Bir ‘darbe girişimi’nin anatomisi – Yılmaz Öztuna’ya rahmet dileyerek…

24

Osmanlı’nın çöküşünün başlangıç tarihi için çok sayıda teori vardır.

Benim teorim şu: Osmanlı’ya bildiğimiz âkıbeti getiren uğursuzluk 30 Mayıs 1876 tarihinde başlamıştır.

O gün olan

30 Mayıs 1876 günü bizim tarihimizdeki ilk askeri darbe gerçekleştirildi.

Dün gece yaşananları, benim hayat serüvenim içerisinde gerçekleşen 4 darbeden birine, daha çok da 27 Mayıs 1960 darbesine, benzetenler çıkmakta; oysa icrası açısından benim aklıma daha uygun gelen, Sultan Abdülaziz’i tahttan indirip ‘intihar’ süsü vererek canına kast edenlerin icraatıdır.

Arka planında Mithat Paşa’nın bulunduğu, planlamasını Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın yaptığı, gürültü çıkaracak öğrenci kalabalığını Harbiye Mektebi Nazırı Süleyman Paşa’nın, erlerin katılımını ise İstanbul Komutanı Refik Paşa’nın sağladığı darbe ile, zayıf bir padişahın eline hükümdarlığı teslim etmeyi ve bu yolla Âl-i Osman (Osmanoğulları) saltanatını sona erdirmeyi amaçlayan bir darbeydi 1876 darbesi…

Osmanlı’nın sonunu getirdi.

Nihai çöküşün 1876’dan 1923’e ertelenmiş olmasını, saltanatı 33 yıl sürmüş Sultan Abdülhamid’in tahttaki varlığına borçluyuz.

‘Darbenin beyni’ Mithat Paşa’nın, yakınlarına, “Ha Âl-i Osman, ha Âl-i Mithat” deyip durduğu bilinir. Başarılı olduğunda değiştirmeyi planladığı bayrağı eliyle çizdiği de bilinir.

İmparatorluğun uzak vilâyetlerinden askere alınmış Türkçe bilmeyen erlere, “Padişah sizleri selâmlayacak” diye Saray’ın etrafını sardırdı Hüseyin Avni Paşa; içeride de, “Evlâtların yerine koyduğun askerler seni artık istemiyor” sözüyle askerlerin bir gülücüğünü bekledikleri Padişah’ı korkuttu.

Unknown-2Yılmaz Öztuna’nın okullarda ‘ders kitabı’ olarak okutulmayı hak eden ‘Bir Darbenin Anatomisi’ adlı eseri 1876 darbesini anlatır.

Darbeciler planlarının ilk bölümünde başarılı oldular 1876’da; padişahı tahttan indirip yerine ruh hastası yeğeni Murat’ı getirdiler, ipleri Mithat Paşa’ya teslim de ettiler. Ancak Sultan Abdülaziz’in vefatından bir hafta sonra ruhunu teslim eden Padişah’ın eşinin kardeşi Çerkes Hasan, darbecilerin toplantısını basarak, Hüseyin Avni Paşa’yı öldürdü; Mithat Paşa çareyi kaçmakta buldu.

Yaşadıkları çağdan haberleri yok

Bugünün dünyasında, o dünyanın en önemli unsurlarından biri olan ve halkı neredeyse 200 yıldır yöneticilerini sandıkta belirleyen Türkiye’de, yönetimi silâh zoruyla devirmeye kalkışmak, bunu yaparken iktidardaki partinin kısa süre önce (1 Kasım’da) her iki seçmenden birinin oyunu aldığını unutmak…

Tamamen şans eseri başarılı olmuş 1876 darbesi benzeri bir maceranın bugün de istediği sonucu alabileceğini düşünebilmek…

Hangi akla hizmettir?

Bir an için darbecilerin başarılı olduklarını ve istedikleri türden bir yönetimi bugün kurabildiklerini düşünelim: Kendilerinin silâhlarına göğüslerini siper etmekten çekinmeyecek kadar demokrasiyi benimsemiş bir kitle olduğunu yaşayarak öğrendikleri halkı nasıl çekip çevirebilecek, bugünün karmaşık ikili ve çoklu ilişkiler dünyasında Türkiye’ye nasıl bir rota çizebileceklerdi?

Soruyorum, ama cevabı açık sorular bunlar: Halkın içinden çıkmış, milletin çocukları olduklarını düşündüğümüz komutanların kendi halkını/milletini tanımadıkları anlaşılıyor.

Cumhuriyet döneminde gerçekleşen darbeler kan dökülmeden yapılmıştı; bu defa karşılarına çıkan halka ateş açacak, milli iradenin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalayacak kadar ciddi bir gözü dönmüşlük söz konusu…

Padişahını ‘intihar etti’ süsü vererek öldüren Hüseyin Avni Paşa’nın ve patronu Mithat Paşa’nın gözü dönmüşlüğü…

Etrafımızdaki ülkelerin bazısında, 1960’lar ve 1970’lerde, çok kan dökülerek sonuca ulaştırılmış ‘Baasçı darbeleri’ gerçekleştirenlerin gözü dönmüşlüğü…

Darbeyi geçersiz kılan halkımızdır

AK Parti siyasi kadrosunun tehditlere pabuç bırakmayacak bir kadro olduğunu, 28 Şubat (1997) mağduriyetini mağrur biçimde yaşamalarından, 27 Nisan (2007) e-muhtırasını mürekkebi kurumadan yırtıp atmalarından anlamış olmaları gerekmez miydi darbecilerin?

Muhtırayı buruşturup atanların daveti üzerine, siyasi çizgileri farklı olanlarımız da dahil bütün halkımız, maceralara kapı aralamama kesin kararlılığını bunu anlamamış olanlara gösterdi.

Siyasi iktidarların ancak halkın iradesiyle değiştiği, demokrasiye inanan insanların ülkesi olduğunu dünya âleme gösterdi Türkiye. Askerin elindeki silâhla eline geçirdiğini sandığı neresi varsa oraları tankların üzerine çıkan halk geri aldı.

Köprüleri de… TRT’yi de… Medya binalarını da… Meclis’i de… Toplu halde gitti, silâhların karşısında kadını ve erkeğiyle durdu, kurşunları göğüsledi, askerin silâhlarını teslim aldı.

Halkımız başardı bu darbeyi sonuçsuz bırakmayı…

Burada, siyasi mücadeleyi bir tarafa bırakıp ilk andan itibaren demokrasiye sahip çıkan muhalefet partilerini ve muhalif çizgideki yayınları yüzünden iktidarın iyi gözle bakmadıkları da dahil bütün medyayı alkışlamak gerekiyor.

Kim, hangi amaçla böyle bir maceraya kalkışır

Ne kadar düşünürsem düşüneyim cevabını bulamadığım soru şu: Böylesine maceracı bir girişime katılanların, hani mümkün değildi ya, bir an için sonuç alabildiklerini kabul edelim, idareye el koydukları taktirde yaptıklarının ülkeye nasıl olumlu bir katkısı olacaktı?

Geçmiş askeri darbeler ne işe yaradı ki, ülkemize olağanüstü değerli yılları kaybettirmekten başka?

Herbiri dünya vatandaşı olma hevesindeki bir halkı başkalarının gözünde küçük düşürecek bir maceraydı darbe; böyle bir halkın önüne darbeciler hangi yüzle çıkabilecekti?

Gerçekten aklım almıyor.

Onlar açısından yanlış bir hesap mıdır, yoksa yarım kalmış bir hesap mı, bilemiyorum; bildiğim, bu girişimlerinin faturasının ağır olduğudur.

Kendilerine kesilecek fatura ağır; yoksa eli silâhlı cuntalaşmış bir askeri gücün demokrasiye kısa devre yaptırmayı amaçlayan girişimini akamete uğratan bir halka sahip olduğunu ispatlamış bir ülke, ülkemiz, bu bâdireden kazançlı çıkıyor.

Ne mutlu bizlere.

ΩΩΩΩ

24 YORUMLAR

  1. …Devleti Aliyye, temel direklerinden biri olan Yeniçerileri imha etmek suretiyle kendi ölümünü hazırlamış oldu. Yeniçeri, ulemanın biricik desteği idi. El ele veren bu iki zümre, saltanatın her türlü keyfi hareketini önleyen aşılmaz bir setti. Ulemâ Şeriatin temsil­cisiydi. Şeriatin, yani ezeli hakikatlerin… Kanunname-i Süleymani son­suz bir selâhiyet veriyordu ulemâya. Hatâ eden hükümdarı ikaz etmek, onun vazifesiydi. Hatada ısrar edilirse, vükelayla bi’l-istişâre ikazlarını tekrarlayacak, ciddi bir netice alamazsa orduya dayanarak hükümdarı tahttan indirecekti. Yeniçeri ortadan kalkınca ulemâ tabii müttefikini kay­betmiş oluyordu. Bu itibarla İkinci Mahmut’un ve Abdülmecit’in istibdadı karşısında hiç bir engel kalmamıştı artık. Ulema ister istemez sahneden çekilecekti. Batılılaşma, sarayla etrafındaki bir avuç yabancılaşmış hava­sın yani bürokrasinin eseridir.
    “Kanunî’nin bir kanunu var; herkesi toplar ve üzerine yemin ettirir, başta kendisi olmak üzere.. Pâdişah şeriatın uygulayıcısıdır. Şeriatı bilen pâdişahın üstündedir, o da ulemâ. Ulemâ da işlerini askere orduya dayanarak yapar.
    “İmparatorluk; 1. Ulemâ, 2. Ordu, 3. Padişah’tan teşekkül eder. Ordu yıkılınca muvazene bozuldu.
    “Türkiye’nin en vahim hâdisesi. Yeniçeriliğin ilgâ-sıdır. Cevdet Paşa’ya tarih yazdırılır. Fakat Cevdet Paşa kurnaz ve akıllıdır. Yeniçerilik ilgâ edilmeliydi, der. Tarihi de zaten 1826’ya kadar yazar. Ondan sonrası yoktur. Sebep? Açık. Osmanlı yok artık.
    “II. Mahmud’un ordusu milli değildi. III. Selim’den sonra tıbbiye, harbiye Fransızlar’ın elindedir. Hâriciye de ingilizlerin eline geçmişti.
    “Bunu ben 55 yaşından sonra görebildim. Bize ilk mektepten üniversiteye kadar Yeniçeri kaldırılmalıydı, diye okuttular. Yeniçeri kakadır diye yutturdular. Bir İmparatorluk birden ölmez.
    “Osmanlı II. Mahmud’da ölmüştür, II. Abdülhamid bu ölüyü diriltmiş ve otuz üç sene ayakta tutmuş yegâne adamdır. II. Abdülhamid son Osmanlı Padişahıdır. Osmanlı II. Abdülhamid’de biter.”

  2. Sn Koru size acilen Bernard Lewis’in ”Haşhaşiler” kitabını okumanızı öneririm. Muhtemelen okumuşunuzdur, öyleyse tekrar okuyun derim.

  3. Sayın Koru, izninizle bir komplo teorisi de ben kurgulayayım.
    Bir yanda darbe meraklısı bir grup ordu mensubu diğer yanda koltuğu sıkıntıya girmek üzere olan siyasi otoritenin başı var. Darbe heveslileri çalışmalarına başlıyorlar ama bu bilgi anında siyasi lidere ulaştırılıyor. Lider biraz düşündükten sonra emir veriyor “sınırlı çerçevede kalmak kaydıyla darbe çalışmalarını engellemeyin”. Darbecilerin faaliyetleri dikkatle takip ediliyor ama yeterince etkinleşmeleri ufak ayarlamalarla (atama, emeklilik v.s.) sınırlandırılıyor. Sonra birgün yerince olgunlaşmamış darbe çıbanı patlıyor. Durumdan haberdar ve hazır olan siyasi irade ağırlıklı olarak sivili kullanarak balyoz gibi iniyor ve darbe püskürtülüyor.
    Sizin söylediğiniz gibi “Bir olayda faili bulmak için, eylemin kime ne kadar menfaat sağladığı irdelenmeli”
    Sonuç ve faydalar:
    1- İktidar sahibi siyasi, HALK KAHRAMANI oldu.
    2- Ordunun içindeki cerahat ciddi oranda temizlendi.
    3- Hukuk sistemi siyasinin talepleri doğrultusunda tamamen yeniden dizayn ediliyor
    4- Ülkenin yönetim sisteminde yapılması planlanan değişiklik karşısındaki halk ve otorite direnci kırıldı, muhalif kitleler kendiliğinden lehdar oldu.
    5- Lider sorgulanamaz bir mertebeye çıktı. Soru sorulamaz ve eleştirilemez, eleştirenin vatan hainliği ile suçlanacağı bir adam oldu.
    6- siyasi uygulama yanlışlıkları için dava açılması durumunda hakkani karar verecek bir yargı makamı bırakılmadı
    Şimdi;
    Kendinize şu iki soruyu sorun
    – Azami fsydayı kim sağladı?
    – Pensilvanya sakini bu senaryonun neresinde?

    Yazımın başında da dediğim gibi bu sadece bir komplo teorisi. Beni çok da ciddiye almayın. Siyaset bilimcisi değilim alt tarafı muhafazakar bir mühendisim.
    Selam ve hürmetlerimle

  4. Darbe başarılı olsaydı sonuçları kime yarayacaktı? Bu organizasyon ve plan ile başarılı olma ihtimali ne kadardı?

    Başarısız olduğunda sonuçları kime yarayacak.

    Sonuçlarının kime yarayacağına yola çıkarak darbenin arkasındaki yalının tespiti mümkün değil mi?

  5. Sene 1995, gazeteci ve yazarlar vakfının Çırağan Otelinde ki yemeğindeyim. İhsan Kalkavan, sayın Erdoğan’ı işaret ederek ,”Seni tanıştırayım” dedi. Ben genellikle bu tür kalabalık toplantılarda ki tanışmalara itibar etmem ve gitmem. Bunun üzerine “Sana belediye başkanını değil, 2000 li yılların başbakanını tanıştıracağım ” dedi.

  6. Hukumetin boyle bir darbe tesebbusunden haberi bile yokken, olay ortaya cikar cikmaz yine ayni refleksle paralel yapti demeye basladilar. Hani delil? Adamlar verin delili alin Guleni diyor. Niye vermiyorsunuz? Bu kadar zaman elle tutulan bir delil cikmadimi?

  7. 23 Haziran 2016 tarikli Okurlarla hasbihal başlıklı yazınızda;

    “Düşüncelerinizi yazın, benimle ve diğer okurlarla paylaşın. Sonuçta bu mecra, internet sitesi, yalnız benim görüşlerimi sizlere ânında iletmemi sağlamakla kalmıyor, sizin de yazıyı okur okumaz ne düşündüğünüzü başkalarıyla paylaşmanıza imkân veriyor.

    Kullanın bu imkânı. Hakaret, çekiştirme, gereksiz çıkıntılık veya başkalarını ilzam edebilecek unsurlar yoksa, hiç kuşkunuz olmasın, yazdıklarınız burada yer alacaktır.” yazmıştınız.

    yazdığım yorumda nasıl bir “Hakaret, çekiştirme, gereksiz çıkıntılık veya başkalarını ilzam edebilecek unsur” buldunuzda yazdıklarım burada yer almadı acaba?

    umarım benim gözümden kaçmış bir ayrıntı yüzünden haklı olarak silmişsinizdir, aksi durumda yıllardır okuduğum bir yazara karşı tüm güvenimi kaybedeceğim

  8. Şükran Kesiran Üstadım nasıl olurda milletine kuşun sıkan bir mehmetcik olabilir anlamam mümkün değil bu bir akıl tutulması değide nedir.?

  9. Tam olarak gözleri var görmezler,kulakları var duymazlar, beyinleri var düşünmezler durumu… Algılarını ellerinde tutup bu darbeci şahısları sahaya salanların, kibirlerinin ve egolarının nasıl yanıltıcı olabileceğinin ortaya çıktığı örnek bir durum. Şeytanın da kibri yüzünden gerçekleri görmeyip/gözardı edip kafir olduğunu unutmamak gerekiyor. Fetöcülerin artık egolarını terkedip, iplerinin kimin elinde olduğu belli olmayan yöneticilerinin sözlerini dikkate almayıp, Hakka geri dönmeleri gerekiyor. Bu egoları yüzünden helak oldukları gibi hepimize zarar veriyorlar. Allah hepimizin ayaklarını İslam üzerine sabit kılsın. Amin.

  10. Teşekkürler büyük usta,tesbitinize aynen katılıyorum.Ancak şunu çok merak ediyorum.Bu parelel yapılanma sayın cumhurbaşkanımıza daha başbakanken bildirilmedi mi? Neden bu zamana kadar bir şey yapılmadı?

  11. sayın koru hani ben böyle gördüm penceresinden esas meseleye gelip kim yaptı hususuna kafa yorsan iyi olurdu. kimin umurunda hangi darbeye benzediği….

  12. Mimar Sinan minareyi inşaa ettikten sonra mahallenin çocukları , “minare eğri” diye birbirine göstermeye başladı. Mimar Sinan Ustalara minarenin üstüne ip bağlattı. Çocuklara ipin ucunu verdi ve çekin diye seslendi. Çocuklar gayretle çektiler. Koca mimar: “aferin oğlum düzelttiniz” diye çocukları tebrik etti.
    O gün minareyi düzelten sivil iradenin kahraman torunları geçtiğimiz akşam bir askeri darbeyi ellerindeki uzun çubuklara, tanklara vurmak suretiyle savuşturdular.
    Bu millet destan yazmaya devam ediyor.

  13. ”Bizden birtakım sefihlerin yaptıkları şey sebebiyle bizi helâk eder misin?”
    ”Bu ancak Senin bir imtihanındır, bununla dilediğini saptırırsın ve Sen dilediğini hidâyete kavuşturursun. Sen bizim velîmizsin, artık bize mağfiret buyur ve bize rahmet et ve Sen mağfiret edenlerin en hayırlısısın !” Amenna ve Saddakna Araf 155

    ”Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir.”
    öyleyse Ey Alem-i İslam bu soruyu kendimize sorma zamanı gelip geçmedi mi?

  14. Ben kalkışma girişimine Yaş kararları ile Ağustos ayında ordudan atılacak subayların alet olduklarına inanıyorum. Ama onları bu suça kim veya kimler sürüklemiş bundan tam olarak emin değilim.

  15. Teşekkürler Kaleminize Sağlık, Güzel bir analiz.
    Buna teşebbüs eden yapanın lider kadrosunun kendilerine inan insanları ne kadar kandırabildiğini kör gözlerede gösterdi.
    Allah samimi kardeşlerimize basiret ihsan eylesin.

  16. Bu arada daha cok silideki allende darbesine benziyor parlamentonun bombalanmasi ve hedefin allendeyi öldurup yine halka helikopterlerden ates acilmasi gibi isin icinde cia ve bakir sirketinin sahibi olan Henry kissenger var idi.

  17. Sayin Fehmi koru yaziniz biraz gec oldu bütün gece bekledim yazinizi darbeyi yapanlarin kim yada kimler olduklarini anlamak icin sizin yapacaginiz analizi bekledim paralel gurup deselerde ben eski paralel olarak cemaattekilerin darbe tesebbusu yaptiklarini inaniyor ama halka ates acacaklarina hala inanmiyorum. Biz okuyucularinizin acilen detayli bir bilgilendirmeye ihtiyaci var.

    • O ateşin altında eşim kızım ve ben kaldım Genelkurmay ın önündeydik. Hem Genelkurmay dan hem inip kalkan helikopterden üzerimize ateş edildi 20 yakın vatandaşımız parçalanarak şehit edildi. Üzerimize şehitlerin kanları ve etleri yapıştı. Tanklarla insanların üzerinden geçildi. Birilerinin dediği gibi “tiyatro” değil bir kadın olarak gencecik kızımla bunları biz yaşadık. Siz hiç parçalanmış cesetleri basarak oraya buraya savruldunuzdu? Çocuğumun ruh halini psikolojileri izi düşünebiliyormusunuz? Bu işin eskisi yeni Cemaatini olmaz katli olur ancak onları destekleyenler meyledeninde ellerine kan bulaştı artık bunlara merhametle değil adaletle muamele edilmeli. Bizden merhameti alıp götürdünüz.

      • “ancak onları destekleyenler meyledeninde ellerine kan bulaştı artık” doğru söylüyorsunuz. Esas onlar sorumlu bu işlerden ama aradan altı ay geçti biz hala bu işlerin asıl sorumlularını, siyasi bağlantılarını konuşamıyoruz bile. Her kesimden insan açığa alındı, atıldı, hapse girdi vs. ama ne hikmetse mesela hiç bir parlamenter bu güne kadar açığa çıkmadı. Ve benim gibi bir dolu insan bu işlerin arkasında parlamentodan, kabineden insanlar olmasa buraya kadar bu işlerin gelemeyeceğini düşünüyor..

  18. Yüce Türk milletine helal olsun. Demokrasisine sahip çıktı. Bunu yaparken tehlikeleri göze aldı. Fakat bu harekete teşebbüs edenler Ordu’ya nasıl sızdılar? Bununbir sorumlusu var mı? Daha önce TSK bu yapıyla mücadele ederken haksızmıydı? Sayın Koru engin bilgi analiz yeteneği ile Ordu’nunnu örgütle mücadelesi ve bu örgütün Ordu’ya sızma olaylarının analizini yapacakmısınız? Bunu bütün samimiyetimle sizden bekliyorum.

YORUM YAP