Üst akıldan daha üst bir akıla ihtiyacımız var

12
G-7 liderleri en son bu yıl Sicilya'da biraraya geldiler.. Trump ve Macron da oradaydı..

‘Global sistem’ diye adlandırılacak görünmez, ama etkisi hissedilir bir yapının varlığına inanmayabilirsiniz; bundan söz etmeyi ‘komplocu’ bir yaklaşım olarak görebilirsiniz de…

Ben inananlardanım ve ne denileceğine de aldırmam.

Devleti yönetenlerden birileri ‘üst akıl’ dediğinde, bazıları tek bir devletin adını zihninden geçiriyor, ben ise o cümlelerden ‘global sistem’ yakınması çıkarıyorum.

Nedir ‘global sistem’?

Etkili-yetkili birilerinin, önceden belirlenmiş periyotlarda veya gerektiğinde biraraya gelerek görüşüp konuşmalarıyla oluşan bir yapı ‘global sistem’

İkinci Dünya Savaşı sonrasında galip ülkeler (ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği) liderleri (Roosevelt, Churchill ve Stalin) Yalta Konferansı’nda buluştu ve oradan ‘yeni dünya düzeni’ diye de anılan bir mutabakat çıktı.

‘Global sistem’ denildiğinde bu örneği hatırlayın.

Dünyamız artık tek bir konferans veya buluşma ile varılan uzun vadeli mutabakatlarla dizayn edilebilecek bir dünya değil; bu sebeple kalıcı ve yerleşik yapılara dönüştü günümüzde ‘global sistem’

Yedi ülkenin (ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya ve Kanada) liderleri G-7 (Group of Seven) her yıl biraraya geliyorlar.

Onları görüşleriyle besleyen insanları biraraya getiren platformlar da var.

Dün yazdım: 20. yüzyılda oluşan ve değişim sancıları her geçen gün biraz daha hissedilse de varlığını sürdüren dünya düzeni (global sistem) ‘ulus-devlet’ yapısı üzerine oturuyor.

‘Ulus-devlet’ yapılarında farklı etnisitelerden insanlar da yer alabiliyor.

İspanya’da Katalonlar ve Basklar gibi…

Öyle ülkelerde kendilerini çoğunluktan ‘farklı’ görenler bağımsızlık iddiasıyla hareketleniyorlar.

Ancak ‘global sistem’ görünür bir ufukta henüz buna geçit vermek niyetinde değil.

Mesut Barzani’nin referanduma sunduğu Irak’tan bağımsızlık kazanma çabası bugün için fazla bir anlam taşımıyor.

Dünyanın dört bir tarafında ‘ayrılıkçı’ gündeme sahip hareketlenmelerin de şansı yok.

40 yıldır savaşarak aynı sonucu almaya çalışan PKK’nın da yok.

Global sistem, mikro milliyetçiliğin zorlayacağı binlere baliğ olacak ülkelerden oluşan bir dünyaya geçit vermiyor.

Hiç değilse henüz vermiyor.

Çekoslovakya’da yaşandığı üzere anlaşarak ayrılmalar dışında…

Türkiye’nin de içinde yer aldığı bölgenin devlet yöneticilerinin yine de teyakkuzda olmalarında yarar var: Eğer mikro-devletçiliklere yol açılacaksa, global sistem buna karar vermek niyetindeyse, ilk başlangıç noktası Ortadoğu bölgesi olacaktır.

Hedef Türkiye’nin eksenini kaydırmak olmasın?

Tespitim doğruysa.. dünyada bugünden yarına büyük değişiklikler yaşanmayacaksa.. her bakımdan dışarıya bağımlı bir coğrafyada bulunan Irak’ın kuzeyindeki yönetim nasıl oluyor da ‘bağımsızlık referandumu’ yapabiliyor?

Üzerinde hassasiyetle durulup düşünülmesi gereken bir soru bu.

Türkiye’yi rahatsız etmek, Ankara’yı kızdıracak bir harekette bulunmak Erbil için ciddi sonuçlar doğurabilecek bir durum.

En baştan itibaren sizlerle de paylaştığım benim kuşkum, bu gelişmenin, Irak’tan çok Türkiye’yi hedef alma ihtimalidir.

Her siyasi hareketin ardından gelişmeler yaşanması beklenir.

Referandumun ardından da yaşanıyor.

Türkiye İran ve Irak yönetimleriyle yakınlaşıyor sözgelimi.

Bu kötü bir şey değil elbette; birilerine karşı çıkmak için değil de dayanışma amaçlı bir birliktelik olsaydı daha da iyi olurdu.

Ancak Avrupa ve ABD ile arayı açmış Türkiye açısından kendini farklı bir zemine konuşlandırma anlamı da taşıyabilir.

Yeni bir ‘Bağdat Paktı’na (1955-1959) ihtiyaç yok bugün.

İtirazın aldığı biçim, uygulanması beklenen yaptırımlar, referandum kararını alan siyasi aktörlerden çok sınırın öte yanındaki insanlara yönelik olursa, bu, Türkiye’nin iç dengelerinde aşınmalar meydana getirebilir.

Yakın tarihinde hain bir darbe girişimi yaşamış Türkiye hassas bir dönemden geçerken bir de bu olayın muhatabı haline dönüştü.

Global sistemi hafife almak mı? Tavsiye etmem

Beni en fazla rahatsız eden, ‘global sistem’ açısından hedef bölge olduğu bilinen bir coğrafyada yer alan ülkemizin, yetkili ağızlardan zaman zaman ‘üst akıl’ şikâyetleri duyulduğu halde, günübirlik tedbirlerden öte bir çaba içerisine girmemesidir.

‘Üst akıl’ veya ‘global sistem’ kurumsal bir aklı temsil ediyor, onun olumsuz etkisinden uzak durabilmek için, onun gibi kapsamlı düşünmek ve öyle bir aklı devreye sokmak gerekiyor.

Attığınız her adım, hangi yöne doğru atılırsa atılsın, karşında yer alınan akıl tarafından öngörülmüş ise, öyle bir durumda ne yapabilirsiniz?

Hiç değilse ‘ortak akıl’ devrede olsa…

‘Global sistemi’ hafife alan kaybeder, bunu bilelim.

Bir son not:

Mehmet Akif, 20. yüzyılın başlarında, yeni bir dönemin sancılarının hissedildiği yıllarda, bir şiirinde şu tespiti paylaşmıştı:

“Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor / Evvelâ parçalamak sonra da yutmak diliyor.”

‘Global sistem’ deyimini, şiirdeki ‘medeniyet’ sözcüğünün karşılığı olarak kullanıyorum.

ΩΩΩΩ

12 YORUMLAR

  1. Bu üst akıl yada global sistem dediğiniz yapı şu an yeryüzünde var olan dünya düzeni, bohem korusunda yapılan ritüellerin ve oradan verilen emirlerin siyasete yansımasıdır.madem ki onlar doğrudan şeytandan emir alıp hareket ediyor ve stratejilerini bu şekilde oluşturuyor, biz de stratejimizi onların aksi istikamette olacak şekilde belirleyelim.sanki onlarla mücadele içindeymiş gibi görünüp onların her istediğini yapar bir pozisyondayız.bundan kurtulduğumuzda o üst akıl denen yapının boşa çıkıverdiğini kurgularının bir bir çöktüğünü göreceksiniz.Allah a raâm olalım yeter.bu şekilde savaş çıkacaksa çıksın öleceksek ölelim bitecekse bitsin ama ahirette yüzümüz ak pak olsun.boynumuzu bükmeyelim.meselelere Allah ne ister diye bakarsak inanın hiç yanılmayız.hep kazanan biz oluruz.dünya menfaatlerini öncelersek hep kaybeden olacağımız gibi.islam ümmeti neden hep kaybediyor sorusunun cevabı şeytanla güreş tutup her seferinde onu yenen ama en sonunda dünya malı için bu güreşi kaybeden müslümanın hikayesinde saklı.bi okuyun derim.Allah bize galibiyeti verecek amma biz bir müslüman olabilsek.Maide süresi 51. Ayeti kerimeyi okumanızı da tavsiye ederim.

  2. O akıl olsa yapılacak ilk iş yıpranmış devlet,bürokrasi,toplum ve partiyi onarmak olur. Evet devlet kurmak zor. Akıl devleti kurduğu gün yeniden ümitvar olacağız. Yeni Türkiye …Yeni Dünya

  3. Üst akıl tespitini en iyi yapacak kişilerden biri de siz olmalısınız. Bu oluşumun yansıması kuruluşların bazı toplantılarına katılan ender kişilerden biri de sizsiniz. Konuyu detaylandırmak belki daha yararlı olur.

    • Süleyman bey yorumunuzu okudum lakin makalede ima edilen mevzu biraz tarihsel yani bir köye muhtar bir araca sürücü bir gemiye kaptan bir uçak’ a pilot gibi dünya gezegenine idareci gerekiyor sıkıntı adil Adaletli, Evrensel İnsani değerlere saygılı olmamaları .

      Yoksa güç ve iradeyi ele geçiren insanlar veya devletler küçük devletlere kan kusturmuştur
      Örnek Cengizhan Timur yakın tarih de hitlet sıplar komunist rusya balans ve dengeleme olmadığı için bunlar olmuştur .

      Örnek Amerika ikinci dünya savaşına müdahale etmese bitmezdi Amerika Sırplara (Bosna savaşı) müdahale etmese bitmezdi Suriye’ye müdahale edilmediği için bitmiyor .
      Bu yazdıklarım Amerika’yı masun yapmaz tespit de bulunuyorum.

      Gönül ister ki Hazreti Ömer gibi , hatasıyla sevabıyla Osmanlı gibi adaletli olsalar .

      Her devirde dünya gezegenini idareden imparatorluklar olmuştur ülkeler olmuştur batıda Roma , Bizans Britanya Doğuda mısırlılar Persler Emeviler Abbasiler Selçuklular Osmanlılar. günümüzde malum önemli olan adil ve adaletli ve evrensel insani değerlere saygılı olmaları sorunun ana kaynağı bu .
      Makaleden anladığım bu bir Üst akıl olmalı ama Dinine Irkına Milliyetine küçüklüğüne büyüklüğüne bakmadan adil ve adaletli bir üst akıla ihtiyacı var sevgili dünyamızın

  4. Medeniyeti kendinden menkul (kendi yakıştırmaları) BATI (Ab ve ABD) uzun yılların SÖMÜRGEN Devletleridir. Bu uğurda, istediklerini ULUS Devlet, istediklerini de KIRKAMBAR Devleti şekline dönüştürüyor ve dönüştürmüşler. Biz bu sömürgen CANİlerin Hindistan’da HAYVAN bulamayınca İnSANLARI AV niyetine vurduklarını, tarihi kaynak ve canlı şahitlerden biliyoruz.

    Demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi lafları da kendilerine maske edinen, bu SOKAR SEZDİRMEZ Mahluklar. Vahşi ….
    Bunların Medeniyet dediği nihayetinde YARATILIŞın tabiatına aykırı SAPIKLIK, NANUSSUZLUK ve nihayetinde SINIR Tanımıyan HAYVANlık derekesindeki ÖZGÜRLÜKtur. Allah bunların varacağı yeri, “TİN” suresinde APAÇIK belli ediyor. Binnetice, bunlarda HAYVAN sevgisi !vardır, belki, amma MERHAMET yanlarına uğramamıştır.
    Sırf Kendi keyif ve safaları için Rusya ve Çini sürekli kötüleyip, duruyorlar. GLOBAL SİSTEMİN temsilcisi gösterdiğiniz 7’ler hep yıllanmış sömürgenlerdir. Rusya ve Çin olsa olsa , artık, bu 7’ler kadar VAHŞİdir, onların içinde de nice MEDENİLER var. GLOBAL DENGE Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan…. gibi DeVletlerle düzgün ilişkiler kurmakla sağlanabilir, görünüyor. Hükumet de bu ÇABAyı gösteriyor, doğrusunu da yapıyor, bu noktada. Aksi, takdirde küçükler dövüşür, BÜYUK ÖKÜZler parsayı toplamıya devam eder.
    Yoksa, Merhametsiz batıdan MEDET Ummak boşa emek olur. Biz talebe idik, AB’ye üye oluyoruz, dediler. AZ gittik, Uz gittik. Önümüzden, yıllar boyu SÜRÜLER geçti AB’ye girdi, hepsi Hristiyandı, bizi, Napolyon gibi, HALA, azap gibi, kapıda bekletiyorlar. Kendi deyimleri ile…. lanet olsun…. Dinimizden, ahlakımızdan, geleneğimizden …. olmak da cabası

  5. sayın yazar bu üst akıl fikrinize katılmakla beraber global akıl tezinizi de katılıyorum
    dünyada böyle oluşumları da destekliyorum .
    Bu Üst akıl işi insanın ve devletlerin doğasında ve fıtratında var fıtrat asla boşluk istemez sen doldulmassan başkası doldurur

    Türkiye olarak yani ak parti olarak yani rte olarak bu fıtratı kullandık Nerede yaptık derseniz Orta Doğuda yaptık .

    Elimize yüzümüze bulaştırdık bunun acısın çekeceğiz hiç kimse kusura bakmasın .

    Gelişmiş yedi ülke (G7) Ekonomik, Askeri ,kültürel , Sosyal Demokratik Ülkeler kendi düşünce yapılarına muhalefet eden yapıları ve ülkeleri ” terbiye ” etmek adına her şeyi yaparlar .

    İtirazım var bu yapılara karşı. bir- adalet den uzak . iki-insani değerden uzak . üç -Ahlaki değerlerden uzak

  6. Bu üst akıl söylemi neredeyse 20. yy’ın başından bu yana dile getirilen bir fenomen. Fehmi Koru’nun global sistem olarak adlandırması bugünler için daha uygun. Fakat şu gerçeğide göz ardı etmemek gerekmez mi? Sosyal dünya birbirleriyle tam olarak nasıl bir etkileşimde olduğu sahih olmayan binlerce parametreyi bünyesinde barındırıyor. Kaotik bir düzen. Bu düzene yapılacak dıştan müdahalelerin yani manipülasyonların olayları istenilen istikamette yönlendirmesi her zaman olası mı? Bir diğer merak ettiğim konu da, devamlı konuşulan bu ortak akıl hayaletinin enstrümanları, organları, planları neden bir türlü açık açık deşifre edilemediğidir. Wikileaksler, Snowden, Manning gibi derin gırtlaklar bir sürü bilgi ve belgeyi deşifre ettiler. Bunlar içerinde bu global düzenin düzenli orduları ya da gerillaları konusunda bir bilgi olduğunu şahsen ben duymadım. Dolayısıyla bu düzen işlerini pratikte nasıl görüyor ve binlerce değişkeni ve birbirleriyle kelebek etkisi mantığıyla etkileşimde olan bu değişkenleri nasıl kontrol ediyor. Bir çeşit Con Ahmet’in devir daim makinesi gibi çalışması gerekir ki harcadığı enerjiden ( para, silah, ihsan, yatırım vb.) daha büyük bir enerji elde etsin. Ayrıca sistemin bileşenlerinin son derece uyumlu ve sinerjik bir etkiyle çalışması gerekir. G-7 özelinde baktığımızda, üyelerin, karmaşık kurumsal yapıları olan, karar alma mekanizmalarında bir sürü filtre ve crosscheckler olan ülkelerden müteşekkil olduğunu görüyoruz. Oysa basit bir söylemdir, bir sistem ne kadar karmaşıksa sorun çıkarma olasılığı o kadar çoktur. Bu kadar handikapları olan bir “global sistem” nasıl oluyor da adım adım hedefine gidebiliyor? Bu sistemi dizayn eden ve devamlı güncelleyen birileri varsa gerçekten de genius seviyesinde adamlar olması gerek ama biliyoruz ki onları da emirleri altında tutan politikacılar var ve çoğu popülist ve makyavelisttir. Şimdi varsa bu adamlar politikacıları da mı kontrol ediyorlar? Bireysel bir kaç yönlendirme olabilir kasdettiğim tüm G-7’nin yönetim kadrosunun kontrol altında tutulması. Biraz 007 filmlerinin senaryosuna benzemeye başladı. Uzun lafın kısası bu global sistem pratikte nasıl işlerini görüyor da dünyayı kumanda ediyor?

  7. Çok akılların birleşmesi elbette ki bir akıl ne kadar yüksek olursa olsun ondan üstün olmasına sebeptir. . İnsanı,aklı ve bütün kainatı yaratanın ilmi iradesi ve takdiri her şeyin üstünde olduğunu görüyoruz. ABD halkının silahlanmasını savunan yeni başkanın tezini milyarder 65 yaşında ki bir adam yaptığı katliamla yerle bir ediyor.40 senelik icraatını yaptığı bir gecede yanlışla sarıklı adam yüzde seksen insanların kendine küfretmesine sebep oluyor.

  8. İstanbul’da Raina katliamı yaşandığında,
    Türkiye’de can güvenliği yok propagandası
    yapmaya başlayanlar çıkmıştı.Olayın meydana gelmesi de hükümetin yeterli
    tedbir almaması ile açıklanmaya çalışılmıştı.

    Burada yaptığım yorumda bu tür olayların dünyanın her tarafında meydana gelebileceğini yazmıştım.Bir terörist kendi
    canını ortaya koymuşsa bu tür katliamları
    her yerde yapabilir demiştim.Nitekim o tarihten sonra çeşitli ülkelerde benzer olaylar meydana geldi.En son da ABD’de yaşandı.
    Demek ki her şeyin tedbiri alınamıyor.Kötü
    niyetli insanlar kötülük yapmanın bir yolunu
    buluyorlar;dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here