Demokratik sistemler OHAL öngörür; Cumhuriyet ve HDP olayları yaşanmasını öngörmez

35

Görevlerine son verilen kamu görevlisi sayısının 100 binin üzerine çıktığını, onlarla aynı sebebi paylaşmaları yüzünden cezaevlerine gönderilen tutuklu sayısının 35 bini geçtiğini, iş dünyasının önemli isimlerinden bazısının şirketlerine el konulduğu için TMSF’nin Türkiye’nin en büyük holdingi haline dönüştüğünü bir an için unutalım…

Unutalım, çünkü o tablo asla unutulmayacak bir olayla doğrudan ilişkili: 15 Temmuz gecesi ülkemiz siyasetine tarihin en hâin darbe girişiminin yaşatılması olayı ile…

O yüzden 100’den fazla ‘gazeteci’ cezaevinde, 100’den fazla gazete ve TV kanalı kapatıldı.

Tabii, bu arada, değerlendirmemiz açısından şimdilik unutmamız gereken bir başka durum daha var: Irak ve Suriye ile sınırlarımızın karşı tarafında hoşumuza gitmeyen olaylar yaşanıyor ve Türk Silâhlı Kuvvetleri oralara yğınak yapıyor; asker ve ağır silâhlar gönderiyor…

Onların hepsini bir an için unutalım ve yalnızca şu birkaç günde yaşadığımız iki olaya odaklanalım: Cumhuriyet gazetesinin yönetici ve yazarı konumundaki 12 kişinin gözaltına alınmasına… Ve, bu sabaha karşı HDP’li 11 politikacının aynı muameleye tâbi tutulmasına…

Demokrasiler nezakete önem verir

Türkiye’de fevkalade bir şeyler yaşandığını anlamak için bu iki gelişmeye bakmak yeterli.

Bir gazeteye ve bir siyasi çizgiye mensup olan insanların topluca gözaltına alınmalarına…

Anahtar sözcük burada, ‘topluca’

O anahtar sözcüğün kullanıldığı bir süreci yaşamamızın üzerinden fazla bir zaman geçmedi; ‘Ergenekon’ ve ‘Balyoz’ davalarına hazırlık yapılırken de, toplumda isimleri bilinen pek çok kişi yine ‘topluca’ gözaltına alınmıştı.

Sabahın erken bir vaktinde evlerine gidilerek…

‘Topluca’ sözcüğünü ‘anahtar’ saydığımın sebebi, bunun görüntüyü bozması ve yapılanı sebebinden koparıp birer ‘operasyon’ haline sokmasıdır.

Diyelim, Cumhuriyet gazetesinin ‘yanlış işlere’ âlet edildiği düşünülüyor, –iddia bu–; öyle bir durumda yapılması gereken, kalabalık bir yönetici ve yazar grubunu aynı gün evlerinden toparlayıp gözaltına almak ve dört-beş gün boyunca yakınları ve avukatlarıyla irtibatlarını kesmek midir?

Olağanüstü hal olsa bile?

İçlerinden birini medeni bir saatte savcılığa davet eder, ondan merak ettiğiniz konularda bilgi alırsınız…

Verdiği bilgilerden tatmin mi olmadınız; bir başkasını çağırırsınız… Böyle böyle açacağınız dava için dosyayı tekemmül ettirirsiniz; tabii ‘yanlış işler’ yapıldığı kanaatiniz pekişirse…

Aynı durum politikacılar için de söz konusu…

Herkesi aynı gün tek bir torbanın içine sıkıştırarak gözaltına almışsanız, bu durum görüntüyü bozar, yapılana birer ‘operasyon’ görüntüsü verir.

Verirse ne olur?

Şu olur: Yönettiğiniz veya önemli mekanizmalarından birinde yer aldığınız ülkenin ‘demokratik’ olma iddiasını ciddi biçimde zedelersiniz…

Olan bu şimdi…

Cumhuriyet'te olanlar...
Cumhuriyet’e olanlar…
Gazetecilere dokunulmaz mı?

Elbette gazetecilere de dokunulur. Ancak gazetecilik mesleğini yerine getirmeyi ‘suç’ olarak takdim etmemeniz, ‘gazeteci’ kimliğini ‘suçluluk karinesi’ halinde sunmamanız şartıyla…

Cinayet işlemiş birini ‘gazeteci’ diye görmezden gelecek değilsiniz; ya da hırsızlık yapmış ise elbette üzerine gideceksiniz…

Ancak ceza yasalarında ‘suç’ olarak tanımlanmamış bir şeyden ötürü gazeteciye cezai işlem yapamazsınız.

Yapamazsınız, çünkü ‘gazetecilik’ kamusal bir görevdir.

Gazeteci dediğiniz kişi vatandaşın ‘haber alma’ ve ‘bilgilenme’ haklarını kullandıran bir mesleğin erbabıdır. Yasalarla korunur gazeteci…

Pek az başka meslek mensubu, gazetecinin ‘basın kanunu’ ile korunduğu gibi, yasaların güvencesi altında mesleğini icra eder.

Anayasa (m. 28) “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmü ile, gazeteciye, mesleğini icra ederken herhangi bir engellemeyle karşılaşmayacağı güvencesini de vermiştir.

Basın Kanunu da öyle.

Hiç kuşkusuz, bütün bu hukuki gerekçelere rağmen, OHAL ile yönetilen bir ülkede, Cumhuriyet’in başına gelen türü uygulamalar yapılabilir, yapılıyor da…

Ancak, ülke için bu hiç de iyi olmuyor.

Dünyada ne kadar basın-medya ile ilgili örgüt varsa istisnasız hepsi Cumhuriyet ile ilgili tasarruf üzerine ülkemizi yakın takip altına aldı, ayrı ayrı ve birlikte kınama bildirileri yayınladı, temsilcilerini ülkemize gönderip ‘uluslararası direniş’ görüntüsü verdi, veriyor… Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü devlet yöneticilerini ‘basın özgürlüğü düşmanı’ ilân etti bile…

İyi bir şey değil bu.

Aralarında eş-genel başkanların ikisinin de bulunduğu HDP’li milletvekillerinin gözaltına alınması da Cumhuriyet gazetesi ile yoğunlaşmış Türkiye’ye karşı olumsuz ilgiyi zirveye eriştirecektir.

Milletvekili dokunulmazlığı süs için değildir

Politikacıların, politik tercihleri ve politika yaparken kullandıkları dil yüzünden, soruşturmaya tâbi tutulmaları demokratik sistemlerde alışıldık uygulamalar değildir çünkü.

Meclis’te diğer bütün milletvekilleriyle birlikte dokunulmazlıkları kaldırılmış olsa bile…

Unuttuğumuz gerçeği hatırlayalım: Milletvekiline verilen ‘dokunulmazlık’ onun suç işlese bile suçsuz muamelesi görmesini sağlamıyor; ancak suç işledi bahanesiyle yasama görevini yapamaz hale gelmesinin önüne geçiyor.

Görevi bittiğinde işlediği suçun dosyası açılıp yargılanıyor milletvekili…

Evinden âdi bir suçlu gibi derdest edilir görüntüsü politik manzarayı ciddi biçimde bozar.

1994: MV Orhan Doğan yaka-paça
1994: MV Orhan Doğan yaka-paça

Tıpkı 1994’te Meclis’ten yaka-paça edilip cezaevlerine tıkılan milletvekillerinin hayli uzun bir süre bozduğu gibi…

Oysa bugün Türkiye’nin yeniden aynı muhataralı dönemlere dönebilecek hali yok.

Türkiye, bugün…

Yok, çünkü:

Dört-beş ayrı cephede resmen savaştığı için yok…

Ekonomisi yıllardır ilk defa başarıdan başarısızlığa doğru evrildiği görüntüsü verdiği için yok…

Çevresinde karşılaştığı sorunların daha ağırlarını toplumsal barış alanında içeride de yaşadığı için yok…

Yok oğlu yok.

Görüntüdeki her bozulma dış politikadaki gücümüzü azaltacağı, ekonomimizi zaafa uğratacağı ve kulak verilen ülke olma statüsünden uzaklaştıracağı için, bunlar yüzünden, iç politik dengeler de kaçınılmaz biçimde yara alacaktır.

Şimdi almıyorsa, bozulan tablodaki göstergeler herkesi etkilemeye başladığında bu daha iyi görülür hale gelecektir.

Türkiye’nin böyle bir şeye tahammülü var mı?

İstikrarsızlığa kapı aralayan her şeyden kaçınmak şart.

Gazetecilere ve politikacılara ‘suçlu’ muamelesini reva görmek yerine, onların bütün hatalarına göz yumularak pamuklar içerisinde korunmalarının gerektiği bir dönemden geçiyoruz.

Düşünen, düşündüğünü toplumla paylaşan insanlarının…

Onlarla birlikte yol alındığında sorunların üstesinden gelinebilir çünkü.

Demokratik sistemler ‘olağanüstü durumlar’ söz konusu olduğunda OHAL türü tedbirlere izin verir; ama tedbirlerin farklı düşünceleri sınırlama, muhalif görüşleri cezalandırma amacına hizmet etmesini uygun görmez demokratik sistemler.

Bunlar üzerinde ciddiyetle düşünülmeli.

ΩΩΩΩ

35 YORUMLAR

        • Bence; Katılıyorum ve Katılmıyorum şeklinde olursa ikonlar daha güzel olur. Beğenmeme tabiri biraz soğutucu bir kalıp. Ama katılmama daha ılımlı geliyor. Yorum yapanlar için, çok fazla olumsuz hissiyatı vermez.
          Saygılarımla.

  1. Fehmi bey
    Sadece yazik diyebiliyorum
    Su an yapabilecek birsey yok, dunyada bir terordur almis basini gidiyor. Bizim basinda olmus saksakci.
    Gizli eller legal ve illegal orgutleri istedikleri gibi oynatiyorlar(buna siyasi partiler, tarikatlar; hristiyan,musluman yahudi etc.dahil, teror orgutleri, vakiflar, borsalar, gazeteler ve daha nice vakiflar dahil.
    Trump daha yeni aciklama yapti artik temiz energiye devlet destegini kesecegim secilirsem diye.
    Bindigin dali kesmek diye buna denir. Son anda en az 2 puan oy kaybi yasayabilir.
    Dunyada artik o kadar az insan varki komure ve petrole bagimliligi destekleyen. Tam bir hayal kirikligi yaptigi aciklama. Artik gunes energysi ve diger temiz energy bir 4 yil daha kaybedecek eger trump secilirse.
    Bakiyorsunuz cumhuriyet gazetesi alabildigince teror propogandasi yapabiliyor ozgur ortami kullanarak.
    Pkk ya eli silah li orgut diyen adami savunmak cok buyuk bir marifet olsa gerek bizim.sag basinda hadi solu braktim.
    Begenmedigimiz dogu perincek bile daha milliyetci en azindan soylemleriyle.
    Acaba bugun cumhuriyet gazetesini ve hdp yi savunanlar ciksa soner yalcinla hulki cevizkabuguna soner yalcin dan bile daha keskin sekilde pkk yi ve hdp yi savunurlarmi savunmazlarmi?
    Artik civi okadar kopmuski hdp ye oy verdigi cok acik olan sozde bir hizmet grubunun hala koru korune savunuculugunu yapabilmek icin binbirturlu maskaraliga basvurabiliyor bizim musluman yada kardes,arkadas, vatansever dedigimiz insanlarimiz.
    Acaba mehmet akif bey yada mehmet necip fazil yasasaydi ne derdi butur insanlara.
    Hala anlasilir degil sirtimizi teror orgutune dayadik biz diyenleri savunmak.
    Bir gun eger sizin icinde mucadele eden bu insanlar maglup olursa zannetmeyin siz tuzluya sabuna dokunmadiginiz icin rahat edeceksiniz.
    Bu ulke hepimizin, zaman birlik zamani.
    Erdogani siz yerlere goklere sigdiramazken ben elestiriyordum (2000 li yillarda) Ama bugun elestri gunu degil birlik olma gunu.
    Hdp ve cumhuriyet maalesef birlik olmayi secmedi.
    Sizde cok iyi biliyorsunuz hdp nin pkk yi temsil ettigini asla ve asla kurt kardeslerimizin gercek kimliklerini ve duygularini temsil etmedigini hatta ve hatta onlarin gercek kimligiyle ters dustugunu.
    Gonul isterdiki fehmi bey engin bilgisini ve keskin zekasini baskalarinin hizmetinde degilde ulkesinin ve milletinin hizmetinde kullansin bu millete pkk nin kim oldugunu anlatsin. Ulkemizin dogusunda oynanan oyundan halkimizi haberdaretsin.
    Neden silahli teror o rgutlerinin ve yabanci ajanlarinda doguda halkimiza yasam hakki vermediklerini kimlerin ulkemizin topraklarinda ozelliklede dogumuzda gozleri oldugunu anlatin.
    Pkk nin asil destekcilerinin koktendinci hristiyanlar ve turkiyenin zayif dusmesinde menfaati olan diger gizli gucler oldugunu anlatin.
    Bunlarinda pkk yi desteklemekte ki asil amaclarini anlatin.
    Yakalanan yada oldurulen teroristlerin uzerinde cikan dini simgelerden ve bu insanlarin ermeni olduklarindan bahsedin.
    Kurt vatandasin kandirildigindan bahsedin.
    Ermenilerin neden koktendinci hristiyanlardan bu kadar cok destek aldiklarindan bahsedin.
    Ermenilerin 1. Dunya savasinda olanlardan aslinda gercek anlamda turkleri degil kurtleri sorumlu tuttuklarindan bahsedin.
    Kurt kardeslerimizin asla ve asla oyuna gelmemesi gerektiginden bahsedin.
    Kurt ve turk beraber oldugumuz muddetce bizi kimse yikamaz deyin. Aksi takdirde her iki tarafinda kaybedecegini ama kurt kardeslerimizin bugun filistinlilerin dustukleri duruma yarin dusmemesi icin canla basla beraber olmamiz gerektigini anlatin.
    Anlatalim ki herkes dogruyu bilsin.
    Varsa yukarida yanlisim cikin lutfen soyleyin
    Erdogan bugun buyuk resmi goren adam.
    Birakin fetoyu artik. Darbeyi yapmis yapmamis cokta onemli degil. Onu dinleyecek kadar dusen, zavallilasan insan ne yapabilirki artik kendi dunyasini karartmaktan baska. Eger bu insanlar masa olduklarini hala anlamamislarsa artik onlara bunu anlatmak cok zor.
    Adil oksuz bulunsada bulunmasada, konussada konusmasada onlar yine bildiklerini okuyacak bindereden su gerirecekler .su an tutunduklari tek dal olarak adil oksu kaldi. Onlara gore oda bulunmazsa darbeyi cinler yapmis olacak.

  2. Dürüstlük en iyi politikadır…

    “Dürüstlük içtenlik, doğruluk, açıklık, doğrudanlık gibi kişilik özelliklerine sahip olmayı işaret eder.”
    “Dürüstlük yalan, hile, düzenbazlık gibi olumsuz eylemleri değil, doğruluk ve gerçekçilik gibi olumlu eylemleri içerir.”
    “Dürüstlük güvenilirlik, içtenlik, kibarlık, insaflılık ve adalet gibi erdemleri de beraberinde getirir.”

    Dürüstlüğün tanımı bile zamanımızın ruhuna ne kadar da uzak değil mi?

    Ancak kamusal-toplumsal anlamda sürdürülebilir bir esenlik-sağlamlık-huzur için kamusal bir dürüstlük zihniyetine ve dahi zeminine sahip olmakta fayda var…
    Kamusal dürüstlüğün barışlandırıcı varlığı için bütün yandaş, candaş ve rakiplerin karşılıklı olarak kamusal dürüstlük ilkelerine uymalarında da sonsuz yarar var…

    Bu olmazsa ne olur?

    Kamusal dürüstlük olmazsa toplumsal ve kamusal olarak sürdürülebilir herhangi bir doğrultunuz daha baştan olamaz…
    Karşılıklı ve birey odaklı duygusal tepkimelere dayanan yorucu bir sinir harbi mücadele yöntemi haline gelir…
    Bu da karşılıklı olarak düşman edinmekten, sürekli köprüleri yıkmaktan, sonra tekrar yapmak zorunda kalmaktan başka bir sonuç vermez…
    Yüksek kibriniz ancak bir yere kadar…
    İnsan yazarken bile sıkılıyor…

    Bunu derken insanın bireysel anlamda güvenilmez olduğunu vurgulamakta yarar var…
    Doğası gereği bireysel çıkarlarının peşinden giden yalın insanın karşısına çıkan yegane unsur toplumun bizatihi kendisidir…
    Yani öteki ile barış içinde yaşamak ya da bütün çıkarlar -maddi, manevi, bedeni- toplumdan veya toplumsal ilişkilerden devşirildiği için bireysel çıkarın zeminini ve koşulunu oluşturan toplumsal bütün ile iyi geçinmekte büyük fayda var…

    Bu iyi geçimin anahtarını da kamusal dürüstlük oluşturuyor…

    Bunu neden söyledim…

    Siz Allah’ın yarattığı herhangi bir cins, renk, görüş veya ırktan olabilirsiniz…
    Bireysel olarak kendine aşırı düşkün bir müptezel de olabilirsiniz…
    Lakin toplumsal olarak bundan başka bir bilinç geliştiremezseniz kamusal olarak ölürsünüz…

    Yani demen o ki, kendinize, toplumunuza ve dahası ötekine iyi davranın…
    En azından kamusal olarak dürüst olun…
    Yakından biliyoruz, insanın söylediklerinden çok, nasıl söylediği ve davrandığı ile hatırlandığını…

  3. Türkiye teröre geç kalmış ve olması gereken refleksler gösterince, batıdan kuyruklarına basmış gibi ciyaklamalar duyuluyor,
    Almanyada Bader mainof kızıl tugaylar terörünü bir gecede intihar süsü vererek hallettiler.
    Türkiye bekası için geç kalan önlemleri süratle almaya devam etmelidir,
    Basındaki etki ajanları görevlerini yapmaya devam edecektir.

  4. Rahat olun Fehmi Bey ‘Ankara’da hakimler var’ bağımsız adalete güvenin.Şu satırları hatırlayın…’Eskilerin ”Şeriat’ın kestiği parmak acımaz” deyişiyle ne kast ettiği bellidir: Eğer yolun adalete düştüyse hâkimlerin vereceği hükme razı olmalısın; çünkü onlar adaletten şaşmazlar…’ve şu satırlar…’Daha aşağılarda birileri önyargılarıyla hareket eder, yanlış muameleler yapabilir; ancak iş yargı mensuplarının önüne geldiğinde…

    Onların yukarıdan gelen talimatlara kulak verip yasalara aykırı kararlar verebileceklerini, hele vicdanları rahat olmadığı halde ”Ne yapayım, emir büyük yerden” mazereti arkasına saklanabileceklerini düşünemiyorum bile…’Kusura bakmayın yorumu da sizin yazınızla doldurdum.

  5. Gazeteciyi koru, milletvekili suçlanınca göz ardı et, nereye kadar.Yargının borusu birtek bize mi yani halka mı ötecek. Hukuk denilen birşey varsa, herkese eşit uyglanabilmeli. Gazeteyicide, milletvekilinide usulune uygun yargılamanın toplumda hukuk bilincinin güçlenmesine katkıda bulunacağını düşünüyorum. Abd ve ab laf edecekler diye kendi hukuk kurallarımızdan vaz mı geçeceğiz. Böyle sulandırıldığı için devlet bunların önünü alamıyor. Adam terörist olduktan sonra, başında hangi sıfat bulunursa bulunsun cezasını diğer teröristler gibi çekmeli. Çok cephe mi oluyor, bağımsızlığın ve adaletin bedeli neyse katlanmalıyız.

  6. Batı dünyasının onyıllara sığdırdığını biz bir kaç haftalık bir döneme sığdırıyoruz. Öfkenin, “haddini bildirme” arzusunun dayanılmaz hafifliği, akılcılık ve sağduyu yerine hamasetin kışkırtıcı cazibesini devreye sokarak güçlendikçe güçleniyor, büyüdükçe büyüyor, Amerikan dolarının Türk lirası karşısında yerle yeksan oluşuna alkışlarla tanıklık ediyor, kulak verilmesi gereken bir bölge ülkesi olmaktan çıkarak hızla uluslararası bir güç, belirleyiciliği su götürmez bir ülkesel aktör haline geliyoruz. . . Uzun lafın kısası, iyi, çok iyi gidiyoruz. Öyleyse, bizi akla ve sağduyuya davet eden yazarlara, orada burada çıkan bir kaç cılız sesin can sıkıcılığına boş verelim ve mutlulukla, Çalsın sazlar oynasın kızlar!” diye haykırıp hep birlikte el çırpalım -hatta hazır bu kadar büyüyüp güçlenirken orada burada üç beş uçak daha düşürelim -bize yakışır! 🙂

  7. Sayın Koru ;
    Yanlış anlıyorsam lütfen doğru anlayan biri açıklama yaparsa sevinirim, demokrasinin anavatanı ABD’ de hürriyetlerin beşiği AB’de
    – Bir gazeteci ülkesini kötüleyen bir makaleyi yazdığı zaman uğrayacağı davranışları hiç analiz ettiniz ?
    – 15 temmuz günü bu günkü hareketten daha mı önemsizdi de ABD ve AB günler hatta haftalar sonra tepki verebildi.

  8. Sayın Koru’nun uyarısı çok yerinde ama şu an bizim toplum için geçerli değil. Geçende yazmıştım biz daha çok “çocuk düzeyinde” bir toplumuz. Büyük Osmanlı hayalleri satıyoruz ama daha içimizdeki müslüman unsurlara bile tahammülümüz yok. İslam Aleminin liderliğine soyunduk, bunu pazarlıyoruz ama İslam alemi ile aramızda aşılmaz engeller konuluyor/koyuyoruz. Ha bu arada terör vs. gibi konularda hükümetimizin ve ülkeyi 14 yıl boyunca yönetenlerin bir sorumluluğu olamaz tabii ki. Sorumlular “üst akıl, FETÖ, ABD, dış düşmanlar” filandır. Yukarıdaki yorumları okuyunca ben pes etmeye karar verdim. Burada yorum yazacak kadar dünyadan haberdar insanların bu kadar devlet anlayışından uzak olabilmesini izah edemiyorum. Fransa’da da OHAL varmış vs. masalları çok hoş. Bu anlayışla Fransa’da ne kadar müslüman dernek varsa kapatılmış ve bütün müslümanlar hapsedilmiş olmalıydı değli mi? Hele toptan ülkeye ihanet edenlerin topluca yargılanmaları daha da harika fikirler. Aslında yargılamaya da gerek yok, siz cezayı da söyleyin olsun bitsin. Saddam da Kaddafi de aynı şeyleri söyleyip ülkelerini felakete sürüklediler ya kime anlatırsın? En iyisi siz resmi devlet kanallarını açın (şu an farklı kanal yok zaten) keyfinize bakın.

  9. Amasız demokrasi diyemiyoruz. Siz bize büyük fotoğrafı gösteriyorsunuz. Oysa ülkenin çoğunluğu duygularının tatmini peşinde. Yazınıza yapılan yorumlar da bunu gösteriyor. Ceremesini hep birlikte çektik, çekiyoruz ve çekeceğiz. Ne diyeyim…

  10. Daha önceki yazılarınızda ki yorumlarda demiştim. bu bir başlangıç. 15 Temmuz darbesi ile başlayan FETÖ operasyonları ile ülke genelinde arzulanan şiddet portresi yakalanamadı. Zamanı geldikçe OHAL ‘li meşrulaştırıp uzatmak amacıyla daha geniş sol kitlelere operasyonlar yapılıp .Milliyetçi söylemlerle batıya meydan okunup Türk Halkı Başkanlık sistemi referandumuna hazır hale getiriliyor.. Ayrıca esas plan OHAL lin uzatılması için gerekli zemin hazırlanıyor… Lütfen şiddete hayır , güçlü özgür demokratik düşünce ekseninde fikirlerin savunulduğu Türkiye özlemi içinde olalım… Batı dünyası da Türkiye’nin çıkmaza girmesi için zaten uğraşıyor… Özgürlüğü ,demokrasiyi ,hukuku savunarak onlara koz vermeyelim… Benim ön görüm önümüzdeki gündemi temel noktada dolar belirleyecek gibi…

  11. cumhuriyet gazetesi bir maşadır teröre destek vermiştir. HDP ( pkk) bir maşadır teröre destek vermiştir. isteyen istediği renkte bir gözlük takıp olayları o renkte görmeyi tercih edebilir hatta morcivert bir gözlük takarsınız eli kanlı terörist zararsız zarif bir beyefendi gibi gözüküverir ama gerçek değişmez. herkes artık her şeyi biliyor kimin kime çalıştığını görüyor. devlette biliyor millette biliyor. sen de biliyorsun ben de biliyorum…

    ne yapmalıyız; hatalara göz yummalıyız. adamlar her ihaneti işlesinler bütün şer odakları ile birleşsinler bizde göz yumalım. neden ? demokratikmişiz gibi yapalım. almanya gibi…usa gibi…Belçika gibi mesela…

    benim de ciddi bir batı hayranlığım var. her hukuksuzluğu işleyip hukuk devleti gibi durabiliyorlar . teröre her desteği verip terörle savaşabiliyorlar. her türlü insan haklarını çiğneyip insan hakları savunucusu olabiliyorlar… bizim de evet elbette yanlış yaptığımız çok şey oluyor velakin bunları bir türlü başka bir şeye everemiyoruz . çünkü onlar bunu siyasetçisiyle hukukçusuyla gazetecisiyle hep beraber eviriyorlar çeviriyorlar. mesela bulmak çok zordur bütün terör örgütlerinden silahları çıktığı halde bu silahlar bunların elinde ne arıyor diyen siyasetçi ya da hemen hemen imkansız gibidir bu silahları haber yapan gazeteci.. yolda yakalananıı ise hiç duymadım. ülke çıkarı nerdeyse orda birlik oluyorlar..

    bizde durum biraz farklı. kibar siyasetçilerimiz var kibar kibar toprak istiyorlar. bine yakın şehid kibarlıktan.. silah sevkiyatını haber yapan gazeteler var… vatanseverlikten.. suç ise bizde. birtürlü demokratik olamıyoruz.

  12. HDP’li politikacıların tutuklanmasının Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan görüşmesinin hemen ardından olması yapılan görüşmede “al takke ver külah” misali bir pazarlığa konu olmuş olabilir. Devlet Bahçeli’den “idam Apo’yu da kapsasın, HDP’liler içeri alınsın; biz de size başkanlığı verelim” gibi bir teklif gelmiş olabilir.

  13. Gündem ve dolayısıyla gündeme dair yazılar kabak tadı veriyor artık. Sen yazıyorsun bir şey değişmiyor, ben yorumluyorum bir şey değişmiyor.
    Yazıyı ince ince okudum.
    Peki dedim, bu konuda iktidar partisine oy veren insanlar ne düşünüyor?
    Ufak bir yoklama yaptım çevremde ve gördüm ki ” Geç bile kalındı.” diye düşünüyorlar.
    Naçizane kanaatim; Yakın zamanda her halükarda vatandaşın önüne sandık konacak.
    E, barış süreci denen dönemde yapıldığı düşünülen ve iddia edilen hataların telafi edilmesini bekleyen bir seçmen var.
    Aynı seçmen 15 Temmuz melanetinin sorumlularına hesap sorulmasını da bekliyor.
    Gereği yapılmalı tabi ki.
    ( Bu arada dün Sayın Bahçeli’ nin Sn. Cumhurbaşkanıyla görüşmesinde de aslında bu yapılacaklarla ilgili bir mutabakat arayışı mı vardı? diye soruyorum kendime. Aklım bu soruya cevap verebilek kadar çalışmıyor siyasete.)
    Tekrar seçilme isteği bazen iktidarlara ilginç şeyler yaptırabiliyor.
    Mesela öğretmene rotasyon saçmalığı için yaptık, yapıyoruz diyorlar; bir bakıyorsun seçim var, hop rotasyon rafta…
    Şimdilerde Sn. M.Eğt. Bakanı Yılmaz da 2017′ de rotasyon uygulanacak diyor ama seçim arefesi pek ihtimal vermiyorum. Ne zaman kendi ayağına kurşun sıktı ki siyasiler?
    Not: Dünkü yorumumu yayınlamayışınızı anlayışla karşılıyorum. Merak etmeyin kırılmadım 🙂

  14. Türkiye’de garip şeyler oluyor. Gazetecilik-ömrü boyunca fetöcülerle mücadele etmiş insanlar, fetöcülerle yıllarca işbirliği yapanlar tarafından, fetöcü diye hapse atılıyor. Bunu doğru bulan ve destekleyenler var.

    Nedenleriyle değil belirtileri ile uğraştığımız için Kürt sorununu onlarca yıldır ülke içinde çözemedik. Şimdi sorun yurt dışına taştı. Bundan sonra istesekte istemesek te diğer ülkelerde işin içinde. Almanya Peşmergeleri, Amerika’da PYD‘ yi silanlandırıyor. 44 yıldır yaşağım Almanya’da Türkiye’ye sempati her geçen gün azalırken, Irak ve Suriye’deki Kürtlerin başarıları televizyonlarda gösteriliyor. Alman gazete ve televizyonlarında, IS’in gelişmesinde sık sık Türkiye’nin rolünden bahsedilmeye başlandı.

    Türkiye’de ifade özgürlüğünün kısıtlanması, benim neyi okuyacağıma ve neyi göreceğime başkalarının karar vermesi, bana zor geliyor, gururumu incitiyor. Bunu aklıma, insanlığıma bir saygısızlık olarak görüyorum.

    Sayın Fehmi Koru’ya bugünkü çok önemli yazısı için teşekkür ederim.

  15. Saat 10.54’e kadar yorum yazan yorumcular birbirlerinden habersiz olarak benzer şeyler yazmışlar. Toplumun kahir ekseriyetinin de böyle düşündüğünden şüphe edilmemelidir.

  16. Bir kere şu soruya bir cevap vermemiz lazım..
    Milletvekili olsun yada olmasın, bu HDP’li parti yöneticileri haksız ve gerekçesiz olarak mı gözaltına alındılar?
    Haksız yada gerekçesiz bir şekilde gözaltına alınmışlarsa, bu yönteme ben de karşı çıkarım. O vakit, hep birlikte karşı çıkarız elbette..

    ………………
    Bu arada, “FETÖ” iddianamesine dayalı olarak yapılan bir takım uygulamalarda, gözaltı ve sorgulamalarda müthiş derecedede haksızlıklar yapılıyor, hukuksuzluklar yapılıyor duyumları yaygınlaştıkça yaygınlaşıyor.
    Yahu, “silahlı törör”e bulaşan her kim yada kimlerse cezalandırın..
    Ama, işinde çalışan yada herhangi bir sendikaya üye olan bir memurun bu “silahlı terör”e bulaştığını nasıl ortaya koyabileceksiniz?
    Yüzünüze gözünüze bulaştırdınız bu işi..!!!
    ………………………
    Hem onların çoluk çocuğunun bu işte ne suçu günahı var ki, onların rızkını kesiyorsunuz..?
    Kaldı ki, buna hakkınız yok..
    Onların çoluk çocuğu ne yiyip ne içecekler Allahaşkına..?
    Önünüze gelen Suriye’liyi aldınız bu ilkeye.. Aralarında teröristlerde girdi..
    Sayenizde, bunlar şimdi aramızdalar..
    Bu Suriye’Liler baştacı oldu..
    Abdullah Öcalan eşkiyasını, bir adada “özel” olarak besleyip büyütüyorsunuz ama.. Özel aşçısı, berberi bile var..
    Allah, sizi görmüyor mu..?
    Yaptıklarınızı..

    Beyler, efendiler işitin: Yazıktır, günahtır..
    Bakın, bu adalet yarın size de lazım olabilir..
    …………………….

  17. Her ne kadar Cumhuriyet gazetesinin yazarlarının alınması bir trajedi ve büyük affedilmez bir hata ise, HDP lilerin alınması o kadar doğru ve geç kalınmış bir adımdır. İki olay kesinlikle aynı kefeye konmamalıdır.

  18. Kimi iktidarlar gibi, kimi terör örgütleri de “korku” üzerinden hakimiyet kurmaya çalışıyor..!!!!
    Baskı, dayatma, zorbalık..
    Öncelikle, bir tercih yapmak zorundayız..
    Silah mı, yoksa fikir mi..?

    Yıllar yılı, “terör”den çok çekti bu ülke..
    “PKK bir terör örgütüdür” bile diyemeyen Selahattin Demirtaş başta olmak üzere, bazı HDP’li yöneticiler göz altına alındı bu sabah itibarıyla..
    Bunun bir savunulacak yanının olmadığını düşünüyorum..
    Bu sürece nasıl gelindi..?
    Bunu konuşur, tartışırız..

    Biz, devlet olmanın gereğini yerine getirdik mi..?
    Toplu gözaltıları, operasyonları..
    Konuşr, tartışırız..
    İnsanları topluca “çapulcu” ilan etmenin ne kadar kolaycı ve basit bir yaklaşım olduğunu da..
    Herşeyi tartışabiliriz..

    Ancak, hiçbir yaklaşım insanlara yönelen “terör”ü meşru gösteremez, göstermemeli..
    Buna, “devlet terörü”de dahil..
    “Terörü her kim uyguluyor yada destekliyorsa lanet olsun” dyebilmeliyiz.
    En azından ben böyle düşünüyorum..
    Zira, insan hak ve hürriyetlerine yöneltilen en büyük tehdit silahlı “terör”dür..
    …………………
    Fehmi Koru’nun bu yazısı üzerinden olup bitenleri değerlendirmeye çalışıyorum..
    Cumhuriyet Gazetesi gözaltıları bir mecrada..
    İçlerinde Selahattin Demirtaş’ın da olduğu HDP’li yöneticilere uygulanan gözaltılar ayrı bir mecrada..
    Hülasa, her ikisini de aynı kefeye koyamayız..
    Aynı kefede değerlendiremeyiz..
    Bu, kimi Cumhuriyet Gazetesi yazarlarına, çizerlerine, muhabirlerine yada okuyucularına varıncaya kadar bir “hak”sızlık olur..
    Zira, gazetecilik oldukça farklı bir mecradır.. Yazılanları, çizilenleri, haber yada yorumlarını beğenmeyebilirsiniz. Bu sizin tercihiniz sadece..
    Kimse, size kendilerini beğendirmek zorunda değil zaten.. Özellikle gazeteciler..
    Gelişim, medeniyet, uygarlık dediğimiz şey buradan başlar..

    Zira, “şiddet”in, “silah”ların konuştuğu yada konuşturulduğu yerde fikirler susar..
    İnsanlar, toplumlar susar..
    Terör, “terör”dür..

    Hülasa, bu vesileyle hala Fehmi Koru’yu anlamaya, algılamaya çalışıyorum.. Zira, sonuçta kendi kendi hür iradesiyle düşüncelerini ifade ediyor, etmeli de..
    Ancak, okuyucuları karşısında daha açık ve anlaşılır bir yazı kaleme alarak, bu doğrultudaki tereddütlerimizi gidermelidir.
    Mesela, şu sorumuza bir cevap vermelidir..?
    Herşeye rağmen, bütün bu olup bitenlere rağmen bu HDP’li milletvekillerine yada parti yöneticilerine dokunulmasın mı..?
    Dokunulmazlıkları var diye, bunlar gözaltına alınıp sorgulanmayacaklar mı..?
    ……………………..
    Sanıyorum, bu doğrultuda Fehmi Koru’nun bize birşeyler söylemesi lazım.
    Yani, bizleri ikna etmesi lazım..
    Zira, teröre bulaşmış bir yapının nesini neresini konuşalım ki..?
    Bu yapının, öncelikle kendini terör örgütünden arındırması, kendini ayrı tutması, bu doğrultuda bir çaba göstermesi gerekmez mi..?
    Bırakın, bu doğrultuda bir çaba göstermeyi, şehirlerde halkı sokağa, kavgaya ve çatışmaya çağıranlar bunlar değil mi..?
    ……………………
    İşte, böyle..
    Sorunlarımızı tartışarak, konuşarak çözeceğiz.
    Bu şekilde yol alacağız, yol bulacağız..
    Bir daha ifade etmekte yarar görüyorum..
    Unutmayalım ki, “slah”ların konuştuğu yerde, “fikir”ler susar..
    Bu da, bizim işimiz değil.. Bize göre, hiç değil..
    ……………………..
    (*Leviathan)

  19. 80leri 90ları.. Çocukluk ve sonrası gençlık yıllarımı hatırlıyorum da; o zamanlar meşhur bir cümle vardı toplumun dilinde pelesenk olmuş: “Bu ülkeye eli maşalı bir Atatürk lazım” . Sonra o meşhur cümle daha oturaklı geldi bana; “bu ülkeyi kurtarmaya çalışanlardan kurtarmalı ülkeyi ilk önce” Zira bu sefer birinden kurtulmak için başka birilerinin arayışına girme yanlışına giriyoruz..

  20. Cumhuriyet gazetesinin yöneticileri gazetecilik faaliyetinden dolayı mı gözaltına alındılar? Nezaketten bahsediyorsunuz, nezaketten dolayı Ekrem Dumanlı gibi suçlular kaçmadı mı? Bu politikacılar senelerdir PKK ile bir hareket edegelmekte değiller mi? Açıkça görüşlerini beyan ettiklerinden dolayı mı yoksa 6-7 ekim olayları ve devlet düşmanlığından dolayı mı gözaltına alındılar. Bir hdpli milletvekili PKK’ya silah temin ederken yakalanmadı mı? ikiyüzlü Batı’ya şirin gözükmeye çalışmak gibi basit bizi küçültecek bir amacımız neden olsun? Savcılar işini sizden ve benden daha iyi bilir bence. Her ne kadar öyle demeye çalışsanız da AKP muhalif sesleri susturma çabasına girmiş değil, olan şu suçlular cezasını çekiyor. Kimse dokunulmazlıkların arkasına sığınıp suç işlememeli buna AKP’liler de dahil. Mutlaka onların içinden de suça bulaşmışlar varsa yargılanacaktır.

  21. Fehmi Bey her zaman yaptığı gibi yazısını özene bezene yazmış. Olup bitenler hakkında fikirlerini serdetmiş ki, bu O’nun en tabii hakkıdır.

    Bizim de bu görüşlere katılmama hakkımız vardır sanırım.

    1. S.Demirtaş’ın çağrısı üzerine başlayan 6-7 Ekim olaylarında 50 kişi ölmüştür. Bunda Demirtaş’ın hiç mi sorumluluğu yok? Partiler gösteri hakkını kullanır, can güvenliğini devlet sağlar demek işin kolayına kaçmaktır.

    2. Devlet,çözüm sürecinin hatırına HDP milletvekillerinin suç teşkil eden eylemlerine uzun süre göz yummuş, ya da işlem yapmak için acele etmemiştir. Öyle ki, vatandaş Devletin, yargının bu konudaki sabrını anlamakta zorlanmıştır.

    3. Belediye araçlarının hendek kazmaları için teröristlerin emrine verilmesi suç değil midir? Böyle bir eylem karşısında örneğin ABD polisi nasıl davranırdı? 6-7 Ekim türü olaylarda ABD polisi ne yapardı? Hemen silaha sarılmaz mıydı?

    4. Irak savaşı sırasında ABD basınının durumunu görmedik mi? ABD hükümetinin izin verdiği kadarını haber yapabildiler ancak. 11 Eylül olaylarının ayrıntısını da göremedik ABD basınında. 4000 Civarında insan öldü orada. Basında insan cesedi görüldü mü hiç?

    5. Mit tırlarında IŞİD’e silah götürüldüğü iftirasını atmak vatana ihanetin dik alası değil midir? Gazetecilerin ihanet özgürlüğü de mi var? CIA böyle bir şeye izin verir mi ABD’de?

    5.”Falan şahsı evinden niçin sabah erkenden alıyorsunuz, bir telefon etseniz gelir ifadesini verirdi” diye yazan gazeteciler bugün kaçak durumda.

    6.Fransa’da bir-iki terör eylemi oldu pusulayı şaşırdılar, hemen OHAL ilan ettiler. Bizim başımıza gelenler onların başına gelse ne yaparlardı kim bilir?

    7.Suç odaklarına “operasyon” yapmakta ne sakınca var?

    • Fransa’da da OHAL var. Bu o kadar yanlış bir yorum ki. Allah askına acın bir kere okuyun. Fransa OHAL şartları ve yetkileri nedir. Ondan sonra Türkiye ile karşılaştırın.

  22. Fehmi bey,

    bu ülke baska ülke malesef. Diger demokratik ülkelere benzemiyor… Cünkü Türkiyemizi rahat birakmiyorlar.

    Adam milletveki olmus olmasina ama, baska ülkeler icin calisiyor… Devletine karsi cikiyor. Teröre acik cik destek veriyor… Teröristler ile fotograf cektirip gelip meclisi tehdit ediyor….

    Bence devlet coook sabretti. Hatta sorusturmaya cagirdilar. Birkac defa cagirmalarina ragmen gelmediler. Devlet daha ne yapsin… Daha ne kadar “nezaket” ile davransin?.

    Cumhuriyet gazeteside ayni… Bu ülkenin gazetesimi yoksa Almanyanin gazetesimi anlamis degiliz. Neden devletinin sirlarini ifsa ediyor. Neden terörü destekliyor.

    Fehmi bey 37 senedir Almanyada yasiyorum… Ben ne ülkesinin aleyhine calisan alman milletvekili gördüm… ne de ülkesini zor duruma düsürecek bir Alman gazetesi gördüm.

    Biliyorsunuz 9 Türk naziler tarafindan öldürülmüs, polis ve mahkem tarafindan bu öldürülme suclari ailelerine yamanmaya calisilmisti.. Yillar sonra ortaya ciktiki öldürülen 9 Türk alman istihbarati BND’ye calisan üclü bir cete tarafindan gerceklestirilmis.. bu cetenin iki erkek üyesi öldürülürken, biri su an (yillardir) mahkemede Bayan Beate Zschäpe ifade vermiyor… yüzde yüz BND ajani olan bu kadin, konusmamakta direniyor, ve sulandiliyor… Kimsiede mahkemeyi elestirmiyor, devlet korundugu icin kimsede sesini cikarmiyor.

    Fehmi bey, bizim ülkemiz cok farkli malesef… demokrasiyi öne sürerek, her türlü rezilligi yapan gazeteciler var.. demokrasiyi öne sürerek her türlü sucu isleyen, teröre destek veren, ülkesinin yikilmasina calisan milletvekilleri var..

    Cok düsmanimiz var, Amerika, ingiliz, fransiz, alman, iran, irak, … hani yazinizda belirtmissiniz ya.. “var oglu var”..

    Fehmi ver… bütün bu var oglu varlarda, türkiye bir Avrupa ülkesi gibi DAVRANAMAZ….

    Bu sinirlari bilmez gazetecilerede ve cok simaran ve teröre destek veren milletvekillerine de hadleri Bildirilmeli bence. Herkes haddini bilmesi gerekir bence.

    Ülkemiz icin güzel günlerin gelmesini, terörden dolayi gözü yasli olan annelerimizin gözyaslarinin dinmesini dilerim.

  23. Kendileri yurtdışındaki bir kısım güç odaklarının operasyon aracı haline gelenlerin operasyona maruz kalmaları doğaldır. Bunlar için ağlayanların hali de son derece manidardır. Şimdi operasyona maruz kalıyorlar diye üzüldüğünüz adamlar ülkemizde hangi operasyonu yapmak için “topluca” hareket ediyorlardı? Kendi ülkesine şans tanımayıp başka yerlere hizmet etmeyi kendine görev addeden kişiler ne zamandır makbul birer insan olabilmiş? Küresel Sermayenin aklı ve üfürmesiyle Türkiye’de nice kanların akmasına vesile olanlar gitsinler Adalet önünde “topluca” hesap versinler. Suçu “topluca” işleyenlerin “topluca” hesap vermesi kadar doğal bir şey olamaz.

  24. Aman Allahım bu ne biçim ülke? Saddam Hüseyının Irakina benzedı, o her yıl bir ihtilal kalkışmasi yapar daha sonra suçsuz insanlarin üzerine atardı bu bahane ile yüzlerce günahsiz insani iğdam edip nice ocaklar söndürürdü. Fehmi bey, bu 15 Temmuz darbe girişimi kimlerin ekmeğine yağ sürdü ise “kinlerini kusmak için” bal gibide onlar yaptı. Allah aşkına bu darbe girişimini yeni doğmuş hatta anne karnında olan bebeklermi yaptı? Onları açliğa mahküm ediyorlar. Burdakı U.S.A.TV lere bakmaya utaniyorum, devleti yönetenlerın konuşmaları haraketlerı dünyaya meydan okumaları sanki bir korku filimi izliyorum tüylerim diken diken oluyor. Allahdan Selahaddin Demirtaşın konuşmaları hareketleri kibadar o biraz insanın içini rahatlatiyor ve tam bir bey efendı, bunun için ben karar verdım ilk seçimlerde oyumu HDP ye vereceğim (ben kürt değilim) ve ailemın bir kısmı MHP çoğunluğu AKP li bana göre politikaci dediğin onun gibi olur o kadar onun konuşmalarını dinledim ve okudum o herkesın siyası görüşüne saygılı ve hiç bir zaman ırkcılık yapmiyor Türkleri düşman olarak görmiyor, peki bu adamın suçu ne? Siz bunu göz altına aliyorsunuz bu mu darbe yapmaya kalkıştı? Resmen insanlari böldüler kürt, Türk, Fetocu vb, vb. Fakat biz bölünmiyeceğız kirk yıl düşünsem HDP ye oy vermek aklımın ucundan geçmezdı, bunun için biz hangi ırkında olursak olalım bizler bir elin parmaklariz bizi bölmeye evvel Allahın izni ile kimsenın gücü yetmiyecek. Allaha emanet olunuz.

  25. 15 Temmuz darbe girişimi tüm ülkede derin bir sosyal ve politik travma yarattı. Bu olanlar o travmanın sancıları. Kalıcı olacağını düşünmüyorum. Canı acıyan, canını acıtanlara rovanşist bir şekilde davranıyor şu an. Acısı geçince ülkenin sosyal ve politik atmosferi de rahatlayacaktır.

    “Desperate times call for desperate measures.”

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here