Şahin Alpay ve diğerleri.. AYM kararı.. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ne diyor?

10

Anayasa mahkemeleri bulundukları her ülkede hukuk sisteminin bağımsızlığının teminatıdır.

Sözünün üzerine söz tanınmayan birer hukuk mabedidirler. Kararları “Emir demiri keser” keskinliğinde olduğu için, üyelerinin, kararlarını, “Başkaları ne der?” diye düşünmeden vermesi beklenir.

Bazıları bir kere üye seçileni ömür boyu bünyesinde taşır; gözleri dışarıya kaymasın diye üyelere maaş yerine açık çek verildiği de olur.

Ve bizde durum

Ne yazık ki, bizde durum, uzun yıllar çok farklıydı; 1961 Anayasası ile varlık kazanmış olan bizim Anayasa Mahkemesi (AYM) hukuk düzeninin değil rejimin teminatı olarak konuşlandırılmıştı. Öyle de davrandı.

Yazarınızın hayatının önemli bir bölümü AYM’nin başörtüsü yasağını perçinleyen veya parti kapatan kararlarına muhalefet yazıları yazmakla geçmiştir.

En son anayasa referandumuyla üye sayısı artırılmış yeni yapısıyla aldığı “Kanun Hükmündeki Kararnameleri yargı denetimi dışında görme ve bu yüzden görüşmeme” kararını beğenmemiştim.

Dün geç saatlerde iki gazetecinin bireysel başvurusunu görüştü AYM ve Şahin Alpay ile Mehmet Altan’ın tutuklu yargılandıkları için, Anayasa’da yer alan ‘kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı’ ile ‘ifade ve basın özgürlükleri’nin ihlal edildiğine ve bu sebeple tutukluluk hallerinin sona erdirilmesine karar verdi.

Kararda, temel hak ve özgürlüklerin kullanılması konusunda, OHAL’le ilgili önceki kararına dayanak saydığı Anayasa’nın 15. maddesinin, yine Anayasa’da yer alan ‘kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı’na yönelik bir başka maddedeki (19. maddenin 3. fıkrası) güvenceleri ortadan kaldırmadığı ayrıntısı da yer alıyor.

AYM bu kararı almasaydı, aslında yargı süreci bütünüyle tamamlanmadan bireysel başvuruları gündemine almayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kendi kuralını bu defalık rafa kaldırıp konuyu ele alacaktı.

Ön almış oldu AYM…

İki Ağır Ceza Mahkemesi ise, Alpay ile Altan‘ın avukatlarının tahliye başvurusu üzerine, üzerine söz söylenmemesi gereken AYM kararını dinlemeyecekleri ve iki gazetecinin tutuklu yargılanmalarının sürdürüleceği yolunda karar aldı.

AYM kararı henüz Resmi Gazete’de yayınlanmadığı ve gerekçeli karar mahkemelere ulaşmadığı için…

Aslında gerekçe sağlam. Anayasa (m. 153) AYM’nin iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağını belirtiyor.

Fakat yine de garip bir durum bu.

AYM kararlarını gerekçeli kararı yazılmadan açıklıyor; bunu sürekli yapıyor AYM.

Esas garipliği ise, AYM kararının ‘tutuklu yargılama’nın yanlışlığına dair olmasından; kararda olumlu oy kullanan 11 üyenin gerekçeleri ile karşı oy kullanan 6 üyenin muhalefet şerhlerini yazmaları için geçecek sürede mağduriyet devam edeceğinden yanlışlık ortadan kalkmamış olacak.

Yani?

Mahkemeler gerekçeli kararı görmedikleri için tahliyeyi geciktirmekle, aslında AYM’nin kararını esastan geçersiz saymış oluyorlar. Yanisi bu.

Umarım, tahliyeleri geciktirme kararlarına yapılacak itirazları görüşecek üst mahkemeler yanlışlığı ortadan kaldırır ve AYM’nin iki gazeteciyle ilgili kararı benzer davalar için ‘emsal’ yerine geçer.

Bir tek masum hapiste olacağına, bin suçlu…

‘Tutuklu yargılama’nın hukuk sistemlerinde istisnai bir durum olduğu bilinmeli.

Esas olan tutuksuz yargılamadır.

Mahkemelerin ‘ByLock’ kullanıcısı ve dolayısıyla da FETÖ üyesi oldukları için tutuklu yargıladıkları, sayılarının binin üzerinde olduğu öğrenilen bir grubun atılı suçla ilgilerinin olmadığı yeni ortaya çıktı.

O kadar insan haksız yere mağduriyetler yaşamış oldu. Tamamının sayısı 11 bin 480…

‘Tutuksuz yargılama’ işte o tür mağduriyetleri önlemek için gereklidir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ne diyor?

1948 yılında BM genel kurulunda ilan edilmiş ve birkaç ay sonra TBMM tarafından benimsenerek iç hukuk haline gelmiş ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin bazı kurallarını hatırlatmak isterim:

Madde 9- Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.

Madde 10- Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine bir suç yüklenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır.

Madde 11
1.
Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm 
güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.
2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal yada uluslararası hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Madde 12- Kimsenin özel yaşamına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.

Neden hatırlattım bu kuralları?

Unutmuşa benziyoruz da ondan…

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. Avrupa’da 15 yıldır diğer ülke iktidarlarının rüyalarında bile göremeyecekleri çoğunluğa sahip bir iktidar tarafından yönetilmemize rağmen, sorunlar arkası arkasına gelmeye başladığı gibi çözümleri de gittikçe zorlaşıyor. Bizi bu hale Kılıçdaroğlu mu yoksa Fetö mü getirdi?

  2. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum: “AYM karar verirken toplum vicdanını gözetmeli”
    Artık bütün kurumlar tıkanmış, her tarafta bir kaos yaşanmakta. Bu tür gidişatlar çok büyük gürültülerle sonuçlanır genelde. Evet freni olmayan bir kamyondan farkı yok ülkenin. Vah! zavallı ve yalnız ülkem. Ne kadar da hazinsin.

  3. Geçende Sn. Karagülle, dile getirmişti, galiba. Tayyip Erdoğan, geçekten. gerçek bir Atatürkçü galiba. Zira içeride de, belki, dışarıda da tam da M.Kemal gibi politika uyguluyor. Onun her yaptığı iş doğru olduğuna ve Memleketi selamete çıkardığına göre, bununki de başarı ile sonuçlanabilir ve artık, yurtta sulh ve sükun, cihanda ise, ZAFER elde edilebilir.
    Samimi ve dürüst konuşmak gerekirse, F.Koru, kağıt üzerinde yazılı bazı metinleri zikretmekte haklı. Fakat, alacağı yok. Türkiye’de hep söylüyorum, Dinine, tarihine, vatanına … tam bağlı bir çoğunluk zümre var. Bir de, tanzimat, ıslahat ve Cumhuriyet döneminde madde ve Mana emperyalisti Batılı’ların veya Batı kültürünün yetiştirdiği, dine, milliyete, yeri geldikçe aileye hor bakan, yenilerin, yetme yeni nesilleri var. Bu son yetme nesil, Taa tanzimattan beri, mütemadiyen (sürekli olarak) askerlerle işbirliği yaparak – Batının yaptığı gibi – zorbalıkla ve demokresi, özgürlük palavraları ile bu birinci zümreyi, isteği hilafına, zorla terbiye ! etmiye kalkışmıştır.
    Nitekim, sözüm ona demokrasi ile ! yönetilen bir ÜLKE’de Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ün eşi, değil kırmızı halıda yürümek, korkudan yanına bile yaklaşamıyordu. (F.Koru’nun bu konuda mülakat yapması çok isabetli olur ve bilinmiyenleri bilmemizi sağlar, tarihe ışık tutar).
    Sutan Abdülaziz, Sultan Abdülhamid çapulcu, bürokrat (sözüm ona aydın) ve askerlerce – hile ve hud’a ile – Batılı’ların istediği istikamette tahtından indirilip, ölüme gönderilmişti. Halkın İradesi ve DEMOKRASİ ile iktidara gelen Menderes, “kendini, o “mahpushaneye tıkan güçlerin isteği” ile O ÖZGÜR ! adaletLİ yargıçlarca” İDAM ettirilmişti. Demirel ve Erbakan’ı da aynı akıbet bekliyordu. CHP Milletvekili
    Prof. Haluk ÜLMAN’ın Sultan Abulhamid’i tanıtan Doçentlik Kitabı ve Refah Partisini kapatan Mahkeme kararı baştan sona SANIKLAR ! hakkında METHİYELERLE DOLUDUR. Ne var ki, sonuç kısımlarında – futbolcuların Maçın sonuna doğru topu habire, TAC’a attıkları gibi, her zamanki Nakarat (demokrasi, özgürlük, irtica,din) (gerekçe) ile SONUÇ ve HÜKÜM kısmını UTANMADAN SİKILMADAN yazmışlardır. Ben Kİtabın anlatımını bizzat dinledim ve Mahkeme kararını da tek tek okudum.
    Ş.Alpay ve M.Altan son zamanlarda adalete ve tarafsızlığa ve gerçekleri görmiye epeyce yaklaşmıştır. Ne var ki, her zaman söylüyorum. zaman zaman görüyoruz, insanların biriken eski suçları sebebiyle, ” kul zulm ediyor ise de, KADER adalet ediyor” olsa gerek.
    Şimdilerde, insan hakları’ndan, hukuktan bahsedenler, tırnakları sökülmüş aslan mesabesindedir(gibidir) de ondan. Çünkü, “omuzu kalabalıklar”, artık, kendilerini kurtarmanın çabası içindeler ve yıllarca sürecek, 28 Şubatları, artık, kendileri içeride, hanımları dışarıda devam ettirecekler.
    Şu hakikatı artık, her fert kafasına yazsın. Zulm ile ilelebet payidar olunmaz. Alma mazlumun ahını, çekersin aheste, aheste. Zulm ile abad olunmaz, hele hele, milletin EMANET SİLAHLARI her zaman elinde olmadıkça. Tarih tekerrür mü ederdi, eğer, ibret alınsaydı, (Roma’dan, Mekke’den)
    Keşke, mazlumlar ve zalimler, Hz.Peygamberin ve Sutan Fatih’in, Abdülhamid’in Mahkemelerinde yargılanabilselerdi, belki, “vicdanın sesi, adaletin müjdecisi” olurdu.

  4. Aym nin İPTAL kararları gerekçesiz açıklanamaz. İHLAL kararları değil
    ihlale karar verme yetkisi 153.maddeden sonra düzenlendi.!!!

  5. Batılılar hakları sayar, kimin borçlu olduğunu belirlemez. Tevrat ve İncil’e göre görevler sayılır, hakları saymaya gerek yoktur.

    Madde 9- Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.
    Devlet görevlisi de olsa hiç kimsenin başkasının canına, malına, ırzına ve işine karışmaya hakkı yoktur. Herkes başkalarının haklarına riayet etmek zorundadır. Bu haklar hakemlerden oluşan yargı tarafından belirlenir.
    Madde 10- Herkesin, hak ve yükümlülükleri belirlenirken ve kendisine bir suç yüklenirken, tam bir şekilde davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakça ve açık olarak görülmesini istemeye hakkı vardır.
    Yargı hakemlerden oluşur. Yargı giderleri dayanışma ortaklarınca karşılanır. Alınan kararlar kesindir, kazanan bir daha kaybetmez, yani kararlar bozulmaz. Mahkum olan mağdur olmuşsa, mağduriyet yargılayan hakemlerin dayanışma ortaklıkları tarafından giderilir.
    Madde11
    1. Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır.
    Beraatı zimmet asıldır. Alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Gizli işlenmiş fiillerde yönetim alacaklıdır. Bucaklarda belirtilen cezalar ile yönetim hakkını alır. Mahkum olan kişi göz altına alınmaz, tutuklanmaz; aksi durumda uygulamayı yapan devlet görevlisi de olsa gerekli tazminat ödenir. Bunda da görevli cezalandırılmaz, görevlinin dayanışma ortaklığı tazmin eder. Dayanışma ortaklığı kişiyi her zaman dayanışmadan çıkarabilir.

    2. Hiç kimse işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre bir suç oluşturmayan herhangi bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz. Kimseye suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
    Herkes başkasına yaptığına benzer davranışın kendisine yapılmasını baştan kabul etmiş olur. Kısas hükümleri vardır. Hafifletici sebepler ile ceza tazminata dönüştürülebilir. Dayanışma ortaklığı yoksa, kendisi de ödeyemezse zorunlu çalışma sitelerinde çalışarak ödemeye çalışır.
    Madde 12- Kimsenin özel yaşamına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.
    Kişi bedeni ve hanesinin dokunulmazlığı vardır; kişiye, evine saldırma yetkisi yoktur. Yargı kararlarına uyan herkes cezanın infazını kendi iradesi ile kabul eder. Kabul etmeyen kimselerin dokunulmazlığı hakemler kararı ile kalkar. Dokunulmazlığı bu şekilde kalkan kimseyi öldüren onun mallarına sahip olur. Sahip olunan malın beşte biri devlete bırakılır. Yargı hükümlerinin infazı dayanışma içinde gerçekleşir.

  6. Türkiye’ye gelince hepiniz maşallah Hukuk abidesi kesiliyorsunuz. Sayın yazar, bu maddeleri yazanların sevmedikleri kişilere neler yaptığını herhalde okumuyor veya görmezden geliyorsun, hepiniz batının kölesi olmuşsunuz, sanki Atatürk Türk Öğünme Çalışma Güvenme demiş gibi Türkiye’yi kötülemek en büyük meziyetiniz. Amerika yakaladıklarını mahkemeye ayağında zincirler ve elinde kelepçe ile getirirken (hani serbest karar çıkıncaya kadar masumdular) kör oluyorsunuz. Sizin gibiler kendi gözündeki merteği görmez başkasının gözündeki çöpü görür sözünün tam tersini Türkiye’ye uyguluyorsunuz, Batı her türlü pisliği yapar görmezsiniz, Türkiye’deki en ufak olayı dev haline getirirsiniz. Eğer Adaletten bahsedeceksen önce kendin adil olacaksın.

    • Abd yanlış yapıyor diye biz de mi yapalım aynı yanlışı? Biz inançlı insanlarız; eğer bunlar sonunda beraat ederlerse haklarını kim verecek?..

  7. AYM’ nin iptal kararları gerekçesiz aciklanamaz. Buradaki iptal, yasa, khk veya meclis içtüzüğünun iptalidir. Bunlarin iptal edilmemesi kararı da gerekçesiz aciklanabilir. Bireysel başvurudaki hak ihlali iddiasi, parti kapatma, yüce divan vb görevler, birer iptal davası değildir.

  8. Yerel mahkemeler Anayasa Mahkemesinin kararını tanımayarak AYM’ye darbe yapmış olmuyor mu? Pelikancılar AYM’nin kararını şiddetle eleştiriyor. Nedeni ne ola ki?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here