‘Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti’ birer slogan değil, vazgeçilmemesi gereken değerlerdir

47

Azınlıklarına iyi davranılmayan, en ufak bir olağanüstülük durumunda orantısız şiddete başvurulan, toplumsal gösteriler sırasında polisinin acımasız davranabildiği ülkeler herhalde sayıca az değil.

Bunlar arasında insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti olma iddialarına toz kondurmayan Batı ülkeleri de var.

‘Sarı yelekliler’ hareketlenmesinde Fransız polisinin nasıl davrandığını gördük.

Almanya’da ‘dönerci cinayetleri’ adı verilerek sanki Türkler arası bir iç-hesaplaşmaymış gibi sunulan cinayetlerin devletin istihbarat örgütlerince eylemlerine göz yumulan bir ırkçı grubun işi olduğu neden sonra ortaya çıktı; ‘hukuk devleti’ iddialı Almanya o kanlı eylemlerle yüzleşmeyi bir türlü başaramıyor.

Örnekler çoğaltılabilir.

Yanlış var, yanlış var…

Batı’dan bulunacak bu tür örnekler hem bunların yaşandığı ülkelerde hem de başka ülkelerce pek eleştirilmiyor; görevini haksızlıkları sergilemek olarak belirlemiş uluslararası kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri de konunun üzerinde fazlaca durmuyor.

Türkiye’de benzer olaylar yaşandığı zaman ise, Avrupa Birliği, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi gibi kurumlar ile insan hakları alanında çalışan uluslararası sivil toplum örgütleri ayağa kalkıyor, ABD ve BM aleyhte raporlar yayınlıyor.

Neden?

İçimizden bazıları, daha çok da iktidar politikacıları ile iktidar partisinin itibar ettiği medyanın yazar ve yorumcuları, bu çelişkili duruma sık sık işaret etmekten kendilerini alamıyorlar. Tabii bu çelişkiden Türkiye’de yaşananlara hak çıkartmayı da unutmayarak…

Oysa bazen veya ara sıra gibi belli bir olaya veya zamana ait olan istisnai yanlış durumlar ile sürekli yapılan yanlışlıklar arasında fark olduğunu görmemiz gerekiyor.

Süreklilik arzeden yanlışlıklarımız yüzünden eleştiriliyoruz; bunu görelim artık.

Dışarıdan ülkemize bakanların yönelttiği en ciddi eleştirilerin başında hukuk alanında süreklilik kazanan uygulamalar geliyor.

Gözaltının otomatik tutukluluğa, tutukluluğun da yargılanmadan cezalandırılmaya dönüştüğü eleştirisi sözgelimi…

Tutukluluğu bir yılı aşan, ancak yargılanacağı davanın iddianamesi yazılmadığı için hala ne ile suçlandığını bilmeyen insanların varlığı da eleştiriliyor.

Cezaevlerindeki aşırı doluluk, ‘gazeteci’ kimliği tartışmasız insanların yazdıkları veya söyledikleri yüzünden yargılanmaları da eleştirilere konu oluyor.

Yakın tarihimizin en vahim olayı 15 Temmuz (2016) uğursuz darbe girişimi, 250 insanımız o olay sırasında hayatlarını da kaybettiği halde, yukarıda bir bölümünü sıraladığım türden yanlışlıklar yüzünden, dışarıdan ülkemize bakıp görüş açıklayanlar tarafından doğru değerlendirilemedi.

Konunun üzerinde durulmayı hak eden en önemli yönlerinden biri de, yanlış uygulamaların getirdiği yanlış görüntünün ülkemizle ilgili yanlış değerlendirmelere yol açması ve bunun da her alanda önümüze engeller çıkarmasıdır.

Ülke ekonomisi bile bu durumdan olumsuz etkileniyor.

Terbiye noksanı birileri “Türkler Kürtleri yok etmeye hazırlanıyor, bunu yapmaya kalkarlarsa ekonomilerini mahvederiz” türü yavelerini böyle bir zeminde ülkemize karşı sarf edebiliyor.

Geleceğine umutla bakmak isteyen, ülkesinin sürekli eleştirilmesinden rahatsızlık duyan nitelikli insanlarımızı ‘beyin göçü’ furyasıyla bedavadan başka ülkelere kaybetmemiz de cabası…

Yargı üzerinde yoğunlaşan eleştiriler yüzünden dışarıdan gelmesini arzu ettiğimiz sermayeyi çekemediğimiz gibi, daha önce gelmiş olanlar ve hatta yerli sermaye bile tereddüde düşüyor, ülkeden kaçmanın yollarını arıyor.

Gerçeği görmezsek işimiz zor

Anlamakta zorlandığımız dünya gerçeğini hatırlatayım:

Dünyada bir otomatik olarak ‘demokratik, insan haklarına saygılı, hukuk devleti’ tanımına uygun bilinen ve bazen yanlış yaptıklarında neredeyse görmezden gelinen ülkeler var; bir de benzer iddiaya sahip olsalar bile aynı yanlışlıkları sürekli yaptıkları için ‘demokratik, insan haklarına saygılı, hukuk devleti olma’ iddiaları ciddiye alınmayan ve eleştirilere muhatap edilen ülkeler…

Türkiye bir süredir bu ikinci grupta görülüyor ve öyle de değerlendiriliyor.

Bu durumdan memnun muyuz?

Memnun olanlar var. Bıraksanız, aynı yanlışlıkları katmerli hale getirmekte tereddüt etmeyecek bazı siyasiler ile onlara malzeme teşkil edecek tarzda yazılar ve yorumlarla kamuoyunun karşısına çıkan dönemin ‘itibar gören’ isimleri eksik değil.

Galiba artık bir karara varmak zorundayız: Anayasada da yer verilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerine samimiyetle sadık kalarak, ara sıra yanlış yapılan bir ülke olmaya mı çaba göstereceğiz, yoksa kendimize demokrat, insan haklarını farklı yorumlayan, hukuk devleti yerine yargı devleti olmayı benimseyen ve bu yüzden sürekli yanlışlara açık bir ülke mi olacağız?

İkincisi olmayı benimsersek başkalarının eleştirilerinden bunalmayı da göze almak zorundayız; bunu asla unutmayalım.

Benim tercihimin ne olduğu belli: Daha az değil daha fazla demokrasiden, insanı insan olduğu için doğuştan gelen haklara sahip bilen ve adaleti mülkün temeli gören bir anlayıştan yanayım.

Evrensel kavramları kendimize göre yeniden tarif edip haklı çıkmaya çalışmaktan artık vazgeçmeliyiz.

Zor mu? Hiç de zor değil.

ΩΩΩΩ

47 YORUMLAR

  1. İnsanlar ikiye ayrılır iyi ve kötü. Müslüman Hıristiyan değil, Türk Kürt değil, zenci beyaz değil, kadın erkek değil, sadece iyi ve kötü. Her şartta her durumda her yerde iyi olmayı başarırsa bir insan dünya hayatıda ahiretide iyi olur bence. Yoksa günümüz Müslümanlarının yada demokrat görünüşlülerin ya da başka bir sıfatta insanları aldatmaya çalışanların dünyaya yada belli bir coğrafyaya huzur getirmesini beklemek balığın kavağa tırmanmasını beklemek gibi olur. Bize can verip dünyaya gönderen yaratıcı rızkımızı da göndermiştir çok şükür. Kimseden korkmaya yada kimseye yalakalık yapmaya gerek yok. İyiler hep kazanmıştır ve yine kazanacaktır. Son olarak ruyi zemin memleketim, nevi beşer milletim. Tabi sadece iyi olanlar…

  2. Dünyaya efendilik etmiş, efendilik öğretmiş türk ırkı ondan bundan insanlık öğrenecek değildir! Tarihi düşmanlarımız elinden geleni ardına koymuyor, dahili işbirlikçileri uluşuyorlar! Son sözüm: tüm dünya türkün önünde diz çöküp itaat edene kadar durmak yok, yola devam!

  3. Sn Koru, Size tavsiyem lütfen Yuval Noah Harari’nin Homo Deus kitabını okuyun.Kitabın ana teması; Liberal Paradigma’nın 20. yüzyıla hakim olan özgürlük, eşitlik, liberal ekonomik düzen gibi kavramlarının 21. yüzyılda artık geçerliliğini yitirmekte olduğu, bio-teknoloji ve bilgi-teknolojilerinin birleşimiyle oluşmaya başlayan yeni paradigmaların 21. yüzyılı şekillendireceği.Bu kitabı okuduktan sonra lütfen bu makaleyi tekrar yazmayı deneyin.Bakalım savunduğunuz evrensel kavramlar/değerler hala geçerliliğini sürdürüyor mu?Kolaylıklar dilerim.

  4. Soğan 8 TL patlıcan 10 TL patates 7 TL biz demokrasi değil de ekonomik olarak batmış durumdayız. Şimdi ithal edilecek listesi de kabarmış durumdadır.

  5. Şeriat ne diyor?
    Avrupalılar ne diyor değil Kur’an ne diyor, hak ne diyor ona bakmalıyız. Kendimizi düşmanımıza veya dostumuza beğendirme derdimiz olmamalıdır.
    Olağanüstü hal uygulaması şeran ilahi vasfa nizamda zülümdür. Değildir diyen varsa savunsun. Biz de öğrenelim de görüşlerimizi düzeltelim. Bekliyorum.

  6. Başkasının bir kere yaptığını bir sürekli yapma hakkına sahip oluyoruz, fena mı.
    İnsan hakları tanımını yapan seçkin insan topluluğu insan hakları tanımını da değiştirmiş.
    Nefes almamıza ses çıkartmıyorlarsa şükredelim.

  7. “…Evrensel kavramları kendimize göre yeniden tarif edip haklı çıkmaya çalışmaktan artık vazgeçmeliyiz.

    Zor mu? Hiç de zor değil.”
    ZOR. Referansı din, hele islam olan hiç bir devlet demokratik, insan haklarına saygılı olamaz. Demokrasi amaç değil araç diyenlerle de hiç. Varsa tek bir örnek bileniniz lütfen yazsın. Şu devlet böyledir diye. Son ve mükemmel din mükemmelliğini gösteremiyorsa hayata geçiremiyorsa nasıl mükemmel diyebileceğimize de açıklama getirsinler. Hep yapageldikleri “haklı çıkmaya çalışmaktan” vazgeçebilirlerse… Dinimiz iyi de insanlar kötüymüş. Sevsinler. 2 milyarın içinde hiç mi iyi adam yok?

    • Yahya bey, evet demokrasi amaç değil araçtır ve çok da konforlu bi araç sayılmaz hani! Dini referanslı bi devlet arıyorsanız güneydeki sevdiğimiz ülke ne güne duruyor ki? Sakın onu da beğenmiyorum demeyin; yoksa elimizde geriye bitek iran kalıyor, ona göre:)))

  8. fehmi beyin bugünkü yorumu güzel bir yorum, batıyı da kaleme dolayarak adaletli davranmaya çalışmış, lakin tartı yine de eksik kalmış. yanlış var, yanlış var diyor, batının yanlışlarına bir kaç örnek üzerinden az diyor, olabilir diyor ama olmuyor işte. almanya ırkçı cinayetleri ört pas etti, yıllardır pkk yı ört pas etmiyor mu? silah yardımı, para yardımı, siyasal destek yardımı vermiyor mu? öldürülen binlerce insanın, katledilen binlerce bebeğin, çocuğun, kaçırılan kürt annelerin evlatlarının dökülen kanlarında suçu yok mu? fetö terör örgütü bu ülkede 40 belki 50 yıldır yapılanırken batının yardımı ve maddi manevi desteği olmadan başarılı olabilir miydi? hala kol kanat germiyorlar mı? biz seri hukuk katiliyiz onlar değil, arada yapıyorlar demek hak hukuk adalet mi şimdi?
    işimize geldiği zaman hakkı hukuku adaleti istediğimiz gibi manipüle ediyoruz bana kalırsa. özellikle karşıda görme, karşıdan isteme eğilimimiz var. daha özelde iktidardan bekliyoruz. elbette yanlış değil, ama ne kadar hak, hukuk timsaliyiz ona da bakmak gerekir.
    otobüs durağa yanaşınca sıra bekleyen 20 kişinin önüne kapı açılınca doluşan bir 20 kişi oluyor, içinde milletvekilleri yok.
    ilaç firması seyahat sözü verdiği için reçetesine antibiyotik dolduran doktorlarda milletvekili değil.
    söz verdiği malzemeyi kullanmayan, inşaatından çalan müteahhitlerde siyasi değil.
    çürükleri alta yerleştiren manav da öyle.
    süte su karıştıran sütçü de.
    toplumun her tabakasında, genel ahlak tanımında zafiyet varsa yönetime gaybtan ruhanileri getiremeyeceğimize göre içimizden çıkan bizi temsil eden insanlar doğruyu yanlıştan bu kadar temyiz edebiliyorlar, bu kadar başarabiliyorlar, düzelmeyi onlarda görmeyi ise daha çok bekleriz.
    kendi hak, hukuk, adalet anlayışımızı düzeltmeden, bu kavramları meramımız ölçüsünde eğip bükmeyi bırakmadan karşı tarafın düzelmesini ummak beyhude olur. muhalefet iktidara gelse yine içimizden insanlar gelmiş olacak, içimizden kurtulmanın bir yolu yok, içimizi düzeltmedikten sonra.

    fetö terör örgütü bu ülkede çok uzun yıllardır yapılanmış, cemaat olarak anıldığı dönemden milyonlarca müridi var. kendini deşifre ettikten sonra binlerce örgüt elemanının hapiste olmasından daha doğal ne olabilir? acıdır ki bu kadar büyük sayıların içinde masumlar da vardır. ancak masumları öne sürüp bu örgütle olan mücadeleyi sekteye uğratmak, iktidarı eleştirmek adına hakkı çarpıtmak değil mi? bu kafadaki bir muhalefetin daha iyi yönetilmek adına ne umudu olabilir? bunlar giderse başa kendi gibi gerçeği çarpıtanlar gelmeyecek mi bu durumda? kendi çarpık adalet anlayışını tesis etmeyecek mi bu durumda? muhalif olacağım diye adaleti bükenle, iktidar kalacağım diye adaleti büken arasında ne fark vardır?
    en basitinden bu örgütün soru çaldığını masumların hakkını yediğini bilen, göz yuman siyasi çıkar için susan iktidardan-güya- uhrevi amaçlar için başkasının hakkının yenmesine susan göz yuman dindar müritler daha mı masum oluyorlar şimdi? kendi anladığı din adına çalmak oy adına çalmaktan daha mı şerefli oluyor yani???
    dinini the cemaatten öğrenirse öyle oluyor demek.
    neden önce kendi hak anlayışımızla yüzleşmiyoruz?
    belki yarın için bir umudumuz olur.

    • Sinan eskicioglu hocanın da sizinkine benzer görüşleri var. İnsanların dinini öğrenmesi hakikaten ciddi bir mesele. Gerçi bu saatten sonra böyle bir tartışmanın bir anlamı varmı bilmiyorum ama ben gene de sorayım.
      Size göre insanlar dinini nasıl öğrenebilir?
      Bunu trol olsun diye sormuyorum samimi olarak dinini öğrenmeye çalışan biri olarak soruyorum.

      • samimi bir soru samimi bir cevap gerektirir.
        politik konuların tartışıldığı bir sitede olduğumuzdan kusura bakmazsan kabaca cevaplayabilirim.
        insanlar dinini öğrenemezler, hatırlarlar. çünkü din tertemiz olarak insana bahşedilmiştir zaten. hepimiz islam fıtratı üzere doğarız.
        bildiğin herşeyin üzerine bir sünger çekip, hatırlamak için Muhammed Mustafayı tanımak gerekir. onu tanımaktan amaç muhammediliği kendinde bulmaktır. emin bir kimse olmaktır. parça bütünün bilgisine sahiptir, bir hücrenin vücudun tüm bilgisine sahip olması gibi. en kolay yol da şer’i hükümlere uymaktan geçer. niyetiniz saflaştıkça, gayretiniz arttıkça ihtiyacınız olan her bilgiyi bulursunuz, dininizi öğrenirsiniz. hiç uzağa gitmeden. yaradılışta cimrilik yoktur.

        • Teşekkürler Didem hanım! Verdiğiniz bilgileri ” Allah’ın her an her saniye yaratmaya devam ettiği bilgisini ve insanın yaratılan her yeniliği yanlışa yorma ihtimalini” de göz önünde bulundurarak düşüneceğim.

      • Kura n okumayi øgren sonra islam ilmihali ømer nasuh bilmenin ilmi halini oku kurani kerim tefsiri elmali hamdi yazir ve ya fizilali kuran seyid kutup sonrada nefis savasina baslarsin tafsiyem

    • Selim bir akıldan ziyade hissiyatın kaleme hakim olduğu bir yorum olmuş. Fehmi Koru da yanlış anlaşılmış kanımca. Türk tarihinde tabandan başlayan bir hareket bir kez dahi olmamıştır. iyileşme de hastalıkta bizde tepeden başlar. Mevcut durumdaki ahlaki hastalık da tepeden başlamıştır. Masum olanlar cezalandırılmamalıdır. Yıldız holding aslında durumu pek güzel açık etmektedir. İnsanların kendilerini güvende hissedecekleri, kanunlar kaşrışında herkesin eşit olduğu bir ortam tesis edilmediğinde kurunun yanında yanan bir yaş odun olma ihtimaline binaen demekki servetlerini ve kendilerini daha emin olduğunu düşündükleri memleketlere transfer ediyorlar. Ülkedeki herkesin bu konuda belli bir düzeyde farkındalığı mevcut, peki neden sağaltım olmuyor.. onların bildiği bizim bilmediğimiz birşeyler mi var acaba.

    • Adaleti katleden AKP’den , sütü / mayası bozuk CHP den , AKP nin ikiz kardeşi FETÖ den , alayından toptan kurtulmak gerekimez mi Didem hanım ? . Kiri kirle temizlemek mümkün müdür ? AKP destekçiliği mantıklı mıdır ? Sizce ?

      • daha iyilerin gelmesi hepimizin özlemi. üstelik bu konuda ümitliyim.
        akp yi her konuda suçlamak doğru değil, her konuda savunmanın doğru olmadığı gibi.
        akp destekçiliği mantıklı mıdır; duruma göre.
        durum bazında sorarsanız daha sağlıklı tartışırız.

  9. Benim bu ülke için bu ülke insanı için hiç umudum kalmadı…
    Siz hala niye yazıyorsunuz ki Fehmi Bey?Ne değişecek?Körlerin sağırları ağırladığı;sağırların körleri baş köşeye oturttuğu ,eleştirinin asla kabul edilmediği bir dönem bu dönem…
    Ben vazgeçtim…
    Ufacık bir ümidim kalmadı…
    Bu ülke için hayal kurmak şöyle dursun ,yurt dışı iznim olsa defolup gideceğim…
    Beyin göçü mü ,kimin umurunda?
    Haksızlık mı?O da Ne?
    Hak hukuk adalet mi?Onlar da 15 Temmuz’da gömülüverdi en derinlere!
    Yaşama ümidim bile kalmamışken,bu ülke için kılımı dahi kıpırdatmak istemiyorum…
    Yazık…güya inançlı bir iktidarımız var diye şükrediyorduk…Artık “inanç” denilen referansın koca bir YALAN olduğunu hem Fetö hem de başımızdakiler ispat ettiler…
    Şimdi sadede birine bakarken “Ne kadar insan?” Diyorum…İnsan olmadıktan sonra din bir paçavraya dönüyor…
    Allah ın belası Fetö girdiği inçe hesaplarla,Sevgili idarecilerimiz de ne yapacağını bilmez halleriyle ,islam ın dinin inancın içini oydular…
    Allah bunlara seyirci mi kalacak acaba?

      • H.Gayret , 15 Temmuz Şehitleri şu anda Allah katında ecirlerini alıyorlar , siz de onların şehadeti üzerinden geçinen zavalılarsınız.

        Yeter be . Bi rahat durun .

          • Katiller cezalarını elbette alacak , alıyor. 15 Temmuz’un siyasi istismarı hala devam ediyor. 15 Temmuz , bütün Türk halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin timsalidir. Sadece AKP ve trollerinin başarısı değildir. Canını , ayağını , gözünü , kolunu kaybeden Yüce Türk milletinin asil evlatlarının zaferidir 15 Temmuz .

  10. Deveye sormuşlar, boynun niye eğri? Nerem doğru ki demiş. Şimdi bu yazının neresine cevap yazalım! en iyisi “hipop sosyolog” yaz geç.

  11. Bütün Yalova’yı sonra ülkeyi “cemaat hizmet Hocaefendi “ ayağıyla zehirlen HÜSEYİN Gülerce özgür,Sivil polis korumasıyla her yerde rahat rahat dolaşıyor;onun sohbetlerini dinleyip samimi hizmet eden insanlar tutuklu …Alın size bu ülkenin adaleti…pöhhh Adalet ve Kalkınma partisiymiş!

    • Hak hukuk adalet.. Peh peh peh, Hak getire… Yüzbinlerin saçmasapan suçlamalarla kodeskere tıkıldığı ülkedeki adalete bakınız..! “Bir zina mahkemesinde dördüncü şahidin merhameti yüzünden
      müphem konoşmasını esas alan Hz. Ömer, diğer üç şahide iftira cezası tatbik eder..” Peki şimdi muhafazakar kardeşler ne yapıyorlar?. ” bu da derse geldi, filanda geldi..şunu şurda gördüm..” Gibi saçmalıklarla zindanlara atılıyor, gazeteci.. Akademisyenler.. Bu mu Allah aşkına Adalet,. Merhum Necip Fazıl bu durumlar için ” Siyaset kavas.. Ilim köle.. Sanat ihtilaç derdi.. Bende diyeyim Bekler ADALET gümrükte ilaç.. doğru demişsiniz Yalova rumuzlu kardeş teşekkür.. Selamlar..

  12. Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, demekle, söylemekle, yazmakla olunan kavramlar değil. Olmadığı 1950 den 1960 dan beri söylediğimiz, yazdığımız çizdiğimiz halde, hala söylemeye yazmaya devam etmemizden belli. Bu kavramlar belli tecrübeler ve süreçler eşliğinde ilerleyen, gelişen ve zamanla yerleşen kavramlar. Yerleştiği, olduğu sanılan yerlerde ve ülkelerde bile bozulabildiğini de, Fehmi bey yazısında zaten açıkça belirtiyor. Bugün bu kavramlara ihtiyaç duyan, ağzında sakız edenlerin, yarın bir şekilde iktidarı eline geçirirse bu kavramlara ne derece saygı göstereceği de oldukça şüpheli. Geldiğimiz noktada ülkemiz çok kötü bir durumda değil, ama tam istenen noktada da değil. Tam istenen noktada olmamasının en büyük sorumlusu da, bugün bu kavramlara ihtiyaç duyan, ağzından düşürmeyen, ama geçmişte bu ülkeye ve bu kavramlara en büyük kötülüğü ve ihaneti yapmış olan bazı kesimler. Bu yüzden adım adım demokrasi içinde bu kavramların yerleşmesine ve sağlamlaşmasına razı olacak, tahammül göstereceğiz. Bu kavramların yerleşmesinin bir gecede yapılan hareketlerle sağlanamadığını, 27 mayısda, 12 martta, 12 eylülde, 28 şubatta, 27 nisanda, 17/25 aralıkta ve en son 15 temmuzda hep birlikte gördük. Artık normal yoldan bu kavramların tesisine çalışma zamanı.

    • Çok doğru yazmışsınız. maalesef hangi kesim yönetime gelirse gelsin eski söylediklerini unutuyor.sağcısı solcusu islamcısı ataisti hiç farketmiyor dün ezilenler bugün eskisinden hınç alırcasına pervasızca değerleri çiğniyor.örnek vermeye gerek yok bugün binlerce insan işlemedikleri suçtan dolayı göreceli ithamlarla içeri tıkılıyor ve hayatları karatılıyor.
      Buna toplum olarak bizlerin tümümüzün karşı çıkması gerekiyor .Üniversite hocasından , hakimine polisinden askerine kadar cesur ve adaletli olmalıyız.
      Dün birlikte kolkola gezenlerin sadece garibanları içeri tıkıldı , siyasilerinden ağa babalarına kadar güçlüler ise bir şekilde kurtuldular. Bugün bu haksızlığa uğrayanların yarın aynı haksızlığı yapmayacağından emin değiliz. Dün nazım hikmet şiiri okuduğu için içeri atılıyordu bugün kahraman ,
      dün okulları övülenler bugün azılı terörist olarak adlandırılıyor.Kürtçe şarkı yasaktı da ne oldu bugün TRT kürtçe yayın yapıyor. Bugün içeri tıkılan gazeteciden topluma ne zarar gelebilir bırakın yazsın
      dün fetonun sempatizanı olup bugün hatasını anlayanı neden içeride tutuyoruz.Adam eline silah almadıysa neden dünyasını karartıyoruz. Neden bir pankart açtı diye üniversite öğrencisini içeri tıkıyoruz.
      Özgürlükten zarar gelmez taki canınıza ve malınıza kastetmeyene kadar.
      İyi düşünelim bu işte hepimize görev düşüyor. Cesur yönetici, cesur hocalar , cesur hakimler biraz cesaret.

      • Genelde çok haklısınız da, sondan bir önceki yazdığınız paragrafda, ”Özgürlükten zarar gelmez taki canınıza ve malınıza kastetmeyene kadar” diyerek burada sıkça şikayet edilen konunun asıl sebebine, bam teline parmak basmışsınız. Bu millet üniversite hocalarının 15 temmuzda malum askeri üsde subaylara halkı bombalama emri verdiğini gördü, abilerin ablaların bir emriyle normal subayların, erlerin halkın üstüne tanklarla, tüfeklerle mermi sıktığını gördü, üniformasını maaşını silahını verdiği insanların öldürdükleri vatandaşları yerlerde sürükleyip bir kenara attığını gördü, emniyeti sağlaması gereken bir polisin bir emirle bu ülkeyi zora belki de savaşa sokmak için bir büyükelçiyi öldürdüğünü gördü. Bu ülkede kimin kim olduğunun, kimin bir yerlerden gelen emirle neler yapabileceğinin ölçüsü terazisi artık şaştı. Bu güven kolay kolay yeniden tesis edilemez. Edilinceye kadar maalesef bazı zorluklar, sıkıntılar yaşanacak. 50 yıldır bu ülkede birşeylere sebep olan bir yapı yıkılmaya başlanınca ortaya çıkan tozdan dumandan herkes etkilenir. Yakınından geçse de uzakta olsa da etkilenir. Burada en önemli nokta bu güvenin tekrar sağlanmasının çabuklaşması için bu yapıya ucundan bucağından bile bulaşsa insanların nedamet getirmesi, hem yetkililere hem çevresine gördüklerini bildiklerini anlatması, gerçek suçluların ortaya çıkmasına yardımcı olması, çevresine bu konudaki samimiyetlerini göstermeleridir. Aksi sadece bu sürecin ve çekilen sıkıntıların uzamasına sebep olur, ama ne olursa olsun sonuçta bu yapı bu ülkede tamamen etkisiz hale getirilecek. Herkesin artık bunu bilip buna göre davranması gerekir.

  13. HUKUK DEVLETİNİ ÖZLÜYORUM
    Türkiye’nin sosyal siyasetini oluşturacak-geliştirecek onlarca kitap yaz, yüzlerce bilimsel makale üret, bir o kadar bilimsel etkinliklere katıl…sonra bir bakmışsın neden atıldığını bilmeden üniversitenden bir gün ansızın ihraç edilmişsin…aradan 2 yıl geçtikten sonra yine bir bakmışsın daha önce cemaat olarak bilinen bir yapının tertiplediği sempozyumuna yıllar öncesinden üniversitenin izni ile katılmış olmaktan ve(ya) YÖK tarafından makbul görülen bir akademik dergide makale yazmaktan dolayı terör örgütüne benimseyerek gönüllü olarak üye olmaktan ötürü “terörist” olma şüphesiyle savcılığın bir iddianamesi ile yargılanan…burada yargılanan kişinin “terörist” faaliyetleri değil ama burada akademik özgürlük kapsamında legal olarak gerçekleşmiş olan geçmişe ait bir iki bilimsel etkinlik, DAHA SONRA terör örgütü olarak belirlenen bir yapı ile ilişkilendirilerek, bilinçli veya bilinçsiz olarak ilmin geleceği katledilmek istenmektedir. Türkiye, faydalı eserlere sahip bilim insanları açısından o kadar zengin bir ülke değildir. Akademik özgürlüğe yargı yoluyla müdahale edilirse korkarım Türkiye’de bilimsel gelişme de duraklar hatta geriler…kendi bilim insanına “terörist” muamelesi yapan bir yargı devleti değil akademik özgürlüğü teşvik eden, BİLİM GÜVENLİĞİNİ TEMİN EDEN ve bilim insanına saygılı olan bir hukuk devletini özlüyorum…çok şey mi istiyorum?
    Sayın Fehmi Koru’nun hukuk konusundaki duyarlılığından ötürü kendisine teşekkür ederim…

    PROF. DR. ALİ SEYYAR
    KHK-MAĞDURU

    • Sayın hocamı bir defa Yalova üniversitesinde dinleme şansım olmuştu.Kendisini Sosyal politikalar disiplinine getirdiği yepyeni görüşlerlyle hayranlık duyarak dinlemiş hemen kitaplarını almıştım.
      Khk ile böyle bir şahsın akademinin bilimin arkasına itilmesine hayret ettim desem yaşan olur.Çünkü bir öğretmen arkadaşım şöyle demişti:”Okullarda işini iyi yapan fark yaratan gerçekten insani yönüyle herkesin sevdiği saydığı kim varsa attılar.”
      Çok düşündürücü bir cümle bu!
      Ben de maalesef aşkla yaptığım görevimden atıldım.Kendimi bir atık kağıttan daha değersiz görüyorum.
      Devletimizin eliyle bir nesil heba ediliyor.Hak hukuk yer ile yeksan olmuş.En kötü şeylerden biri de milli manevi değerlerle yetişsin diye çabaladığımız çocuklarımız ;bütün bu yaşadıklarımızın altında enkaz oluverdiler…Fen lisesindeki kuzum ders çalışmak şöyle dursun ,geleceğe küsmüş vaziyette:”sen öğretmen babam doktor oldu da ne oldu?” Onun dibe vurmuş cümlelerinden sadece biri…
      Ancak başımıza bu işler gelirken-fillerin savaşında zavallı karıncalar ezilip dururken- gittikçe azalan inancıma binaen diyorum ki;herkesin bir planı var Fetönün devletin ve diğerlerinin…Ancak Allah ın da bir planı vardır elbette…
      Allah mazlumların ahını duyacaktır…

      • Plan yapmayı bi bırakın, tanrının planını da tanrıya bırakın! Evladınıza; kullarına değil, tek tanrıya tapınmasını öğütleyin! İnanç ya vardır ya yoktur, artmaz veya eksilmez! (Endişeniz yersiz.) okullarda ya da başka kurumlarda zaten işini de hiç yapmayan tanıdığım tüm fetöcüler ihraç edildi, hapse atıldı ve allah devletimizden razı olsun:) kendini 1dolara satmış canilerin yanında kendini atık kağıt gibi hissedebilmek ne büyük saadet…

      • Su-i zan buna derler…bylock değil yazdığım sebeplerden dolayı iddianame hazırlandı…khk mağdurlarının varlığını kabul etmek ve fetö ile mücadelede yapılan hataları itiraf etmek neden size zor geliyor? İnsaf ve adaletli olmak bunu gerektirmez mi?

        • Hocam sen kusuruna bakma bizim köyün delisidir kendisi. İdare et. Öyle delidir ki . AKP yi sınırsız destekler . Ama FETÖ nün siyasi ayağı AKP nin içinden hiç bir milletvekili FETÖ cü çıkmadı bunu hiç sorgulamaz. Hatta FETÖ’nin siyasi ayağı araştırılsın diye mecliste önerge verilir , AKP ve MHP oylarıyla bu reddedilir. Ama sağa sola saldırır bu deli FETÖ cü diye. Hiç bunları düşünmez. Allah akıl izan versin.

  14. Bir ülkede, Hukuk,Adalet, liyakat,özgürlük ,Güvenlik varsa orada ,Huzur,Güven,Zenginlik,Mutluluk,olur.Bu durum Hz.Adem’den beri böyledir keşfedilecek bir şey yok her şey açık aslında bizi yönetenlerde bunu çok iyi bilir ama niye gereğini yapmazlar akıl erdirmek zor.Yapılan her yanlış,özellikle bilerek yapılan yanlışlıklar ülkemizi üçüncü dünya ülkelerine çeviriyor böyle oluncada,sermaye kaçıyor, İyi yetişmiş beyinler kaçıyor ,böyle devam ederse İran,Irak,Suriye’nin yirmi yıl önceki hali gibi bir ülke olacağız Allah korusun

  15. Vah vah Fehmi bey siz gerçekten bazı konularda bir numarasınız
    Biz demokrat olsak başta ABD olmak üzere diğer NATO ve batı devletleri 15 temmuz un darbe olduğunu anında inanacak ve darbecileri anında iade edecek
    Bu tezle aslında siz ABD ve Almanya ve Hollanda gibi natocu kanadın bu darbenin içinde olmadığını alttan alta işliyorsunuz.Yani adam kendi yaptığı darbeyi demokrat olursak hak verecek
    2011 e kadar demokrat olduk ama sözlerinden çıkan ^one Münire” diyen bir kişiye adlansın böyle demokrat ol dediler
    Veya Saadam diktaördü devirdiler ama Arabistan çok demokratik onu anlıyorlar
    Batıda bir 11 eylül oldu bütün dünyayı yaktılar kamuoyları milyonlar bombalarla öldürülürken onlar terörist dedi
    Bizde daha 3 yıl önce ABD darbesi ilk kez zar zor önlenmiş hala ABD içerdeki uzantılar ile PKK ile direk saldırıp ,ekonomik saldırıyla hiç çekinmeden tehdit ederken aslından bunlar yok ve demokratik olursak bizi anlayacaklar diyorsunuz
    Eskiden efsane olarak konuşulan adlında batılı devletler PKK yok destekliyor şimdi alalen ortada iken
    Yine konuşulan “ABD istediği ülkede ekonomik operasyon yapıyor “ efsanesi kameralar önünde tehdit ediliyor
    Büyün darbeleri ABD yapıyor efsanesi bu kadar açık net deilleri ile ortada iken
    Demokratik olursak bizi anlarlar
    Aslında darbe falan da olmadı
    Onlar bizi anlar mı bilmiyorum ama
    Biz sizi anlıyoruz (!)

  16. Fehmi bey! Türkiyeye gidecek olan TURISTLERIDE kendi devletleri “Türkiye güvenilir bir ülke değıl! gitmeyin, giderseniz sizi tutuklaya bilirler, diye uyariyorlar.
    Trump tan dost olamiyacağını bilmeyen! Idarecilerden ülkenin yararına çalısacaklarına inanmak! Trumpa ınanmakla eş değerdedır.

    Fehmi beyin yazısıni okuyup da ülke içın üzülüp morali bozulanlara tavsiyem , Serdar Turgutun peri masallarını aratmayacak kadar hayel ürünü yazılarını okusunlar morelleri düzelir.

    Bizim Trump gibi bir dostumuz olduktan sonra sirtimiz yere gelmez. Seçımi kazandığında keyf için sevinmedik.

    • Bu aralar Serdar Turgut’un bayağı reklamını yapıyorsunuz Nurdan hanım:)) Ama bunda haklısınız, çünkü gerçekleri Abd’den, yerinden izleyip yazmak oldukça etkili oluyor..

  17. Sabah sabah beni cok guldurdun……burasi turkiye….fehmi bey…..ne diyorsun…..demokrasi….insan haklari…. Hukuk…..bak…bak birde hukukun ustunlugu diyorsunuz……aman liyakat falan demeyin mazallah. Sonra ne biliyim…iceri felan alirlaar adami….

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here