Siyasiler ‘akıllıca’ davransa da seçmenin sürpriz yapma alışkanlığı var

55

AK Parti’nin önemli isimlerinden, hükümet sözcüsü de olan başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ, Twitter’da uluslararası boyut da kazanmış olan ‘T A M A M’ kampanyası için bayağı ‘akıllı’ lâflar etmiş.

Dedikleri şu:

24 Haziran’da emaneti yine cumhurbaşkanımız alacaktır. İktidara gitmenin yolu sandıktan geçer. İktidar Twitter’dan değil, sandıktan çıkacaktır. Milletimiz onu nasıl 15 Temmuz’da canı pahasına müdafaa etti ise 24 Haziran’da da onu muhafaza edecektir. Bizim ülkemizin seçimlerinde başka ülkenin değil bizim vatandaşlarımız oy kullanacak.” 

‘Akıllı’ dedim diye dudak büktüklerini düşündüklerime soruyorum: Akıllıca değil mi bu lâflar?

Gerçekten de Twitter seçmen değil bir iletişim aracı, dolayısıyla oy kullanamaz; tıpkı yabancı ülke vatandaşlarının da kullanamayacakları gibi. İktidara kimin geleceğine de sandık karar veriyor. Milletimiz 15 Temmuz’da demokrasiye sahip çıkmıştır. Aritmetik olarak da, hem genel seçimin hem de cumhurbaşkanlığı seçiminin galibinin ‘cumhur ittifakı’ olması tabiidir.

Mantık yerli yerinde, o yüzden de ‘akıllıca’ işte.

Hatta bu cümlelere, partisinin iktidarda bulunduğu 16 yıl içerisinde çeşitli alanlarda ülkeye kazandırdıklarını da ekleyebilirdi.

Kazın ayağı biraz farklı: Örnekler…

Bu mantık örgüsünde aksayan tek şey şu: Oy kullanacak olan kitleler bazen farklı bir mantıkla davranarak iktidarda bulunanlara sürprizler de yapabiliyor.

O sürprizlerden biri ‘ülkeye çağ atlattığı’ iddiasının sahibi olan Anavatan Partisi’ne yapılmış, ‘siyasi haklar referandumu’nda eski siyaset kadrolarının yasaklarının kaldırılması konusunda ikircikli davranan ve sandıkta tam ortasından ikiye bölünen kitleler, ilk genel seçimde iktidarın el değiştirmesi yolunda oy kullanmışlardı.

ANAP iktidardan gitti, referandumda “Siyasi yasağı devam etsin” diye oy kullanmış halkın yarısına yakınından önemli bir bölümünün de desteğiyle, Süleyman Demirel bir kez daha başbakan, partisi DYP de iktidar oldu.

Erdal İnönü’nün SHP’siyle birlikte…

Olmaz demeyin, oluyor işte.

Zaten bu yüzdendir ki, belli aralıklarla seçimler yapılıyor ve ne kadar başarılı olursa olsun, bir gün geliyor iktidarlar değişiyor.

Churchill ve ünlü zafer işareti..

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’na karşı mücadele cephesinin simge ismi İngiltere başbakanı Winston Churchill, zafer sonrasında gidilen ilk seçimde başbakanlığı terk etmek zorunda kalmamış mıydı?

Ada halkı ülkeye savaş kazandırmış devlet adamına en kalbi duygularla teşekkürü ihmal etmediği halde, kendisini muhalefete gönderebilmişti.

Baba Bush.. O da zafer işareti yapmaya çalışıyor..

Benzer bir olayı Baba Bush da ABD’de yaşadı. İlk Körfez Savaşı’nda Saddam Hüseyin’in işgal ettiği Kuveyt’i kurtarmış, dünyanın dört açılan gözleri önünde Irak üzerine yağdırdığı bombalarla ABD’nin liderliğini pekiştirmişti Baba Bush; herkes onun bir dört yıl daha ülkesini yönetmesi sonucunu beklerken, sandıktan, küçük bir eyaletin pek az tanınan valisi Bill Clinton başkan olarak çıkıvermişti.

Bazen seçime katılanlar farklı bir mantıkla hareket edebiliyor işte.

Farklı olmasını beklerdim

Hükümet sözcüsü de olan Bekir Bozdağ bu gerçeği bilmeyebilir, ancak ‘siyaset bilimci’ kimliği de bulunan, bir ara bakanlık da yapmış Star yazarı Yalçın Akdoğan’ın da ondan farklı olmayan bir mantıkla seçim konusuna yaklaşmasını yardırgadım.

‘Topu sandığa gömülecek’ başlıklı bugünkü yazısını “Bu yüzden sonuç değişmez, Türkiye şahlanışa devam eder” cümlesiyle bitirmiş Yalçın Akdoğan.

Bekir Bozdağ’ın yukarıda alıntıladığım cümlelerine çok benzeyen ‘akıllıca lâflar’ Akdoğan’ın yazısında da var.

İşlediği temayı gerekçelendiren bölümü okuyalım isterseniz:

Çünkü varlık değil yokluk üzerine kurulan siyaset yok hükmündedir. /Kendi varlığına değil, başkasının yokluğuna endeksli siyasetten siyasi bir varlık ortaya çıkmaz. / Kendinin ne olduğunu değil, başkasının ne olmadığını anlatan siyasetçi bir siyaset inşa edemeyecek siyasetçidir.” [Siyahlamalar kendisine ait]

Üzerinde bayağı derin düşünüldüğünü belli eden yazı, artık 50 günden daha az bir süre kalmış olan seçimin galibini şimdiden ilan ediyor: Tayyip Erdoğan

Seçimin favorisinin Tayyip Erdoğan ve aritmetik bakımından daha birinci turda ipi göğüslemesi beklenen adayın da o olduğunu herhalde rakipleri de biliyordur.

AK Parti’nin yüzde 50’ye yakın oyu vardı son seçimde, ittifak cephesinin ikinci partisi MHP de yüzde 12’ye yakın oy almıştı; en az yüzde 60’lık bir kitleyi arkalarına almış partiler bunlar.

Tayyip Erdoğan da halkın oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olmayı yüzde 52 oyla ve ilk turda elde etmişti.

Bütün bunlar kuru ve yalın gerçekler. Bu gerçekler, önümüzdeki seçime kadar geçecek süre içerisinde yapılacak kampanyalar sonunda da varlığını sürdürecek olursa, iktidar partisi için zaten mesele yok demektir.

Peki ama Tayyip Erdoğan, 16 Nisan (2017) referandumundan hemen sonradan başlayarak, o il senin bu ilçe benim demeden, neden olağanüstü çaba sarf ediyor?

Galiba hiçbir seçimin çantada keklik olmadığını AK Parti’de bir tek Tayyip Erdoğan biliyor.

Twitter gibi sosyal medya uygulamalarının dünyanın farklı ülkelerinde seçimlerin kaderini nasıl etkilediğini de bir başka gün genişçe anlatırım.

Evet, Twitter oy kullanmıyor, ama oy kullananları etkilemede önemli bir unsur.

ΩΩΩΩ

55 YORUMLAR

  1. Maşallah bazı arkadaşlar pek bir iştahlı yazıyorlar.Uzun uzadıya yazmanın manası yok, yoruyor ve okunmuyor emin olabilirsiniz.Uzun lafın kısası 24 Haziran, bir iktidar değişimine gittiğimizin resmidir.Ak Parti’nin beklediği oy oranına ulaşamayacağına eminim.

  2. sayın koru: 31 mart 1908 vakası ile 15 temmuz 2016 vakası arasındaki birbirine tıpa tıp benzeyen yanlarını
    bi yazsanızda bizde sizin gibi degerli büyüklerimizden daha cok gecmişimizi ögrensek.

  3. Hamza bey siz ve sizin gibi düşünenlerden Allah razı olsun.
    Dişarda yaşayan biri olarak Bizim Türk vatandaşları gibi hiç bir milletle karşılaşmadım, birde buna Sinan Eskicioğlu nun şu sözúnü “Satılik Müslumanlik”veya Dİn adını kullanarak yapanlara diyecek tek bir kelime bulamiyorum.
    Gerçekten dindar geçinenler o kadar kanunsuz işler yapıyorlar ki anlatamam.
    Allah rızası için para toplayalar o kadar çok fakat o yolda harcayan hiç yok.
    Gülenciler bir yere okul açmak için gitseler, hemen arkasından Süleymancılar gelir cami açmak için.
    Süleymancılar onlara vebali gibi bakarlar onları okullarına gidenleri kuran kursuna çekmek için neler neler yapiyorlar bir gõreceksiniz.
    Sonunda milletin parasi ile cami yapip o camiye gidenleri ocu bucu diyerek siyaset yapip milleti bölüyorlar.
    Benim buralarda tanıştığım Gúlencilerin Hepsi AKP de gõrevlilerin damatlari torunları akrabaları ve genelde Erdoğanın memleketlileri idi işte bunlar buraları ele geçirmişlerdi.
    Sözün kisasí orada ne kadar cemaat ve tarikat varsa, akrabaları çocukları buralarda milletin parası ile safa sürüyorlar ve dinden de uzaktan yakında alakaları yok.
    Yalnız Gúlencilerin içine girmiş AKPlileri 17 / 25 Aralıktan sonra içlerinden yavaş yavaş uzaklaştırmiş olabilirler çúnkú 15 Temmuzda orada tutuklanan birisi hakkında havuzda bir siteye yorum yapani ve oradaki tutuklananı ben de taniyirdum ve iki aileyi de hiç sevmezdim. Bizim (Kara denizli hemşerileri hakkında)adamımız der başka birşey demezdiler.
    O yorum yazan hemşerisi hakkında o kadar yalan iftira yazmışdiki şok oldum.
    Heleki birisi bariz bir yalan ve iftıra idi şöyle yazmıştí” Ben bu adami biliyorum geçenlerde cami yaptíracaklarmiş onun için para topliuyordu”
    Oysaki Gülenciler cami değil okul yaptırmak için para toplarlar buna himmet derler zaten onlari de kimlerin yedığini yukarda yazdím.
    Dişarda Türkleri ve Müslümanları en iyi temsil edenler Gülenciler ve solcular.
    Bizim eyalette pek Gülenci yok fakat solcular var müthiş derecede aktifler ve devlet yetkilileri ile de ilişkileri çok iyi.
    Türkiye yi de çok iyi tanıtıyorlar.
    Gene de ben hiç birisi ile görüşmemeye gayret ediyorum çünkü Siyaset ve futboldan başka birşey konuşmazlar.
    Sizin yorumlarınızdan gerçekten hem faydalaniyorum ve okumaktan zevk aliyorum. Herhalde şundan dolayi olsa gerek.
    Gerçekçi ve bilgili yazdığınız için
    Esenlikle kalın.

  4. sayın koru tabi ki seçim, çantada keklik değil kimsenin oyu kimsenin cebinde değil.bendeniz 91 seçimlerinde 2.defa oyunu kullanan biri olarak Demirel’in popilist vaadlerine oy vermedim. ama çoğunluk verdi Anap iktidardan düştü Demirel, İnenü koolisyon kurdular sonra ne oldu(Ülke oradan oraya savruldu) 2001 ekonomik kırızle ülke iflas etti .inşeallah ülkemiz aynı şeyleri yaşamaz. çünkü 91-2002 yılları arası neleer yaşadı bu ülke neleer namerde muhtaç oldu imf den 1,5 milyar dolar gelmeyince devlet çalışanlarının maaşını ödeyemedi dolar faiz bir gece de fahiş arttı faizler 7500 çıktı(Kara Çarşamba oldu kırız gününün adı) sayın koru in iyi bunları sen biliyorsun ama yinede ders almamışsın duyguların aklının önüne geçiyor gibi algıladım fert olarak biz kaybedelim ama ülkemiz vatanımız o karanlık günleri yaşamasın Cumhurbaşkanına gönül koymuş, kırılmış olabilirsin ama önce ülkem vatanım demeni bekliyoruz sevdiğimiz sizlerden

  5. Körler sağırlar birbirini ağırlar… Bütün şer cephesi bir araya gelmiş saldırıyorlar Allah fırsat vermesin memleketimizi hainlerden korusun kalpleri gözleri mühürlenmiş hainlerden….

  6. fehmi beyden benzer yazılar çok okumuşluğumuz var. seçimler öncesi referandum öncesi, şöyle olur mu böyle olur mu? şimdiye kadar olmadı bundan sonra olur mu? elbette olur, burası demokratik bir ülke ve hepimizin önüne sandık geliyor değil mi?
    seçimlerin garanti olmaması da son derce demokratik, Erdoğan için seçimlerin çantada keklik olmadığını hepimiz kabul ediyoruz sanırım. öyle olsaydı eğer hep birlikte hani demokrasi diyebilecektik. Erdoğan şu an da çok çalıştığına göre demek ki çok çalışılmasını gerektiren bir durum var, bu son derece ümit verici…hem muhaliflerin şevkini arttırır hem kendi seçmenini konsolide eder.
    muhalefetin ve muhaliflerin şer odakları olarak tanımlanmasına şiddetle karşıyım, bu içlerinde doğal olarak yuvalanan şer -ler olmadığı anlamına gelmese de toptancı bir bakış açısı bu şer odakların ekmeğine yağ hatta bal hatta kaymak sürmek oluyor. herrkes kendini ifade etsin, bu nedenle ”tamam” kampanyası son derece olumlu bir gelişmedir, nasıl ki, bizim devam deme hakkımız varsa isteyenin tamam deme hakkı elbette vardır. sonuçta devam diyen seçmenin şahsi kanaatim odur ki çoğunluğu zaten erdoğana ve akp ye bakıp devam demiyor, karşı gruba bakıp devam diyor…
    birlikte yaşamak istemediğimiz insanlara daha da kızıp elimize palamızı alıp sokağa fırlayacak zekada ve duyuda değiliz sonuçta, sandıktan ne çıkarsa ona saygı duyacak birlikte barış içinde yaşamaya devam edeceğiz. çoğunluğumuz fetöcü olmadığımız için, gidecek, bizi sevinerek kabul edecek bir almanyamız bir amerikamız olmayacak dolayısıyla bunun farkıdalığıyla yaşayıp kaçtığında hoş karşılanacak ya da kaçmış oralardan yetişen bikimselerin gazına gelmememiz gerekir diye düşünüyorum vesselam…
    geçenlerde zeki bir arkadaşımız bnd nin elinde 15 temmuz darbesini fetönün yapmadığına dair kanıt olduğunu amma ve lakin bunu açıklamadıklarını yazıyordu. fetöcü the cemaati kuran besleyen büyüten cia ile birlikte çalışan bnd yi kastediyor, kaçan fetöcülere kapımız ardına kadar açık buyurun diyen almanyanın devlet istihbarat merkezi bnd. Erdoğan seçilmesin diye 40 takla atan alman devleti ve bnd nin amma ve lakin açıklamadıkları kanıtları önümüzdeki günlerde türk halkının ilgi ve dikkatine sunacağını zannederim bu durumda , 15 temmuzu fetönün yaptığına inanan bu ülke halkının % 90 ı da gerçeği öğrenmiş olur ve bdn ye çok müteşekkir olur..seçim .kararımızı derinden etkileyeceğinden bnd başta kimsenin kuşkusu yoktur herhalde. dolayısıyla bnd nin böyle bir fırsatı kaçıracağını sanmak aptallık olur…bu kanıtları sunmadıkları ya da sunamadıkları takdirde kalan % 10 yine istediğini düşünmekte serbesttir tabii. gerçek herkesin meselesi değildir….

    • Almanlar hangi kanitlari ne yaparlar bilemiyoruz ama aksener de adil okuzun secim oncesinde paketlenebilice kabilinden biseyler soylemis. Minik ucak operasyonlarini itibarsizlastirmak icin on almaya calistiklarina gore deniz yucelin muadilini tahsil edebiliriz bir gece ansizin: memlekete hosgeldin feto!

  7. Ramazan yaklaştığından olsa gerek; temcid planı tadında bir yazı olmuş. Verilen örnekleri kim bilir kaçıncı kere sizden okuyorum. Gerçekten konu sıkıntısı mı çekiyorsunuz..?

    • Aynen katiliyorum. Gecen hafta da boyle bir yorum yazmistim, eklenmemisti buraya. Nerdesin eski Fehmi abi. Son zamanlarda yazilarini okuduktan sonra zamanimi bosa harcamisim hissi olusuyor nedense.

    • Ben buna katılmıyorum. Her yazının ana fikrinde Türk insanını bilinçlendirecek bir şey bulmak mümkün. Ben her sabah ilk işim bu blogu okurum. Daha sonra OCAK MEDYA’yı gözden geçiririm. Akşam üzeri de Fehmi Koru’daki yorumları okur, yazıyı yorumlarla beraber değerlendiririm. Etrafımda o gün kimse varsa, onlar da bu değerlendirmeden istifade ederler. Noksan olan ise, OCAK MEDYA’daki yazarların yorumları yayınlanmıyor. Yayınlansa o yazılar da amacına ulaşmış olur. OCAK MEDYA yazarlarının yazıları da bana göre çok kıymetli.

  8. Her seçim yeni nesil seçmenlerin de eklenmesi ile devam ediyor. Her ne kadar çoluk çocuğumuz ile beraber aynı çatı altında yaşasak da fikir ve zikirleri olaylar karşısında alacağı kararlar ya da davranış şekillerini öngöremediğimiz zamanlar sıkça rastgele olduğumuz bir durum. Teknoloji kuşağı dediğimiz bir sosyal olgu ile karşı karşıyayız. Karşılarına çıkan her durum için her ne kadar aile büyüklerinin duygu ve düşüncelerini bilselerde kendi fikirlerini de doğru ya da yanlış fark etmeksizin hayata geçirmekten haz alan ve aidiyet hissini galiba başları dara düştüğü zaman (şahsi fikrim!) hatırlayan bir nesil. Konu çoğu zaman çok karışabiliyor, sahip oldukları duygusal durumun sosyal hayattansa sosyal ağ ve paylaşımları etkisi ile değişebilir olmasından ötürü. Ancak sosyal paylaşım ağlarındaki yorum ve tavırları ne kadar istikrarlı bu da ayrı bir sorun ya da muamma? Yine de yeni gelişmelere eski klişe cevaplar bu nesil için çoğu zaman kulak ardı edilebilir hatta dalga konusu olabilir kanaatindeyim?!

    • X, y, z nesli diyorlardi gezi eylemleri sirasinda. Elinde tablet bilgisayar dolasan yeni nesiller bana pek de eylemci gibi gorunmuyorlar. Sonucta her devir, kendi arac gerecleri ve tuketim aliskanliklarini da belirliyor. Ogrenim asamalarini ucretsiz ders kitaplari ve tablet bilgisayarla tamamlayan gencler mutlaka ak partiyi destekler diye bi garanti yok. Aidiyet hissine gelince, baslari dara dustugunde en azindan hatirlasalar bana yeter:) ama onlara tarih bilinci kazandiramazsak durum vahimdir:( nihayet en zor yetisen hayvan yavrusu insandir, o yuzden yetismis eleman en degerli kaynaktir. Yorumunuz okunmaya degerdi.

  9. Ne acıki dışarıdan ülkemde yapılan bir seçime mudahele edilmesine sırf Erdoğan yıkılısında nasıl yıkılırsa yıkılsın mantığıyla bakıp alkış tutanlara şaşırıyorum sa Koru bu sosyal medyada paylaşılan bu kampanya direk burdan başlatilsaydi ve sadece burada ve bizim vatanına milletine sahip çıkan vatandaşlar devam ettirse idi. Tamam veya Devam farketmez ama Dışardan devşirme Türkiye düşmanı kişiler kurumlar ve vatansızlar varsa ve sizingibiler buna onay veriyorsa biraz vicdan biraz akıl derim ve sizin tesbitlerinize katılmam mümkün deyil bıraksınlar seçimimizi biz yapalım dışardan mudahele etmesinler

    Siz hiç duydunuzmu başka bir ülkenin seçimine ülkemin insanlarının mudahele ettiğine
    Şu ana kada sadece geçen secimde Almanyaya mudahele edildi bunun sebebini de zaten biliyorsunuz anlatmaya gerek yok biz müdahale ettiğimizde 6 ay hükümet kuramazlar onun için bize karışmasınlar vatansızları alsınlar beslesinler belki birgün Türkiye ye karşi kullanırlar
    Ha şunuda söyleyeyim ne sosyal medyadaki bu tür kampanyalar nede miting alanları seçmenin fikrini değiştirir sadece kamplaşmaya sebebiyet verir ve ortada kalan seçmenlerin eski yerinde kalmaya zorlar bunu iyi tesbit edin

    Allah kazasız belasız bir seçim geçirmek nasip etsin
    ve. yazılandan kaçılmaz kim olursa olsun Ülkem ve milletim için çalışsın yeter

    Sizlerde tarafsız ve objektif haber yapmak olduğunu unutmayin yanlı veya karşı tarafı yıkmaya odaklı haber ve yazılardan uzak olun çünkü her iki taraftanda okurlarınız var bunları hayal kırıklığına uğratmayın
    İllaki her insanın içinde bi taraf vardır sizin gibiler onu sadece sandıkta belirler bu tavsiyem acizane bütün yazar çizerlere

    Allah hayreyleye

    • bildiğim kadarıyla kampanyanın sloganını senin reis verdi. yani gayet islami, milli ve yerli bir slogan
      Muhtemelen duymuşundur ama ben gördüğüm birkaç hoş sulaganı hatırlatmaktan memnun olurum. hem de gayet yerli, milli, dini, islami, eşari vs.
      Bir okur karar gazetesinde yazmış: 15 yillik AKP iktidarinin icraatlarinin en temel ozeti bu: “gecmisi satti, simdiyi borclandirdi, gelecegi ipotek altina aldi”!
      Sonra bir tane daha. pek eşari değil. dini de değil, hatta kökü dışarda bile denilebilir. çünkü kılıçdaroğlu söylemiş. Ama okuyanlar topun 90’dan gol olduğunu kabul edecekler.
      Kılıçdaroğlu:
      “Türkiye’de her şey yolunda ise neden seçim yapıyoruz.
      Eğer işler yolunda değilse neden aynı kişiyi cumhurbaşkanı olarak seçiyoruz.
      Ülkeyi kurtaracak Erdoğan ise ülkeyi bu hale getiren kim?
      Bu üç soruyu lütfen kendi vicdanınıza sorunuz ve sandığa öyle gidiniz”

      • Hamza bey, aylardır ”er meydadına gel” çağrılarıyla yapılan seçim ısrarı sebebiyle seçime gidiyoruz. Erdoğan seçim zamanında dedikçe, muhalefet kaçma diyordu o da kaçmadı bu kadar basit. Ayrıca seçimi erkene almak dış konjönktür, dünyanın ve çevremizin hali açısından da doğru olduğu Abd-İran meselesiyle ortaya çıktı. Ülkede bana göre iktidardan ve Erdoğandan kaynaklanan bir problem olmadığını düşündüğüm ve cumhurbaşkanımı beğendiğim için tekrar onu seçeceğim. Ülkenin gidişatından memnunum ve bu duruma getiren de Erdoğandır. Dolayısıyla benim ve benim gibi düşünenlerin vicdanı gayet rahat.
        Benzer bazı soruları ben de soruyorum ;
        Mesela Muharrem İnce çok iyi bir yönetici ise 3 ay önce CHP kongresinde Chp liler neden önce onu kendilerine genel başkan seçmedi?
        Eğer Muharrem İnce CHP ye genel başkanlık yapamayacak kadar niteliksizse biz cumhurbaşkanlığı için neden seçelim?
        Kılıçdaroğlu ilan edeceği aday için iyi bir ekonomist olacağını, büyük başarıları olacağını ve benzeri birçok özellik saymıştı. İnce de bunlar mevcut mu, 3 ay önceki kongrede Kılıçdaroğlu bunlardan neden bahsetmedi acaba?

        • gözlerimi yaşarttınız. reisin muhalefetin talebine olumlu cevap verdiğini duymak inanın bütün önyargılarımı yıktı. Umarım benim önyargılarımı yıkmaya devam edip TAMAM talebini de yerine getirip bırakır. BIKTIK artık. kavgadan bıktık, beka sorunundan bıktık, her dolar yükseldiğinde “dolardaki yükselişin geçici olduğuna inanıyorum”, “ben bu dolar kurunu kabul etmiyorum”dan bıktık, khklardan bıktık, insanların birbirine düşman edilmesinden bıktık, korku imparatorluğundan bıktık, zulümden, hak ve hukukun ayaklar altına alınmasından bıktık. insan haklarının çiğnenmesinden bıktık. havuz medyasından bıktık. insanların omurgalarının solucanın omurgası gibi dönmesini görmekten bıktık. ahlaki yozlaşmadan bıktık. dinin alınıp satılmasından bıktık. özgürlüklerin kısıtlanmasından bıktık. muhalif her görüşün bir gerekçe ile cezalandırılmasından bıktık. milletin malının birilerine peşkeş çekilmesinden bıktık. milletin parası ile itibar peşinde koşulmasından bıktık.
          Siz bıkmadınız mı?
          500 milyar dolar borç. 60 milyar dolar cumhuriyet dönemi yapılan tesislerin satışı bunlara ilave olarak kaç lira bile olduğu gizlenen YİD ile yapılan şehir hastaneleri vb.
          Yarın bu paranın nasıl ödeneceğini hiç düşünüyor musunuz?
          750 milyar dolar türkiyenin yıllık gsyi’sı. 500 milyar dolar (bilinen) borcu. kriz anında 750 milyar dolarlık varlığın belki 500 milyar dolar bile etmeyecek. kandırılmaktan hala bıkmadınız mı?

          • Hamza bey yalan şeytan işi olduğu için heleki kendlerini dindar olarak kabul edenlere baldan tatlı gelirki! birdaha milletin kandırırken o taddan dolayı sahte fetvacılarala yağmuru lu yollarda beraber ıslanırlarki gidecekleri yerde beraberce rahat ve zevkli vakit geçirsinler.
            Hoşca kalın

          • Bıkanlar, sıkılanlar, tamam diyenler Erdoğana ve Akp ye oy vermeyecek Hamza bey, bıkmayanlar, sıkılmayanlar, DEVAM diyenler de oy verecek. Sonucunda kim fazla aldıysa helalinden başkanlık koltuğuna oturacak. Bizim de bıktığımız şeyler var tabii ki. Her seçim öncesi yapılan bazı operasyonlardan, memleketin her imkanından belki herkesten faydalanıp ama herkesten fazla felaket tellallığı yapanlardan, boş, uydurma, nerelerde imal edildiği apaçık belli olan iddia ve iftiralardan bıktık . Bu iddiaların inandırıcılığının kalmadığı, havanda su dövüldüğü farkedilene kadar da bu tür iddialara karşı çıkacağız, gerekli cevabı hem yazıyla, hem oyumuzla vereceğiz. Üste çıkmak için yapılan hakaretamiz nitelemelere, üstten bakış çabalarına ve benzeri tavırlara da hiç aldırış etmeyeceğiz. Eninde sonunda bu çabaların da biteceğini biliyoruz çünkü..

          • nurdan hanım! size de teşekkür ederim. bir gerçeği siz de vurgulamış oldunuz. Bir boksör, bir günde ringe çıkıp dövüşmez. akpliler ile gülenciler 20 yıl birliktelerdi. 20 yıl birlikte iş yaptılar. eğer gülenciler kötü idilerse o zamanda kötülerdi ve demekki bunlarla birlikte kötü iş yapmışlar. yok iyi idilerse, şimdi de iyilerdir. kimse bir günde kurt adam gibi kötü olmaz (ki ben eskiden de gülen örgütlenmesinin türkiye tarihindeki en karanlık örgütlenme olduğunu düşünüyordum). Bunu söylerken, ortalama, bu insanlara sempati duyan, sıradan, suça bulaşmamış insanları mutlaka ayırıyorum. Ayrıca herkim olursa olsun, her insanın bazı hakları olduğunu ve bu hakları savunmamızın hepimizin görevi (ister insanlık görevi, ister ahlaki görevi, isterseniz dini görevi olarak alın) olduğunu düşünüyorum. Mesela kimse suçsuz olduğunu ispat etmek zorunda değildir. Mesela: suç şahsidir. kimse bir başkasının suçu nedeniyle cezalandırılamaz. Mesela: cezanın suçun niteliğine uygun olması gibi. Mesela, herkes, mahkeme tarafından suçu sabit görülene kadar masumdur. gibi. Bunlar toplumuzda yerleştiği zaman, o toplumda ahlak olur, demokrasi olur, hukuk olur, insanlık olur. Çünkü hukuk=ahlaktır.

        • necip bey, sıkılmadıysanız, size birşey diyemem. böyle bir ortamda yaşamak size normal gelebilir. Belki hatta böylesi ortamları seviyor da olabilirsiniz. fakat beni fazlasıyla sıkıyor.
          benim yazdıklarımı iddia ve iftira olarak niteliyorsanız, söyleyin, ben size ispat edeyim. Yok başkalarının bazı, benim yazımda geçmeyen iddiaları varsa, benim yazımın altına o iddialardan bahsetmeyin ya da ne olduğunu yazın. Yani belirsiz şeyler yazmazsanız tartışabiliriz. fakat ne olduğu belli olmayan şeylerden bahsederseniz ben size hiçbir mantıklı açıklama getiremem.

          • Hamza bey 16 yıldır bu ortam var. Normal demokratik bir ülkede seçim zamanı partiler propagandalarını yaparlar, seçim olur biter. Herkes sonucuna razı olur, kabullenir, vatandaşın tercihine saygı gösterir, bir sonraki seçim yaklaşana kadar eleştiriler meclisde dile getirilir, hatta bazı konularda işbirlikleri yapılır, işler normal sürer gider seçime kadar. Ama bizim ülkede muhalefetin tutumuna bakarsak 16 yıldır hergün seçim yapılıyor. Bu adamlar işbaşına geldiği günden beri her devirde bir iftira korkutma ve kabul etmeme kampanyası sürdü gitti. Şeriat getireceklerden başlandı, abd nin batının adamlığından devam etti, herkesle düşman etti biziye döndü , yolsuzluk dendi vs. vs. siz daha iyi biliyorsunuzdur bunları. Muhalefet tabii ki olacak ama önce seçim sonucunu kabullenecek, gerçek ve doğru eleştiriler yapacak, bazı ortak konularda işbirliği yapmasını becerecek, bazı uygulamaların doğru yapıldığını kabullenebilecek hatta ortak olacak, sonra haklı durumlarda da yanlışları makul ve mantıklı şekilde dile getirecek. 16 yıldır bunların hiçbiri yapılmadı, herşeyde kötü yön arandı, yoksa da uyduruldu. Kayınvalidem evde bazı eski-kötü eşyaları at dediğimde veya atmaya kalktığımda daha iyisini getir ben atarım o zaman der bana. İyisini de anlar, herhangi kötü bir şeye razı olmaz. Muhalefet de bunların kötü yanlarını söylemenin sonuç getirmediğini anlamalı, iyisini bulup çıkarmaya gayret etmeli. Gerisini kaynanam gibi millet de yapar o zaman merak etmeyin. Hakikaten daha iyisi gelince eskiyi atar. Bilmem anlatabildimmi?

    • Aciktan konusup yazip cizen, tarafini savunan herkes saygiya degerdir. Yeter ki belalti vurus olmasin, mal pazari gibi mebus borsalari kurulmasin. Yorumunuzu destekliyorum.

  10. Sayın Koru, iki gündür dua niyetine yazılar kaleme alıyorsunuz. Dışarıdan verdiğiniz örnekler “darısı başımıza” dercesine kurgulanmış, içeriden örnekler “keşke devamı gelse” modunda.
    Ancak verdiğiniz örnekler, neredeyse ışık hızıyla ilerleyen günümüz dünyasında biraz arkaik kalıyor; ne dünya siyaseti 90’larınkine benziyor, ne de Türkiye siyaseti. Oyuncular değiştiği gibi parametreler de değişti. Sizin gibi arkaik parametrelerle sonuç almayı ümit eden beş benzemez ittifakının Türkiye’ye sunabileceği bir proje maalesef yok… Düşünsenize, kazara, sizin de arzu ettiğiniz gibi bir sonuç çıksa hangi ortak paydada birleşecek, dış güdümlü bu şer ittifakı? Birlikte değerlendirildiğinde önerdikleri tek proje kaos.
    Dolayısıyla, sizin adınıza üzülerek ifade edeyim ki, ülkeye söyleyecek bir sözü olduğunu kanıtlamış olan Sn. Erdoğan bu defa da ilk turda ipi göğüsleyecektir.
    A planınız tutmadı, şimdi B planınızı görüyoruz, devam edin eğlenceli oluyor…

    • Sosyal medya ayaginin ne alemde oldugunun gozardi edilmemesi acisindan gayet uyarici bi yazi. O yuzden yazarin da hakkini teslim etmek lazim. Ecevite son doneminde secim anketlerinde pek iyi gorunmedikleri sorulunca, cogunlugun evinde internet yok diyerek aciklama getirmisti konuya. Sonra da o cogunluktan bi vatandas gelip ecevitin kafasina bi yazarkasa firlatmisti. Simdi herkesin elinde sosyal medya kanallari var. Belki yazarkasa degil ama habire tweet atip duruyorlar demek, kim bilir belki de kamyon kasasinda dolastirilan peygamberden yine talimat gelmistir:) tweetleri iki katina cikariyoruz fala diye… genel olarak yorumunuzu destekliyorum.

    • tek bir projede birleşseler yeter oda VAHDET, farklılıkta BİRLİK, yani biz arkaik olduğumuzdan UNITY desem, oyun uygulama anlamazsınız değil mi?

  11. ”Dolmabahçe mutabakatı” ile ve önünde dizildikleri Türk bayrağı fonuyla, akıllarda kalan bir zamanların kudretli ikinci adamını hatırladım, Y. Akdoğan ismini zikrettiğinizde..bir de B. Bozdağ’ın zaman içerisinde söyledikleriyle sonradan ki güzellemeleriyle taban tabana zıt, kendisiyle çelişen açıklamalarını…
    İlahi Fehmi bey, siz de bugünkü yazınızı, onların söyledikleri üzerine kurmuşsunuz..konu kıtlığı çektiğinizden midir nedir…Ama sonunda asıl konunuz, sosyal medyanın etkileme gücünü de belirtmişsiniz.

    Basının tek tip olduğu ve güçten beslendiği gibi güce hizmet eden günümüzde ve hasseten ülkemizde, sosyal medyanın kazanımları ve etkileme gücünü yabana atmamak lazım..zaten başta AK Parti olmak üzere muhalif kesimlerde bunu olanca şekliyle kullanıyorlar. Çoğumuzda buradan edindiğimiz/izlediğimiz karşıt görüşlerle muhakememizi geliştiriyoruz..hem sosyal medyaya ulaşım o kadar kolay ki, her birimiz elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonlar ve kolay internet erişimiyle buna ulaşabiliyoruz..tabi kısıtlama getirilmezse…
    İş sosyal medyayla da bitmiyor. Ramazan münasebetiyle meydanlar ne kadar canlı olur bilmem ama Erdoğan ön alıp bunu çok önceden başlattı bile. Yani sosyal medyada da meydanlarda da onun üstünlüğü var gibi. M. İnce’nin startı da iyi başladı ve meydanı biraz daraltacak gibi.

    Bu ara, ne meydanlarda ne de sosyal medyada, Akşener’in hareketini göremiyoruz..İnce tavşan hızıyla mı geçti yanından…
    Muhalefet bağımsız aday (çatı değil) gösterememenin zorluğunu olanca haliyle yaşayacak galiba.

  12. Sayın KORU;
    !982 Anayasası ile konulmuş olan siyasi yasakların kaldırılması için 1987 yılında referandum yapılmış ve
    zamanın başbakanı Özal’ın HAYIR kampanyasına rağmen 70-80 bin arasında çok küçük bir oy farkı ile
    yasakların kaldırılması kararlaştırılmıştı.
    yazınızdaki “Referandumda ‘Siyasi yasağı devam etsin’ diye oy kullanmış halkın…..” ifadesi yanlış olmuş.
    Bilgilerinize sunmak istedim.TAMAM.

  13. 15 Temmuz’da ne oldu?
    Türk Devleti büyük zafer kazandı. Sonra saldıran Sermaye’ye ders verilmesi gerekirken, Sermaye Türkiye’ye davet edildi. Sermaye’nin istediği OHAL ilan edildi. İstiklal Savaşı sonunda olduğu gibi FETÖ diyerek Müslümanlar hapse dolduruldu. Seminerlerimi binden fazla kişi takip ederken şimdi 100’lerde seyrediyor.
    Seçimi kim kazanırsa kazansın sonunda olan Müslümanlara oluyor çünkü Müslümanlar Müslüman değil de ondan. Twitter’ı takip etmiyorum, beni etkilemiyor. Oyumu Recep Tayyip Erdoğan’a vereceğim. Partiye gelinirse hangi partinin listede Adil Düzen adaylarını görürsem oyumu ona vereceğim. Bu parti HDP bile olabilir. Benim için değişmez. Bana ne yapacağını değil nasıl yapacağını anlatan parti gerek.

    • Hocam oyunuzu Erdoğana verebilirsiniz orası TAMAM.
      1-Peki devletin bütün imkanlarını AKP için harcamasına nedersınız?
      2- o harcamalar sizinde herzaman üstüne basa basa yazdığınız ADİL düzen ile örtüşiyormu?
      3- Gene sizin her zaman “sonunda Kur’an hükmünú yerine getirecektir”bilgilerinizle Erdoğan’ın bu yaptıkları gene Kurana görr helelmi?
      4-Sizin gibi Erdoğana oy verip de AKP ye oy vermiyenler “Münafıktír” sözünü söyleyen bir insana oy vermek gene Kurana göre caizmi?
      5-Bu yazınızda da belirtiğiniz gibi islama verilen zara ve Müslümanlıği bir tarafa birakarak soruyorum, İftira atarak dunya ve kendi halki ile sürekli kavga edip bebekleri cezalandırmak sizce normal bir insanın yapacağı iş mi?
      Sakın ha bunlar sermaye yaptırıyor deyip de Erdoğanin yaptiklarını sermayeye yüklemeyip onu temize çíkarmayida Kuran hükmunden saymayasiniz.
      Çünkü bizler sizin kadar olmasada Kuranin hükúleri i neler olduğu hakkında epeyce bilgimiz var herhalde.
      Erdoğan yaterince insanları saray fetvacılarınıda yanina alarak dinden uzaklaştırdı birde siz bu konuda on yardımcı olur gibi bir görúnüm vermeyin.Lütfen Rıca ediyoruz.
      TAMAM oyunuzu verebilirsiniz biz ona karışamayız fakat bu tip konularda Dinin hassasiyetinide belirterek görüşlerinizi bizlerle paylaşmanızı istiyoruz.
      Sağlıcakla kalin

  14. Twetterdaki tamam kampanyasını hiç izlemedim.Ama izleyenler kampanyayı fetönün başlattığını,fetöcü firarilerin başı
    çektiğini söylüyorlar.

    Sosyal olayların her zaman aynı neticeyi vermediğini daha önce de söylemiştim.
    Ak Parti daha ikinci genel seçime giderken
    Demokrat Parti’nin kazanması,inişe geçmesi ve sonunda darbeyle de olsa iktidardan düşmesine dair analizler yapılmaya başlanmıştı.Ancak daha sonra yapılan seçimler bu analizlerle hiç bir paralellik göstermedi.Seçmen sürekli yanılttı,Ak Parti’nin kaybetme beklentisi içinde olanları.

    Fehmi Bey,Özal referandumu kıl payı kaybetti,arkasından yapılan seçimde de iktidarı kaybetti diyerek,16 Nisan referandumunu kıl payı kazanan Erdoğan’ın 24 Haziran seçimlerini
    tıpkı Özal gibi kaybedebileceği beklentisine girmiş görünüyor.Burada beklenti kelimesini bilinçli olarak kullanıyorum.Fehmi Bey başkanlık sistemini Türkiye için doğru bir tercih olarak görmüyor,parlamenter sisteme
    dönülmesini istiyor ve bunun için de
    Erdoğan’ın kaybetmesini temenni ediyor.

    Ben seçmenin bu seçimde de Fehmi Bey’le aynı beklenti içinde olanları sevindirmeyeceğini,bilakis bizim gibi
    Erdoğan’ın kazanmasını bekleyen ve temenni edenleri bir kez daha sevindireceğini ümit ediyorum.

    Erdoğan’ın kazanmak için bütün gücüyle çalışmasını da doğru buluyorum.

    • cingöz bekir sizler varya sizler gülencileri yıllar önce seçimi kazanmak için kullandınız adamların topunu kurunun yanındaki yaş demeden hapse attınız hapislerde yer kalmadı şimdi yıllar sonrada seçimi kaybetmemek için hala onları kulanıyonuz. bi kırmızı seçmişiniz deli danalar gibi saldırmak için gördüğnüz başka bir şey yok. sende bi söylesene cingöz bekir 100 den fazla general yüksek rütbe subay içeri alınırken hepsi gülencimiydi. sıkıyosa o konu üzerinden seçim propoğandası yapın görelim. gülenciler günahı keçiler sizin gibilerde günahsız keçiler

  15. Uluslararası yani feto ,pkk v.b terör ve 15 temmuz darbe yanlısı olanların ikamet ettiği yerler ve onları destekleyenlerin organize ettiği dış destekli organizasyon demek yerindedir.zaten bu dış mihraklarla temasi olanların da bu karşıtlığı ortada..kendilerini aciga cikariyorda bu cesareti nerden ve nicin gosteriyorlar ,merak ediyorum

  16. Başkalarını yok hükmünde kabul eden ve varlık sebeplerini ziyana götürmeye çalışan ve yalnız hak benim elimdeki hakikattir diyen dava hezeyancısı ekip bu memlekette çoktur. Şu anda terör örgütü olarak anılan ancak az bir zaman önce camia, hizmet gibi ulvi davalarına yakışır isimler ile de tesmiye edilmiş yapılanmada görmüş olduğumuz bu hal ve etrafta akıllı zannettiklerini uyaran ve aldıkları cevapla onların yüksek dava, gayeler için hareket eden yetişmiş, kıymetli faziletli bir nesil olduğu nasihati ile şaşkına dönenler şimdi ise başkalarının yok hükmünde olmasını arzulayan tek tipli, tek sesli, tek ulvi ve meçhul davalı yerli ve milli ertorul nesli için başka fikirlerin ademi için çalışıp da cürmü kendilerinden gayrın tribünlerinde arayanlara elbette güzel lisanımızda söylenecek şey çoktur. Fakat biz sadece Hadi gidi sizi taklitçiler ! deyip geçelim. Keşke hak ve hakikate talip olup güzel örnekleri taklit etselerdi de bugün koca koca adamlar söyledikleri ile dalga geçilecek mantık seviyesinde ilkokul müsameresi kıvamında siyaset yapmasalardı.

    • Kendisi bir parti kurup milletin gonlune girmek yerine cebrail parti kursa ona oy vermem diyerek kasalar dolusu ananas, mango vesair tropikal meyvelerle onun bunun gonlune girmeye calisan sumuklu psikopat veya diger din baronlarindansa o begenemediginiz kavruk anadolu siyasetcilerini tercih ederim:)

      • Hacı ben bahsettiğin bu iki gruptan da çok uzağım be çok şükür . Bu iki grubun birlikte ülkeyi mahvettiğinin farkında mısınız ? Bu vebali AKP ve FETÖ ye bu millet birlikte eninde sonunda ödetecek. Belki bir gün bağımsız mahkemeler FETÖ ve AKP yöneticilerini birlikte yargılar ne dersin ? O mahkemelerde bu düşman kardeşler birbirlerini suçlarlarlar , birbirlerine neler verdiklerini anlatırlar ? Ne dersin ? 1000 Yıl süreceği düşünülen 28 Şubat çabuk bitti , bu dediklerim gerçekleşir mi pek yakında ? Ne dersin ?

        • Memleket gulluk gulistanlik degil, hatalar var, bunlari duzeltebilecek bir muhalefet maalesef yok, eldekiyle yetinmezsek yarinin da bi garantisi yok:( ama bir allahtan umit kesilmez, bugun ulkemizi kulampara sarmasina almaya calisanlari bi puskurtelim, kendi evimizi de temizleriz insallah…

  17. Sayın Koru, günümüz dünyasında maalesef ki gelinen noktada iktidarın kim tarafından elde edilmesinin bir önemi kalmamıştır kanaatimce (Bu milletten bu şartlarda sürpriz çıkmaz). Lakin temennimiz şudur ki; seçilmişler arasında artık vicdanını kullanabilen temsilcilerin yanlışları düzelte bilme erklerini kullana-bilmeleridir. Güç karşısında hesapsız-plansız direniş gücün şahlanışını sağlar sadece (yakın tarih en güzel örneği).

  18. Sahi Türkiye’nin Cumhurbaşkanı var mi?Hiç şüphesiz TC Başkanı Erdoğandır diyenler olacaktır. Evet Sarayda CB sifati ile oturuyor, Vatikana 3500 kişílik koruma ordusu ile çíkarma yaparkende CB sıfatı ile yapiyor, Kendinden olmayanlara karşı saray Savıcilığını yaparak onlari Terõrist ve vatan haini ilan edip, “patlasanız çatlasanızda yıktık işte” diyerek aldığı ve kullandığ paraları haketmeye çalışiyor.
    Maşallah seçildi seçileli AKP nin seçim propagandasını yapiyor, yaparken de CB bútcesini devletin ona õdediği maaşi ve binlerce TC C Başkanınin emrine verilmiş memur ve işçileri AKP hızmetcısı olarak kullaniyor.
    AKP Cumhurbaşkanı olarak çalışan birisi sizce örtülü ödeneğin paralarını nerelere harciyordur? Orası bize karanlık olduğu için bilemem’ de yanlış birşey söylesek iftiraya girer onun için bu konuda bir fikir yürütmemek gerek, belki bútün enerjisini ve yetimlerin hakkini AKP yoluna harcadığı için örtülü ödeneği de Malezyalı ve ABD li gazetecilerin yazdıkları gibi bazı yerlere veriyordur.
    Muhammad Alinin cenaze tõrenine geldiğınde buradaki bazı yazarlarda verdiği yerleri kendilerinden emin bír şekilde idda ediyorlardı.
    Bir zamankar Türkiyeye çağ atlatíklarıní zannetmuştík Meğerse Türkiyeye değıl İslama çağ atlatmíşlar,nasíl mi?
    Devletin malını kendi menfaatlarına kullanan AKP Başkanina ne demişti? (söyliyenin ismini unuttum) “O Allah’ın bütün sıfatlarını taşiyor” demişti.
    Allahın bútün sifatlarını taşıdığı için olsa gerek tüyü bitmemiş yetimlerin ve milletin hakkını OY için AKP ye harciyor.
    Milletten topladığı vergileri gene seçim rüşveti olarak oy alabilecği kesimlere dağıtiyor
    Devlet Başkani olarak seçilip tarafsiz olması gerekirken onu eleştirenleri düşman ilan edip milleti bölüyor..O zaman neden bizim vergilerimizle karşılanan saray eşrefinin maaşlarını sadece taraftarlarına ödetmiyor?
    Sinan Eskicioğlu ne yazíyordu birdaha hatırlamada fayda var “Satılık İslam”
    Bu yazi burada TAMAM.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here