Heyecanlı bir gerilim romanı gibi: Biz seçime giderken etrafımızdaki sular ısınıyor…

35
Netanyahu ve ağzı açık kendisini dinleyen Pompeo..

Neyse, muhalefet cephesi sonunda seçime ‘geniş ittifak’ halinde girmeye karar verdi ve bunu açıklamaya da hazır hale geldi: HDP’nin kendi başına hareket etmesi, geri kalanların -CHP, İYİ Parti, Saadet ve Demokrat Parti’nin- genel seçimde aynı listede sandığa gitmesi öngörülüyor…

Bu yolla ‘Cumhur İttifakı’ karşısında bir eksiğiyle tek cephe oluşturmuş oluyor muhalefet…

Ne diyelim, hayırlı olsun…

Şu aşamada diyeceğim şu: İyi ki, seçim tarihi olabildiğince erkene alınmış…

Netahyahu işareti verdi

Etrafımızda sular fena halde ısınıyor ve bölgeyle ilgili en kötü senaryo için kolların sıvandığı kendini belli ediyor.

Hedefte İran’ın bulunduğu ve Tahran yönetiminin köşeye sıkıştırılma işleminin İsrail’in güdümünde başlatıldığı ve etrafımızdaki ‘devlet niteliğini kaybetmiş devletler’ arasına bir yenisinin daha eklenmesiyle sonuçlanabilecek bir senaryo bu.

Zihnimde bu yazıyı canlandırırken bir Robert Ludlum romanı okuyormuşcasına heyecan duyduğumu bilmenizi isterim.

Kapısına her an savcıların göndereceği polislerin gelmesini eşiyle birlikte bekleyen ülkesinin adalet mekanizması tarafından suistimal iddiasıyla takibata uğrayan İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu önceki gün (Pazartesi) ekranlar karşısında bir şov yaptı.

Grafikler eşliğinde gerçekleştirdiği sunumda, İran’daki ‘gizli belgelerin’ saklandığı bir depoya gerçekleştirilmiş saldırıda elde edildiğini söylediği belgeleri elinde sallayarak, dünyaya karşı, ‘‘Kendisiyle nükleer anlaşma imzalanmış bu ülke yalan bilgilerle sizleri aldattı, anlaşmanız o yalan bilgilere dayandığı için geçerli olmamalı’’ tezini savundu Netanyahu

Netanyahu, bu şovunu, ABD’nin Kongre tarafından onaylandığı için görevine ancak başlayabilmiş yeni dışişleri bakanı Mike Pompeo’yla görüşmesi öncesine denk düşürmüştü. 

Bir de, Avrupa troykası haline dönüşen Almanya-Fransa ve İngiltere’nin ‘‘İran’la imzalanmış nükleer anlaşma devam etmeli’’ çıkışını gölgede bırakma niyetiyle de yakından ilgiliydi bu şov. Mossad’ın başındaki Yossi Cohen, yine Netanyahu’nun yönlendirmesiyle, Beyaz Saray’a uğramış, ellerindeki 183 CD’de kayıtlı 55 bin sayfalık ‘belgelerin’ bilgisini Donald Trump ile paylaşmıştı.

Özel Savcı Robert Mueller’in her an ipini çekmesi tehdidi altındaki Trump da, bir yandan İsrail’de bulunan Pompeo’ya Netahyahu ile tam işbirliği talimatını verirken, bir yandan da Beyaz Saray sözcüsüne İran anlaşmasının iptal edilmesini düşündükleri açıklamasını yaptırdı.

Sanki ‘belge’ denilenler İran ile imzalanan anlaşma öncesi durumu değil de bugünü resmediyormuş havası verilerek yapıldı o açıklama.

Hemen ardından ‘‘Pardon’’ denildi, ama niyetin ne olduğu belli.

Fas düdüğü çaldı, Suud ve Bahreyn ile Katar da…

ABD-İsrail eksenindeki bu gelişmeyi kayda geçirdikten sonra bölgemize bakalım isterseniz:

Pazar-Salı aralığında o eksende bunlar olurken, Fas da birdenbire İran’la diplomatik ilişkileri kestiği kararını duyurdu. 1975 yılında Fas topraklarına katılan Batı Sahra’ya bağımsızlık kazandırmak için uğraşan Polisario örgütünün İran güdümlü Hizbullah’tan silah ve mali destek gördüğü iddiası yüzünden…

Fas’ın elinde bu desteği ispatlayacak belgeler varmış…

O ‘belgelerin’ nereden geldiğini tahmin etmek hiç de zor değil.

Ardından, Hizbullah örgütünün Polisario’ya para ve silah desteği iddiasını derhal reddetmesine rağmen, Suudi Arabistan ile Bahreyn Fas’ın yanında yer aldıklarını açıkladılar. 

Bir süredir Suudi Arabistan ile Bahreyn’in ambargo kıskacı altında bulunan Katar da İran’ı suçlayanlar kervanına katıldı.

‘Heyecanlı bir roman gibi’ deyişimin sebebini herhalde anladınız.

Taşlar yeniden yerinden oynuyor.

Pompeo CIA’den dışişlerinin başına geldi. ‘Kalbimin ülkesi’ diyecek kadar İsrail hayranı biri. Başına geldiği bakanlık, ondan önce, en kilit müzakereleri yıllardan beri yürütmüş olan kıdemli diplomatlarıyla yolunu ayırmıştı.

Ronan Farrow yeni çıkan ‘War on Peace’ (Barışa Savaş) adını verdiği kitabında, Trump’ın seçimi kazanmasıyla birlikte dışişleri bakanlığına çekirge sürüsü gibi dalan adamlarının tasfiyeler başlattığını, İran’la nükleer anlaşmayı kotaranlar da dahil bütün kilit diplomatik kadroların erken emekliliğe maruz bırakıldığını anlatıyor.

Trump’a, ‘‘Bu yaptığınız yanlış’’ diyecek diplomat kalmadığı anlaşılıyor.

‘‘ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma’’ iddiası bile ABD geleneksel politikalarından sapma.

Büyükelçilik bu ay içerisinde Kudüs merkezli hale gelecek.

Sular ısınıyor ve giderek Türkiye’nin kıyılarına da vuruyor.

İran yeni hedef. İran karşıtları saflarını sıklaştırıyor. Ortadoğu’da Suudi Arabistan ve Mısır gibi etkili ülkeler cephede yerlerini alıyorlar. Avrupa da ABD tarafından cepheye katılmak üzere sıkıştırılıyor. Sonuçta amaçlanan, Irak, Suriye, Libya, Yemen gibi ‘devlet niteliğini kaybetmiş devletler’ arasına bir yenisini daha katmak gibi görünüyor.

Evet, gündemimiz ağırlıklı olarak seçim, ama bu gelişmeden de haberdar olun istedim.

ΩΩΩΩ

 

35 YORUMLAR

  1. Aman “efendim sıra size de gelecek” korkusu,
    Kendine pek guvenemeyenin berbat kokusu!

    “Onlara bi SIRA GECESİ yaparız” diyor İZZET,
    Ancak KINA GECESi yapar! o da, varsa icazet!

    “Sıra gecesi” yapma fikri çok hoş, hatta şahane!
    Ancak ne ki teknolojik seviyen, etin budun ne?

    Bizimdir o bizim! “ezbere” olsa da “müslümanlık”,
    Gücü O’dan almışlığın zannı olsa da bir anlık!

    Bırakın “sıra gecesi”ni, bırakın siz onu bunu,
    Kuran’ı anlayarak, ne kadar tanıdınız O’nu?

    O’nu tanıyabilen geri kalmaz, düzeni çetin,
    Aklınızı kullanın diyor Kuran, böyle diyor DiN!

    Bilim-teknoloji ne ki aklı kullanmanın ürünü!
    Doğru dürüst amel, ona odaklanmanın ürünü!

    Siz uyudunuz izzet bey, saman altından su yürür,
    Hamur cinsi bu gaflet var ya, daha çok su götürür!
    ……

    ******

  2. Sayın Koru;
    Etrafımızda sular ısınıyor diyerek başladığınız yazınızı bir de istikrar için oyumuzu AKP ye vermeliyiz diyerek bitirseymişsiniz tam olacakmış.

  3. kadim devlet ten gelen bir millet in en önemli özelliği şudur tarih tarihine bakarak geçmişte yaptığı hataları tekrarlamaz iran bize hiç bir zaman dost olmadı olmayacak osmanlının son dönemlerine bakın anadoluda ki isyanlara hatta yakın zaman da ırak a yaptıklarına bakın bu adamlar farklı ne arap ne türk ne kürt. bir müslüman olarak söylüyorum ki iran a komşu olacağımıza hristiyanlara hatta yahudilere komşu olalım efendim sıra size de gelecek —sıra bize geldiğinde onlara bi sıra gecesi yaparız onlar da anlarlar ama şu aşamada ben iran ın tarumar edilmesi –tabi ki devlet olarak –yani sivil halkından bahsetmiyorum–bence iyi olacak–bu konu da israil ve amerikayı destekliyorum–bir müslüman olarak

  4. Netanyahu bu suretle “YOLSUZLUK” hesabından sıyıracak mı ?
    İranı yalnız ve ğüçsüz ve idealsiz zannetmezler, umarı.
    Kadir bilmiyen İrana KADER adalet edebilir.
    Nüklüer silah, sadece Batıllıların ve İsrailin hakkı, öyle mi ? İyisi mi bizim solculara sormalı

  5. Her sabah kalktığımda akşam yatmadan önce okumama rağmen, fkoru gunluğüne
    yapılan yorumları okumak için tekrar okurum.
    Konu içerdeki politikacılar hakkínda herhangi bir yazi yazíldığı (Genelde AKP lideri hakkında) zaman hele o yazının konusu yapılan yanlíşlara değiniyorsa, troller ve o partide gõrevli olan veya olmayıp da fanatik taraftarlar, yazarın yazısından daha uzun içi boş, savunmadan tutun, Korunun nasıl kíşílík değıştirdiğini belirterek yapılan hakaretlere ve iftíralar eşliğinde savunmalar… Daha neleer neler.
    Söz konusu Türkiye yi içerde ve dışarda nasıl bir tehlike beklediği olduğunda! O ateşle savunucular bir anda dut yemiş bülbül kesiliyorlar.
    Benim bu günkü yorumumda İranlılar hakkında bildiklerimi ve tecrübelerimi paylaşmıştım.
    İşte onlarla aramızdaki fark budur.
    Rejim değiştiren Şahlığı yıkan İran halkí yeni rejim tarafından ilk başlarda hemen hemen her aileyi etkileyici zülümlere rağmen onların Irakla yaptíğı savaşta bütün dünya karşılarínda olmasına rağmen nasıl başariya ulaşdıklarını biliyoruz.
    İranı kim yönetirse yönetsín İran halkını bölemez.
    Çúnkü onlar lidere değil gerçek olana sahip çikiyorlar.
    Ya biz? Bunun cevabıni yazarın son yazılarına yazarla birlikte bazi yorumcularada yapılan troller tarafında yapılan saldır ve hakaretlerde görüyoruz.

    • Rahmetli bacanağım İranlıydı. İran-Irak savaşına katılmış, yeni rejimin baskılarından bıkmış, ülkemize üniversite eğitimi için gelmiş, buradaki ortam hoşuna gidince kalmış ve evlenip TC vatandaşlığına da geçmiş düzgün bir insandı. Rejimden hoşlanmamasına, demokratik bulmamasına, ülkesinden bu sebeple uzaklaşmış olmasına rağmen ülkesi, halkı, devleti ve işbaşındaki hiçbir İran hükümeti hakkında kötü ve olumsuz konuştuğunu görmedim. Ülkesinde demokrasi olmamasından da, hükümetlerin baskıcı davranışlarından da hoşlanmadığını, tasvip etmediğini belli eder, konuşur ama asla, burada benzer Türk muhaliflerinin yaptığı şekilde bir iktidar eleştirisine girmezdi. Ama Türkiyeyi demokrasi dahil her açıdan İrandan 15-20 sene ileride bulur buradaki hayatın orada da olmasını isterdi. Geçen sene kanserden kaybettik Ruhu şadolsun. Sayesinde tanıdığım diğer İranlılar da aynı şekilde davranırlardı.Bilirlerdi ki rejim ne olursa olsun, iktidar kim olursa olsun, düşmanlık seviyesindeki eleştiri sonuçta ülkelerine zarar verecek, bundan dünyada hiç de az olmayan İran düşmanları faydalanacak. Çok doğru olarak İranlılar ile ilgili bu özellikleri kendiniz de anlatmaktasınız Nurdan hanım. Ama kendi tavır ve davranışınızı benzer durumda olduğunuz İranlılarla karşılaştırmayı hiç düşünmediniz mi ? İranlı arkadaşlarınız varsa onlar da siz ve ülkeniz hakkınızda sizin onlar hakkında düşündüğünüz şekilde mi düşünüyorlardır acaba?

      • Necip bey orada akşam burada ise sabah ben her sabah.4 saat bazi aktivilere katíliyorum, sizin yorumunuzu okudum fakat cevap verecek vaktim yoktu.
        Kusura bakmayín.
        İranlilara hiç gúvenmem ve inanmam,
        bana göre onlarín içinde en iyisi Riza Zarafdır onun ve iranlıların hakkinda dúşúncelerim bunlardır.
        Sizin bacanağınıza Allah rahmet eylesin
        iyi bir insan olabilir veya hepsi iyi olabílır.
        Ben onların başarílarindan bahsettim. iyilikleri veya kötülüklerinden değil, ayni zamanda onlar İran hükümeti ni yerden yere vururlar, bunu da belirtmekte fayda var.
        Bakın Riza Zarafa koskocaman Túrk devletini nasıl parmağínda oynattı.
        Ben bizim insanlarımızın Sahtekar ve yalancı ( bu durum sadece herhangi parti veya sağcı solcu dindar ve dindar olmayanlarla ilgili değil genelde)politikacilari,Hocalari,şeyhleri ne sõylese inanip guvenerek kendi ailesine ve komşusuna iftira atarak adate linç etmeleri vb.
        Bütün bu yapılanların yanliş olduğunu yazan ve söyleyenlerin nasıl linç edildiğini her yerde görüyoruz.
        İran rejim değıştirdi “AMA” Ne bir iranlınín malina mulkune el koydu ne de sen suçlusun senin yedi sülalen ve yanından geçenleri dahı yok edeceğiz demedi.
        Benim patron çok zengin ayni zamanda Ferah Diba ile kerdeş çocukları.
        Bunlara İranda ve dúnyanin her yerinde malları mülkleri o zaman da varmış bu zaman da var.
        Rejım hiç birine dokunmamış ve şahın akrabası diye bebekleri de dahil suçsuz ve gúnahzízlara dokunmamís. Õyle diş devletlerdeki iranlilari ve irani temsil eden kurumlarinda cadi avi başlatıp bütün bir úlkenin bútcesini rüşvet vererek adam falanda kaçírmamíş.
        Ha siz şunu demek mi istiyorsunuz?dişardaki Türkler Türkiye aleyhinde konuşuyor veya propoganda yapiyor.
        Bu tamamen bir saptırma ve yalandır.
        kalkıp Erdoğan veya başka politikacıların yanlışlarını eleştirmeyi Türkiyeye mal ediyorsaniz? demekki siz ve başkaları Türkiyenin sahibi olarak onu kabul ettiğiniz için ve bu Erdoğan değil Bahceli,Kiliçtaroğlu da olabilir.
        Burada Ufuk Gökçen diye birisi var kendisi Boingede Mühendis, Atatürk hayranı ve zannedersem sol görüşlú birisi.Fakat buradaki Türkiyeyi tanıtım faliyetleri ve devlet adamları ile olan mükemmel ilişkileri mükemmel.Buradaki faliyetlerinden sadece bir örnek: Uluslar arası 23 Nisan kutlamalari Anzak günú ve bunlara benzer mukemmel organizelerin projesinde hep onun imzası var.Kısacası Türkiye sevdalisi.Şimdi bu Erdoğan rejimini eleştıriyor diye vatan haini mi oluyor.
        Buradaki Konsolosluklara ulaşmak o kadar zorki buna fahri konsolosluk verdiler ve bu işi de cebinden para harcayarak yapiyordu.Bu eyaletin gazetesine
        Gezi olaylarında gezicilerii desdekleyıp zamanın başbakanını eleştiren demeç verdiğini o zamanın dişişleri bakani Ahmet Davutoğlu buraya gelmişti birisi ona bunu söylemiş oda heme görevden aldí. Neden eleştirilere bu kadar sert tepki verdiklerinin sebebi bu gúnlerde daha iyi anlaşılıyor
        Peki kayıp eden kimler oldu?
        Gezi olaylarını kendilerine reklam edenler mi oldu?Yoksa Türkiye mi?
        siz kalkıp ölen bir çocuğun annesini bir değil onlarca kez yuhalatırsanız dúnya ve normal insanlar size ne gözle bakar?
        Orası hiç kimsenın babasınin mali değil orası Türkü,Ermenisi Müsevisi, Kúrdü,Çerkezi,Lazı Gürcüsü ile bizlerin vatani herkes Erdoğan’ı sevmek zorundada değil onun úlkeye verdığı zararlari alkışlamak yerine eleştirme hakki ve vazifesini tabii ki yapacak.
        Sağlıcakla Kalın.

        • Nurdan hanım cevabınız için teşekkür ederim. Hiçbir şekilde dışarıdaki Türklerin ülke aleyhine propaganda yaptığını veya Erdoğanı eleştirenlerin vatan haini olduğunu düşünmüyor vaya yazmıyorum. Ama ister içeriden ister dışarıdan yapılsın bazı eleştirilerin hiç doğru olmadığını, Erdoğanı eleştiri amacıyla yapıldığı bile söylense öncelikle ülkenin bütününün aleyhine sonuç vereceğini düşünüyorum. Örneğin sizin her yazınızda belirttiğiniz bir iddia var. Ölmüş ana babanızın seçmen kütüğünde yazılı ve sağ olduğunu ileri sürüyorsunuz. Ülkemizde edevlet diye bir uygulama var. Bu uygulamaya girdiğinizde kendinizin ve hanenizde olanların seçmen kütüğünde olup olmadığını görebiliyorsunuz. Sadece hanenizdekileri değil oturduğunuz apartmandaki diğer seçmenleri de görebiliyorsunuz. Yani sadece hanenizdekileri değil apartmanınızda bile oturanların fazla yazılanı var mı yok mu görebilirsiniz. Bugün Yüksek Seçim Kurulu başkanı kütüklerde mükerrer seçmen olmadığını ve her seçmenin sadece 1 oy kullanabileceğini tekrar açıkladı. Siz Erdoğana karşıt olduğunuz için bu iddiayı ileri sürmek işinize geliyor, sonuçlara itiraz vesilesi olabileceği düşüncesiyle hoşunuza gidiyor olabilir ama böyle gerçekdışı ve pratikte kullanım imkanı da olmayan bir iddia Erdoğana değil ülkeye toptan zarar veren bir iddia.Seçim sonuçları bu ülkenin namusu. Seçmen kurullarında her partiden üye var ve bunlardan sadece biri bile işini düzgün yaptığı zaman seçim sonuçları üzerinde bir hile yapmak sözkonusu olamaz. Kimse doğru ve haklı, en azından akla yatkın eleştiriye ihanet, hainlik gibi damga vuramaz, ama eleştiri yapanın da biraz olayın doğruluğuna haklılığına dair düzgün kanıtlar aramaya ve sunmaya dikkat etmesi gerekir. Gezi olayları başlamadan önce Cnn vb. birçok dış yayın kuruluşunun meydanda hazır olması gibi olaylara da herkesin önem vermesi gerekir. Eleştiri ile hakareti, siyasal rekabet ile karşıtlık ve düşmanlığı, ülke menfaatlerinin hangi durumlarda ne şekilde davranmamızı gerektirdiğini iyi ayırdığımız zaman bu ülkede herkes rahat edecek. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama bu ülkenin cumhurbaşkanına sevmese de saygı göstermek zorunda. Siz belki uzakta olduğunuz için bazı abartmaları farketmeyebilirsiniz inanabilirsiniz ama biraz da bu ülkeye, devlete, yetkililerin açıklamalarına güvenmek gerekiyor. Saygılar.

  6. “Sular ısınıyor ve giderek Türkiye’nin kıyılarına da vuruyor.”

    Fehmi Bey’in yazısının en can alıcı cümlesi işte bu bence…

    Evet ! Aynen Fehmi Bey’in dediği gibi birileri; “gelişmelerin Türkiye’nin kıyılarına da vurması” ihtimalinin yarattığı heyecan, ümit ve sevinçle ellerini oğuşturuyor.

    Bazı kısımları çökmüş olsa da halen devam eden “Abidik Gubidik İşler Procesi” bu gelişmelerden ayrı olarak düşünülebilir mi dersiniz?

  7. ABD ve İsrail’in İran ile savaşabileceğini sanmıyorum. Netenyahu aklınca , (Bizde de benzer faaliyetler daha önce ve günümüzde olmuştu , örneğin Ecevit’in Apo yu yakalayıp ! iktidara gelmesi ) , kendi bir takım sorunlarını perdelemek için böyle bir yola girmiş oldu. İçerde,yolsuzluk sebebiyle oluşan üzerinde oluşan şimşekler için aklınca İranı paratpner olarak kullanmak istiyor. Birisi 1774 ‘te diğeri ise 70 yıl önce kurulmuş iki ülke binlerce yıldır devlet geleneği olan , hem de Rusya ve Çin’le iyi ilişkileri olan bir İran’a diş geçiremeyecektir. İran , tarihte de , günümüzde de rakibimiz olan, aynı şekilde politikalar üretmediğimiz , rekabet içinde olduğumuz bir ülke. Önemli olan ABD ve İsrail’in ne yapmayı düşündüğü değil , böyle bir saldırı karşısında bizim nasıl bir pozisyon alacağımızdır. Rusya – ABD arasında git gel halinde olan bir hükümetin bu durumda ne yapacağı ise soru işareti. İran komşumuz , 1639 Kasr-ı Şirin anlaşması sonrası da hiç savaşmadığımız müslüman bir ülke. Mezhepsel farkımız aynı dine sahip olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Acaba Evangelist Hristiyan ve Yahudilerin yanında mı yer alacak hükümet ? Yoksa hem komşumuz hem de müslüman bir ülke olan İran’ın mı ? Artık git gel politikasının değil safların netleştirilmesi gerektiği günler geldi çattı. Çok düşünmeye gerek yok aslında, yüce kitabımız anlşayanlar ve dinleyenler için reçeteyi veriyor.
    ”Ey inananlar , Yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin.Onlar birbirlerinin dostudurlar.Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır.Şüphesiz Allah , zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” MAİDE-51

      • Kurandaki hüküm çok netken ve Maide51 de belirtildiği gibiyken bu soruyu sormanız abesle iştigal.Sen gemicikler İsrail’in Ashdod , Tel Aviv limanlarına sefer sayısını artırdılar mı ondan haber ver biliyorsan .En son ciddi bir hareket vardı . One Minut zamanı bile durmadı seferler . Güneydeki ülkeyi FETÖ ve eski ortağı AKP çok sever , sen onlara sor bu gayretullaha dokunur mu diye ? Bakalım ne diyecekler ? Aklı olan ise Kurana bakar ve ne yapacağını bulur. Mesela BOP Başkanı olmaz. Mesela Dinler arası diyalog safsatasını savunmaz , mesela Hristiyan ve Yahudilere hoş görünmek için Muhammedsiz bir ılımlı İslam inşa etmeye kalkmaz. Bunları yapanlar kimler : FETÖ ve AKP . O yüzden bu iki gruptan uzak durmanızı tavsiye ederim.

  8. hem yazara hem okurlara soruyorum. hükümetin tavrı ne olur?
    Yandaşlara da ayrıca soruyorum. çünkü daha sonra hükümetin tavrını aklamaya çalışacaklardır. şimdiden birşey söylesinler ki daha sonra “bak böyle söylemiştiniz” diyebilelim.

    • Hamza bey hükümetin tek bir derdi var, o da makamlarini garantiye almak.
      Tavrina gelince, Suriyenin üçüzler tarafíndan bombalandiktan sonra takındığı tavir nasíl oldu ise öyle olur.Tuvist.
      Veya R Zarafa karşı aldikları tavir gibi bir tavir olur.

  9. Sermaye faiz tıkanıklığını cihan savaşlarıyla gidermektedir. Dünyayı iki bloğa ayırmakta, bunları çatıştırmaktadır. Sonunda yenileni destekleyip yenen yapmakta ve ikisine de cetvelle haritada yer çizmektedir. Böylece bombalarla tahrip ettiği dünyaya kredi sağlayarak faize iş bulabilmektir.
    Erbakan’ın Akevler’le iş birliği sonunda dünyaya anlatılan Sermaye’nin bu oyunu, bu sayede şimdiye kadar başarıya ulaşamadı Öncelikle İslam alemini bölmeden savaşa girse İslam aleminin beraber olduğu cephe hemen galip gelecek ve sonunda Sermaye hedefine ulaşamayacaktı. O yüzden önce Şii-Sünni ayırımı ile Müslümanları birbirleri ile savaştırmak istemiştir. Humeyni ve Erbakan sayesinde bunu başaramayınca Arap-Acem cephesini kurmuş ve şimdi onu faaliyete geçirmiştir.
    Osmanlılara isyan eden Araplar şimdi İsrail ile birlikte Sermaye ile bir olup İran’a saldırmaya hazırlanmaktadır. Şimdilik Çin’i bu çatışmadan uzak tutup sonunda kullanabilmek için Vietnam ile barış görüşmeleri yapmaktadır. Rusya ve İran birleşmiştir. Türkiye de onların yanında ama başlangıçta Türkiye devreye girmeyecek. İran çökertildikten sonra Türkiye’ye sıra gelecektir.
    Çok çetin günler geçirmekteyiz. Türkiye’de de iki cephe oluşturulmuştur. Yani şimdi Sermaye tam üçüncü cihan savaşı başlatma hazırlığını içte ve dışta tamamlamıştır. Bu gerçekleri gören Ordumuz, Gül’e ricada bulunmuş, o da kabul etmiştir. Her iki tarafı da tebrik ederim.
    Yeni planı; Erdoğan’ı başkan yapmak, muhalefeti mecliste hakim kılıp Erdoğan’ı Yüce Divan’a göndermektir. Ondan sonra ise Türkiye’ye saldırmaktır.
    Ben oyumu Erdoğan’a vereceğim, sözüm var ancak partiye gelecek olursak adayına bakacaktım. Bu oyunlar karşısında oyumu AK Parti’ye vereceğim çünkü güçlü iktidara ihtiyacımız vardır.
    Üçüncü cihan savaşı belasını atlatalım. Demokrasiyi yeniden kurarız. İstiklal Savaşı’nda Mustafa Kemal’i kimse sevmiyordu ama devletimizin kurtulması için ona biat gerekiyordu. Sermaye öyle istiyordu. Sonunda bugün nüfusu yüz milyona yaklaşan büyük bir Türkiye var. Yetkiler tek elde toplanarak İran’ın yanında yer alınmalıdır.

  10. Etrafımızda sular ısınıyor derken avrupa da ırkçı fikirler yükseliyor ermenistanda sokaklar karışıyor ki bunu Rusya ya atılmış bir adım olarak düşünmek gerekir Ortadoğu da saflar beliriyor diye düşünmek gerekir.
    Böyle bir zamanda devletin zirvesinde bulunmuş hem devletin hem birbirlerinin çokça sırlarını bilen insanları kafa kafaya tokuşturmayı düşünmek size hala iyi bir fikirmiş gibi geliyor mu??? Gelmiyordur sanırım.
    Etrafımızda olan olaylar 40 yıldır ve fazlasıyla gündemde yazılıp çizilen, ortaya haritaları konan, Dışişleri bakanları tarafından alenen dünyaya ilan edilen bir dizi planın programın aşamaları. Kuvvetle muhtemel ki eğitimli ve donanımlı pek çok provakatör şu an okullarda sivil toplum örgütlerinde ve daha nerelerde derin faliyetler içerisinde ülkemizde de. İran da olduğu gibi.
    Etrafımızda enteresan gelişmeleri izlerken gönlümüzden geçenlerle olması gerekenler malesef örtüşmeyebiliyor. Mesela gönlümden geçen mecliste her partinin geniş temsil edilmesi ve sayısal üstünlügünün olmaması iken bunun pratikte karşılığının ne olacağını ön göremiyorum. Mesela HDP mecliste temsil edilsin şık bir düşünce gibi durur ama ayırıcı bölücü özerklik bağımsızlık söylemleri o kadar da şık olmaya gerek olmadığını düşündürür. Belki o nedenle chp nin çok istemiş olmasına rağmen HDP ayrı kalmıştır ittifak ta yer alamamıştır. Güçlü muhalefet bir kazanımdır hepimiz için özellikle iktidar partisini destekleyenler için. Çünkü en güzel denge denetim mekanizması iktidara istediği gibi at koşturmasına izin vermeyen muhalefettir. Dengeli dağılmış bir Meclis gönlümden geçerken bunun pratikte ki karşılığı iktidarı çalıştırmamak Meclisi kitlemek olur mu diye endişelenmiyor değilim. Özellikle ana muhalefetin birlikte çalışamaz tutumu…etrafta sular kaynama noktasında iken bütün devletler burnumuzun dibine asker yığmaya çalışırken el Bab ta ne işimiz var başika da ne işimiz var diyen bir ana muhalefetin her ne olursa karşı çıkarım tavrı üzerinde düşünmeye değer. Ancak Meral hanımı ayrı değerlendirmek gerekir. Ve iyi partiyi. Abdullah gül meselesinde çok doğru bir duruş sergiledi, ve HDP konusunda da. Ne de olsa mhp içinden geliyor bu dikkate değer….
    İçerde dışarda gelişmeleri izlemeye devam. Doğru kararlar almak zorunda olduğumuz bir döneme giriyoruz.

  11. Dünya teknoloji sayesinde küçüldukçe nüfusuyla birlikte değeri her geçen gün artıyor. İnsanlar doğru durmuyor, birbirleriyle geçinemiyorlar. İnsanlık yerküreden uzaya açılma azmine girmiş durumda. Amerika Mars’a açılmağa meraklı. Çinliler Ay’da sebze yetiştirmeğe çalışıyor. Netanyahu da haritaya bakarken epey iştahlı gözüküyor. Dünya’da vadedilmiş topraklar varken, bir yere gitmez onlar! İran mehzebini oraya buraya yaymağa çalışma emellerinden vazgeçmeli. Şu petrodolarlarını olası bir savaş için harcayacağına, Türkiye’ye yaklaşmalı ve bir an önce bölge müslümanlarıyla şu Babylon Teknoloji Enstitusü/Universiteleri kurarak işbirliği projelerie başlamalı.

    H.K. 13 Nisan 2018 at 22:26 http://fehmikoru.com/abd-ile-rusya-savasacaklar-mi-yoksa-baska-seyler-mi-oluyor-benim-gorusum/

  12. Sayın Koru, Adelina Sfishta 23 Mart’tan beri yazmıyor. Yazdıkları bazılarının canını acıttı da, baskı ile sesini mi kestiler?
    Saygılarımla

  13. Ha şunu bileydiniz. Fehmi bey dünyada olan ve olabilecek durumların Türkiyeye etkisini düşünmek için biraz geç kalmış olsa da, yine de bu doğruya dönüş sayılmalıdır. Hulusi Akar ile Abdullah beyin görüşme iddialarının ve doğruysa bu görüşmenin bu dönüşde etkisi varmıdır bilemeyeceğim ama her ne ise önemli değil. Türkiye gibi bir ülkenin iç politikası, dış politikadan ayrı düşünülemez ve her kararda bu ilgi göz önünde tutulmalıdır.

  14. Şu Netanyahu’nun suistimal konusu neymiş diye merak ettim gazetelerine baktım. Mesele şöyle bir şey; ibretlik bir hassasiyet örneği. İsrailde bir iş adamı (Milchan)’nın Netanyahu ve ozellikle eşine lüks hediyeler vermis. Verdikçe Netanyahu’lar da bu işten hoşlanmış hediyelerin devamının gelmesini ima etmişler. Polisin işi takip ettiğinin farkında olamayan Milchan da hediye vermekte bir sakınca görmemiş, bunun rüşvete gireceğini düşünmemiş. Ancak Milchan habire ima yollu hediye istenmesinden bir süre sonra rahatsız olmuş. Olaydan sonra Netanyahu’larla araları epeyce serinlemiş! Yani İsrail polisi hediyevari bir rüşvet olayı dolayısıyla konuyla ilgili soruşturma yürütüyor. Milchan’ın lüks hediyeleri (rüşvet) vermekle Netanyahu’ların rüşvet almakla başları dertte. Tevrata göre rüşvet yasak/günah olmalı ve bu ülke anladıgımız kadarıyla kendi şeriatıyla yonetiliyor. Mukayese açısından işin boyutuna bakın! Bizimkiler de dindar geçiniyor. (Kuran’a göre rüşvet-yolsuzluk yasak/günah-ayet var!). Kutsallıgından ötürü/sevap olsun diye bizimkiler ezbere Kuran okurken epeyce bir manevi haz duyuyor olmalılar, ancak yaptıklarının ne kadar farkındalar! Ezbere müslümanlıgın bize maliyeti çok daha ağır olmuştur…. Bugün geri kalmış olmamızın en önemli püf noktalarından biri budur. En masümane haliyle, zanlar-kalpazanlar işin aslını bilmeyerek türemiştir…

    • Bak guneydeki sevdigimiz ulkeyi kizdiracaksin, otoriteye saygili ol! Ya da adam gibi one minute! diyeceksin. Onlarin hirsizini ornek gosterip kendi ulkene camur atmiicaksin!

      • H. Gayret, bakıyorum da ortaya fikir koyacak bir kabiliyetin yok, ya da bu iş buradaki görev sınırlarının dışında kalıyor. Çamur dediğin şeyler bilinen ve basında yer alan şeyler. Sen diyorsun ki madalyonun sadece bir yüzünü gör (bunu senin gibiler ziyadesiyle yapıyor, yetmiyor mu?). Dogru her zaman dogrudur, madalyonun diger yuzunde olsa bile. Netanyahu kızarsa o da soğuk suya dalsın, bir yenisini içlerinden çıkarırlar (bu iş senin “van minut”ü demenle olmuyor). Sistemleri bizimki gibi kısır değil. Ezbere gittiğinden bazı seyleri hala AKP marka at gözlüklerinden görüyorsun. Sen bu ülkeyi “Akpartistan” zannedenlerdensin, buna ne denir ki;

        Ah şu “ezbere müslümanlık”, gözlere de vuruyor,
        Ah şu “at gözlükleri” adamın gözlerini bozuyor!…

  15. Amerka kolay kolay İranla başa çıkamaz.
    İran halkı genelde rejim karşıtı, fakat çok milliyetçiler.İranlı Ermeniler, Azeriler, Kürtler, Müseviler,Şiiler ve sünniler.Halk olarak birbirlerını ve vatanlarıní çok severler.
    Çok zenginler ve çok da aktifler.
    Kısaca õzetlemek gerekirse İran ve Túrkiyenin nufusu hemen hemen ayni.İranlılarla her yerde ve har zaman karşilaşmak mumkündúr.
    Ambargo olduğu zaman buralarda yaşayan İranlılar úlkelerine çeşitli yollardan döviz gonderirlerdi.

    Ben şahsen ne ABD de ne de Kanada’da birbiri ile tartışan bir tane İranlı görmedim.
    9 sene İran asilli bir Azerinın iş yerinde idarecilik yaptım onun için nasıl bir millet olduklarını iyi biliyorum.
    Onlar gelenek, gõrenek ve birbirlerine çok bağlilar.
    Bizim eyaletin adalet bakanı İranlı ve gözleri de görmüyor.
    Ya Türkrkler? Birbirimizi insan yerine koymuyoruz ve ocu bucu ilan ederek tahditler ve hakaretler eşlığinde linç ediyoruz.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here