Tekleşen medya düzeninde arayışlar.. Çıkış yanlış yerde aranıyor…

27

New York Times varsa Washington Post da var… Time dergisi varsa Newsweek de… Coca Cola‘ya karşı Pepsi Cola

ABD’den bütün dünyaya yayılan sistemin temel özelliği rekabetçi oluşudur ve her alanda tek bir markanın egemen olmasına kolay kolay izin verilmez.

Washington Post kurucu aile elinde zora düşüp kapılarını kapatma noktasına gelmek üzereyken Amazon‘un patronu tarafından 2013 yılında satın alındıysa sebebi budur.

Benzer bir durum Time-Newsweek rekabetinde de yaşandı; yılların dergileri dijital teknolojiye ayak uyduramadıkları için zorluğa düştüklerinde birileri şirketleri satın alarak varlıklarını sürdürmeyi sağladı. Newsweek‘in tamamen dijitale dönme kararı (2012 sonu) bile iki yıl sonra (2014 Mart) zarar göze alınarak yeni sahipleri tarafından geriye çevrildi.

Unutmayalım, ABD’de her kent ve kasabada bir -çoğu kez birden fazla- yerel gazete de vardır.

Rekabetsiz bir alan sistemin mantığına aykırıdır.

Türkiye’de durum ne?

Soruyu ‘medya düzeni’ açısından soruyorum.

Önemli bir süre bizde de medyada rekabet geçerliydi. Kaşarlanmış gazetelerin karşısına Hürriyet (1948) çıktı, Hürriyet‘in karşısında Sabah, bunların hepsinin karşısında da muhafazakar gazeteler… Kanal-D yanında Show-TV ve Star ve en önemlisi Kanal-7 oluştu, CNN-Türk karşısında Habertürk ve Ülke-TV -TV 24 gibi kanallar

Dağıtımda da Hürriyet‘in Yay-Sat‘ına karşılık Birleşik Dağıtım (sonradan Turkuaz) şirketi farklı görüşten gazetelerin okura ulaşmasında aracılık yapmaktaydı.

Bugün durum değişti. Ülke sorunlarına farklı açılardan bakan, birbiriyle rekabet halinde bir medya düzeni olduğu söylenemez. Gazetelerin ve televizyon kanallarının yüzde 80’i aynı çatı altında toplansa yeridir. [Böyle bir hazırlık yapıldığı da söyleniyor zaten.]

En son, iki dağıtım şirketi tek çatı altında toplanmaya karar verdi; gelecek haftanın başından itibaren gazeteleri dağıtan tek bir şirket olacak ülkemizde.

Rekabetin var olduğu ortam, özellikle medya alanında, hem çalışanlara hem de kuruluşlara az da olsa nefes alma imkanı sağlıyordu. Dayatmalara biraz olsun direnme imkanı… Dağıtım tek elden yürütüldüğünde bu imkandan söz etmek güçleşecek.

Bir gazete (Karar), geçen hafta, kendisine yönelik reklam ambargosu bulunduğundan, reklam vermek isteyenlere baskı uygulandığından şikayet etmekteydi. Dağıtımda rekabetin ortadan kalkması en fazla herhangi bir gruba mensup olmayan gazeteleri zorlayacaktır.

Medyaya hakim olanların da şikayeti var

Medya düzenimizde durum bu iken, en büyük medya grubunun yöneticisi, bir süredir, grup gazetelerinin birindeki (Milliyet) köşesinde, bu alanda kendilerini zora koşan bir sorun yaşandığından ve o sorunu çözmek için bir araya gelme gereğinden söz ediyor.

Son yazısının girişi şuydu:

“Dijital veya sosyal medyanın sorumsuzluğu ya da bütçe yetersizlikleri yüzünden geleneksel medya en pahalı içerikleri üretse de zarar ediyor… (…)
Bir gazetenin birinci sayfası gece yarısında web’lerde görülüyorsa…
Ve yazarların yazıları okunabiliyorsa…
Sabahları erkenden canlı yayınlarla tüm televizyonlarda gazetelerin tüm sayfaları gösteriliyorsa…
Radyolarda anlatılıyorsa…
Kim gidip bayiden gazete alıp okur?”

Ne demek istediğini anlamak için girişin son cümlesine bakmak gerekiyor; “Kim gidip bayiden gazete alıp okur?” sorusuna…

Gazeteler giderek daha az sayıda satılıyor, insanlar gazeteleri bayiden almak yerine haberleri farklı mecralardan izlemeyi yeğliyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar çok sayıda haber televizyonumuz, radyomuz var ve bunlar 24 saat yayın yaparak gelişen olayları ânında haberleştiriyorlar. İnternet siteleri habere hızlı erişim konusunda çoğu zaman TV kanallarıyla rekabet edebiliyor.

Böyle olunca gazeteler haber vermede yaya kalıyor.

Medya düzeninde söz sahibi olanların konuya böyle yaklaştıkları anlaşılıyor.

Yazarlarının gazetelerin internet sitelerinde okunmaz oluşunu da haber sitelerinin onlara yer vermesine bağlıyorlar.

O zaman gelsin yasaklamalar…

Çare olarak düşündükleri şu: Bir araya gelecek, haberlerinin ve köşe yazılarının internet siteleri tarafından -TV kanalları ve radyolarda da- kullanılmasını yasaklayacaklar.

Gece yarısı kendi internet sitelerine koydukları köşe yazılarını geç sayılabilecek bir saate kaydırarak bu yolda ilk adımı attılar da.

Peki bunlar çare mi?

Çıkışı yanlış yerde arıyorlar

Farklı ülkelerde yaşanan dünya deneyimi Türkiye’nin en büyük medya grubunun başındaki kişinin düşüncesinin çare olmadığına işaret ediyor. Yasakçı yaklaşımla konuyu ele alanlar bu gerçeği yaşayarak öğrendiler.

Medya için günümüz şartlarında ayakta kalabilmek için tek çare var: Gazetecilik yapmak…

Herhangi bir gün yazdığı yazıyı sonraki günlerde başka ifadelerle tekrarlayıp duran yazar kitlesiyle okuru birbirine benzeyen gazetelerden birini satın almaya sevk edebilmek mümkün görünmüyor.

Köşe yazılarını geç vakit internet sitelerine koymak yazarlarını daha okunur kılmamış, tam tersine okunurluklarını azaltmıştır. İnternet siteleri o yazıları iktibas ederek yazarlara okur kazandırıyorlar çünkü.

Gazete yazarını gizli reklam aracı olarak kullanabilen bir medya anlayışının var olduğunun anlaşılması, o uygulamayı yapan gazetelerden kaçışı daha da hızlandıracaktır.

Çıkışı gerçek gazeteciliğe dönüşte aramayan her yaklaşım hüsranla sonuçlanmaya mahkum.

Tekleşen medya düzeninde söz sahibi olanların saflarını daha da sıklaştırma yolunda yeni adımlar atmaya hazırlandıkları yukarıda son yazısından bir bölümü alıntıladığım yöneticinin belli ettiği niyetten anlaşılıyor.

Atsınlar o adımı, ne olacağını hep birlikte görelim bakalım.

ΩΩΩΩ

27 YORUMLAR

  1. Şu anki medya yeni bin yıllık düzenin kurucuları gülerim böyle bir söze hepsi aynı kalemden çıkmış gibi içerik kalitesi çok düşük bir içlerinde okunan bilgiye dayalı Ergün diler var gerisi şakşak ci hiçbir olumsuz haber verilmiyor bir tavsiye bile yapılamıyor bumu binyillik değişimin ayak sesleri

  2. Son zamanlarda pek alışık olmadığımız bir habercilik sayılabilir bu belki;
    Sabah gazetesinde bugün manşet: SOROS-KAVALA ilişkisi ve MASAK’ın SOROS’tan gelen paraların AÇIK TOPLUM VAKFI’na akış trafiği raporu .
    Öğlen AÇIK TOPLUM VAKFI faaliyetlerini durdurdu.

  3. Fehmi abi kusura bakmasın ama bu tip gazetecilik, bu tip avukatlık, bu tip öğretmenlik, bu tip doktorluk, bu tip mühendislik, bu tip Muhasebecilik, vb 24 adet meslek ve bunların kurumları olan basın, Baro, oda, vb 24 kurum tarihe karışacak. Yeni 1000 yıllık bir medeniyetin ve yeni 10000 yıllık insanlığın 4.evresine giriyoruz. Herşey değişecek, sosyal yapı, ekonomi, seçim sistemi, vb herşey yeniden tanımlanacak. Bu değişimi hiçbir şey durduramayacak.
    İnsanlıktan, ilimden umut kesmeyiniz.
    Saygılarimla

  4. Medyanın ürettiği içerik para etmiyormuş:) şimdi ben onların içeriğine girmeden önce sorayım: hem halka yayın yoluyla saldıracaksınız/küfredeceksiniz hem de biz bunun için size para mı ödemeliyiz? Bence medyamız üretiyoruz dediği içerik/muzahrafat için iskiye daha yüksek tarifeden fatura ödemelidir! Eski türkiyede olduğu gibi kamu bankalarını söğüşleme ya da ballı devlet ihalelerini tokatlama işi de kalmadığı için son çare olarak demek medyanın ürettiği içeriğin bedelini biz ödemeliyiz öyle mi? Öyle yağma yok; önce uyanık tacirler gastecilik nedir ne değildir öğrensinler, nasıl yapılmalıdır bellesinler, içerikleri görelim, ondan sonra bakarız kaç akçe ederi… Araştırmacı gastecilik nedir, araştırma makalesi nasıl yazılır, cümle nasıl kurulur, özne yüklem diye neye denir, kekemelik tedavi edilebilir mi, kabızlık nasıl giderilir türünden genel kültür meselelerini bi halletsinler, bakarız:) toplum yararına sorumlu, nitelikli yayın nasıl yapılabilirin cevabına geçmeden önce bırakılması gereken kötü alışkanlar: halka saldırma, küfretme, hakaret etme, aşağılama, küçük görme! Halkın diline, dinine, keyfine, tercihlerine, iradesine sataşma musallat olma! Halkın değerlerine, kutsallarına, seçimlerine, idrakine, aklına, her şeyine tepeden bakma! Eğer üretilen içeriğin ücretini demirdöküm medyası ödiicekse gastecilik nasıl yapılmalıdırın derslerini de verelim:)))

  5. Amerikan basınında rekabet varmış, öyleyse onlara bir alkış.
    peki bu rekabet halka nasıl yansıyor özgür ve tarafsız haber olarak mı? değil tabii. Amerika da da elbette istisnaları saymazsak- ki kişisel çabaları kastediyorum- basının sefil halde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz binlerce örnek üzerinden. biz daha sefiliz yahut onlar bizden daha az sefil diye diye medyanın zavallılığı ve sefaletinin dereceleri üzerinden tartışalım duralım, lakin ne fayda…geçenlerde der spiegel almanyanın suudilere silah satışına yönelik ambargonun 2 ayla sınırlı olduğunu yazdı. peki basında bu karara çığ gibi büyüyen tepki var mı??? yanlışım varsa lütfen düzeltin, iyi takip edememiş olabilirim…basında olmayan tepki halkta nasıl olsun…
    sonuçta mevcut medya tüm dünyada ağır hastadır, hakkın hukukun adaletin insanlığın yanında yer almak yerine gücün paranın iktidarın yanında yer almayı seçmiştir, patronların tahakkümü altına girmeye razı olmuştur, kurtulması/kurtarılması zordur, yaşatmaya yönelik çabalar gereksizdir.
    dün ve bugün Süleyman karagülle beyefendinin yorumu son derece önemlidir. bu medya gitmeli ve yeni bir medya baştan kurgulanmalıdır. kooperatif olur, vakıf olur, dernek olur ben de arada yazmıştım ancak herkesin olmak kaydıyla işin teknik kısmını uzmanlar oturup planlayabilir. çalışanlar muhabirinden köşe yazarına hepsi ücretlerini korkmadan almalı dolayısıyla korkmadan yazabilmelidir…çıkış ancak geçimin hür olduğu yerde mümkündür gazeteci geçim endişesini üzerinden atmalı, kendini/kalemini satmak zorunda kalmamalıdır, aynı şekilde kuruluşu da reklam alma, para bulma endişesi taşımamalıdır, ilkesi yansız tarafsız doğru haber olabilmelidir, araştırmacı gazetecilik canlanabilmelidir, haber atlatma tekrar devreye girebilmelidir, yoksa her yer çıkış olsa ne yazar başka bir çıkar grubuna hizmet etmek anlamına geldikten sonra…

    • Didem hanım, bu ülkede milyonlarca üyesi olan baro, oda ve sandıklar, sendikalar, birlikler var… Her meslek örgütü ya da toplumsal grup başta kendi sektörleriyle ve kitleleriyle alakalı bir gazete ya da dergi çıkaramıyor mu? Biz de bilelim kıymetli hukukçularımızın dünyaya, ülkeye, adalet sistemine bakışlarını, mimari estetik akımlarının ne yönde geliştiğini, uzman gözüyle eleştirilerini, kaygılarını… Binlerce akademisyen, doktor şöyle haftalık/aylık bi süreli yayın çıkaramaz mı yani? Biz de biraz değerli makalelerinden okusak, bilinçlensek, chpye oy verebilsek:) Yalnız oda başkanlarının seçim dönemlerinde bilmem kaçıncı kez yeniden seçilebilmek için propaganda maksadıyla bastırdığı aylık yıllık kıytırık bültenlerden bahsetmiyorum(hani şu berberlerde sehpanın üzerinde durur ya:) illaki basılı olması da gerekmez, dijital de olur…

  6. Tekel yıkılacaktır
    Sermaye’nin, sömürücü devletlerin tahakküm aracı olarak kullanılan basın yayın da işçilik sisteminden ortaklık sistemine geçmek zorundadır. Artık merkezi tahakküm sistemi yerine halk organize olacak ve olayları özgür medyadan öğrenilecek. Yazarların patronları veya iktidarları değil de halkı başarılı olmalıdır. İktidarlar değişmiştir. Eski sömürücüler gitmiş yeni sömürücüler gelmiştir. Eski iktidarlar gitmiş, yeni iktidarlar gelmiştir. Patronlar değişmiş ama basın ve yayın aynı kalmıştır.
    Çare işçilikten ortaklık sistemine geçmektir. Basın kooperatifleri, gerçekten ortaklık sistemini benimseyen kooperatifler olmalıdır. Akevler.org’da bunlar yeteri kadar yazılmıştır. Yarım asırlık mücadelede daha bir örnek dergi çıkaramadık.
    Sabırla yeni bir şafağı bekliyoruz.

  7. Kargaya şeyin ilaç demişler, gitmiş denizin ortasına yapmış:) besleme medya alışmış yan gelip yatmaya ama milletin parasını söğüşlemeye, o günler eski türkiyede kaldı! Madem kendi mezarlarını kendileri kazmaya meraklılarmış bırakalım kazsınlar sonra hep birlikte gömeriz beleşşçi medyanın tabuttan sarkan tek kolunu da… Sayın koru doğru söylüyor “gazetecilik yapmak” diye ama bu beslemeler her melaneti işler bitek onu yapmaz; çünkü bilmezler, onlara lazım da değildir zaten!!! Şu reklamverene baskı yapılıyor diye sızlanan varakpare; pavyonda müşteri kızıştırmak için masadan masaya kırıtan konsomatrislere benziyorlar:) yahu ayşe arman gibi ‘her şey dahil’ röportajla haberin içine yedirsinler reklamı, kim anliicak da? Papucumun gastesi, beter olsunlar işşallah!

  8. Keşke medya içerikleri paralı olsa.
    Merak ediyorum bu ülkede kaç kişi para vererek AHaber izler?
    Futbol maçlarını yayınlayan paralı platformu bile korsan yayınlarla arkadan dolanarak izleyen bir milletiz biz.
    Güldürmeyin adamı…

    • Haksızlık etmeyelim hocam. Bütün kanallar paralı olsa, sağda a haber solda da halk TV den başka kanalla tatmin olamayan kitleler var, diğerleri kepenk kapatır gene bu ikisi ayakta kalır zannimca.

  9. Gazeteler hep aynı başlıklarla ve haberlerle çıkıyorsa, bu onların tek merkezden yöneltilmesinden çok, hiçbirinin artık gazetecilik yapmaması, muhabir çalıştırmaması ya da muhabirlerin haberleri kendilerinin kovalamayıp haber ajanslarından temin etmesindendir. Gazetelerde haberlerin altına bakın, haberde bir muhabirin ismi görülmektemidir? Haberlerin çok çok büyük oranda sağlandığı kaynak iç veya dış haber ajanslarıdır. Haber atlatma diye bir deyim vardı geçmişte, günümüzde artık bu deyimi bilen gazeteci bile kalmamıştır belki. Bence bu durum özgürlük azlığından falan kaynaklanmıyor. Gazetecinin asli görevi HABER kovalamaktır SİYASET DEĞİL. Ama maalesef ülkemizde gazeteciler gitgide siyaseten taraf olmuş, habere ve gerçeği bulmaya değil siyasete ve hatta patronunun çıkarlarına hizmet etmeye başlamış, bunun sonucunda yazıya ve masaya bağlı hale gelmiş, hantallaşmış, statükoculaşmıştır. Bu tek bir siyasi kesim için değil hepsi için geçerlidir. Yazılar da haberler de siyaseten taraflı, yönlendirici, çarpıtıcı, olayın kendi işine gelen, ona fayda sağlayan açısını gösterir hale gelince, artık o gazeteci-yazar da, gazetesi de haberci değil siyasetçi olarak algılanmaya başlamış ve belli taraftarlıklarla okunmaya sevilmeye başlanmıştır. Aslına bakarsanız memlekette siyasetçi o kadar çok ki, gazeteciler de siyasetçi derekesine inince pek para etmemeye başlamışlardır. Geçmişte değer verilen ve gazeteci olarak adlandırılan isimleri incelersek, elbette kişisel olarak bir siyasi görüşü olduğu bilinen ama haberleri o siyasete hizmet amaçlı olmayan kişiler olduğunu açıkça görürüz. Sadece siyasi olarak takip ettiğiniz birilerini ya da bir gazeteyi, internet gibi bir imkan çıkınca da kimsenin para verip alma ihtiyacı hissetmemesi, siteden takibe başlanması da doğaldır. İnsanlar sadece siyasi fikirleri takip etmek için kitap alırlar, partileri takip ederler, onların yayınlarını temin ederler, fikir dergileri alırlar ama gazeteyi haber için takip eder, satın alırlar. İçinde haber olmayan ya da genel ve her yerde bulunan haberleri tekrarlayan, siyaseten de siyasi parti broşürü gibi olan gazeteler için para vermezler. Gazeteler ve gazeteciler haber peşinde koşmaya, başka yerde bulunamayacak haberler bulup, bilinmeyen gerçekleri ortaya çıkartmaya başlarlarsa bu durumun tekrar geriye dönme ihtimali olabilir zannımca. Gerisi boş laftır, mazeret üretmektir, bahane bulmaktır, tekrar tekrar siyaseten fayda elde etme çabasıdır. Ayrıca artık habercilik mecra olarak televizyon ve dijital üzerinde yapılabilecek bir iştir. Anlık değişen olaylar karşısında 24 saatte bir basılan gazeteler taze haber ihtiyacını karşılayamamaktadır. Gerçekten habercilik yapmak isteyenlerin alanı buralardır. Henüz buralarda da özgün ve farklı haber üretimi yoktur, ihtiyacı haber ajansları karşılamaktadır ama haber açısından atılım yapabilen bir kanal veya sitenin izlenirliliğini, reytingini rakiplerine göre çok artırma fırsatı vardır. Umarım bu mecralar buna yönelir ve gazeteden olmasa da, insanların özgün ve farklı haberleri, gerçekleri edinme imkanları artar.

    • Esasında yazıma şu tespiti de eklemem gerek; ülkede vatandaş arasında bir kutuplaşma yok ama bir siyasi ayrışma var, fakat kutuplaşma medya gurupları arasında özellikle de gazete yazarları arasında oldukça ileri seviyede. Belki de gazetelerin satmamasında vatandaşın bu kutuplaşmayı desteklemek istememesi de yatıyordur.

  10. Aslında bütün bunların tek bir nedeni var: Silivri (hapishane) bu aralar rutubetlidir. Onca Televizyon kanalına gerek kalmadı. Fox Tv hariç; diğerleri hemen hemen aynı yayın akışı yapmaktadır. Aktarılan haberler birebir aynıdır. Gazetelere gelince: Gazete haberleri de TV Kanallarından farksız, çoğu gazeteler kağıt israfından başka bir şey değildir. Eskiden bayiye giderken; 3 veya 4 gazete almadan dönmezdim. Şimdi bayiye gidiyorum. Manşetler aynı, resimler aynı haber akışı aynı basılıyor. o halde niye paramı israf edeyim ki; alıyorum Hürriyeti eve geliyorum. Medya Basın tekelleşmiş. Yazarlar, korkular kendilerini ifade edemiyorlar. çok da haklılar: Aileleri var sevdikleri var çocukları var bir de dediğim gibi “Bu aralar Silivri çok rutubetlidir”.
    SAYGILAR SEVGİLER

  11. TAMAMEN EMİR -KOMUTA ALTINA GİRMİŞ BİR MEDYA.
    Bu durum kimseye bir fayda getirmez.
    Aslında bunu herkes biliyor.
    Medya belli odaklara hizmet etmek için dizayn edildiğinde, bir müddet sonra hizmet ettiği güç odaklarına hedeflenen hizmetleri yapamaz hale gelir.
    Yinede ,böyle olmasına rağmen güç sahipleri şu medyayı bir ele geçirsem her şey tam istediğim şekilde olacak sanır.
    İlk zamanlar çok ta başarılı olurlar.
    Zamanla uyuşturucu gibi keyif veren etkisi azalmaya başlar,daha ilerde güç sahipleri çareyi dozajı artırmak zorunda görürler.
    Bu hal bir sarmal şeklinde devam eder.
    Sonunda etki tamamen kaybolur ve yan tesirler görülmeye başlar.
    Uyuşturucu bağımlısı sağlığı tamamen bozulana kadar ya dozaj artırmaya devam eder veya girdiği çıkmaz yolun yanlışlığını kabul edip radikal bir kararla doğru yolu bulabilir.
    Doğru yolu bulmazsa kendi kendini yiyerek bitirir.
    Yeni düzene ayak uydurmak istemeyenler yeni sistem tarafından yutulur.
    BİR YERDE TEK SESLİLİK VARSA,FARKLI SESLER DUYMAK İSTEYENLER,FARKLI SESLERİN SÖYLENDİĞİ ALANLARA YÖNELİRLER.BU GÜN BÖYLE BİR İMKAN VARSA NEDEN FARKLI SESLERE KULAK VERMEYELİM.

  12. Fehmi bey halen daha Turkiye Cumhuriyetinde yaşadiğini zannediyor! GALIBA.
    Oysakı muhteşem törenle biz eski TC yi mezara gömduk, Ümmet ve Dünya lideri Tayyip Cumhuriyeti ni kurduk, ya!

    Şu an cumhuriytimiz daha çok YENİ buna rağmen, reis bir çok icratlara imza attı.
    İsterseniz bizim yeni cumhuriyetimizin icraatlarina şöyle bir göz atalım.

    1-Soğancı TERÖRISTLERIN, (Soğancilar terörist örgütü.STÖ inlerine girdi. Soğancilar Terör Örgütü)nün bütün silahlarina el koyduk.
    2- eski TC de öğle senelerdir kendilerini büyük gören Sahte Saray, Bahçe, ve Taş larada haddlerini bildirdik.
    Yeni TC de Bizim Sarayın takımları Başaklehir ve Kasımpaşa ligin zirvesine oturtuk.
    Bize şehir ve Paşalar yakişir, köylülere baksanizya? Silahları çürümesin diye DEPOLARA doldurmuşlar.Sağ olsunlar zabitalar o teroristlerin hepisini yakaladilar. Teroristin biriside oğlunun ismini recep teyyip koymuşumuş, şimdi değistirecekmiş.

    3- bunda zaten Fehmi bey yazmiş.
    Saray, Medya korosundaki bazi ciliz sesler Dünya ve Ümmet liderinin kulaklarini rahatsiz ettiğı ıçin onlarıda Medeniler mezarliğina gömme emri vermişe benziyor. Oda çok yakinda tedavile girer.

    Zavalli reis geldi geleli nihayet istediği amelere ulaştı.
    Bu kadar büyük başarilara imza atmak hiçde kolay değil. Bizdeki teröristleri sayacak olursa gerçektende uzaya 4 şeritli yol olur.

    TC nin Hazinesinin sahibi DAMAT bey herhalde bütun bunlaŕdan kurtardiği için sevincinden ve şaşkınlığindan olsa gerek “Vay Anasina” demiş.

    Iyki Fehmi bey bugün bu yaziyi yazdı yoksa millet damat bey mahallede çocuklar ile çelik çomak oynarken o lafi söylediğini zannederdiler.

    Ne şanslı bir Milletiz bizim idareciler gibi idarecileri Dünyada mumla arasaniz bulamassiniz.
    VAY ANASINA (yı) yabancı medya mensupları hiç bir dilde karşılığını bulamamışlar.

    Bir dalda daha dünya lideri olduk.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here