Katalanlar da İspanya da dünya sistemi de kesin kararlı.. Türkiye endişeli.. Ne olacak şimdi?

5

İspanya’nın en fazla ilgi çeken kenti hangisidir?

Bu sorunun dünya genelinden alacağı cevap, “Hiç kuşkusuz Barselona” olur. İspanya’nın değilse de, ülkenin 17 özerk bölgesinden biri olan Katalonya’nın başkentidir Barselona.

Avrupa’nın 5. büyük ekonomisidir İspanya; Katalonya ise İspanya içerisinde en zengin ‘özerk’ bölgedir.

Bu ayın ilk günü Katalonya bölgesinde yapılan referandumda katılanların büyük bir bölümü (yüzde 90’ı), bağımsızlık yönünde oy kullandı.

Gelen tepkiler üzerine.. yerel yöneticilerden.. bağımsızlık arzusunun niyet halinde kalacağı görüntüsü alınırken.. dün âni bir gelişme yaşandı: Katalonya Bölge Meclisi konuyu oya sunarak İspanya’dan ayrılma niyetini bağımsızlık kararına dönüştürdü…

Bayrağını alan sokaklara fırladı Barselona’da.

Madrid’teki merkezi hükümetin “Tanımıyoruz” açıklaması ise gecikmedi; ardından da bir dizi yaptırım haberi erişti: İspanya Senatosu hükümete bölge yönetimini fesih yetkisi verdi; hükümet de Katalonya bölge yönetimi üzerinde bu yetkiyi kullandı ve yeni yönetimin oluşması için seçimi yenileme kararı aldı.

Avrupa tarihinde bir ilk bu gelişme.

Avrupa’da ayrılıkçı rüzgârlar

Bizler, kendi bölgemizdeki gelişmeler konusunda fazlasıyla duyarlı olduğumuz ve Avrupa Birliği’nin bir parçası olma hedefimiz de bulunduğu halde, içinde yer aldıkları ülkelerden ayrılma arzusunu her vesileyle dışa vuran bölgelerin Avrupa’da da var olduğunu pek fark etmiyoruz.

Oysa yalnız İspanya’da değil, Fransa’da, İngiltere’de, İtalya’da da fırsat bulduklarında ayrı devlet olmak istemeye hazır bölgeler bulunuyor.

İngiltere’de ‘özerk’ İskoçya bölgesinde ‘bağımsızlık referandumu’ 2014 yılında yapıldı; İskoçların önemli bir çoğunluğu (yüzde 63) Birleşik Krallık içerisinde kalma yönünde oy kullandı.

Ancak İngiltere Avrupa Birliği’nden Brexit referandumuyla ayrılma kararına varınca, İskoçya, o iradeyi tersine çevirmenin yollarını yeniden aramaya başladı.

Muhtemelen önümüzdeki bir yıl içerisinde bir kez daha referanduma gidilecek İskoçya bölgesinde…

Bağımsız devlet sayısı azalmıyor, artıyor

Katalonya “İspanya’dan ayrıldım” dediğinde bugünden yarına Avrupa’da yeni bir devlet ortaya çıkmış olacak mı?

Zor.

Bağımsızlık ilânı sonrasında ‘dünya sistemi’ içerisinde yer alan kurumlar ve tek tek ülkeler Katalonya Bölge Meclisi tarafından ilân edilen bağımsızlık kararını tanımayacaklarını açıkladılar.

İspanya da ayrılmayı kabul etmek niyetinde değil.

Sadece ‘bağımsızlık ilânı’ ile yeni bir devlet kurulmuş olmuyor; o devletin fonksiyonlarının çalışabilmesi için ‘tanınmış’ olması da gerekiyor.

Daha önce de değinmiştim: Dünyamız bağımsız devletler konusunda sayıca çoğalma etkisi altında. Birinci Dünya Savaşı’na kadar dünyamızda pek çok bölgeyi egemenliği altında tutan imparatorluklar vardı. 1919’da kurulan kısa ömürlü Cemiyet-i Akvam’ın üye sayısı sadece 32’ydi.

Bugün Birleşmiş Milletler’in 193 üyesi var.

193 bağımsız devlet bulunuyor 2017 yılında.

Mikro milliyetçilik devletleşme arayışında; bu sürecin önü açılırsa mevcut her devletten ayrılmaya kalkışacaklarla BM üye sayısının bini aşması gerekebilecektir.

Dünyada yerleşik sistemin buna –hiç değilse şimdilik– izin vermeyeceği anlaşılıyor.

Çekler ile Slovaklar arasında gerçekleşen anlaşmayla Çekoslovakya’nın ayrışması mümkün oldu; karşılıklı anlayışın bulunmadığı zorlamalara bugünlerde geçit verilmiyor.

Mesut Barzani’nin Irak’ın kuzeyindeki ‘özerk’ bölgede yaptırdığı referandumdan da ‘bağımsızlık’ sonucu çıkmıştı; ancak etraftan olağanüstü tepki çekip ilân edildiğinde ülkeler tarafından tanınmayacağı anlaşılınca ısrardan vazgeçildi.

Ne olacak şimdi?

Kendilerini ‘farklı’ gören insanlar bir ülkenin belli bir bölgesinde yoğunlaşmış halde yaşıyorlarsa ‘bağımsızlık özlemi’ duyabiliyorlar; yaşanılan ülkenin gelişmiş veya gelişmemiş ya da zengin veya fakir bir ülke olması fark etmiyor, durum bu.

Onların içerisinde yer aldığı devletler ise ülkelerinin sınırları içerisinde yaşayanların ‘bağımsızlık’ taleplerine açık değiller.

Anlaşmasız ayrılmaya dünya da karşı…

Olacak olan, içerisinde ayrılıkçılık arzusu duyanların yaşadığı ülkelerin, o insanları da tatmin ve mutlu edecek özelliklere sahip çıkma yönünde kendilerini gözden ve gerekiyorsa elden geçirmesidir.

Daha önce bulunmuş ‘özerklik’ formulünün Avrupa’da artık tatmin edici olmadığı anlaşılıyor.

Yeni bir formule ihtiyaç var.

Buna karşılık, içinde yer aldıkları ‘ulus-devlet’ yapısında farklılıklarını dışa vuramadıkları için tatminsizlik yaşayanların da, zorlamalara başvurmak yerine, yeni formulün bulunmasına yardımcı olmaları gerekiyor.

Hiç değilse ayrılma arzuları çatışmacılığa dönüşmediği ve teröre bulaşmadığı için Avrupa’daki devletler şanslılar.

Ayrılıkçı ajandalarının terör eylemleri yoluyla ve kan dökerek gerçekleşeceği ham hayaliyle çabalayıp duranların da artık akıllarını başlarına toplama zamanı geldi.

Ya Türkiye?

Bu gelişmelerin Türkiye açısından da bir anlamı var: Etrafındaki coğrafyanın özelliklerini dikkate alarak geliştirilecek politikalara ve kendi vatandaşlarını tatmin edecek bir ‘mutabakat zemini’ inşasına ihtiyaç bulunuyor.

Sorun varsa, o sorunun ortadan kaldırılması için çaba göstermek de gerekir.

Türkiye’de sorun var, ama yeterince çaba yok.

ΩΩΩΩ

5 YORUMLAR

  1. Sanırım yakın gelecekte ayrılma ve devletleşme gayretlerine daha çok şahit olacağız. Zengin ve üreten şehirler, aynı ülkedeki diğer şehirleri beslemek istemiyor ve bir ayrışma arzusu ortaya çıkıyor. Irak’ın kuzeyindeki oluşumun ayrılmasına Batı ülkelerinin yeşil ışık yakmasının sebebi de bölgenin (petrol) zenginliği idi. BM’ye gelince: Bu yapı 2. Dünya Savaşı’ndan sonra batılı ülkelerin dünyayı daha iyi pay edebilmesi için var ve belki o yapının da varlığı sorgulanacak. Diğer ülkeler, bağımsızlığını ilan etmiş zengin yeni ülkeleri sırf BM’de sandalyesi yok diye gözardı edemeyecek ve bu ülkeler ile ticari ilişkiler kuracaktır. Ayrılma arzusundaki bölgeler de BM’de sandalye kapamayacağız diye ayrılma ve bağımsızlık arzusundan vazgeçmeyecektir. Esas üzerinde durulması gereken konu; 2. Dünya savaşı sonrası oluşturulmuş paylaşım düzeninin çökmesidir.

  2. Batılı sömürgeciler dışı kalaylı içi vay-vaylı düzenlerini allayıp-pullayıp etnik grublara yutturmasalardı, hiçbir ırk mensubu Osmanlı Devletinden ayrılmak istemezdi, Osmanlı Devleti de ne eder, eder onları memnun edecek bir takım sunumlarda bulunurdu, bulunmuştur da.
    Müstevliler ajanları eliyle, halkları samimiyetsizce tahrik etmeselerdi, yönlendirmeleri bir
    tesir bırakmazdı.
    Demokrasi ve özgürlük, baskı rejimleri ile cehaletle bir arada yürümez. Batılılar sömürgenliklerine bir gem vurulacağını anlayınca, demokasi adı altında, sinsice bir “yonca tarlası” icad ettiler ve seçmeni muhtelif hile ve desiselerle aldatarak, yönlendirerek, istedikleri ahıra !sürüklediler. Şimdilerde, demokrasinin de “bohçası” pazara çıkmak üzeredir. Bu durum karşısında, yeni çareler aramıya koyuldular…. Çaresi yok, bohça dağılacak, darmadağın OLACAK.
    Osmanlı Devleti adil ve merhametli düzeni ile aynı inancı paylaşan kimseleri bir arada tuttuğu gibi, aynı inancı paylaşmıyanları da kendine imrendiriyordu. F.Mehmet İstanbulu nasıl aldı ?
    İnanç Birliği (Avrupa’da, hele hele mezhep birliği bile) sağlanamadığı, hukuk ve sosyal yaşayışın birbirine yakınlaştırılamadığı, mefkure birliğinin temin edilemediği bir toprakta BİRLİK sağlamıya çalışmak ham hayal olur.
    Yazarın bahsettiği gibi, “mes’ele, ayrılıkçı arzu taşıyanların yaşadığı ülke yönetimlerinin
    o insanları da tatmin ve mutlu edecek özelliklere sahip çıkma” ” AYIK” lığı, samimiyeti ve dürüstlüğü GÖSTEREBİLMELERİNE bağlıdır.
    Bu birlik ve beraberliği ya bir konsensüs (mutabakat) ile eğitim yolu ile sağlarsın ; ya da,
    Belediyelerde kısmen yapıldığı gibi, birbirini seven, aynı toprağı ve dünya görüşünü, sosyal yaşantıyı BENİMSİYENLERİ bir araya toplarsın ve Kararları Mahallin halkına ve yöneticilerine bırakırsın. Eğer, maymundan türediğini iddia etmiyor ve maymunumsu mukallidler yetiştirmek istemiyorsan. Herkesi bölgesinde ve inancında serbest bırakırsın. Bunun en güzel örneği Osmanlı EYALET sistemi ve onu taklid eden ABD Eyalet sistemidir. Mesela, ABD’ de bir eyalet İÇKİ YASAĞI koyarken, öbüründe sebesttir veya Bir eyalette idam cezası savunulurken….. BU GERÇEĞİ batı hayranları çok iyi bilir. Fakat uygulamak istemezler. Zira, “Mahalle BASKISI” yapmak iliklerine İŞLEMİŞTİR.

    Mesela, KADİM ANTEPLİler (eski Ermenisi ve Yahudisi dahil ), sanırım MARAŞLIlar ….
    şehirlerindeki SOSYAL DEĞİŞİMden hoşnut DEĞİLLER. Kendi Vatanlarında bir GARİP gibi ,,, yaşıyorlar. Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah Vatan , demiş. Balık ise, derya içinde iken, deryada OLDUĞUNU bilmezmiş, ya ! Görülüyor ki, CARİ DEMOKRASİ kitleleri kafeslemek için SÖMÜRGENlerin, bulduğu son icadıdır ve demokrasi MUTLU ve kutlu AZINLIĞIN son icadıdır.
    Sahi, demokrasilerde de, mutlu olan kaç kişi var, bunlar KİM ? !
    Hasılı, insanca yaşamak istiyenler, çok okumalı, çok düşünmeli. Hele hele Osmanlıca yazılmış ESERLE
    Rİ .

  3. Adil Düzen İnsanlık Anayasasında Kuran’ı yorumlayarak hükümler yazdık. Kimse okumuyor ama insanlık ona doğru gidiyor.
    Adil Düzen Anayasasında ocak, bucak, il, ülke ve insanlık bağımsız kendi kendilerini yöneten birimlerdir. Meclisleri, seçtikleri başkanları, yasaları, dilleri vardır. Ocakta birlikte yaşanır, bucakta birlikte çalışılır, illerde birlikte iç güvenlik korunur, ülkede dış savunma yapılır. İnsanlıkta ise uygarlaşmayı gerçekleştirilir. Bunların ortalama nüfusları vardır. Ocaklar 500, bucaklar 5000, iller 500000 ülkeler 50 milyon, insanlık 5 milyar.
    Bunun dışında ocaklar aşiretlere, bucaklar semtlere, iller ilçelere, ülkeler bölgelere, insanlık kıtalara bölünür. Bunlar da yönetim merkezidir. Bunların tüzel kişilikleri yoktur. Merkezi kuruluşların birer organıdır. Adil Düzen’de insanlık buna göre örgütlenecektir. Buna insanlık anayasası kuralları içinde girilecek ya da savaşlara gidilecektir.
    O halde ayrı devlet olmak isteyenlerin en az 30 milyon olmaları ve halkın kendi rızaları ile (ekseriyet kararı ile değil) yeni devlete hicret etmeyi kabul etmeleri gerekir. Bundan az nüfuslu en çok 1 milyon kişi bağımsız il kurabilir. Bunlar devlet içinde hepsi özerktirler. Devletler bir an önce yüze yakın bağımsız il sistemine geçmelidirler. Her il iç işlerinde özerk olmalıdır.
    Yoksa ilahi kanunlar devam eder. Sermaye dünyayı on milyon büyüklüğünde devlete bölmek istiyor. Derebeylikleri ihya ederek araçsız (devletler ve mason teşkilatı olmadan) yönetmek istiyor. Allah böylece devletleri bağımsız iller sistemine zorlamaktadır. Bunları 70’li yıllarda anlattık ve Erbakan dünyaya duyurdu. Biz kahin değiliz. Kuran’dan anladıklarımızı anlatıyoruz ve hatalar bizim doğrular onundur.

  4. Bu yazıyı okuyunca Kanadada Ermeni asıllı bir banka memurunun Türkiye Ermenisi olan bir akadaşının ona anlattıklarını bana hatırlattı.
    Türkiyli Ermeni Ona şunu anlatmış,” Türkiye’de yaşayan bizlerin ASALA örgütünü desdeklememiz için çok uğraşanlar oldu fakat bizleri kandıramadılar sebebine gelince Türkiye Ermenileri olarak bizler genelde zengin ve tahsilli insanlarız biliyoruz ki onların (aslinda bana anlatırken bir devlet ismini verdi ben onlar diye yazdım) derdi silahlarını satıp para kazanmak biz onların oyununa gelmedik içerden destek alamayınca o örgütün sonu geld.”AMA” onlar boş durmadılar ve fakir gariban Kürtlerin çocuklarını kandırdılar kandıramadıklarınıda zorla örgüte kattılar. Garip olan tarafıde Kürtlerin hakkını ariyoruz diyip kürt köylerini yakıp yıkıp gene onları öldüriyorlâr bunda ülke zarar ediyor fakat en çok zararı gören gene gariban Kürtler, zenginlerinin ne malına nede canına bir şey olmiyor.”
    Bahsettiğim banka memuru Türkleri çok seviyordu, ben ne zaman yeni hesap açacak olursam hemen kendisi yapmak istiyordu, Arkadaşı onu Türkiyeye davet etmiş gezdirmiş ve Diş güçlerin Türkler ile Ermenileri nasıl birbirilerine kırdırdıklarını kendi dedesinden öğrendiğini arkadaşına tefferutli bir şekilde anlatmış.
    Sahi neden acaba her millet kendi devletini kurmak istiyor? Yoksa bizim Türkiyelinin veya Karagülle hocanın dedikleri gibi bütün bu entirkalar silah tüccarılarının ve sermaye nin işi olmasınmi?
    United States of America.USA 50 devlet ve herkesin kendine ait kanunlar var ne hikmetse bunların hiç birisi ayrılmak istemediği gibi aklindan dahi geçmiyor.
    Neden acaba?????

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here