Faiz bindi, Dolar indi, ekonomi rayından çıktı.. Yapılmak istenen herhalde bu değildi…

28

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan faiz konusunda olumlu bir görüşe sahip değil, dün bu görüşünü bir kez daha kamuoyuyla paylaştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ise, onun olumsuz görüşünü yinelediği konuşmasının hemen ardından, faizi 6.25 oranında artırarak yüzde 24’e çıkardı.

Faiz daha önce yüzde 17.75 iken bankalar mudilerine yüzde 25’e kadar faiz uygulamaktaydı; yeni kararla bu oranın yüzde 30’un üzerinde uygulanacağını düşünebiliriz.

Para ve banka

Esas diyeceğimi söylemeden önce ‘para’ konusunu basitçe anlatmam gerekiyor.

İnsanlar çalışarak para kazanıyor ve harcamaları dışındaki miktarı saklamaları gerekiyor. Buna karşılık, hem yeni iş alanlarının açılması hem de ülke kalkınması için yatırım ve yatırımlar için de kaynak gerekiyor.

Bankalar bunun için var. Tasarrufları koruyor bankalar ve aynı zamanda yatırım için para ihtiyacı duyanlara kredi kullandırıyor.

Faiz bu noktada devreye giriyor.

Paranın yastık altından bankaya gitmesi için tasarruf sahibini teşvik amacıyla verilen belli bir oranın adıdır faiz. Yatırım yapacak kişiler ve kurumlar da kazançlarının bir bölümünü kendilerine kredi açan bankalara veriyorlar ki, bu da faizdir.

Tasarruf sahibine ödediği ile yatırımcıdan kredi karşılığı aldığı faizler oranındaki fark bankaların kârıdır. Bankacılık kârlı bir meslek olmalı ki, ülkemizdeki bankalar her yıl yüksek kâr açıklıyor. Ayrıca, paradan para kazanma olarak tanımlanabilecek sistemi daha iyi bilen yabancı uygulayıcıların Türkiye ilgisi de bunu gösteriyor; kamuya ait olanlar dışındaki hemen bütün bankalarda yabancı sermaye var.

Sistem -beğenelim veya beğenmeyelim- faiz üzerine oturuyor.

Yeni karar sonrasında tasarruf sahibine yüzde 24-30 civarında bir faiz ödeyecek olan bankaların kendilerinden kredi çekenlerden talep edeceği faizin miktarını tahmin etmek hiç zor değil: O oran yüzde 40-50 civarında olacaktır.

Hayli yüksek bir oran.

Neden böyle bir oran gerektiğini de biliyoruz: Kur aldı başını gidiyordu ve bu da enflasyonu tahammül edilemez duruma getirmekteydi; bu yönelişin önünü kesmek için tavsiye edileni yaptı TCMB…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aykırı görüşüne rağmen…

TL’deki erimeyi durduracak, enflasyonu dizginleyebilecek mi faiz artırma kararı? Belki bir miktar; ancak paramızın değeri -dolayısıyla da hepimizin maddi varlığı- süreçte aldığı zararı bütünüyle gideremeyecek.

Başka türlü davranamaz mıydı TCMB?

Galiba davranamazdı.

Faizli ekonomik sistemde faizin belirleyici bir rolü var. ABD’nin Merkez Bankası (Federal Reserve), yılda birkaç kez açıkladığı faiz ile ilgili kararlarıyla yalnız kendi ülkesinin ekonomisini değil, Türkiye dahil hemen bütün ülkelerin ekonomilerini de etkiliyor. O bir artırınca siz faiz oranını birkaç dilim artırmak zorunda kalıyorsunuz.

İslami’ veya ‘katılım’ adıyla yapılan bankacılık hizmetleri bile genel hatlarıyla faizli sistemden etkileniyor.

Bir garip banka: BIS

Daha da önemlisi şu: Bütün dünyadaki merkez bankaları, Türkiye dahil, sadece 10 merkez bankasının belirleyici konumda olduğu ‘merkez bankalarının merkez bankası’ olarak takdim edilen Bank For International Settlements (BIS) adlı bir kurumla irtibatlılar ve olağandışı gelişmelerde ne yapacakları BIS tarafından belirleniyor.

Merkez bankaları başkanlarından bir grup..

1930 yılında İsviçre’nin Basel kentinde faaliyete başlayan BIS kendisini kem gözlerden korumada olağanüstü başarılı. Karar verici konumundaki 10 banka (Belçika, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Hollanda, İsveç, İsviçre, İngiltere ve ABD) yanında üyeliğe kabul ettiği 34 ülkeye ek olarak diğer 80 merkez bankası da BIS’le irtibatlı. 10 ülkenin merkez bankaları başkanları her ay, diğerleri yılda bir kez yapılan toplantılara muntazaman katılıyor, ancak o toplantılarda neler konuşulduğu dışarıya asla sızdırılmıyor.

Hatta, toplantıya katılan başkanların kendi ülkelerinin siyasi otoritelerine bile sağlıklı bilgi vermedikleri iddia ediliyor.

Türkiye’nin döviz kurunun başına gelende ve faizin akıl almaz oranlara ulaşmasında BIS’in rolü aranmaya değer.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BIS konusunu TCMB başkanıyla konuşmasında yarar olabilir.

Başka yol/lar mutlaka vardır

BIS kısır döngüsünden rahatsızlık duyulan ülkelerden bazıları kendilerine yeni sistem arayışına girdiler. Bazı ülkelerde başarıyla uygulanan ‘para kurulu sistemi’ bu arayışın sonucu.

’Para kurulu’ merkez bankasını ekonomik sistemin kalbi olmaktan çıkarıyor ve ekonomide dengeyi yerli para birimini daha güçlü bir başka değerle irtibatlayarak sağlıyor. Avrupa Birliği’nin ortak parayla (Euro) yaptığı gibi… Ya da, Doların global para birimi haline gelmesini sağlayan başlangıçta kendisini ‘altın’ ile tanımlaması gibi…

Kriz kapıda görününce bizde de bu konu gündeme geliyor, ama derhal birileri aksi görüşlerle Konunun tartışılmasını bile engelliyor.

Türkiye yüksek faiz oranlarıyla yola devam ederse başımıza gelecekler belli: Yeni yatırım yapılamayacak, fabrikalar kapanma tehlikesine düşecek, işsizlik yaygınlaşacak ve var olan ekonomik değerler ucuzlayacağı için üç otuz paraya gözünü onlara dikmiş çakalların eline geçebilecek…

Bu gelişmelerin siyasi sonuçlar doğurması da kaçınılmaz.

’’Faizler insin’’ diye yola çıkılan bir ülkenin böyle bir kaderin pençesine düşmesini anlamak mümkün değil.

Aklımızla alay ediliyor sanki.

Başka bir yol mutlaka vardır.

ΩΩΩΩ

28 YORUMLAR

  1. Bu faiz meselesi kadar ilginç bir konu daha yok desem yeridir.
    Faiz gerçekten bir mesele, yani sorundur.
    Veren için de alan için de.

    Faizi paranın kullanımından alınan pay olarak tanımlayıp yorumumuzu açalım.
    Malum paranın icadı ile takas son buldu.
    Bu değişim aslında ihtiyaç / geçim ekonomisinden birikim ekonomisine geçişle meydana geldi.
    İhtiyaçlarınızı takas yoluyla sağlarken ihtiyacınızın fazlasını -artı değeri- başka mala tahvil etmek mantıksız bir hamallıktı.
    Bu hamallığı kullanışlı ve sürdürülebilir bir değerle dengeleyip birikimin kalıcılığının kabul edildiği bir değişim ve dönüşüm aracına gereksinim nedeniyle para icat edildi.
    Para, gerçek bir mala karşılık geleceğinden hayatta gerçek karşılığı olan değerli maden kalıpları üzerinden kullanılmaya başlandı.
    Yani malın veya hizmetin gerçek piyasa değerini karşılayan kıymetli ve kıt bir madene dayanan para ilişkisi kuruldu.

    Hayatta hiçbir şey başlangıç aşamasında kalmadığından bu süreç de artarak çeşitlendi.
    Paranın ortaya çıkması ile başka bir ekonomik evreye geçildi.
    Para dünyevi değerlerin karşılığı olarak kendi başına bir metaya ve bu metanın işler hale geldiği bir piyasanın oluşumuna yol açtı.
    İşte sorun bu noktada bir meseleye dönüştü.

    Paranın ortaya çıkması haliyle onun da birikimine yol açtı.
    Para kıymetli madene dayansa da yenilip içilemiyordu.
    Fakat para, yüksek tedavül kapasitesiyle oluşan yeni piyasada ihtiyaçların / geçimin giderilmesinin temel aracına dönüşmüştü.
    Böylece para, buğday ambarlamaktan, arpa üretiminden daha basit ve kolayca alınıp verilen bir metaya dönüştü.

    Ancak paranın birikimi ile tedavül işlevi dışında metalaşması ve kendi başına ekonomik bir değere sahip olması üretim ilişkileri ile toplumsal ve bireysel ihtiyaçlar arasındaki döngüyü finansal hale getirdi.
    Para yenilip içilemiyordu ve fakat insanoğlu yemek, içmek ve ihtiyaçlarını dünyevi olarak gidermek zorundaydı.
    Bu durum insan hayatı için üretim ve pazar ilişkilerini zorunlu kılıyordu.

    Artık üretim ve ihtiyaç süreçlerinin yarattığı ekonomik döngü paraya sahip olanın egemenliğine evrilmeye başlamıştı.
    Paranın mantığı ise çoğalmak üzerinden işliyordu.
    Para sağlayanın finansal bir yararı olmadan paranın dağılımı ekonomik yapısı gereği imkansızdı.
    Para gittiği yerden getiri sağlama garantisi olmadan oraya gidemezdi.
    Bu akıl paranın sahibinin menfaatler dengesine ve paranın doğasına uygundu.
    Parayı alan bundan bir menfaat sağlayacaksa karşılığında parayı verene de bir çıkar sağlaması gerekirdi.
    Yoksa parayı verenin ekonomik çıkarı yok olup giderdi.

    Yani, bir insan kendisinin veya birisinin yararı için birisine finans sağlarsa bunun karşılığını ekonomik olarak bekler ve ister.
    Külfetler ile nimetler arasında teminata bağlanmış bir denge ve kazanç olmadan para kasadan çıkmaz.
    Hem bu kapitalist bir sistemde kötü bir şey olarak da değerlendirilmez.
    Buna faiz, kar payı, temettü adını değiştirip artık ne derseniz deyin.

    Demem o ki, şikayet ettiğiniz nedenleri değiştirmezseniz sonuçlar da değişmez.
    Tarih bu yüzden tekerrür eder durur.
    Dünyevi ilişkilerin ve süreçlerin yol açtığı meta ilişkilerini ancak seküler yollarla telafi edebilirsiniz.
    Belki değiştirebilirsiniz, belki de en zahmetlisi budur.
    Zira bu konuda radikal bir devrim yapmanız gerekir.
    Radikal devriminiz bu oluş içinde kendini var etmek zorunda kalacağından daha büyük sorunlarla karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. (Bkz. İran ve de SSCB)
    En iyisi cari gerçeği bilerek faiz meselesiyle mücadele edip, ondan yararlandığın kadar zararlarından da sakınmak. (Bkz. Çin)
    Buda dünyevi bir ekonomik aklı öne almakla mümkün.

  2. İmamı Azam borçlusunun evinin gölgesinde durmamıştır. Ona göre mali olarak güçlü olduğunuz kişiden elde ettiğiniz bu tür avantajlar faiz olmaktadır. Dolayısıyla faiz bir mali tahakkümdür ki faizi paranın karı adı altında, enflasyon muhasebesiyle veya başka mantıksal kurgularla meşrulaştırmamak icabeder. Aksi halde FED in “serbes piyasa” denilen finansal mekanizmasına dahil olup mali hegemonyaya maruz kalmak kaçınılmazdır…Bu durumda siyasi, içtimai, askeri ve tabiki iktisadi veya muhtelif endikasyonlar kaçınılmaz maruziyetlet olarak gerçekleşecek, siz siz olmaktan uzaklaşırken bir kimliğiniz olduğunu hatırlar olmaktan dahi mahrum kalabileceksiniz…..

  3. Cumhur baskanimiz akp il başkanlarına konuşmuş.
    Ben uzun yıllardır dinliyemiyorum, dinlerken ne güzel konuşuyor diyerekten bir kendimden geçme hali oluyor uyuşukluk gibi bir şey…
    Bazen de Hasan Cemal gibi heyheylendigimde oluyor ( bu hal genelde dediğini anlayamadigim zamanlar oluyor ve ben genelde ne dediğini anlayamıyorum zaten, cahillik başa bela)
    Bu yüzden haberlerden okumayı tercih ediyorum söylediklerini.
    “Bağımsız MB dediniz alın size bağımsız MB ben faiz enflasyonun sebebi dedim anlatamadım bunlara, artırdılar faizleri az buz değil bayağı da artırdılar. Göreceğiz bakalım neticeyi. Simdilik sabrediyorum ama Sabrımin da bir sınırı var, görecegiz bakalım” manasına gelen şeyler söylemiş.

    Burada açık bir tehdit var ve ben merak ediyorum cumhur başkanımizin Sabrı taşınca merkez bankası başkanına ne yapacak?
    MB başkanına al da oku diye mevcut ekonomi kitaplarından hangisini atar acaba Marks in das capital i olabilirmi?:))

  4. Bugün bu yazıyı okudum ve dedim ki; Fehmi Beyin içindeki Taha Kıvanç yeniden hayat bulmuş.
    Yazının en dikkat çekici kısmını alıntılıyorum:
    “10 ülkenin merkez bankaları başkanları her ay, diğerleri yılda bir kez yapılan toplantılara muntazaman katılıyor, ancak o toplantılarda neler konuşulduğu dışarıya asla sızdırılmıyor.

    Hatta, toplantıya katılan başkanların kendi ülkelerinin siyasi otoritelerine bile sağlıklı bilgi vermedikleri iddia ediliyor.

    Türkiye’nin döviz kurunun başına gelende ve faizin akıl almaz oranlara ulaşmasında BIS’in rolü aranmaya değer.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BIS konusunu TCMB başkanıyla konuşmasında yarar olabilir.”

    Yani Fehmi Bey şunu sorgulamanızı istiyor aslında.
    Herşeyden haberi olan, adı yok belediyesinin itfaiye müdürünün kim olacağına bile karar veren kişinin TCMB başkanının katıldığı gizli toplantılardan ve konuşulanlardan haberi olmaması mümkün mü?
    Aklımızla alay etmeyin derken aslında bunu ifade ediyor Fehmi Bey.
    Ama anlayana sivrisinek saz…
    Ama ne yazık ki saf ve cahil halkım anlamamaya adamış kendini.
    Kanmaktan ve kandırılmaktan hoşlanıyor.
    Olsun diyor…
    Batacaksak da o batırsın.
    Ya batıyorsun işte…

  5. Türkiye’ de SPK adı ile iş gören ve sermayenin ranta değil yatırıma kanalize olması için kurulan eski adı İMKB yeni adı BİST olan yapı dahil pek çok menkul kıymetin regülasyonu ve olası yolsuzluk ve içerden haber alma, küçük yatırımcının korunması işlevini sağlaması gereken amerikada Allahtan çok korkulan SEC isimli kuruluşa emsal bir devlet kuruluşu vardır. Ülkemizde SPK izni ile halka açılan ve yatırım toplayıp yatırımcılarına kısa, orta ve uzun vadede tokat atmayan yerli ve milli şirket yok gibidir. Bu sebeple halk yani küçük ve orta boyutlu yatırımcı, hisselerine yatırım yapılacak şirket bulamadığından veya yediği tokatların öcünü almak için ya spekülatif kısa vadeli yatırıma yönelip kırık kol ile intikam almaya kalkışıyor yada bu alanda yediği kazıkları deneyim olarak sineye çekip menkul kıymetler piyasasını terk ediyor. Gökkubede bütün bu hadiseler SPK’ nın gözü önünde cereyan ediyor ve yerli, milli şirketlere Türk halkı değil her döviz devalüasyonu sonrası ucuzladığını düşündükleri Türk reel ekonomisine yabancılar pahalı dövizlerini satıp ucuzlamış şirketlere yatırım yapıyorlar. Böylelikle yerli yatırımcının güveninin zedelenmesine göz yuman SPK ve yancı kurumlar ülkenin bütün işleyen çarklarının çok ucuz bedelle el değiştirmesine çanak tutuyorlar. Halen yoğun yüksekten satışlara rağmen yabancı yatırımcı oranı BİST için %62 civarındadır ve bu oran kriz bitti dediğimiz gelecek günlerde %80 civarına ulaşması kuvvetle muhtemeldir. Yatırımın finansmanı yerli ve milli olmadığı sürece krizimiz bitmeyecektir.

  6. Fehmi abi kusura bakma ama kimsenin akliyla alay edildiği yok. Üniversite mezunlari arasinda en çok işsiz kalan bölüm hangisi sizce ? Elektrik- elektronik mühendisligi ve bilgisayar mühendisliği. Yani dunyanin ustunde dönmeye başladığı alanlarda biz son yıllarda ne kadar yatirim yaptik ? Ne kadar ar-ge yatirimi yaptik ? Bu cocuklarin gelecegi icin ne yaptik ? Hic bişey.
    Esenyurt beylikdüzü’ne bir bakin binlerce boş daire var. Yurtdisindan gelen paralari betona gomduk, alman markali araclara gomduk, hindistan’dan getirilen mermerlere gomduk vs vs. kimin parasini gomduk peki ? Hans’in parasini, John’in parasini, Micheal’in parasini bunlara gomduk. Simdi bunlari ödeme vadesi geldi mi ? Geldi. Bunlari neyle odeyeceğiz ? Dolarla…..

    Gecmis olsun.

  7. Bu arada Trump dışişleri bakanından sonra şimdi de savunma bakanını değiştiriyor.

    Biz FK okuyanlar, onun yazılarından, Trump’ın gidici olduğunu düşünmeye başlamıştık ki yaptıklarıyla Trump’ın hiçte öyle gidici olmadığını görmeye başladık. Buna, Koru’da son yazılarından birinde, ABD’den gelen bir tanıdığının izlenimlerinden kaynaklı değinmiş ve kanaatini önceki yazdıklarının hilafında bu yönde değiştirmiş gibi geldi bana.
    Benim de anlamaya çalıştığım ‘tamam, ABD’yi Trump yönetiyor da Tramp’ı kim(ler) yönetiyor?’

    Ve Taha Akyol’da veda etti. (”medeni ölü” oldu.)

  8. Fehmi bey para kurulu meselesini ucuncu kezdir konu olarak islemis.

    Devlet dedigimiz hakim, asker, polis, akademisyen

    Ve hukumet dedigimiz baskan, vekiller, belediye baskanlari

    Topyekun olarak asgari bir etik ve seffaflik degerlerine sahip olmadikca sonu bir baska husran olur.

    Turkiyenin ekonomi sorunu kendi basina bir sorun degil sadece sonuctur.

    Elbette baska yolu vardir. Elbette baska care vardir. Ilac da coktur. Sorun iltihap niye var onu tespit etmekde.

    Doktor sarhos , hasta uyusturucubtesirinde, hemsire yemekte , hasta bakici tavani boyuyo … sonuc ?

  9. biz bu hallere düşecek adamlar değildik. ama şu bis bizi mahvetti. özellikle havaların soğuması ile birlikte müthiş etkiliyor. faizi de 625 puan artırdılar. artık iflah olmayız. en iyisi bir saray daha yaptıralım.
    – “dünya lideri”nin istifası, hukukun üstünlüğü, kontrol ve denetleme mekanizmalarının tesisi, mal ve can güvenliğinin sağlanması, baytarın tübitaktan kovulması gibi makul ve mantıklı çözümler yerine, kaf dağının ardında çözüm önerisi bir nisan şakası gibi olmuş.
    – aşağıda para kurulu ile ilgili bir alıntı, herhalde fehmi beye, bu para kurulunun “dünya lideri”nin yüzüğü bile birşey olmadığını yeterince izah eder diye düşünüyorum:
    “Bir ülkenin Para Kurulu’na geçebilmesi için siyasal ve kurumsal koşulların gerekliliği aranıyor. Para kuruluna geçiş için gerekli birinci koşul olarak, bütçe açıklarının kontrol altına alınması gösteriliyor. Para Kurulu sistemine geçiş için gerekli olan ikinci koşul ise mali sektörün sağlamlığı olarak ifade ediliyor. Bu koşulların gerçekleşmemesi halinde ise Arjantin örneğinde olduğu gibi ülkeler, Para Kurulundan bekledikleri para birimi ve fiyat istikrarından istedikleri sonucu alamıyorlar.”
    – yukardaki alıntıdan herşeyden önce kurumlardan bahsediyor. türkiyede kurum kaldı mı?
    – sonra bütçe açıklarındanın kontrolünden bahsediliyor. türkiyedeki herhangi bir rakama, herhangi aklıbaşında bir insanın inanması mümkün mü?
    – sonra mali sektörün sağlamlığından bahsediliyor. şu an ülkenin döviz borcunun büyük bölümü bankalar üzerinden. avrupa, türkiyedeki bankalar batacak diye korkudan titriyor.
    – alıntıda açıklanan arjantin örneği, kasımpaşadan alınmış yüzüğe benzemediğini net olarak gösteriyor.
    – Arjantinin batma yarışında bizimle atbaşı gittiğini hatırlatmam gerekir mi?
    Ayrıca para kurulu sistemindeki ülkelerle ilgili bir araştırma da, para kurulu sisteminin ne kadar “güzel” bir sistem olduğunu yeterince izah eder zannediyorum. ordan listeyi alıntı yaptığımda sıkıntı çıkıyor. bu nedenle link olarak veriyorum. biraz eski bir kaynak ama araştıranlar yeni kaynaklar da bulabilir.
    http://www.mevzuatdergisi.com/2010/10a/01.htm
    arjantin, estonya, falkland adaları, cibuti, cayman adaları, bulgaristan vb.

    • Çok teşekkürler Hamza bey, bu yorumunuz kafamı karistiran Türkiye dünyada yerleşik ekonomik düzenin dışında bağımsız bir ekonomik sisteme gecebilirmi? Soruma cevap oldu.

      • bir faydam oldu ise ne mutlu bana. ben de okur yorumlarından çok yararlanıyorum. hatta çoğunlukla okur yorumlarını takip ediyorum. Çünkü okurların sırtında, yazar kadar yumurta küfesi olmuyor. daha doğrudan yazıyorlar vs. ayrıca farklı deneyim, tecrübe ve düşünce sistematikleri ile karşılaşıyorum. ufuk açıcı oluyor.

  10. Bana göre ‘enfes’ bir yazı…Gündemde ekonomi ve faize karşı durulduğu halde TCMB’nın faiz artırımına gitmesine yönelik dış yönüyle de ele alınan çok aydınlatıcı bir yazı…

    Hele, Koru’nun BIS ile ilgili bilgilendirici açıklamaları ve Başkan Erdoğan’a rağmen -kimilerinin danışıklı dövüş dedikleri- TCMB’nın aksine karar almasına karşılık, Koru’nun ”Erdoğan’ın TCMB başkanıyla BIS konusunu görüşmesi” teklifi cesaretinin zirve noktası..Bu ”cesaretinden” dolayı da Koru’yu kutluyorum.

    Can alıcı cümlesi Koru’nun; ’’Faizler insin’’ diye yola çıkılan bir ülkenin böyle bir kaderin pençesine düşmesini anlamak mümkün değil.

    Neden acaba? Faizlerin makul seviyelere indiği ve şimdi olduğu gibi zirve yaptığı zamanları aynı iktidar ve kadrosunun(!) elinde yaşıyoruz..değişen ne oldu ki?

  11. Sayın yazar, başka bir yol mutlaka vardır diyorsunuz. Doğru her yolun başında liyakat var. Liyakat yoksa sonuç bu. Bilgiç geçinmenin sonucu ortada. Herkes bildiği işi yapmalı, bildiğini zannettiği işi değil. Her cahil insan etraftaki başka şeyleri ve kişileri suçlar, cahiller de buna inanır ve bu kısır döngü böyle devam eder durur.

  12. Fehmi bey! Şu faiz meselesin de MB ile TC Başkaninin birbirleri ile zıt açıklamalarinin milleti uyutma oyunu olduğunu biliyiruz, ve bizimle birlikte başta siz ve sizin gibi la demeden lo diyeceklerini anlama kapasiteleri hayli yuksek olan sizlerinde bu danişiklı konuşmalara inanacağiniza da ben şahsen hiç ihtimal vermiyorum.

    Şu an Türkiyede yaşayanlar, benim tavsigem! ne eder etsinler, erdoğanın sihirli yüzüğunden birer tane alsinlar, o zaman birdaha sırtlari yere gelmez.
    Ikinci tavsiyemde İrandan DEĞİL HAYİR SEVER IŞ ADAMI, Melek gelse ona güvenmsinler, çünkü İranin derdı Türk ve Arapları yeryüzü harıtasından silmek.

    Evelsi gun Hayir sever iş adami New Yorkta suşi lokantasında suşu yerken resmini çekip internete koymuşlar. Onu görünce
    Bana bizim köyde 3 kardeş miras için mahkemelik oldukları ve mahkemenin sonucunda sevinçten havalara uçan kardeşin olayini hatirlattı.
    O miras davasi bayağı uzun sürüyor ve son mahkemede hakim kararıni açıkliyor.
    Kardeşlerin üçüde köye döniyorlar fakat birisi çok mutlu ve nerde ise sevinçden havalara uçacak.Otobüsden iner inmez hemen, koşa koşa eve giriyor, hanimina sesleniyor.(bu şaka değil gerçek onun için gerçek isim değil uydurma isimler kullanacağım )
    “Gız Halimeee müjdemi ne verecan? Mahkemeyi kazandim!”Hanimi “sen hele önce anlata sonra müjde iste, nasil kazandin?”
    “Kazandim işte GIZ, tarla Aliye,Tapi Veliye Vergide bana”
    Hanim, ” Hay maşallah, sene mujde olarak köyün bekçisine söyleyeyimde çiksin seni köyün en zekalısi ilan etsin.”
    Hanımı çok becerikli ve bılgili idi fakat rahmetli çok safdı. (O zamanlar köyde her hangi bir durum olunca köy bekcisi sokak sokak bağirarak duyururdu.)

    Şimdi bizim yüzde 52 inin temsilcileri 25 Haziran 2018 de burada aynen o dayi gibi sevinçden uçuyordular kazandik diye.
    Tarla Rizaya Tapı Recebe Vergide Hakan Atilla ve 82 miliyona.

    Hamza bey dün sormuştu! Dolari ucuz alanlar yukselince bozdurup köşe donebileceklerine dair. Bakalim cevap verecek bir H Gayret falan çikacakmi?

    Benimde merak ettiğim şu Halk bankasinin gece dolar yalnişikliği kimlere yaradi, guya iptal ettik dediler fakat düzen yalana endeksli olduğu için onunda tam tersi doğrudur.

      • Hangi Türklerden bahs ediyorsunuz?
        Turkiyedekilerden bahs ediyorsaniz?
        Sizce hangileri? Saray menusundeki yerli ve milli yiyecekleri yiyep içenlermi? Yoksa
        Fehmi beyi her zaman yalanlamaya çalişan 25 Haziranda KAHRAMANLIK naralari atan dahasonra şavaş alanindan kaçar gibi ortaliktan kaip olan ve Tarlanın tapusını cebinde taşiyip kendisini Rizaya veren, yorumculardan mi?
        Onlar Türk olarak kabul ediyorsaniz?
        Önce niye birden ortaliktan kayip olduklarını ve nerede olduklarını da bir zahmet yazinda, bizde bilelim!
        Eger onlar “TÜRK” iseler.
        Peki buraya sürekli eyilip bükülmeden yorum yapanları Türklüğün hangi kategorisine koyacaksiniz?
        Bunlar ve hapiste yatan TC nin Beyinleri ve can damarlari Tarlayi geri almak için uğrastiklarından dolayi değilmi onlar tarafindan 11.C Başkanı’da dahil Vatan haini ve terörist ilan edilenlerin Türklüğünü hangi kategoriye koyacaksiniz.
        Bunlar biz vergi verdiğimiz için Tarlayi kimselere kullandirtmayz kendi yerli ve milli malimiz o bizim hakkimiz dedikleri çin.
        O kahraman Turklere gibi İran ve Rusyayida sevmiyorlar.

        Bence şu an TC tam Iranin istediği bir TC.
        İstemeyenler zaten yukardada yazdiğim gibi birşeyden anlamazlar.
        Tarlada Tapuda Riza ile birlikte saray menucular ve ortalikta kayip olanlarin isgali altinda.
        Buna ragmen Türklükden bahs ediyorsaniz o zaman Irani ve Rusyayi sevmediğim için demeki ben Turk değilmişim.

    • nurdan hanım merhaba!
      Önce işlem yapılmadığı söylediler. sonra kimse inanmayınca yapılan işlemin iptal edildiğini söylediler. sonra buna da kimse inanmayınca işi karambole getirdiler. yapılan işlemin iptali diye bir uygulama mümkün değil zaten. eski bddk yöneticisi bunun olamayacağını açıkladı. yani atı alan üsküdarı geçti.

      • Merhaba Hamza bey, evet maalesef öğle.
        Sizin dediğiniz gibi.
        Öğle bir hatami olurmuş? Diyeliki hadi oldu.
        Ben Interneten işlem yaptiktan sonra benim hesaptan banka parayi nasil geri alacak! Bu nedenlerden dolayi hicte inandırıcı değil.
        Ona dense dense kılıfına uydurma denır.

  13. Akillarla alaymı ediyorlar yoksa milletin tahammül sınırlarını ölçmeye çalıştıkları bilimsel bir araştırmada habersizce kobay olarak mi kullanıyorlar belli değil.
    İnşallah ikincisini yapıyorlardır benim gibi cahil insan yığınları bir işe yaramış olur.

  14. Hesabını yapamayanların
    Hesabını görürler.
    Esas olan gayretınden çok zengınlık talep edenlerın kaçınılmaz sonu.
    Avcı olmak isterken av olmaktır.
    Hanı balık karnını doyurmak için kancaya takılı yeme saldırınca balikçinin karnını doyururmuş derler.
    Peki geri kalmiş ülkelerin Yöneticileri veya iş insanları kısaca Halkları diyelim aptalım hep bu tuzağa düşüyorlar.
    Tabiki hayır.
    O zaman neden hep bu nane yeniyor.
    İşte bütün mesele hakettiğinden fazlasını hakettiğine inanma Şark kurnazlığı.
    Şeçimle yönetimlerin belirlendiği ülkelerde herkesin oyu Eşit sayıldığında siyasiler bunun gereğine göre Yöntem belirler.
    Seçim kazanmak vatani sevmenin zirvesi görülür
    Gereği yapılır.
    Ülke Titanik gibi batarken popülist davranılır ve yolcular senfonı dinlemeye devam eder.
    Batmaya neden olanlar ve bunu enini bilenler yolculardan önce filikakarı dolduran en büyük vatanseverler olurlar genelde.
    Seçim alınsın sonra bakarız bir çaresine.
    Demokrasilerde çare Tükenmez miş .
    Olan her zaman elma şekeriyle reyı alınmış kendini
    Kurnaz zanneden halka olur.
    Halklar belki daha uzun süre böyle önce vatanini düşünenler (yani insan Malını mülkünü sever tabiati Gereği ) en büyük vatanserlerce yönetilecek
    .sonunda halk kurnaz değil akıllanınca çoğunluk kendine benzeyenleri seçecek sonuç daha iyi olacak tahmınım.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here