ByLock indirmediği halde o yüzden çile çekmiş 11 bin 480 kişi…

14
Aylar önce "ByLock... Akıbeti Balyoz'a dönmesin..." demiştim

Bir günde ne kadar çok gelişme üst üste yaşanıyor.

Dün öyle bir gündü: ABD Türkiye’ye uyguladığı vize kısıtlamasını kaldırdığını açıkladı; eş-zamanlı olarak bir bölümü neredeyse 1,5 yıldır özgürlüklerinden mahrum kalmış 1500 kadar kişi için mahkemelerin verdiği ara kararlarla cezaevlerinden salınma işlemleri başlatıldı.

Olumlu gelişmeler bunlar.

ByLock mağdurları

Bir avukat ve iki bilgisayar uzmanının ısrarlı çabaları sonuç verdi ve devlet bazı kişilere hatalı davrandığını sonunda kabul etti.

FETÖ denilen yapılanmayla hiçbir ilişkileri bulunmadığı, bazıları hayat boyu o yapıya soğuk baktığı halde ‘ByLock’ uygulamasını telefonuna indirdiği gerekçesiyle tutuklanmış insanlar bunlar…

Tutuklanmamış, ancak aynı gerekçeyle kamu görevinden ihraç edilmiş, hakkında soruşturma yürütülenleri de hesaba katarsak sayı 11 bin 480’e ulaşıyor.

‘ByLock’ programı indirmedikleri halde, şeytani bir hileyle, masum görüntülü başka uygulamalarla ilgilenirken bu insanların ‘ByLocklı’ –ve tabii ‘FETÖ’cü’– damgası yemeleri sağlanmış.

11 bin 480 kişi…

Aile bireylerini, yakınlarını, mesai arkadaşlarını, eş-dost ve akraba çevrelerini saydığınızda toplum içerisinde ihmal edilmeyecek bir grup oluşturuyorlar.

Her çıktıkları duruşmada iddia edildiği gibi bir insan olmadıklarını savunmak zorunda bırakılmış, “ByLock indirmedim” demelerine rağmen 215 bin 92 kişilik ‘ByLock indirenler listesi’nde telefon numaraları yer aldığı için gözlerinin yaşına bakılmayan bu insanlara şimdi “Pardon” deniliyor.

“Pardon, hata yapmışız…”

‘Telefonlarına ByLock indirmiş gazeteciler listesi’ diye kamuoyuyla paylaşılan listede isimlerine yer verilen 400’e yakın gazeteciden büyük çoğunluğun FETÖ ile hiçbir irtibatı olmadığı daha ilk bakışta anlaşılıyordu.

Henüz daha ‘FETÖ’ veya ‘PDY’ adını almadığı günlerde “Bu farklı bir yapı, bir tür paralel devlet yapılanması” iddiasını seslendirmiş, yazı ve kitap kaleme alarak bu yolda yayın yapmış insanlar bile ‘FETÖ’cü’ iddiasıyla yargılanabiliyor.

Neyse, hiç değilse, yükledikleri masum programların şeytani bir kumpasla ‘ByLock’ görüntüsü vermesiyle başları derde girmiş binlerce kişi için aklanma yolu açıldı ya, buna sevinebiliriz.

Mağdurlar, aileleri, yakınları da seviniyor işte.

Tuzak, kumpas, komplo varsa…

Yeterli mi?

Soru boşuna sorulmuyor.

Gelin hep birlikte şöyle bir akıl yürütelim: Devlet bazı insanların ‘Bylock’ konusunda masum olduğunu ve mağduriyete uğradığını uzun ve çileli bir sürecin sonunda kabul etti. Bu kabul, o insanlara kumpas kurulduğunun da kabulü anlamına geliyor. Belli ki, kumpası kuranlar, kendileri yüzünden mağduriyetler yaşanmasını istemişler. Acaba aynı amaçla başka kumpaslar da kurulmuş olamaz mı?

Hayli zaman önce burada bu kuşkuyu seslendirmiştim.

Okuyalım isterseniz:

“ByLock bir özel haberleşme programı. ‘WhatsApp’ neyse ‘ByLock’ da o.

İkisinin birbirinden tek farkı, ‘ByLock’ı aynı eğilimden insanların kullanmış olması.

Evlerinde kalan çocukların cep telefonlarına bile indirtmişler programı.

Tuhaf gelmiyor mu bu size?

Son günlerdeki uzman açıklamalarından öğrendiğimiz yeni bir gerçek daha var: Programı yazanlar.. aynı dönemde yazdıkları müzik veya namaz vakitleri gibi başka alandan programlar aracılığıyla da.. insanları indirmedikleri ve hiç bir zaman kullanmadıkları ‘ByLock’ programıyla irtibatlama kurnazlığına sapmışlar…

Bu sebeple elde yüz binlerce isimli ‘ByLock kullananlar listesi’, cezaevlerinde de bazısı üstelik kullanmadıkları halde ‘ByLock’ yüzünden hapse düşmüş insanlar var…

Neden acaba?

Aynı soruyu şöyle sorayım: Kullanıcıları yapılanmanın lider kademesiyle sınırlı kalsa anlaşılabilecek haberleşme programının çoluk-çocuğa kadar yaygınlaştırılması, buna hiç kullanmamışların bile eklenmesinin arzu edilmesi de bir ‘tuzak’ olamaz mı?

Ülkeyi terk eden ve şimdilerde “Türkiye’de yüzbinler hapislerde” karşı-propaganda faaliyeti yürüten –Cumhurbaşkanı deyimiyle ‘akıllı olanlar’— tarafından.. ‘aklı onların hinliklerine ermeyen’ geniş kitlelere mağduriyet yaşatmak için kurulmuş bir tuzak?

Üzerinde düşünülmesini isterim.”

Fazla düşünmek gerekmedi; 11 bin 480 kişinin tuzağa düşürüldüğü resmen belirlendi.

Peki ya diğerleri?

Lider düzeyindekiler arasında kullanıma sokulmuş, yani sınırlı sayıda kullanıcısı bulunan bir uygulama tarzında tasarlanmış olsaydı bir anlam taşıyabilecek olan ByLock programının, başka alternatif bulamadıkları için evlerinde kalmak zorundaki öğrencilere kadar yaygınlaştırılması da mağduriyet artırma amaçlı bir tuzak olamaz mı?

Yargıtay’ın örgüt üyeliği için belirlediği hukuki çerçeve bana makul geliyor:

Örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve böylece ifa etmesidir. Niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.”

ΩΩΩΩ

14 YORUMLAR

  1. Bylocktan mağdur olanlar mevcut mağdurların sadece küçük bir bölümü, her ne kadar son KHK ile Savcılıktan takipsizlik alanların iade edildiği yönünde açıklamalar yapılmış ise de, aslında hiç alakası yok, bu kişiler öyle veya böyle bir kısmı halen soruşturması devam eden kişiler, sendika vb.suçlardan takipsizlik alan ve bir yıldır bekleyen onbinlerce mağdur var, acaba OHAL komisyonu bunun farkında değil mi, yoksa bu işin içinde başka hesaplar mı var, insan düşünmeden edemiyor haklı olarak, kaldı ki bu kişiler yasal anlamda suçsuzluğu ispatlanmış insanlar, görevlerine iade edilmeleri yönünde başka hangi sebep olabilir, oysa bu kişiler OHAL’in daha ilk aylarında adeta yangından mal kaçırır gibi işinden edilmiş insanlar, eğer amaç bu mağduriyetleri gidermek ise öncelikle bu kişilerin işlerine iade edilmesi gerekir, üstelik bu son tespit edilen Bylock mağdurlarından önce…

  2. Bu bir oyun;tezgah daha yukardan planlanmış oyuna gelmemeliyiz.
    ByLock programını yapan ve ilk uygulayanların amacına uygun adımlar atmamalıyız.
    Darbe başarılı olmadı veya olmazsa
    ByLock darbesini devreye almak için plan yapılmıştır diye düşünüyorum.
    Bu hain girişimin bir amacıda uzun yıllar kapanmayacak sosyal yaralar açmaktadır.
    Oyun basit bir megaloman cemaat kalkışması değildir.
    Fotoğraf iyi okunmalı
    Allah yar ve yardımcımız olsun.

  3. “Niçin?” ler zincirine hergün yeni bir halka eklenmekte..zincir büyüyerek her yandan vatandaşı sarıp, sarmalayıp Elini, kolunu ve AKLINI bağlıyor.Hazindir,baş döndürücü kumpaslarla beyinler mefluç hale geldi.
    En sonunda “Mor beyin”, senaryosu beyinlerimizi morartıyor. İktidar morarmanın, “bir feto marifeti”nden kaynaklanan tuzak”olduğunu ileri sürerken, aksini iddia edenler, bunun son bir numara olduğunu ve amacın da ,ByLock listelerinde adı geçen bazı milletvekillerini bu badireden kurtarmak için kurulmuş bir tezgah olduğu”kanaatini savunuyor. Gel de işin içinden çık.. Şu memleketin iç ve dış yığınla gailesi varkenböylesi
    işlerle,Uğraşmak zorunda kalınması ne büyük talihsizliktir.

  4. Bu Bylock süreci birçok safha ile Türkiye gündemini meşgul etti ya da ettirilmiş oldu.Gizli haberleşme yazılım âğı açıklandığının ilk dönemlerinde Eagle üst bir başka yazılımın varlığından vurgu yapılmasına rağmen bu alanda enerjik bir çabanın ortaya konulmadığını görmekteyiz…..

  5. Hiçbir gerekçe gösterilmeden sadece kimliği belirsiz bir kişinin beyanıyla vatan haini ilan edildim, ilişiğim kesildi. Tam 1 yıldır kimse herhangi bir açıklama yapmıyor, adli soruşturma yok, tek öğrenebildiğim bir şahsın beyanı üzerine kanaatle alınan karar. Bir yıldır iş-güç bulamıyorum.
    Öyle görünüyor ki biz artık bu ülkeye layık görülmüyoruz, bari hakkında adli soruşturma bulunmayan insanların pasaportlarını verin, ama yok adımız KHK’da geçtiği için pasaportumuz ‘zayi’ görünüyor, verilmiyor.
    Tek diyeceğim o ki zulm ile abad olanın ahiri berbat olur, umarım sorumluların sonu FETÖcüler gibi olmaz.

  6. Bylock bir akıllı telefon uygulaması ve yüzbinlerce kişi tarafından indirilmiş bir program.
    Türkiye de bu programı indirenlerin sayısı rivayetlere göre ikiyüzbinden fazla.
    Ancak ortada bir sorun var.
    Programı kullananların birbirleriyle yaptıkları mesajlaşmaların içeriği bildiğim kadarıyla yok.
    Bilinen sadece kim kaç kere sunucuya bağlanmış o kadar…
    İşte sorun da burada başlıyor zaten.
    Mesaj içerikleri bilinmeden insanlar suçlanamaz.
    Sırf Bylock yüzünden ceza alanlar yarın AİHM den döner diye düşünüyorum.
    Bana kalırsa bunu yargıçlar da biliyor.
    Ancak olay bir burun sürtme operasyonuna dönüştü.
    Fethullahçıların zengin ve akıllı olanları zaten çoktan yurtdışına kaçtı.
    Geride kalanlardan da sırtı kalın olanlara dokunulmuyor.
    Geriye garip gureba takımı kalıyor.
    Onların da hiç bir şeyi yok ah! larından başka.
    Alma mazlumun ahını….

  7. Bylock kullanmak silahlı terör örgütü uyeligi için delil ise bu programı kullanmayan üst düzey yöneticiler örgüt üyesi olmuyor mu? Diye sormak lazım. Bana göre bylock hedef şaşırtmak için kullanıldı bu gün olanlara bakılırsa plan başarılı olmuştur.Uzun vadede Bu yanlış yönetilen süreçten akp zarar görecek gibi görünüyor

  8. 15 Temmuz’u planlayanların planında 2 şey vardı. Biri Türk halkını sokağa döküp yürütürken Gülenci generallerin de onların üzerinde bombalar yağdırmasını sağlamak idi. ABD’deki generalin, Rus generaline, onun da Türk generaline bildirmesi ve Türk Ordusu’nun hareketine katılıp Gülenci subaylarla anlaşması sonucu harekat çok az zaiyatla son buldu. 80 milyon o gün ayakta idi. 250 kişi sokakta yaşamını yitirdi. Öncelikle Türkiye’de şahsi kin ve kan gütme vardır. Böyle günlerden yararlanır, karşı tarafı kendi kendisiyle öldürtür. Bir de kahraman kesilir. İkincisi emir komuta zincirinde kopukluk yapar. Farkında olmadan olur. Düşmanın koyduğu casus askerler iki tarafı öldürürler. Gekçek ihtilal yapanlar ordu tarafından öldürülmüş olur. Nasıl bir darbe hareketi ki darbe yapanlardan bir tuğgeneralden başkası ölmüyor da ordunun mensubu olmayanlardan 250 şehit oluyor.
    Sermaye’nin ikinci planı ise inanmış samimi öğrencileri ve öğretmeleri telefon tuzağı ile listeliyor ve hareketten sonra onları hapse dolduruyor. Şimdi tahliyeye karar veriyor. Hani yargı bağımsızdı. Türkiye’deki bütün hakemler nasıl oldu bir günde benzer karar aldı. Demek ki bunları yöneten perde arkası birileri vardır. Demek ki yargı bağımsız değil. Yargı sistemi bozuk. Başkanlık sistemi yerine AK Parti hakemlik sistemini getirmekle mücadele etseydi insanlıkta inkılap yapmış olurdu. Tarafsız, bağımsız, etkin ve saygın yargıyı gerçekleştirirse Erdoğan yargının kahramanı olur. Bunun için Akevler ile iş birliği yapmak zorundadır. Allah bu ilmi bunlara vermiş. Nasıl Akdemir kooperatif başkanıysa cumhurbaşkanı değilse, ilmi çalışmalar yapan kooperatifin başkanı da Akdemir’dir, Erdoğan değildir. Herkes kendi içinde kendisi yetkilidir. Herkes karşı tarafa saygılı olmalıdır. İş birliği içinde olmalıdır.
    Amerika’da vizeler kalkıyor Türkiye’de hapistekiler dışarı çıkıyor. Demek ki Türk yargısı da dışardan etkileniyor. Kudüs oylamasının bunda rolü vardır.
    Erdoğan Başkanlık kararnamesiyle gün kaybetmeden OHAL’i kaldırmalıdır. Mağdurlara devlet tazminat ödemelidir.

  9. Sayın Koru;
    Bu kişilerin KHK’lar ile tüm ülkeye isimleri gösterilerek kamudan ihraç edildiklerini de unutmayalım. Şimdi Devlet’in pardon demesi tek başına yeterli mi sizce? Bir an önce bu kişilerin hem kamu görevlerine hem de itibarlarına KHK ile iade edilmeleri gerekmez mi?

  10. Şimdi mor beyin denen nemenem şey vesilesi ile bu programdan madur olanlar tespit edildi deniliyor öyle diyelim,ya diyer madurlar ne olacak.peki söylermisiniz hiç bir zaman vatanına milletine karşı olumsuz hiç bir tavrı olmamış sırf Allah rızası için dininin yolunda hizmet için( ayrıca bakmış devletin en tepesindekilerin bile taltifler yağdırdığı kurdelelerini kestiği bu yapıya )güvenerek girmiş ama herkez gibi kandırılmış olan gariban sade vatandaş şimdi ne yapsın.Vekil değil,bakan değil,garip işinden atılmış itibarı gitmiş,çoluğu çocuğu perişan olmuş evlatlar anaya babaya hasret ortada kalmış dedeler anneanneler babaanneler perişan ne yapsın.Allah aşkına ne olacak bu işin sonu.El insaf merhamet bizin değerlerimiz değilmi.Biz tüm dünya Müslümanlarının umudu olduğumuzu söylerken kendi insanlarımıza karşı neden acımasız oluyor ve hemen peşinen hüküm verip hiç de araştırmadan doğrumudur gerçekmidir demeden işini bitiriyoruz.ADALET SONUNA KADAR MASUMİYETİ ARAMAKTIR:

  11. “‘aklı onların hinliklerine ermeyen’ geniş kitlelere mağduriyet yaşatmak için kurulmuş bir tuzak?”

    Bu ihtimali zayıf buluyorum. Sebebine gelince, mobil cihazlar için yazılan uygulamaların uygulama geliştiricilere ciddi miktarda para kazandırdığı bilinen birşey. Bunu yapmanın 2 yolu var: kullanıcı bilgilerini satmak veya reklam göstermek. İki durumda da kullanıcı sayısının artması ile gelir doğru orantılıdır. Kullanıcı sayısını arttırmanın bir yolu da uygulama çeşitliliğini arttırmaktır. Farklı uygulamaları da aynı sunucudan takip etmek daha az masraflı ve daha kolay bir çözümdür. Kısaca birilerinin tuzak kurmasından ziyade, uygulama geliştiricilerin daha çok kazanmak için insanların bilgisizliğinden faydalanmış olma ihtimali daha yüksek.

    Dikkatimi çeken bir konu da, bylock kullanıcı listesinde yurtdışında yaşayanlardan hiç bahsedilmemesi. Eğer uygulama sadece şifreli mesajlaşma amacıyla yaygınlaştırılmış olsaydı, Türkiye dışındaki cemaat üyelerinin de uygulamayı kullanıyor olması gerekirdi ancak yurtdışında insanlar bu uygulamadan bihaberdi.. ta ki Türkiye’de suç delili kabul edilene kadar. Bu yönüyle de ticari amaçla türkiyeli kullanıcılara hitap edecek şekilde tasarlanmış bir uygulama olma ihtimalini yüksek buluyorum.

  12. Fehmi Bey,
    Bylock ile ilgili durum ibret verici. Bu insanlara vatan haini denildi. Az daha tek tip elbise bile giyeceklerdi. Bu olay bile Devletin aslında nasıl davranmaması hakkında yeterince fikir veriyor.
    Ben bu bylock programı gibi, olayın keyfilik ve intikam boyutlarina da dikkat çekmek istiyorum.
    Ozellikle Rektörlük seçimlerinden dolayi bulanık sudan yararlanan fırsatçı yoneticiler universitelerden bir-çok öğretim üyesini ihraç ettiler. Bunlarin bazilari 8 aydir takipsizlik almalarina rağmen gorevlerine iade edilmediler. Ohal komisyonu muhtemelen onlari iade edecek.
    Peki bu hocalar bunu neden yaşadılar? Acaba bylocktaki gibi komplovari bir yaklasimla muhalif hocaları ihraç ettiren yoneticiler yok mudur? Bunlar da arkalarinda hic iz birakmamislar midir? Mesela hiç-bir kriter olmadan bir hocayı ihraç etmek tıpkı bu bylock kumpası gibi bir kumpas olarak değerlendirilemez mi?
    Özellikle çok takipsizlik ve beraat alan universitelerle ilgili soruşturma açılırsa ya da YOK kendisine iletilen şikayetleri incelerse, hangi yöneticilerin fırsatçılık yaptığını ve hem hocalara hem üniversitelerine hem
    de ülkeye zarar verdiklerini ortaya koyabilecektir.

    En çok hoca ihraç eden üniversitelere bu acidan tekrar bakmak icin fayda var.
    Aylardır takipsizlik almis olan hocaları ihraç eden ve göreve iade etmeyen yöneticiler ile ilgili bir soruşturma yapılmayacak mi? Bunların arasında nefsine uyan bir yönetici bile yok mu?

  13. Helal olsun Reza Zarrabi gündemden düşürmaki için her gün bir haber bombası patlatiyorlar.
    Karagüle hocanın dediği gibi zaten günah keçiside hazır.

    • milletin vicdan sesi Nurda, yine doğru yazdın teşekkürler ama helal olsun mizahi de olsa olmadı, olmasın, evlatlarımıza, bizlere, hepimize, vatanımıza ve ümmete yazık ediyorlar!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here