İşte tedbirler alındı, ama ekonomide ‘tık’ yok.. Sebebi yanlış yerde arıyor olabilir miyiz?

36

Necip Fazıl söylemek istediğini çarpıcı benzetmelerle ifade etmeyi seven bir yazardı. Aranılan gerçeğin ceketin astar tarafına kaçtığı için bir türlü bulunamadığı benzetmesini de yazı ve konferanslarında sıkça kullanırdı.

Ekonomimizin şimdiki durumuna ne zaman bakacak olsam hep o benzetme hatırıma geliyor.

Galiba gerçeği yanlış yerde arıyor ve bu yüzden de bulamıyoruz.

Tabelaya bakalım

Merkez Bankası tarihinin en yüksek faiz artırışını yaptı. Yeni Ekonomik Plan (YEP) yaşanan sorunlara ciddiyetle yaklaşıyor ve bütçe disiplini içerisinde hareket edileceği, devletten başlanarak kemer sıkılacağı ve israfın asgariye indirileceği sözünü veriyor.

Ekonominin dışa vuran en önemli sıkıntısı TL’nin Dolar karşısındaki değer kaybı, bütün aksine beklentilere rağmen, ancak mek parmak oynuyor…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile birlikte New York’ta bulunan hazine bakanı Berat Albayrak Türkiye ile iş yapan ve iş yapması arzulanan büyük şirketlerin temsilcileriyle biraraya geldiğinde Türk ekonomisinin samimi bir portresini çiziyor. Kamu borcumuzun Gayrı Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYH) oranı bize benzer ülkelerden (yüzde 49), OECD ortalamasından (yüzde 110) daha düşük: Yüzde 28. Hane halkı borçlanması da gelişmekte olan ülkelerden (36) ve küresel ortalamadan (60) hayli aşağıda: 16… Özel sektörün GSYH’nin yüzde 65’ine tekabül eden borçlarına karşılık, bu oran gelişen ülkelerde yüzde 94… Ayrıca Osmanlı’dan devraldıklarını bile tıkır tıkır ödemiş Türkiye borcuna sadık bir ülke. [Rakamları Hürriyet’in yayın yönetmeni Vahap Munyar’ın toplantı izlenimleri yazısından derledim.]

Mukayeselere bakıldığında tablo hiç de fena değil.

Ancak TL-Dolar paritesi yine kıpırdamıyor; üç kuruş aşağıya giderse ertesi gün beş kuruş yukarıya çıkıyor…

Papaz Andrew Craig Brunson’ın yargılanmasına ABD’nin tepkisinin bunda etkisi olduğu söyleniyor; ancak eş-zamanlı olarak ABD’nin yetkili ağızlarından bu sorunun kısa süre içerisinde çözüleceği ve Brunson’un yakında ülkesine döneceği yolunda açıklamalar yapıldığı halde bunun da ekonomiyi rahatlatmadığı ortada.

Brunson yarın yargı tarafından serbest bırakılıp ülkesine dönmesi sağlansa, korkarım, bu gelişmenin bile ekonomiye fazla bir etkisi olmayabilir.

Neden acaba? Savaş ihtimali mi, yoksa demokrasi sorunu mu?

Soruyu yalnızca Dolara karşı TL’nin durumunu düşünerek sormuyorum; merakımın tam merkezinde yerli-yabancı yatırımcıların Türk ekonomisine katkı sağlamaktan uzak duruşu ile ekonomiye canlılık kazandıracak hareketliliğin bıçakla kesilmiş gibi görünmesi de bulunuyor.

Küçüklü-büyüklü işletmeler gelişmelerden olağanüstü olumsuz etkilendi, insanlar cebindekileri harcamaktan kaçınıyor; yüksek faize, güven artırmayı amaçlayan vaatlere rağmen hükümetin ekonomiyi canlandırmak için vatandaştan beklediği davranışlar bir türlü gerçekleşmiyor.

Bir süre sonra ‘tedbir’ diye sarılınan uygulamaların zararı bile görülebilir.

Acaba burunlar savaş kokusu aldığı için mi böyle?

Türkiye, Suriye’deki iç-savaşın sona ermesi ve bunun ülkemizin güvenliğine zarar vermeyecek biçimde gerçekleşmesi için Rusya ve İran’la ortak çalışmalar yürütüyor. Barış için çalışıldığını biliyoruz. Ancak, yetkili ağızlar, -sözgelimi, daha dün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan BM kürsüsünden- gerekirse savaşılacağı mesajını vermekten geri durmuyor.

Savaş ihtimali mi insanları normal davranışlardan uzak tutuyor?

Herhalde bunun da etkisi vardır, ancak ben ‘savaş ihtimali’ gerekçesinin etki açısından zayıf olduğunu düşünüyorum.

Gerçek sebep ne olabilir?

Üzerinde düşünülmeye değer gördüğüm ihtimal, daha önceden başlasa da 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında bayağı artış gösteren çoğu evrensel bazı değerlerle aramıza mesafe girmesidir.

Anayasa’da teker teker sayılmış olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bazı niteliklerinin -demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri gibi- zaafa uğratılması veya bu yönde bir algının yerleşmesi bence önemli bir sebep.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kendilerine yakın birkaç kişiyi cezaevlerinden kurtarmak amaçlı ‘af girişimi’ vesilesiyle başgösteren tartışmalar hepimize ülkemizin bir gerçeğini hatırlattı: Türkiye’nin cezaevleri çok kalabalık ve bir gün bile gökyüzünden mahrum bırakılmaması gereken mesleklerden -gazeteciler, siyasiler- insanlar da var cezaevlerinde…

Üniversitelerden bazı akademisyenler tasfiyeye uğradı, bu durumda olanların sadece kendilerinin değil aile fertlerinin de pasaportlarına el konulduğu için yurtdışına gitmeleri de imkansız. Ülkede geniş bir tasfiyeye uğramış diplomalı işsizler grubu var. Tasfiyelerin azami dikkatle yapıldığı da söylenemiyor.

Hak arama mekanizması da hızlı çalışmıyor.

Medya düzeni farklı seslerin duyulmasını kısıtlıyor; böyle ortamlarda hep olduğu gibi, insanlar okuduklarına değil işittiklerine güvenmeye başlıyorlar. Bu da yetmezmiş gibi, RTÜK’e yeni yetkiler tanınarak internet de zapturapt altına alınmak isteniyor.

ABD’de Trump’ın tavır ve söylemlerine rağmen ekonomik performansın başarısı, o ülkenin hala evrensel değerlerden kopmayışı, medyanın denetim görevini kesilmeden sürdürmesi ile yakından ilgili.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM kürsüsünde dile getirdiği uluslararası sisteme yönelik eleştirilerin daha etkili olabilmesinin de yolu, Türkiye’nin ‘demokrasi’ ve ‘hukuk devleti’ niteliklerini sağlamlaştırmasından geçiyor.

Ekonomisinin yeniden canlanmasının yolu da…

Aksi halde, daha çok ‘yeni ekonomik programlar’ yapar, bakanlarımız nafile seferlerine devam ederler…

ΩΩΩΩ

36 YORUMLAR

  1. *******
    …….
    “Türkiye bu günleri aşacak” elbette
    Yahu ne klasik, ne yuvarlakça bir laf!
    Peynir gemisi bir yol bulacak elbette
    Siyasi laf salatası, gaf üstüne gaf!

    “Şu fakire bir sadaka” Batıya mahkum!
    Bol kredi, ovuştursun elini “el israf”
    Mercedes marka israf, ayrı bir tahakküm
    “İtibardan tasarruf olmaz”mış, “el insaf”!

    Tüyü bitmemiş yetimlerin itibarı….
    İtibar deyince bu gelmeliydi akla!
    Besbelliyken hangisi daha akıl kârı,
    Borç parayı carcur ediyorsun, ne hakla?!
    ……..
    *******

  2. *******
    ……
    Bırakın yahu, şu klasik tartışmaları!
    Etnik kökence çok mu önemli, cancağzım?
    Boşverin gitsin, bu çeşit atışmaları!
    Bizde her türlü damar var, basmamak lazım!

    Ulaşacak en üst seviyedir “insanlık”
    Etnik dürtü n’olursa olsun, bu değişmez!
    Eşref-i mahlukat ayarı müslümanlık,
    Bütün zihinlere kaydolsun, bu değişmez!

    Etnik damara basmak, vahimce bir hata,
    Akıl-iman sentezinde buluş, cancağzım!
    Bu yolla varılır eşref-i mahlukata…
    Kafayı aslında bu işe yormak lazım!
    ……..
    *******

  3. Demokrasi ve adalet… “Bakın burası çok önemli” ve lakin gözü dönmüş, cinnet geçiren bir topluluk için bir araç olarak bile bir şey ifade etmiyor ne yazık ki. Kaçınılmaz son bizi bekliyor. “Kaçınılmazlığın huzuru” diye bir kavram var, atalarımız ölmüş eşek kurttan korkmaz diye betimlemiş, Ahmet Kaya da “olsun gözüm olsun, ne olacaksa olsun” diye seslendirmiş.

  4. Fehmi Bey,ekonomideki aksamaların,
    doların bir türlü düşmemesinin,yabancı yatırımcıların az gelmesinin en
    önemli sebebini şöyle açıklıyor:

    “Anayasa’da teker teker sayılmış olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bazı niteliklerinin -demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri gibi- zaafa uğratılması veya bu yönde bir algının yerleşmesi bence önemli bir sebep.”

    Bana göre F.Bey’in ileri sürdüğü gerekçenin ekonomi üzerindeki etkisi
    sıfıra yakındır.Batılı yatırımcılar,krallıkla
    dikdatörlükle yönetilen ülkelerle bile ekonomik ilişkiye girmekten çekinmezler.

    Bizim ülkemizde Cumhuriyetin niteliklerinin zaafa uğratılması da asla söz konusu değildir.Demokrasi de,hukuk da tıkır tıkır işliyor.Seçimi daha yeni yaptık.
    24 Haziran’da seçimi M.İnce kazansa
    şu anda ülkeyi o yönetiyor olacaktı.

    ABD’nin 11 Eylül olaylarından sonra yaptıklarını gördük.Bizim yaşadıklarımız
    vehamet yönünden ABD’nin yaşadığı ile
    kıyas bile kabul etmez.Onların 1 tek binası yıkıldı.Biz topyekun ülkemizi kaybediyorduk neredeyse.

    Bir de şu var:Bir dönem yargıyı ele geçirip adaletin canına okuyan Fetö ve taraftarları
    adalet istemekte başı çekiyorlar.

    Adalet,suçsuzu mağdur etmemekle beraber darbecilerden,soru hırsızlarından,
    devletin bütün kurumlarına başkalarının
    hakkını yiyerek kendi adamlarını yerleştirenlerden bunun hesabını sormakla
    gerçekleşecektir.

    Hülasa Türkiye’nin sorunlarını tartışırken atlattığımız badireleri gözden ırak tutmamak gerekmektedir.Unutanlar ve önemsizleştirmek isteyenler olabilir
    ama kahir halk çoğunluğu bunu unutmamaktadır.Ayrıca yaşadığımız
    olayların mağdurları sadece işinden olanlar değil,başta şehit ve yaralı yakınları
    olmak üzere topyekun halkımızdır.

    Ekonomimizde görülen olumsuzlukların
    en önemli sebebi gezi olayları,17/25 Aralık
    yargı darbesi,15 Temmuz darbe girişimi
    ve ABD’nin dostane olmayan tavırlarıdır.

    Ekonomimizin hiç sorunu yok mu?Elbette
    var.Her ülkenin ekonomisinin sorunu var.
    Fehmi Bey’in yazısında verdiği rakamlar
    başkalarının sorununun bizden fazla olduğunu gösteriyor.

    Türkiye bu günleri de aşacaktır.

    • Hocam dünyada Arjantin’den sonra en yüksek FAİZ ödeyen ülke TÜRKİYE . Bu çok büyük bir sorun . Geçiştirilecek hafif bir sendrom değil. Türkiye elbet bu günleri aşacak . Ancak bunun bedelini bütün TÜRK milleti ödüyor. Sadece %52 ödemiyor . Kalan %48 de ödüyor .

      • Musa bey en yüksek faizi nerden çıkardınız? Ülkede ekonominin ana motoru inşaat deniyor ki öyle. İnşaat sektörü için özellikle İstanbul’da furya halinde dikine dikine yapılan inşaatlar için Batı’dan (Türkiye’deki faiz değerlerinden çok daha) düşük faizli kredi alınmış olduğunu dış basında okumuştum (referans verebilirim, istenirse).

        Yani, o….uktan nem kapan böyle bir ekonomiye sahip olduğumuzu zirvedekiler bilmiyor mu? Bunu yıllardır bilmiyorlarsa topu bir araya gelip hemen istifa etsinler. Hal böyle iken kredi veren Batı ile iyi geçinmek zorundasın, bunu da bilmeleri gerekir-en azından köprüyü geçeseye kadar. Haklılığının şüpheli olduğu konularda bile fırsat buldukça bu adamlara efelenirsen düğmelere basarlar. Bunun sonucunda ekonomine güvensizlik dalgaları çarpmağa başlar ve sen de “gulu gulu” edersin. T.L. de bu arada tepetaklak oluverir. Pratikte yapılan bir devalüasyonla yüksek faiz ödemekten beter bir duruma geliverdik! Yoksa, 10-15 yıldır alınan kredilerin faizleri aslında epey düşük olmalı..

  5. Biz millet olarak kaynana-gelin sendromu yaşıyoruz.
    Artık bunu iyice anladım.
    Gelin kaynanasında ne çekerse yaşlanıp kendisi kaynana olduğunda aynısını gelinine yaşatıyor.
    Zulüm gören başa geçince zulmetmeye başlıyor…

  6. Bugün tam 16 ay oldu. Gümrük muhafaza olan eşim hiçbir gerekçe sunulmadan atılar yeni öğrendiğimiz bilgiye göre amiri ihbar etmiş en acısı rüşvet yemediği için….. hal böyleyken ekonomi ferahlık beklemeyin.

    • Allah yardımcınız olsun kardeşim . Ben can-ı gönülden size inanıyorum . Amirler genelde daha iyi pozisyona gelmek için böyle şerefsizlikler yapıyor. Benim de okul müdürünün ihbarı sonucu atılan öğretmen tanıdığım bir kişi var. Ve bu okul müdürü geçen seçimde AKP’den milletvekili aday adayı oldu ancak ; yaptığı yalakalığı ( FETÖCÜ diye insanları şikayet etmesini) pek kaale alan olmamış ki milletvekili adayı yapmadılar kendisini. Ama bir de hesap günü var kardeşim , işte o gün ne yapacak bu amir denen müdür denen sefiller ? BUnu da kendileri düşünsün.

  7. Adalet mülkün temelidir ne demek bu millet daha derinleşen krizler ile anlamış olacak. Dünyanın en çok faiz veren 2. ülkesiyiz ve başkan faize karşıyım diye nakarat terennüm etmeye devam ediyor.

  8. Ekonominin temel sorunları halledilememişken bir de Başkanlık Sistemi! yani, çok kötü bir başlangıç oldu…

    Ekonominin kronik sorunları: Dışarı bağımlılık (dışardan ucuz faizli kredilerin inşaatçılara yar edilmesi- kabuk değiştirmeye ve yine yabancılara yarayan, üretimle ilgisi olmayan hep ölü yatırımlar). Üretimin evvel-ezel az oluşu/ihracatın az oluşu. Buna mukabil, lüzumsuz birçok kalem mallar dahil ithalatin çok fazla olması, dolayısıyla cari açık-gittikçe açılan gedik (kur farkından fark biraz kapanma temayülü gösteriyor ama bu genel durumu kurtarıcı olabilir mi, çok zor. Zamanında alınan ucuz-faizli dış kredilerin T.L. nin ağır değer kaybıyla ödenecek borç yükünün birdenbire anormal artışı. Bunlar yetmiyormuş gibi sosyal yaralar-hapishanelerin dolup taşmış olması-hukuk/adalet çarkının kağnı arabası tekerleği gibi ağır dönmesi! Bunlar da yetmiyormuş gibi israf serisine yeni lüks uçak satın alımlarıyla devam edilmesi (israfın frenlenmesi iyi ama çok çok geri kalmış bir teşebbüs değil mi?). Yurt-dışına para kaçması (en azından, yurdu terkeden insanlarla beraber). Ayrı bir yük ve tedirginlik kaynağı “Suriye” konusu… AB ülkelerine her fırsatta bozuk atmış olmanın etkilerinin hissedilmesi. Şimdi güya “Türkiye’nin yanındayız” falan diyorlar, ama bu yapmacık olmaktan pek ileri gidemiyor. Burun-üstü iyice yere çakılmamazı bekliyor olabilirler. ABD ile rahip cebelleşmesi… Bu konuda da hukuk sisteminin kağnı arabası gibi işlediğini dünyaya göstermeğe devam ediyoruz. Artan işsizlik ve pahalılık. liste uzar da uzar…

    Bunca kronik sorunlar varken, 600 miletvekili israfıyla bir de “Başkanlık sistemi”ne geçiş! Berat bey yorgun biktin uykusuz; bu durum resimdeki halinden de belli! İstifa etsin dinlensin, zaten kayınpederi tarafından Bakan yapılmış olması, etik olmadığı için devamlı göze çarpan bir durum. Yerine,yakın işbirliğinde Şimşek-Babacan ikilisi işbaşı yapsınlar. Onların bilgi ve tecrübeleriyle daha çabuk toparlanma olabilir-katalizör rolü oynayabilirler….. Piyasalar böyle bir değişime olumlu bir cevap vereceklerdir, sanıyorum…. Karadeniz İnadını bırakıp, yeni birşeyler yapmak lazım. Merkez Bankası faizleri daha ne kadar arttırabilir ki??

  9. Yazının başlığındaki fotoğraftaki Ticaret bakanının ruh hali , tam da ekonominin durumunu anlatıyor. Başka söze ne gerek . Çözüm reçetesini Sn. Fehmi Koru satır aralarında vermiş ancak o bir Medeni Ölü , sesini duyan var mı acaba ?

  10. Sayın Koru nihayet gerçek gündeme dair güzel bir yazı yazmış. Daha cesur cümleler bekliyoruz. Bir mağdur olarak af değil ADALET istiyorum. Hiçbir somut veri yokken 2 yılı aşan bu sürede henüz adalet yerini bulamadı. Allah’a havale ettim…

    • Allah yardımcınız olsun.
      Allah memleketimizdeki bu olumsuz havayı kaldırmak için insanlara akıl-izan ve doğru fikirler üretmeyi nasip etsin.

  11. Devletimiz ekonomik krizi ortadan kaldirip unutturmak için var gücüyle çalışıyor.
    Şimdilik buldukları en akıllıca! çözüm; RTÜK e yeni yetkiler verip interneti zapturapt altına almak ve TV lerde yorumcu olarak konuşacak kişilerin MIT ten izin almalarını sağlamak. Devletimiz, kimse krizi konuşmazsa kriz ortadan kalkar görüşünde!
    Devletimiz daha akıllı bir çözüm bulana kadar şimdilik bu çözümlerle idare edeceğiz.

  12. Önce büyük şirketlerin ve Anadolu Kaplanlarinin şirketleri ve mallarina çöreklendiler, daha sonra nerede işinin ehliyetlisi varsa zindanlara tıktılar.
    Ondan sonrada Allahin Lütfunu gerçekleştirip korku imparatorluğu kurdular ve diktatörlük pekiştirip tipkı büyük şirketler ve anadolu sermayesine yaptiklarinin kat kat fazlasını TC devleti ve halkina yaptılar.

    Bütün bunları yaptıranı TC halki mükafatlandirdi.
    Bu mükafatlandiranlardan biriside her problemin çözüm yerinin “AK EVLER” olduğunu ve her yazısinda israrla Akevlerin adresini verip tavsiye eden Değerli Süleyman Karagülle Hocamız TEK ADAM rejimine oyu ile desdek olduktan sonra, kim kalkipta tek adam rejimini onaylayan Türk halki ve onlarin idarecilerine güvenir?

    Tıpkı benim gibi, geçen yıl “Ak Evler Partisi” kuracağiz, varmisiniz” diye sorduklari zaman yaziyi okur okumaz ben varım diye yazdım ertesi gün birde ne göreyim Sayın Kara Gülle Hocamiz Ak Evler Erdoğani desdekliyece! diye yazmazmı!!!!

    O günden bu tarafa Ak Evler yazan yazılari dahi okumuyorum, gerçekten ürperdim ve çok korktum,yalniş anlaşılmasın Erdoğandan korkmadım.
    Milletin yalan imparatorluğuna dört elle sarılıp sahip çıkmasından korktum.
    Dünya küçüldükçe Türkiye cahilleşiyor.

    NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE.
    Merak ediyorum, bu lafı soyliyenlerden piyasalarda kaldımı?

      • Aralarında araştırma görevlisi, doktor, doçent ve profesör olanlardan oluşan 8 bin kişilik akademik kadro hapiste. bunların büyük çoğunluğu bilimsel yayınlarda makaleleri çıkan kadro.
        Geri kalan kadroların en kabiliyetlileri yurt dışında çalışıyor, bize kalan 3. Sınıf akademisyen.
        En çok satan kitapların yazarları ve gazeteciler hapiste.
        Şanlı Ordumuz daki durum ortada.
        Mitte, emniyette, eğitimde, yargıda en deneyimli memurlar tasfiye edildi.
        Hapisten kurtulan işadamları servetleriyle beraber yurt dışına çıktı.
        En zeki öğrencilerimiz bir daha dönmemek üzere yurtdışına gitti.
        Uzatmiim bütün hainlerden! kurtulduk
        Şimdi geri kalan acemilerle ekonomimizi sahlandiracagiz İnşallah. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.ölene kadar.( Öldükten sonra söyleyemiyoruz malesef)

        • Hocam , bu söylediğiniz tüm olumsuzluklar var diye TÜRKLÜĞÜMDEN mi vazgeçeyim? Şimdi Amerikalılar TRUMP başta diye AMERİKALI olmaktan vaz mı geçsinler ? Yaptığınız yorum bu konuda çok uygun olmamış .Hatta hiç uygun olmamış . Ha siz kendinizi TÜRK hissetmezseniz saygı duyarım . Fatih Sultan Mehmet devrini de yaşadı bu millet , Yavuz dönemi de yaşandı , bu da böyle bir dönem . Nurdan hanım ne mutlu AMERİKANIM diyebilir , ona da saygı duyarım . Ben TÜRK MİLLETİNE MENSUBİYETİMLE gurur duyuyorum . Siz duymayabilirsiniz. Kendi seçiminiz. Ama bu bahsettiğiniz olumsuzlukları da aşacak bu millet. Er ya da geç .

          • Haklısın üstadım herkez milliyetiyle övünür. Övünmeyen hiçbir millet te yoktur herhalde, bu bir meziyet değil ama övünür işte. Ben sadece Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim hanlara ne kadar benziyoruz? Diye hayiflaniyorum.

          • ACABA Amerka OLMASAID dunyadaki Diktatölerin hali ne olurdu?
            Peki bu dünya küçüldükce diktatörlükle idare edilen halklarin hallerine,ne demeli.
            Halen daha demokirasi ile idare edilen ülkeler günah keçisi olarak görüyorlar.
            İkide bir beni ABD ile eleştirenlere şunu anlatmak istiyorum.
            Tabii anlaya bilirseler.

            Ben ELHEMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIM! Ve hangi ırktan olursam olayım ASLA ve ASLA, ırkimdan dolayi mutlu olmam. Mutlu olsam olsam Allahin verdıği Iman aşkindan, nimetlerden, sağlik,sihat, Akli, evletlar, torunlar, akrabalar, eşler dostlar, savaşsiz bir dünyada yaşamak, ve muhtaçlara yardim etmek beni mutlu eder.
            Bir ülke düşunün babasi oğlunu ,insanlar komşularini, DEVLETIN TEPESINDEKILR, halkina coluk çocuk demeden Zülüm ediyorla ve bunlara karşi çıkanlari terorist edip hayatlarini karartiyorlar, Turkiye batmiş faizle durmada havada ve karada SARAYLAR yapiliyor kendilerinden olmayanlara ağaç kökü yesin diyenler. Halen daha Bekir ve Necip beyler gibileri bu ülke güllük güneşlik olduğunu yani zalim HUKUMDARI savunacam diğe göz göre göre insanlarla dalga geçenlerle ayni irktan olmaktan dolayi olsam olsam mutsuz olurum, ONUN IÇIN Ben kendime şunu diye bilirim BEN NE MUTSUZ TÜRKUM .
            Çünkü şu an Dünyanin hiç bir yerinde ( Erdoğan Ailesi,sulelesi, sülalesini arkadaşlari, yandaşlari ve halen daha sempati duyanlar hariç) Ne Türklerde nede Muslümanlarda huzur yok.
            Bunun nedenlarinden biride İrklarinda gurur duymalari.
            Şu an benim Irkimdan olan çoğunluk bir kismi DÜNYAYA MAFYA IHRAÇ EDER GIBI yapmadiklari zulum kalmadi. Onun için bu gibi olaylar bana ızdirap veriyor mutluluk değil. MUSA beyler gibilerine mutluluk vere bilir.
            Yalniz kendisine ve onun gibi her zaman burada sık sık Amerkalılardan bahs edenlere , şunu tekrar anlayacaklari bir dille anlatmaya çalişayim.
            Amerkali diye bir millet yok.
            Yerlileri dahi Apaçı vb gibi 19 kabileden oluşan
            değişik irklar Amerkalı diye bir MİLLET YOOOOOKTUR…..
            AMERAKN HALKI VAR. Onun için onlar ne mutlu amerkaliyim demeleri şöyle dursun Rahmetli M Alı gibi “ben savaşa insanlari öldurmeye gitmem” diyenlerin yani sira Milli marşlarinda saygi duruşunda dahi durmayan o kadar çok amrrkali varki.
            Hic kimsede onlara vatan hainisin diye tek kelime edemiyor ve etmiyor.Trump onlari işten atmalari için emir verdi. Onu adam yerine dahi koymadilar.
            Oğle bizdekiler gibi kendi çocuklarini askere gönermeyip başkalarinin çocuklarinin şehitliklerini kendilerini oya çeviremezler.
            Çünku ABD liler irklarini değil huzur içinde yaşadiklari ülkelerinin liderlerinin kulu kolesi değil Amirleriler.

      • musa bey merhaba!
        Türk olmak, ermeni olmak, yunan olmak, arap olmak, ingiliz olmak utanılacak ya da gurur duyulacak birşey değil. Kimse çok iyi ya da çok kötü olduğu için türk, ermeni, yunan, ingiliz, arap, fransız olmuyor. onun için türk olmaktan gurur duymanın da utanmanın da bir anlamı yok.
        -Ayrıca, bir ırk nedeniyle gurur duymanın dinle ilişkisi de sorunlu gibi geliyor bana. yani din, bir ırka mensup olmakla övünmeyi takdir etmez diye düşünüyorum. Kuşkusuz siz farklı düşünebilirsiniz bu konuda. Ancak türk olmakla gurur duymanızın mantığını kavrayamadım doğrusu.
        Ne yaptınız da gurur duyuyorsunuz?

        • Tarihimle , atalarımla , bu devleti bu günlere kadar yaşatanlarla gurur duyarım , kimseye de laf söyletmem. Varın siz ne milletinden olursanız olun. BİZ TÜRK MİLLETİNE MENSUBUZ. NOKTA .
          NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
          NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
          NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
          NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
          NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

          • musa bey!
            “Varın siz ne milletinden olursanız olur” cümlesi ile müthiş laf ettiğinizi düşünüyor olmalısınız.
            – Fakat benim söylediğimi tekrar okursanız, orda hangi milletten olduğunuza sizin karar veremediğinizi yazmıştım. Yani “ben Arap milletinden olup peygamberin sülalesinden geliyor olmak istiyorum” deseniz de hiçbirşey ifade etmez. Gerçi siz “ben arap milletinden olup peygamberlerin sülalesinden geliyor olmak istiyorum” demezsiniz diye düşünüyorum. peygamberlerin sülalesinden gelmekten türk olmak daha iyidir herhalde. öyle değil mi?
            – İşi biraz zorlaştırdım galiba.

          • musa bey tekrar merhaba!
            kusura bakmayın. bazen şeytanlığı seviyorum. verdiğim örnekle işi sizin için çok zorlaştırdım.
            – “arap milletinden olup peygamber efendimizin sülalesinden olmak istemiyorum” da diyemiyorsunuz. “türk olmak, arap olup peygamber efendimizin sülalesinden geliyor olmaktan daha gurur vericidir” de diyemiyorsunuz.
            – Halbuki, şeytanlık yapmasam da, “mesela ben ermeni olmak istiyorum ama ermeni olamıyorum türk doğmuşum” diye bir örnek verseydim, iş sizin için çok kolay olacak, çok sevinecek ve kendinizle gurur duyacaktınız.
            – İşin kötüsü, sizin, kendinizle gurur duymanıza engel olduğum için hiçbir pişmanlık da duymuyorum.
            – işin esprisini bir tarafa bırakırsak (yahudilik nasıldır bilmem ama) islam dini, ırk ile övünmeyi hoş karşılamaz. ayrıca ırk, seçebildiğiniz bir durum değil, yani sizin türk olmakla gurur duymanız anlamsız. Sizin bir çabanız, bir emeğiniz, yaptığınız birşey ile başarılmış bir iş olsa, derim ki “haklısınız, çok akıllıca davranıp, bütün güçlüklere göğüs gerip türk olmuşunuz. ne kadar gurur duysanız azdır”. Fakat böyle bir durum yok. sizin adınıza üzgünüm.

  13. Sorun ne mi gerçekten bunu anlamamakta ısrar eden bir yönetim var.. sorun bayi ülkesi olmamız, üretmeden alıp satma hayali olan bir ülke…öyle ki artık doğru dürüst bilim adamı bile olmayan, aklı da dışardan ithal eden ülke…memleket suriyeli, ıraklı afganlı doldu..bunların bütün giderleri de millette…isteyen istemeyen ödüyor böyle mi olması gerekiyordu?!

  14. Tek çözüm Adil Düzen, Adil Ekonomik Düzen…
    Siyaset yani mevcut yönetim “metal yorgunluğu” kavramı ile ilk itirafını yapmıştı…
    Siyaset sadece kendi alanında kalsaydı ne iyi olurdu; ama hayatın diğer üç alanına da maalesef “yorgunluğunu” taşıdı ve artık o alanlarda da “yorgunluk” had safhada…
    Siyasetten bütün sorunları çözmesini bekleyen anlayış da tek kelimeyle “iflas” etmiş durumda ve bunu bizim dışımızda dile getiren yok; ama bir gün “itiraf” edilir, inşallah…
    Siyaset diye başladık ama asıl dememiz gereken şudur: Sadece “siyaset” değil, “din, ilim, iktisat” yani hayatın diğer alanlarındaki “yorgunluk” ya da “tükenmişlik” aslında “sistemsizlik” sebebiyledir ki; biz buna “sistemin/düzenin iflası” diyoruz, yarım asırdır…
    Sadece demekle kalmıyor, sadece çağın müzmin hastalığına “teşhis” koymakla iktifa etmiyor, asıl yapılması gerekeni yapıyor, “tedavi” reçetemizi de sunuyoruz: ADİL DÜZEN…
    Evet… Genel olarak ADİL DÜZEN…
    Özel olarak da ADİL EKONOMİK DÜZEN…
    Fehmi Koru’nun da sorunun işte bu “sistem/düzen” yönünü yazmasını da bekliyoruz…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here