Terör eylemcileri birbirine düşman görünseler de kardeştir; Tarrant ile Masharipov gibi.. Açıklıyorum…

76
Solda İstanbul'u kana bulayan Masharipov, sağda dün Yeni Zelanda'da camilere saldıran Tarrant.. Terör eylemi kardeşleri..

Bazılarının anlamakta zorlandığı gerçeği hatırlatayım: Farklı dinlere tahammülsüzlüğün çağdaş biçimi olan ‘İslamofobya’ bir fantezi değil, tam anlamıyla bir gerçekliktir ve Avrupa’yı yıllarca kasıp kavurmuş, 60 milyon insanın hayatına mal olmuş ‘ırkçılık’ ortadan kaybolmamış, dünyanın pek çok yerinde etkisini hissettirmektedir.

Her zamankinden daha fazla günümüzde…

Günümüzün şartları eskide kaldığı sanılan bu yeni dalganın kanlı yüzünü göstermesi için olağanüstü elverişlidir.

İşte son örnek, terörden kendisini korunmuş hisseden insanların ülkesi Yeni Zelanda’dan başını çıkartıverdi.

Kan dökücü Brenton Tarrant eylemine gidiyor..

Yeni tip ‘İslam düşmanı ırkçı teröristi’ tanıyalım: Brenton Tarrant‘ın herhangi bir işte çalışmadan yaşamasını, kıtalar arasında serbestçe dolaşmasını sağlayan gelirinin kaynağı, durduğu yerde değeri artan ve izlenmesi hayli zor sanal para. Görüşlerinin filizlenip olgunlaşmasını sağlayan her türlü aşırılığın neşv-ü nema bulabildiği sanal dünya da var. Görüşlerini scribd‘ten yayımlayabildiği gibi, kanlı eylemini Facebook üzerinden canlı yayınla herkese duyurabiliyor da…

Kendisi gibi olanların birbirleriyle iletişim sağlamasını kolaylaştıran yüzlerce başka platform daha var.

Gözlerinde kendileri gibi olmadığına inandıkları kişilerin zerre kadar değeri yok bugünün teröristlerinin; geçmişten özendikleri öteki ırkçı tipler gibi… Yeni Zelanda’daki eylemde öldürdükleri 49 kişi arasında kadınlar ve küçücük çocuklar da var. Küçük kız çocuklarını öldürürken teröristin duyduğu o sapkın şehveti canlı yayınından hissetmemek elde değil.

Yeni Zelanda ve Avustralya polis teşkilatları, Tarrant ve eylem arkadaşlarından hiçbirinin kan döktükleri ana kadar radarlarına takılmadıklarını açıkladı.

Oysa, eylemin üzerinden fazla zaman geçmeden, teröristlerin arkalarında bir dizi ayak izi bıraktıkları ortaya çıktı.

Vaktiyle Haçlıların cirit attıkları geniş coğrafyayı kendilerine ait gören, neyi temsil ettiklerine inanıyorlarsa onun dışında kalan ırklar ve dini inanış sahiplerinin o coğrafyada kalmaya devam ederlerse yok edilmelerini öngören bir literatür…

Uygarlık düşmanları bunlar…

Yapmaya değil yıkmaya talipler…

Manifestolu eylemciler

Soldaki Breivik’in, sağdaki de Tarrant’ın manifestoları..

Fikirlerinin ne olduğunu Norveç’te çoğu çocuk 77 kişiyi gözünü kırpmadan öldürmüş Anders Breivik adlı ırkçı teröristin yayınladığı manifestodan öğrenmiştik; şimdi de elimizde 73 sayfalık Tarrant imzalı yeni bir manifesto var.

Onların düşüncesi, yaklaşık 80 yıl önce, Avrupa’yı kana bulamıştı. Brenton Tarrant ve onun gibi düşünenler, ellerine fırsat geçerse, o defteri yeniden açmanın peşindeler.

Sapkın bir düşünce bu.

Eylemini “İşgalinizi sona erdirin, bizim topraklarımızdan gidin” amaçlı yaptığını söyleyen ve bu arada biz Türkleri de Avrupa topraklarından kovan Tarrant, Avustralya doğumlu. 49 kişinin canını alan, kimbilir kaç ailenin hayatını karartan eylemlerini yaptığı ülke ise Yeni Zelanda. Her iki ülke aslında başka kıtalardan gelip oralara yerleşmişlerin işgali altında.

Avustralya’nın yerel halkı Aborojinler ile Yeni Zelanda’nın yerlileri MaorilerTarrant kimlerin ülkesinden kimleri atmaya çalışıyor? İşgal altında olan yerlerden oralara sonradan gelmiş birileri atılacaksa, bu iki ülkenin ‘beyaz’ sakinlerine yol görünmüş olmayacak mı?

Tarrant‘ın gizlice yürüttüğü sapkın fikirlere dayalı etkinliklerini, bugünün Avrupa ikliminde, günlük politika alanında alenen yürütmekte olanlar bulunduğunu biliyoruz.

Hollanda’da, Fransa’da, İtalya’da, Almanya’da siyasi hayat içerisinde kendilerine yer bulabilen, tabanlarının her gün biraz daha çoğaldığı görülen ‘popülist’ tiplerin savundukları esaslar ile Breivik ve Tarrant manifestoları arasında pek az fark var.

Breivik-Tarrant ikilisinin yayılmasını arzu ettikleri görüşleri, Avrupalı bazı politikacılar dilleriyle yayıyorlar…

O görüşler ABD’de de kendine zemin bulmaya başladı.

ABD başkanı Donald Trump Yeni Zelanda’daki kanlı eylemi kınadı, ama eylemciler için ‘terörist’ sıfatını bir türlü kullanamamasını bir yere not etmek gerekiyor.

Bereket Yeni Zelanda’nın başbakanı ülkesinin kapısına dayanan terörün niteliğini ve Tarrant gibilerin ülkesine taşımak istediği sapkınlığın başlarına açacağı belanın vahametini anlamış görünüyor.

Darısı Avrupa ülkelerinde yönetimde bulunanların başına.

‘Terror International’

Teröristin zulası..

Sanal paranın durduk yerde değer kazandırmasıyla elde ettiği birikimi dün gerçekleştirdiği kanlı eyleminin ön hazırlıkları için değerlendirdiği anlaşılıyor Tarrant‘ın. Türkiye’ye gelmiş, Balkanlara geçmiş, kim bilir daha nerelere gidip internet üzerinden kazandığı dostluklarını pekiştirmiştir.

Benzer terör eylemlerinin başka köşelerden de başını çıkarması kimseyi şaşırtmamalı.

‘Terror International’ diye bir gerçeklik var ve terörün uluslararasılaşması bugünün şartlarında çok kolay. Teröristin eylem yapmasını sağlayacak donanıma hiç zorlanmadan nasıl ulaştığı da meydanda. Yeni Zelanda’da olan, hiç kuşkunuz olmasın, en beklenmeyecek başka ülkelerde de tekrarlanabilir.

Avustralyalı biri neden eylemini Yeni Zelanda’da yapar?

Sorunun cevabını her iki ülkenin insanları tartışsın…

Benim bu soruya cevabım kısa: Terörün başını çıkartamayacağı hiç bir ülke yok; en korunan veya en uzak ülke bile uluslararası terörist için eylem mekanı olabilir.

Bir yılbaşı (2017) gecesi İstanbul’u kana bulayan Masharipov Özbekistan vatandaşıydı.

IŞİD adına İstanbul’u kana bulayan Masharipov ile kendisini IŞİD karşıtı olarak takdim eden Yeni Zelanda’da Cuma cemaatini hedef alan Tarrant‘ı ‘eylem kardeşi’ yapan özellikleri keşfetmek ise bütün dünyanın görevi.

‘Terör eylemi kardeşliği’ İslamofobya gibidir, hayal değil gerçektir.

ΩΩΩΩ

76 YORUMLAR

  1. Din adına ahkam kesen resmi kurumlar (Vatikan vs.), sözüm ona görevi halka doğru bilgilerin aktarılması olan basın (gazeteler, TV, vs), devlet başkanları, siyasal partiler, güç ve iktidar mücadelelerinin ahlak yoksunu parçaları. “Terör saldırısı” demeye dili varmayan Batı medyasının ikiyüzlülüğüne itiraz edenler arasında, dün Rick Martin de vardı: “”Bir adam namaz kılan 40’tan fazla insanı öldürüp 20 tanesini de yaraladı. Tüm uluslararası medya onu terörist olarak değil saldırgan ya da radikal olarak nitelendirdi. Neden? Çünkü Müslüman değil”

    Karanlığı aşmak, dünyanın dört bir tarafındaki iyi insanlarla mümkün. Buradaki gözü yaşlı genç adam gibi:

    https://www.karar.com/dunya-videolari/camiye-cicekle-geldi-gozyaslari-sel-oldu

  2. Zulüm 1453’te başladı” diyenle “Viyana 1683” diyen aynıdır. * İstanbul’un Batısına geçmeyin diyenle, 15 Temmuz’da köprü kapatan aynıdır. * Yeni Zelanda’daki Cuma katliamı terör değildir.. * Bin yıllık hesaplaşmadır bu. Ve bin yıl daha bu topraklardayız!

  3. Bu yazida sosyal medyada Türkceye cevrilmiş alinti bir yazız.
    Bakalım! Elin haçlısı ne demiş..

    “Porto Rikolu şarkıcı Ricky Martin dünya medyasını, Yeni Zelanda’da cuma namazı esnasında 50 kişiyi öldüren ve 20 kişiyi yaralayan Brenton Tarrant’ı Müslüman olmadığı için “terörist” olarak değil de “saldırgan” olarak yazmasını “iki yüzlülük” diye niteledi.

    ÇÜNKÜ MÜSLÜMAN DEĞİL”

    Dünyadaki iki yüzlülüğe dikkat çeken Martin, “Bir adam namaz kılan 40’tan fazla insanı öldürüp 20’sini de yaraladı. Tüm uluslararası medya onu terörist olarak değil saldırgan ya da radikal olarak nitelendirdi. Neden? Çünkü Müslüman değil.” ifadelerini kullandı.

    Martin’in paylaşımına takipçileri destek verdi.”
    Keşke bizdede bunun gibileri çıkabilseler.

  4. Türk milleti üç ilahi dine de intisap etmiştir; hatta öncesinde budizm vs. gibi putperest dinlere de girip çıkmışlığımız vardır. Pagan dönemde bile hep bir göktanrımız olmuştur. Karay türkleri ve hazarlar yahudidir; gagauz türkleri ve karamanlılar ortodoks hristiyandır. Malazgirt ovasında alparslanın ordusu içersinde ermeni birlikleri de vardı ve bizimle birlikte kahpe bizansa karşı savaştılar:) bu arada bizans ordusu içersinde paralı askerlik yapan pagan peçenek-uz türkleri de savaş sırasında kuzenlerine yani bizim tarafa katılmışlardır:) batıdaki büyük şehirlerin hepsinde gettolar vardır; istanbulda da yahudiler vardır ama getto diye bi yapılaşma olmamıştır, yoktur… Katolik engizisyonundan kurtarabildiğimiz sefarad yahudileri de bugün herkesten daha bir türktürler… Barbarosun beşiktaş deniz müzesindeki sancağında üç dinin sembolü bir aradadır! Dünya üzerinde bize insanlık öğretmeye kalkacak en son aktör batı avrupadır. Sabıkaları da saymakla bitmez; gaz odaları, sömürgelerdeki katliamları… Hal bu iken içimizdeki mankurtlara ne oluyor da müminlere küfredip karalıyorlar? Irkımızın kıymetini bilelim:(

  5. Roger Garaudy 40 sene önce tespit etmiş hastalığı: “Eğer ben mutlak hakikatin kendi tekelimde olduğuna inanıyorsam benim gibi düşünmeyen her birey ya tımarhaneye kapatılması gereken bir ruh hastası ya da hapsi veya ölümü hakeden şuurlu bir asidir.”
    Mevlana 800 sene önce “kim olursan gel” demiş, Dergâhını ve kalbini herkese açmış.
    Tarihi tecrübemiz ve birikimimiz tuzağa düşmemek ve zokayı yutmamak için yeterlidir.
    “Gözlerinde kendileri gibi olmadığına inandıkları kişilerin zerre kadar değeri yok bugünün teröristlerinin…”
    O hâlde kendimize biraz çeki düzen verebilmeliyiz. Bizim gibi olmayan insanalra nasıl bir bakışımız var?
    Mesele, Yeni Zellanda’da öldürülen insanların “masum sivil”, öldürenin de terörist olduğudur. Buradan iç siyaset malzemesi devşirmeye çalışmak, “sert mesajlar” vermeye kalkmak, “sen kimden yanasın; domuzdan mı bu milletten mi” gibi lâflar edebilmek Tuzak ve Zoka konularında ülkenin başındaki Zatın bir hazırlığı ve hassasiyeti olmadığını ortaya koyar.
    Hristiyanlar veya gece kulübünde eğlenenler terörün hedefi olduğu zaman “Üzüldük mü? Nah üzüldük!”, “Umarım leş çoktur!” gibi tweetleri bu aziz milletin bazı fertleri attı. Demek ki içimizdeki beyinsizlerin (A’râf-155) farkına varmak, o beyinsizlerin laflarından rahatsız olmak ve o beyinsizlerin memlekete ve millete sadece zararı dokunacağını görebilmek gerekiyor.
    “Terörün ve teröristin dini yoktur” demek doğru ve yerinde bir yaklaşımdır. Terörizmi dinden ayırıp izole etmek gerekir. Ülkemizi yönetenler nefret dilinin bize sadece zararı dokunacağını görebilmeli.
    Dünyanın herhangi bir yerinde masum sivillere yönelik bir terör saldırısı olduğu zaman aynı şiddetle ve aynı dille kınayabiliyorsak “Çifte Standart”tan o zaman yakınabiliriz.
    Bu bağlamda ülkemizin başındaki Zat “Kendime biraz çeki düzen vereyim, elime belime hakimim biraz da dilime gem vurayım” şeklinde bir özeleştiri yapabilmeli.
    “Bunlaar Haçlııı, bunlaar Naziii…” diye meydanlarda bağırıp çağırmak belki biraz oy getirir ama memlekte ve İslam dünyasına hayır getirmez.
    Eğer Müslümansak bir farkımız olmalı. Masum Hıristiyan siviller öldüğü zaman “oh” çekenleri ayıplıyor muyuz? Ayıplıyorsak “İçimizdeki sersemler yüzünden bizi helak etme” diyebilme hakkımız olur.
    Kendi zehirli dilimizden rahatsız oluyor muyuz? Olmuyorsak bile dünyanın Din savaşlarına doğru gidiyor oluşundan bir endişe duyup dilimize hâkim olmaya çalışmamız gerekir.
    Şu lafları hatırlayalım:
    “Esenyurt’u kaybedersek Kudüs’ü kaybederiz, İslam’ı kaybederiz, Mekke’yi kaybederiz!”
    “Adayımıza vereceğiniz destek, yarın ruz-i mahşerde beraat belgelerinizden biri olacak.”
    “Yarın inşallah mahşerde Allah’ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğinizden dolayı size inşallah hiçbir hesap sormayacak.
    “31 Mart’ta milletin değerlerine karşı siyaset yapan 4’lü çete, şer ittifakı, zillet ittifakı ve kim bir araya gelirse gelsin bu sokaklarda, mahallelerde utançtan gezme şansı olmayacak!”
    “Ezan, bizim için Roma’nın, New York’un, Pekin’in, Tokyo’nun, Moskova’nın, Berlin’in, Paris’in ve yarım kalan hesabımız olan Viyana’nın fethine niyet tazelemektir.”
    “Müslüman olmayan cennete giremez!”
    Bu lafları edenler aslında “İktidar için saltanat için etmeyeceğimiz laf, irtikap etmeyeceğimiz rezillik yoktur” demek istiyorlar.
    Akıllarını büsbütün yitirmemişlerse eğer dillerine biraz hakim olmaya çalışırlar.

        • H.Gayret’e cevap: Kusmak trollerin, yandaş yayın organlarının işi. Bu yandaş kusmukları derlenip kitap haline getirilmeli. Biat etmeyen, yandaş olmayan siyasetçilere ve sanatçılara edilen laflar Trollerle ve Trol zihniyetiyle mücadelenin terörle mücadele kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Yaşar Kemal’e “Çukurova’nın tezeği” demek! İşte kusmuk budur.

      • Mert’e cevap: İddia makamı iddiasını ispatla mükelleftir. Daha önce de bir trol burada Fetö’cü olduğumu imâ etmişti. Cevabımı tekrar edeyim: Fetöcü olduğumu iddia veya imâ ediyorsan şuurlu bir vatandaş olarak yapman gereken şey beni ihbar etmektir. Mertlik budur. Varsa bir yamuğum ilgili makamlar gelir kapıma dayanır… İstihbarat Teşkilatımız Fetö ile mücadeleyi gayet başarılı bir şekilde yürütüyor. Yine de dikkatlerinden ve takiplerinden kaçan şeyler olabilir. Eğer Müslümansan, adamsan iddianı ispat edersin. Trolsen, provakatörsen, münafıksan çamuru atar kaçarsın…

  6. Deniz EGEMEN
    16 Mart 2019 at 19:33
    Her konuyu iktidara düşmanlık meselesine yamama yeteneği olan insanların birbirini anlamaları ve tebrik etmeleri normal, özel bir yetenek ne de olsa.

    “SIZ IHTIDAR DOSTLARI”
    BU dostunuza söyleyecek bir çift lafiniz vardir herhalde!!!…

    Bir gün önce kendisini “radikal sağcı ve Müslüman düşmanı” diye tarif eden Brenton Tarrant, Yeni Zelanda’da 50 Müslümanı cuma namazı esnasında katletti. Dini siyasete alet eden radikal partilerin ektiği zehirli tohumlar yine masum insanların canına mâl oldu. Müslümanlar iki camide katledilen insanların yasını tutarken sizleri DÜNYA, ÜMMET ve AKP lideriniz Erdoğan trajediden oy devşirme derdine düştü. Seçim meydanında, “Haçlı bozuntularına sesleniyorum.” diyebilen Erdoğan hatirlarsanız 16 Nisan 2017 anayasa değişikliği referandumundan önce de Almanlara “Nazi” demisti.

    Şimdi Onun Haçlı dedikleri şu an “DÜNYAYI AYAĞA KALDIRDILAR” bütun camilerı koruma altina aldilar ve günün 24 saatı, “IRKÇI BEYAZLARA” LANET OKUYORLAR.”
    Trumpa rağmen ABD den tutunda dünyada ne kadar Haçlil varsa hepsi tek yumruk olmuş ırkçılaraın, Google, facebook ve diyer sitelerinide kontrol altina alirlarken.
    Sizin gibi koltuk sevdalilaride oy devşirmekle meşguller.
    Aslinda size cavap vermeye niyetim yoktu fakat her yere parazıtlik yaptiginiz için gercek yüzünüzü milleta tekrar gostermek için, bu yorumu yazdım.
    Elhayayi Vel İman.

    • Karıştırdığın terimler var; Haçlılar ile hristiyanları, naziler ile sıradan Alman vatandaşlarını.Karıştırdığın bu şeyler bir dinin veya ideolojinin aşırıya kaçmış fanatik uçlarıdır. Tarih sahnesinde bir zamanlar yer edinmiş insanları etkimiş ve korkunç talihsiz olaylara sebep olmuşlardır.Günümüz dünyasında yeri olmaması gerek anlayışlardır.

  7. Müslüman terörist olamaz,terörist Müslüman olmaz.
    40 yıldır bunu her yerde söyleyen insanlar,hala hic alakaları olmayan şuclamalarla suclanıyorlar.
    sonrada bu terörizim neden bitmiyor diyorlar.aklın yolu bellidir.önce İNSAN olmak,Dürüst olmak,
    Ahlaklı olmak gerekir.ALLAHA VE RESULULLAHA tam itaat gerekir.
    yoksa günümüzü gün eder dururuz.
    Bu Hunharca işlenmiş terör olayını ve benzerlerini lanetliyor,şehitlerimize allahtan rahmet diliyorum.

  8. islamda kaidedir, Müslümanın düşmanı yanlış yapan insan, günah işleyen insan değil, yanlış ve günahın kendisidir. Elbetteki bütün diğer dinlere mensup insanları suçlayacak halimiz yok, lakin kendimizi korumayı da bilmemiz gerekiyor. Bu tip düşüncelere sahip insanlar Dünyanın her yerinde çok fazla sayda var.

    Kimisi dinsel sebeplerle, kimisi ırk sebebiyle, kimisi ekonomik sebeplerle, fakat son tahlilde tümü aynı başlangıç noktasından çıkıyor ki bu da materyalist felsefe. İstersenin kapitalizm olsun bunun adı isterseniz sosyalizm olsun. İnsanı yetiştirirken sırf maddeden ibaret görürseniz onca eğitip onca yetiştirirseniz çıkan sonucun bu olduğuna şaşırmanız hayret verici olur. Maalesef günümüzde kapitalizmin başını çektiği bu materyalist düşünce yapısı ve bunu yönlendiren odaklar hep daha fazlasını istedikleri için dünyanın geri kalanını müşeri yada potansiyel müşteri gördüklerinden, insanlar hangi dinden hangi ırktan olursa olsun onlar için potansiyel sömürülebilecek sayılardan ibaret. Birilerinin sınırsız sömürülebilmesi için o kişinin tüm değerlerden yoksun, hiç bir inancı olmayan, olsa da görüntüden ibaret olan kişiler olması gerekiyor. Gerekiyor ki bireyler fıtratı gereği manevi gıdasını alamadığından dolayı içine düştüğü açmazlardan kurtulmak için suni izm lere yönelsinler, sınırsızca tüketsinler, mükemmel biçimde var olduklarını görmezden gelerek kendilerini suni yollarla ispat arayışına girsinler. Bu sistemin çarkları içine giren kişiden daha başka ne beklenir ki ? Toplunlar kendilerini o kadar kaptırmış ki bu sisteme, bireylerin bir çoğu bunun farkında bile değil, bundan bahsedenlere de deli gözüyle bakıyor. Sanıyoruz ki herşey çağın gereği. Çare basittir, yapılması gereken bir an önce insanlığı tüketim ekonomisi ve dolaylı olarak faiz sarmalının içinden çıkarıp bir an evvel özüne döndürmektir. Geriye kalan çarelerin hiç birisi buna çözüm olmayacaktır. İstediğiniz kadar zengin olun istediğiniz kadar bilgili olun, doyan insan doymayanların binde biri kadar değildir.

  9. 11 yıl Hollanda’da (Amsterdam) yaşadım. 1 dergi çıkardım, üç farklı mülteci ve göçmen yanlısı sivil örgütte gönüllü olarak çalıştım. Katıldığım irili ufaklı ırkçılık karşıtı yürüyüş, protesto eylemleri herhalde 40-50’nin altında değildir. Bu yürüyüşlere, Afganlı, Sudanlı Müslüman arkadaşlar da kendi cami cemaatlerinden insanlarla gelirlerdi. Avrupa’nın dört bir yanında bu tür çabalara ortak olan Müslüman arkadaşlarımıza sorun, tereddütsüz söylediğimi doğrulayacaklardır: Irkçılık karşıtı yürüyüşlere en kalabalık kortejle katılanlar, mültecilere en çok sahip çıkanlar farklı farklı kiliselere, Hrisityan sivil toplum örgütlerine mensup iyi yürekli insanlardır.

    Irkçılar, göçmen karşıtı faşistler, seküler, eğitimsiz, alkol düşkünü, futbol taraftarları ve ırkçı müzik gurupları etrafında örgütlenen, Interneti etkili olarak kullanan serseri güruhlardır.

    Ülkemizde de Suriyeli göçmenlere sahip çıkan, onlarla dayanışan, onlara yönelik temelsiz ithamlar karşısında kalbi kırılan insanların ezici çoğunluğu dindar insanlarımızdır.

    Ne Türkiye’de ne dünyada, kutsal kitabına iyilik yapmak için yönelen dindarlardan insanlığa bir zarar gelmez. Sorun burada değil -başka yerde.

  10. Bundan bir hafta kadar önce, 7 Mart 2019’da, İtalyan şehri Milan’da, kent halkı, hükümetin ırkçı-popülist söylemlerini protesto etmek için yürüyüşe geçtiler. Demokratik-sol bir gazete, yürüyüşe katılanların sayısının 300.000’in üzerinde olduğunu yazarken, kent polisi basın bürosu müdür yardımcısı, katılımcıların sayısının 200.000 civarında kaldığını duyurdu. . .

    https://www.youtube.com/watch?v=rayoF5NC1Tg&pbjreload=10

  11. Rachel Corrie, Filistin’de siyonist İsrail devletinin zulmüne direnen mavi gözlü, Hristiyan bir Amerikalı barış aktivistiydi. Gencecik yaşında, Gazza Şeridi’nde Filistinlilerin evlerini yıkan İsrail ordusu buldozerinin önüne dikildi. Bedeni parçalanarak can verdi. “Zulüm bizdense, ben bizden değilim” demişti. . .

    https://www.youtube.com/watch?v=OUh2e8daFkk&pbjreload=10
    https://www.youtube.com/watch?v=rayoF5NC1Tg&pbjreload=10

    İyi’den yana, sağduyudan yana yorumlar okudum burada. Güç ve umut verdiğiniz için teşekkür ediyorum sizlere.

  12. Olayları ve failleri (veya teröristi) , gerçekçi, iyi ve mantıki değerlendirmek
    gerek. Bernar’ın tesbiti üzere, Adam katıksız bir IRKÇI ; Geçmişinden şunu da
    anlıyoruz ; hiçbir dinin tezgahından geçmemiş. bir ateist; ÇİN tarafgirliği de buna
    işaret ediyor.

    Şu gerçeği de göz önünde bulundurmalı, iyi bir tefekkürde bulunmalı,
    kendi kendimize de, yetişen gençlik üzerinde bizim de vebalimiz var mı ? diye,
    derin derin sormalı, muhakeme etmeliyiz, kendimizi de dinimiz ile.
    Üç semavi Dininin tefessüh etmiş (bozulmuş ki, aslı, Didem hm.ın
    dediği gibi İslam olmakla beraber) olsa bile, birine inanan kimse,
    bu “hayvandan aşağılığı” yapmaz. Hele, İslam, hiçbir masum canlıyı vahşice
    katletmeği tasvip etmez (onaylamaz). Ancak, din adamlarının SUSKUNLUĞU
    ve de, artık KAALE ALINMAMASI dinin görevni AKSATIYOR.
    Bu katil üzerinde etkili olan SANAL alem, video oyunları ve
    YOKTAN edinilen Sanal Para (kınansa da etkili olmuş görünüyor, yorumcuların
    değindiği gibi. Ancak, İslamifobya üreten bir kısım BATILI Hristiyan
    Devlet adamlarının PAYINI da ihmal etmemek gerek. (Filmlerdeki Cani
    Beyaz Adam). Bu Devlet Adamlarına ve Silah tacirlerine bu konudaki
    İNSANLIK Dersini kim verecek ? ! Askeri amaçlı SİLAH Üretmek ve
    dünya servetini o yola akıtmak yerine, insanın EĞİTİLMESİ ve
    YOSULLUKTAN Kurtarma şerefi NASIL sağlanabilir ?

    Bu konuda, diğerlerınden ziyade, kendi dinlerinhi, Kul’a değil,
    ” Allah’a KULLUK ve Mahlukuna ŞEFKAT ” dini olan İSLAMI öğrenmiyen,
    hele de YAŞAMIYAN biz müslümanların VEBALİNİN çok ziyade olduğunu
    düşünüyorum. Bizim, Peygamberimiz (s.a.v), ” ben – kahr değil – RAHMET
    (yaşatma) Peygamberi olarak gönderildim ” buyuruyor.
    Bütün din alimleri de bu BEYAN üzerinde derin derin tefekkür
    ve bu nevi olayları DİN üzerinden tahlil etmek durumu ve SORUMLULUĞU
    altında bulunmaktadir. Hatta, daha bu olaylara uzanmadan önce,
    kendi ülkemizde – KIYAMET ALAMETİ olarak değerlendirilebilecek – akıl almaz
    olaylar üzerinde, ISRARLA temerküz etmek (yoğunluşmuk) SORUMLULUĞUNDAYIZ.
    VİCDANLAR evvela, bunun için SIZLALALIDIR. Devlet sorumluluğu yüklenenler
    bu maksatla (çare için) politika üretmelidır.
    Kusuruma bakılmazsa, Yorumcu ve okuyucular olarak, evvela
    biz okumuşlar, ilim ehillerini bulup, okuyarak dinimizi öğrenmek zorundayız.
    Çünkü, HAKİKİ ilim, irfan sahibi ” müslüman, kendisine imrenilen, GIBTA edilen
    kimse olur”.
    İtiraf etmek zorundayım ki – ben de çok eleştirdiğim halde, dün TV-5 de –
    tesadüfen takip ettiğim – Oğuzhan Asiltürk İslamı ve müslümanı, toplumdaki görevini
    ve takınması gereken tavrı o kadar güzel anlatıyordu ki, PEŞİN hükümden sıyrılıp,
    o niteliklerle hep birlikte donanmamızı ve Allahın takdirine rıza gösterilmesini,
    rahat ve huzurlu bir dünya için herkese tavsiye ederim. (eskiler, hocanın dediğini yap,
    gittiği yoldan gitme, demişler ise de).

    Son söz olarak, şunu da demeliyim ki, BATILI, – biz kabullensek de
    kabullenmesek de – (HANS ve HASAN aynı kadehi dokuştursa da) Türk deyince
    İSLAM anlıyor. (Bosna’lıyı da öyle anlamadı mi?) Bu yönden de kendimize çeki
    düzen vermeliyiz. NEFRET, merhametsizlik, güvensizlik yerine sevgi ve şefkati
    dürüstlüğü gönlümüze yerleştirmeliyiz. Bu hadise için de, AB’lilerin yapacağı
    tarzda, uluslararası bir – Teröre HAYIR – MİTİNGİ ve yürüyüşü düzenlemeliyiz

    Not : İslam Türk-kürt geleneğinde, g.müslim ölüleri için sadece,
    “toprağı bol olsun” denilir, hele, şehit kelimesi asla kullanılmaz.

  13. Terörist Yok, Faiz Var
    Yeryüzündeki tüm savaşların, terörizmin, işsizliğin, adil olmayan bölüşenin tek kaynağı faizli Dolar’dır. Faiz emeksiz insanları zengin eden bir kaynaktır. Bugünkü silahı da Dolar’dır. Birinci ve İkinci Cihan Savaşları’nı Dolar çıkarmıştır. İsyanlar Sermaye’nin görevidir. Lenin onun görevlisidir.
    İstanbul veya Yeni Zelanda’da işlenen her olay Londra’da ve New York’ta işlenmiştir. Hepsini Dolar’ı ellerinde tutanlar işlemiştir. Bütün bunların kaynaklarını kurutmak mı istiyorsunuz? Semt kooperatiflerini kuracaksınız. Altın bonosunu çıkaracaksınız, hakemlik sistemini getireceksiniz. Hukuk düzeni bucaklarda kurulmalı. İç güvenlik illerdeki birliklerle sağlanmalıdır. İl halkı il güvenliğini sağlamalı. Dış savunma ulusal orduların işi olmalıdır. Birleşmiş Milletler ulusal ordulardan yararlanmalı, kendisinin silahlı gücü olmamalıdır. Silahlı güçler hakemlerden oluşan yargının emrinde olmalı.
    İnlemekle, ağlamakla, lanetlemekle hasta tedavi olmaz. İnsanlık ya işçilikten ortaklığa geçecek ya da sosyal tufanda boğulup yeni Nuh nesli doğacaktır.

  14. “Haçlının ülkenizi işgal etmesi, çok tehlikeli değildir; çünkü sizin ve onların arasında kırmızı çizgiler vardır. Bir kere onlar, sizin kadınlarınıza kızlarınıza ilişmezler, mabedinize ilişmezler; ilişmemiş Haçlılar..”
    Bunu diyen namussuz darbeyi masum gösterip Nato ya göz kırpıyordu daha 3-5 sene önce…Tamam sağduyulu olalım birlik olalım da batı ve haçlı zihniyetini de görmezden gelmeyelim…. Tamam dindar hristayan ve musevileri ayıralım da…buhaçlı zihniyetine karşı uyanık olalım…yoksa onlara benzersiniz… Yeni Zelanda’daki Haçlı saldırısının müsebbibi, kışkırtıcısı, provokatörü Batılı yöneticiler ve kurumlardır…Bu resmen haçlı terörüdür…Adam ne yazmış sosyal hesabında “Türkler’e: Boğaz’ın Batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa’ya gelirseniz sizi öldüreceğiz. Konstantinopolis’e gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hıristiyan şehri olacak.”…Osmanlılar Avrupaya Balkanlara Viyanalara gitmiş gitmesine de kutlu bir dava için İslamın yayılması için gitmiş kimseye zulmetmemiştir…Ama haçlı seferleri yakıp yıkmıştır….Bizim içimizdeki İrlandalılar ne diyor hala bu olayların sorumlusu müslümanlar………………………………….Gezi olayları sırasında Kadıköy’de bir duvara “Zulüm 1453’te başladı” diye yazıldı.
    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin bir NATO işgali için tezgâhlandığı artık inkâr edilemez. Bu işgal sırasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizdeki 11 vilayetimiz vatanımızdan koparılacaktı. ABD hala pes etmiş değil. Suriye’deki PKK’ya 23 bin tır silah verdiler…….şu anda bunlara ev sahipliği yapan koruyan kim belli… bizi bizle vurduracaklar… yine deneyecekler vazgeçmeyecekler….ne diyordu ABD başkanı…..“Terörizme karşı bu Haçlı Seferi, bu savaş zaman alacaktır. Amerikalılar sabırlı olmalıdır”…

    • Siz önce içinizdekileri temizleyin! Sonrada başkalarina laf söyleyinki! Kendi kendinizle ters duşmeyesiniz.

      Aşağidaki link! Hani 50 Müslümanin katledildiği haberi verirken yayını yarıda kesıp sizin çok muhterem zamana göre 180° değişen Ankara Büyük Şehir Belediye Başkaniniza bağlanarak ondan iftira haberlerini acilen seyircilire duyuracak kadar Mert zâtan behs ediyor.
      Adayinizhttps://www.yenicaggazetesi.com.tr/mobi/mehmet-ozhasekinin-pensilvanyaya-gonderdigi-mektup-ortaya-cikti-227015h.htm

  15. Fehmi beyın! Paylaştığı katil kardeşlerden
    Masharipov Yerine ABD Televiziyonlaride Amerkalı (white Striped) irkçi beyaz Cesar Sayoc’un resmi ile birlikte gösteriyorlar.
    Onlarda aynen abi kardeş gibi birbirlerine benziyorlar.(sayoc geçen sene Obama,Hillary ve diğer Demokiratlara bombali paket gönderen Trump taraftarı)

    Yorumuma başlamadan interneten okuduğum bir yazidan bir bölümü burda paylaşiyorum.

    ” Zelanda’da Cuma namazı sırasında meydana gelen ve dünyayı sarsan katliamda katilin silahına ‘1683 Vienna’ yazması dikkati çekti. Türkiye’de ise Bilal Erdoğan’ın yönetiminde olduğu TÜGVA’nın üyelerinin (Yeni Zelanda’dan habersiz) ”ezan, bizim için Viyana’nın fethine niyet tazelemektir” açıklaması yapması dünyaya aşırı uçları gösterecek çok canlı ve talihsiz bir örnek oldu.”

    Ben dün burada hem halkin tepkisini hemde ABD medyasınin olayi kiniyarak irkçi beyazların çok tehlikeli teröristler olduğunu dillendirdiler.
    Trump’a gazeteciler bu katliamdan irkçi beyazların sorumlu olduğunu belirterek onun ne düşündüğünü sordular, Trumpın cevebi şöyle oldu “zannetmiyorum.”
    Aninda Yeni Zellanda başbakani tepki gösterdi.

    Ayricada dün sirada vatandaşlar, ellerinde pankartlarlarda başsagliği mesajlar yazili, sevgilerini ifade eden kalp resimleri ile birlikte Cuma namazi saatinde Camilerin önüne toplanarak bizim komşularimiza teröristleri dokundurmayiz özelikle Hıristiyan ve Müsevı olduklaŕıni belirterek “Müslüman komşularimiz bizim kareşlerimiz onlara kimseyi dokundurtmayiz,” diyerek tepki gösterdiler.
    Bir Adamda interneten İslamfobiyi karşı mucadele başlattiğini, acikladı.

    Teröristin dini olmaz…. Ben Kanada’da 15 yıl Multi Fait’de görev yaptim, Maalesef bizim Din adamlarimiz her konuda çok gerler.Islami temsil eden Rahmetli bey vefat ettikten sonra kimse onun yerini dolduramadı…..
    Ya bizim Türkiye Müslumanlarinin bazilari?
    Ben bugün ilkez hepsi olmasada.önceden okumadiğim yorumcularin yorumlarini okuyunca, şaşirmadim fakat üzüldüm.
    Sanki evde iki kişi arasinda konuşuyorlar.
    Sosyal medyada İnsan din ve ırk konusunda yazarken, önce ne yazacağıni düşünebilseler…..
    Sosyal medyada! 10 kışi barş ve kardeşliğe vurgu yapsa, bunlarin yansira tek.bir kişi cahilce düsmanlıği körüklese! O 10 kışiyi etkisizleştirir.
    Allahtan Şehitlere Rahmet Acili ailelerinede sabir niyaz ediyorum.

    • Nurdan hanım merhaba!
      – Aslında bu tür olaylara yorum yazmıyorum. yazmak da istemiyorum. çünkü bu tür olaylara karşı yükseltilen ses, genellikle ırkçılık karşıtı ses değil, karşıt ırkçılığın taksiminden öteye geçmiyor. nitekim yapılan okur yorumları da aynı minvalde.
      – Sizin yorumunuz bu anlamda çok farklı. olayın farklı bir boyutunu, gerçek boyutunu ortaya koyuyor. bu nedenle tebrik ederim.
      – ”ezan, bizim için Viyana’nın fethine niyet tazelemektir” bize normal geliyor. bunu söylemek hakkımızmış gibi, gurur duyulacak bir ifade gibi geliyor. diğer taraftan, bir alman, fransız vb. ırkçısının “müslümanları ülkemizden kovacağız” beyanını ise dünyanın en aşağılık ırkçılığı olarak niteliyoruz. yani ikiyüzlülük yapıyoruz.
      – Oysa 2 yaklaşım da aynı derecede ırkçı, düşmanca yaklaşım. Siz yorumunuzda bu gerçeği çok güzel yakalamışınız. tekrar tebrik ederim.
      – bu konuda söylenecek çok şey var ama, doğruyu bulmak istemeyenlere, karşı tarafı kötüleyerek kendini iyi hisseden insanlara ne söylesen boş.

      • Her konuyu iktidara düşmanlık meselesine yamama yeteneği olan insanların birbirini anlamaları ve tebrik etmeleri normal, özel bir yetenek ne de olsa.

        • Deniz egemen!
          – “Kılıçdaroğlu, ”ezan, bizim için Viyana’nın fethine niyet tazelemektir” diye ırkçılık yaptı” dersem sorunu anlama ihtimalin var mı?

          • Hamza Akyol!
            _Erdoğan, islam dünyasından kaynaklanan terör… diye aptalca laf etti dersem sorunu senin anlama ihtimalin kadar.
            Bu kadar acı bir olayı bile nereye yamamaya çalıştığına bak!
            Ne kadar yazık!

          • deniz egemen! anlaşılan konuyu anlatmak için seçtiğim yöntem sende işe yaramadı. yani demirtaş, akşener ya da karamollaoğlu da desem işe yaramayacak gibi görünüyor.
            – bir de olayı tek tek anlatmayı deniyeceğim:
            – nurdan hanım internetten bir yazıdan alıntı yaptı. yazıdaki alıntıda katilin silahındaki vienna yazısına dikkat çekilerek, konu viyena olduğu için, bilal erdoğanın birsüre önce söylediği (bundan bağımsız olarak) bir söze de atıfta bulunuluyor.
            – Yani internetteki yazının amacı, viyenadan bahsederek, üretilen düşmanlıklara dikkat çekmekti.
            – fakat, alıntıda bilal erdoğanın ismi geçince deniz egemen konunun iktidara vurmaktan ibaret olduğunu anladı (zannetti demek daha doğru).
            – Benim anladığım: hem nurdan hanımın alıntıladığı kişinin, hem de nurdan hanımın amacı, müslüman dünyasındaki pekçok ırkçı yaklaşıma dikkat çekmekti. (belki nurdan hanım özellikle iktidarın düşmanlaştırıcı diline de dikkat çekmiş olabilir).
            – hemen, normal olan her insan; “ezan, bizim için Viyana’nın fethine niyet tazelemektir” ifadesinin düşmanca bir ifade olduğunu anlar. fakat deniz egemen bu anlamadan muaf tutulmuş anlaşılan.
            – konuyu iktidara yamamak olarak anlamış.
            – ben de, nasıl ülkemizdeki domates, biber ve patlıcan pahalılığından kılıçdaroğlu sorumlu ise, bu ırkçılıktan da kılıçdaroğlu sorumludur herhalde diye düşünmüştüm.
            – Yine baltayı taşa vurdum. özür dilerim!
            – Fakat kılıçdaroğlu söylemediyse kim söyledi yukardaki alıntıyı?
            – en iyisi tekrar deniz egemene sormak!
            – kim söyledi deniz egemen?

          • Siyasetin bir dili var ve terörün bir dili var. Müslüman dünyasındaki ırkçı yaklaşıma dikkat çekmek istersin de bula bula teröristin dilinden örnek gösterirsin. Müslüman dünyasından örnek göstermeden de olmaz tabii. Bir örnek göstereceksek te hemen Müslüman dünyasından gösterelim hem iktidar çevresinden de olsun. Bu konu hakkında yazmayayım ama iki çift laf söyleyeceksem de fırsatı kaçırmayayım. Pes. Hamza Akyol sağduyudan muaf tutulmuş anlaşılan. Kapsayıcı bir dil kullanmadığına dikkat çekerek baltayı taşa vurdum anlaşılan.

          • Hamza bey o söz benim de dikkatimi çekti. İnternete bir bakayım dedim. O lafı TÜGVA’nın üyeleri söylüyor, bilal erdoğan değil.

            Beyanat verenler muhtemelen lise öğrencileri. Ellerine verilen kağıdı okuyorlar. İfade son derece yersiz ve Türkiye aleyhine kullanılabilecek bir ifade. Gerçekten o öğrencilerin kendi ifadesiyse oturup bunun yanlışlığını-yersizliğini onlara anlatmak lazım. Yok, eğer bu partizan ağabilerinin eseriyse bunları da diplomasi kursuna yollamak gerek. Bizde diplomasi böyle fütursuzca yapıldığı için yurdışındaki kredimizi düşürdü. Hiç düşünce yok! El oğluna bağımlıyız ihracatımızın yarıdan çoğu Avrupa’ya. İthalat desen ha keza. Kendimize yetecek iç üretim yok. Ondan sonra çık böyle salakça laflar et(tir). Hayal aleminde uçuyorlar! Hristiyan alemi bize ekonomik sınırlama getirse, misal, bizden bir şey almasa aç kalmazlar. Onları ırgalayan hiçbir şey olmaz. Ama, biz onlara mal satamazsak ekonomimiz ne hale gelir bunu düşünecek kapasite yok…

      • Merhaba hamza bey! Teşekür ederim.
        Aslinda bende yazmak istemiyorum
        Fakat, burdakı ihtidara! Kâitsiz şartsiz biat etmek içn akla hayele gelmez yalan söyledikleri yetmezmiş gibi birde iftira atan bazi zihniyetler
        Tam bir iki yüzlüler ve o vahim olaydan bile seçim ranti elde etme peşindeler.
        Özeliklede sosyal medyada yapılan yalnişlarin açacağı ve actiğı tahribatları anlatmaya çaliştim.

        Halbuki bu tip yorumlar dahi teröre destek verenler ile birlikte ayni kategoride yer almiş gibi tehlikelidir!
        O bölümu tekrar okuyalim!

        “Dünya Kadınlar gününde Taksim’de ‘kadınlar ezanı protesto etti mi etmedi mi’ tartışmasına farklı düşünen kadınları sineğe benzeterek ve çok talihsiz bir şekilde ”bizim için ezan, yarım kalan hesabımız olan Viyana’nın fethine niyet tazelemektir.” diyerek katılıyordu.
        Bu katilim! Ne kadar sıradan ya da lokal bir açıklama görünse de bu açıklamalar yabancı dile çevrilecek. Katilin verdiği mesajla aynı terazide tartılacak.”

        Gözlerini ve beyinlerini koltuk sevdalilarina kıraya vermiş bazı kendini bilmezlerin birilerini savunacam diye bütün bir ülkeye zararlari olduğu gibi dünyayi de kariştirmlarinin belki farkına varirlar diye, düşünmüş’tün… öyle gözükiyorki bu tip insanlar iflah olamas.
        Ne diyelim Allah CC “DÜNYAYI”Cahillerin Şerrinden korusun.
        Sağlıklı ve Mutlu kalın

  16. TERÖR Günümüzün en Şeytani Savaş yöntemi ,Bunu bazen Devletler kullanıyor ABD gibi , Değişik bahanelerle terörize etmediği ülke Yok Afganistanda ,Terörist avlama bahanesiyle Düğün konvoyunu, okulu bombalıyor Pardon! demeye bile tenezzül etmiyor, İsrail gibi , nerdeyse kan dökmediği gün Yok,Avrupa gibi neredeyse bütün terör örgütlerinin hamisi özellikle Pkk .Bazende İstihbarat örgütleri aracılığıyla gizliden yapıyor ,Amerikan istihbaratı dünyanın her yerinde bunu yapıyor ,Almanya’da dönerci cinayeti diye Türkleri öldüren Alman istihbaratı değilmi,İngiliz istihbaratının İslam Ülkelerinde çevirdiği oyunları cinayetleri bilmeyen varmı,Yani herkes gücü Ve oyun kurma kapasitesi kadar TERÖRİST ve bu konuda Amerika,İsrail , İngiltere , Fransa ,Almanya Rusya hiç masum değiller ama iki yüzlülükle Terörü açıktan kınayıp gizliden desteklerler .Bu son katliamı yapan kişide ,muhtemelen şeytani bir aklın maşasıdır. Tabiiki Terörün Dini olmaz bundan dolayı Hristiyan Terörrist denmemeli ama Müslüman Terörist İmajını zihinlere kazıyanlar kimler Müslümanların Canını yakan bütün Terör olaylarının ya sebebi ya yapanı yada yaptıranları Hristiyan Alemi yada maşaları değilmi Bunu önlemenin en kolay yolu Terörü bir araç olarak kullanan ülkelerin iki yüzlülüğü bırakmaları terörle mücadelede samimi olmalarıdır .Allah ölenlere rahmet eylesin ,Ailelerine sabır ,yaralılara şifa versin ,Terörden kaçanlara yardım etsin, Terörü destekleyenlerin tuzaklarını bozsun .

  17. Hakikat, bu ruh hastası katili, Hristiyan alemi ile İslam dünyası arasındaki gerginlikleri kaşımak için bir “Hristiyan fanatik” gibi göstermeye çalışanları açığa düşürüyor. Adamın, sefil eylemini gerçekleştirmeden önce Facebook’a yüklediği, soru-cevap şeklinde kendi kendisiyle gerçekleştirdiği 74 sayfalık Manifesto’ya, şu linkten ulaşılabilir:

    https://katana17.wordpress.com/2019/03/15/the-great-replacement-manifesto-of-new-zealand-mosque-shooter-mar-2019/

    Yıldıray Oğur’un katilin metninden hareketle çok açık işaret ettiği üzere, “din” (Hristiyanlık), giriştiği aşağılık eylemde bir motivasyon kaynağı değil. Herif, su katılmamış bir ırkçı. Kendisini Hristiyan olarak tanımlamıyor bile. İlkin komünist olduğunu, sonraları anarşizmi benimsediğini, sonrasında libertaryan olup nihai olarak etnik-faşimde karar kıldığını söylüyor. Zihnindeki ideale en yakın ülke ise Çin Halk Cumhuriyeti. Beyaz ve Avrupalı olmayıp Batılı ülkede göçmen olarak yaşayan herkesi, Yahudiler de dahil olmak üzere, düşman sayıyor. Meselesi sadece Müslüman göçmenlerle değil, Afrikalı göçmenlere de nefret kusuyor. Kendisinden ilham aldığı, düşüncelerinden esinlendiği tiplerin hepsi seküler ırkçılar. İlham kaynağı liderlerin başına yerleştirdiği isim, İngiltere’de solcu İşçi Partisi’nde bakan iken istifa edip ırkçı İngiliz Faşist Birliği’ni kurmuş ırkçı lider O. Mosley.

    Eşcinsellerle bir sorununun olmadığını söylüyor. “Solcu musun?” sorusuna, “Bundan ne anladığınıza bağlı. Evet, solcuyum elbette.” şeklinde yanıt veriyor. “Sağcı mısın?” sorusuna verdiği yanıt da aynı. “Hristiyan mısın?” sorusuna ise, “Bu çetrefilli bir mesele. Çözebilirsem söylerim” (“That is complicated.When I know, I will tell you.”)karşılığını veriyor. Yıldıray Oğur’dan da şu kısmı aktarayım olduğu gibi:

    “Manifestosunu “Valhalla’da görüşeceğiz” diyerek tamamlaması da saldırganın Pagan eğilimlerine işaret ediyor. Valhalla, İskandinav pagan inancında ölen savaşçıların, Tanrı Odin’in de evi olan Asgard’da gideceği görkemli salon.”

    İsrail sınırları içinde kaldıkları sürece Yahudilerden, kendi ülkelerinde yaşadıkları sürece Müslümanlardan nefret etmeyen bu hasta adam, tanımlayıcı kimlik “ırkçı” ve “faşist” olduğunda çok net: “Saldırımın bir bileşeni ırk meselesi.”Evet, faşistim” dedikten sonra, düşünce sistemini Etno-Faşizm (ırk temelii faşizm) ile Eco-Faşizm (ekolojik faşizm) ile temellendiriyor.

    Şiddet, fikirlerde aşırılık konusunda etkilendiği unsurlar arasında Incil ya da klise yok, aşağıdaki video oyunları var:

    “Spyro the dragon 3 taught me ethno-nationalism. Fortnite trained me to be a killer and to floss on the corpses of my enemies.” (Spyro the Dragon 3, bana etno-milliyetçiliği öğretti. Fortnite, bir katil, düşmanlarının cesetleri üzerinde yükselen bir muzaffer olmama yardımcı oldu.)

    Kuşkusuz, sofu ve manyak bir Hristiyan da olabilirdi. Ama değil. Karşımızda su katılmamış bir ırkçı, aklını beyaz-Avrupalı ırkı ve kültürü ile bozmuş bir manyak var.

    • Son parağrafa katılmıyorum. Manyak birisi böylesine bir katliamı yapamaz. Trump’ın açıklamasıylada örtüşmüş. En üzüldüğüm noktada analizlerimizi yaparken hep kendi toplumumuzun yada İslam aleminin eksikliklerini düşünerek yapıyoruz.

  18. RADİKAL HRİSTİYAN HAÇLI TERÖRİZMİ
    Brandon Tarrent ve diğer yardımcıları ‘’ RADİKAL HRİSTİYAN HAÇLI TERÖRİSTLER ‘’ tarafından Yeni Zelanda’da gerçekleştirilen bu alçakça eylemin, tam da ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 104.yılını idrak edeceğimiz bugünlerde yaşanmış olması, olayın ÇANAKKALE SAVAŞI’na katılan ANZAKLARIN ülkesinde cereyan etmesi, olayın bireysel bir terör hadisesi olması izlenimi verilmiş olsa da, Batı’nın Türk ve İslam alemine vermek istediği bir gözdağı olarak algılanmalıdır. Bu eylemi gerçekleştiren caniler bu olayı bağımsız bir terör eylemi olarak planlayıp yaptıklarını dünyaya göstermiş olsalar da, Müslümanlar açısından, bu eylemin arkasında bu tip habis hastalıklı kafalı Batı, Avrupa ve ABD zihniyetinde vücut bulmuş bir eylem olarak algılanması gerekmektedir. Bakmayın Batı dan gelen basit kınama haberlerine . Bu zihniyetin temsilcileri Batıda ya iktidarda ya da iktidar ortağı . En az 1000 yıllık bir hesaplaşmanın sona ermediğini, düşmanlarımızın hala aynı emellerle hareket ettiklerinin tezahürüdür bu elim hadise. Brandon Tarrent gibi alçakların Türkiye temsilcileri de bir zamanlar hatırlarsanız duvarlara ‘’ Zulüm 1453’te başladı ‘’ yazma cüreti gösterebilmişlerdi.Tekrar etmek istiyorum , Danimarka’da Anders Brevik isimli RADİKAL HRİSTİYAN HAÇLI TERÖRİSTİN 77 müslümanı katlettiği eylem , dünkü elim hadiseyi yapan alçağın silahındaki Müslüman katili alçaklar , hep Batı toplumunun ve devletlerinin himayesindeki beslemelerdir.Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bize yakışan tabi Hristiyan ve Musevi vatandaşlarımızı her daim korumak olmalıdır. Onların zarar görmemesi için elimizden gelen gayreti ve hassasiyeti göstermeliyiz.Ölen müslüman kardeşlerimize All CC dan rahmet , kalan kederli ailelerine sabır diler , bu menfur TÜM İSLAM aleminin uyanışına vesile olmasını dilerim. İSLAM KARDEŞLİĞİ ile birlik olmaktan başka çaremiz yok .

  19. Dünyada herkesin şapkasını önüne koyup, farklı dinden, dilden, ırktan ve fikirden insanlara ne kadar hoşgörülüyüm diye kendisiyle hesaplaşması lazım. Diğer insanlardan bu davranışı beklemek için de önce kendimizin başlaması gerekir. Gidiş iyiye bir gidiş değil.

  20. Birşeylere zemin hazırlanıyor… karşıtlık oluşturulup kargaşalar yaratılıp yine müslümanların ve islam coğrafyasının üstüne gidilebilir önümüzdeki süreçlerde…tetikçinin verdiği veya vermek istediği mesajlar kışkırtmaya yönelik bence….uyanık olmak gerek… Bunlarda oyun bitmez…

  21. Ne yaparsanız yapın,hangi tedbiri alırsanız alın bu tür vahim hadiselerin önüne geçemezsiniz.Neden mi? Nedeni belli; sanal dünya, gerçek dünyadan güçlü de ondan.Devletler sanal alemi kontrol ededursun bu tür elim vakalar peşpeşe geliyor.Tehlike çok ötemizde değil,iletişim aygıtları artık çok güçlü.Avrupa’dan, bizden Suriye’ye hoplaya zıplaya giden Deaş heveslileri de, Tarrant ,Breivik ,Masharipov da ve daha niceleri hep sanal dünyanın ürettiği katiller değil mi? İnterneti saatli bomba kılığından uzaklaştırmak devletlerden ziyade fertlere düşen bir vazife.Sanal para,sanal kumar,sanal ahlaksızlık,sanal dedikodu mercii sosyal medya… Tehlike böylesine büyük.Fitne tohumları eskiden kısıtlı ortamlara ekilir, genele yayılana dek çözüm üretilirdi.Şimdi öyle mi? Adamlar ırkçılık tohumunu bir çırpıda dünyaya saçıyor!

  22. Yeni zelandadaki katliamda şehit olanlara Rabbimizden rahmet yakınlarınada sabır metanet diliyorum.
    İslam dünyası denilen sanal alemin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor.
    Veda hutbesinde arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur.üstünlük takvadadır düstürü unutuldu.
    İslam adına kafa kesen canlı bombalarla katliamlar yapanlar yeni zelanda katlismlarıba zemin hazırladılar.
    Norveçte yapılan katliamı görüpde terörün dini ülkesi dünyası olmazı yüksek sesle dile getiremeyen batı dünyasıda baş suçludur.
    İsrailin içindeki siyonistlerin gazze de batı şeriada kudüsteki insanlık dışı davranışlarına kulaklarını tıkayıp gözlerini kapatıp kafasını başka tarafa çeviren barış için kurulan bm de kınayamayanlarda bu suça ortaktır.
    Yemene bomba yağdıran çoluk çocuk demeden yüzlerce insanı katleden suudi vehhabilerinin yaptıkları zulme karşı hac ve umre boykotu uygulamayan islam ülkeleri suçsuz diyebilirmiyiz.
    Şimdi birisi çıkar hac islamın şartı der tamam da haccın şartlarından biriside güvenliktir.
    Başka ülkede adam öldürüp cesedini parçalayıp tandirda yakan birinin ülkesi ne kadar güvenlidir.
    İslam ülkeleri birbirlerine zulmetmeyecek.
    Ellerindeki kaynakları din dil ırk gözetmeden insanlık hizmetine sunacak.
    İslamın aydınlık yüzünü ve barış dini olduğunu gösterecek.
    Mekke döneminde her türlü eziyete sıkıntıya rağmen müşriklere karşı hiç bir şekilde karşılık verilmemiştir.
    Rabbimiz can alanların değil hayat verenlerin yanındadır.
    Netice de bu dünya Rabbimiz için bir sineğin kanadından daha değerli değildir.
    Irkçılık ırk üstünlüğü iddiası hitler gibi onbaşıları devletin başına geçirmiş onun gibilerde dünyayı insanlığın başına geçirmiştir.
    Netice 80 milyon hayat trilyonlarca dolar maddi kayıp para ile ölçülemeyen psikolojik sorunlar.
    Japonyaya atom bombası atılmasına üzülüyoruz kınıyoruz aynı japonyanın çin işgalinde nanking şehrinde yaptıkları zulmüde görmeliyiz.
    Çinde uygur türklerine yaptıkları zulmü cezasınıda bir şekilde görecek.
    Stalin kasabının kırım türklerine milyonlarca rus vatandaşına neler yaptığı artık kitaplar da filmlerde yerini almış durumda.
    Film dedinizde koskoca islam dünyası çağrı ve ömer muhtardan başka ne üretti sahip oldukları milyarlarca dolar kaynaklarla.
    Neymiş abd ve bati dünyası filmlerde dizilerde müslümanları terörist islamı terör dini olarak gösteriyormuş.
    Neticede senin yüzün kara senin ki benden kara.
    Rabbim bütün insanlara birbirlerine tahammül kardeşçe yaşama şuuru versin.yoksa kıyamet çok yakın.

    • İslam adına kafa kesenler dediğin teröristler ABD – Batı beslemesi , Holywood yapımı filmlerdi efendi. Böyle bir olayın mağduru müslümanları sanki terörün kaynağı gibi göstermek hangi aklın ürünü acaba ? Kafa kesme filmlerini çeken DAEŞ li teröristler şimdi ABD nin emryile Afganistana geçtiler. Radikal Haçlı Hristiyan terörizminin kaynağı ABD ve Batıdır. Nokta.

  23. Esfeli safilin olmak lazım böyle bir katliamı yapmak için. Savunmasız insanlara ancak ödlekler saldırır…….Silahların üzerlerindeki manidar yazılar ve olayın şekli çok derin planların yapıldığını gösteriyor. Katil 7 asır önce MURAT HÜDAVENDİGARI kahpece şehit eden MİLOŞU gündeme getiriyor. Oysa bizim insanımız 5 yılın bile analizini yapamıyor. Buna basınımızın duayenleride dahil.

  24. Yeni Zelanda’da işlenen bu menfur katliamı kınıyor, ölenlere (şehidlere) rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.

    Bu son olur temennimin gerçek olmayacağını hepimiz de kaniyiz çünkü, bunu besleyen bir sektör, arkasında olan devletler var. Terörü bir araç olarak kullanan…

    Bir de insanlar sadece terörist saldırılar ile katledilmiyor..ki, savaşlar yoluyla katledilen sivil hayatlar(!)! milyonları aşıyor. İki dünya savaşında 60 milyonu aşkın insan katledilirken, irili ufaklı gerçekleşenlerde ise bu sayıyı kestirmek zor. Yakın zamanda yaşanan İran – Irak, Bosna, Irak ve Suriye’de yaşanan ölümler sıradanlaştı bile. Küresel terör örgütlerinin işlediği de cabası.

    İslam adına hareket ettiğini ve kendi örgütsel yapısı gereği bunu ”cihad etmek” ile açıklayan terörist örgütlere ne demeli? Koru’nun deyimiyle diğerleriyle ”Terör eylemi kardeşliği”… Farklı inanışlarda olsalar bile terörist eylemde paydaş oldukları bir kardeşlik.

    Kur’an “Bir cana kıymaya ve ya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur”. (Maide 32) ayet-i kerimesi, ilk elden bana öğütlediği ”inancı, dini, dili, ırkı ne olursa olsun, insan hayatı kutsaldır, haksız yere canına kıyılamaz” dır. Müslüman olsa da bu böyledir, gayr-i Müslim olsa da…Zira ayet-i kerime dinine-inanışına bakmaksızın ”insan” demektedir.

    Nefs-i müdafaa haricinde ”Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık…” ferdi olarak yapacağım şey, silah kuşanıp önüne geleni öldürmek değil, ancak bulunduğum sistem içerisinde onu ilgili kurumlara tevdi etmektir ki, bu da düzeni sağlamanın, anarşinin önüne geçmenin bireysel sorumluluğudur.

    Ülkelerin işlediği terörist eylemler için ise ”devlet terörü” tabiri kullanılmakta. Yani öyle kullanışlı bir melanet ki, devletler bile buna gizli örgütleri eliyle tevessül etmekteler.

    Haksız yere insanın canına kastedilen, kimin elinden olsa da, savaş ve terörist eylemler insanlığın temel sorunudur. Hiç bir din insan hayatına kast etmeyi vaaz etmez. Din adına işlediğini sananlar kendi sapkın inanışları içerisinde debelenmektedirler.

    İnsanlığın bu temel soruna çözüm üretecek olan ise sadece ”hiç akletmiyorsunuz!, neden düşünmüyorsunuz!” hitabına muhatap olan ”İnsan”dır.

  25. Brenton Tarrant’ın böyle bir olayı bu devirde din adına yapmış olması din diye bildiklerinin kalitesini gösteriyor. Şuurlu bir dindarın yapacağı bir şey değil bu iş. Dolayısıyla, bu olayda da kafadan zoru olan birilerinin dini kullanması olayını görüyoruz. DAEŞ veya DEAŞ neyse Tarrant tayfası da odur. Ne idüğü belirsiz bir takım internasyonal organizasyonların bu cins fanatikleri bulup manifestolarla allayıp-pullayıp kullanmaları eskiye nazaran daha kolay.

    Dinler konusu masaya yatırılmalı ve ehliyetli kurullarca incelenmeli.

    Dinlerin hiçbirince bu olayların müsade edilmediği dünyaya ilan edilmeli. Bu olaylar vukubuldukça her dinin mensuplarından oluşan dinler arası kurul adına anında protesto ve manifesto ilan edilmeli. İnternet dünyasında dolaşan katil ruhlu bu ırkçılara karşı dinler arası bir dayanışma mümkündür. Böyle bir teklifi Birleşmiş Milletlere Ortodoks klisesi ve Vatikanı da önüne katarak Türkiye yapmalıdır.

    İstanbul alındığında Fatih istanbullulara garantiler verdi. Niyeti katletmek olsaydı o devirde alasını yapardı. Fehmi beyin değindiği gibi, ondan sonraki devirlerde Tarrant’ın dedeleri Amerika’ya Australya’ya gökten zenbille inmediler. Resmen katliamlar yapıp yerlilerin soykırımına gittiler. Türkiye bu konularda BM’de sessiz kaldıkça durum aleyhimize gelişmeğe devam edecek…

    • ”dinler arası kurul, dinler arası dayanışma…” birileri lehte ve ya aleyhte ”dinler arası diyalog” konusuna dalarsa, kendini buna hazırlamalısın H.K :))

        • Sana gelince Sn H. Gayret; Sen de keyfine denk geldiği zaman konuyu anlamak için okuyacağına, ve objektif olacağına, “anlamak istediğin biçimde” okuyorsun ve de ona göre yazıyorsun.

          Misal, Sayın Hasan Günay; şeklinde objektif ve doğru olarak başlamak varken “Hakan Günay” diye başlaman buna bariz bir delildir. Basit konularda bile böyle çarpıtmalara, üçkağıtçılığa kaçmak önemli özelliğiniz olmuş. AKP’yi yoldan çıkaran uygunsuz hallere basit bir örnektir bunlar.

      • Hasan bey, “dinler arası kurul, dinler arası dayanışma” derken BM’deki üyesi olan ülkelerdeki bütün dinleri kastettim. Terör olayı bütün ülkeleri yakından ilgilendiren bir konu. Biz Türkiyede üç ana dinin mensupları olarak asırlarca bir arada yaşadık ve arasıra çomak sokanlara rağmen hala yaşıyoruz. Türkiye, İslamofobiya olarak hedef alınan ülkelerin başında geliyor. Dolayısıyla Türkiye bu üç dinin temsilcileriyle konuyu BM’i gündeminde seslendirebilir. Amaç apaçık, bunu istismar etmeğe çalışan bazı provokatörler çıkarsa elimizden geldiği, zamanımız elverdiği kadarıyla ayrıca izahate gideriz.

    • Merhaba H.K. Bey,

      “Brenton Tarrant’ın böyle bir olayı bu devirde din adına yapmış olması din diye bildiklerinin kalitesini gösteriyor. Şuurlu bir dindarın yapacağı bir şey değil bu iş.”

      Bu şekilde başlıyor yorum metniniz. Elimde, katilin manifestosunun İngilizce tam metni var PDF dosyası olarak. Dilerseniz Internet’e yükleyebilirim. Yıldıray Oğur’un Karar Gazetesi’ndeki yazısına göz atmanızı önermek isterim.

      Din, katilin eyleminde bir motivasyon kaynağı değil. Adam Hristiyan da değil. Motivasyon kaynağı ırk. Eski komünist, sonradan anarşizmi benimsiyor. Düşünce dünyasının nihai uğrağı ise Etnik Faşizm ve Eko-Faşizm.

      Eylemi “din adına” ya da dini bir gerekçeye dayandırarak yapmış değil.

      Selamlar

      • Bernar bey merhaba, manifestoyu okumadım henüz (zamanla okuruz). Bu haber ilk olarak sizin yorumunuzda gözüme ilişti. Necip beyin de yazdıklarında (15 Mart 2019 at 17:19) dini sembol ve terminolojiler falan olunca öyle bir kanaat oluştu. Tamamen din adına olmamış olsa bile dinin kullanılması reaksiyonum için yeterlidir.

        Irkçılık olmuş olsa bile dine dayandırılmış tarafı gayet açık. Her aksiyonun (amel) arkasında bir inanç vardır. Yapılacak işte kendi doğruluğuna inanç! Herhangi bir “-izm” ve hatta “ateizm” bir inanç ve hatta felsefileştirilmiş bir din niteliğindedir, bence. Tarrant konusunda işin içinde dini terminoloji ve amelin sonucunda kan olması dinler arası kurul teşekkülü ve bunun kesin tavır takınması insanlık adına önemli bir adım. “Etik” kavramı kapsamında ırkçılığa karşı olmayan din yok herhalde. İzafi birer değer olarak, bunların dünyada olup bitenlere karşı ilgisiz kalması bence sorumsuzluk. Bu konuda önderlik Türkiye’den gelirse iyi olur, bence.

  26. Tüm dünyada gençlerin müptelası oldugu, uzun saatler oynadiktan sonra zombilestigi bilgisayar oyunlarindan tek bi farki var, sanal değil gerçek olması. Pek çok açıdan korkunç bir olay

    • Tuğba hanım; bahsettiğiniz oyunların binlerce bağımlısı vardır; hepsi de aynı duruma düşmez umarım:( bana göre bilgisayar oyunları belki bi tür simülasyon sağlar ama eyleme dönüşmez; hatta belki de şiddet güdüsünü yatıştırdıklarını, törpülediklerini bile söyleyebiliriz…

  27. Müslümandan islamdan terörist olmaz. Ancak ve ancak beyni bir yerlere bağlı birilerine tam itaat etmiş kişiler, islam diyerek Allah diyerek Hizmet diyerek bu değerler namına maalesef her türlü melanet işletiliyor… Dünyadaki islam ve terör kelimesini yan yana getirmek için hertürlü organizasyon bir araya getiriliyor… Bunların bütün Silahlarıda bizim batı dediğimiz büyük devletler sağlıyor. Bazıları da emniyet ve silahlı kuvvetlere sızıyor….Adamlarda oyun bitmez… Bizim uyanık olmamız vesselam….hep aynı yerden sürekli sokuluyoruz…

  28. Daha dün türkiye ile müzakereleri ap kanalıyla askıya alan vatikan bundan böyle bizlerle kimlerin muhatap olacağını da yenizellandan duyurmuş oldu: tapınak şövalyeleri..! Aslında daha önceden norveçteki nato tatbikatında duyurmuşlardı(erdoğanı hedef tahtasına koyarak..!) Misyonerleriniz çocuk tacizinden tebliğe vakit bulamıyorsa olacağı da buydu zaten; eski toprakları eski usullerle geri almak: haçlı seferleri… Saldırganın eşkali durumuna uygun; fazlaca gelişmiş çene kemiği, bozuk elyazısı, bitcoin ve mutlaka freudyen sorunlar, ödip kompleksi vs. Necip bey aslında durumu isabetlice özetlemiş: evet haçlı bize dokunabilirse kendisi, yetişemezse içimizdeki “muhatapları” vasıtasıyla eyleme geçiyor. Tek atışla 50polisimizi öldüren f16ya incirlikten kalkan tanker uçaklar havada yakıt ikmali yaparken acaba bu saldırganın “ikmalini” nerelerde yapıyordu: kosova, brüksel, afganistan, makedonya, norveç..? Halisdemire defalarca sıkan binbaşı, gölbaşı piltu, rus elçisine sıkan polis, reina saldırganı, brewik, samast… Hepsi aynı sepetten değil mi?

    • Asıl mesele Müslüman gibi görünüp haçlıları besleyen ülkelerin var olması…
      Suudi Arabistan, belki de Haçlılardan daha çok Müslümanlara zarar vermektedir. Önce Müslümanlar bir kongre yapmalı ne yapıyoruz nerelerdeyiz diye birbirlerine hesap sorulmalıdır.
      Saygılar H garyet bey

  29. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hem sanal alemde hem de gerçek alemde Müslümanlara karşı bir kışkırtma ve katliamlı saldırılar artmaya başladı.
    Biraz da Müslüman olarak da öz eleştiri yapmak lazım; daha önceleri Peygamberimiz hakaretlere maruz kaldı karikatür yarışmaları yapıldı resimler çizildi. Başta Suudi Arabistan olmak üzere çoğu Müslüman ülke sesini çıkartmadı. Türkiye sadece sözlü olarak tepki gösterdi. İblisten medet umman bu teröristler önce Müslümanların nabzını ölçüyorlar daha sonra da fiili eylem gerçekleştiriyorlar.
    Yeni Zelanda da 49 Kardeşimiz şehit edildi. Müslümanlara karşı bir uyarı saldırı mı bilinmez ama bütün Müslüman ülkeler bu katliamı gündemde tutmalı; Büyük yürüyüşler mitingler yapılmalıdırlar. Biz Müslümanlar böyle katliamlara sadece Sözlü tepki verirsek, emin olun bu tür teröristler güç kazanmış olur ve yeni katliam planlarını devreye sokarlar.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Aynen katılıyorum hocam… bu olay kiliseye falan yapılmış olsaydı adamlar dünyayı ayağa kaldırır, devlet başkanlarını yürütürlerdi paristeki gibi…. nüans farkımız var ama hepimiz biriz

  30. yeni Zelanda da terör katliamında ölenlere Allahtan rahmet, ailelerine sabrı cemil, kalanlara aklı selim diliyorum. bu terör katliamını şiddetle kınıyorum, lanet yasaklanmamış olsaydı, lanetleyecektim de.
    fehmi beyin bu anlamlı yazısını okurken uzun zaman önce değerli bir kitaptan okuduklarım aklıma geldi. kitapta bir şehirde şer damarlı bir kimse yaşasa, şehire de şer damarlı bir kimse gelse bunlar bir şekilde buluşur, bir araya gelir çünkü bu şer damar birbirini çeker, hayır damarlı olan kimseler de aynı şekilde sahip oldukları hayır damar nedeniyle birbirini çeker birbiriyle buluşur diyordu yüzyıllar öncesinden. şimdi internet var. bu şer damarlıların buluşması hiç bu kadar kolay olmamıştı kuşkusuz. fakat hayır damarlılar nerede? neden buluşamıyor? kötülük tek milletken ve bu kadar organize iken birbirlerini tanır, aynı manifestoları yazarken iyilik neden bu kadar dağınık?
    fehmi beyin yazısındaki önemli noktalardan biri trumpın eylemcileri terörist olarak kınamaması saptamasıdır. eylemi gerçekleştiren insanlığın yüz karası teröristin düşünce kodlarında mülteci akını sorunsalı var. peki mülteci akınının temelinde ne var? ülkelerindeki terör ve savaş ve bunların sonucundaki yıkımın getirdiği yaşanamaz, nefes alınamaz koşullar değil mi? hiç bir terör örgütü devletlerin ve büyük sermaye ve gruplarının yardımı, ekonomik ve siyasi desteği olmadan yaşayamaz. öyleyse yaşanan kanlı eylemlerin temelinde terör, terörün temelinde kirletilmiş düşünce faaliyetleri olan teröristler ve terör örgütleri ve bunların temelinde de finans ve destek sağlayan derin devletler ve çıkar grupları var. bu devletleri batı diye işaret etmek te doğru değil. terörün yani kötülüğün doğusu batısı. dini, milleti olmaz. yıkıcı bir gücü, haramdan kazanılmış parası, kirli amaçları, kanlı eylemleri olur. öyleyse aklı selim, hayır damarlı insanlar bir araya gelip bu kötülüğe karşı tek vücut yek vücud olmalıdır. bu bizlerin insanlık görevidir. hepimiz elimizden geleni yapmalıyız. ama en çok birlik olmanın bir yolunu bulmalıyız.
    terör eylemi kardeşliğinin önünde duracak tek güç başka bir kardeşlik olabilir ancak değil mi???

      • yorumlarımda batının ikiyüzlülüğüne çokça değinirim. bir yüzü hak hukuk der, bir yüzü kanlı eylem düzenler. onlar bile isteye parayla teknoloji ile gelişmişlikleriyle kötülüğe hizmet ederken bizler gelişemeyerek, toparlanamayarak iyiliğe hizmet edemiyoruz. bir terörist nasıl Müslüman olarak tanımlanamaz ise, hırıstiyan olarak ta tanımlanamaz. tek bir din gelmiştir o da islamdır. hırıstiyanlık islam dininin bir formudur, zaman içinde bozulmuştur, Müslümanlığın gelişiyle nesh edilmiştir lakin aslı itibariyle kutsaldır. ve dinin hiç bir formu adam öldürmeyi canlıya yapılan şiddeti caiz görmez, tam tersi yasaklamıştır. onlar terörle Müslümanlığı bir araya getirip her şeyden önce Allahın dinine saygısızlık yaparken aynı hatayı biz yaparsak onlardan ne farkımız kalır.
        doğruyu şiar edinecek olursak nice azlar çoklara galebe çalar ayetine mazhar oluruz. iyilik ve kötülük kalıcı değildir, devirler vardır. bazen iyilik bazen kötülük yükselir. hikmeti anlamak zordur. bizler kötülüğün yükseldiği bir zamanda yaşıyoruz. bizim için kalıcı olan tuttuğumuz safımız, ve olaylar karşısındaki duruşumuzdur.

  31. Sn. Koru, Tarant ve Maşaripov’un resimlerini yan yana yerleştimiş haklı olarak. Bu resimlerine bakarken, her ikisinin aynı hastalıklı zihniyetin, aynı karanlık, sefil ve acınası ruh dünyasının ikiz kardeşleri olduklarını içtenlikle düşünen insanların sayısını merak ediyorum ben.

    Merak ettiğim bir diğer şey, bizleri hayata bağlayan bir ANLAM’a sahip olmak için elimizde yüzlerce araç varken, insanların NEFRET’i getirip yaşamlarının merkezine yerleştirip bunun üzerinden bir hayat sürmeleri. Elimizde, doğanın mucizevi güzelliklerinden kitapların, şiirin büyülü evrenine, insanlığın yararına bir buluştan, kendi masumiyeti ve doğallığı içinde bir melek kadar güzel torunu elinden tutup çocuk parkına götürmeye kadar sayılamayacak çoklukta anlam üretme olanağımız var.

    Hal bu iken, NEFRET, sandığımızdan ve göstermeye çalıştığımızdan çok çok daha fazla insanın zihin ve ruh dünyasına sızmış durumda. Kimilerimiz için kendi nefret hastalığımızı makul ve meşru kılan gerekçe bir ideoloji, bir din, bir etnik kimlik, kendisi dolayısıyla işimizi kaybettiğimiz bir Suriyeli ya da bir Türk. Hastalıklı ve acınası pek çok insan için, kutsal kitaplar ve tarih, içlerinden nefret duygusunu makul ve meşru göstermek için gerekçeler bulunan metinler dışında hiç, ama hiçbir şey.

    NEFRET’in bir son durağı yoktur. Bir zamanlar bizde de yüzlerce kez yaşanmış olduğu gibi, “Kahrolsun faşistler!” ile yola çıkarsınız. Kendi sosyalist mahalleniz içindeki ideolojik farklılıkları gerekçe göstererek, “Kahrolsun sosyal faşistler!” ya da “Kahrolsun Maocu faşistler!” ile devam edersiniz. “Kahrolası Türk!” ile “Kahrolası benim yanımda durmayan Kürt!” arasındaki mesafe, “Kahrolası kızılbaş!” ile “Kahrolası X!” arasındaki mesafe, yok denecek kadar kısadır.

    “Öteki”mize karşı duyduğumuz derin nefrete bir gerekçe uydurmak kolay. Böyle yaptığımızda, sayısı ve desteği hiç de azımsanamayacak çoklukta kalabalıklar da var arkamıza alabileceğimiz. Ne var ki, hiçbiri kendisinden kaçamayacağımız gizimizin üstünü örtemiyor. NEFRET’den uzak kalamamışsak, hastalıklı ve aciz bir mahlukatız. Ve, başka insanların gülümseyen yüzü, başka insanların mutluluğu, başka insanların özgürlüğü, bizim yaşantımızın son anına kadar içinde günün her saatinde yanacağımız bir cehennem ateşi: MUTSUZLUK.

    Nefreti bir haz, nefreti bir anlam olarak yaşayan mahlukat, mutsuzluğun girdabında gündelik olarak çile çekmeye yazgılı kılınmış bir sefil, bir aciz.

    Hepimiz, bütün insanlık, kendi nefreti ile yüzleşsin, bundan uzak kalmanın yollarını mutlaka arasın bulsun. Değilse, hiçbirimiz için kurtuluş yok.

  32. Yeni Zelanda’daki, “Ayasofya’nın minarelerini yıkacağız, İstanbul’un Avrupa yakasına geçmeyin, orası Konstantinapol” diyen radikal Hristiyan katillerle; 15 Temmuz akşamı, köprüden Anadolu’ya geçişleri serbest bırakıp Avrupa’ya geçişleri durduranlar aynı şer aklın hizmetkarlarıdır. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Büyük ve toplu fotoğrafı görmez, sembolik bağları iyi değerlendirmez olayları tekil değerlendirirsek yanılırız. Geçmişte olduğu gibi düşmanın gözünde Türk ve müslüman kavramları aynileşiyor, İslamofobi, Türkofobiye dönüşüyor. Strateji ve taktiklerimize buna göre oluşturmalı, tutum ve davranışlarımıza buna göre yön vermeliyiz. Bazı kesimler istemese, reddetse dahi tarihi kimliğimizden kaçamayacağımızı herkes idrak etmeli, buna uygun davranmalıdır.

      • Sadece radikaller değil; sıradan kilise cemaati ve vaizleri de aynı durumda doğrucubaşı! (Hepsi de cahil değil tabii…) Girin herhangi bir şirkevinden içeri; hemen karşınızda, en yukarda kocaman çivilerle bir haçın yüzüne tutturulmuş isa aleyhisselamın halini görürseniz anlarsınız o sapıkça şiddetin kaynağını… Çocukluğundan beri tüm müminler o işkenceye maruz kalıyor; kilisede, okulda, evde, boynunda kolye takıp gezdiriyorlar o işkence sahnesini:( hele müzelerinde rönesans ressamlarının elinden çıkma; çarmıhın önünde isa aleyhisselamı kılıçla doğrayan sarıklı cübbeli osmanlı(!) askerleri tablosunu da görünce şaştım kaldım??? Demek ahmaklık her yerde var…

  33. Fehmi Bey’in yazısındaki değerlendirmelere katılıyorum.Yazıda şu tespit de var:

    ” ‘Terror International’ diye bir gerçeklik var ve terörün uluslararasılaşması bugünün şartlarında çok kolay. Teröristin eylem yapmasını sağlayacak donanıma hiç zorlanmadan nasıl ulaştığı da meydanda.Yeni Zelanda’da olan, hiç kuşkunuz olmasın, en beklenmeyecek başka ülkelerde de tekrarlanabilir.”

    Bu doğru bir tespit.Ancak 2016 yılında ülkemizde meydana gelen birkaç olay ve 2017 yılbaşında Masharipov’un Reina’da yaptığı katliam üzerine yazdıkları biraz farklıydı.
    Yeterli tedbirin alınmadığı,
    Türkiye’nin güvenlik açısından
    sorunlu bir ülke haline geldiği
    mealinde ifadeleri olmuştu Fehmi Bey’in.

    O zaman yazdığım yorumlarda bu tür olayların dünyanın her tarafında olabileceğini yazmıştım. Ölmeyi göze alan bir insan, dünyanın her tarafında
    cinayet işleyebilir,katliam yapabilir demiştim.

    Orhan Seyfi Orhon,Dua isimli
    şiirinde,

    “Dalalette bırakıp da insanı,

    Yapma arzın en korkulu hayvanı” der.

    Evet,insan bir kere sapıtmaya
    görsün.Yapamayacağı şey yoktur.

    Allah,insanlıktan çıkmış sapıkların şerrinden tüm insanlığı korusun.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here