Tarihin bizlere öğrettiğine birazcık değer versek iyi olacak

28
Osmanlı'nın Balkan seferine çıkan ordusu...

Türkiye’nin önünde bugün çözülmeyi bekleyen devasa sorunlar var ve halkın sorunları çözmekle görevlendirdiği siyasi iktidar o konuda canla başla çaba gösteriyor.

Sorunların bir bölümü kendimizin eseri, daha önce yapılmış hataların getirip kapımıza dayadığı sorunlar; ancak dışarıda Türkiye’nin iyiliğini düşünmeyen ya da herhangi bir sebepten ülkemizin zora düşmesini arzulayanlar da var ve bunlar da bazen mevcut sorunların çözümünü güçleştirerek bazen de daha önce var olmayan yeni sorunlar icat ederek bizi zora sokuyorlar.

Bu durum yeni de değil. Tarihle haşir neşir olanlarımız yukarıdaki paragrafın en az 200 yıllık bir dönemin özeti olduğunun da farkındadırlar.

Devleti yönetenler içeride başgösteren başkaldırılarla, geri kalmışlıkla başa çıkmaya çalışırken, dışarıdan anlayış yerine düşmanlık gördüklerini fark ettiklerinde iş işten geçmişti ve Osmanlı Devleti biraz da bu sebepten tarihe karıştı.

Düşmanları çoğaltmamız yüzünden.

Şimdilerde bazı kalemlerin yeniden tartışma gündemine soktukları ‘Şark Meselesi’ bir gerçektir ve ülkemizin batısında yer alan devletler kendi iç sorunlarını ertelemenin yolu olarak da bu bölgeyle uğraşmayı yöntem olarak seçmişlerdir.

Cumhuriyet’in kurucu kadrosu her yönüyle kuşatma altındaki bir ülkeyi devralmışlardı; yabancı ülkelerin orduları Anadolu’da işgalci güç olarak bulundukları gibi, Osmanlı’nın payitahtı bile İngiliz askerlerinin çizmeleri altındaydı.

İstiklal Savaşı Cumhuriyet’in ilk neslinin zihniyet dünyasında silinmez izler bırakmıştır.

Şimdi bir soru:

O duruma düşme nasıl gerçekleşmişti dersiniz?

Bu ara soruyu dikkatinize sunmamın sebebi orta mektep düzeyinde tarih bilgisi bulunanlarımızın bile bildikleri üzerinde düşünmelerini sağlamak içindir.

Kendi cevabım şu: Osmanlı yönetimi, siyasileri, bürokratları, hatta aydınları sorunlara yanlış yaklaştılar ve dolayısıyla onlara yanlış teşhisler koydular; içeride çözüm bekleyen sorunların hakkından gelmeyi önceleyecek yerde yerli sorunları dış dünyanın da sorunu haline getirme sonucunu doğurdular.

Birdenbire genişçe bir dünyanın sorunu oluverdi ‘Osmanlı’…

Çare olarak da, düşmanlık gösterdiğine inandıkları bir veya birden fazla devlete karşı onlarla birlikte hareket etmeyen bir veya birden fazla devlete yaklaşma yöntemi benimsendi.

O zamanlar ortada ABD diye dikkate alınacak bir ülke yoktu, kendi sınırları dışıyla ilgilenmiyordu ABD; İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya dönemin önemli ülkeleriydi.

İngiltere’den emin olabilmek için Londra’ya yakın bilinen isimlere sadaret ve nazırlık verdi Padişah; bu sökmeyince görevleri onlardan alıp Rusya’ya yakın bilinen isimlere tevdi etti.

Manevralar işe yaramadı ve Almanya’nın bizi kendi yanında savaşa itmesinin sonucunda bu devletlerin çoğunun birleşerek ülkemizi işgale kalkıştıkları gerçeğiyle karşılaşıldı. İngilizler İstanbul’u işgal ettiği ve Yunanlıları Ege’ye gönderdiği gibi, Fransa ve İtalya da Anadolu’ya asker çıkardı. Ruslar da geri kalacak değil ya, onlar da Doğu Anadolu’dan başlayıp Karadeniz’e oradan da İstanbul yakınlarına kadar askerleriyle geldi.

‘Şark Meselesi’nin bir gerçek olduğunu biliyoruz.

İttihatçılar hain miydi?

Herhalde derdimin tarih malumatfuruşluğu olmadığını tahmin edersiniz. Başka ülkeleri suçlayarak kendimizi haklı çıkartacak en son kişi de benim.

Demek istediğim şudur: Gerçekleri bilerek kendimize sağlıklı yollar çizmemiz gerekiyor.

İmparatorluğun çöküş döneminde sorumluluk üstlenmiş sivil ve asker kadroların —hiç değilse bazılarının— kötü niyetli insanlar olduğunu düşünenler var, bunu biliyorum. Oysa biraz yakından bakıldığında görülecektir, hemen hepsi iyi niyetle hareket ediyorlardı, ancak yöntemleri o dönemin gerçeklerine ters düşüyordu.

Öyle olduğunu bugünden geriye baktığımızda daha iyi görebiliyoruz.

Davrandıkları gibi davranmanın doğru olacağını sanarak ne yaptılarsa yaptılar ve aldandılar.

Kocaman bir imparatorluk küçücük Anadolu’ya hapsoldu.

Var olan toprak parçalarını elden çıkartmama amacındaydı yöneticiler oysa; o parçalar gittiği gibi, yaptıkları yüzünden hiç verilmeyeceğine and içtikleri yerler bile kaybedildi.

Misak-ı Milli’ içerisinde yer alan geniş bir bölgeTürkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kaldı.

İbret alınmazsa tarihin sürekli tekerrür ettiğini bize yine tarih öğretti.

Tarihten öğrenilmiş bu bilgiyi aklımızdan hiç çıkartmazsak iyi olacak.
ΩΩΩΩ

28 YORUMLAR

  1. Ruslar cihan harbi den sonra değil 93 harbinde İstanbula yaklaştı. Cihan harbinde Ekim devrimiyle boğuşuyordu. Doğudan işgal edenler Rus destekli ermenilerdi.

  2. Siz duymadınız mı
    Batıracağı gemiyi ilk terkederek amerikan çiftliklerinde özel beslenen satılmış mahlukat; evlerine ateşler düşürerek israil için çalıştırıp hapislere düşürdüğü adamlarından söğüşlediği paraları zıbarıncaya yiyip de İslam’a ve Türkiye’ye hakaret ettirdiğini…

  3. Dunya atesten bi toptu diye baslayip nihayet bi de gaz bulutu asamasina gelinceye kadar alip basini giden yorumculariniza ben bayiliyorum! Sakin ola kisa kesmesinler yorumları …

  4. Olacakları görmek
    Tarih Allah’ın yazdığı kader denen senaryolardan ibarettir. İnsanlık toplayıcılık, avcılık, çobanlık ve tarım dönemlerinden sonra hak ve kuvvet uygarlıklarının sıra ile değişimine şahit olmuştur. Bu değişim toplum yapılarında büyük değişiklikler meydana getirmiş ve nihayet imparatorluklardan sonra yeryüzü ortak bir seviyeye yükselmiştir.
    Bu kaderin içinde insanlık yönetimi; kişi, ocak, il, ülke ve insanlık şeklinde örgütlenecek ve hakemlerin kararlarına göre barış içinde yaşayacak. Hakem kararlarına uymayanlar ulusal ordular tarafından tenkil edilecektir. İşte Osmanlı İmparatorluğu, Rus Çarlığı ve İngiliz İmparatorluğu bunun için ortadan kaldırılmıştır. Geçiş döneminde beş büyükler ortaya çıkmış bugün ise dört etkin güç var; ABD, Çin, Rusya ve AB. İslam alemi de birlik sağlayabilirse ağırlığını hissettirebilir.
    Kader çizgisinde Sermaye rolünü oynamıştır. Bundan sonra Sermaye de süper güçler de ortadan kalkacak, yerini insanlık içinde bağımsız ulusal devletler yer alacaktır. Ne Sermaye ne de siyaset yeryüzüne hükmedecek. Allah Kur’an düzeni ile nurunu tamamlayacak.
    Tarihin akış yönünü bilirsek akarsuya karşı kürek çekmeyiz.

  5. suriyenin daha da karışacağını yorumlarımda yazıyordum. dün inanmakta zorluk çekeceğimiz şekilde trump suriyeden çekileceklerini açıkladı kısa süre sonra fransa teröristleri desteklemeyi bir aşama ileri taşıyarak garantör oldu…rusya da pek çok kez çekileceğini açıklamıştı ama daha çok yerleşti dolayısıyla abd nin kararını ciddiye almaya gerek yok. ama acaba neden yanına saz arkadaşları çağırıyor??? türklerle tek başına başa çıkamayacağını ciddi ciddi düşünmüş olabilir ama tek cevap olamaz. fransa ile büyük sorunlar yaşayacağımız bir döneme giriyoruz ya bakalım arkası nasıl gelecek???

    fehmi beyin yazısını biraz suriye özelinde yorumlamış oldum. ama genel olarak tarihe bakarsak sadece Osmanlı imparatorluğu parçalanmadı güneş batmayan ülke de, alman imparatorluğu da, rus imparatorluğu da herkes ulus devletlere evrildi. Osmanlının hiç sorunları olmasaydı bile bu fırtınanın önünde uzun süre dayanamazdı. zaten beka da yaratılanın sıfatı değildir, ülkelerin de değildir. herşeyin bir kaderi vardır içinde seferler eder.

    ”Başka ülkeleri suçlayarak kendimizi haklı çıkartacak en son kişi de benim.” diyor sayın koru. başka ülkeleri suçlamak olayın bir yönü kendi hatalarımız bir başka yönüdür. biri diğerini haklı çıkarmaz sorun sonuçta içinde pek çok parametreyi barındırır. bir kaç paragrafta derdini anlatmaya çalışan kişi sonuçta tez yazar gibi konuyu zengin bakış açılarıyla değerlendirme olanağına sahip olmadığından ve amacı da üzüm yemek değil bağcıyı dövmek değilse yorumunda sorunun bir yüzüne ağırlık verebilir. başkalarını suçlamak ne kadar eksik bir yaklaşımsa kendimizi suçlamakta o denli eksiktir. dolayısıyla bütüncül bir bakış açısıyla konu bazında tartışmak daha faydalı olur zannederim…

    Osmanlı imparatorluğunun yıkılma sebebleri irdelendiğinde yıkılmaya neden olan esaslı darbelerin dışardan çok içerden geldiği göz önüne alınırsa aman bu iyiniyet meselesinde dikkatli olalım derim. sonuçta hepimizin farklı görüşleri, ideolojileri olsa da ortak paydamız gidecek başka yerimizin olmamasıdır…

    • insan yaşlandıkça daha bilge olur. daha kapsayıcı daha toleranslı daha hoşgörülü olur. olmalıdır. yaşlı biri bir yeri sahiplenmişse ondan orada bir denge unsuru olması beklenir. iki yorumcu tartışırsa onları itidale davet eden herkesin yorumuna değer vermek gerektiğini söyleyen, herkesin birbirini anlaması yönünde çağrı yapan kişi olması beklenir. ateşe benzinle koşmak, herkese laf yetiştirmeye çalışmak, her tartışmaya bayrak tutmak her yaşa yakışan bir tutum değildir. hedef aldığı kişiyi yekten karşısına almayıp sağdan soldan laf çarpmaya çalışmak her yaşta sakil durur ama belli bir yaşta sakil demek hafif kalır. hiç olmazsa niyetlerimizi biraz temiz tutalım söylemek istediklerimizi yekten söylemek cesaretimiz ve onurumuz olsun.

  6. “Napalım kaderimizse çekeriz !” savaş savaş savaş….. Ahmet Melik (30 Mart 2018 at 07:08)

    Bugün Hunlardan geri kalan Hungary (Macaristan) da kendini Türk olarak tanimlayan kac kisi var? Ayni şekilde Gazneli ve sonra Babür Şah Hindistana gitti de geriye bugunlere kadar kendini Türk olarak tanimlayan kimler kaldi? Ha keza Afrikaya gitmis olanlar. Nereye gitmislerse gitmisler saman alevi gibi parlayip bir süre sonra gittikleri yerlerde karışıp kaybolmuslar. Bazı hatalarına rağmen, Osmanlıların durumu hariç, geriye bir dil ve DiN mi kaldi, yoksa yakin gecmisimizden gelen ve Birlesmis Milletlerde, kayıtsiz şartsiz bizi destekleyen dost ulkeler mi? Hep o haşin ele avuca sigmaz askeri karakterimizi borçlu oldugumuz genetik yapi şimdilerde disarda bir işe yaramadigi icin ancak icerde kendi kendini yemege mi yetiyor? Yoksa, bu çekirdek potansiyeli artık daha faydalı (pozitif) üretken işlere yöneltmenin vakti gel(me)di mi? ekonomik savaşlara hazırsızlık yakalanırsak yine nefesimiz kokmaga başlayacak ve resimdeki peşmurde haller yaşanacak, korkarım….…

    http://fehmikoru.com/turkiyeyi-zora-dusurebilecek-gelisme-yasaniyor-ama-orali-bile-degiliz/ H.K. 28 Mart 2018 at 00:44

    • Babür imparatorluğunun mirası olan topraklarda üç Müslüman devlet (Afganistan, benglades, Pakistan) ve Hindistan sınırları içinde 300 milyon Müslüman n var

      • Değişik bölgelere Türk olarak gidip, gittikleri yerlerde geriye kendini Türk olarak tanımlayan kimler kaldı demiştim. İsmini andıgınız ulkelerin diger müslüman coğunluklu ülkerden pek farkları yok malesef. Bizim gibi sıkıntı içersindeler (hatta daha da kötü durumdalar). Ortak noktamız geri kalmışlık ve aynı dini paylaşıyor olmamız. Acaba neden? kolaya kaçanlar diyor ki “dinden”… Oysaki, mensupları geri kalsın diye gönderilmedi bu DiN, digerlerine örnek olsunlar ve önderlik etsinler diye gönderildi. Yanlış yaptığımız bir şeyler var, demekki. Bu arada, aşağıya tıklarsanız göreceginiz gibi, sizden bir talebim olmuştu… Cevap göremedim, herhalde benim gibi vaktiyle göremediniz.

        http://fehmikoru.com/uyandirma-servisi-sacma-konulari-tartisacagimiza-bunu-tartissak-ya/ H.K. 30 Mart 2018 at 05:51

  7. Evin bireylerinden biri kalkmış çayırda ki kuşu avlayıp hane sakinlerine ziyafet çekeyim derken YANLIŞLIKLA haneden diğer bir bireyi vurmuş… AMA NİYETİ TEMİZ değilmi??? Sayın aydınlarımız kimin niyetininn iyi olduğunu veya kötüolduğunu bize anlatmayın olayları okuyabiliyorsanız ve korkmuyorsanız bize göremediğimiz gerçekleri anlatın… Hz. Allah’ın kuralları dışında yaşayacaksın ama niyetin iyi olacak cennet e buyur edileceksin….
    devlet içinde kendince hedefler belirleyeceksin ben bu topluluğu şu veya bu seviyeye çıkaracağım diyeceksin, asker olacaksın sivil olacaksın vede iyi niyetli olacaksın…
    bu millet için dümeni çevirecek hamle yapmak istiyorsan kardeşim kelleyi koltuğa alıp, bu milletin idari kadrolarına talip olacaksın… biz öyle herkesi iyi niyetli göremeyiz, görmeyeceğiz

  8. “Türkiye’nin önünde bugün çözülmeyi bekleyen devasa sorunlar var ve halkın sorunları çözmekle görevlendirdiği siyasi iktidar o konuda canla başla çaba gösteriyor.”

    Yazının şu giriş cümlesi bana yazıyı okumaya devam etmemeyi hatta yazarın yazılarını birdaha hiç okumamayı düşündürdü.Başka diyeceğim birşey yok.
    Ilk defa yorum yazma ihtiyacı hissettim.

    • İsmail bey yazarımız doğru söylüyor.
      Hukumetimiz şu an Interpol dan tutun da bizim MİT ve diğer devletlerin gizli servisleri ile adam kaçırmak dünyada hangi gazeteci ve yazar Türkiye rejimi hakkında yazı yazsa interpol aracılıgı ile tutuklatırıyor,veya troller vasıtası ile sitelerini çökertiriyor. Siz duymadınız mı İstanbul belediyesinde 500 kişi özel olarak sosyal medyada alehte yazı yazanların adres ve kimliklerini tesbit etmekle görevliler.
      Tabii bunlar hem fizikal hemde parasal enerji istiyen işler.
      Yazarımız da herhalde bundan bahs ediyor
      Sizi bilmem ama sayın Korunun yazdıklarını zevkle okuyorum.
      Çünkü tarafsız yaziyor bence siz bugünkü yaziyi bir kaç kez okuyun eminim siz de sevecek ve beğeneceksiniz.
      Hoşca kalın.

    • Bence cabuk pes etmissin, yaziyi sonuna kadar okumus olsaydin yazari sen de takdir ederdin! Endiseye gerek yok, turkiye sahsiyetsiz bir sekilde kendisine yazilan rolu oynasin ve sonucuna razi olsun diyor zaten:)

  9. Kur’an’ı Kerim’de helak olan kavimleri okuyunca o kavimlerin bir kısmı ile benzeşen ortak yönlerimiz var, Allah hidayet versin, sanki tam bir cahiliye dönemini yaşıyoruz. İftira, küfür,hakaret, şirk,gurur, gösteriş ,israf, kendini üstün görmek ve kendinden olmiyana yaşama kakkı tanımamak.
    Buda yetmezmiş gibi kendi kin ve nefretlerini bir milleti ortak edecek kadarda cahıl olmaları da cabası.
    Regaip Kandili günü internette yabancı bir yazar Twitter den o günkü yazısının(İngilizce) konusunu paylaşmıştı.
    Bizim troller den biri sanki birşey biliyormuş gibi hiç alakası olmamasına rağmen parazitlik yapacak ya aynen şunu yazmışti ” biz Türkler Yahudilerin bir numaralı düşmanıyız.”
    Benim ona cevabım şu oldu ” siz kim oluyorsunuzda benim adıma konuşa biliyorsunuz? Ben kimseni düşmanı değilim,siz kendi adınıza konuşun Türklerin değil.”
    Ayni gün Türk Yahudileride sitelerinde “Müslümanların Regaip kandilini kutliyor ülkemize huzuru için dua ediyorlardı.
    Buda Türkiyenin gerçekleri böl parçla yönetemek için bir milleti dünyanın gözünde küçuk düşúrmek için bütün enerjilerini harciyorlar.
    Şu an içerde gözün üstünde kaşin var diyenler vatan haini terörist tabii buna muhalefet partileride dahil.
    Onlara göre dünyanın gözüde bizim ülkemizde.
    Eeey koltuk nelere kadirsinsin.

    Not:Dün okuyuculardan biri uzun yazılan yorumları uygun bir dille eleştiriyor, bence eleştirmesi gayet normal.zaman zaman uzun yorum yazanlardan biri olarak uyardığı için kendisine teşekkür ediyorum bundan böyle uzun yazmamaya gayret edeceğim.

  10. Sayın Koru ,

    Bu durum gelişme döneminde ittifaklar ile sağlanan gücün artık bir zaman sonra önderlik eden yapıya güvenin sarsılması ile ittifakların çözülmesi sonucu oluşur. Imparatorluklar tasfiye olur ve zaman alır. Makedonyalı Iskender den geriye kalan ķüçücük bir Makedonya. Eski Yunan ve Misir medeniyetletinden geri de kalanlar orta da. Eski Roma dan kala kala 150 yıl önce üç yapının birleşmesi ile ortaya çıkan Italya.
    Ancak milletlerin de genetik yapısı sebebiyle öne çıkan bir yapısı vardır. Türk milleti asker millettir. Savaşçı olması sebebiyle etrafına boyun egdirir. Türkler olmadan dünya tarihini yazamazsınız. Hun devleti ile başlar tarih sahnesine çıkışı ve Roma imparatorluğuna son verir. Çinli de yoktur savaşçı ruhu. Küçük akınlar ile bezdirir adamlari asıl son yapısı 100 yıl üç hanedan dönemi sürer Çin seddinin ve bu dahi durduramaz da biten ekonomi talan edecek bir şey bırakmayınca batıya hareket başlar. Önce Gazneli Mahmut sonra Babür Şah ile 800 yıl Hindistan dayızdır. Yeni Delhi de turistik mekanların hepsi Türk eserleridir. Sonra Afrika da Kölemenler Memlüklüler ve Osmanlı ile bir 800 yıl daha ordayızdır. Mısıŕ da 1956 da son kral ailesi Türkçe konuşur. Selçuklu ve Osmanlıyı anlatmaya zaten gerek yok.
    :16 – A’rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.

    Kuran da savaş ile ilgili ayetlere baktığınızda http://meal.ihya.org/kurandan-ayetler/kuranda-gecen-savas-ile-ilgili-ayetler.html savaşın da doga olayları gibi Allah ın sünnetlerinden biri olduğunu görürsünüz. Ne yazık ki konuşarak herkesi ikna edemiyorsunuz. Bu işi birileri yapmaya çalışıyor ama hakkını veren bu aziz millet . Napalım kaderimizse çekeriz !

    • “Allahın Sünnetlerinden biri”
      Size zahmet buna bir Açıklama getirebilirmisiniz?( Allahın Sünnetleri) ilk defa duydum bu konuda hiç bilgim yok
      Allahı Emirleri Farz oliyor Sünnetleri tavsiye mi oliyor? Örnek Erkeklere en fazla 4 kadınla evlenmesine izin veriliyor fakat Allahu Teala bir kadınla evlenmyei tavsiye ediyor, sunnet dediğiniz buna benzer tavsiyelermi?

      • Sünnet degil farz! Savaş, Kuran’da birden fazla yerde gecer. misal; “Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı)”-Bakara Suresi (216).

        Bence şöyle anlamak lazım; Savaş ta insanoğlunun hayat tecrubelerinden/nasiblerinden biri olacaktır. İşin taa başına bakılırsa (yaradılışla ilgili ayetlerin verdiği bilgilere göre) insan varlıklar alemine belki de almaması gereken ciddi bir sorumluluk alarak, yani yüklenecek bütün farzları/zorunlukları kabullenerek gelmiştir. Ancak, bu kabulleniş ona beceri kabiliyeti ve kapasitesi bahşedilerek donanmış olmasıyla ile de ilişkilidir. Yani, işin aslında ancak mefta olduktan sonra muhtemelen farkına varacagımız işin GAYB tarafı vardır (müslüman olarak buna inanırız zaten). Kuran’da önüne gelene saldır, savaş-barbarlık yap denmiyor, tabiki. Kaçınılmaz oldugu durumlar vardır. Hazırlıklı olmanın şartı, hakkıyla doğru-dürüst çalışıp gelişmektir. İman sahibiysek, herşeyden önce şeytana uymamak için savaş halindeyiz, çünkü o düşmanımız. Ve nefsimiz kadar bize yakın. Allah’ın düzeni çetin!

          • Sunnet Arapca bir kelime ve Türkçe Anlamlari şôyle tercüme edebiliriz..Gelenek,adet,annane,yöntem taraf tarz usul yön. Bunlar bir yaşam tarzi neyise bu konular hassa onun için görüş bildirmek doğru deyil.

          • Hasan bey konu ilginç, dimi? Allah’ın kâinatta koyduğu kanunlar, yağmur vs ayrı bir kategori, tabi onlar da “Çetin Düzen”inin önemli parçası. İnsanın başvurabilecegi, yedeğinde bulundurduğu eylem çeşitleri arasında “kan dökücü mahiyette savaş” var (hatta, insanın bu niteliğinden melekler endişe duymuşlar, bu durumu sorgular gibi olmuşlar ancak neticede Allah’ın hükümranlıgını hamdetmişlerdir- malum, iblis’in durumu ayrı bir konudur, uzatmayalım). İnsandaki bu kan dökücü potansiyel hal dünyanın her yerinde hemen hemen her gün kendini gösteriyor zaten. Ancak, yine Allah katında insana bir çok alternatif de verilmiş durumda, bunların seçimi ve icraatiyle insan mertebesini kazanmış oluyor. Butun bunlar insanı Cennetten kovulmuş olmağa götüren Allah’a karşı gelinmişlikle bir taraftan bedel ödenirken, Cenneti tekrardan hakederek kazanma mucadelesi olarak kendini gösterir. Allah’ın düzeni çetindir (bu ifade de zaten bir ayettir). İnsanlık tarihinde savaşlar her zaman vardı ve olacaktır. Sn. Karagülle “tarihin akış yönünü bilirsek akarsuya karşı kürek çekmeyiz” diyor. Bunun için de Kuranı anlamak gerekiyor (anlamsız bir ezber yetmez).

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here