1 Nisan, Amerika’nın pis şakasına gelmeyelim de…

28

Bugün 1 Nisan; aldatmanın ‘şaka’ sayılıp resmen destek gördüğü evrensel bir gün.

Dağarcığımda sizlere aktaracağım ‘1 Nisan şakası’ yok; kendimi o yönde bir deneme için hazır da göremiyorum.

Onun yerine ‘erken 1 Nisan şakası’ saydığım bir olay hakkında görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Trump ‘‘Çekileceğiz’’, Dışişleri Bakanlığı ‘‘Haberimiz yok’’ dedi

ABD başkanı Donald Trump birkaç gün önce halk önünde yaptığı bir konuşmada ‘‘Yakında Suriye’den askerlerimizi çekeceğiz, bu tür askeri yükümlülükler bize tuzluya mal oluyor’’ anlamına bir şeyler söyledi.

Galiba bütçeden 7 milyar dolar gitmiş Suriye’de söz sahibi olma uğruna…

Rakam yüksek, ama sanırım Suriye’de asker bulundurmanın ABD’ye maliyeti bu rakamdan da yüksektir.

Türkiye de Suriye’de söz sahibi olmak için maliyetli bir dizi operasyon düzenledi; bereket ekonomiden sorumlu bakan, Mehmet Şimşek, ‘‘Afrin operasyonu bize bir mali yük getirmedi’’ açıklaması yaptı da şahsen rahatladım.

Dünya —ve bu arada ABD de— bedavaya mal olan askeri operasyon nasıl yapılırmış, bizden öğrensin…

Şimdiye kadar yazdıklarımın hiçbiri sizlerle paylaşmayı vaat ettiğim ‘erken 1 Nisan şakası’ değil; ancak onunla bir biçimde irtibatlı gelişmeler…

İşin merkezinde, Trump’ın seslendirdiği, daha onun ağzından çıkalı fazla bir zaman geçmemişken Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün ‘‘Bizde böyle bir bilgi yok’’ diye hafife aldığını belli ettiği ‘‘Suriye’den çekiliriz’’ açıklaması var.

ABD’de Trump Beyaz Saray’a yerleşeli tuhaf şeyler oluyor, bazısı gerçekten ‘şaka’ gibi bu gelişmelerin… Mesela, daha başkanlıkta bir yılını doldurmamışken, ilk günlerde yanına alıp görev verdiği çekirdek kadronun neredeyse bütününü tasfiye etti Trump

Bana şaka gibi geliyor bu.

Şimdi de şu: Başkan halkın önünde politika açıklıyor, bakanlık sözcüsü gazetelere böyle bir niyet olmadığının dolaylı mesajını veriyor.

Uzaktan bakan bizler de ‘‘Hangisi şaka yapıyor?’’ diye kafa patlatıyoruz.

Günlerden beri yazılanlar okunur ve TV ekranlarında dillendirilen görüşlere kulak verilirse, ulemamızın bütününün Trump’ın ağzından çıkanın gerçek olmadığı, Bayan Heather Nauert’ın yalanlamasının doğru olduğu görüşünü benimsediği görülüyor.

Bense ABD’nin bu niyet açıklama ve anında yalanlamayla ‘erken 1 Nisan şakası’ yaptığını düşünüyorum.

Niyet gerçek, ABD Suriye’deki askeri varlığını fazla gecikmeden çekerse ben hiç şaşırmam.

Alınmış bir karar varsa, başkan konumundaki kişinin —Trump’ın— bunu Dışişleri Bakanlığı’na haber vererek yapması gerekmez; o konuda görüşlerine başvuracağı kişiler Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, yani askerlerdir.

Dışişleri Bakanlığı? O bakanlığın görevi, alınmış kararı savunmaktır; ona görev niyet savunulacak bir eyleme dönüştüğünde düşer…

Niyet okuyacaksak…

Esas üzerinde durulması gereken yön, eğer gerçekten Suriye’deki askeri varlığını çekme gibi bir niyeti varsa ABD’nin, bu sürprizin arkasında hangi düşüncenin yattığıdır.

Keşfedilmesi gereken budur işte.

Niyet okuma uzmanlarına ihtiyacımız olan bir yeni gelişmeyle karşı karşıyayız.

Yeni gelişmenin arkasında iyi bir niyet görmüyorum.

Özellikle de bizim —yani Türkiye— için…

Türkiye’nin Suriye’deki başağrısı saydığı Menbiç’te 2 bin civarında Amerikan askeri bulunduğu biliniyor. Bunlar savaşsın diye oraya gönderilmiş askeri unsurlar değil; çoğu eğitmen bu subayların…

Eğittikleri kişiler de yerel milis kuvvetleri; yani PYD/YPG diye bilinen terör örgütlerinin silahlı militanları…

Uzun bir süre içerisinde gerçekleştirildi yerel milislerin eğitilmesi; bunu nasıl yaptıklarını bile dünyaya görüntülü olarak duyurdu ABD’li askeri eğitmenler…

Türkiye’nin Afrin sonrası hedefinin Menbiç olacağı bizde yapılan açıklamalar sayesinde epeydir biliniyor.

Afrin merkeze hemen hiçbir çatışma yaşanmadan girdi TSK destekli ÖSO; orada var oldukları bilinen PYD/YPG elemanları çatışmayı göze alamadıkları için meydanı terk ettiler ve büyük bölümü Menbiç’e gitti.

Ellerinde yine Amerikalılar tarafından sağlanmış en gelişkin silâhlar var.

Bizde ‘‘Kaçtılar’’ tarzında medyaya yansıdı Afrin’in direnişsiz düşmesi…

Kaçtılar mı, yoksa kendilerini eğiten subayların telkinleri sebebiyle mi meydanı terk ettiler dersiniz?

Bana ikinci gerekçe daha makul geliyor.

Şöyle düşünelim: Afrin’den nüfusu çok daha kalabalık ve ‘terörist’ tanımına uygun militanların sayısı da Afrin’deki mukabillerinden hayli fazla Menbiç’in… ABD’nin askeri varlığını sona erdirmesi, ÖSO-TSK ortak cephesinin dikkatini Menbiç’e döndürdüğü ve operasyon başlattığı bir dönemin öncesine geliyor… Operasyonda görev alan ÖSO ile TSK mensuplarının karşısına Amerikalı askerler değil, Amerikalıların eğittiği PYD/YPG unsurları çıkacak…

İyi bir şey mi bu?

Bana pek iyi bir şeymiş gibi gelmiyor.

Hatta ABD bizim için ‘Nisan şakası’ hazırlamış gibi geliyor.

Üzerinde biraz düşünün bakalım.
ΩΩΩΩ

28 YORUMLAR

  1. TERÖRDEN ÜMİT KESİLDİ
    Türk Ordusu Minbiç’e girdiği zaman bunu “İyi haber” diye yazmıştım. Sermaye ile Devletler anlaştı, artık yeryüzünde terörü tasfiye edecekler çünkü ikisi de sonuç alamıyor. Putin’i görevlendirdiler. O da Soçi’de toplantı yaptı, olaylar böyle gelişti.
    Varsayım olan görüşlerim her gün doğrulanıyor. ABD Suriye’den çekiliyor. Fransızlar giriyor gibi. Sonunda Türkiye’de terör sona erdirilecek. Sermaye dünya hakimiyetini başka yolla sürdürmeyi deneyecektir. Türk Ordusu Suriye’de kalmayacak. Suriye Devleti’nin bütünlüğü korunacak.
    Filistin’deki örgüt Sermaye’nin İsrail Yahudilerini etkisi altında tutma çabasıdır. Rothschildler’in genel planı ise silahla değil dolarla çözmektir. Bu istikamette ilerlemektir. Türkiye’deki 15 Temmuz belki de Sermaye’nin son dönemidir. Afrin’den sonra Türkiye’de ikinci denemeyi de yapmaz.
    Bizim yapacağımız Adil Düzen çalışmalarını sürdürerek semt kooperatiflerini kurmaktır.

  2. Papanın paskalya /Easter (1 Nisan) duası şaka değil!

    «Utancı kaybetmek de utanç vericidir. Nefret, egoizm, kibir, hırs, intikam duygusu, açgözlülük, yolsuzluk ve Tanrı’ya ortak koşulması gibi günahlardan ötürü af diliyorum. Genç kuşaklara, savaşlar ve bölünmelerle parçalanmış gençlerin, küçüklerin, hastaların ve yaşlıların kenara itildiği, egoizm tarafından yiyip bitirilmiş bir dünya bırakıyor olmasının utancı içindeyim. Herkes seni terk etse de, ben seni asla bırakmayacağım. Seni değil, gücü seçmek utanç verici. Seni değil, gösterişi ve parayı tanrı olarak seçmek, sonsuzluk yerine dünyeviliği tercih etmek utanç vericidir»

    Açgözlülüğe, yolsuzluğa, parayı tanrı olarak seçmeğe değiniyor. Müslaman bir dindarın duasından pek farkı yok gibi. Tanrıya ortak koşmaktan bahsediyor. Hayatın yonetiminde herkesi etkisi altına alarak kendine adeta köle edebilen «sermaye»nin kontrolünde bir para tanrısı var (belli belirsiz). Sn. Karagülle’nin de devamlı ifade ettiği gibi dünya ölçeğinde herşeyin arkasında olan kirili işleri yöneten el olarak «Sermaye» var. Bireysel bazda paranın önemi inkar edilemez, çünkü ihtiyaçlar için araç teşkil ediyor, ancak nefsini kontrol edeceksin. Onemli olan karsı karsıya oldugunuz bütün şeyler, netice sadeleşerek dinlerin tanımladıgı ya bir Tanrıya ya da şeytana indirgeniyor, nufuz alanı olarak. Papanın bir din adamı olarak bütün kötülüklerin arkasında olan şeytandan bahsetmemesi doğrusu ilginç geldi. Müslümanlar olarak bizim en önemli dualarımızdan biri şeytanın şerrinda korunup (yegane Tanrı olan) Allah’a sığınmak vardır. Bir başka ilginç nokta Papanın Tanrı’ya ortak koşulmasını söz konusu etmesi ki bu bizim inancımız açısından da çok önemli. Eh o zaman bu adamın inanç olarak bir müslümandan pek farkı mı var diye düşünüyor insan. Ancak inanç hiçbir zaman yeterli degil. Amel olarak Papanın dünya kaynaklarını sömüren, bu ugurda kan dökebilen (işte ortadoğu!) hristiyan/yahudi alemine caydırıcı bir etkisi var mı, yok! Papanın önderliğinde bu alem (trinity, hem üçe ve hem de bire inanç) zaten şirk içersinde. Bu konu Kur’an ın ısrarla üstünde durdugu bir konudur « O çocuk edinmedi, eşi benzeri yok» şeklinde geçen çok ayet var. Dolayısıyla dünyadaki sömürünün, dökülen kanların bu temel «şirk içinde olunmak»la ilintisi çok açıktır. Ve bu insanlar bunun pek farkında değil. İşte bundan dolayı bir yerinde «bu insanlara anlatmak lazım, dinlerin ortak paydasını kristelleştirmek lazım» demiştim ve bunu diyebilmek için din uzmanı olmaya gerek yok. Cennette herkese yer var, aklını başına alarak Allah’ın öngördüğü gibi bir yaşam zor degil.

    Papanın da teoride hemfikir oldugu gibi hırs, intikam, açgözlülük, yolsuzluk türü şeylere bulaşmadan bir hayat tarzı gerekiyor. Bu konu özellikle bizim gibi geri kalmış ülkeler için çok çok önemli. Devlet millet yönetimindekiler özellikle sorumluluk altında. Yönetilenler de Allah rızası esasına inanmış sorumlu birer müslümansa toplumdaki yamuklukları giderme konusunda yardımcı olmak zorunda; gerektiğinde eleştirerek, gerektiğinde fikir ve teklifte bulunarak. Bu tür konular temel oldugu için tekrar tekrar söz konusu olacaktır, başka vesilelerle…

  3. Türkiye’nin gözünü korkutmak isteyen “bazı köşelerin yazarları”; bağlı oldukları köşelerin sahipleri adına;

    çok masraflı olacak Türkiye batacak…

    çok can kaybı olacak…

    arkalarında amerika var yenileceksiniz…

    çok gelişmiş silahları ve batılı devletlerin teşkilatları ve teknolojileri onlara çalışıyor…

    tuzak var korkunç bir felaket olacak…

    deyip duruyordu…: Hepsi fos çıkıp kimin adına salladıkları kabak gibi görünmektedir.

  4. Büyük romancımız Kemal Tahir yüz sene önceki hâlimizi şöyle anlatıyor:
    “Dağ gibi öteberi elimize geçmiş. (…) Bizim uzun saçlı bu zafere bir zafername yazar mı dersiniz? Ne zavallı olduk. Kim der ki bu millet bir zamanlar Hint Okyanusu’na donanmalar, Viyana’ya ordular göndermiş. Zafer öyle mi? Gene Yunan’a karşı bir zafer. Bu Yunanlılar da olmasa biz ömrümüzde artık zafer kazanamayacağız galiba!” (Esir Şehrin İnsanları, 223)
    Afrin’de 50 şehit verdik. Utanmamız, mahçup olmamız lazım. Ama Afrin’i siyasete alet etmekten hicap duymuyorlar. Mehmet Akif bu insanları şöyle resmediyor: “Edepten yok payesi, bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi”.
    Ne diyelim Allah onlara akıl fikir versin.

  5. Kürtleri yaniniza alsaydiniz daha iyi olmiyacamiydi elim alemi gelip kürtlerlen beraber calisiyor hem türkiyedeki kürtleri Düsman etiniz hem de Süriyedeki bir de et tirnakiz diyorsunuz

    • Zeki bey o zaman oy sorunları olurdu.Kürt seçmenlerını kayıp etmemek için o
      Meşhur “KURT” işaretini dahi ” ben Rabia işareti zannetim” diyerek iki tarafıda idare etmek zorunda çünkü ortağı ile henüz işi bitmedi. Galiba MHP lileri çantada keklik zannediyor.
      İşi bittikten sonra bizi bunlar aldattı diyip işledikleri suçlardan MHP sorunlu tutarak yırtacakları planları ni onların bilmediğine inaniyor.

    • Zeki bey: Barış sürecini kendileri bozan radikal kürtler ülkede silahı tekrardan almasaydı ve ABDnin bolgeye geldiğini bir fırsat bilp onların yanına koşmasaydı, dahası onlara güvenerek Türkiyeye karşı düşmanca hareketlere girip kan dökmeseydi bütün bunlar olmazdı. Et ve tırnağı birbirinden ayırmağa çalışan yabancıları herkes görmüş durumda, sen de görmeğe çalış…

  6. 1 Nisan Şakası olarak Savaşın maddi maliyeti konusundan bahsediyorsanız? Yazarımız ona inanmadığını ben de biliyorum ve kendiside ABD nin 7 miliyar doları ile cevap veriyor.O soruyu öğlesine sordum.yorumun başlangıç olarak.
    Gerçekten Fahmi beyin yazı üslubu insanı zihnini açiyor.

    • Not:”Nisan şakası olarak” “BoşVer”rumuzlu yorumcuya cevap olarak yazmıştım yalnışlıkla yorum yazma bölümüne yazmışım.

  7. İnsan acaba görüşlerini beğenmediği yazarı neden hergün okuma zahmetine katlanır hatta altına bir sürü analiz diye yazarı bile itham eder şeyler yazma zahmetine katlanır diyecektim, ama bunlar birde yazarın sayfasında birbirlerine methiyeler düzüp başka görüşte olanları güya aşağıladıkları aklıma gelince bunlar olsa olsa paralı troller. Az bir utanmaları olsa bu yazar hiçbir yerde yazdırılmamış sonunda kendi sitesini açmış belki havuzmedyasının toplamı kadar okuyucuya ulaşmış bir yazar, sizin eleştirilerinizi ve ezberlerinizi de yayınlamaktan gocunmuyor. Ama trolleri buda kesmiyor. İnterneti boşuna RTÜK kontrolüne boşuna almadılar burada da yazdırmazlarsa hiç şaşmayacağım.

    • Benim anladığım bu trollere görev dağılımı yapmışlar galiba. Bunlara da burası düşmüş. Hergün bıkmadan usanmadan yazarı ve takipçilerini trollemek çalışıyorlar. Mesela Twitter’dan Temel Karamollaoğlu’nu, Akşener’i, belli başlı muhalif isimleri trollemek, tehdit ve hakaret etmek için ayrı ayrı oluşturulmuş gruplar. Bakıyorum aynı şeyi sürekli yazıyorlar. Temel Hocanın eşinin ingiliz olması gibi. Yaz yaz dur. Hepte aynı hesaplar. Tabi bu siteye düşen trollerin işi zor çünkü hemen trollenmiyoruz. Nurdan Hanım hemen faş ediveriyor hepsini. 😀😀
      Dediğiniz gibi Sayın Koru gazetede yazacak köşe bulamıyor bir tanesi gelmiş buraya Türkiye’de basın özgürlüğünün ne kadar ‘gelişmiş’ olduğunu söylüyor.

  8. Fransiz macron’un ypg ile aramizda arabuluculuk yapmak istemesi sanki biraz abartiliyor. Hukumet ile fetoculerin arasini yapmak icin arabuluculuga soyunan koseyazarlarinin dolastigi bir ortamda macron’u balla beslesek olur!

  9. NURDAN HANIM esed sebbihalarini Öso ile karıştırıyor galiba. Bazen muhalif yazayım derken abartiyorsunuz. Çok haksız bir suçlamada bulunmuşsunuz.
    Yine de saygılar

  10. Eskiden ABD ve Batı ile ilişkilerimiz bu kadar gözönünde tartışılmazdı.
    Vatandaşın herşeyi bilmesine gerek yok diyerek işlerin çoğu kapalı kapılar ardında halledilir ve karşılıklı diyaloglar daha kibar politik ve diplomatik olurdu.
    Ama AKP nin son 5 yılında işler değişti.
    Gözümüze sokulmaya çalışılan şu:
    ABD ve Batı ile tam bir bilek güreşindeyiz.
    AKP ve lideri hergün ABD ve AB ye çatıyor.
    Dil desen diplomasi dili hiç değil.
    Amaç vatandaşa bakın hakkımızı batıya yedirmiyoruz aslanlar gibi savaşıyoruz görüntüsü vermek.
    Ama işler perde arkasında bence hiçte öyle değil.
    Gene ticaretimizin %80 i ABD ve AB ile…
    Gene onlardan milyarlarca dolarlık alım yapmaya devam ediyoruz.
    AMerikan üsleri (Kürecik,İncirlik v.s.) hala Türkiye de faaliyette.
    Bakalım bu şekilde nereye kadar gidilecek….

    • İçeriği ve üslubu ile doğru bulduğum bir yorum.

      Hukuk kurallarının geçerli olduğu, içeride olsun dışarda olsun sorunların kimseyi rencide etmeden açık olarak tartışıldığı bir ortamı sağlayacak, ifade ve basın özgürlüğüne saygılı siyasi partileri ve politikacıları aramaya devam.

  11. insanlar 1 nisanın endülüse uzanan çıkış hikayesinden haberdar mıdır acaba sayın koru, bir değinse miydiniz.
    afrine girerken de pek çok çekincelerinizden bahsetmiştiniz, şöyle olmasın böyle yapılmasın diye de işaret etmiştiniz. pek çoğumuzun ortak endişesi suriye de bir batağa çekiliyor olup olmadığımız değil mi??? son derece haklı bir endişe. mevcut konjektürde bir tehlike ile karşı karşıyayız hali hazırda. bunu ya sınır dışında karşılayacağız ya sınır içinde. hükümet muhalefete rağmen çok doğru bir kararla savunmayı sınır dışına taşıdı. karşı çıkan sadece chp yönetimi ve küçük bir azınlık oldu ancak. fırat kalkanı olsun, el bab ve afrin hamleleri olsun karşı çıkan chp yönetimi içerde hiç bir karşılığı olmadığı halde girilmesin, ilerlenmesin, öso terör örgütüdür demekte neden ısrar etmektedir??? çünkü bunların dışarıda karşılığı vardır, yankısı olmaktadır. chp yönetimi türkiye de bu işlerin iktidarın kararı olduğu yönünde dışarda işler çevirirken içeri de ise harekatların başarısını iktidara kaptırmamak için çabalamaktadır. afrin harekatına çakılmış bir çivisi olmayanlar sıra ganimete gelince ön sıraya geçecekler öyle mi??? 1400 yıl hiç mi bir şey değişmez…
    bir tv programında orta doğuda iki seçeneğin olduğunu söylüyorlardı;masada olmak ya da menüde olmak
    mesele gerçekten bu kadar basit anlatılabilir.

    trumpın çekiliyoruz demesinin meali nedir acaba ki çekilecek mi çekilmeyecek mi kararını net verebilelim.
    siyaseten bir karşılığı yok çünkü kmapanyasında obamayı ıraktan erken çekildi diye çok sert eleştirmişti.
    ekonomik karşılığı da yok pkk ya milyon dolarlar bütçe ayırmaya devam ederken suriye de harcadıklarını suudilere ödeteceğini zaten açıkladı. çekiliyoruz derken ne demek istedi acaba??? Fransızların konuya katılımına değinmemiş sayın koru. belki bir arkası yarın sebebiyledir. fransanın çıkışı ilginç fransa olarak asker göndermeyeceklerini söylemesi belli ki diğerleri için bir kapı mesabesinde. ve tüm bunları zehir meselesiyle bazı ülkelerin bir araya gelip rusyaya karşı kurulan kumpaslardan ayrı görmemek gerekir…tarihin hiç bir zamanında bu kadar çok diplomata dokunulmamıştır macronun garip garip şeyler söylemesi garip garip olaylar nedeniyle galiba…

    afrinden teröristler kaçtı mı çekildi mi ne farkeder, afrinin pkk için tarihi önemi ve ayrıca jeopolitik değeri
    ortada. belli ki bir şekilde gitmek zorunda kaldılar. en gelişmiş silahlarınız da olsa silah kullanan önce yürektir sonra bilek gelir. ne kadar eğitirseniz eğitin yine bir türk askeri 1000 adama karşılık gelecektir…

    Operasyonda görev alan ÖSO ile TSK mensuplarının karşısına Amerikalı askerler değil, Amerikalıların eğittiği PYD/YPG unsurları çıkacak…
    İyi bir şey mi bu?
    Bana pek iyi bir şeymiş gibi gelmiyor.
    diyorsunuz ama afrin de karşımıza çıkanlar kimdi yine onların eğittikleri değil miydi, üstelik batılı savaşçılarla beraber. Amerikalılar karşımıza çıkacak deseniz belki iyi bir şeymiş gibi gelmeyebilirdi ama sözleriniz de yeni olan ne var…anlayan varsa yorum yazabilir…

    • Didem hanım son zamanlarda artık dış politika öncelik ve dolayısıyla gündem oluyor malumunuz. Bu yüzden muhalefet direkt olarak bu konuda iktidara saldıramıyor, karşı çıkamıyor, hırsızlık, yolsuzluk ve benzeri suçlamalarda bulunamıyor. Çünkü dış tehditler daha somut, riskler daha açık ve düşman doğrudan karşımızda olduğundan artık iktidara yersiz muhalefet açıkça ülkeye karşıtlık etmek anlamında oluyor. Bu durumda çekinceler, uyarılar yapma görünümü altında alttan alta korkutma ve tehditler devreye giriyor. Her başarının arkasından kaçmadılar , planlı ve bilinçli çekildiler gibi karşıdakine bir üst derece verme veya ellerinde hala abd nin en gelişmiş silahları var şeklinde korku salma taktikleri devreye giriyor farkındaysanız. Sanki devlet kademesi bu ihtimalleri, riskleri bilmiyor , analiz etmiyor ve değerlendirmiyormuş gibi. Dış meselelerde yapılması gereken asıl olarak düşmana birlik mesajı vermektir. Bu da devlet ve ordu yetkililerinin kapalı kapılar ardında her türlü değerlendirmeyi yaptığına inanıp güvenerek akla gelen bazı çekinceleri bile açıkça dillendirmemekle tam aksine elde edilen başarıları çokça ve açıkça dillendirerek toplumsal motivasyonu ve askerin moralini artırmaya çalışarak olur. Geçmişte iktidar ve muhalefet arasında dış meselelerde böyle bir davranış şekli vardı ama son yıllarda iç ve dış muhalefetin gereğinden fazla dayanışması sebebiyle bu ortadan kalktı maalesef. Bu da millilik yerlilik ve ihanet tartışmalarını ister istemez gündeme getirmekte sonuç olarak.

  12. Üstad Koru’ya dış politika konularında yorum yapmaktan ictinabetmesini öneriyorum,
    Onun yerine Nurdan Hn. maşallah aslanlar gibi dış politikamızın tutarsızlığını ortaya koymakta çok mahir, Ocak Medya’da dış politika yazmaya başlasın.

  13. Bir ülke ister iç ister dış politikasını oluştursun öncelik vermesi gereken konu kendi menfaatleridir. Elbette özellikle dış politikada diğer ülkelerin çıkar, tutum ve davranışları da hesaba katılır ancak kararlar ve davranışlar ülke menfaati gözetilerek alınır. Tabii ki eski zamanlardaki gibi hem dünya konjonktürü uygun değil hem de kendi gücünüz yeterli değilse bunu hakkıyla yapamayabilirsiniz. Ama ne koşullar ne de imkanlar hiçbir zaman ideal olmayacağı için, maharet bunları kendiniz için en üst seviyede fayda sağlayabilecek şekilde kullanmaktadır. Sultan Abdülhamitin hep hangi yönünü methederiz; her türlü zorluk ve imkansızlığa karşın o zamanın güçlü devletleri arasındaki dengelerden yararlanmasını değil mi. Bu gün de dünya güçleri arasında denge ve çekişmelerden yararlanabileceğimiz bir konjönktürdeyiz ve bana göre özellikle son zamanda bu durumu lehimize kullanmayı başarmaktayız. Abd deki iç düzensizlik, Abd- Rusya – AB arasındaki çekişmeler, İranın sıkışmışlığı ve benzeri koşullar Suriyede durumu bizim öngördüğümüz bir çözüme göre götürmemize imkan veriyor. Biz bu durumu yöre halkının faydasına olacak şekilde devam ettirdiğimiz için vicdani açıdan da en rahat konumdayız. Bu yüzden evet diğer oyunculara dikkat edelim ama amaç ve davranışlarımızı kendi ilke ve menfaatlerimize göre oluşturalım. Başkasının ne şaka hazırladığı da bir noktadan sonra önemini kaybeder çünkü çok şükür imkan ve kabiliyetlerimiz artık yakın mertebelerde onlarla.

    • son derece benzer bir anlayışa dolayısıyla benzer bir duyuşa sahibiz. doğal olarak…
      recep tayyip erdoğanın bu ülkeye yaptığı en büyük hizmetlerden biri batının ipliğini pazara çıkarmak oldu. dostuz arkadaşız ortağız derken arka plandaki niyetler kamera önünde sırıtmalar arkaya geçince hırlamalar şimdi deşifre oldu. dışarda düşman birleşince yöneticilere düşen tehlikenin büyüklüğü karşısında halkı bilgilendirmektir. safları sıklaştırmaktır. gedikler olabilir bir şekilde kapatacağız…
      içerideki tehtidler her zaman dışarıdakinden önemli olmuştur…işte Osmanlı…
      saygılar selamlar

      • Haklısnız Didem hanım. Devlet onlarca yıl biz batı kampının içindeyiz onlarla müttefikiz dedi ve vatandaşlara da inandırdı ve ezberletti. Bunun yan etkisi olarak da tarihimizi ve değerlerimizi kötüledi. Ama Fehmi beyi yıllardan beri okuyan biri olarak onun sık sık belirttiği ” GERÇEKLERİN ER GEÇ ORTAYA ÇIKMAK GİBİ KÖTÜ BİR HUYU VARDIR” sözü doğrulandı. Şimdi bu durumu tüm vatandaşlar görene ve devletimiz de bunun gereğini tam olarak yapana kadar, vatandaş içinde bazı çekişmeler olabilir ama bunu da atlatıp daha birlik içinde ve gelişmiş kalkınmış bir ülke olacağız eninde sonunda. Çünkü 2019 bir liderlik altında devletin bütünleştiği ve düzenin oturduğu bir sürecin hitama erdiği, ama yeni, hızlı ve daha derli toplu bir ilerleme sürecinin de başlangıcı olacak inşaallah. Zamanında Özala bugünün benzeri kötülükleri yapanların bugün onu hayırla yadedmesi gibi, bugün Erdoğanı çok daha şiddetle düşmanlaştırmaya çalışanların 20 yıl sonra torunlarına bugünleri anlatırken ona nasıl sahip çıkacaklarını, yaptıklarına nasıl ortak olmaya çalışacaklarına şahit olacağız hepimiz.

  14. Sayın Koru,9 köyden kovulmuş biri yazar olarak; gerçekten Mehmet Şimşek’in dediklerine inandınız mi? Peki baş danışmanın sözlerine ne dersiniz?
    50 şehit vermişler ama Süriye bataklığndaki pastadan pay kapma ihtimali varmış Mütahitleri oralarda işi alacakmiş…
    Oy amacı ile yapılan siyaset, bütün enerjisini bu yolda harcadığı için sorumluluk diye bir endişeleri olmadığı gibi hem içerde hemde dışarda TCyi düşunmemeleride onlara gõre gayet normal. Bu yõnde başarılı ola bilmek için kendine oy vermiyenlere “ÇATLASANIZDA PATLSANIZDA biz yıktık işte” diyerek kúlhan beylik yaptıği yetmezmíş gibi başka ülkelerín iç işlerini de tehdit edip meydan okuyuyorlar nedenide onlara yaptırtıkları kanunsuzluklar yüzünde işlerinden atılananları savunmakí. ” Ey sen o emiri kimden aldında içişleri bakani ve istibarat müdürünú görevden aldın bunun bedelini ağır ödiyeceksın.”Acaba bu tür tehtitler ile sallanan koltuklarını tamır edebileceklerini mi zannediyorlar?
    Afrin halk ile yapılmış raportajı ÕSO nin yaptíkları canavarlikları PYD yapdi diye çeviren tercúman ve benzerleri ile birlikte ne kadar dayanabilirsek kârdır dúşuncesinde olan politikacíların tahribatlarına bu úlke ne kadar daha dayana bilirki?
    Úlkenin can damarlarıní besliyen insanlíğı sandığa koymuş anahtarınide okyanusun derinliklerine gömmüşler.
    ABD nin 1Nisanşakası bunları umurundami sanki? Hatta bunlar öğle birşey olsa sevinirler, oy propaganda si için bir numara. Bizi aldattílar.veya aldanmışız.
    Bu şôzler son 5 yılın en popiler cumleleri

      • Şaka yapan birisi obaşlığı atacak kadar bilgiden noksan olmadığını bildığım için.
        Diğer taraftan sayin Koru,,bu gibi konularda şaka yapacak bir”YAZAR”değil.Heleki konularTürkye ve halk olunca halkın yöneticiler tarafından aptal yerine konularak söylenen yalanlari görmezlikten gelecek kadarda vijdansız ve kalemini kirletecek birisi olmadığını da yazıları vasıtası ile iyi bildığim için.

    • Nurdan hanım, sınır ötesi müdahele/savaşma gereği ayrı bir olay. Keşke buna gerek olmasaydi. ancak ABD işin bahanesi var diye hemen yanibaşımızda bir muttefike yakismayacak tavir alınca Türkiyenin cesaretle mudahele etmiş olması fena mi oldu?

      Pastadan pay alma işi toprak kana bulanmış olsa da olacaktır. Insallah en kisa zamanda taraflar anlasir kan diner ve iş o asamaya gelir. Birileri oralarda bu insaat islerini elbet ustlenecek. Bir bakarsin bu konuda ilerde Fransa-Turkiye isbirligi devreye girer….

      Diger yandan, baş danışman gerçekten “pasta” lafı ettiyse diger danışmanlarin akli seviyesi kimbilir ne alemde. Söylenmese de bir süre sonra zaten olabilecek muhtemelen şeyleri söylemek “dostlar alışverişte görsün” (ama “avarel”) türü bir çıkis, hem partiyi ve hem de ülkeyi küçük düşüren bir olay.

      • Bizi yönetenlerin gayesi oy olduğu için palavra,tehdit ve meydan okuyarak milleti kandırmakla uğraşirken,tabiiki ABD ve diğer devletler de bunların zaaflarını kendi menfaatları için kullanırlar.
        Afrindeki raportajın ōso yerine pyd demeleri de bunun için.
        Tabi Türkiyede onun yalan çeviri oldüğunu kimse anlamasın diğe keserek yapılan bir haber.
        Doğru söyleyeni 9 köyden kovsalar da susturamayacaklarını bir anlayabilseler.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here