Seçim yolunda AK Parti muhalefetin önünde.. Muhalefet yine de öne geçebilir (mi?)

22

AK Parti, belediye başkanlığı için aday göstereceği kişilerin isimlerini kamuoyu ile paylaşmayı tek bir oturumda yapmak yerine parçalara bölmeyi daha uygun bulmuş görünüyor. İsimleri açıklama görevini de Cumhurbaşkanı da olan AK Parti genel başkanı Tayyip Erdoğan bizzat üstlenmiş durumda.

Dün de aralarında Ankara ve İzmir’in de bulunduğu bazı illerin belediye başkan adayları açıklandı.

Sürpriz var mı?

Görebildiğim kadarıyla yok.

İstanbul için uygun görülen isim açıklandığında da sürpriz duygusu yaşanmayacağına eminim.

Tayyip Erdoğan önemli görevlere uzun yıllardır tanıdığı isimleri getirmeyi tercih ediyor çünkü.

Bugüne kadar Tayyip Erdoğan’ın yaptığı tercihler halktan da kabul gördü ve AK Parti girdiği her seçimden başarıyla çıktı.

Şimdi de beklenen, aynı başarının 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimde de tekrarlanması…

MHP ile ittifak bu seçimde de işlevini yerine getirirse İstanbul ve Ankara AK Parti’de kalmaya devam ettiği gibi, CHP yanlış bir isimle seçmen karşısına çıkarsa İzmir’i de kazanabilir AK Parti-MHP ittifakı…

Kağıt üzerinde durum böyle. 2002 yılından beri yapılan seçimler de bu tahlile hak verdiriyor.

İtibarlı yazarlar öyle demiyor ama…

Durum gerçekten böyleyse, AK Parti’nin itibar ettiği kalemlerin alarmist yaklaşımlarının sebebi ne olabilir?

Her gün bir veya iki köşede ‘‘Aman ha, bu seçim kaybedilebilir de’’ anlamına gelecek uyarı yazıları çıkıyor. Kimi aday gösterilmek istenen/gösterilen isimlere itiraz ediyor, kimi ise vatandaşın sıkıntılarını öne çıkartarak endişesini dillendiriyor.

Vaatlerde bulunulmuş, yerine getirilmemiş… Ekonomide yaşanan sıkıntılar artık herkesi rahatsız edecek derecelere çıkmış… İşsizliğe çare bulunamamış…

Bir yanda aday belirlemede oldukça rahat görünen AK Parti, bir yanda da ona her ahvalde destek çıkan köşe yazarları… Ters köşelerdeler…

‘‘Yerel seçim sanmayın, bu seçimin sonucu ülke açısından Bir BEKA SORUNU; burada tökezlenirse iktidar da kaybedilebilir’’ tarzda yorumlar AK Parti’nin itibar ettiği yorumcuların ağızlarında.

Göremediğimiz, bizim gibi dışarıdan bakanların algılayamadığı bir cereyan alttan alta kendini belli ediyor da, AK Parti bunu fark edemiyor ve bazı destekçileri bu yüzden mi telaşlı?

Tekrar edeyim: AK Parti hiç de endişeli görünmüyor; özellikle de MHP ile ittifak tazeledikten sonra…

İki muhtemel gelişme yukarıdaki soruya daha kesin cevap vermeyi kolaylaştırabilir.

Formül ve aday… Muhalefetin sınavı…

Gelişmelerden biri, muhalefetin iktidarı zorlayıcı bir formül bulmasıdır.

24 Haziran seçimlerinde muhalefet beklediği başarıyı gösteremedi; cumhurbaşkanı adayı gösterdiği isim seçilemediği gibi, MHP ittifakı sayesinde AK Parti iktidarda yoluna devam edebiliyor. Ancak yine de daha büyük bir başarısızlığın önüne geçmeyi o seçimde başardı muhalefet. CHP’nin karşı-ittifak hamlesi bütünüyle hayata geçebilseydi, sonuç çok daha farklı da olabilirdi…

Yine de İYİ Parti’nin seçime katılabilmesinin önlenmesi girişimini önleyici türden hamleler yapabildi CHP.

İYİ Parti’nin seçime katılamadığı bir seçimin nasıl sonuçlanacağı hiç hesaba katılmıyor. Oysa katılmalı ve üzerinde iyice düşünülmeli.

Kendi kanaatimi yazayım: CHP İYİ Parti’nin seçime katılması hamleleriyle muhalefet adına çok daha vahim olabilecek bir başarısızlığı da önlemiş oldu.

Bakalım bu defa nasıl bir hamle gelecek CHP’den?

AK Parti’ye yakın çevrelerin telaşının sebebini anlamaya yarayacak muhtemel gelişmelerden ikincisi, tahmin edilebileceği gibi, muhalefetin seçmen önüne çıkaracağı adaylardır… Yerel seçim vatandaşı doğrudan ilgilendirir, bu yüzden de parti sadakatinin en aza düştüğü seçimdir. Tanıdığı, güvendiği, iş yapabileceğine inandığı bir ismi kim aday gösterirse, biraz tereddüt etse de, oyunu partisinden olmayan beğendiği bir adaya da yönlendirebilir seçmen…

Bunun örnekleri geçmişteki bir çok seçimde görülmüştür.

Telaş bütünüyle sebepsiz değil yani.

İYİ Parti’nin tavrı bu defa da önemli. 24 Haziran seçiminde İYİ Parti’nin varlığı daha vahim olabilecek bir başarısızlığın önüne geçti; ancak Meral Akşener’in kendi adaylığında ısrarcı anlamsız takıntılı tavrı muhalefet adına ciddi olabilecek bir başarıyı da imkansız hale getirdi. Şimdi de benzer bir durumla karşılaşılması pekala mümkündür.

Geldiğimiz nokta, artık yapılmasına dört ay kalmış olan yerel seçimde, iktidar partisinin neredeyse bütün adayları da belli olmuşken, hala müphem unsurların varlığıdır. Şu anki durum, 31 Mart 2019 seçiminin AK Parti adına yeni bir zafer olabileceğine yakın bir durum. Bunu değiştirebilmek ancak muhalefetin yapabileceği manevralara bağlı.

Muhalefet o manevraları yapabilir mi?

Cevabı herkes kendisi versin.

ΩΩΩΩ

22 YORUMLAR

  1. Manevra kelimesi, özellikle seçim döneminde bana çağrıştırdığı ne etiğin ne hakkaniyetin ne dürüstlüğün gözetilme kaygısının taşınmadığı, tamamen olumlu neticeye odaklanmış etkisi olabileceği düşünülen hal ve hareketler. Manevra, yan çizmek gibi, miş gibi görünmek, meşru elbisesi giydirilmiş gayrimeşru gibi.. Manevra kabiiyeti iktidarda da muhalefette de fazlasıyla var. İttifak edilgen, parsellenmiş toplum tabanın ittifağa dahil olan partiler arasında aleni paylaşımını ifade ediyor. Adaylardan önce o parsellerin paylaşılması konusunda anlaşma sağlanması lazım. Şahsım aday odaklı karar vermek niyetindeyim. Lakin aklıma takılan bir husus; belki çoğu kişinin de bilinçaltında vardır; eğer İstanbul gibi bir şehre iktidar mensubu olmayan bir başkan seçilirse, ve iktidardaki siyasi görüş onu gelecek seçimde dezavantajlı bir duruma getirmek için manevra yaparsa ne olucak, doğal olarak yerel yönetime merkezden gelen kaynaklar asgari düzeyde, gidenler ise azami düzeyde tutulmaya çalışılacak ve nihayetinde şehir hakettiği hizmet kalitesinden kayıp yaşayacak? Bu muhtemelmidir. AK parti gibi hak ve hakkaniyet temelinde kurulmuş bir parti iktidardaysa elbette mevzubahis değildir… Yani hiç ihtimal vermiyorum.. Berat Albayrakla, Mevlüt Çavuşoğlunu da bir yerlerden aday gösterseydi AK parti isabet olurdu, bu vesileyle memleket ekonomi ve dış politikada belki bir ilerleme süreci içerisine girebilirdi…

  2. Seçimlere 4 ay var.Az zaman değil.Ekonomi berbat lakin iktidarın bir şekilde durumu seçimlere kadar rölantide götüreceği aşikar.Seçimden sonrası Allah kerim.Artık IMF mi buyur edilir bilemem.Tutarlı ekonomistlerin tahminleri o yönde.Muhalefet de çarkları çeviremediğine göre AKP+MHP iş birliği İstanbul’u alır.Ankara biraz karışık görüntü veriyor.Muhalafet Mansur Yavaş’ın CHP’den adaylığı üzerinde ittifak ederse CHP+İYİP pekala Ankara’yı alabilir.Ankara’da kafa kafaya bir durum oluşacaktır yine.İzmir’de CHP her halükarda alır derim.

  3. Bu milletin Erdoğanla ilişkisi, eşiyle, dostuyla olan ilişkisinin aynısıdır. Düşüncesinde veya bazen de lafında zor zamanlarda belki şikayet eder, daha iyisini ister, biraz bozuştumu belki biraz küser gibi, başka birine göz kırpar gibi olur ama son kertede başkasına gitmez, boşamaz, terketmez hayat yolculuğuna birlikte devam eder. Sevgi böyle birşeydir.

    • 17mart2018 tarihli Bafra55.net’ ten bir haber:
      Samsun Bafra ilçesinde sevgili olduklari öğrenilen Osman E. ile Belgin Ş. isimli iki genç gece saat 22:45 sıralarında Bafra Çetinkaya köprüsünün parmakliklarina çıkıp 155 i arayarak ” biz birbirimizi çok seviyoruz ama bizi ayırmaya çalışıyorlar fakat bizi kimse ayiramayacak” deyip Kızılırmak nehrine atlayarak intihar etti.
      Çevredeki vatandaşların da durumu fark etmesi üzerine olay yerine çok sayıda ambulans, itfaiye sevkedilirken su altı arama kurtarma ekibi çalışma başlattı.iki saat süren arama kurtarma çalışmalarından sonuç alınamadı.iki sevgiliden geriye kalan olay esnasında toplanan meraklı vatandaşlardan birinin suyun içinde intihar girişiminden pişman olan Belgin Ş.nin sevgilisini kurtarmak için feryat figan çabalarken son gücünü toplayan Osman E.nin sevgilisini suyun altına çektiği görüntülerin videosu kaldı.
      Show TV haberi ” göz göre göre ölüme gittiler” başlığıyla verdi.
      Olay akıllara Bediüzzaman Said Nursi’ nin ” gayr-ı meşru sevginin cezası merhametsiz ıstırap tır” meşhur sözünü hatırlattı.

  4. Ne muhalefeti Fehmi bey Devlet Bahçelimi Muhalefet yoksa DEVLET BAHÇELİNİN DANIŞIKLI DÖVÜŞÇÜSÜ MERAL AKŞENERMİ yoksa SEÇİM KAZANAMAMA ŞAMPiYONU KEMAL KILIÇDAROĞLUMU

  5. Belki de haklı
    Erdoğan’ın aynı zamanda parti başkanı olmasını doğru bulmadığımı tekrar tekrar yazdım. Şimdi Erdoğan listede bir oyun oynamasınlar diye kendisi önceden ilan ediyor. Adayları bizzat seçiyor. Ben adayları tanımıyorum. Şimdilik sorunlu olmayan bir liste gibi. Muhalefetin iktidarı geçebilmesi için yeni projeler çıkaracak adaylara ihtiyacı vardır. Mevcut düzeni 16 senedir başarı ile götüren bir parti durup dururken değişsin ki.
    AK Parti bu seçimlerde adayların göstereceği başarı ile iktidarda kalıp kalamayacağını belirleyecektir. İstanbul adayı önemlidir. Basındaki rahatsızlık iyi yolda olduğunu gösteriyor.

  6. DEVLET (Devlet bahçeli de anlayabilirsiniz) HER ŞEYİ KONTROL ALTINDA TUTUYOR.
    Devletin derinlerinde pişirilen bir şey var, o da Devlet bahçelinin şahsında cisimleniyor.
    Seçimler onay mekanizması işlevi görüyor.
    Demokrasinin en büyük zaafı her konumdaki kişinin oyu eşit sayılması görünse de kazın ayağı öyle değil.
    Burada da güç sahipleri devreye giriyor.
    Güç sahiplerinin gücü ölçüsünde halkı (avam)etkileyecek estrumanları mevcuttur.(Burada bir zamanlar ekmek arası dönerle yüzde yedi buçuk oy alınmış olduğunu unutmayalım)
    Dolayısıyla yine belirleyici olan aktörler güç sahipleridir.
    Kaybedenler külübü nün üyeleri tekrar tekrar yarışa sokuluyor.
    ( K.B.)Mağlubiyet ve kazananlar külübünün zaferi garantiye alınmak isteniyor.
    Yeni ve farklı adaylar bir şekilde yarıştan uzak tutuluyor.
    Egemenin en büyük mahareti bu aslında.
    Yarışa katılacakları ,karşı taraf ta dahil tek elden tespit ediliyor olması.
    Ovadan önceki son tepe kalmış görünüyor.
    Artık bu son tepe de aşılınca uçsuz bucaksız bitek ovalara kavuşulacak sananlar var.
    Oysa bütün tepeleri aşırtan güç sizi ovada şaşırtabilir.
    Okyanusları bir güç geçirtiyorsa, ırmakta da ancak o boğabilir.
    HER ŞEYİ GÖRÜNMEZ BİR GÜCÜN DİZAYN ETTİĞİNİ HİSSEDİYORUM.
    BU SADECE İÇER DE DEĞİL, BELKİ DIŞARDA DA DEĞİL, BELKİ İÇ VE DIŞ BİR ENTEGRASYON VAR.
    OYUN MÜKEMMEL İŞLİYOR ,SEÇİLEN FİGÜRANLAR MÜTHİŞ,HERKES KAZANMIŞ GÖRÜNÜYOR.
    İŞİN SONUNDA FİLM BİTİNCE UYANACAĞIZ. HALKIN (AVAM) ANLAYACAĞI ŞEKİLDE HER ŞEY ETE KEMİĞE BÜRÜNMÜŞ HALDE AP AÇIK TECELLİ EDECEKTİR.
    Biz (avam)bir rüyadan daha uyanacağız.
    Yeni rüyalar görmek için yeniden uykuya dalacak(avam) ve sonra tekrar uyanacak.
    AVAM,AVAM KALDIĞI SÜRECE BU HEP BÖYLE DEVAM EDECEKTİR.

  7. Muhalefet o manevraları yapabilir mi?
    Hayır!.. Yapamaz!

    Yapamayacağını, iktidarın gerisinde kalarak, onun pozisyonuna gard alarak, lehine işleyen siyasi-ekonomik nedenlere rağmen hep savunma pozisyonunda kaldığını göstermesinden biliyoruz, anlıyoruz.

    Daha önce de çoğu tarafından dillendirilen şey: ”Türkiye’nin muhalefet sorunu var” tezidir.

    Adına ittifak dediğimiz şey bal gibi de bir koalisyon uygulamasıdır. Yani AK Parti, iktidar çoğunluğunu kaybetmiş ancak MHP’nin desteğiyle ayakta durabilmektedir. MHP’nin bu palyatif desteği olmasaydı bugün siyasi tablo nasıl oluşurdu?

    İşin garibi; asıl büyük desteği ve payanda gücünü AK Partiye, özelde CHP, geneldeyse muhalefetin sunduğudur.

    Ak Partiye yakın cenahın ”beka sorunu” olarak yaklaştığı önümüzdeki yerel seçimlerin galibi şu ara AK Parti gözüküyor, lakin bu tabloyu tersine döndürecek bir muhalefet girişimi de yok. Aksine, Özgür Yılmaz’ın ”ezan” çıkışı ”erken öten horoz” misali hem boynunun vurulmasına hem de leziz! bir pilav üstü horoz yemeği yanında, muhafazakar seçmenin, CHP ve ittifakçılarına karşı AK Parti-MHP ittifakının yanında yer alma ikramını sundu. Bizim muhalefet işte böyle diğergamdır.

    Tıpkı, Akşener’in 24 Haziranda kendi adaylığında diretip rakibine başkanlığı ”altın tepside” sunması gibi.

    Evet; Türkiye’nin, diğer sorunlarını besleyen muhalefet sorunu var.

    • Hasan bey! “Aksine, Özgür Yılmaz’ın” ”ezan” çıkışı ”erken öten horoz”

      Bu dediğiniz bizim gibi demokırasiden nasibini almayanlar halkın ve ülkenın değilde kendi menfaatlarıni ön pilanda tutan siyasetçiler, MILLETİ adeta uyutarak bir türlü doymak bilmemlerinin sebebi ÜLKEMIZDE fikir ÖZGÜRLÜĞÜNÜN olmamasından kaynaklaniyor,adam fikrini söylemiş ne var bunda?
      Bu nedenden dolayi bende fikrimi yazayım.
      Bizde ne kadar ÇENELERI ÜLKE yararina kendileride ÜLKE ZARARINA çalişan hokkabazlar Turkiye de halk tarafından İHTIBAR görmelerinin sebebi FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜNÜN olmamasidir.
      Küfür, hakaret, ve iftira niteliği olmayanlar hariç herkes kendi fikrini açık açik söylemesinde ve o fikir etrafında tartişilmasinda zarardan çok fayda vardir.

      İşte bizi bundan mahrum edenler Şu an Bahçeli, Kılıçtaroğlu, Erdoğan ve diğer koltuklarina Japon yapistırıcısı ile yapiştirilmiş, milleti bölüp parcalayanlar ve Ülkeyi batiranlarin popiler olmalarına en büyük destek yasakcıliğın olmasidir.

      Yilmazin Ezan çıkışıni fikir özgürlüğü olarak kabul edip tepki yerine tartişilsa idi
      BENCE zararında ziyade okuduğumuzu anlamamizin yararlari anlatılirdı.
      Orneğin: Ana dili Arapca olmayan ülkeler KUR-ANİ KERIMIN meali ile birlikte yaziyor, hatta ana dili Arapca olanlar dahi genelde anlaşilması icin tefsiri (açiklama) ile birlikte basilmiş.
      Islam Dininin mucizelerini anlamak için, sadece Ezanin Dünyada zaman farklıliklarindan dolayi 24 saat araliksiz okunmasi ve insanlari Namaza çagirmasi bir örnektır ve tartişilamaz.

      Faka buna tepki yerine herkesin kendi dili ile okumasi değilde okunani anlamasi için manasini isteyen kendisi öğrenip ve faydalana bileceği tartişilabilinir.

      Eger Ö Yılmaza bu çıkişina ve onun gibi düşunenlere tepki vermeyip de, Dini ibadetlerin dil değil evrensel olduğu fakat okuduğunu anlamaninda gene Allahin emri olduğunu
      anlatmak için bir vesile olurdu.

      Misal bizde belki miliyonlarca hafiz var (biride benim küçük gelin) bizim hafizlarda dahil, birisi ölduğü zaman toplanip 41 bir yasin okurlar ve (istisnalar haric) okuduklarindan tek kelimede anlamazlar.

      Oysaki (hangi ayetler olduğunu şu an hatirlamiyorum) Kur ani kerimde ayri ayri ayetlerde, mealen “biz bu Kurani öluler için değil dirile için,” “okumaniz için,” “anlamaniz, ve ona göre amel etmeniz için indirdik,”
      Peki Ezan Konusnda bu kadar hasasiyet gösteren CHP mi yoksa günde 40 yalan söyleyen daha sonra kendi yalanlarini inkar edenlermi, Ö Yilmazdan dah dindarlar.
      Onlarinki koltuk ve para dindarliği.
      Sağlıcala kalin.

  8. Durum gerçekten böyleyse, AK Parti’nin itibar ettiği kalemlerin alarmist yaklaşımlarının sebebi ne olabilir?

    Her gün bir veya iki köşede ‘‘Aman ha, bu seçim kaybedilebilir de’’ anlamına gelecek uyarı yazıları çıkıyor.

    DEMISSIN
    HER SECIMDE YPIYORLAR BUNU, SANKI ILK DEFA YAPILIYORMUS GIBI.

  9. Seçimin gidişatını asgari ücret belirler. Eğer asgari ücrete yapılan zam tatmin etmezse Ak parti kaybedebilir. Zira faturalar halkı canından bezdirdi. Özellikle elektrik soyguncu şirketler halkı bezdirdi. Halkın geneli aç ve çaresiz…
    Sırf Erdoğan kaybetmesin diyen halk Erdoğanı kurtaramayabilir.
    MHP tabanı da endişeli. Halkın yararı için meclise gelen yasa tasarıları MHP sayesinde veto ediliyor. Bu da MHP tabanı kararsızliga yönlendiriyor.
    CHP iyi parti saadet partisi ve hdp gerçek bir ittifak yaparlarsa İstanbul Ankara kazanmaları an meselesi.
    SAYGILAR SEVGİLER

  10. akp ve sayın Erdoğan seçime gösterdikleri ilgi, dikkat, araştırma ve çalışmayı ülke yönetimine de gösterselerdi şimdi başka şeyler tartışıyor olurduk herhalde. teşkilatlarıyla beraber uzun süredir seçim hazırlığında olan akp adaylarının pek çoğunu da belirledi ve genel başkan tarafından bizzat tanıtıldı. akp nin seçim başarı sebeblerinden bir sebeb de her seçimi kazanmasına rağmen hiç bir seçimi çantada keklik görmemesi yatar muhalefetin her seçimi kaybetmesine rağmen kazanacağını sanmasının aksine. ülke sorunlarının yerel seçimleri etkilemesi muhtemel olsa da itibarlı yazarların endişesinde bu titizlik yatıyor bana kalırsa. MHP ile de bizlerin öngörmediği ama bazı çevrelerin umduğu çatlak patlak oluşmadığından ittifak seçime kenetlenerek sahaya hazırlanıyor, sayın erdoğanın efsane performansını da arkasına alarak.
    fehmi bey her ne kadar zekasını ve kalemini konuşturup geçen seçim için muhalefet adına bir iki başarı bulup buluşturup yazmış olsa da 24 haziran seçim sonuçlarının ülke sorunlarının bu kadar seçmeni zorladığı bir zamanda muhalefet için tam bir hezimet olduğunun kabul edilmesi gerekir. akp ve mhpnin başarılı ve faydaya dönük ittifakının karşısında bana kalırsa muhalefetin yaptığı yanlış ittifaklar seçim sonrası bazı sitemlere de dönüşmüş ve oy kaybı sebebi olarak görülmüştü. ideolojik uyuşmazlık her zaman kan kaybına neden olur, chp, ip, hdp ve sp arasında da olan budur. hassas dengelerin dikkatli gözetilmesi gerekir. bu nedenle muhalefetin aday seçimi önemli bir noktadır ama seçmenin canını sıkacak beyanlardan uzak durmak çok daha önemli bir noktadır. bu durumda ise akp nin en büyük şansı neredeyse her seçimde akp ye çalışan chp genel başkanı ve başkan yardımcılarıdır. daha şimdiden büyük şehirleri alacak olurlarsa başkanlık sistemini tartışmaya açacaklarını söyleyerek cumhur ittifakının ekmeğine yağ ve bal sürüyorlar kutuplaştırarak seçim kazanan akp ye karşılık kutuplaştırarak seçim kaybeden ana muhalefet chp. sistem tartışmasını getirmek yanlıştır, boşuna gerginliktir ve faturayı ödeyecek olan yine muhalefettir. muhalefetin bir zeka problemi var, temyiz yeteneği problemi var, muhalefet yine de öne geçebilir mi?
    şeyh uçmaz mürit uçurur derler, muhalefetin uçmayacağı kesin bakalım seçmen uçuracak mı???

    • Şartlar ne kadar lehinize olsa da olağanüstü çalışmak neden yadırganıyor anlamıyorum. Hiç kimse, hiç bir kurum “aşere-yi mübeşşireden değil ki. (Aşere-yi mübeşşireye de inanmam zaten). Çalışmak ibadettir, değil mi?
      Hayat dinamiktir durağanlığı kabul etmez. Siyaset ise daha da dinamiktir. Tembelliği affetmez.
      Saygılarımla.

      • selamlar hüseyin bey,
        kastettiğinizi benim yorumum üzerinden mi söylüyorsunuz yoksa benim yorumuma mı anlamaya çalışıyorum, yardımcı olursanız ve biraz açarsanız sevinirim.
        aşereyi mübeşşireye inanmam derken ne kastettiğinizi de anlamakta zorlandım açıkçası. burada da biraz yardım alsam fena olmayacak.
        saygılar…

        • Sizin yorumunuzu destekliyorum. Katkı olması için sizin yorumunuzu ekledim. Ekran başında yazamıyorum. Cep telefonunda tek parmakla yazmak ve de akıllı rehberi yaptığı süprizleri düzeltmek yorucu oluyor. Onun için kısa ancak yazabiliyorum. Kısa olunca da anlaşılması zorlaşıyor.
          Diğer sorunuzu tek parmakla cevaplama uzun sürer. Bir başka oturumda inşallah.
          Saygılarımla.

  11. Son 2 seçimde de seçimleri Erdoğan ve AKP lehine geciren ne akp ne de Erdoğan.
    O iş için Bahçeli biçılmiş kaftan.

    Bahçeli seçmenlerine yalan söyleyerek kandiriyor.
    Ne diyiyor “biz erdoğana destek vermesek o gider PKK ile ortak olur.”
    O zaman Vatan elden gider.”
    Daha başka vaadlerdede bulunuyor, hatta garanti ve zamanda veriyor o zaman gelince onu da kılıfına uydurarak, seçmenini uyutuyor.

    Geçen seçimlerden önce Çakıcıyı ziyaret ettiği gibi, her seçimde ağızlarına bir parmak bal sürdümü o işde tamamdir.

    Şimdide AKP yi desdekliyelim ve af çikarıp kader mahkümlarımizı serbest biraktiralım diyerek insanları uyutuyor.

    Bizim millet Diktatörlere tapdiklarinin yarısı kadar kendilerine tapsalar, o zaman biraz duşünürler.
    MHP seçmenleri Turkeşin oğullarının halleri ile Bahçelinin haline ne diyiyorlar acaba?
    Son iki yilda Turkiyeyi bu hale getirenlerin AKP değilde MHP olduğunu kabul edebilseler….

    Nerede o günler MHP liler zannediyorlarkı AKP lilerin hizmetçilığını yapmak vatana millete hizmet etmektır.
    Oysaki tam tersini yaparak
    Vatana Millete en büyük ihaneti kendilerinin yaptiklarinin farkında bile değiller.

    Farkına vardıklari zamanda at alan Üsküdari geçmeş olacak.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here