Yeni bir dönem.. Sahiden mi? O halde benim iki önerim olacak..

11
CB Erdoğan Brüksel gezisini izleyen gazetecilerle..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Çin’de başlayan, Washington’da devam eden, Brüksel’de çok yönlü temaslarla geçen gezileri sona erdi.

Brüksel gezisi de herkesi memnun etmiş görünüyor.

Kopma noktasına geldiği izlenimi alınan Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkisinin sona ermediği, devam edeceği anlaşıldığı için bu mutluluk.

Batı da Türkiye’den vazgeçmek niyetinde değil, Türkiye için de şimdilik Batı dışında elle tutulur bir alternatif görünmüyor.

Ticaretimizin neredeyse yarısı Avrupa ülkeleriyle ve bizim petrolümüz ve doğalgazımız yok; ürettiğini satarak yaşayan bir ülkeyiz.

Eleştiriler ve ‘yeni dönem’ temennisi

Ancak, Brüksel’de yapılan NATO toplantısı sırasında ve AB yetkilileriyle yapılan ikili görüşmelerde, bazen nezaket çerçevesini de zorlayan bazı eleştirilerin gündeme getirildiği anlaşılıyor. 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında alınan OHAL kararı ile uygulamaya konulan hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı tasarruflar eleştiri konusu.

Medyaya yönelik gözaltılar ve tutuklamalar.. geniş çaplı tasfiyeler..

ABD Başkanı Donald Trump, Brüksel’de de, ‘FETÖ’cü papaz’ konusunu yeniden açmış.. AB’nin her düzeydeki temsilcileri de gazeteciler ve yazarlarla başlayıp akademisyenlere kadar uzanan geniş çaplı gözaltı, tutuklama ve görevden uzaklaştırmaları gündeme taşımış… Almanya Başbakanı Angela Merkel’in özellikle üzerinde durduğu konu da Türk asıllı bir Alman gazetecinin tutukluluk durumu…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Brüksel’den dönerken, gezisini ve temaslarını izleyen gazetecilerle, görüştüğü AB yetkililerinden (AB Konseyi başkanı Donald Tusk ile AB Komisyonu başkanı Jean-Claude Juncker’den) duyduğu “Artık yeni bir dönem başlatalım” temennisi paylaşmış…

‘Yeni bir dönem’ gerekli gerçekten; hem de sadece Batı ile ilişkilerin yeniden sağlamlaşması açısından değil, ülke içerisinde de normalleşme ve bununla irtibatlı olarak ekonomik dengelerin sağlıklı bir zemine oturması bakımından da gerekli bu.

Hatta elzem.

Ülkemiz 45 gün önce bir referandumla devlet sisteminde köklü bir değişikliğe doğru adım attı. Dağınık yetkiler iki yıl içerisinde yaşanacak değişikliklerle Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır hale gelecek.

OHAL olağan halle değiştirilmeli

Devleti yönetenlerin artık kendilerinden daha emin hale gelmelerini ve buna uygun davranışlar sergilemelerini beklemek hakkımız.

OHAL’in kaldırılmasıyla işe başlanabilir.

Savaş gibi, doğal âfetler gibi, büyük çaplı terör olayları gibi sıradışı şartları ülkeye dayatan dönemlerden geçilirken başvurulması uygun görülmüş anayasal tedbirleri içerir ismi üstünde Olağanüstü Hal (OHAL)…

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde başıbozuk askerlerin giriştiği darbe elbette OHAL’i hak ediyordu; ancak sadece 1,5 ay olarak hedeflenerek 3 aylığına alınmış OHAL kararının iki kez yenilenmesi ve “Ülke huzura kavuşana kadar” tarzı müphem ifadelerle süreklilik kazanacağının anlaşılması onu farklı bir boyuta taşımış bulunuyor.

Bir ülke sürekli olağanüstü bir halde olduğunu kendisi kabul ederse bunun getireceği sıkıntılara da katlanmak zorunda kalır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurtdışı temaslarında karşılaştığı eleştirilerin altında yatan da budur.

Şu anda yapılanlar OHAL’li bir ortamda değil de anayasa ve yasaların tam anlamıyla uygulandığı doğal ve olağan bir ortamda yapılıyor olsa.. hem daha az eleştiri alır.. hem de gelebilecek eleştirileri göğüslemek kolay olur…

Anayasa ve yasalara uygun davranılan bir ülkeye.. onun devlet mekanizmasına.. ve yargısına.. kimse söz söyleyemez.

OHAL’den en kısa zamanda vazgeçilmesi bunun için önemli.

Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı konuşmalı

Bir diğer konu da ‘darbe gecesi’ ile ilgili soru işaretlerinin ortadan kaldırılması gereğidir.

Dün TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporunu açıkladı.

Eşzamanlı olarak Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) da darbe öncesi, sırası ve sonrasına dair bulguları yansıtan bir raporu, üzerinde ‘Gizli’ damgası bulunmasına rağmen, kamuoyuyla paylaşıldı.

Darbede görev aldığı düşünülen rütbeli kişilerin ‘şüpheli’ olduğu bir dava da başladı ve kamuya açık şekilde devam ediyor.

Bunların hepsi olumlu gelişmeler.

Ancak yine de o geceyle ilgili kafa karıştırıcı birkaç nokta hâlâ var ve  kafası karışıklar tarafından gündemde de tutuluyor.

Kalkışmanın ‘FETÖ’ ile irtibatlı olduğu genel bir kanaat… 250 kişinin canına kasteden, şehitler verilmesine yol açan sergerdelerden yargının hesap sormasına kimsenin karşı çıkması mümkün değil.

Öyleyse o birkaç noktayı da açıklığa kavuşturmakta ve kafa karışıklığını gidermekte yarar var.

Genelkurmay’ın bir yazarın (Hürriyet’ten Mehmet Yılmaz’ın) üzerinde durduğu bir soruya bir yetkilisi aracılığıyla açıklama getirmesi olumlu bir adımdı; onu başka adımlarla devam ettirmek gerek.

‘Yeni bir dönem’ başlatılacaksa.. benim önerim.. bu iki konuyla işe başlanmasıdır.

Konuyu yakından izleyen birkaç gazeteci ile Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı karşı karşıya gelebilir ve o geceyle ilgili bilinmeyenlerin perdesi aralanabilir.

Ne de güzel olur bu yapılırsa…

ΩΩΩΩ

11 YORUMLAR

  1. İnsanlığına,samimiyetine tanık olup güvendiğim bir meslektaşımın teklifi ve muhalif tutumum nedeni ile üye olduğum sendikadan dolayı eylül ayında ihraç edildim.
    Sünni İslam anlayışında mahkeme edilmeden
    hüküm vermenin Emevi hanedanlığında kaldığını zannediyordum.Şimdi adaleti Avrupa Hristiyan dünyasında aramak zorunda. birakiliyorum.Anladim ki bizde sadece İslam’ın adı kalmış.

  2. Yazınızda belirtipiniz üzere OHAL kalkmalı. Darbe girişiminden sonra suçlu masum bir birinden ayrıştırmalı. Demokrasiye gölge düşürmeden hakim,savcı ve komisyonlar işini yapmalı. Devlet halkına zulmetmediği gibi bilakis onları anne şevkati baba merhameti gibi korumalı kollamalı. Bir memur açlığa alınıyor gerekçe fetö terör örgütüne üye şüpesi şüphe ile devlet evladını madur etmez. Bir yakınım fetöcü müdürleri tarafından defalarca zulme uğramış kalp kırizi geçirmiş ve kalbine 4 tane sitent takılmış sorgusuz sualsiz şüphe nedeniyle açığa alınmış. Böyle babalık olmaz baba evladını sokağa bırakmaz. Lütfen Demkrasi çerçevesinde bu işi çözelim.

  3. “Rabbimizin, TAKVAYA ermeği hedef gösterdiği Mübarek Ramazanı şerif orucu inşallah bizler onu tutarken ,o da bizleri tutarak,kötülüklerden alıkoyar.
    Bu ülkede oruç tutmak da zorlaştı,meteorolojik değil, siyasi hava yüzünden.. İki bürokrat, biri asker,biri sivil; resmi kurumlarca ifadeye çağrılır, gitmezler, açıklamadıları devlet sırrı i,se işte o “komisyon”da açıklanır, değilse, fehmi Koru”un dediği gibi, kamu oyu önünde tarafsız bir TV (var mı ki!) kanalında gazetecilerin sorularını cevaplandırarak, şaibeden kurtulur,bizleri de acaba? cenderesinden kurtarırlar.
    Bunlardan çok daha önemlisi, Cezaevlerinde yargısız infaz mahkumu olarak çile çeken onbinlerce insanın ve ailelerinin adaletin tecellisi şansına kavuşmasıdır.Eskimeyen,tekrarlandıkça yenilenen söz:”Şuyuu, vukuundan beter!” açmazı yaşanıyor, Bunun sükut orucu çok zor. PATLIYORUUZ, İMDAAAT!..

  4. Fehmi koruya bir sorum var..Fetö den kastı nedir…Bu tanimlamaya gore fethullah Gülen veya takipcileri terorist midir…yıllardır takip ettigim fehmi beyin samimiyetle cevap vermesini istiyorum…zira aciklamalari benim dusunce dunyami herzaman etkilemistir…not Ahmet taha koru nun degil fehmi korunun dusuncesini ogrenmek istiyorum…

  5. taha bey, sitenizle ilgili sorunlar yaşıyorsunuz sanıyorum, dün dünkü yazı ve yorumlar görülmüyordu. bugün de şimdiye kadar sitenizde hiç görülmeyen müstehcen reklamlar boy gösterdi, geçmiş sayfalarda da bunlar çıkıyor, görüntü ilave edilemediğinden ekleyemiyorum. bunların üzerindeki çarpıyı tıklıyorum, uygunsuz olduğunu belirtiyorum, google bir daha göstermeyeceğiz diyor ama tekrar çıkıyor. sizin googlela bir anlaşma çerçeveniz yok mu, istedikleri her reklamı koyma hakları var mı, bir şey yapamıyormusunuz? lütfen engelleyin, hiç hoş olmuyor, hele ramazanda gerçekten iğrenç ve büyük bir saygısızlık! sizden bu yazıyı yayınlamanızı ve bilgilendirme yapmanızı bekliyorum. iyi çalışmalar, hayırlı ramazanlar…

    • Değerli okuyucu,

      Google’ın hangi reklamları gösterdiğini bilmiyor, hangilerini yayınlayacağını seçemiyoruz. Yalnızca kategorik olarak yasaklar koyabiliyoruz ki müstehcen, kumar gibi kategoriler websitemizde yasaklıdır.

      Sizi rahatsız eden bir reklamla karşı karşıya kaldığınız için üzgünüm. Dediğiniz gibi çarpıya basıp reklamı kendi browserınızda yasaklı hale getirebiliyorsunuz. Google da karşınıza o reklamı bir daha çıkarmıyor.

      Saygılarımla

  6. selamunaleykum, müslümanlara ramazanda hayırlı oruç ve akabinde selamet dilerim.
    bugün 27 mayıs, koca 57 yıl geçti, gerek etkisi, gerek acısı, gerek mirası hiç bitmedi, sönmedi. bu hain darbeyi kurgulatanlar, yaptırtanlar ve yapanlar sorgulanmadı, yargılanmadı maalesef ve bugünlere kadar gelindi. aslında bu bile ülkemizde gerçekte hangi zihniyetin hakim olduğunu ve milletimizin durumunu gözler önüne seriyor. başta menderes olmak üzere darbe zamanı ve sonrasında idam edilenleri ve öldürülenleri rahmetle anıyorum.
    15 temmuz hain ve rezil darbe teşebbüsü Allah’a çok şükür engellendi, ancak koyu bir karartma var ve bunun tıpkı 27 mayıs gibi uzun yıllar devam edeceği görülüyor. ancak işin şu cephesi de hiç sorgulanmadı; 27 mayısa yol açan menderes ve ekibinin tutum ve davranışları neydi, neden o kadar oy almış olmalarına karşı millet arkalarında durmadı, gerek ordu ve gerek polis içinde az sayıda karşı duruş olmasına karşın menderes neden ordu ve polise hakim olamadı …? evet menderes dönemi özellikle 27 mayısçılar tarafından etraflıca ortaya konulup eleştirildi ama bu onların bakış açısıyla oldu. karşı taraftan esaslı analizler ve eleştiriler hemen hiç gelmedi. şimdi de tarih tekerrür ediyor ve bir taraf yerin dibine batırılırken olayların bu noktaya gelmesine sebep olanların tutum ve davranışları toplumun geneli açısından hiç sorgulanmıyor, sorgulamalar tasviye ve cezalandırmalarla sonuçlanıyor. bunları yapanlar aslında kendi ayaklarına sıktıklarının farkındalar mı? tarih tekerrürden ibaret, hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?
    bugün ösym sınavları vardı (kpss vs.). ve bugün ramazanın ilk günü. 15 yıllık milli ve muhafazakar, müslümanlığı kimseye bırakmayan, her konuda islami referanslara dayanan partinin iktidarının ramazanı! aynen yukarıda yazdığım gibi ne sorgulama var ne şikayet ne yakınma!? halimiz ne olacak, nereye gidiyoruz, ne yaptığımızı nasıl yaşadığımız biliyormuyuz?

  7. 15 Temmuz yarım asırlık bir hazırlığın uygulamasıdır. Rothschild ailesinin planlaması ile olmuştur. Gülen Cemaati İslami hizmet verirken Sermaye ışık evlerinde, yurtlarında, okullarında, Erdoğan düşmanlığı yapılmış, Zaman Gazetesi ve televizyonlar, ahlaksızca terbiyesizce saldırmışlardır. Bu saldırıları Sermaye’nin ajanları yapmıştır. Bunlar saldırıyor diye yine Sermaye’nin ajanları AK Parti’ye hukuk dışı uygulamalar yaptırmış, kişilere ceza vereceğine müesseseleri kapatmıştır.
    Erbakan’a karşı organize ettiği Cemaat ve AK Parti’nin görevi bittiği için onları tasfiyeye karar vermiş ve askeri darbe ile ülkeyi karıştırıp Türkiye devletini çökertmeyi istemiştir. Gülenci subaylar, Sermaye’ye ihanet etmiş ve Türk Ordusu’nun savaşı zaferle sonuçlanmıştır. Sermaye faturayı Gülen Cemaati ve ABD’ye kesmiştir. Türkiye de buna katılmış ve asıl fail ile görüşmelere başlamıştır.
    Faizli işçilik düzeni sona ermiş, kredileşmeli ortaklık düzeni gelmeye başlamıştır. Yeni uygarlığın doğum sancılarını yaşayan dünya çetin mücadeleler içindedir. Sonu ne olacaktır? Avrupa Birliği dağılmayacaktır. Sermaye galip gelmeyecektir. Büyük dinler uzlaşacak (Hıristiyanlık, İslam, Budizm ve Hinduizm dinleri) ve insanlığa Kuran düzeni gelecektir.
    Türk Ordusu’nun bir taktiği vardır. Tüm savaşlarda bunu kullanır, savaş başladığı zaman geri çekilir, yenilir durumuna geçer. Düşman zafer kazandığını zanneder. Bu arada zafer kazanan düşman ordusu içinde ihtilaf başlar herkes aslan payı ister. Düşman ordusu bölünür cephe değiştirir ve Türk Ordusu saldırıya geçer ve zafer elde eder.
    Bugün Türkiye ‘Evetler’le, OHAL ile yenilmiş görülüyor. Türk düşmanları Türkiye mirasını paylaşamıyorlar. Bizimle ittifak ayrımına girmişlerdir. Artık müttefiklerle saldırı zamanı gelmiştir. Bugün ilk saldırı silah saldırısı değil hukuk saldırısıdır. Adil Düzen’dir. Şeriat düzenidir, Kuran düzenidir. Bakalım kim bunu kavrayacak? Biz hazırlanmalıyız. Beklemeliyiz.

  8. Sayin Koru cok onemli iki konuyu gundeme getirmis. Bu kadar zamandan sonra OHAL’e gercekten hala gerek var mi? Zaten hukumet, meclis, kamuoyu ayni dogrultuda. OHAL sadece ulke imajini karaliyor. Ayrica alakasiz gazetecilerin, Kadir Gursel en buyuk ornegi, tutukluluk durumuna son verilmeli. Resmen akil tutulmasi bu gibi seyler.

    AB ile makul bir yola girilmesi cok iyi. Zaten baska alternatif yok.

    MIT Mustesari ve Genelkurmay Baskani’nin konusmasi da sart. Hatta mecliste ABD’de oldugu gibi bayagi bir “sorguya cekilmeliler”. Ayrica darbenin tum unsurlari goz onune cikartilmali. Hukumetin bilip de aciklamadigi cok sey oldugunu dusunuyorum. Ilk baslarda bunlarin bir kisminin saklanmasi mantikli olabilirdi, hem tum sorumlularin yakalanmasi hem de ic barisin zarar gormemesi acisindan, ama artik cogu icin zamani geldi bence. Mesela bir iki ay once Rasim Ozan Kutahyali hafifce belirtmisti, hukumet lk basta sadece Gulencileri darbenin tek unsuru olarak ortaya cikardi ki kavga dovus olmasin diye. “Bati taraftari” kanat da tasfiye oldu ama kamuoyuna aciklanmiyor bence.

  9. Hocam OHAL tabiki zorunluluk dışında kimsenin hoşlanacaği bir şey değil. Ancak , Fransa’da terör saldırısı oldu olalı 1 yılı aşkındır OHAl devam ediyor . Bunun Fransa’ya zarar vermesinden sizin gibi kimse bahsetmiyor. Bu ülkede bir darbe girişimi oldu . Çok sayıda terör örgütü hala ülkemize saldırtılıyor. OHAL olmadan bu işler nasıl halledilecek ? Ülke u saldırılar altında bölünürse bunun vebalini kim verecek ? İşin bu taraflarına da açıklık getirmek sizce gerekmez mi ?

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here