Darbe gecesi havada neler oldu neler…

22
Acaba hangi taraftandı bu F-16'ın pilotu?

Darbe yanlısı ve darbe karşıtı pilotların uçurduğu uçakların it dalaşı yaptığı…

İnsanların ve TBMM, MİT, TurkSAT, Özel Kuvvetler binalarının üzerine helikopterlerin havadan bombalar yağdırdığı,…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağının düşürülme tehlikesi göze alınarak havalandığı bir geceydi o gece…

Havacılıkla bütün ilgim uçak yolcusu olmaktan ibaret. Galiba çoğumuzun durumu da benden farksız; öyle olmasaydı, ‘darbe girişimi’ ağırlıklı olarak havada cereyan ettiği ve en önemli stratejik hedefler ile darbeye karşı gösteri yapanlar F-16’lar ve helikopterler tarafından vurulduğu halde, o gece havada neler yaşandığı medyamız tarafından ihmal edilir miydi hiç?

Ben konunun cahiliyim, ama meraklıyım. O sebeple konuyu değişik cepheleriyle araştırırken bir havacılık sitesinde karşıma tam da bu merakımı karşılayacak bir çalışma çıktı (The Aviationist, David Cenciotti). Konuya yönelik bilgi eksikliğimin tercüme yanlışlıklarına yol açabileceğini bile bile, –nasıl olsa iyi niyetimi bağışlarsınız inancıyla– o gece havada neler yaşandığını sizlere aktarmaya karar verdim.

İlk uçaklar kalkıyor

O gece (15 Temmuz) saat 22.00’ı biraz geçe, Ankara’nın kuzeybatısında bulunan Türk Hava Kuvvetleri’nin 141, 142 ve 143 filosunun F-16’larını barındıran Akıncı 4. Ana Jet Üssü’nden birisi, Esenboğa Havaalanı’ndaki mukabiliyle temas kurdu ve 2 F-16’ın 21-22 bin feet yüksekliğinde uçacağı bilgisini verdi.

Hemen ardından Aslan 1 ve Aslan 2 kuyruk-adlı 2 F-16 üsten havalandı.

Aslan 1, kalkıştan sonra Esenboğa ile temas kurdu ve daha önce belirlenmiş yüksekliğe tırmanma izni istedi. ”Ne amaçla?” sorusuna pilot ”Özel misyon; Ankara üzerinde uçacağım” cevabını verdi.

Bu görüşmeden sonra, saat 22.20-22.25 sularında, Esenboğa’ya, jetlerin çok alçaktan olağanüstü hızla uçtuğuna dair telefonlar yağmaya başladı. F-16’ların Ankara üzerinde çatılar üstünden uçtukları videoda kayıtlı.

Gelen haberlerden kuşku duyan Esenboğa üssü aradı. Cevap şu oldu: ”IFF uydu cihazları. (transponderler) kapatılmış olarak uçuyorlar.”

Aynı görüşmede, üs, Esenboğa’ya, bu defa Şahin 1 ve Şahin 2 kuyruk-adı taşıyan 2 F-16’ın daha alçaktan uçacağını bildirdi.

Şahin’lerin tehlikeye sokacağı düşüncesiyle sivil uçaklara alternatif rotalar verildi.

İkmal helikopteleri de havada

Esenboğa, bu arada, KC-135R havada benzin ikmali yapabilen ve Asena 002 adını taşıyan bir helikopterin İncirlik’teki 10. Hava İkmal Üssü’nden kalktığını fark etti.

Bu noktada Esenboğa’nın F-16’lar ve KC-135R ile doğrudan teması yoktu. Uçaklar Asena 02 ile havada benzin ikmaline başladı.

İncirlik’ten havalanan KC-135R’lerin sayısı dörde çıktı.

Hedef binalar

Darbeyi destekleyen uçaklar ve helikopterlerin ateş açtığı hedefler şunlar:

Gölbaşı’ndaki polis Özel Harekât Birliği karargâhı (F-16 bombaladı, 47 polis hayatını kaybetti) ve yine Gölbaşı’ndaki polis havacılık birimi karargâhı.

TBMM binası.

Emniyet Genel Müdürlüğü binası.

Yenimahalle’deki MİT Müsteşarlığı.

Gölbaşı’ndaki TurkSAT merkezi.

Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı külliyesi.

Takip eden saatlerde, darbeci F-16’lar Ankara üzerinde çoğu kez hız duvarını aşan müthiş bir hızla ve çatılar üzerinden alçak uçarak kuyruklarından alev saldılar.

İki tarafın F-16’larının Ankara ve İstanbul üzerinde it dalaşına girdikleri de söylendi, ama şu ana kadar gelen raporlar tek bir uçağın bile düşürülmediğine işaret ediyor. Darbeci F-16’lardan birini kullanan pilotun, 2015 kasım ayında, Türk hava sahasını ihlâl ettiği için Rus Su-24 jetini vuran pilot olması da kayda değer.

Dalaman, Erzurum ve Balıkesir üslerinden de darbeci F-16’ları karşılamak üzere 6 kadar F-16 kalktığı kayıtları var.

Ankara’ya yakın Merzifon’daki hava üssü tamirat gerekçesiyle kapalıydı ve elemanları geçici olarak Erzurum’da konuşlanmıştı.

Bu arada Asena 02 Ankara’yı terk etti ve en üst yüksekliğe erişerek Kastamonu üzerinde tur atmaya başladı. Darbeci F-16’ları destekleme görevini Asena 03 devraldı. Birkaç darbe karşıtı F-16 Asena 02’yi vurmak için üzerine gitti, ama muhtemelen meskûn alanlar üzerinde seyrettiği için bunu yapmadı.

En azından 1 AH-1 Cobra –muhtemelen AH-1W’dir– 20mm silâhla protestocu kalabalıklara ve TBMM’ye ateş açtı. Gölbaşı’ndaki TurkSAT binasına ateş açan da ya bu ya da bir başka Cobra helikopteriydi. O helikopter darbe karşıtı bir F-16 ile düşürüldü.

MİT karargâhının giriş kapısına ateş açan bir S-70A helikopteriydi. Kampüs içerisine komandolar indirip muhtemelen Müsteşar Hakan Fidan’ı kaçırmayı amaçlıyordu. Bu helikopterin de vurulup düşürüldüğü bildiriliyor (ama teyidi alınamadı).

Bir veya iki AS532 helikopteri çok sayıda generalin de katıldığı üst rütbeli bir generalin (kızının) düğün törenini bastı. Generaller komandolar tarafından rehin alındı.

Sekiz adet kargo uçağı (C-130 ve A400M dahil) –birinin kuyruk-adı ‘Esem 26’– Kayseri’den kalkıp Malatya’ya indi. Darbede kullanılacak silâhlarla doluydu uçaklar…

Cumhurbaşkanı uçağının ışıkları söndürülüyor

Darbeci uçaklar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağı TC-ATA’yı da İstanbul yakınlarında aramaya başladılar. Gazetelere göre, darbeci F-16’lar uçağı gördüler, kilitlenip kilitlenmedikleri ise müphem; muhtemelen Gulfstreem IV bulmak üzere göğü tarıyorlardı.

TC-ATA kendisini gizlemek için THY 8456 kuyruk-adını almıştı; bir uçağı daha vurmak ve inanılırlıklarını iyice kaybetmek riski, darbeci F-16’ların ATA uçağını düşürmeyip Erdoğan’ı öldürmemelerini sağlayan bir unsurdur herhalde.

Dalaman’dan İstanbul’un Atatürk Havalimanı’na geliyordu TC-ATA; uçağın ışıkları söndürülmüştü. TC-ATA yere inmeden kısa süre önce havalimanı darbecilerden geri alınmıştı.

Ertesi gün

Darbe girişiminin ertesi günü, sabahın erken satlerinde, jetler (muhtemelen F-4E 2020) Eskişehir üssünden kalkıp Akıncılar üssünün ana pistini bombaladı; bu arada en azından bir F-16C Block 50 jeti, büyük ihtimalle savaş devriye görevi olarak, Ankara’nın batısında tur atıyordu. Aynı gün öğleden sonra 131. filodan bir E-7 AEW ile 142. filodan bir F-16, –herhalde helikopterle veya küçük uçaklarla Yunanistan’a kaçabilecekleri yakalamak üzere– Ankara’da uçmaktaydı.

NOT: Yabancı derginin araştırmasına Türkiye’de Arda Mevlütoğlu (@orko_8) adlı bir uzman katkıda bulunmuş.
ΩΩΩΩ

Exclusive: all the details about the air ops and aerial battle over Turkey during the military coup to depose Erdogan

22 YORUMLAR

  1. merhaba, ben yaşar beye katılıyorum. Fehmi Koru’nun yazısında cemaatin böyle bir şeye kalkıştığına inanmanın çok zor olduğunu güçlü şekilde ima eden ifadeler var. ayrıca Abulafia aynı yazının Yaşar Beyin (benim de) anladığının tam aksi minvalde yorumlar çıkarılabileceğini ve Fehmi Koru’yu (hem de Taha Kıvanç’ı) meslektaşlarından farklı kılan özelliğinin bu olduğunu belirtmiş. Bu benim indimde ancak kendisini meslektaşlarından olumsuz yönde farklı kılan bir özellik olabilir. hepimiz yazıyı okuyoruz ve her birimiz birbirinden tamamen farklı şeyler anlıyoruz. bu bir gazeteciye ancak her hal ve durumda söylediklerinin arkasında durmayabilmek gibi bir avantaj sağlar. okuyucuya ise hiçbir şey kazandırmış olmaz. bu durumda ne biz Fehmi Bey’in kritik konularda ne düşündüğünü kesin olarak öğrenebileceğiz ne de sayın Koru gerçekten gazetecilik yapıyor olacak.

  2. Sayin Koru,

    Bu darbe girisimi sureci, alisilagelmis darbelerden oldukca farkli motifler iceriyor. Haliyle klasik darbe analizlerinin disina cikmadan, anlasilmasi da imkansizlasiyor. Benim anlamakta zorlandigim birkac nokta hakkinda fikirlerinizi cok merak ediyorum.

    Birincisi, bu darbe girisiminin arkasindaki odaklar, desteklerini arkalarina almayi umduklari Erdogan karsiti insanlarin sempatisini tamamen kaybedecegini bile bile neden sivilleri ve TBMM’yi hedef aldi ?

    Ikincisi, bundan onceki darbeleri planlayan,organize eden ve destekleyen o meshur ulke, bu darbede de bir rol aldi mi sizce? Ilk aciklamalarini, darbenin basarisizliga ugramaya baslamasi uzerine yaptilar. Bu ulkedeki think tank kuruluslari, Turkiye analizlerinde suregelen kaos ortami ve muhtemel siyasi calkantilar uzerine surekli bir beyin jimnastigi yapiyor ve Erdogansiz bir Turkiye guzellemesi yapmaktan geri kalmiyor.

    Saygilarimla,

    Ibrahim

  3. Ahmet Murat NUHOĞLU mail adresimide vererek yazdığım yorum ları yayınlamıyorsunuz, herhangi bir cevapta dönmüyorsunuz.

    yorumları teşvik etmek üzere yazınızdan alıntı ile de sordum cevap yok.

    sizden beklenmeyecek bir keyfi davranış.

  4. Sayin Koru, günlerden beri tv lardan alamadigim ayrintilari su kisacik yazinizla ögrendim. Bosuna usta kalem “klavye” degilsiniz. Tesekkürler

  5. Sayın Koru,

    Yazınızın içeriğinde havada yaşananlar anlatılmış. Darbeci pilotlar tarafından kullanılan uçaklar yere sağlam olarak indirildi mi? Ankara’yı bir anda Halep’e çeviren, milleti supersonik patlamalarla sindirmeye çalışan, milletin ciğerine, gözbebeği güvenlik unsurlarına bombalar yağdıran bu uçakları kullanan pilotlar yakalandı mı? Lütfen bunu da araştırır mısınız?

  6. Darbe hazırlığı saat 16:00 da haber alındığı halde hv k komutanı ve 7 general neden düğündeydi? Kimse bunu sormuyor. Tuhaf değilmi. Yayınlamasanız da olur.

  7. Sayın Koru,
    Bu beşinci soruşum oluyor. Soruma cevap vermediğiniz gibi yorum kısmında da yayınlamıyorsunuz. İlk yazınızda darbeyi Fetö yapmış olamaz minvalinde şeyler yazdınız. Kitabınızı da okumuş biri olarak soruyorum. 95 Yılında darbeyi önlemek için fetö olağanüstü çaba serfedip darbe olacağını deşifre etmişti ya hani. Yıl 2016, 21 sene geçmiş askeriyede kim bilir fetö severler ne kadar daha yetkin şu anda.95 te darbeyi görebilen yapı 2016 da niye göremedi. Gördüyse niye engel olmadı. Hani diyorsunuz ya bu iş fetönün işi olamaz diye. Ben de zorlama bir hüsnüzan yaparak diyorum ki bu iş fetönün işi değilse bile neden darbeyi engellemek üzere teşebbüste bulunmadı. Sırf bu durum bile fetönün hain olması için yeterli bir sebeptir.Niye aklamaya çalışıyorsunuz. Lütfen cevap

    • Yaşar Bey, ben yazımın hiçbir yerinde ”Bu yapmıştır, bu yapmamıştır” diye bir hüküm cümlesi kullanmadım. Sizin takıldığınız yazı Cemaat-sever okurlar tarafından sizin anladığınızın tam tersine anlama çekilip günlerden beri eleştirilip duruyor; biz de kendimizi haklı çıkarmak için linkler verip duruyoruz. Sizin için verebileceğim bir link de yok; yazımı bir daha okuyun tavsiyemden başka…
      Selamlar.

    • Merhaba Yasar Bey, Fehmi Bey’in yazilarini yillardir takip eden biri olarak sunu söylemeliyim size; eger iyi bir kitap okuru degilseniz, edebiyati ve dilin imkanlarini bilmiyorsaniz; O. Atay’in tabiriyle her cümleden tek bir anlam cikariyorsaniz, üslupsuz yazarlarin ortalama bir zihne bile hakaret sayilabilecek tarzdaki yazilarina (sözüm meclisten disari) alistiysaniz bu yaziyi bu sekilde degerlendir(eme)mis olmaniz cok normal. Su halde siz klasik bir F.Koru (hele ki Taha Kivanc) okuru degilsiniz.

      Ben de bu yaziyi okudum ve sizin anladiginizin tam tersini cikarabilecegim imkanlarla dolu buldum o yaziyi.

      Bir Fehmi Koru yazisini da (aslinda ben iflah olmaz bir Taha Kivanc hastasiyim bunu da itiraf etmek isterim) benzersiz kilan özellik iste budur.

      Saygilar

      • Sayın Abulafia (foucault sackacı),
        Ben de bir Fehmi koru okuyucusuyum (25 yıldan fazla). Yazılarını tarzını da çok iyi bilirim. Sağduyusuna her zaman güvendiğim biri olarak ilk sırada takip ettiğim yorumcu ola gelmiştir.
        Edebiyat bilgiçliği taslayarak başkalarının yorumlamalarını kibarca aşağılamanızı hiç beğenmedim.
        Muhtemelen Fehmi Koru – Taha kıvanç hayranlığınız gözünüzü boyadığı için, tarz ve üslubundaki ne şiş yansın ne kebap değişikliğini, Demirelvari çok şey söyleyip aslında hiçbir şey söylememiş olma tavrını göremiyorsunuz. Birisini takdir etmek başkadır, o şahsın gözü kapalı takipçisi olmak başkadır. Bazen bir taraf seçmek kaçınılmazdır. Fehmi bey bence uzun bir süredir taraf seçememe sendromu yaşıyor ve biz takipçilerini hüsrana gark ediyor. Yoksa 1 Mart tezkeresindeki o cesur net Fehmi Koru nerede muğlak Fehmi koru nerede. Bunu görebilmek şart.

        • Sinan Bey,
          Üslubumu begenmemis olmanizi anlayisla karsiliyorum. Belki dokundurma konusunda biraz ileri gittim ama kimseyi asagilamis oldugumu düsünmüyorum.
          Kimsenin gözü kapali takipcisi degilim, zaten mevzu da bu degil. Ayrica Fehmi Bey’in benim onu savunmama ihtiyaci olmadigini da biliyorum.

          Siz ve önceki yorumcu anladigim kadariyla Fehmi Bey’den bir mahkeme hükmü vermesini ve isaretli siperlerden birine girmesini bekliyorsunuz, halbuki o size tanikliklarini sunmakta ve olaylarin bizim bilemeyecegimiz yanlarina iliskin cok degerli notlari bizimle paylasmaktadir.

          Benim iddiam ise söz konusu yazinin sizin dahi beklentilerinizi karsilayabilecek ölcüde suya sabuna dokundugu ve ‘Demirelvari’ seklindeki bir nitelendirme haksizligini hak etmedigi yönündedir.
          Tarafini secmis ve saklandigi siperden yaylim atesi yapan yazarlardan cok sayida var ve onlarin yazilari sizi tatmin etmiyor olacak ki, bu sitedesiniz. Benim gibi. O halde yazardan istedigimiz kaliba girmesini beklemek yerine ‘gri beyin hücrelerimizi kullanmaya calismamiz’ daha yerinde olacaktir diye düsünüyorum.
          Selamlar

          • Sayın Abulafia,

            Son paylaşımınızdaki kibar ve yapıcı üslubunuz takdire şayan. Yarım adım da olsa geri adım atabilmiş olmak bir erdemdir hiç şüphesiz. Bu da benim bir adım geri atmam için yeterli sebeptir. Tartışmayı uzatmanın elbette ki bir anlamı yok ve amacım da bu değil. Birkaç yanlış zannınızı düzeltmek doğru olacak. Fehmi beyi hâlâ takip etmemin sebebi, başka yerlerde tatmin bulamamış olmak değil, müspet, menfi her fikirde insanın fikirlerini takip edebilme çabasıdır. Sadece kendi fikirlerine benzerleri takip eden insanın ufku elbette ki dar kalacaktır. İkincisi yazarı hiç bir kalıba sokma çabam yoktur. Öyle olsa direk kendisine uyarıda bulunurdum. İtirazım tarzınıza ve mevhum gözü kapalı tarafgirliğinize idi. Bu ikincisinde de ben amacını aşmış olabileceğimi kabul ederek geri adım atmaktan çekinmem. Son olarak Fehmi Bey’in maalesef bizim gibilerin savunmasına muhtaç olduğu, yazmak zorunda kaldığı adres itibariyle çok net, yoksa piyasada her anlayış ve fikirden insanlara kapılarını açmış gazete köşeleri bolca var. Fehmi beyin bu ülke fikir dünyası için büyük bir zenginlik olduğuna hiç şüphem yok, yeter ki kendisi kendi kafa karışıklığını aşabilsin. Gri beyin hücreleri ile ilgili fikrinize yorum yapma gereği bile görmüyorum. Zamanın en güzel açıklayıcı olduğuna inanlardanım. Bekleyelim görelim.

            Saygı ve sevgilerimle.

    • Yaşar Arkadaşa cevap ; Genelkurmayin ve MiT’ in bile bir kac saat önce ögrendigi , CB nin bile enistesinden ögrendigi bir darbeyi gece gündüz farki olan Amerika dan
      F.G nasil ögrensin de engellesin.
      Akil büyük nimet vesselam

      • Esma Hanim,
        F.Gülen, hafizanizi sayet biraz zorlarsaniz, üst düzey bir devlet yöneticisinin bir ‘alüfte’ye gittiginden -ki saniyorum ayni sekilde aksam vakitleridir- hemencecik haberi olmus ve telefon ederek o yöneticinin bu ‘tuzak’a düsmesini önlemek gibi büyük bir alicenaplik göstermis ve bu sekilde devlet ve milletimizi fevkalede büyük bir beladan halas eylemisti. Hatirladiniz mi acaba? Sonra da ekranlardan ‘Bu durumda olan daha pek cok kisi var’ diye ilave ederek kendisine neden minnet(!) duymamiz gerektigini ifade etmisti.
        Demek isteyince ‘gece gündüz farki’ önemli olmayabiliyormus.

  8. Fehmi bey yazılarınızı dikkatle takip ediyorum, araştırmacı gazetecilik alanında güzel tespitleriniz var. Ben de bir yazar olmak istiyorum, sizler gibi yazı üstadlarından bu işin inceliklerini ve püf noktalarını öğrenebileceğimiz ve belki “yazar akademisi” denilebilecek bir ve usta-çırak ilişkisi içerisinde her türlü fikrin tartışılabildiği bir platform oluşturmanızı rica ediyoruz. Benim de öğrencilik yıllarımda Yeni Asya gazetesinde bir iki yazım neşredilmişti. Bir Bediüzzaman Üniversitesi: Medresetü-z Zehra isimli bir makaleydi. Ancak yazının inceliklerini bilmediğimizden ve yayımlayacak bir ortam da bulunmadığından bu alanda pek bir ilerleme kaydedemedim.
    Gündemi iyi analiz edebilecek ve bildiklerini kimseden çekinmeden paylaşabilecek, doğruyu işaret edebilen alimlere övgüsü vardır Peygamber efendimizin (asm). Bir yanlış gördüğünde onu eliyle düzeltecek olanlar devlet büyükleri olduğu gibi, diliyle düzeltmeye çalışacak olanlarda alimlerdir. Bunlara güç yetiremeyecek olanlar da kalpleriyle buğz edecekler, ama neye buğz edileceğini de işi iyi bilen kişilerin güzelce analiz ederek yol göstermesi gerekir. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim, çalışmalarınızın devamını dilerim.

  9. Fehmi bey merhaba,
    Sitenizdeki kimi reklamlar biraz sinirlari zorluyor. ” Fall in love with Asian Beatuies” gibi…
    Email adresiniz var ise size “screen copy” gonderebilirim.. Ihtiyaciniz yoksa, su reklamlari almasaniz.
    Bu nedenle is yerinde sitenizi acmaya cekiniyorum…
    Selamlar
    Erhan

    • Erhan Bey merhabalar,

      Reklamlar Google tarafından otomatik olarak gösteriliyor, reklamları biz seçmiyoruz. Kime ne reklam gösterildiğini de bilemiyoruz.

      Bu konuda bir düzeltme yapabilir miyiz diye araştıracağım.

      • Merhabalar.. Bazı reklam kategorilerine sınırlama getirilebilir. Ancak şunu unutmamak gerekir. Her bilgisayar kullanıcısına farklı reklam gelir ve kişiye gelen reklam kendi google geçmişi ile alakalı olur.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here