Darbeciler ülkemizi zayıflattı; o arada İsrail bir şeyleri kaşıyor…

18
Yan yanalar

 

Türkiye’yi ‘darbe’ macerasına sürükleyenler, bu yolla ülkemizi ne kadar dışarının plan ve hesaplarına açık hale getireceklerini düşünmemiş olabilirler mi?

Yoksa, onları teşvik ederek böyle bir maceraya sevk edenlerin amacı buydu da, darbeci güruh, bu Türkiye-aleyhtarı plana âlet mi oldu?

Hep ABD’ye bakıyoruz ‘darbe’ konusunda ve bunu yaparken yerden göğe haklıyız; ancak bir de darbe sonrası ortaya dökülen niyetler ve planlar var; onları da ihmal etmemek gerekiyor.

O niyet ve planlar İsrail’e ait…

2bee567Bir gazeteden aynı konuda üç yazı

Bir gazete durmadan aynı konuyu işliyor diye ‘devleti olmayan millet’ sonunda devlete kavuşacak değil. Her şeyden önce, buna, içinde yer aldığı coğrafyada zaten var olan devletler yönetimlerinin onay vermesi gerekir.

Ancak, Jerusalem Post (JP) gazetesi, son bir hafta içerisinde üç ayrı yazıyla, ‘Kürdistan kurulmalı’ konusunu işler ve bu konuda İsrailli siyasilerin adlarını böyle bir niyetin sahibi olarak anarsa…

Herhalde bu ısrara bir anlam vermek gerekir.

Şöyle bir anlam: İsrail Türkiye ile arayı düzeltti, ama bunu yeterli saymıyor; kendisine daha yakın ve bir çok konuda işbirliği yapabileceği yeni bir devlet arayışında… Türkiye’nin darbe sonrasında kendi içiyle meşgul olma zorunluluğu İsrail yönetimine cesaret veriyor…

Yazılara birlikte göz atalım da, bakalım, şu bir hafta içerisinde yayımlanan üç yazıdan sizin çıkaracağınız anlam farklı mı olacak…

İlk yazı Gideon Sa’ar imzalı.

Sa’ar uzun yıllar Likud Partisi’nden Knesset’te (Meclis) bulunmuş bir politikacı; bakanlıklar da yaptı. 11 yıl sonunda milletvekilliğini kendi rızasıyla bıraktı, bir araştırma kurumunda çalışıyor.

Sykes-Picot çökmüş de haberimiz yok

Bizde bir ara “Çöktü mü?” diye tartışmasına kapı aralanmışken başka konular öne çıktığı için arka plana itilen, 1. Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’da 20’den fazla devlet doğurmuş Sykes-Picot Anlaşması, Sa’ar’a göre çökmüş…

“Madem Sykes-Picot çöktü ve madem Arap cumhuriyetleri dağılma sürecine girdi, İsrail bölgedeki yerini gözden geçirmeli” diyor.

Irak müflis bir ülke. Libya da öyle. Suriye o yolda. Hepsi darmadağın gerçekten.

‘Halkı Arap-olmayan ülkeler’ çıksa iyi olurmuş… Türkiye ile İran da ‘halkı Arap olmayan ülke’ imiş, ama onlardan İsrail’e hayır yokmuş. “Tayyip Erdoğan ülkenin başında kaldıkça Türkiye İsrail’e dostça bakmaz” görüşünde Sa’ar. İran ise zaten İsrail’in yok edilmesini istiyormuş…

Dediği şu: “Sünni kamp şu günlerde bayağı zayıf, ancak Filistin sorunu yüzünden onlarla aramızın iyi olması mümkün değil; o engel bile olmasa o rejimlerle arayı ancak sınırlı biçimde düzeltebiliriz.”

Genel tahlilden sonra sıra Kürdistan konusuna geliyor doğal olarak. Gideon Sa’ar “Kürtlere yardım eli uzatmalı İsrail” diyor. Kendini yönetme ve siyasal arzularını gerçekleştirme yönünde bir yardım eli… Bunu yaparlarsa, sadece gerçek bir müttefik kazanmış olmayacaklar, bölgedeki başka azınlıklarla da kalıcı ilişkilere kapılarını aralayacaklarmış…

Mesaj açık…

İsrail bayrağı üzerinde namaz
İsrail bayrağı üzerinde namaz
Yazıya Kürtler de yazıyla cevap verdi

Bu yazı 15 Temmuz darbesinden bir hafta sonra, 23 Temmuz günü, çıktı JP’ta. Dört gün sonra (27 Temmuz), yine aynı gazetede, ‘Kürdistan ile İsrail arasında köprü inşası’ başlıklı bir başka yazı çıktı. İmza: Bakır Lashkari…

Kurdish Diaspora & Intellectual Society (Kürt Diyasporası ve Aydınlar Topluluğu) adlı kuruluşun başkanıymış Bakır Leşkeri…

Leşkeri, diplomasi dili yüzünden bir türlü açıkça ifade edilemeyeni kayda geçiriyor: “Artık Bağdat tarafından yönetilmeyi kabul edemeyiz. Irak zaten iflâs etmiş bir ülke ve meydana gelen her olay Bağdat’la ortak bir geleceğimiz olmadığı gerçeğini pekiştiriyor. Bağdat yönetiminden çıkmak hem Kürtler hem de bölge için en iyi tercih…”

Hatırlatayım: Irak’a ABD müdahalesi sonrasında oluşan yeni rejimde devletin başına Celal Talabani getirildi. Talabani Kürt’tü. Irak’ın şimdiki cumhurbaşkanı Fuad Masum… O da Kürt…

Ancak Leşkeri yine de “Biz ayrılmalıyız” türküsünü söyleyebiliyor ve yazısını “Kürtler Bağdat’tan bağımsızlığını ilân etmek için en doğru fırsatı bekliyor” cümlesiyle başlayan bir paragrafla bitiriyor.

JP devletin görüşünü açık ediyor

Üçüncü yazı JP’ta bugün (1 Ağustos) yayımlandı. İmzasız bir yazı bu ve gazetenin görüşünü yansıtıyor (editorial; başyazı). Başlığı şu: ‘Kürtleri destekle’.

Başlığın hemen altında da şu satırlar yer alıyor: “İsrail’in Kürtler ile bağlarını ve işbirliğini daha da artırması için pek çok sebep var; Kürtler bir sonraki adımı atmaya ne zaman karar verirlerse o zaman Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt Devleti’ne destek vermek de dahil…”

Ben-Gurion ile Peres: Daha ilk günden...
Ben-Gurion ile Peres: Daha ilk günden…

“Kürtler ile çalışmak David Ben-Gurion (İsrail’in ilk başbakanı) zamanından beri bizim ‘çevre stratejimiz’dir” diyor başyazı. Eski cumhurbaşkanları Şimon Peres 2014 Haziran ayında biraraya geldiğinde Barack Obama’ya ‘Kürdistan kurulmalı’ konusunu açmış.

“Yine de” diyor başyazı “İlişkilerimiz hem karmaşık, hem de gizli yürümek zorunda.”

Neden karmaşık? “Karmaşık, çünkü Kürtler’in yaşadığı ve siyasi örgütleri bulunan dört ayrı ülkede dört farklı Kürt grubuyla ilişki yürütülmesi gerekiyor: Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deler ve herbiri ayrı bir politik gündeme sahip…”

Peki neden ‘gizli’? “Gizli, çünkü Kürtler bizimle açıkça yakın ilişki kurmakta zorlanıyor. Kürtler ile bağları pekiştirmek yalnızca İsrail’in çıkarlarına hizmet etmez, moral açıdan da bir fırsattır. Kürtlerin kendilerini yönetme hakkını desteklemek hayırı şerre tercih etmek demektir.”

‘Gizli’ giden ilişki buysa…

Bölgedeki daha eski ve emin müttefiklerini kızdırma pahasına Tel Aviv ile ‘gizli’ ittifaklarını pekiştirmeden, Kürtler, İsrail’in niyetlerini iyi okuyup doğru değerlendiriyorlardır umarım.

İsrail'in niyetlerini Kürtler iyi değerlendiriyor mu?
İsrail’in niyetlerini Kürtler iyi değerlendiriyor mu?
İsrail bölgede yeni bir devlet arayışında

Bu yazılardan ne anladığımı başlarda ifade etmiştim; tekrarlayayım: İsrail Türkiye ile arayı düzeltti, ama bunu yeterli saymıyor; kendisine daha yakın ve bir çok konuda işbirliği yapabileceği yeni bir devlet arayışında… Türkiye’nin kendi içiyle meşgul olma zorunluluğu İsrail yönetimine cesaret veriyor…

Türkiye’nin haziran ayında ‘barış ve kardeşlik projesi’ olarak yansıtılan ‘açılım’ politikasını terk etmesi sonrasında meydana gelenler, İsrail’i, daha önce telâffuz etmekten kaçındığı tercihleri artık ifade edebilecek cesarete kavuşturmuş gibi…

İki ülkenin arasının düzelmesine rağmen…

‘Darbe girişimi’ başarısız olsa da çalkantılara ve sarsıntılara yol açtı; Türkiye’nin ‘kırmızı çizgi’ ile ifade edilen sınırlamalarını zorlamayı düşünenler böyle bir zeminde ortaya çıkar.

JP sayfalarına yansıyan tablo, çıkmaya başladığına işaret ediyor.

ΩΩΩΩ

18 YORUMLAR

  1. Bu yazı ile dün eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ’un tarafsız bölge programında söyledikleri birebir örtüşüyor. Darbenin 3 amacı olabilir diyordu, birincisi kendi dini-siyasi görüşleri çerçevesinde devleti yapılandırmak. İkincisi zaten zor durumda kalan ve tasfiye edileceğini anlayan subayların son çare olarak kalkışması ve üçüncü olarak ordunun zayıflatılarak güneyde olanlara tepkisinin azaltılması. Bunu planlayanın da cia olması yüksek ihtimal diyordu. Darbe başarısız olsa bile ordu zayıflatılmış, moral motivasyonu düşürülmüş olur diyordu. Şu anda güneyde neler oluyor? Suriye’de neler oluyor bilmiyoruz, ya da bilsek bile orduyu nasıl kullanacağız. Doğuda terör örgütü ile ordu nasıl mücadele edecek? Tanklar sokağa çıksa halk da darbe mi oluyor diyebilir? Tepki gösterebilir. Bu işten kimlerin karlı çıktığına bakarak “sözde cemaatin” de aslında İsrail ve Amerika’nın ortadoğu hedefleri doğrultusunda kullanılmakta olduğunu net bir şekilde görebiliriz.

  2. My Father’s Paradise: A Son’s Search for His Jewish Past in Kurdish Iraq
    Book by Yona Sabar. (Babamin Cenneti), bu kitabin yazarinin babasi Iraktan USA goc etmis irakli bir Kurt musevi.

    Sayin Koru, Ben bu kitabi okuyuncaya kadar Irakin kuzeyinde Musevi oldugunu bilmiyordum. “Bilmiyordum” diyorum cunku benim esim Irakli idi, onun icin Irak hakkinda epeyice bilgim var. Aslinda ben bunu neden sizin okurlariniz ile paylasmak istedim. Sizin yazilariniz cok onemli bizler icin olaylari tarafsiz olaarak arastirip gelecek icin gercekleri bizlere bildiriyorsunuz. Sizin her yaziniz bana bir seyler hatirlatiyor, bu da beni saglikli dusunmeye sevkediyor takim tutar gibi mantik kabul etmiyen hic bir olayi bunun icinde kendimde olsam kabul etmem. Hirsizi yalnis yerlerde ararsak bir bakariz ki evde gitmis.

    Saygilar Allaha amenet olun.

  3. kısa olan yararlıdır:
    İsrail çok bu ara çok sesiz. Taşeron kullandığı belli. Barışması ise sızmalarına katkı için olmalı.
    İsrail Bağımsız Kürt devletini istiyor. Bunun için koşullar uygun. Darbe başarılı olsaydı daha uygun olurdu;
    “bi daha ki sefere” diyemeyecek önlemler alınıyor Türkiye’de.

  4. Türkiye, İsrail ve Rusya karşısında diz çöküyor, sonra da başarısız darbe girişimi. Bu iki gücün de Kürdistan i desteklediği aşikar. Belli ki oncesinde darbe etrafında pazarlıklar dönmüş. Şimdi herkes istediğini aliyor: derinlere cemaati ve NATO yu, İsrail ve Rusya da Kürdistan ve Suriyeyi.

  5. İsrail çok fazla hayal kuruyor. Tek istedikleri hem Akdeniz’deki Doğalgazı hem de K.Irak’taki Doğalgazı çıkarıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya satmak! Gelen paralar ile de rahat bir hayat sürmek. Kürtlere Devlet vaadiyle Kürt Doğalgazının üzerine konmak istiyor. Peki Kürtler dese ki “Doğalgazı biz çıkarıp biz satacağız” o zaman Kürtleri ilk satan İsrail olur. Ayrıca İsraili Merkez Üssü yapıp olayları açıklamaya çalışanların Dünya gerçeklerinden pek alakaları kalmamıştır.

  6. Günaydın sn. Koru ve gözünüz aydın.

    Ben olta takımlarını 15 yıldan beri hazırlamış bekliyorum belki uyanan olur da balığa gideriz diye…

    Tam sansürlük bir yazı oldu değil mi …

  7. Fehmi bey isabetli yorumunuz için teşekkür ederim bende darbe girişimi olduğu gün zihninden geçenlere tercüman oldununuz… Size bir sorum olacak lütfen açık sözlü olurmusunuz… Hizmet hareketi sizce son yaşanan menfur olayın neresinde? Darbe yaparmı? Sizin bilgi ve tecrübenizi güvenerek bu soruyu sormak istedim. teşşekürler…

  8. Allah mutlak galiptir. Allah nurunu tamamlayacaktır.Kişiye çalıştığının karşılığı vardır. Önemli olan o nurun içinde olabilmek her ne pahasına olacaksa olsun bu alsancağı göklerden indirtmemek bu ezanları minarelerden susturmamak…

  9. Sayın Koru, yazdıklarınız son derece isâbetli ve zihin açıcı…
    Teşekkür ederim…
    Sizce de İsrail ‘in, ABD’nin hatta beynelmilel kapitalizmin ve devâmı olan emperyalizmin Orta Doğudaki ileri karakolu olmaktan başka bir hususiyeti var mı?
    Cambaza bakarken büyük resmi ihmâl etmek bizim açımızdan, âcizâne, sadece felâket getirir…
    Plânlanan ve arzu edilen de, belki o…
    Darbe de bu plânın bir parçası neden olmasın ki?
    Kalbî selâm ve duâ ile…

  10. “Türkiye’nin haziran ayında ‘barış ve kardeşlik projesi’ olarak yansıtılan ‘açılım’ politikasını terk etmesi sonrasında meydana gelenler, İsrail’i, daha önce telâffuz etmekten kaçındığı tercihleri artık ifade edebilecek cesarete kavuşturmuş gibi…” bir kürt vatandaş olarak makalenizin bu kısmı en çok dikkatimi çekti. Bunun ışığında her ne kadar Türkiyedeki Kürtlerin %90ı yukarıdaki senaryonun gerçekleşmesine karşı olsa da onları siyonist israilin kucağına iten Türkiye, İran, Suriye ve Irak rejimleridir. Türkiyedeki Kürtlerin ezici çoğunluğu bağımsızlık istemiyor. Hatta bunu diğer komşu ülkelerdeki kürtler için de istemiyor. Çünkü başkalarınin himayesi ve lutfuyla kurulacak bağımsız Kürdistanın piyon bir ülke olacağını Skeys-Picotla kurulan ve bugün perişan halde bulunan Irak Suriye gibi ülkelerden çok iyi biliyor. İsrailin girişimleriyle kurulacak bir Kürdistan Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubinin torunları olan Kürtleri çok memnun etmemeli ve de etmez. Şahsen kullandıgınız ve hiç gerçekçi durmayan iki bayraklı görselden çok rahatsiz oldum. Keşke tezinizi güçlendirme adına da olsa o görüntüleri kullanmasaydınız. İnşallah bir gün Kürt kardeşlerinizi ABD ve İsraile muhtaç etmemenin üzerine bir yazı kaleme alırsınız.

  11. Israel beyaz yahudiler tarafindan yonetiliyor. Bunlar Türkiyde oldugu gibi cikar hesaplari yapan bir zumre. Cikar hesaplari hic bir zaman baris getirmemisdir. Umut edilir ki Turkiye cikar hesabi yapmadan bolgeye baris getiren cozumler ortaya koysun. Halkin ve mazlumun yaninda olmak kalici baris ve huzuru getirecektir. Malesef AKP baris politikasi uygulamiyor, bunu cumhurbaskani muhalefet liderlerini cagirirken HDP yi cagirmamak ile gosterdi.

    Cikarlar liderlerin, baris ve huzur ise halklarin gonullerini kazanir.

  12. bu yazılar bile fetö örgütünün ülkemize ne kadar zarar verdiginin bir kanıtı hala tiyatro diyerek kendini savunan feto asıl oyunun ona kurduruldugunu söylüyorsa dogrudur ona kötü bir oyunda kötü bir rol verdiler ama sonu felaket oldu inşallah cezasını çekecek bu milletin kanıda ahıda onda kalmayacak


  13. “İsrail bayrağı üzerinde namaz” olarak gösterdiğiniz resimdeki kişi, namaz kılmamakta… Namazla dalga geçmektedir. Çünkü iki elinin de işaret parmağını açık, diğer parmağını kapalı tutarak yarım yamalak bildiği bir ibadetle dalga geçmektedir. Kafasını kaldırıp vizöre bakması da “şov”unun bir parçası…

    Müslüman adam, bu şekilde davranmaz.

  14. Yahudi güdümündeki ABD çeşitli bahaneler ileri sürerek Ortadoğu’yu lime lime edip altın tepside efendisine sunuyor. Önünde engel olarak gördüğü Türkiye’yi de içerdeki müttefikleri FETÖ ve PKK ile istediği kıvama getirmiş gözüküyor. İsrail için Arz-ı Mev’ud hedefti. Bugün bu hedefe biraz daha yaklaşmış gibi. En acı verici tarafı da bu duruma çanak tutanların İslam dinine mensubiyetleri… Çok Müslüman kanı akacak olsa da pis emellerine o kadar kolay ulaşamayacaklar.

    Malum kurt dumanlı havayı sever. Selam ve dua ile…

  15. Dünya siyaseti ve Türkiye üzerinde yapılanlara farklı bir bakış tarzı getirmişsiniz. Ayrıca darbe girişimi ile beraber tüm gözlerin Amerika üzeri yoğunlaştığı bu günlerde Türkiye’nin stratejisini kaybetmeyip acilen etrafta dönen dolaplara müdahale etmesi gerektiği, yine dünyada siyasi bir aktör olarak yer almaya başlamasının zorunluluğuna dikkat çeken güzel bir çalışma.
    Başımıza gelen bu olayın bakış açımızı daralttığı doğrudur. Ancak siyasi yönetimin de içeride güçlü bir ülke için adımları attıktan sonra komşular dahil dünya siyasetine döneceği ve çok önemli manevralara adım atacağı aşikardır. Bu bağlamda Rusya ziyareti ve muhtemel ortadoğu ziyaretleri bunun işaretleridir. Tabi Gülen’in iade süreci, izlenecek politikalara ve kırılmalara yön vereceği muhakkak.

YORUM YAP