

“AK Parti farklı” mı dediniz?

Tarih bizde neden hep tekerrür ediyor öyleyse?

“Biz farklıyız, bize bir şey olmaz” tesellisi yüzünden olmasın?

ΩΩΩΩ

8 YORUMLAR

  1. Yazıdan anladığım kadarıyla;
    içerideki ve dışarıdaki teröristler imha edildikçe;
    lanet olası sahipleri; bindikleri atları ve kapılarında besledikleri itleriyle kalanları kurtarabilme telaşıyla;
    içeriden ve dışarıdan saldırılarını yoğunlaştırıyorlar.

  2. CHP’nin şedit ve apaçık, örtbas edilemez İslam düşmanlığı dönemi bittikten ve muvazaa partisi olarak da vasıflandırılan Demokrat Parti ile çok partili hayata geçtikten sonra, aynı düşüncedeki insanlar birbiri ardına Adalet Partisi, Anavatan Partisi ve nihayet Ak Partiyi kurmuştur. Bu partilerin hayatına bakarak geçmişi ve geleceği çok iyi okumak durumundayız. Ayrıca, vesayetin sadece asker ve yerli kökenli olmadığını, askerin arkasında, daima, onu dürtükliyen ABD ve AB nin ve her türlü gücün bulunduğunu hafızamızda taze tutmak durumundayız d adı
    Adı geçen bu partiler her daim muhlis, mü’min, hasbi, dürüst ve rıza-i lillah yolundaki, fisebilillah cesur insanlarca kurulagelmiştir. Ne var ki, eğer, bir parti halk tarafından tutundu ise , hemen ikinci dönemlerinde, Batılı, Batıcı , sömürücü ve de bilhassa SİNSİ alçaklar tarafından her nasıl edip işgale uğratılmıştır.
    Üçüncü dönemin sonunda ise, bu partilere ömür biçilmiş, haddi hududu aşmalarına ve daha fazla palazlanmalarına imkan ve izin verilmemiştir. Dikkat edilirse, hep tarih tekerrür etmiş, YEKİNMELERİNE ve kendilerine çizilen çizgiyi taşmalarına ASLA müsaade edilmemiştir.
    Zira, ben tarihe bakarak, Tayyip Erdoğan’a nasıl oldu da üçüncü dönemi tamamlattılar diye acip duruyordum. Demek ki, hem kullanacak emre amade maşa (ve paşa) bulamadılar, hem de Tayyip’ten ümidi daha tam kesmemişlerdi.
    Dördüncü devrenin başlarında askeri ihtilal akim kalınca, şimdi sır ikinci metoda gelmiş oluyor, demekki. O da ne ? Partiyi parçalamak. Esasen hep iki metodu genelde beraber uygulayagelmişlerdir ama şimdi, mecburi ve tek yöne kalmış iş.
    Sn. Koru, bugünlerde – dün bahsettiği – Gazetecilik oyunlarını ve SÖZDE gazeteci meslekdaşlarını yakın izlemiye almayı ihmal etmesin, diye de eklerim.
    Dediğim gibi, dış güçler ve yerli temsilcileri, Mecliste çoğuluğu elde tutan ve ılımlı ! da olsa islami ve muhafazakar koku yayan ve ekonomiyi de biraz toparlamıya başlıyan MUHAFAZAKAR ve/veya MİLLİ partileri DAĞITMAK için yıllardır, aynı taktiği tekrarlıyor. Avrupa Parlamentosu ve Venedik Komisyonu Raporlarını ve Parti içi sürtüşmeleri hep bu noktayı göz ardı etmeden değerlemek gerekiyor.
    Bakalım Tayyip bey de oltaya düşecek mi ? Bunu önlemenin tek yolu yalnız kalmamaktır. Bu ise, masum ve mazlum Afrika ülkeleri ile bir olmak demek değildir, elbette. Zayıf İslam aleminin alkışlarını sadece bir moral unsuru olarak değerlemek ve dualarına sığınmak gerek Nitekim, ARİF Sultan Abdülhamid (*) M.Kemal ve arkadaşları gibi Batının(İngiliz’in) istediği gibi ve istediği istikamette yürümüş olsaydı, iyi bir Batı dostu olur ve HANEDAN’ın başına gelen o kadar zillet ve telefisi mümkün olmıyan alçaklıklar başlarına gelmezdi. (İsraille iyi ! geçinmeği de ihmal etmemek ge).
    Daha başta, kendilerine dediğim gibi, söylediğiniz kriterlerin bazıları yanında, ANADOLU (neresi) insanını da tatmin etmeleri halinde ibreyi % 70 lere vurdurmamak işten bile değildir. Biraz feraset, biraz daha yürek ve gerçekleri tanımak ister, bu iş.
    Emniyetteki ve genelde yapılan tasfiyelere gelince, “baltanın çok dize vurulduğunu” görüyor , “ibadet’tekilerle, hasbi ticaret’tekilerin, hıyanettekilerle karıştırldığına şahit oluyoruz ki bu, dün olduğu gibi, çok travmaya, trajediye ve “muhtaç”lığa yol açıyor. Ak Partiye de az da olsa dolaylı zarar veriyor ve fitneye sebeb oluyor. Ayrıca, bu dünya yanında, inananlar ahireti de düşünmek zorundadır
    ( * ) Prof. Haluk Ulman, doçentlik tezi. Bulan okusun. Tezin sonuna (hüküm kısmına gelinciye kadar) doğru yazıyor,tarihi gerçeklere sadık kalıyor. Fakaat….

  3. “Islamcilik tartismasi” zaman zaman gundeme gelir ama bundan bir sey cikmaz. Asil sorun artik yanasmacilar arasinda artik catismalarin baslamasi. Ancak Erdogan’in parti uzerindeki kesin hakimiyeti dusunulurse anlamli oranda bir zarar olacagini dusunmuyorum.

    AKP su anda sirtini asil “orta alt kesim” denilen grubuna dayamis durumda. Ornek vermek icin soyleyeyin, Ankara Mamak, Istanbul Esenler semtlerini dusunun. Bu kesimin hayat standardi eskisine gore hayal edemeyecekleri olcude artti. Bir cok vasifsiz insan belediyelerde v.s. en azindan fakirlik icinde yasamayacak kadar bir maasla calismaya basladi. Bu kesim AKP’yi terk etmez. “Gercek muhafazakar” kesim ise farkli. Istanbul Fatih ve Uskudar secm sonuclari en iyi ornek. Ayrica Sedat Ergin gecen hafta kimi illerin 2011, 2015 (iki secim icin de) ve Referandum oy sonuclarini veriyordu. Nufusu degismemis kimi Orta Anadolu illerindeki sonuc cok enteresan. 2011 Saadet Partisi oylari 2015 Kasim seciminde azalmis. Ama referandumda bu azalma miktari ile ayni oranda “Hayir” cephesine bir donus gozukuyor. Diyecegim, Saadet Partisi goz ardi edilmemeli.

    Asil muhalefet ise “Uyuyan Dev”. “Uyuyan Dev” kim mi? Lutfen Ahmet Tasgetiren’in bu gunku yazisina ve referans verdigi calismaya bakin. Evet, “Gezi Olaylari” icinde degisik akimlar ve kotuye kullanma mecuttu belki ama asil mesaj bir kesimin (bunlar Gezi Parkin’da olanlar, Taksim Meydanin’daki militan sosyalist gruplar degil) “Hep bizim dedigimiz olacak” anlayisina “Artik Yeter” demesi idi. Ama AKP bu mesaji ya anlamadi ya da anlamiyormus gibi davraniyor.

  4. Sermaye, Birinci Cihan Savaşı sonunda Türkiye’yi dinsizleştirme şartı ile parçalanmaktan kurtarmıştı. İnönü’nün Lozan Zaferi ve Türkiye’yi bağımsız hale getirme politikası Sermaye’nin işine gelmemiş yerine Bayar’ı getirmiştir. Bayar, bankaları kurarak Türkiye’yi faizli sisteme entegre etmiştir. İnönü Cumhurbaşkanı olunca bankaları Türkiye’nin bağımsızlığı için değerlendirmiştir. Demokrasiye geçilmiştir.
    1960’larda Demokrat Parti’ye darbe yapılmış askerler demokrasiyi getirmiştir. 70’te hafif atlatılmış, 80’de Evren İSEDAK’ın başına geçerek Türkiye’nin yönünü değiştirmiştir. Doğru Yol, ANAP, Milli Görüş hükümetleri biraz daha İslamiyet’e yaklaşmışlardır. Erdoğan başta takiyye yapmış, Adil Düzen’e karşı olmuş, sonra Adil Düzen yerine İslam düzenini benimsemeye başlamıştır.
    Türkiye Evren’den ve Kıvrıkoğlu’ndan sonra artık İslam’a karşı değildir. Sermaye için bir numaralı problem budur. Türkiye’yi cezalandırmak Sermaye’nin ilk hedefidir. Önce Türkiye İslamlaşma ihanetinin cezasını çekmelidir. Bunun için Türkiye’de İslamcılarla laikler arasında çatışma olmalıdır. AK Parti böylece ikiye ayrılacaktır. Türkiye AB’den ve ABD’den uzaklaşmalı, İran’la çatışmalı ve Rusya Türkiye’ye saldırmalı. Türkiye’ye önce cezası verilmelidir.
    Sonra Rusya’nın Türkiye’yi işgal etmesine dayanamayan ABD, AB ve Çin devreye girip Türkiye’yi Rusya’dan kurtarmalı ve Sermaye’ye teslim etmelidir. Putin ve Erdoğan bu oyuna gelmiyorlar. Bunların gitmesi için hazırlıklar devam ediyor.
    Türkiye ne yapmalıdır? Önce İran’la Türkiye Akevler’in görüşlerini değerlendirmeli ve Ortadoğu’nun sorunlarını Adil Düzen’e göre çözmelidirler. Ortadoğu sorununun içinde İsrail sorunu da vardır. Kuran ne diyorsa onu yapmalıdırlar.
    Sermaye Ortadoğu projesini Rusya ve AB’ye kabul ettirmelidir. Onlarla uzlaşmalıdır. Bundan sonra Çin ve ABD ile görüşme yapmalıdır.
    AK Parti’de Sermaye’nin 100-150 kadar milletvekili vardır. Bir gecede aldıkları emirle cephe değiştirirler. Seçime gidilebilir.
    Adil Düzen çalışanları, AK Parti’ye ve Erdoğan’a oy vermektedirler, bunun dışında AK Parti için çalışmamalıdırlar. AK Parti ile ilişkisi olan Adil Düzenci varsa ilişkisi hemen kesilmelidir. Uçuruma giden bir arabanın içinde kalmanın manası yoktur. Biz AK Parti’ye zarar vermeyiz. Ama mademki bizi muhatap bile kabul etmiyor. Onun için helak da olmayız.

  5. Dün Peygamber devesini anlatıyordu bir belgesel…
    Dişi peygamber devesi çiftleştikten sonra erkeğini yiyormuş.
    Hem de başından başlayarak…

  6. Eskiden insanlar daha vicdanlıydı.
    Bir haksızlık gördüklerinde seslerini yükseltirlerdi.
    Şimdi kimse sesini çıkarmıyor, çıkaramıyor.
    Anayasa değişiklik paketi geçerken bölünmeyen AKP bundan sonra hiç bölünmez.
    Beyhude kafa yormayın.
    AP ve ANAP dönemini yaşamış birisi olarak söylüyorum bu iktidarın yaptığının onda birini ne AP ne de ANAP yapmadı.Her bakımdan…
    İsminde Adalet var ama…

  7. Bu Emniyet teşkilatındaki tasviyeleri ilk duyduğumda benim zihnimde de sizinki gibi aynı sorular geldi aceba bu FETÖ işi olabilirmi diye çünkü Ergenokon meselesinde gördük ne yaptıklarını suçlu suçsuz birbirine karıştırdılar inşallah buda böyle deyildir.

    İslamcılık tartışmasında birkaç yazar çizer çıkmış ortaya hele 15 temmuz hainliğinden sonra , bu milletin değerlerine ikinci bir hainler gurubu oluşturmaya çalışılıyor herhal önceki hainlerin boş bıraktığı yeri onlara karşı gibi gözüküp esas bu milletin değerlerine sahip çıkmaya çalışan insanlara karşı kulanılıyorlar aslında yanlış olanın bu mesele ye bizim taraf dediğimiz yazarların balıklama dalmaları ve bu meseleyi alevlendirmeleri tepki dozunu aştımı iş artık konturolden çıkar kimse bu milletin değerleriyle savaşamayacağını bilmeli geçmişte bunu yapanlar bedelini ödedi şimdikilerde bedelini öder öyle parmak sallamakla kimseyi korkutamazlar.

    Sincar meselesindede yapılan olumlu yapılması gerekiyodu. inşallah birileri bizi bir tuza çekmiyordur Allah cc düşmanlarımıza fırsat vermesin bu milletin yardımcısı olsun

    Yöneticilerimizede basiret ve doğru karar almalarını nasip etsin
    Birlik içinde olalım düşman veya çıkarcı devletler hangisini benimserseniz onu söyleyebilirsiniz yeri geldiğinde kendi aralarındaki sorunları bırakıp birleşebiliyorlarsa bizler kardeş olarak neden yapmıyoruz.

    Allah cc şerleri hayreyleye..

  8. Başarılar ekip çalışması ile olmasına rağmen millete tek bir kişi yapmış gibi lanse edilirse sonu böyle olur.
    Olan zavallı okumuş çabalamış enerjisini tam memlekete hizmet ederek harcamak yerine ya kara toprağa yada hapise giriyor.

YORUM YAP