IŞİD’i bir de benden okuyun.. Okuyunca en az benim kadar kayıplarımıza yanacaksınız..

20

Adı Raşit

ODTÜ’de astrofizik okuyan dışa dönük bir genç.. Finlandiya’da burslu doktora yapma imkânına kavuşmuş.. Babası doktoralı, amcası matematik profesörü, ağabeyi bilgisayar mühendisi; böyle bir aileden..

Daha ne ister?

Ölmek istemiş ve “Ben arkadaşlarda kalacağım” diye evi terk ettiği gece sınırı geçip IŞİD’e katılmış…

Sonunda savaşırken ölmüş de…

Ben burada “Ölmüş” dedim, ama o ve onun gibiler aynı arzuyu ‘şehit olmak’ diye yansıtıyorlar…

Acaba bunda ülkemizde ‘şehit’ sözcüğünün son yıllarda uluorta kullanılmasının da payı var mıdır?

Türkiye Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) destek vermek için el-Bab önlerinde.. sırada Rakka ve Menbiç var.. ÖSO oralarda IŞİD’e karşı savaşıyor ve daha şimdiden 50’ye yakın askerimizi savaşta ‘şehit’ verdik…

Askerlerimiz IŞİD’e karşı savaşırken.. Raşit gibiler de onlara karşı savaşıyor…

Evet, böylesine garip bir durum bu: IŞİD saflarında da, Türkiye’den, kendisine ‘İslâm Devleti’ adını vermiş olan grubun saflarında savaşmaya gitmiş insanlar var…

IŞİD büyük çapta bir cahiller ordusu

Raşit ve onun gibi Türkiye’den IŞİD’e katılmış olanlar.. adında ‘İslâm’ sözcüğü bulunan grubun bu iddiasını sorgulayacak kadar din konusunda bilgi sahibi midir acaba?

Astrofizikten anladığı kadar İslâm’dan da anlıyor mu?

Paris’te, Brüksel’de, Orlando’da, Nice’te, Berlin’de.. kimi doğrudan IŞİD’e bağlı olarak, kimi onun varlığından esinlenerek eylem yapanlar.. Müslüman isimler taşıyorlar taşımasına.. ancak din adına giriştikleri eylemlerinin İslâmi açıdan ne anlam taşıdığını bilecek bir temel bilgiye sahipler mi?

Türkiye’de IŞİD yönlendirmeli eylemler gerçekleştirmiş olanlar için de geçerli bir soru bu.

Batı’daki çok ses getiren IŞİD eylemlerine katılmış olanların hemen hepsi, bırakın İslâm konusunda ‘doğru’ ile ‘yanlışı’ ayırt edebilecek kadar temel bilgilere sahip olmayı, hayattaki şahsi tercihleri dinin ölçülerine vurulduğunda sırıtıyor…

Hırsızlık yapan.. bar işleten.. gayr-ı meşru ilişkiler içerisinde bulunan insanlar.. birdenbire ‘mücahit’ kisvesine bürünüp ‘şehit’ olma gayreti içerisine giriyorlar…

Nice’te kamyonunu kalabalığın üzerine sürerek 85 kişinin ölmesine yol açan Mohamed Lahouaiej Bouhlel, ailesi ve komşuları tarafından, dinle ilgisiz, içki düşkünü ve erkek sevgilisi olan biri biliniyordu.

Geçen hafta sonu Berlin’de yine aynı yöntemle ele geçirdiği kamyonu kalabalığın üzerine süren ve 12 kişiyi öldüren Anis Amri de, günlük hayatında ‘din’ bulunmayan biriydi ve birdenbire ‘şehit’ olmaya karar verebildi.

Bulundukları yerlerde işlerini-güçlerini bırakıp.. IŞİD’e katılmak için yola koyulanların durumu da çok farklı değil…

Suriye’de ele geçirilmiş IŞİD’e katılanların kökenleriyle ilgili binlerce belge, AP ajansı tarafından uzmanlara inceletildiğinde, ortaya çıkan tablo olağanüstü şaşırtıcı.

Katılanların yüzde 70’i, yani üçte ikisi, buna kulaktan dolma bilgilere sahip din hakkında. Yüzde 24 kadarı orta derece bilgili ve ancak yüzde 5’i İslâmiyet hakkında konuşabilecek durumda.

Yüzde 5…

Böylesine bir insan unsuruna sahip yapı.. kendisine ‘İslâm Devleti’ diyebiliyor.

Jihadi John
Cihadi John’dan el-Muhacir’e…

İlginç olan, IŞİD içerisinde yer alan ‘mühtedi’ (sonradan Müslüman olmuş) kişilerin durumu.

‘Jihadi John’ adını hatırlıyor musunuz? IŞİD dünya gündemine ilk girdiğinde Jihadi John diye kendini tanıtan İngiliz aksanlı bir infazcıyı tanımıştık. Her gazeteci kellesi alınacağı zaman önce tepeden tırnağa siyahlar giyinmiş, yüzü maskeli John konuşur ve neden böyle bir eylem yaptıklarını anlatır, ondan sonra infazları yapardı.

James Foley, Steven Sotloff, David Haines, Alan Henning, Peter Kassig, Haruna Yukawa ve Kenji Goto adlı yabancıların kameralar karşısındaki ölümünden sorumludur ‘Jihadi John’ adıyla anılan infazcı…

Nerede şimdi ‘Cihadi John’, biliyor muyuz?

Bir gazete “O Abdel-Majed Abdel Bary adlı hip-hop şarkıcısı” haberini yaptı; ardından Abu Hussain Al-Britani ve Abu Abdullah al-Britani isimleri ortaya atıldı; sonunda o kişinin Mohammed Emwazi olduğu açıklandı.

Açıklandıktan kısa süre sonra da Rakka’da kendisini hedef alan bir insansız hava aracı tarafından vurularak öldürüldüğü duyuruldu.

Onun hemen yanı başında ‘Omar’ diye anılan bir Alman ‘mühtedisi’ olduğu biliniyor.

IŞİD’in ‘sözcü’ olarak bu ay başında atadığı kişi de bir ‘mühtedi’; adı John Georgelas.. ya da Yahya el-Bahrumi… veya Ebu Hasan el-Muhacir

Hangisini beğenirseniz..

Kökleri Girit adasına dayanan Yunan asıllı biri IŞİD’in yeni sözcüsü…

IŞİD sözcüsü: Ebu Hasan el Muhacir.. Esas adı John Georgelas..

Görevi bittiğinde o da kayıplara karışacaktır.

Bütün bu bilgileri neden verdim?

Şundan: Adında ‘İslâm’ sözcüğü bulunan ve her yaptığını din ile irtibatlayan IŞİD, aslına bakılırsa, garip bir bulamaç…

Çıkışı da garipliklerle doluydu ve ilk ‘başarısı’ ile kazandığı şöhreti hak eder bir tarafı yoktu; eline geçirdiği yerlerin (su ve petrol çıkan bölgeler, bankalar) stratejik önemi, örgütün arkasında istihbari bir beyin bulunduğunu düşündürüyordu.

Bugün de düşündürüyor.

IŞİD dünyayı değiştiriyor.. kötü anlamda..

Ancak, işte görüyoruz, dünyamızın pek çok dengesi IŞİD yüzünden değişti; Batı ülkelerinde seçimlerin iktidara taşımaya başladığı siyasiler, meşruiyetlerini IŞİD’e atfedilen kimlikle savaşa adamış görünen tipler…

Donald Trump bile öyle…

Bundan bir adım ötesi, bazı ülkelerin ‘terör ile mücadele’yi ‘İslâm ile mücadele’ olarak algılanmayı getirecek bir anlayışla yürütmesi olacak…

‘IŞİD’ yüzünden…

Raşit bunları bilemeden, öğrenemeden, gencecik yaşında.. ailesi ve ülkesi ondan çok şey beklerken.. hayatını bir hiç uğruna feda etmiş oldu.

Masum insanları suçlu, İslâm’da olmayan vahşi davranışları ‘meşru’ göstermeyi beceren bir ‘şer’ anlayışın kurbanı olarak…

Türkiye’yi de kendilerinin karşı saflarında yer aldığı bir savaşa sürükleyerek…

Ne kadar üzülsek az.

ΩΩΩΩ

20 YORUMLAR

  1. Daeşten bahsedilirken ihtihbarat örgütlerinin bu konudaki çabalarından bahsedilmemesini yadırgıyorum. Sanki üç beş kendini bilmez cahil biraya gelip, böyle stratejik hedefleri olan bir örgüt meydana getirebilirmiş gibi. Bu örgütün içerisindeki muhtedi diye anılan birsürü kişinin ilgili devletler için faaliyet yürüten birer ajan olduğunu gözardı etmememiz gerekiyor. Elbette aralarında cahiller, saf düşünceli kullanışlı ahmaklar, bir yakınını haksız bir şekilde kaybetmiş intikam isteyenler ve hayatta değerli bulduğu hiçbirşey kalmamış yalnız kişiler olacaktır.
    Fehmi beyin, “Türkiye’yi de kendilerinin karşı saflarında yer aldığı bir savaşa sürükleyerek…” cümlesinde, örneğini verdiği Raşit gibi “dini açıdan cahil” insanları suçlayıp, batı dünyasının uzun metrajlı planlarının olamayacağını varsaymak, sorunun çözümüne katkı sağlamayacaktır. Belkide bahsedilen “İslam karşıtı” cepheye birkaç eleman daha devşirecektir.
    Türkiyede daeşi destekleyemeye müsait vatandaş sayısının, pkk yı destekleyen vatandaş sayısından çok daha az olabileceğini de belirtmek gerekir ki, son zamanlarda imamhatipleri daeşin arka bahçesi yerine koyan kimi hödüklerin de önünü alabilelim.
    Bizim için yani Türkiyede yaşan müslümanlar için şu an tehlikeli olan, Raşit gibi daeşi destekleyen burslu, doktoralı, ödtülü astrofizikçiler değildir. Devletin önemli yerlerine gelmiş kimi odtülü, itülü, doktor, prof. olanların yine sahte dini referanslarla, daeşten daha komplex bir örgütlenme yapısı ile devleti ele geçirip, batı için kullanışlı bir mehdi devleti kurmaya çalışmaları.

  2. IŞİD kim kime hizmet ediyor ve hizmetkarlari kimler . Eminimki burdakilerin çoğunun o veya bu şekilde tanıdığı birileri bu gruba katılmıştır . Şahsım adına benim aracım evimin önünden çalındı ve herkes Suriye’ye gitmiştir dedi . Biraz araştırmalar ve Suriye sınırına yakın Kilis köylerinde aldığım bilgiler doğrultusunda o zamanın adıyla sakallilar şimdiki adıyla IŞİD almıştır oldu . Benim aracım bir ülkenin sınırlarından diğer bir ülkenin sınırına geçmiş . 3 yıl oldu ve hala bulunamadı . Araba bu araç olayında kim IŞİD e destek verdi acaba kimler benim aracimin geçişine göz yumdu . Benim tahminlerim var ama başımıza bu namussuz IŞİD belasını açan yerel ve yabancı namussuzlarin Allah bin defa yüz bin defa belasını versin .

  3. Çok önemli bir konuyu gündeminize taşımışsınız Fehmi Bey. Kutlarım.

    Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de yaşanan olaylar maalesef dinimizin farklı algılanmasına müsait bir zemin hazırladı. Kendimizi bir üyesi olarak gördüğümüz muhafazakar kesim aslında “öteki”yken, özgürlük mücadelesi verirken çok daha güçlüydü. Şimdi Irak’ta, Suriye’de yaşananları, uğursuz FETÖ kalkışma girişimiyle yaşadıklarımızı izleyen genç kuşak, üyesi olmaktan onur duyduğumuz bu harekete şüpheyle bakmaya başladı. Bunun sorumluları aslında kendilerini biliyor, onları biz de biliyor ve tanıyoruz.

    Sağduyulu olduğunu düşündüğümüz çok sayıda büyüğümüz ise doğru bildiklerini konuşamaz durumda. Bu da çok üzücü ne yazık ki. Dünyada ve ülkemizde biraz bir istikrar sağlanır gibi olduğunda, on yıllarca geri gittiğimizin farkına varacağız. O gün geldiğinde, bu günlerin sorumluları ortalıklarda olmayacak. Bunun faturasını ödemek yine bize düşecek.

    Allah sizin gibilerin yardımcısı olsun.

  4. Sermaye, karşılıksız doları insanlara para olarak yutturduktan sonra sonsuz güce erişir. Dolar gücü ile ne isterse yapabilmektedir. Bu konuda kurduğu araştırma merkezlerinde psikoloji ve sosyoloji ilmini kullanmaktadır. Amaçları:
    1- Basit suç işletenler, polis onları yakalar. Sonra onlar aracı olur onu kurtarırlar. Onlara medyunu şükran olur. Biraz daha büyüğü ve yine kurtarma ve sonunda en büyük cinayete kadar götürme. Bir taraftan polisten kurtarma diğer tarafta dolar aşkı terörünün kaynağıdır.
    2- İşsiz kalan gençler yaşamak için meşru olmayan işleri yapmaya başlar. Kendisini korumak için de bir mafyaya teslim oluyor. Mafya bir taraftan onu korurken diğer taraftan istediği pislikleri yaptırır hale gelir.
    3- İşsiz kalan ve taksili yapamayan zengin çocukları sadece gençlik hevesi ile böyle yolara girmektedirler. Bunlar bürokrasinin her kurumda yerlerini almışlardır. Basın istediği zaman bunları göklere çıkarabilmekte istediği zaman da yerin dibine indirmektedir.
    4- Medreseler yasaklanmış, tarikatlar kapatılmış ve insanlar ilmi ve dini özgürlüğünü bulamayınca yer altı faaliyetleri ile bu ihtiyaçlarını gidermiş olmuşlardır.
    5- Aşiret bağları ile birbirine bağlı olan insanlar baskı altına kalınınca savunma refleks içinde mafyaya katılmaktadırlar.
    6- En büyük silahları yaptığın bir işten dolayı ölüme mahkûm edilen teröriste ceza öleceksin. Ailene şu kadar dolar verelim intihar bombası olacaksın. Ödülleneceğine inandırılan genç ölmeyi tercih edecektir.
    Bu arada reşitler de vardır. Sermaye İslami tedrisatı yasaklatınca aileden dini inançla gelmeleri şehit olacağım diye ölen zavallılar da vardır.
    Asıl mesele ne yapılmalıdır.
    Türkiye için
    a) Doğudaki aşiret yapılaşması yeniden ihya edilmelidir. Ve aşiretler bu devlete sahip çıkmalıdırlar
    b) Doğudaki medreseler devreye sokulmalı Kuran Arapçası resmen tedrisi eden ve bugünkü ilimleri de medrese usulü okutan medreseler açılmalıdır. Gerçek İslamiyet yetkili ağızdan öğretilmelidir.
    c) Devlet televizyonlarında hurafeler yerine İslamiyet anlatılmalıdır. Kur’an’ın hiçbir yerinde Muhammedi sevin diye bir emir yoktur. Doğum günü yalnız hazret İsa için mucizedir. Mevlit bir şirk merkezidir. Sünnet diye hurafeler öğretilmektedir. İlahiyat fakültelerinin İslamiyet’ten haberleri yoktur. Şarkiyatçıların masallarını tekrar etmektedirler. Hayrettin Karaman gibi kaçak medrese tahsili görenler yaşatmaktadır İslamiyet’i.
    d) Yerinden yönetim, hakemlik, kooperatifçilik, lojmanlı apartmanlar sistemi ile gençleri işsiz, aşsız, eşsiz ve aylak bırakmamadır.
    Ateist sermayenin tekelci sömürü düzeninden ilahi düzen şeriata ve halk ekonomisine geçmelidir.

    • Madde 4, madde 2 ye nasil yardimci olabilir? Şeriatin etkili oldugu Osmanlilarda, Medrese egitimi Osmanliyi sonuçta kurtaramadi ki? Egitim, işsizligi ortadan kaldirabilicek sekilde uretkenlikle sonuçlanmadıkca neticede bir göz boyamadir. Medreseyi bırakın, bizdeki Batı kopyası egitimin bugunku hali dahi bir göz boyama niteliginde kalmistir, büyuk bir kismi kalitesizdir. Mezun veriyoruz mezunlara iş üretemiyoruz. Uretkenlik, beceri iş imkani saglama acisindan ‘Egitim’in en kalitelisi ‘Bati’dadir. Teknolojinin bügünlere gelmesine vesile olan ‘Batı’lı ilim adamları zembille gökten inmedi, herbiri aynı Allah’ın kulu. Disiplinle uzun yıllar istikrarla calışa çalışa yavaş yavaş bu ileri seviyeyi başarabildiler. Bizim eksigimiz din değil, bilim ve teknolojidir. Bunun da yolu kaliteli egitim; bugün için bunu başaran da Batı’dır. Aksi taktirde, müsluman ulkelerden gencler dahi akın akın Bati’ya gelmezlerdi. Asıl mesele nerede olsursa olsun kaliteli egitim alarak üretkenlikle ekonomiye katkıda bulunmak ve Kuran’ın özüne uygun bir tarzda yaşamak ve hakkıyla veda etmektir hayata.

      Son cümlede değinilen ‘şeriat’ de toplumda bütün ağrı ve sızılarımızı giderecek bir hapmış gibi lanse edilmez. Daha insanına şeriatın anlamı nedir onu öğretememişsin. Al sana İŞİD, bugun şeriatı temsil ediyor ve umulmadık sayıda kendini adamış taraftar da buluyor. Sonuç büyük kayıpla hüsran; burada tartışılan da o. Dini imanı elden bırakmadan kaliteli egitime-teknolojiye entegre olmak ve sabırla iyi niyetle çok çalışmak. Başarının genel yolu bundan ibaret. Bu işin kestirmesi yok.

  5. KİM KİMİ ÖLDÜRÜYOR VEYA ŞEHİT EDİYOR?
    Bir tarafta Türk ordumuz: Mehmetçik. Anadolu’nun yiğit Müslüman evlatları. Türkiye sınırlarını terör belasından korumak için komşu bir ülkede Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bir bölgede operasyonda bulunuyor ve şehit veriyor. Diğer tarafta da Türkiye dâhil dünyanın her tarafından şehit olmak için İŞİD’e katılan genç / cahil / mühtedi / aldatılmış ne derseniz deyin resmen Müslüman KİMLİĞİNİ TAŞIYAN cihatçılar / teröristler. Kim, kimi şehit ediyor veya öldürüyor? Neticede Müslüman, Müslümanı şehit ediyor / öldürüyor. Bu ne kadar şoke edici bir durum. Bu somut bir kıyamet alameti değil mi? Kim kimi neden öldürüyor / şehit ediyor?

  6. Yorumlarımda hep bunu vurgulamaya çalışıyorum. Bizim tarlamızda nasıl bu kadar yaban otu yetişir de bizler hiçbir şey yapamayız yada yapamıyoruz. Kendi dağarcığımızı, terazimizi velhasıl her şeyimizi gözden geçirmeliyiz.

    • Kendini Telaviv’de patlatan Filistinli gözümüze hoş geliyorsa, uçak kaçırıp rehinelerle birlikte patlatan Çeçen kalbimizi sızlatmıyorsa, dinim kinimdir diyorsak biz bir yerde yanlış yapıyoruz demektir. İslam eğer selam kökünden geliyorsa, biz hangi kökten geliyoruz? sorusunu sorma zamanı çoktan geldi ve geçiyor.

  7. Anlamak çok zor neler dönüyor. İŞİD’e katılan bu insanları anlamak. Hele hele Batıda nispeten rahat şartlarda yaşıyorken sözde müslüman olmuş yabancıları ve İŞİD’e katılanları anlamak cok zor. Hayatlarında daha önce yaşadıkları olaylardan sonra İŞİDi bir çıkar yol olarak görebilmeleri birer muamma. Evveliyatları ve geldikleri son noktadaki hayatları birer bilimsel araştırma konusu. Demekki ugrunda ölmege deger bir durum algılaması var diye düşünüyor insan. Yakın çevresi itibariyle, ODTÜlü Raşid koyunların otladıgı bir merada yetişmise benzemiyor. İŞİDe bunları cezbeden nasıl bir ruh halidir, akıl-sır ermeyen bir şey. İlerde çok kitap yazılır bu konularda. Eskiden, adam kalkmış bir avrupa ülkesinden İspanyadaki iç savasta faşizme karşı taraf olarak savaşmış. Bu işte de inanmışlık ve kendi kendini ikna var. İşin içinde kapitalizm ve siyonizme karşı gariban müslümanlara ve Allah’ın dinine yardım ediyorum şeklinde ulvi bir amaç algısı olmalı ve mukafatı da o derece büyük olacak algısı. Şehitlikte ölünmezlige inanmışlık var, İŞİD gibi hiç kimseleri dinlemeyen bir cılgınlar grubuna alet olacak şekilde. Butün bunların arkasında istihbari manipulatorlerden hangi birimler varsa, acaba onları da ortaya cıkarabilecek isthbari birimler ve araştırmacı gazeteciler var mı?!

  8. İnsanoğlu bir yaşa gelince bir kendine bakar bir de çevresine. Kendini tanımak için kıyas yapar çevreyle kendini. Artışını eksiğini görür. Sonra bir hedef koyar kendine kendince. Bazıları da koyamaz . Vazgeçer mücadeleden. İşte o hedef kendine bir yer arayışının bir sonucudur. Aidiyet duygusu . Maslowyan ihtiyaç hiyerarşisinin üçüncü aşaması. Memnunsa yerinde kalır orada. Ölmek işten bile değildir. Kendini kendi yapan değerleri hissetmek içindir tüm çabası. İz bırakmaktır insanoğlunu derdi. Çünkü sadece insan bilir bir gün ama ne zaman öleceğini. Ne diyordu Üstat Necip Fazıl , ne kadar uğraşırsan uğraş ölün çıkar bu dünyadan ! İşte bu tip adamlar için ha 10 yıl önce ha 20 yıl sonra . Duymamışlar Mü min in yaşaması hayırdır buyuran Resûlullah (S.A.V.) in mübarek sözlerini düşünmemişler hikmetini. Ölmek , öldürmek kolay. Yaşamak ve yaşatmak zor. Kendinden vazgeçip başkaları için yaşamak . Hayırla geçen bir ömre sahip olmak. Sanki yedim diyerek bir cami inşa etmek ve insanlara bir mesaj verebilmek.

  9. ODTÜ’lü daiş teröristi denilince millet nasıl olur tepkisi veriyor, okumuş adamdan terörist çıktı diye herkes şaşırıyor, halbuki daiş deniler caniler grubu batı tarzı yaşam içinden gelen ve bu yaşama uygun şekilde seküler eğitim sisteminin mahsulü okumuş insanlar ile dolu.

    fetö patlak verince bazı akıllılar tüm cemaatler elden geçmeli gibi saçmalıkları meydana saçıyorlar, fetöyü diğer cemaatlerden ayıran en temel özelliği seküler eğitim sisteminden dışlanmamak adına en temel dini gereklerden bile vazgeçmeleri değilmi,

    Okumuş DAİŞ teröristleri ile FETÖ tarafındna kullanılan okumuşların ortak özelliği OKUMUŞ olmaları.

    Doğru soru şudur;
    Batı tarzı seküler eğitim çocukların iç dünyalarını nasıl boşaltıyorda İngiliz, Alman, Türk farketmeden bu kadar kullanmaya açık getiriliyorlar.

    Çözüm bu sorunun doğru cevabını vererek başlar.

    • Asıl soru ezbere OKUMUŞ olmak….

      Suphesiz Bati tarzi sekuler egitimin bir takım eksikleri var (ve daha iyi hale getirmek icin kendi içlerinde objektif olarak araştırıyorlar-sorguluyorlar gerekli iyilestirmeleri yapiyorlar). Incelenirse, onlardan çok daha az terorist ciktigi gorulecektir. Bati tarzi sekuler egitimin bizde ezberci bir kopyasi var ve tabi cok daha fazla eksiklikleri ve hatta yanlisliklari var. Bati tarzi sekuler egitim alanlardan bizde yillar once sol cenahta terorist-anarşist çıkmadı mı? Onlarin da idealleri vardi tabi. En sonunda bir kısmı solcularımızca kutsanarak ‘Gunese’ gömulduler! Yalancı şehadetlerin bir başka örneği de buydu.

      Diger yandan, dinin etkisinin de onemli oldugu bizdeki sag cenahta egitim alaninda cok daha ciddi sorunlar olmasaydı bizde nispeten iyi egitim sansi yakalayabilmis bir ODTUlu Rasidler cıkabilir miydi, daha da önemlisi egitimi cok cuzi seviyede kalmis, ancak dini saplantilarinin gudumunde terorizm noktasina gelebilmis niceleri cikabilir miydi? Bizim egitim alanindaki sorunlarimiz cok daha ciddi ve caresizlik icersinde. Bir tane Kuran‘imiz var, ancak muslumanlarin esinlendigi cilt cilt cok fazla hadis kitabimiz var. Ayikla pirincin tasini… İzan ve imanla topluma etkili olacak sentezci düşunürler cikamamis. Aramızdan çıkan inkarcılar, yasakcılar toplumu fethettigini zannededursun, yaban otları, ayrık otları ortalıgı bürümüş… Şimdi bazılarımız ‘nerede yanlış yaptık da bu hale geldik’ diye hayıflanıp duruyor. Cogu ise ‘bir elinde cımbız, bir elinde ayna umurunda mı dünya’ eh ne yapalım ‘ölenler ölsün, kalan sağlar bizimdir’ havasında kayıp vere vere hayata devam…Bu da ayrı bir ezbercilik, statuko caresizlik….

      • Onlardan çok daha az terörist çıkıyor tespitiniz doğru değil, bizden çıkıyor zannettiklerinizde müslüman olsalarda batıda yetişmiş insanlar dikkat edin. daiş te çok miktarda batılı olduğu sürekli haberlere yansıyor, ayrıca pkk,ypg gibi terör örgütlerinin bünyesinde de batılı savaşçılar oldukça var hatta sırf müslüman öldürmek için bölgeye gelen ve bu amaç uğruna terör örgütü ayırttetmeden savaşan manyaklar bile var.

        israildeki yerleşimciler denilen güruhta (israilde batılıdır hali ile) sürekli olarak Filistinlilere terör yöntemleri uyguluyor ama nedense bu teröristlere bizim medyamız bile layık olduğu sıfatı kulanmıyor.

        birde breviyik gibi terörün dibini bulmuşlara bile batı kökenli olduğu için terörist sıfatı kullanılmıyor, bu durum başlıbaşına bir çiftestandart. batıdan acayip terörist çıkıyor ama bunlara nedense terörist denilmiyor nedense…

        son olarak batıyı eğitimdeki başarısızlığı üzerinden eleştirmediğimi ifade edeyim.

        adamlar öyle yada böyle eğitimde maddi anlamda bir başarı yakalamışlar.

        benim eleştirdiğim batı tarzı seküler eğitim “iyi eğittiklerini” bile öyle bir iç boşluğuna itiyorki sıradan anadolu köylüsünün kanmayacağı yalanın peşinden ölüme giden bireyler çıkıyor ortaya.

        Fehmi KORU çok önceleri batıda bu “seküler” yani dünyacı-meteryalist eğitimi reddeden batılıların çocuklarına evde istedikleri gibi eğitim verebildiklerini ve sadece bu çocukları kabul eden üniversiteler olduğunu yazardı, keşke yine yazsa, belki birşeylere kapı aralar zaten başarısız olduğumuz eğitim sisteminde alternatif eğitim metodları üzerine bir tartışma başlar.

        • ‘Onlardan çok daha az terörist çıkıyor’ ifadesinin dogrulugu ancak objejtif bir arastirma yaparsaniz ortaya cikar. Aralarında birçok Batılı olduğu sürekli haberlere yansıyorsa bu bizdeki elverişli basının hüsnü kuruntusu. İşin aslında yabancıların çogu yine arap asıllı müslüman!. Has batılılar cok az. İsa peygamberimizin onlarin günahlarını affettigine inandıkları için onlarin canları çok tatlıdır. Kendilerini feda etmezler. O bize mahsus birşey…. İsrailin yaptıgı ayrı bir şey, devlet terörü…..

    • Seküler eğitim alan batılılar nasıl oluyorda bizden daha vicdanlı dürüst temiz oluyorlar(genel itibarıyla)halbuki bizim dinimizde islamiyet daha ötesi varmı ..Onların en büyük handikabı uyuşturucu ki bizdede durum hiç iyi değil..evet nasıl oluyorda seküler eğitimden geçmiş bu insanlar bizden daha öndeler..çünkü dimimizi hiçbir zaman anlatamadık şekiller ve ritüeller üzerinden dini okuduk .En iyi yaptığımız şey acımaktı artık o duyguda bizden uzak…bırakalım batıyı kuzeyi de kendimize bakalım hangi ara bu kadar vicdansız olduk yoksa herzaman böylemiydik..

  10. Tek kelimeyle mükemmel bir yazı olmuş Fehmi Bey. Emeğinize sağlık. En büyük hatayı eğitim sistemimizle ve yanlış islamiyet algısı ile yapıyoruz. İntihar edene bile şehit diyecek kıvama geldik bu alışılagelmiş ölüm haberlerinden sonra…

  11. Bence pkk, işid veya diğer orgütlere katılan gençlerın suçu yok o suç onları yetiştiren analarda. Analar diyiyorum çünkü çocuklar temel eğitimi anneden alır, Eğer anne çocuk dünyaya getirmeden önce onu nasıl bir eğitim vereceğini öğrense ve ona göre yetişdırse kararlı ve güçlü bir annenin cocuklarini Allahın izni ile kimse kandıramaz. Yüce yaratıcımız erkek ve kadınları değişik karakterde yarattığı içinde kadınları sadece çocuklarının eğitiminde sorumlu tutmuştur. Baba anne kadar çocuklarina yakin olamaz.

    • Terör örgütlerine katılan ailelerin bir eğitim seviyesine bakın. Aileler, ne biliyor ki çocuklarını karmaşık bir dünyada güzel bir şekilde eğitebilsin. Ama yapabilecekleri tek bir şey var: Çocuklarını gönülden sevmek ve bunu onlara gösterebilmek. Sevgi ile büyüyen çocuklar ileride daha merhametli oluyor ve şiddete meyletmiyor.

      • Evet size katılıyorum.Benim “eğitim” dediğim ailenin ona verebileceği (din,doğa,hoş görü,saygı ve bunlar gibi sosyal yaşam eğitimi) bunu bir insan evinde ve çevresinde yaşayarak görür ve öğenırse,”o” insan üniversite okumuş veya hiç okumamış fark etmez ona birşey taklif edildiğinde sorgulamasını bilir.Buda insanın yaşamını’da bariz hatalar yapmasını önliyebileceğinin kanââtindeyim.Not:bozuk Türkcemden dolayı kusurlarımu bağışlayin.
        .

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here