Seçimlerin kaderi tek partinin elinde; Saadet Partisi’nin…

32

Galiba önümüzdeki üç seçime tek başına Saadet Partisi (SP) damga vuracak…

Bu kanaate varmanın benim için zor olmadığını sizler de biliyorsunuz. SP lideri Temel Karamollaoğlu’nun İstanbul’da düzenlediği ve benim de katıldığım basınla buluşma toplantısında ağzından ilk kez çıkan ‘ilkeler’ sözcüğünden beri dikkatim SP üzerinde…

Karamollaoğlu, bugünleri, izlediği akılcı siyasi çizgiyle belirlemiş oldu.

SP ‘hukukun üstünlüğü’ ilkesi ve ‘herkese adalet’ kavramı etrafında yürüttüğü bir siyasi akılla 2019’un kasım ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde belirleyici olmak niyetinde. Elini doğru oynarsa, bir sonraki cumhurbaşkanı, SP’nin uzlaşma yoluyla varmayı arzuladığı buluşmanın ürünü olabilir.

Mümkün müdür bu?

Elbette mümkündür. Tarih her zaman olumsuz biçimde tekerrür edecek değil ya, tarihin tekerrüründen bazen olumlu sonuçlar da doğar…

MSP anahtar partiydi

Gençler hatırlamayabilir: 1970’li yıllarda SP’nin öncüsü sayılabilecek Milli Selamet Partisi’nin (MSP) amblemi anahtardı.

Sandıktan birinci olarak çıkmıyordu Necmettin Erbakan’ın lideri olduğu MSP, ancak kurulacak hükümetlerin formulünü o belirliyordu. 1973 genel seçiminden üçüncü parti olarak çıkan MSP, ilk tercihini CHP’den yana kullanmış ve o sayede uzun yıllardır ilk kez Bülent Ecevit başkanlığında CHP’li bir koalisyon hükümeti kurulabilmişti.

Herkesi şaşırtarak…

Kıbrıs harekatı (1974) o koalisyon hükümetinin eseridir.

Ecevit harekatta kazandığı sempatiyi küçük olmasına rağmen hükümette esas güç gibi davranan ortağı MSP’den kurtulmak için vesile olarak kullanınca, yeni seçim (1977) sonrasında MSP bu defa Adalet Partisi (AP) ve MHP’li hükümetlerde yer aldı.

Temel Karamollaoğlu o dönemleri iyi bilir.

Bugün durum 1970’li yıllardan elbette çok farklı, ancak geçen yıl halkoylamasıyla gidilen sistem değişikliği SP’ye ‘ilkeler ittifakı’ ile gelişmeleri etkileme fırsatını veriyor.

Fırsatı veren, sistem değişikliğinin cumhurbaşkanını sistemin kilidi haline getirmesidir; anayasanın değişen maddeleri sebebiyle hükümeti bundan böyle Meclis değil cumhurbaşkanı belirleyecek…

Cumhurbaşkanı seçilebilmek için de adaylardan birinin yüzde 50’yi aşacak oy alması gerekiyor.

Zor, hem de çok zor yüzde 50 oyu halktan alabilmek…

AK Parti MHP yakınlaşması seçimi kazandırır da…

Bunu sağlamanın yolunu MHP ile ‘cumhur ittifakı’ oluşturmakta buldu AK Parti; onun için de kendisiNi MHP ile yakınlaştırma çabasına girdi. O çabanın sonucunda, Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’si ile Devlet Bahçeli’nin MHP’si seçim öncesi kurulmuş bir koalisyon görüntüsü kazanabildi.

Yüzde 50’ye ulaşabilecek bir görüntü bu.

Ancak iki partinin tarihleri —hatta 16 Nisan 2017 referandumu öncesine kadarki yakın tarihleri— bu birlikteliğin riskli olduğunu da düşündürüyor.

MHP’de AK Partili birliktelikten ve ittifakın ortak cumhurbaşkanı adayından rahatsızlık duyacaklar olduğu gibi, AK Parti tabanında da MHP’ye olumlu bakmayanlar olduğu biliniyor.

Nereden biliniyor?

Yine 16 Nisan halkoylamasından…

Tarih tekerrür ederse

İki partinin daha önce ayrı ayrı aldıkları oylar halkoylamasında yüzde 20’ye yakın bir kaçış yaşandığını ortaya koydu. ‘Evet’ oyları yüzde 51’de kaldı; ‘Hayır’ oyları yüzde 49’a ulaştı.
Muhalefetin akılcı hamlelerle halkoylaması tablosunu tersine çevirebilme tehlikesi var.

SP’nin önemi ve anahtar parti oluşu işte burada ortaya çıkıyor: SP, ‘cumhur ittifakı’ ile —yani AK Parti ve MHP ile— birlikte hareket etmeye karar vermedikçe 2019’da yapılması kararlaştırılmış seçimlerin sonucundan kimse emin olamaz.

Buna karşılık, SP ‘ilkeler’ üzerinde ısrarlı olur ve dikkatini sonraki cumhurbaşkanının Tayyip Erdoğan’dan başka bir isim olmasını sağlayacak adımlar atma yönünde yoğunlaştırırsa, bunun tablo değiştirecek sonuçları olabilir.

Yerel, milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde SP ‘anahtar’ işlevine sahip olarak kader partisi haline dönüşebilir.

Temel Karamollaoğlu’nun yürüttüğü temaslar ve görüştüğü Muhalefet partileri liderlerinin verdiği olumlu tepkiler siyasi hayat içerisinde yer alan hemen herkesin SP’nin bu durumunun farkında olduğuna işaret ediyor.

MSP’li yıllardan sonra bir kez daha tarih tekerrür edeceğe benziyor.

SP ve Karamollaoğlu üzerindeki baskılar artacaktır.
ΩΩΩΩ

32 YORUMLAR

  1. insanlar umut ettigi veya olmasini istedigi olaylari kendi istedikleri bicimde yazdiklari zaman su anki durum ortaya cikiyor..%0.7 gibi bir oyla anahtar parti, acccaaayiip bir yorum,….bende troolll oldum galiba..

  2. Musa bey sp seçmeni genel olarak idealisttir yani büyük kısmı baraj hesabı yapmadan oy verir.sp liler oy verirken ibadet ettiklerini düşünüyorlar.tayyip beye oy veriyorlar çünkü kendilerinden görüyorlar.şimdi Saadet ile iyi parti ittifak yaptığında meral hanımla ilgili iki kampanya başlayacak.muhafazakar islam anlayışında kadından devlet başkanı olmaz oy vermeniz günahtır denecek.meral hanımın Saadet tabanının kabullenemeyeceği ifadeleri sokak sokak tv tv vatandaşa dinlettirilecek.(mesela ilk Anıtkabir ziyaretinde “iman tazelemeye geldik “ dedi Atatürk’ü seven ve savunan biri olmama rağmen ben dahi rahatsız oldum

  3. Sayın Koru ve onun gibi yazarlar geleceği önceden bilirler ve Saadet partisi şu an reisin korkulu rüyası.
    Fatih Altaylı Erdoğan’ın Numan Kurtulmuş’u AKP’ye gelmesi için teklifi ettiğinde bir yazı yazmıştı. O yazının bir bölümünde şöyle yaziyordu,” Erdoğan toplum tarafından beğenilip sevilen politikacıları partisinde topluyor, bu Türkiye ve demokrasi için tehlikeli bir durum.” O yazıda bu günleri tahmin etmişti ve yazdíkları abartısız gerçekleşti. 15 Temmuz Allahın LÜTFÜ ve OHAL kanununun izni ile dünyayı ve Türkiye’yi binlerce paralı troller kuşattı. Bunlar her yere yetişiyor. Bunların Maaşları da Adalet ve Kalkınma partisi tarafından inlerine girilip gasp ettiklerinin mallari ile ödeniyor.
    AKP nin K sını diğer ismi kandirma Türkeş’in küçük oğlunun ne gibi bir özelliği vardı da onu millet vekili yapti? Sermayesi bõl, parçala, kavga etme ve mağdurları oynaymak olan birisi ile kolay kolay kimse başedemez, son örneği MHP nin olağan toplantısının nasıl yargı yolu ile engellendiği.
    İnşallah Temel bey ve yanındakiler bu gibi oyunlara gelmezler.

  4. Krallık ve Başkanlık Sistemleri genelde, iki Partililik esasına dayanır. Bizde de aslında doğru olan ve olacak olan da budur.
    CHP ihtilal-ci – otoriter geleneğini tarihi boyunca korumuştur. Adı Halk Partisi olmasına rağmen, HALKA, halkın, inancına, örfüne geleneğine ve hatta emeğine hep KARŞI olmuş, karşı durmuştur. Bu tutum KANINDAN ve SÜTÜNDEN gelmektedir.
    Şöyle, geriye doğru bir uzanırsak, CHP, ECEVİT dönemlerinde, -doğudaki feodal yapıyı değiştireceğiz- “şeyh”liğe son vereceğiz, diye diye, aldığı tedbirlerle, doğudaki şeyhleri ve dini Merkezleri yok ederek PKK’nın doğmasına ve gelişmesine – yani bu günlere – zemin hazırlamıştır. CHP’nin (gayri) Milli “ŞEF”lik dönemleri HALKIn hor görüldüğü, ezildiği, örselendiği dönemlerdir. Abdülhamid döneminde, BATI EMPERYALİZMinden beslemeli ( o zamanki FETO) İTTİHAD-ı TERAKKİ, öncesi JÖN TÜRKler (tanzimat) dönemi….
    Diğeri ;
    Ak Parti, Anavatan, DYP, AP, Demokrat Parti, Abdülhamid, Abdülaziz zinciri. (Cumhuriyetin
    ilk 2 – 3 yılından 1950 yılına kadar bu zincirin devamına müsaade edilmemiştir) .
    Şimdilerde de Ak Parti ve CHP ikilisi geleneği devam ettirmektedir.
    Ara yerde doğmuş ve doğacak Partiler REJİMİN takiyyeleri veya sahteciliği veya baskısının eseri
    olarak doğup, saman alevi gibi sönmüş veya söndürülmüştür.
    Asiında bu ikili sistem DOĞRU tasniftir. Fakat, ” Rahmetli Necmettin ERBAKAN’ın, ” benim ne demek istediğimi düşmanlarım çök iyi biliyor, ne YAZIK ki dostlarım bilmiyor” dediği gibi, ” bu çizginin insanları (inancı), sahte adaylar ve çürük liderlerle hep ALDATILDIĞI için bir iSTİKRAR gösteremiyor ve bu yüzden kaypak zeminde YALPALIYARAK yürüyor.
    Mevcut durumda, aslında İYİ Parti iyi olsa ve tortularla temsil edilmese ve milli çizgide kalabilse, Cumhurbaşkanlığı olmasa bile, Saadetle ittifak etmeleri, TBMM’de, hem kendileri, hem de Memleket için yarar sağlar sanıyorum.
    Bu iki Parti CHP ile Mecliste koalisyon kurabilir ! fakat, halk oy kullanırken öyle bir ittifaka pek hoş (müsamahalı) BAKMAZ, sanıyorum.
    Milli Çizgide çok dirayetli bir Başkan adayı bulabilirlerse belki ama…..
    Diğer taraftan, Ak Partiye oy vermiş seçmenin Tayyip Erdoğan dururken, Abdullah Gül’e oy vereceğini zannetmem.
    Hak’tan hayırlısını dilemek…

  5. Yazıda Saadet partisi konu edinilmiş. Şu anda izlediği siyaset anlayışıyla Saadet Partisi toplum nazarında iyi konumunda görünüyor. Saadet Partisinin geçmiş müktesebatı da hiçbir kesimin karşı koyacağı cinsten değil. Bu durum partinin halkta kucaklayıcı etkisini arttırıyor. Buna radikal uçları dâhil etmiyorum. Partinin ilkeler bazında strateji geliştirmesi ve sonuna kadar bunun takipçisi olması şu anda her partiye eşit mesafede olan oy verenler açısından dikkatle takip edilecektir. Bu konunun (İlkeler siyaseti) kesinlikle gözden kaçmamasını ve parti yöneticilerinin bu konulara daha duyarlı olmasında yarar var.
    Dileğim şudur ki milletvekili hesabı yapılmadan Ülkenin çıkarları neyi gerektiriyorsa yapılmasıdır. Bu ülke vatandaşlarının, uygar dünyanın kendi vatandaşlarına sunduğu tüm imkânları fazlasıyla hak ettiğine inanıyorum. Adaletin sağlandığı, ekonominin iyiye gittiği bir Türkiye’de daha huzurlu, daha mutlu olacağımıza olan inancımı kaybetmek istemiyorum. Orta yaş mensubu bir vatandaş olarak çocuklarıma daha huzurlu bir ülke bırakma vaadinde bulunan her görüşe ve siyasete sahip çıkacağım.
    Bazı yorumcuların “300 bin oyla ne değişir” söylemi, bende Cumhurbaşkanlığı seçim şartlarında bir oyun bile ne kadar önem arz ettiğini anlamadıkları intibaını yarattı. Kesinlikle her oy çok önemli ve her seçmenin ikna edilmesi o derece mühim. Zira sistem kaynaklı koalisyonların daha da pekiştiğini ve hatta bunun seçimler öncesinde ilan edildiğini siz yazınızda iyice izah etmişsiniz. Kaldı ki “koalisyonlar dönemini biz bitirdik” ifadeleri hafızalarda hala tazeliğini koruyor.

    • Önümüzde bir kesimin hayallerle geçireceği birbuçuk yıllık bir dönem var. Partilerden biri kemikleşmiş seçmeninden bile zar zor oldığı yüzde 20-25 oya sahip, ama kendini %49+2 lik bir kesimin temsilcisi zannıyla konumlandırıyor. Kendi içinden kendinden sonrası için yaptığı büyük bir doğumla artık ömrünün sonuna gelmiş bir parti, yaptığı doğumun niteliğini anlamamış ve ona düşman olmuş ama milletin ona olan teveccühünü birkaç söylemle anında kendine döndürebileceğini sanıyor. Büüyük oluşumun anababası olarak onu destekleyeceğine kösteklemeye uğraşıyor. Eski düşmanlarının bu uğurdaki teşvik ve kışkırtmasını bile anlamayarak, kendine çok yüksek bir pay biçiyor. Evladının ona karşı saygısından yaptığı en içten çağrıları geri çeviriyor. Yeni yetme ne idüğü belli olmayan başka bir parti iplerini tutan dış güçlerin pışpışlamasıyla kendini dev aynasında görüyor. Tüm bu partiler bizans çökerken yapılan meleklerin cinsiyeti tartışmaları benzeri bir ilkeler tartışması yapmaya çalışıyorlar ama daha konuyu bile açamadılar. Önümüzdeki birbuçuk yıl hiç değişmeden bu minvalde geçecek ve sonuçta son 15 yıldır olduğu şekilde milletin dediği olacak. Başka yolu yok.

      • Çok kesin ifadeler kullanıyorsunuz Necip Bey. Şayet sizin açınızdan bu kesinlik, yani “başka yolu yok ! 15 yıldır iktidarda olan parti, cumhurbaşkanlığı seçiminde de muzaffer olacak”sa, “İlkeleri” tartışmanın anlamının da olmaması gerekiyor.
        Yok eğer kaygı Ak partinin -sizin deyiminizle evladın- seçimde saadet partisini -yine sizin deyiminizle doğuran anne- ittifaka zorlamasıysa, üslubunu iyi ayarlaması gerekiyor.
        Yeni yetme partiden kastını İyi Parti sanırım. Ama unutulmamalıdır ki ak parti 2002 yılında kurulduğunda epey kökleşmiş partilere göre yeni yetmeydi ve hatta birileri tarafından itham edildiği konu iplerinin dış güçler tarafından tutuyor olmasıydı.

        Dolayısıyla eleştiri oklarını yöneltirken yaşanmışlıkları ve tarihi göz ardı etmemekte fayda görüyorum. İyi parti’yle, Ak parti’yi karşılaştırdığımı lütfen düşünmeyin çünkü Türkiye’de şartlar epey değişti. Türkiye 2002 yılındaki Türkiye değil artık. Önümüzde ki 1,5 yıl boyunca “İlkelerden” söz edilmesi Toplum için zarar değil yarar getirir çünkü her kesim fikirlerini demokratik şekilde ifade etme imkanı bulur.

        • Evet haklısınız Tarık bey bazen kesin ifadeler kullanıyorum çünkü bu milleti iyi tanıyıp anladığımı düşünüyorum. Bugünkü şartlarda Akp haricinde hiçbir partinin bu millete daha iyi ekonomik, sosyal, kültürel ve demokratik vaat ve imkanlar sunmadığını görüyorum. Ben hiçbir şartta bir fikri, bir kişiyi veya bir partiyi mutlak anlamda iyi doğru güzel vebenzeri özelliklerde bulmayan biriyim. Değerlendirmelerimi tamamen kıyas yaparak geliştiriyorum. Çünkü halkımızın çok sağduyulu ve çok pragmatik şekilde oy kullandığını düşünüyorum. Son 10 yıldır artık algı operasyonlarına karşı da bilinç kazandı ve her gösterilene inanmıyor. Bu yüzden sadece mevcutlar arasında kıyas yapıyorum ve sonucu kestirebiliyorum. Bu sebeple karşıt partilerin Akp nin veya Erdoğanın sadece kötü veya yanlış yanlarını ortaya çıkarma çabası milletten oy almalarına yetmiyor. Kendi iyi taraflarını ve yapabileceklerini Akp ve Erdoğanın üstüne çıkarmaları gerekiyor. Aksi bir tutum millete bak bu kötü o zaman sen bir zar at ve iyiyi bul diyerek bir kumar oynatmaya gidiyor. Millet de bu kumarı oynamıyor ve asla da oynamayacak. 2002 yılı ülkenin dibe vurduğu bir zaman dilimiydi ve Akp fazla tanınmadan bilinmeden o dönemin şartlarında millet tarafından bir fırsat vermeye layık görüldü. Bu bektaşinin bir şarabın tadına bakıp bundan kötü olamaz deyip diğerini tatmadan iyi demesi gibi birşeydi. Diğer partiler o kadar kötüydü yani. Ama bugün hiçbir şekilde böyle bir şart ve ortam yok, aksine ülke giderek yükselen bir gelişme trendini yakalamış vaziyette. İlkeler tartışmasına düzgün ve bilgece yapılırsa elbette ben de taraftarım. Ancak bugünden yarına partiler arasında bir ilkeler tartışması ve uzlaşması yapılabileceğini düşünmüyorum. Çünkü kendi aralarındaki ilkelerden ziyade önce tek tek partilerin kendi içlerindeki ilkeleri tartışıp önce kendi içlerinde bir uzlaşmaya varmaları gerektiğini düşünüyorum. Kendi içinde politik bir uzlaşıya varamayan bir partinin bu ülkeye hiçbir yararı olamaz.

      • Necip bey eninde sonunda milletin dediği olacaktır. Önemli olan milletin ne dediğidir. A da dese B de yine milletin dediği olur.

        Baba evlat örneğini vermişsiniz. Baba yoldan çıkan evladını düzeltmek için elinden geleni yapar. Gerekirse karşısında durur yeterki evladı düzelsin. Düzelmezse babasının kıymetini başına bir hâl geldiğinde anlar. 😉

        • Ben de milletin dediğinin olacağını söylüyorum zaten bir ayrılık yok o konuda zaten. Baba evlat örneğinde her zaman durum evladın yoldan çıkması babanın düzeltmesi şeklinde olmaz. Bazen evlat doğru yoldadır baba yanlışa düşmüştür. Evlat babaya bu durumda saygısını her halukarda korur ama dediğini yapmaz yolundan gitmez. Bu örneği de en iyi müslümanlar bilir.

  6. Bu ülkede somut bir Erdoğan gerçeği var. Milletin hatta ümmetin liderlik koltuğuna oturmuş, içerde ve dışarda icraatleriyle gündem oluşturan, hizmet eden ve tarihe kayıtlar düşen bir kişilik. Ve bu kişi bir cumhurbaşkanı adayı. Bu kişinin muhalifi olanların yapmaları gereken, Erdoğanın karşısına somut adaylar çıkartmaktır. Bu adayların 15 yıldır icraat yapan birinden daha fazla proje sunması, yapacaklarını anlatması, güven vermesi ve milleti Erdoğandan daha iyi olduğuna ikna etmesi gerekmektedir. Sonuç alabilmek için mesele Erdoğanın kötü olduğuna milleti inandırmak değil, birinin ondan daha iyi olduğuna milleti ikna etmektir. Bunun için önünde fazla bir zaman da kalmamıştır. Somut bir kişinin adaylığı üzerinde uzlaşamayan muhalefet partilerinin soyut ilkeler üzerinde uzlaşabilmesi ve bu uzlaşmaya güvenerek milleti bilinmez bir aday lehinde zar atar gibi oy kullanmaya ikna etmesi mümkünmüdür sizce?

  7. Sanmam
    Erbakan, bir tarikata mensuptu ve İslami eğitimi almıştı. Son derece müttaki biri idi. Ayrıca çok güçlü ilmi zekaya sahipti. Dünyaca tanınmış mühendis bir profesördü. Herkes ona “Hoca” diyordu. Akevler ile bir öğrenci gibi çalışmış ve Kuran şeriatını kavramıştı. Hocalık vasfı ile dünyaya İslamiyet’i daha parti kurmadan önce verdiği konferanslarla anlatmaya başlamıştı.
    O günkü iktidara halk güvenmiyordu. Ordu da güvenmiyordu. Halk CHP’ye karşı idi. Ordu ise CHP’ye güveniyordu. Halk ile ordu arasında anlaşmazlık vardı. Halk CHP’yi istemiyordu, Ordu CHP taraftarı idi. Akevler sosyalizmi ve kapitalizmi aynı kefeye koyuyordu. Erbakan Akevler’in bu tutumunu benimsedi, CHP ile koalisyon yaptı. Halk MSP’nin İslamlığına güvendiği için koalisyonun yanında yer aldı.
    Böylece MSP Türk halkı ile orduyu bir araya getirdi, uzlaştırdı. Böylece yalnız Türkiye değil dünya değişti. Rusya’da Gorbaçov ile Putin, ABD’de Obama ile Trump o siyasetin sonucu iktidar oldular. Temel Karamollaoğlu Erbakan’ın onda biri kadar Adil Düzen’i bilmiyor. Erbakan her hafta Akevler ile temasta idi. Temel Bey bizle görüşe tenezzülünde bile bulunmuyor.
    Erdoğan’ın alternatifi yoktur. Muhalefet yeni anayasa üzerinde birleşmeli ve Akevler’le iş birliği yaparak üçüncü bin yıl uygarlığına doğru Türkiye’yi öne çıkarıp muasır medeniyetin üstüne çıkarmayı hedeflemelidir.
    Bunu yapmamaktadır. Böylece Sermaye’nin oyunlarına ülkemizi esir etmeye devam edeceğiz.

  8. Ali Babacan cumhurbaşkanı adayı.
    Yanında İlhan Kesici (Cumhurbaşkanı Yardımcısı).

    İlkeler çerçevesinde SP, İYİ Parti ve CHP nin buna desteği bu memlekete iyi gelir!. Akabinde ülkeyi normalleştirip tekrar parlamenter sisteme dönmek gereklidir. Aksi halde uzun süren gerilim politikaları ülkeyi felakete sürükler.

    Emin olun MHP ve BBP tabanı bile bunu destekler.

  9. seçimlerin kaderi saadet partisinin elinde öyle mi???
    temel beyin dediği gibi ”’ aç tavuk rüyasında darı görürmüş her zaman ”’
    ilkeler meselesine kadar mesele yoktu. ilkelerden anladıkları eğer diğer partilerle ve özellikle chp ile ittifak ise saadet almakta olduğu o bir kaç yüz oyu da bulamaz.
    fehmi bey cumhur ittifakının 15 temmuz öncesi muhalefet iktidar çekişmelerinin ve söylediklerinin seçmen üzerindeki etkisinin olumlu olmayacağını düşünürken saadet chp ilişkisinin geçmişini msp falan balla şeker görüyor gibi. saadet seçmeni chp tarihini hoş görecek öyle mi…28 şubatı unutacaklar öyle mi..başörtüsü yasaklarını kızlarının okuyamadığını çalışamadığını yok sayacaklar öyle mi…imamhatipli öğrencilerin terörist sayıldığını boşverecekler öyle mi….
    msp chp ile koalisyon yaptı da ne oldu, ömrü ne kadar sürdü. ecevitin ilk işi msp den kurtulmak oldu diyen sayın koru ilk işin neden bu olduğunu da iki kelime ile açıklayıverseydi katkı sağlamış olurdu. saadet partisi chp ile ilkeler adı altında veya hangi adın altında olursa olsun bir araya gelirse zaten akp ye oy veren seçmeninin kalan birkaç yüzünü de kaybeder. chp açısından durum belki başka bir yorum konusu olabilir. iki kelime geçiştirmek istemem
    akşam tartışma programında saadetin genel başkan yardımcısının hdp ile olan yorumlarını da duyduktan sonra kanaatim saadetin politikasının çok doğru yolda ilerlemediğidir. böyle düşünenler varsa bu saadetin seçmeni değildir oyu da saadete gitmeyecektir tıpkı chp gibi akp değirmenine su taşımaya hizmet edecektir.
    hesapların 2. tura yapıldığı bu seçim 1. turda biter. chp hdp saadet uyuşması mümkün olmayan bir hayaldir. yaşaması mümkün olmayan bir organizmadır. doku uyuşmazlığı organizmanın hayatını kaybetmesine neden olacaktır…

  10. Sn. Fatih kurnaz,
    SP ile MSP’yi almış oldukları oy miktarı üzerinden değil varlıklarının ”çarpan etkisi” üzerinden değerlendirin. Tabi ki tek başına adayını seçtiremez SP, lakin matematik bir hesapla soluna kondurulduğu satırı, çarpan etkisiyle bire, ikiye… gibi katlaması söz konusu veya mevcut siyasi tabloda, terazinin hangi kefesine konulursa, konulduğu terazi kefesinin ağır basmasına yarayacak bir kaç gramlık ”özgül ağırlığı” gibi ”artan etkisi” var. Fatih Erbakan’a yüklediğiniz etkileme gücü gibi..ama onun tabanındaki etkileme gücü, mili gram seviyelerine yakın olacağından Erdoğan böyle bir hesabın içerisine girmez kanaatindeyim.

  11. Ümidiniz yüzde 0.01 oranında oy alan partiye kaldı ise zavallı durumuna düşüyorsunuz. Bu seçim sistemi işte tam da bunun için mükemmel, eğer koalisyonlar olsa idi Karamollaoğlu’nun eski partiler gibi 2-3 milletvekili olan partinin krallar gibi karşılandığı devir olurdu. Artık böyle durumlar yok.

    • Yapma be kardeşim Erdoğanın yaptığı ne koalisyon değilmi,ayrıca MHP ak partide krallar gibi karşılanmıyormu?.ayrıca ak parti Saadet partisine göz kırpacağına icraatları ile kendilerini oldukça memnun ettikleri Perinçek ve partisine de koalisyonlarına katsalar iyi olur.Taşı küçük görebilirsin ama baş yarar derler.Saadeti küçük görenler,unutmayın hayat süprizlerle dolu.Görelim mevlam neyler neylerse güzel eyler.

      • Murat bey bence ittifak ve koalisyon konusunda şu hususları dikkate almıyorsunuz;
        1.ittifak seçimden önce yapılır, seçimi kazanırsa ittifaka göre ne yapılacağı baştan bellidir, halka açık ve şeffaftır, ne için ne üzerinde ittifak edildiğini amacı halk bilir, düşünüp taşınır ve onaylarsa oyunu verir.İttifakta oyun baştan açık ve şeffaf olarak kurulur. Koalisyon ise seçimden sonra yapılır, halkın onayını gerektirmez, genellikle parti ve partililerin menfaatine göre şekillenir, koltuk, bakanlık vb devlet menfaatlerinin paylaşımı esasına göre yapılır. Halkın herhangi bir onayı olup olmadığına bakılmaz. Koalisyonda oyun seçim somucuna ve o anki şartlara göre oynanır, kapalı kapılar ardındaki anlaşmaları halkın bilme ve onaylama durumu yoktur.
        2. Mevcut cumhurbaşkanlığı sisteminde seçimden önce yapılan ittifak daha sonraki zaman içinde herhangi bir nedenle bozulsa bile iktidar değişmez, siyasi kaos olmaz, memleket bu durumdan olumsuz etkilenmez. İlk yapılacak seçime kadar siyasi durum son seçim sonucuna uygun devam eder. Koalisyonda ise ortaklar arasındaki en ufak bir anlaşmazlıkta iktidar düşer, siyasi kaos olur, kolaylıkla yeni seçim yapılamayacağı için ilk seçime kadar ülkenin dengeleri tamamen bozulur. yaşınız müsait ise koalisyonlarla ilgili bu durumları yakın geçmişimizden hatırlarsınız.
        Ben u gerçekleri dikkate aldığımda ittifakı ülkede birliği ve siyasi stabiliteyi sağlayan bir faktör olarak görüyorum. Koalisyon ise her zaman ayrıştırıcı ve kaos getirici bir şekilde işlev görmüştür.

  12. Toplum mühendisleri İYİ partiden umduklarını bulamadılar herhalde ki bu aralar Sadet partisini cılalyıp millete sunma peşindeler Türkiyede şu veya bu parti sorunundan ziyade vicdan sorunu var o koltuğa oturana kadar herkes hayatını gizliyor oraya geldimi farkli davranıyor.

    Bu millet olarak malesef hepimizde var hep kendi çıkarları doğrultusunda bakıyor meseleye insanımız buda iki yüzlülüktür bunu bilelim yeter..

  13. Yok canım abartmışsınız ona bakarsanız Perinçek gillerin vatan partisi de anahtar rol oynayabilir.Türkiye’de Seçim, sonunda hep Tayyip Erdoğan ın kazandığı demokrasi sistemidir.

  14. 22 Şubat tarihli ”Saadet Partisi küllerinden doğuyor(mu)…” başlıklı yazısının bir devamı niteliğinde ve Sn. Koru, SP üzerindeki düşüncelerini yoğunlaştırıyor.

    O günkü yazısına yaptığım yorumun son kısmını şöyle bağlamıştım:

    ”İYİ Parti ”iyi bir alternatif” olamadı.. CHP ve HDP’den bunu beklemek”çölde serap görmeye” eşdeğerdir. Bunu Erdoğan görüyor ve bu yüzden siyasetin ana gündemi ittifak arayışları..tabanını zayıflatacak ve başkanlığı riske edecek ayrı duruşları, zinhar istemiyor. Hele ki, milli ve yerli olmayan! kesimin üzerinde birleşeceği ve AK Partiden oy çalacak muhafazakar tabana hükmeden bir partinin çıkaracağı güçlü bir Cumhurbaşkanı adayı, en istemediği şey olacaktır..onun yerinde kim de olsa bunu yapar zaten.

    İşte burada, kartlar Saadet Partisi üzerinden karılacaktır ve önümüzdeki günlerde SP odaklı gelişmelere göz açacağız.

    ”İstemem, yan cebime koy” hesabı içerisinde değilse eğer Karamollaoğlu, güçlü bir Cumhurbaşkanı adayı ile Erdoğan’ın canını sıkacak ve onun hesabını bozacak tek kişi konumunda şu anda… Eğer ilkeli bir duruş ile bunu becerirse uzak olmayan yakın vadede, partisini muhafazakar kesimin ve siyasetin alternatifi konumuna yükseltecektir.

    Bunun emareleri görülüyor.”

    ”SP ‘hukukun üstünlüğü’ ilkesi ve ‘herkese adalet’ kavramı etrafında yürüttüğü bir siyasi akılla…” cümlesi, çok çok önemli ki bu kavramların fevkinde olan bir kişilik, aday olarak öne çıkarılmalı ve sanırım bunu Karamollaoğlu Abdullah Gül üzerinden bir ”siyasi akıl” yürütmesi ile yapıyordur.

    Öyleki; sol ve Kürt seçmen ile muhafazakar ve diğer her kesimden, üzerinde konsensüs sağlanabilecek tek isim Gül’den başkası gözükmüyor.

    Yani SP, Cumhurbaşkanı adayı olarak Sayın Gül’ü gösterecek -ki bu, 1. turda AK Parti oylarından en kötü ihtimalle 1-2 puan çalar, Erdoğan’ın birinci turda seçilmesini önler – ve ikinci tura kalan seçimde de Erdoğan ile Gül kıyasıya yarışmış olur.

    Hep söyleyegeldiğim, Türkiye’nin siyasi omurgasını oluşturan %70’lik muhafazakar kesim, her iki halde de seçimin sonucunu belirleyen taraf olur..Erdoğan’lı şahinler mi, Gül ile güvercinler mi?

    Gül’lü bir Cumhurbaşkanlık sistemi, CHP’nin de siyasi varlığının devamına vesile olmaz mı..ne dersiniz?..

    • SP’nin Abdullah Gül’ü aday gösterdiğini farz edersek, yazınızda bahsettiğiniz ihtimalin gerçekleşebilmesi için CHP’nin aday göstermemesi ve Abdullah Gülü desteklemesi gerekir. Bu olabilir mi? biraz zor gibi. CHP aday gösterdiği takdirde, SP’nin adayı Abdullah Gül acaba bahsettiğiniz her kesimden oy alarak ikinci olabilir mi? Ben bu ihtimali de zor görüyorum. Eminim bu hesapları Sn.Abdullah Gül ‘de yapıyordur.

      • merhaba Orhan Özgöztaşı
        Hesaplar tamamen 1. turda seçilemeyecek ve 2. tur da belirlenecek Cumhurbaşkanı seçimi üzerine..ve milletvekili seçiminin ise her partinin kendi adayı üzerinden yürüyeceği, Cumhurbaşkanı seçiminin önüne geçmeyeceği yönünde.

        Yani, şöyle bir gerçeklik üzerinde duralım; CHP, HDP ve İYİ Partinin Cumhurbaşkan adayları tek başına ipi göğüsler mi..cevabımız hep bir ağızdan, ”hayır” ve yine bu partilerle beraber SP nin de içinde olduğu çatı adayı halkta karşılık bulur mu. bu soruya da cevabımız, yine bir koca ”hayır”

        2019 başkanını AK Partiden seçmiş bir Türkiye’de, başarısız olmuş CHP, HDP, İYİ Parti gibi partilerin yaşamsal oranı ne olur? artık yeni sistem iki partili bir sistem dayatacak bizlere..bunu ilgili parti yönetimleri hesap ediyordur herhalde.

        Seçmenin hesabı da Cumhurbaşkan seçimi üzerine ve milletvekili seçimi bimem kaçıncı planda…
        Devam eden bütün çabalarına rağmen referandum da %51.4 desteği arkasına alan Erdoğan’ın karşısında duran %49.6’lık bir cephe hala kendisini muhafaza ediyor ve bu yüzden ittifak arayışları tam gaz. Sizce binde bilmem kaç oy oranı olan BBP bir ittifakta neden yer alabiliyor?
        Bence, İYİ Partiyi bilmem ama SP adayı Abdullah Gül olduğunda CHP ve HDP Cumhurbaşkanı adayı, ya göstermeyecekler yada seçmene”hadi ordan be” dedirtecek düşük profilli bir adayları olacak.

        Bütün her şeye rağmen ”HAYIRCI” seçmen, siyasi görüşlerini ve partisini bir tarafa bırakıp Erdoğan’a karşı yüksek profilli bir rakip bekliyor ve bulduğunda çok çekişmeli bir seçim yaşıyor olacağız. İki kutuplu ülkede olacak olan şey de budur işte.

        • Sayın Hasan Günay,
          Görüşünüze saygı duyarım. Ancak temenni ile tahmin arasında oldukça önemli bir fark vardır. SP Abdullah Gülü aday gösterdiğinde CHP ve HDP’ nin büyük bir şevk ve istekle “işte tam da biz bunu istiyor ve bekliyorduk” deyip Abdullah Gül’ün arkasında saf tutacaklarını beklemek bence çok iyimser bir yaklaşım olur diye düşünüyorum. Zaten bugün CHP milletvekili Dursun Çiçek açıklamasında net olarak ortaya koyduğu gibi CHP SP tarafından Abdullah Gül’ün ilk turda aday gösterilmesini desteklediklerini,imza toplanmasında sıkıntı olursa alternatif olarak 20 milletvekili ile teklifte bulunacaklarını,böyle olursa AKP’den Abdullah Güle oy kayacağını ve Cumhurbaşkanı seçiminin 2.ci tura kalacağını, kendi adaylarının 2.ci olacağından dolayı 2.ci turda hayır cephesini birleştireceklerini ifade etti. yani CHP çok sevdiği(!) çok beğendiği için Abdullah Gülün aday olmasını istememekte sadece cumhur ittifakından oy kaymasına neden olabileceği öngörüsü ile bunu desteklemektedir. Abdullah Gülün cumhurbaşkanı olmaması için CHP ve bileşenlerinin zamanında neler yaptığı henüz hafızalardan silinmedi. Zaten ana muhalefet partisi CHP’nin aday göstermemesi veya göstermelik bir aday göstermesi kendini inkar olur ayrıca seçmenine de bunu izah edemez. Ama kişi olarak Sayın Abdullah Gül elbette o makama layıktır. Fakat siyasi realite başka bir şeydir.

          • Orhan bey,
            CHP ve HDP ile diğer partiler Gül’ü çok sevdiklerinden değil ve fakat Gül veya onun niteliklerini haiz bir aday’a muhtaç olduklarından bunu isterler.. onun için mecbur bırakıldıkları ittifak ilişkisi kurmak yerine ”ilkeler ittifakı” gibi bir yola sıcak bakıyorlar. hem, tek tek hem de 2. turda cumhurbaşkanı seçemeyeceklerini bildikleri için adı ittifak olmayacak alternatif birleşme arayışları içerisindeler ve HDP’ yi bunun dışında bırakarak Kürt seçmenin de oy verebileceği bir ortak cumhurbaşkanı adayı üzerinde fikir eksersizleri yapılmaktadır.. ilk elden CHP’nin Gül’ün adını ortaya atması şaşırtıcı olmamalıdır..belki de ortak aday belirlemeye gidilen yolda atılan bir ilk adımdır. bakın sizde Erdoğan’dan sonra ikinci isim olarak Gül’ü zikrediyorsunuz değil mi ve başka potansiyel bir isim ortay koyabilir misiniz..yok. yok işte, halkta karşılığı olan bir isimi ben de göremiyorum. bunu dayatan ise seçmende 50’ye 50 bir siyasi ayrış(tır)manın-kutuplaş(tır)manın olmasıdır. bunun için temenni ve tahminler de bu kadar birbirine yakın duruyor. saygılar

  15. Hakikaten Saadet Partisi 2019 seçimlerinde anahtar görevi görecektir. CHP başkanlık seçimlerinde muhafazakar , devlet tecrübesi olan topluma karşı saygılı bir aday çıkarırsa, Erdoğan karşısındaki adayın kazanmasını kolaylaştıracaktır. AK Parti seçmeninin önemli bir kısmının uzun iktidar döneminden dolayı gidişattan hoşnut olmadığı ortadadır. CHP burun doğrultusuna gider, toplumda karşılığı olmayan bir kişiyi aday gösterirse, iktidara çalışmış olur. Cumhur ittifakı soru işaretidir. Ak Partiden memnun olmayan Hareket Partililer, Hareket Partisinden memnun olmayan AK Partililer ittifakta yer almayacaklardır. Birbirleriyle ilgili geçmiş söylemler, bu iki parti seçmenini rahatsız etmiştir. İlk turda Erdoğan için %50+1 gözükmemektedir. Saadet Partisinin esas gücü 2. turda ortaya çıkacaktır. Saadet Partisi seçmenini rahatsız etmeyecek, yukarıda saydığım kriterlere sahip muhalefetin adayının şansı yüksek olacaktır.

  16. SP nin durumunu çok abartmışsınız.Sp son seçimlerde 300 bin oy almış bir parti.(Yani Msp ile karşılaştırılması mümkün değil).cbaşkanlığı seçimlerin de bu oylara hakim olup olmayacağı dahi belli değil.bu seçimlerin belirleyici Partisi CHP dir.Chp sol bir aday gösterirse(Kılıçdaroğlu yada büyükerşen gibi) Sp yönetimi ne yaparsa yapsın 2. Turda Sp tabanının büyük kısmı ve iyipartinin bir kısmı İttifaka kayar ve Tayyip bey kazanır.Chp hiç aday göstermez Sp ile Abdullah Gül gibi bir ismi ortak aday gösterirse Chp tabanından seçime katılım düşer ve ittifakın işi kolaylaşır.chp öyle bir aday göstermeli ki bu aday hem Chp den hem diğer partilerden bu arada 2.turda bdp den firesiz oy alabilmeli.temel bey iyi politika yapıyor bu doğru ama hem oy gücü çok az hemde ona be kadar hakim olacağı belirsiz.sp ittifak karşıtı durumunu devam ettirirse Fatih Erbakanı Başkan yardımcısı adayı olarak yada sınırlı bir ekiple Akparti den mvekili adayı görebiliriz.tayyip beye karşı ön yargınız güle olan sempatiniz objektif değerlendirme yapmanızı engelliyor selamlar

    • Hocam SP , barajı geçemeyeceği için söylediğini kadar oy alıyor. Bir de şöyşe düşünün : SP İYİ parti ile ittifak yapar ve toplamda barajı geçecek bir ya ulaşırsa SP seçmeni niçin AKP ye oy versin ? SP nin oyunu yabana atmayın. Hele ki ülkede FETÖ den sonra oluşan büyülk bir mağduriyet iklimi varken ( FETÖ ve sonrası AKP nin oluştruduğu kötü iklim) SP yine seçmenini toparlayacaktır. Zinada yanlış yapmışız diyen bir AKP ye oy verir mi ? barajı geçeceğini cebine koymuş bir SP seçmeni ? bence vermez.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here