Suriye için İstanbul zirvesi… Hiç kuşkusuz önemli bir adım, fakat…

55
Hürriyet'ten..

Suriye konusunda yazılan bir değerlendirmeyi baştan sona dikkatle okur musunuz?

Tek tek hangi yazımı kaç kişinin okuduğunu internetten yayın yapmam sayesinde bildiğim için bu soruya kendi yazılarım açısından cevap verebilirim: Okurlarımın en az rağbet ettiği yazılar Suriye üzerine yazdıklarımdır…

Önem verilmediği için mi?

Hayır. Bir milyona yakın insanın hayatına mal olan, daha fazlasının yaralandığı, ülke nüfusunun yarısının yerlerini terk etmek, dörtte birinin ülke sınırları dışında yaşamak zorunda kaldığı, ülkedeki altüst oluştan yararlanan her eğilimdeki terör örgütlerinin Türkiye için tehdit teşkil ettiği silahlı çatışmalara önem verilmez mi hiç?

Ancak işte yine de insanlar Suriye’deki iç savaşı ancak göz ucuyla takip ediyorlar.

Dün Türkiye’nin girişimiyle Almanya, Fransa ve Rusya’nın devlet başkanları Suriye konusunda İstanbul’da bir zirve gerçekleştirdiler. Zirvede önemli prensip kararları alındı. Suriye’de akan kanı durdurmak, iç savaşı sona erdirip ülkeyi demokratik bir yönetime kavuşturmak amaçlı Türkiye’nin yeni bir hamlesiydi bu. Daha önce Soçi’de Türkiye, Rusya ve İran’ın devlet başkanlarının başlattığı arayışa -bu defa İran olmasa da- Almanya ile Fransa da katılmış oldu.

Fransa ve Almanya’nın denklem içerisinde yer alması, bu iki ülkenin Suriye kaynaklı mülteci akımından ülkeleri adına ciddi endişe duymalarıyla ilgili.

Rusya ise, ihtilafın başından beri arka çıktığı Beşşar Esad ve Baas rejimine Suriye’ye asker göndererek de destek vermesi bakımından önemli.

ABD’nin de kendisine özel sebeplerle İstanbul zirvesini yakın takip altında tuttuğunu öngörebiliriz. Katılmasa bile varlığı zirvede hissedilmiştir.

Bahar kışa dönünce

Suriye’de iç savaş ‘Arap baharı’ adıyla tarihe geçen Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da başgösteren demokratikleşme taleplerinin bu ülkeye ulaşmasıyla (2011) başladı.

‘Arap baharı’ sonunda kışa döndü ve en olumsuz etkisini de 2011’den beri etkisi altına aldığı Suriye’de yaşatıyor.

İnsanların ölümü de göze alarak ülkelerinde herkes için daha fazla özgürlük talep etmeleriydi ‘Arap baharı’… Türkiye’nin 2002 sonrasında izlediği yol İslam Dünyası’nda yaşayan insanlara bir umut olarak yansımıştı ve yaşadıkları ülkelerin daha özgür ve daha demokratik olması arzusu müslüman kitleleri harekete geçirmişti.

Bugün İslam Dünyası ‘Arap baharı’ hareketlenmesinden önceki tablosundan daha kötü durumda.

İslam coğrafyasını oluşturan ülkelerin çoğu, birbiri ardına, ‘serseri devlet’ (Rogue states) statüsüne düştüler. Tamamen iyi niyetli bir çıkış olan ‘Arap baharı’ kısa sürede bu sonucu getiren bir sürece dönüştürüldü.

Suriye’de işler Türkiye’nin arzuladığı türden bir çözüm yoluna girse bile, ortaya çıkacak yeni devletin manzarası da yine ‘serseri devlet’ görüntüsünden fazla farklı olmayabilir. Irak, Libya, Yemen neyse, Suriye de, onlardan çok farklı bir görüntü vermeyecektir.

Gelişme en fazla İsrail’in işine yarıyor ve galiba Suriye’deki kanlı ihtilafın bugüne kadar sonlandırılamamasının sebebi de, bu ülkenin İsrail’i tehdit etme gücünün bütünüyle yok olmamasıdır.

İsrail’in bölgede güçlü düşmanlarla çevrili bir ülke halinden uzaklaşması ve güvenilir sınırlara sahip olması idealine kendilerini bağlamış ülkeler -en başta ABD- en son Suriye’nin de İsrail’i tehdit özelliğinin sona ermesini bekliyorlarsa şaşırmamak gerekir.

Libya, Irak ve Suriye 1948 sonrasında çıkan dört Arap-İsrail savaşının en ön safında yer almış ülkelerdi. O saflarda bulunan Mısır’ın ‘Arap baharı’ ile o özelliğinin yeniden ülkeye hakim olması bir askeri darbeyle engellenmiş oldu.

En son Cemal Kaşıkçı cinayeti ile gündeme gelen Suudi Arabistan’da Muhammed bin Salman‘ın (MbS) yönetimi eline geçirmesi de aynı gelişmenin devamı sayılabilir.

Süreçler var, ama…

Cenevre süreci… Astana süreci… Soçi mutabakatı… Şimdi de İstanbul zirvesi…

Türkiye Suriye’de akan kanın durması için elinden geleni yapıyor, ama galiba bizden başka da aynı arzuyu duyan ülke yok. Ülkeler bir araya geliyor, Birleşmiş Milletler (BM)  gözetiminde toplantılar yapılıyor, ancak ortada akan kanı durduracak bir çıkış yolu da görünmüyor.

BM’nin Suriye özel temsilcisi Staffan de Mistura bile bu gerçeği görüp önümüzdeki ay sonunda görevi bırakacağını açıkladı.

Suriye bu durumda.

Yazının başlığında ‘Suriye’ sözcüğü bulunacağı için bu yazıya itibar edenlerin sayısı fazla olmayacak. Ancak soruna samimiyetle çözüm arayan Türkiye’nin süreçlere öncülük etmesi gibi benim için de bir görev bu yazı.

ΩΩΩΩ

55 YORUMLAR

  1. Hakan K bey, bu Vidiyolari izliye bilirseniz iyi olur.hem çok komik hemde düşündürücü. Ikiside Müslumanlardan nefret ederken nasıl Musluman olduklarini anlatiyorlar.

    How the Bible Led Me to Islam: The Story of a Former Christian Youth Minister – Joshua Evans
    Digital Mimbar3,415,701

    viewsttps://m.youtube.com/watch?v=IYMKQKSV0bY

    Priests and Preachers Enter Islam – Islam …
    Islam Tomorrow › yusuf › priests_n_pre…

    Dec 26, 2005 · “How Yusuf Estes Came to Islam” … Anyway, I became very interested in different types of music, especially Gospel and

    ..ttps://m.youtube.com/watch?v=H69MCV8Qp6A&t=307s

  2. Sayın yazarın da belirttiği gibi kimi konular ve yazıları okurların ilgisini daha çok çekerken kimi mevzular da kabak tadı verebiliyor. Okurların hangi yazıları baştan sona ve ilgiyle okuyup okumadığı tabii ki onların tercihidir. Öyle ya da böyle sayın koru’nun okur kitlesi herhangi bir yazarın okur kitlesine göre(hatta biçok yazara göre:) çok daha geniş bir entelektüel kapasiteye sahiptir diye düşünüyorum. Tabii ki bunu yorum yazan okurlarınıza bakarak söylemiyorum. Çünkü yapılan yorumların çoğuna bakacak olursak; bırakın yazılarınızın tamamını, başlığı bile okuduğu şüpheli yorumcular var. Nihayet hem yazılarınızı hem de gayet doyurucu yorumları da okuyan önemli bir okur kitlesine sahipsiniz. Bu bağlamda suriye meselesi aynı zamanda türkiye meselesi demektir ve sonuna kadar önemle işlenmelidir. Mevcut yorumcuların arasında kimi niteliksiz teşhir erbabını hariç tutarsak necip bey ve didem hanımın, ahmet hamdi’nin, ümüt’ün, ayteacher’ın, suriyeli beşer’in değerli yorumlarını okuyor olmak da büyük keyif:)

  3. Sayın Koru.
    Mazlumların sesini duyurmak gibi görevinizde var.Suriyeye ve Suriyelilere Allah yardım etsin.Gercekten büyük trajedi içime batıyor inanılmaz üzülüyorum.
    Bir de burda kendi ülkemizde Suriyeleştirilenlerden biriyim.
    Kamudan sendika üyeliğinden dolayı ihraç edildim ve 6 yıl ceza aldım.İnanin yaşadıklarımızı burda anlatmak çok zor.
    Sadece Allah diyorum. Lütfen sesimi duyun.

    • Keşke hemen yorumunuzun son kısmına suriyeli kardeşlerimize yardım götüren mit tırlarına namertçe saldıran fetöcü savcı ve jandarmayı da lanetleyen küçük bir not yazaydınız da biz de sizi daha samimi bulsaydık! Neyse az sonra sıla ile ayteacher kapatır o açığı…

    • Zalimler için yaşasin cehennem.
      Mehmet bey Allah yardimcınız olsun.
      Bizdeki durum Suriyelilerinkinden daha vahim.
      Onların hiç değilse diktatörden kaçmalari daha kolay.
      Ya bizde? Onlarin bebekleri denizde boğulunca dünya ayağa kalkiyor, bizimkiler boğulunca oh olmuş diyiyorlar.
      Demeki bunların odunlari henüz tamamlanmadı.

      • Nurdan: E tabii, kimileri askeri helikopterle, nato uçağıyla, diplomatik araçla, yatla kaçar; kimileri de şişme botla… Minicik çocukları da yanlarına alıp efendi hazretlerine mürid yazdırmaya götürürken meriçin sularında boğup öldüren fetöcü sapıklar: Hesap günü bu dünyada! Cehennemmiş…

  4. Ben Suriye konusunda bütün devletlerin samimi davranmadıklarını düşünüyorum.Çünkü Arap baharı başlarken Türkiye’nin planları başkaydı.O zaman İhvan idareyi ele alacak .Model olunacak vs.Sonra Battı müdahale edince yeni dengeler meydana çıktı . Türkiye eski görüşüne döndü.Olay bu kadar basit ve net.

  5. insanlar suriye meselesi ile ilgilenmemekle hata yapıyorlar. hergün birkaç tane şirket batıyor suriyede. hergün birden fazla şirket de konkordato ilan ediyorlar. hem batan şirketler, hem de konkordato ilan eden şirketler, başka şirketleri batırıyor. pekçok işçi işsiz kalıyor. evine ekmek götürme derdinde. kirasını ödeyemiyor. yıllardır çalışmayan ev hanımları iş aramaya çıkmış. çünkü ya kocası işsiz kalmış ya da kocasının geliri artık yetmiyor. ilave gelire ihtiyaç duyuyorlar. Bütün bunlar hep suriyede oluyor. onun için de kaşıkçı meselesi, suriye zirvesi bizim için çok çok çok önemli.
    – batan ve konkordato ilan eden şirketlere bir de üretime ara veren türkiyenin önemli sanayi firmaları var. araba firmaları gibi, dyo gibi.
    – bu arada nerdeyse hergün yanan fabrikalar var. sahi neden fabrikalar sürekli yanıyor. suriye meselesinden olabilir mi?
    – dün 3 tane fabrika yandı.
    – Fehmi beyin türkiyede yaşamadığını düşünmeye başladım. buraya yorum yazanlar da aynı şekilde. sahi ödeme sıkıntısı çekmiyor musunuz? tahsilat sıkıntısı çekmiyor musunuz? ihtiyaçlarınızın, hiç olmazsa ufak bir bölümünden de olsa vazgeçmek zorunda kalmadınız mı? yani işin türkçesi; tuzunuz ne kadar kuru. hiç mi nem almadı. Kriz, sizi tamamen teyet mi geçti?
    – kendimden utanmaya başladım. tahsilatlarımda sıkıntı çektiğim, ödemelerimde sıkıntı çektiğim, birtakım ihtiyaçlarımı karşılayamadığım için apayrı bir sınıfta hissediyorum kendimi.
    – bu arada, yandaşlardan bile epey kişi krizden etkilenmişken, (metro inşaatları yapan firma ile çamlıca camisini yapan firmalardan da konkordato ilan eden var) nasıl hiç etkilenmeden kalınabildiği konusu benim için yaşamın anlamı kadar zor bir soru doğrusu.
    – trolleri anlıyorum. onlar kriz yokmuş gibi yaparak gelir elde ediyorlar. tıpkı soğuk kış gününde, dağ başında, karların arasında bikini ile poz veren mankenler gibiler. onlar da bizim gibi üşüyorlar ama sanki plajda gibi davranarak para kazandıkları için suriye meselesi ile kaşıkçı meselesini günlerce konuşurlar. fakat diğerlerini anlamak konusunda zeka sorunu çekiyorum.

    • Konkordatonun ne olduğunu, kimlerin hangi durumlarda başvurduğunu, konkordato istemenin batmak mı demek olduğunu, bu memlekette maliyet enflasyonu mu yoksa fırsatçı enflasyonu mu olduğu, dolar 7, 20 ye göre yapılan zamlardan sonra 5.60 a göre bir indirim olup olmadığı gibi konuları da bir yorumlarmısınız rica etsek.

  6. Suriye değil
    Sorun Suriye sorunu değildir, dünya sorunudur. İşçilik dönemindeki dengeler bozulmuştur. İnsanlık ortaklık dönemine gitmektedir. Rusya, Almanya, Fransa, Türkiye ve İran yeni düzen arayan ülkelerdir. Türkiye’ye davet edilenler arasında İran da olmalıydı. Barışçı devletlerle bir araya gelinmelidir.
    Avrupa uygarlığı son beş yüz yıl içinde oluşmuştur. İslam uygarlığının kuvvet uygarlığına dönüşmüş şeklidir. Üçüncü bin yıl uygarlığı ortaklık uygarlığı olmalıdır. Avrupa uygarlığı Avrupa’dan taşınmış, ABD’de ve Çin’de gelişmiş, güçlenmiştir. Hindistan şimdilik kenara itilmiş durumda. Rusya ve Avrupa Birliği ise bu iki uygarlığa rakip bir uygarlıktır. İslam uygarlığı doğarken Roma ve Sasaniler ne ise bugün de Çin ve ABD odur. Bugünkü Arabistan Türkiye’dir.
    Türkiye’de gelişmekte olan ortaklık uygarlığını Rusya ve Avrupa Birliği kabul etmek zorundadır ve üçüncü bin yıl uygarlığı buralarda doğacaktır. Avrupa Birliği sınırlarını çizmelidir. İngiltere dışında Avrupa, Ural Dağları ve İstanbul’la çizilmiş bir dünya ortaklık sistemi kuracaktır.
    Temenniler sorunları çözmez. Suriye sorunu Kur’an üzerinden çözülür.

    • Galiba Siz refarandumdan öncesinden bahs ediyorsunuz. Refarandumda EVET çıktı ya! Ümmetin Lideri ne demişti? “REFARANDUMA EVET DEMIYENLER VATAN HAINIDIR,ÇÜNKU ONLAR BU ÜLKENIN KALKINMASINI, TERÖRÜN BITMESINI, BENIM MILLETIMIN REFAH IÇİNDE YAŞAMASINI ISTEMEYORLAR.”
      Millete Raise inanip hatta baba Annelerini dahi dirilterek oylari ile desdek verdiler.
      Bende önceden sizin gibi zannediyordum fakat buradakı DUNYA LIDERININ yandaşlari hep bana ve benim gibilerini durmadan okunmaya dahi değmeyecek o muhteşem saldiri ile birlikte hepisini ďiş güçlerin yaptigini yaza yaza ben onlardan korkarak onlara inandim. Yapmayin Hamza bey, şimdi o muhteşem troller yalanmi soyliyor.
      TC vatan hainlrri biraz daha kemerleri sıksın, Hamza bey bunun icin Kaşiçi ve Surriye Danişikli dövuşu Marttaki yerel seçimler icin vitamin olarak kullanima sunuldu!
      Hamza bey, yapmayin
      Kasikci ve Surriye olayi Rais icin çooook çoook önemli.
      Allah yardimciniz olsun.
      Esenlikle kalin.

      • nurdan hanım merhaba!
        Suriye meselesinde aktif rol oynayanlar akp iktidarıydı. yani suriyedeki olaylardan birinci sorumlu esad iken, ikinci sorumlu da akp yönetimidir. emperyalist amaçlar peşinde koştular. suriyenin petrolünün peşine düştüler. suriyedeki muhalefeti silahlandırarak, islam aleminin halifesi hayallerine kapıldılar. ordaki muhalefeti, cia ile birlikte silahlandırdılar ve milyonlarca insanın canı ile oynadılar. eğer binlerce insan öldü, binlerce insan sakat kaldı ve milyonlarca insan vatanını terketmek zorunda kaldı ise, bunda, suriye yönetiminden sonra en büyük vebal akplilerdedir. troller de dahil.
        – daha sonra da, her konuda olduğu gibi, başkalarını suçlayıp yaptıkları hatalardan oy devşirmeyi iyi biliyorlar. adamlar doları 7.30’a gelmesine neden olmuşlar sonra da “5.50’da düşürdük. büyük başarı” diye oy topluyorlar. işin en garip kısmı da burası. bunlar oy topluyor. insanlarda nasıl bir mantık var anlamıyorum.
        – bunda da, işin doğrusu muhalefetin de çok büyük katkısı var.
        – Öncelikle konulara ideolojik yaklaşarak akpnin ekmeğine yağ sürüyorlar. ideolojik ayrımın körüklenmesine destek oluyorlar. yani kendilerine değil, akpye çalışıyorlar.

  7. Daha önce yapılamayan bazı şeyler ilk yapıldıklarında belki hemen ve doğrudan sonuç vermezler ama bu onları değersizleştirmez, önemini azaltmaz. Bu tür değişiklikler hemen sonuç almasa da mevcut durumu yavaş yavaş aşındırırlar ve sebatla tekrarlandığında bir müddet sonra mevcut durumda bir kırılma meydana getirir ve yeni bir alışmışlık oluşturmaya başlar.
    Bundan bir müddet öncesine kadar Abd ve etrafındaki zorla devşirdiği müttefikleri, dünyada nadiren kendiliğnden genelde onların bilerek çıkarttıkları sorunları çözmek için böyle toplantılar yaparlar, bu toplantılara onların istedikleri ve belirledikleri taraflar katılır, BM Abdnin maşası olarak olaya el atar, Cenevre ve benzeri yerlerde toplantılar düzenler ve sonuçta onların menfaatine olay çözülürdü.
    Türkiye dünyadaki bu gidişatı kırdı, Suriyede önce İran ve Rusya ile, şimdi başka ülkelerle birlikte inisiyatif alıyor, Abd bu toplantıları uzaktan seyretmekle yetinmek zorunda bırakılıyor, Türkiye Abd den farklılaşan eski müttefiklerle yeni oyunlar kurma denemeleri yapıyor.
    Bu gibi denemeler hemen sonuç vermeyebilir, ama biz özellikle Suriyede zaten sahada istediğimizi belli ölçüde gerçekleştirip orada bize müzahir halka yardımcı pozisyonumuzu perçinledik. Fakat bölgesel ülkelerle sorunların daha kolay ve daha kalıcı olarak çözülebileceği denenip sonuç alındıkça, hem Abd dünyada eski etkisini kaybedecek hem de kendi sorun yaratmaktan vazgeçebilecektir.
    Dolayısıyla bazı şeyleri azımsamamak ve ülkemizin oyun kurucu pozisyonuna destek vermek gerekiyor. Hem kendi hem de bölge ülkelerinin menfaati bunda çünkü.

      • Ne zaman olacağını bilemem, savaş olsun da istemem ama gerekirse onunla mücadele edebilecek ve yenebilecek nadir ülkelerden olduğumuzu söyleyebilirim. Ama bu konuyu sizin kadar kolayca egzajere edemeyeceğim.

  8. Bu yapılanlar insanlığa sığıyor mu?
    Hiç sosyalist olmadım, sınıf çatışmasına da sıcak bakmam. Ancak şu anda korkunç bir kandırmaca ve garibanların istismarı var diye düşünüyorum. Suriye’de hangi siyasinin bir yakını yaralandı, öldü, kaçırıldı yada benzeri bir fiziki travma yaşadı? Bütün taraflar için söylüyorum. Beşar Esed’in mi? Ruhani yada Hamaney’in mi? Putin’in mi? Erdoğan’ın mı? Yada savaşa devamlı silah ve para akıtan Suud ve Katar sultanlarının mı? Yada Obama veya Trump’ın mı? Herkes bir kutsal üzerinden siyaset yapıyor ama bizim yani garibanların kanı üzerinden.
    Bediüzzaman “dahilde kılıç kullanılmaz” der. Bu İslam’ın temel prensiplerinden biridir, güç, para, hakimiyet için başkalarına savaş açılmaz. Hafız-ı Şirazinin iki cihanın rahat ve selametinin formülü olarak söylediği “Dostlarına karşı mürüvvetkarane muaşeret ve düşmanlarına karşı sulhkarane muamele etmek” sözü rehber alınsaydı herhalde bu yolda gidilmezdi. Zira Suriye bizimle aynı coğrafyada ve akraba halklardan oluşan bir komşumuz. Aynı tarihi değerleri paylaşıyoruz. Böyle bir ülkedeki iç çatışmaya odun taşıyanların iki cihanda iki yakaları bir araya gelmez.

    • 4 milyona yakın muhaciri barındıran türkiye sadece suriyede değil yunanistanda çıkan yangınlara bile itfaiye uçaklarıyla su taşıyor! Suriyede teröre karşı yürütülen mücadelede ülkemizin verdiği şehitler senin gibilerin de güvenliğini sağlıyor ey çkakan! Dahilde ve hariçte ordumuzun kılıcı keskin olsun! Saidi nursi hazretlerinin adını kirletmeye doyamadınız, hala da utanmadan buna devam ediyorsunuz, allah ıslah etsin…

    • Bilader , Türkiye Suriye’deki yangını söndürmeye , kardeşlerimizi korumaya çalışıyor. Sen ne kafadasın ? ABD , Fransa , Rusya , Çinli PKK lılar , Sırp PKK lılar bölgede ne yapıyorlar samıyorsunuz ? Sulh aramıyorlar herhalde . Türkiye Suriye’de , insanlığın vicdanıdır . Silah satanlar belli , Suriye’de müslüman bacılarımız Esed kafirinin Şebnihalarının tecavüz ve işlencelerine maruz kalıyor , Türkiye yangını söndürmeye çalışırken sen klavye şövalyeliği yapıyorsun , hem de orada müslümanların düştüğü zavallı durumu anlamadan ve bilmeden

  9. Devletler arası ilşkiler oldukça karmaşık.Suriye konusunda Rusya,İran Esad a taraf çıkıyorlar. Türkiye rejime mualif olanların yanında. Bu durumda bir değişiklik yok. herkes oyunun başında neredeyse orada durmaktadır.
    Pekala ; böyle bir durumda bu ülkeler bir masa etrafında toplanarak nasıl bir karara varcaklar. Ben şahsen bunu anlamakta zorluk çekiyorum.
    Amerika , hiç bir şart altında İsrail devletini sıkıntıya sokacak bir anlaşmaya olumlu bakmaz.
    Görüldüğü gibi Suriye de barış a ulaşmak çokzor. Suriye savaşın acımasızlığı ile harabeye çevrilmiş. Ölen masumların sayısı milyonlara ulaşmış. Ülkesini terkedenlerin sayısı milyonları aşmış. Peki bunlar sadece Amerikanın İsrail koruma refleksinin sonuçları değilmidir. Hal böyle iken Amerika ve İsrail rağmen Suriyede barışa ulaşmak hayeldeğilmidir. inşallah hayal olmaz. umudum hiçyok.

  10. Hangi emperyalist ülke gittiği yere bahar ve huzur getirmiş ki? Arap Baharı aldatmacasına kanmak için, emperyalistlere “iyi” gözle bakmak birincil şart.
    Suudi Arabistan’ın yıllardır beslediği Vahhabi-Selefi çeteler, Türkiye’nin de başına bela iken, bugün Suriye’de üzerimize zimmetlendiler. İdlib’te, dünyanın çeşitli bölgelerinden gelmiş Selefiler öldürülmesin diye “ateşkes bölgesi” ilan edildi ama ağır silahlarını vermemekte direnenler var.
    Komşunun bahçesine attığımız akrep orada kalacak mı? Türkiye’nin yeni anayasası, Suriye’deki anayasadan ne kadar farklı ki, o ülkeye anayasa yazmaya kalkıyoruz.
    İsrail için İran’ı vurmak, parçalamak istedikleri deklare edilmiş bir şey. Peki İran’da kalacak mı iş, yoksa sırada Türkiye mi var?
    Suriye aslında en çok ilgilenmemiz gereken konu. Çünkü, Libya ve Irak’a bakıp Suriye’yi de izleyince akıbetimizi görür gibi oluyorum. Orada yapılan yanlışların ülkemizde olmaması için çırpınmak gerekir.

  11. Meydan okuduklarımız bize borç verenler yanı alacaklılarımız
    Aynı zamanda yeniden borç almaya ve meydan okuduklarımızdan bunu tedarik etmeye çalışıyoruz.
    Burada birilerine yalan söyleniliyor demek ki.
    Borç istediklerimizi kandıramayacağımıza göre geriye biz kalıyoruz.
    Yerel seçimden sonra gerçekleri anlamakta sorun kalmaz.
    Fazla kalmadı hepimiz yakında seçimden sonra neyin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla göreceğiz.
    O zaman da anladığımızı anlatmak için dört yıl daha bekleyeceğiz.
    Dört yıl sonra yeni bir seçmen kitlesi daha katılacak nüfus artışıyla onlar bu günleri pek hatırlamayacak.
    Seçim zamanı gelince Dünya yeniden parasal genişlemeye girer, belki de bol borç alabiliriz ve yine insanları ikna edebilme şansı doğar.
    Faizi ne olursa olsun borç bulduğumuz ölçüde biz bu işi çeviririz.
    Devasa borç ve yeni borç ihtiyacıyla ne kadar dış siyaset yapılırsa o kadar yapabiliyoruz merak etmeyin.

  12. “Türkiye Suriye’de akan kanın durması için elinden geleni yapıyor” Hangi siyasi dirayetle böyle bir sözü tekrar dile getirebiliyorsunuz sayın Fehmi koru inanın gerçekten anlamıyorum. Başkası bunu dese kaldırabilirim ama sizin böylesi bir kuyruklu yalanın borazanı olmanız gazeteci kimliğinize leke sürüyor. Binlerce insanın kafasını kesen on binleri kurşuna dizen, tecacüz ve sapıklık pazarları kuran zihniyete kızgın gençler diyen binlerce Anadolu gencini bu çukura yollayan uzaylılarmıydı.

  13. Suriye’nin durumu umutsuz vaka haline gelmiş durumda.
    Zira Suriye’nin durumu hakkında -tuzu kuru ülkeler- toplanıp duruyor.
    Bizde dâhil, tuzu kuru ülkeler Suriye’nin sorunlarından çok, siyasal tarafgirlikleri ve aralarındaki itiş kakışla daha çok meşgul olduklarından görüşmelerin Suriye’nin selameti hakkında nihai bir sonuç vermesi pek beklenmiyor.
    Üstelik bu tuzu kurular az ya da çok Suriye siyasal çekişmesinde fiilen destekledikleri çatışan tarafları ilan etmiş durumdalar.
    Belki sorunun çözümünde aktif bir Birleşmiş Milletler (BM) daha etkili olabilirdi.
    Ancak yapısal nedenlerle BM Suriye’de neredeyse tamamen etkisiz durumda.
    Mesele bununla da bitmiyor Suriye toprağı küresel bir güç mücadelesi alanına dönüşmüş durumda.
    Suriye’nin küresel çatışma pahasına, dış destekle etnik ve siyasal gruplar arasında yağmalanması an meselesi.
    Sonuçta daha iyi organize olan, mühimmat, silah ve diplomatik dış destekle dayandığı kitleyi bu organizasyonla bütünleştirecek etnik veya siyasal güç Suriye’de yeniden etkin olacak.
    Buna göre gidişat, rejim güçlerinin ülkede güç kullanarak sükûneti sağlamasının daha mümkün olduğunu gösteriyor.
    Ancak bu sonuç dahi otoriter veya totaliter nitelikli zoraki bir rejim dayatmasına yol açacağından Suriye’de sular durulmayacak.
    Suriyelilerin bu aşamada bir araya gelerek sorunlarını uzlaşarak çözmesi de pek olası görünmüyor.
    Yıkımın bütün koşulları şu anda Suriye’de işler görünüyor.
    Halep’in yıkıntılardan oluşan içler acısı halini ve yaşanan insanlık dramını görünce sorun daha anlaşılır hale geliyor.
    Her şeye rağmen, Suriye’nin bu kargaşadan kurtulmasının tek yolu, Suriye halkının çatışan çoğul unsurlarının bir araya gelerek kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesidir.
    Küslerin ve düşmanların bir araya gelmesi zor olduğundan bu noktada dış desteğin önemini ve gerekliliğini vurgulamakta fayda var.
    Suriye halkının çoğul unsurlarının bir arada yaşamasını sağlayacak akılcı ve gönüllü barış olanakları ile olabildiğince demokratik bir rejim uzlaşısının sağlanması herkes için en kalıcı çözüm olacak.
    Bunu söylemek kolay olsa da, gelinen noktada Suriye’nin kalıcı bir toplumsal istikrar sağlaması için başka bir çaresi yok.
    Bu nedenle Suriye, tuzu kuruların -mış gibi- tavırlarına rağmen zor olanı başarmak zorunda.

  14. Sayın Koru,
    Evet haklısıniz, artık konu kanıksanmış olmalı ki okuyucunun ilgisini pek çekmiyor.
    Türkiye dahil üçbeş devlet arada bir toplanıp görüşüyorlar, açıklananlara göre çözüm yolunda mesafe de alıyorlar.
    Ancak sizce bir şeylerin eksikliği görülmüyor mu?
    Kabul edelim veya etmeyelim Suriye hala Birleşmiş Milletlere üye bir devlet, başkanı var, hükümeti var, bakanları var, bürokrasisi var…
    Ne var ki yapılan toplantıların hiç birinde bu devlet yok!..
    Bu durum garip değil mi?..

  15. Baran Bey, Papaz Brunson’un, anlaşılır lisanla genel dini muhteviyatla yanlış adres gösteren birinden pek farkı yok! Dünkü yorumunu (http://fehmikoru.com/kasikci-olayinda-turkiyeye-ovguler-ile-elestiriler-yaris-halinde-ulkemiz-bunu-hak-etmiyor/ 27 Ekim 2018 at 10:05 ) sonradan okudum. Ocak Medya’da okuduğun o yazıyı okumadım (belki bir ara okuyabilirim). Kendi payıma şöyle izah edeyim: Bir maymun ile bir insan arasında DNA benzerliği ne kadar biliyor musun? – hemen hemen %98.8! Onun için, bu konuyu kafana fazla takma diyorum. Hristiyan Papazları (başta, vatikanlı Papa) da, yahudi Hahamları da bu tür konuşmalar yapıyorlar. Asıl önemli olan güzel, anlaşılır bir lisanla konuşarak doğru adres gösterebilmek. %0.1 lık DNA farkı bile bu konuda çok önemli bir fark. Bu işi layıkıyla yapacak kişiler bizimkilerden de, yani bir bakıma değişime pek uğramamış Osmanlı DNA’sından çıkması lazım. Ancak, bizde her ne kadar koyu-dindar/softa insan varsa da Papaz ve Haham marka din adamlarının ne dediğini anlayabilecek, ve ne de işin aslı ve doğru adres konusunda patavatsız değil de ağırlığı olabilecek usturuplu konuşmalar yapabilecek yetenekte birileri henüz yok. “Cemaat liderleri” etrafında toplaşan bir çok dindar insanımız var, ayrı mesele. Bu “dini lider”lerin, herbiri kendi emsalleri arasında bir ağırlığa sahip (zaman zaman rekabet bile ediyorlar). Ancak, dünyaya açılabilmiş değiller. Herşeyden önce, ne başkalarını anlayacak, ne de kendilerini layıkıyla ifade edecek derecede yabancı dil biliyorlar…. Felsefi, bilimsel ve kültürel birikimleri malesef az; Tevrat ve İncil bilgileri olmadığı gibi Kur’an bilgileri de az, varsa yoksa sünnetler- yani ezberine gittikleri otomatikleşmiş “Çayda çıra” havası adeta!! Buna kıyasla, yahudiler dünyaya çok çok önceleri açılmış olduklarından bize göre çok yol katettiler, ve bu konuda avantajlı hael geldiler. Bu bir anda olmadı. Belki bir gün bizden de çıkabilir….

    • Üstadım Allah’ın hak dinini tamamladigi ve Kur’an’ı kıyamete kadar koruyacağını vaadettigi hakikati üzerine uzun uzun düşünmek lazım.

      Allah vadini nasıl ve hangi araçlarla (vesile)gerçekleştirecektir. Alimler bu vaadin birer parçası olmazlarmi?

      Sizin tarif ettiğiniz niteliklere sahip alim islam dunyasinda yok mudur?
      Olmadığını iddia etmek sunnetillaha ne kadar uygundur?
      Vb. Gibi sorular üzerinde düşünmek bir ihtiyaç kanaatimce.

    • Hakan bey, bir konuda siznle ayni fikirdeyim! Bizimkilerden öğle birisinin çıkmasının önünü kesmişler, şu an çiksa dahi millet ona inanmaz, çünkü biz şirkleri oğrenerek büyütuldük.

      https://en.m.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Estes
      Yusuf Estes, sonradan Mislüman olmuş eski bir Rahip, Musluman olduktan sonra binlerce insan onu dinledikten sonra İslami dinini seçti.
      Sizinde dediginiz gibi eyitim seviyeleri çok yüksek.
      Ben Kanadada Multi Faith derneğinde üyeidim bizim Müslümanların temsilcisi din eğitimini sonrada almiş bir kaç lisan bilen birisidi ve konuşmaları çok etkiliidi o derneğin başkanliğinida uzun bir sure yapmiştı.
      Onun bir yıl önceden hazlrlanmiş bir konferansı vardı ve kendisi ondan bir kaç gün önce vefat etti.
      Proğrami düzenlyenler İslam dini hakkinda bilgi sahibi olmak için hazirlanmiş ve dunyadan çesitli inanclarin liderlerinide davet etmişlerdiler. Konuşmaci Rahmetli olunca çaresiz kalmiştilar ve BC de tanınmiş bir İmami çağırdilar! O İmam o konferansa katılanlari şok eti.
      Dediğiniz gibi islamda olmayan uydurmalari ve cahilce savunarak başka inançlara karşi saygisizca konuşmalr yapmiş ve milletin sevgisi değil nefretini kazandı.

      • Yusuf Estes’i ilk olarak duymuş oldum, Nurdan hanım. Verdiğiniz kaynakta ayrıntılı bilgi yok ama, verilen özetten okuduğum kadarıyla ilginç bir karaktere benziyor. Vakit bulduğum bir ara o konuya da bakarım. “Alim” olarak anılan çok değişik tür insanlar var. Etkinlik ve yeterlilik açısından, Akıl-İman Sentezi zafiyetinde olanlar bu devirde oldukça sınırlı kalacaktır, sanıyorum.

  16. Bu konuda bıkkınlık var adeta. İlginin az olmasında Suriye’den gelen haberlerin devamlı kötü ve moral bozucu olmasının ve başlangıçtan itibaren istikrarlı politikaların geliştirilip uygulanamasının da bir rolü var sanırım. Rusya, ABD ve AB’nin kendi hesaplarına odaklanmış olmalarıyla biz epey kenarda kaldık. Konu milletin «biran önce bitse de şu işten kurtulsak” kötümserliğinde unutmak istediği bir konu haline geldi. Hükümetin son yıllardaki «elini taşın altına koyma» kararlılığı ile bu konudaki pozitif rolümüz epey arttı. Eskiye nazaran daha ümitli bir durum var. Yani, iyi bir potansiyel ve momentum temin edildi. Aynı kararlılık nihai bir çözüme kadar devam etmeli.

    ABD sınırına güneyden yaklaşmakta olan mülteciler için «gelecekleri varsa, görecekleri de var» gibilerden bir tavır aldı ve hazılıklarını tamamlayarak orduyu bölgeye havale etti. Suriye açısında bizim yaptığımız feadakarlığı ekonomileriyle ileri düzeyde hiçbir gelişmiş ülke kolay kolay yapmazdı sanıyorum. Keşke daha fazla gücümüz ve daha iyi bir ekonomimiz olsaydı da daha fazla bir pozitif bir katkımız olmuş olsaydı….

  17. Arap baharı başladığında hepimiz iyi yönde yepyeni özgürlüklerin adaletin üst düzeyde olduğü bir müslüman dünyası umuyorduk.ama şimdi herşey tam tersi oldu.müslüman ülke halkları dışardan tasarlanan oyunlara çok açık.ben şahsen en az 50 yıl sorunların bitmeyeceği kanaatindeyim.yazık oldu.

  18. Benim açımdan resim yazıdan farklı şeyler söylemiş çünkü resim diyor ki: ” Sayın şansölye sizden aldığımız borç paralar ile rekreasyon yaptığımız bu Köşk tarihimizin en şanlı değil fakat mazlum padişahlarından biri olan Sultan Vahdettin’e aittir. Liman von sanders ve Enver gibi ittihatçı bakiyeleri ile birlikte şanlı bir devletin batırıldığı dönemden bir hatıradır. O dönemlerden bir başka hatıra olan düyun borçlarını ödemiş bu fakir millet şimdi tekrar itibarını borç paralarla yaptırdığı bu eserler ile geri kazanmıştır.” Bu sözler eşliğinde yapılmış Suriye zirvesi ekonomisi ancak %7,5 döviz faizi vererek borçlanabilen bir ülke açısından inandırıcılık ve ikna edici bir siyasi vasat üretemeyecektir. Zaman özeleştiri zamanıdır.
    ”Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”Araf-31

    • Sizin de farklı bir ucundan da olsa değindiğiniz gibi, Suriye ile ilgili bu toplantının son padişah Vahdettinin adını taşıyan köşkte yapılması konuyla ilgili bir mesajdır. Muhtemelen sizin de bildiğiniz gibi son padişahın mezarı vasiyeti üzerine Suriyenin başkenti Şamdadır. Yine bildiğiniz gibi Anadolu Türkünün ilk atalarından Süleyman Şahın mezarı da Suriyededir. Yani bu milletin tarihinin en önemli ilk ve son dönem isimleri bu ülkede mefdundurlar. Bunu diplomatik olarak belirtmek ve konuyla ilgimizin tarihi derinliğini göstermek için bu köşk seçilmiş sanırım.

    • Benim açımdan da resim şöyle diyor: devlet başkanımız misafirlerine etrafı gezdirirken; “buralara son bi kez iyice bakın, bi dahaki gelişinizde artık 3.havalimanımızın vip salonunda sizleri ağırliicam, ordan da dutyfree den biraz leblebi çekirdek bişeyler alıp dönersiniz ülkelerinize” diyor… Önce herkes imf yi türkiyeden kovan ustanın elini öpsün ondan sonra konuşsun! Haksız mıyım sebilüzzerzevat?

      • aslında 3.hava limanı alman başbakana hiç yabancı gelmeyecek çünkü bütün elektronik tesisat sıemens yani alman elektronik devinin imalatı.fransaya da yabancı gelmez onun da uçak filomuz da airbus ları var.trumnp ise hiç mi hiç yabancılık çekmez boeing leri ile.
        rusya ise zaten havaalanının enerjisi de doğal gaz ile oradan geldiği için yabancımız değil.bakmayın gazeteci katili suudi veliaht kralına çaktığımıza onlarında petrolü olmadan maalesef uçaklarımız kalkmıyor.
        1,10 alınan dolar 7,35 e çıkmış sonra bir kaç zik zak ile 5,50 de duraklamış.bu sürede paralarını dolar da tutanlar el değil başka bir yerde öperler.neymiş efendim imf yi türkiyeden kovmuşuz.kusura bakma ben o el öpmeyen sebiliüzzerzevat içinde olmaktan gurur duyuyorum.
        ha birde metrosu olmayan havalimanına otobüsle ulaşmayı dene de bir görelim bakalım sebilüzzerzevat kimmiş.o an yanında olup edeceğin küfürleri duymak isterdim.h.gayret zerzevat öpülecek çok el var.padişahım çok yaşa.araf suresi 155:ya rabbi içimizdeki beyinsizler yüzünden bizleride helak edermisin.

        • kayserililer kafası iyi çalışmayan çocuklarını okula gönderirlermiş. herhalde bu 3. havalanını okumuş kayserililer yaptırmıştır. var olanı yıkıp bir yığın para harcayıp yeniden havalanı yapmanın ülkeyi batırmaya çalışmak gibi bir amacın haricinde birtek açıklaması var, o da yeni inşaattan nemalanmak.
          sahilden haydarpaşaya giden, sahile paralel bir raylı sistem vardı. orayı durdurup metro yaptılar. çalışan sistemde yenilen para yetmediği için olsa gerek yine aynı şekilde eminönü halkalı arasında çalışan bir raylı sistem vardı. orayı da kapatmışlar. onun yerine metro yaptılar. onun için de pekçok metro yapılmasına rağmen istanbulun trafiğinde 1 gram ilerleme olmadı. bir yığın metro yapılmasına rağmen, yine yarım saatte ulaşabileceğin mesafe için 1 saat otobüs bekliyorsun. kartal metrosunun kartala ilave katkısı çok az. eski tren yolu merkezi yerlerden gidiyordu ve insanlar istasyona gitmek için ayrıca otobüs, araba veya dolmuş kullanmak zorunda değildi. şimdi ise metroya gidebilmek için ilave araç kullanmak zorunda. oysa tren seferleri korunup ilave olarak metro yapılmış olsa idi ve bu metro sistemi de bir bütünsellik taşısa idi istanbulun trafiği rahatlardı. bu kadar metro ile yine aynı trafiğin olması, ulaşım sorununu çökmekten ziyade birilerinin zengin edilmesi düşüncesinden kaynaklı.
          birileri yaptıkları yolsuzlukları bir de başarı gibi sunuyor ve birileri de bunu yutuyorya bu işi aklım almıyor.
          yine brunson olayında da aynı durum. brunsonun bırakılması ile dolar 7.30’dan 5.50’ye düşmüş. bu arada brunson krizi ile ülkeyi batma noktasına getirenler, şimdi de döviz düştü diye övünüyorlar. daha kötüsü de, bu ülkede bunlarla övünebilecekleri bir kitle var.
          oysa siyasi iktidarın, brunson meselesinden sonra istifa etmesi gerekirdi.
          – Suriye meselesi de aynı okumuş kayserili kafası. suriyede milyonlarca insanın kanına gir, sonra da zirve toplamakla övün. insanlar suriyede ölüyorsa, insanlar vatanlarını terketmek zorunda kaldı ise bunun vebali akp iktidarındadır. tebanın “padişahım çok yaşa” demesi türkiyede onları kurtarır, eğer varsa, öbür dünyada bu vebalin altından kalkamazlar. milyonlarca masum insanın kanına, canına girdiler.

          • Hamza bahsettiğin hat banliyö hattı; halkalı gebze 68km yılbaşından önce açılacak! Metro ve hızlı tren hatlarıyla uyumlu olarak yenilendi! Yalnız arabayla dolaşmayı bırak da metroyu kullan:) senin gibi düşünen araç sahipleri inadı bırakıp metroyu kullanırsa trafik de rahatlar istanbulda… (Bazen madem karşıysanız kullanmayın metroyu, köprüyü diyorum ama şakadan:)

          • Niye kullanmıyacakmışım babanızın reisinizin parası ilemi yapıldı.bu milletin ödediği vergilerle yapıldı.
            Yazdıklarıma cevap vereceğine yan yoldan kaçış yapmak işinize geliyor.

        • El öpmemekten değil de, keşke hem el öpmeyenler içinde olup hem de bu memlekete uçak, elektronik donanım ve benzeri malzemeleri yapan bir kişi veya kurumdan bir yetkili olmakla övünseydiniz. Bu memlekette bazı hainler yüzünden uçak fabrikaları kapatıldı, tübitakdan mucit mühendisler öldürüldü. Buna rağmen bu memleketin çocukları kaybedilen zamanı telafi etmek için çalışıyorlar. Böyle bir çabanız varsa da gurur duyabilirsiniz. Mesela bir İHA üretici firmasındansanız, gurur duyun, bir aselsan mühendisiyseniz gurur duyun. Bir şey yapmamaktan değil yapmaktan en azından yapmaya gayret etmekten gurur duyulur .

      • Bu yorumu yiğit bulut yazısının altına yapsaydın çok beğeni topladı H. Gayret.
        Sen önce irtica ile mücadele işini dün irticaci diye sucladiklarina yaptıran doğu perincekgillerin elin öp.
        Ekranlarda bütün bunları AKP’nin yaptığını mi sanıyorsunuz biz yapıyoruz bizzzzz diyerek yirtiniyor adamda utanma belasina tanimamazliktan geliyorsunuz.
        Utanma hadi git öp perincegin elini.

  19. Hazır dörtlü bir araya gelmişken, BARIŞIN SEMBOLU TC Başkani ayni zamandada Esadın abisi ve ev sabibi sıfatı ile kardeşini mezin, kendisde İMAMİ olarak onlara EMAVİ Camide bir vakit namazı kildirsa idi iyi olurdu! Hiç değilse 7 sene önceki hayellerine de kavuşmuş olurdu.

    Dostlar Alis verişte görsün.
    Mürsiye “sakın istifa etme biz senın arkandayız” diye akıl verdi ve desdekledi Mürsi ve çevresinin akibeti göz önünde.

    Kardeşinde görevi birakmasi için çok tavsiye etti ama kerdeşi abisini iyi tanıdığı içn onu dinlemedi ve kazanan taraf oldu.

    Almanya ve Firansanin endişeleri ilerde Turklyeden büyük bir sığınmacı akimina maruz kalmaktan dolayi korkuyorlar.
    Çünkü Erdoğanin icraatlarini yalniş bunlanlar hemen vatan haini teröristlikle suçlanip hayatlari karartiliyor.
    Millet açliktan ölmemek için mecburen kaçiyor.

    Birde bizim economiyi ne hale getirdiğini
    ekonomist Dr. Gary Shilling: den okiyalim.
    Ben ingilizcesini dinledim ilgimi çektiği için internetten Turkçeye çevrisinin bulup Türkiyeyi ilgilindiren bölümünün özetini kopiledim.
    ×××××××××
    ‘Erdoğan ekonomiyi yıllarca kandırdı ama artık sona gelindi’
    ABD’de yaşanan emlak krizini ve konut piyasasının çöküşünü 2004 yılında öngören ünlü ekonomist Dr. Gary Shilling: “Erdoğan, düşük faizli kurla borçlanarak yürüttüğü harcama politikasıyla ekonomiyi kandırdı. Ancak artık bu dönem kapandı. Türkiye şu anda bunun sancılarını yaşıyor.”

    Dr. Gary Shilling, gelişmekte olan piyasalarda yaşanan krizin bulaşıcı olduğunu belirterek, “Arjantin, Türkiye ve Venezuela’nın yaşadığı sorunlar devam ederse domino etkisi yaparak tıpkı 90’larda Tayland’ın yaşadığı gibi bir kur çöküşüne yol açarak dünyayı krize sürükleyebilir” dedi.

    ‘TÜRKİYE, BÜYÜK SORUNLAR AÇISINDAN İLK SIRADA’

    Business Insider’a verdiği röportajda “Eğer bir kriz geliyorsa, Arjantin ve Türkiye’yi büyük sorunlar açısından en ön sırada görüyorum” diyen Shilling, şöyle konuştu:

    ‘TÜRKİYE’YE YATIRIM YAPMAKTAN KORKUYORLAR’

    “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, düşük faizli kurla borçlanarak yürüttüğü harcama politikasıyla ekonomiyi kandırdı. Ancak artık bu dönem kapandı. Türkiye şu anda bunun sancılarını yaşıyor. Dünyadaki yatırımcılar bu sorunlar nedeniyle artık gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmaktan korkuyor. O yüzden uzun vadede en iyi yatırım dolarda kalmak. Ne zaman dünyada bir sorun olsa dolar bundan kârlı çıkar çünkü güvenli limandır.”

    ‘ABD, TİCARET SAVAŞLARINDAN KARLI ÇIKACAK’

    ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sıkılaştırma politikalarını da eleştiren Shilling, “
    Bu yüzden ABD dünya savaşlarından beri yaklaşık 12 kez resesyonla karşı karşıya kaldı. Yine aynısı olabillir” uyarısında bulundu. Shilling, satıcı durumunda olduğu için ABD’nin ticaret savaşından kârlı çıkacağını da savundu.

    • Paraları boşunamı aldık sanıyorsun.
      Neler yaptık biliyorsunuz ve son zafer anıtı ve niceleri.
      Ey gafiller seçimleri nasıl kazandık sanıyorsunuz.
      Borç alıp memleket ihya edildi.
      Seçimler( yerel) hele bir bitsin o zaman gerçek kalkınma politikaları uygulanacaktır hiç merak etmeyin.
      ŞİŞMANLAR ZAYIFLAYACAK,ZAYIFLAR ÖLECEKTİR.
      KALAN SAĞLAR BİZİMDİR.
      Yabancılar bizi çekemiyorlar.
      Onlara inanmayalım bizi kıskanıyorlar.

      • Avam bey! Sizinde dediğiniz gibi bu yabancilar var ya! DÜNYA VE ÜMETIN LIDERINI hep kiskaniyorlar.
        Nasil kiskanmasinlarki?
        Dünyada her zaman #1.
        BIZIM number one liderimizin bütün DÜNYAYA BEDEL OLDUĞUNU isbat için tek bir örnek yeterli herhalde.
        Şu an bizdeki tutuklu”GAZETECI” sayısı,dünyadakı toplam tutuklu gazeteci sayisindan daha fazla. Tabii bunun gibi daha çok ornek var “AMA” yazacak olursam bir kitap olur onun için yazmaya gerek yok.

        Bebekleri darbe yapan, ve halkin yarisi vatan haini ve terörist olan bir
        ülkenin liderini halini bir duşunelim!
        Tabbiki o lider bebekleride zindana tikar,ve gene bundada dünya lideriğini korur.
        # 1 UMMET ve DÜNYA LIDERINE bir kac tane daha ucan saray lazim. Malum Aile giderek kalabaliklaşiyor, zavallilar öğle siradan rast gele üçaklarlami birbirlerini ziyarete gidecekler!
        Bu nedenlerden dolayi icerde sirket kalmadi yurt dişindaki sahibi Turk olan iş yerleri aranma ilanlari vererek ÜMMETIN LIDERI VE AILESINE hepimiz YARDIMCI olursak iyi olur, ve kendimizin ahirette ısinmamız için yanan ateşe epeycede odun hazirlamiş oluruz.
        Saglikla ve mutlu kalın.

  20. GÜNEY veya GÜNEYDOĞU KOMŞUMUZ SURİYE.
    Güney doğu komşumuz SURİYE değil artık.
    İsrail kendi güvenliği için komşularının hiçbirinin dişe dokunur bir varlık göstermesini istemez.
    Aslında hiçbir ülke komşularının özellikle askeri güç açısından kendinden güçlü olmasını istemez, haklı olarak.
    Dünya da da hiçbir ülke kendinden güçlü ülke istemez, haklı olarak.
    Ama birde gerçekler vardır.
    Hiçbir ülke kendini tanımladığı gibi Dünyada algılanmaz .
    Ancak kendi halkınıza çalar kendiniz dinlersiniz.
    Halkınız gerçeklerle yüzleşene kadar kendini iyi hisseder.
    Hanı söylerler ;çocuklar babalarını en zengin,en güçlü,en akıllı ,en saygın zannederler.
    Çocukluktan çıkıp hayatın gerçekleri ile yüzleşince hayal kırıklığına uğrarlar.
    Burada kabahat ebeveynlerde dır.
    Kendini çocuklarının böyle tanımlaması onu da mutlu etmişti.
    Devletler de insanlar gibi çocukluk,gençlik,olgunluk ve yaşlılık gibi dönemler yaşarlar.
    Bu evrelerin her biri ortalama bir asır dır.
    Biz devlet olarak hangi dönemde olduğumuzu hesap etmemiz çok kolay herhalde.
    Ben şahsen devletimizin ergenlik dönemindeki fevri hareketleri olarak görüyorum yakın tarihte bu yaşadıklarımızı.
    Ben artık ergen oldum ey toplum der gibi çıktık meydana.
    Meydanın sahipleri sizi hemen, gel paşam otur yanımıza herhalde demezlerdi.
    Her zaman ve her yerde ilerde bir güç olma potansiyeli taşıyan varlık o daha güce ulaşmadan o yerin hakim güçlüleri tarafından erken zamanda güçlü olduğunu her fırsatta ona inandırmaya çalışırlar.
    Maksat gerçek gücüne henüz kavuşmamış büyük kavgalara hazırlanmamış gücü, erken ringe çağırıp yıldızı parlamadan kolayca ham etmektir.
    Böylece geleceğin potansiyel güç adayı uzun zaman belini doğrultamasın.
    Yakın tarihimizde yaşadığımız büyük acılar bundandır.
    Hem kendimize hemde gücümüzün fevkinde işlere girerek umut verdiklerimizi yaktık.
    Çok büyük bedeller ödedik ,ödüyoruz ve ödeyeceğiz gibi görünüyor.
    Boynuz umarken kulaktan olma hadisesi yaşıyoruz.
    Demek ki devletlerin tecrübesi de çok pahalıya mal oluyormuş.
    Devlerle dans etmek ve sonuçları.
    Devlerin yöntemi o sorunu sen çöz ve çözebilirsin derler.
    Hatta sizi bir şekilde istemeseniz de olayın içine iterler sonra tam işin ortasında bu iş bizim işimiz derler.
    Yanı erken ringe çıkarma taktığı.
    Bana göre bir şekilde bizi Suriye işine ustaca bulaştırmaya mecbur kıldılar.
    Sonuçta ‘İŞTE GÖRÜYORSUNUZ,ANLATMAYA GEREK YOK’ reklamında ki durumdayız.
    Bu bizim için çok pahalı da olsa iyi bir tecrübe olur diyelim.
    Bu kötü deneyimden sonra da bu sefer gücümüze uygun işlere girmekten da korkar hale gelmemeliyiz.
    TECRÜBE UĞRANAN ZARARLARIN TOPLAMIDIR.Demişler……………………

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here